RESMİ METİN

**III

  • Basın, yayın, iletişim ve bilişim kuruluşlarının sorumluluğu**

Madde 58 - (1) Haksız rekabet, her türlü basın, yayın, iletişim ve bilişim işletmeleriyle, ileride gerçekleşecek teknik gelişmeler sonucunda faaliyete geçecek kuruluşlar aracılığıyla işlenmişse, 56 ncı maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yazılı davalar, ancak, basında yayımlanan şeyin, programın; e kranda, bilişim aracında veya benzeri ortamlarda görüntülenenin; ses olarak yayımlananın veya herhangi bir şekilde iletilenin sahipleri ile ilan veren kişiler aleyhine açılabilir; ancak; a) Yazılı basında yayımlanan şey, program, içerik, görüntü, ses veya ileti, bunların sahiplerinin veya ilan verenin haberi olmaksızın ya da onayına aykırı olarak yayımlanmışsa, b) Yazılı basında yayımlanan şeyin, programın, görüntünün, ses veya iletinin sahibinin veya ilan verenin kim olduğunun bildirilmesinden kaçınılırsa , c) Başka sebepler dolayısıyla yazılı basında yayımlanan şeyin, programın, görüntünün, sesin, iletinin sahibinin veya ilan verenin meydana çıkarılması veya bunlara karşı bir Türk mahkemesinde dava açılması mümkün olmazsa, yukarıda anılan davalar, yazı iş leri müdürü, genel yayın yönetmeni, program yapımcısı, görüntüyü, sesi, iletiyi, yayın, iletişim ve bilişim aracına koyan veya koyduran kişi ve ilan servisi şefi; bunlar gösterilemiyorsa, işletme veya kuruluş sahibi aleyhine açılabilir. (2) Birinci fıkrada öngörülen hâller dışında, aynı fıkrada sayılan kişilerden birinin kusuru hâlinde sıraya bakılmaksızın dava açılabilir. (3) 56 ncı maddenin birinci fıkrasının (d) ve (e) bentlerinde yazılı davalarda Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır. (4) Haksız rek abet fiilinin iletimini başlatmamış, iletimin alıcısını veya fiili oluşturan içeriği seçmemiş veya fiili gerçekleştirecek şekilde değiştirmemişse, bu maddenin birinci fıkrasındaki davalar hizmet sağlayıcısı aleyhine açılamaz; tedbir kararı verilemez. Mahke me haksız rekabet eyleminin olumsuz sonuçlarının kapsamlı veya vereceği zararın büyük olacağı durumlarda ilgili hizmet sağlayıcısını da dinleyerek, haksız rekabet fiilinin sona erdirilmesini veya önlenmesine ilişkin tedbir kararını hizmet sağlayıcı aleyhin e de verebilir veya içeriğin geçici olarak kaldırılması dâhil somut olaya uyan uygulanabilir başka tedbirler alabilir.


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 58. maddesi, haksız rekabet hukukunun en kritik ve güncel sorun alanlarından birini teşkil eden kitle iletişim araçları ve bilişim sistemleri vasıtasıyla işlenen haksız rekabet eylemlerinde sorumluluk rejimini düzenlemektedir [1]. Geleneksel haksız rekabet eylemleri genellikle iki rakip veya kısıtlı bir pazar çevresinde gerçekleşirken; basın, yayın, radyo, televizyon ve bilhassa internet (bilişim) aracılığıyla gerçekleştirilen haksız rekabet eylemleri saniyeler içinde milyonlarca kişiye ulaşabilmekte ve telafisi imkânsız zararlar doğurabilmektedir [2].

Kanun koyucu, bu muazzam etki gücünü dikkate alarak kitle iletişim ve bilişim araçları üzerinden yapılan haksız rekabet fiillerine özgü, genel haksız fiil sorumluluğundan (TBK m. 49 vd.) ve genel haksız rekabet sorumluluğundan (TTK m. 56) ayrılan "kademeli (sıralı) sorumluluk" sistemini ihdas etmiştir [3]. Maddenin temel felsefesi, ifade ve basın özgürlüğü (Anayasa m. 26, 28) ile ticari itibarın ve dürüst rekabet ortamının (Anayasa m. 48) korunması arasındaki hassas dengeyi kurmaktır [4], [5].

TTK m. 58, kitle iletişim araçlarının doğası gereği, bir içeriğin üreticisi (yazar, ilan veren vb.) ile bu içeriği teknik olarak kitlelere ulaştıran aracılar (gazete sahibi, internet servis sağlayıcısı vb.) arasındaki sorumluluğu net bir şekilde ayırmıştır. Maddenin dördüncü fıkrası ise, Avrupa Birliği Elektronik Ticaret Direktifi (2000/31/EC) ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun ile uyumlu olarak "hizmet sağlayıcıların (aracıların) bağışıklığı" (safe harbor) ilkesini ticaret hukukuna entegre etmiştir [6], [7].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Basın, Yayın, İletişim ve Bilişim İşletmeleri

Maddenin lafzında yer alan kitle iletişim araçları, teknolojik gelişmelere (ileride gerçekleşecek teknik gelişmeler sonucunda faaliyete geçecek kuruluşlar) açık bir biçimde kaleme alınmıştır [1]. Bu kapsamda salt geleneksel yazılı basın (gazete, dergi) ve görsel-işitsel medya (televizyon, radyo) değil; internet haber siteleri, sosyal medya platformları, arama motorları ve bulut bilişim hizmetleri de bu maddenin uygulama alanına girmektedir [8].

2.2. Kademeli Sorumluluk Sistemi (m. 58/1)

Kademeli sorumluluk sistemi, basında veya internette yer alan haksız rekabet teşkil eden (örneğin kötüleyici, yanıltıcı) bir içerik sebebiyle açılacak tespit, men (önleme) ve ref (ortadan kaldırma) davalarının kime karşı yöneltileceğini belirler [1], [9]. Kural olarak husumet, içeriğin asıl sahibine veya ilan verene yöneltilmelidir. Ancak kanun, mağdurun asıl faile ulaşamadığı durumlarda hukuki korumasız kalmaması adına üç istisnai hâlde (a, b ve c bentleri) sorumluluğun kitle iletişim aracının ilgililerine (yazı işleri müdürü, yayın yönetmeni, yapımcı, içeriği bilişim aracına koyan veya nihayetinde işletme sahibi) geçeceğini öngörmüştür:

  • a bendi: İçeriğin, eser sahibinin haberi veya onayı dışında yayımlanması.
  • b bendi: Yayıncı kuruluşun, yazarın veya ilan verenin kimliğini açıklamaktan kaçınması.
  • c bendi: Asıl failin kimliğinin tespit edilememesi veya Türk mahkemelerinde ona karşı dava açılmasının fiilen/hukuken imkânsız olması (örneğin failin yurt dışında meçhul bir adreste bulunması) [9], [10].
2.3. Kusur Hâlinde Sıraya Bakılmaksızın Dava Açılabilmesi (m. 58/2)

Kanun koyucu, kademeli sorumluluk sistemine önemli bir istisna getirmiştir. Şayet kademede ikincil veya üçüncül sırada yer alan yayıncı, yazı işleri müdürü veya bilişim aracına içeriği koyan kişinin, haksız rekabet eyleminin gerçekleştirilmesinde doğrudan bir "kusuru" varsa, mağdur kademeyi (sırayı) beklemek zorunda kalmaksızın doğrudan bu kişilere karşı dava açabilir [11]. Bu durum, medyanın salt pasif bir aracı olmadığı, haksız rekabete bizzat iştirak ettiği senaryolar için öngörülmüştür.

2.4. Hizmet Sağlayıcısının Sorumsuzluğu (m. 58/4)

Yeni TTK'nın getirdiği en büyük yeniliklerden biri m. 58/4 hükmüdür. "Erişim sağlayıcı" veya "yer sağlayıcı" konumundaki bilişim hizmet sağlayıcıları;

  1. İletimi bizzat başlatmamışsa,
  2. İletimin alıcısını veya içeriğini seçmemişse,
  3. İçeriği değiştirmemişse, prensip olarak haksız rekabet davalarına taraf yapılamaz ve tazminatla yükümlü tutulamaz [6], [11], [12]. Bu kural, internetin işleyişine olanak sağlayan teknik aracıların (ISP'ler, hosting firmaları) hukuki güvenliklerini temin eder. Ancak mahkemeye, mağduriyetin büyüklüğünü dikkate alarak, hizmet sağlayıcısını dinlemek suretiyle "içeriğin geçici olarak kaldırılması" dâhil tedbir kararı verebilme yetkisi de açıkça tanınmıştır [7], [12].

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 56 ve 57: TTK m. 58, haksız rekabet hâlinde açılabilecek davaları düzenleyen m. 56 ile organik bir bağ içindedir. TTK m. 58, m. 56'daki tespit, men ve ref davalarının (a, b, c bentleri) kimlere karşı açılabileceğini özel olarak sınırlar [13], [14].
  • Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 49 vd.: Basın ve bilişim kuruluşları aleyhine açılacak maddi ve manevi tazminat davalarında (TTK m. 56/1-d, e), kademeli sorumluluk sistemi işlemez. TTK m. 58/3 hükmü açıkça TBK'nın haksız fiil hükümlerine atıf yapmaktadır [11]. Dolayısıyla, bir gazeteden veya internet sitesinden haksız rekabet sebebiyle tazminat istenebilmesi için TBK m. 49 bağlamında hukuka aykırılık, kusur, zarar ve illiyet bağı unsurlarının kümülatif olarak ispatlanması şarttır.
  • 5651 Sayılı Kanun: İnternet aktörlerinin (içerik, yer, erişim sağlayıcı) sorumluluk rejimini düzenleyen bu Kanun, TTK m. 58/4'ün uygulama sahasını belirler. TTK m. 58/4'te yer alan bağışıklık şartları, 5651 sayılı Kanun ve AB 2000/31/EC Direktifindeki "mere conduit" (salt iletim) ve "hosting" (yer sağlama) istisnaları ile birebir eşgüdüm içindedir [6].
  • Anayasa m. 26 ve 28: Maddenin uygulanması doğrudan basın ve ifade özgürlüğüne temas ettiğinden, kötüleme (TTK m. 55/1-a) iddialarında Anayasa'nın bu maddeleri mahkemelerce göz önünde bulundurulmalıdır [4].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay içtihatlarında, TTK m. 58'in uygulaması genellikle basın özgürlüğü ile ticari işletmelerin şöhret ve itibarının korunması (kötüleme/haksız rekabet) arasındaki çatışmalarda ortaya çıkmaktadır.

Yerleşik Yargıtay kararlarına göre, basının bir ticari işletme hakkında haber yapması haksız rekabet oluşturmaz; ancak bunun için haberin "gerçeklik, güncellik, kamu yararı ve özle biçim arasındaki denge" şartlarını taşıması gerekir [15], [16].

Örneğin, Yargıtay 11. HD. 08.12.2011 T., 2009/14503 E., 2011/16646 K. sayılı kararında; uluslararası bir derecelendirme kuruluşunun (Morgan Stanley) bir holding hakkındaki olumsuz raporunun ulusal bir gazetede manşet yapılması haksız rekabet sayılmamıştır. Yargıtay, haberin maddi gerçeğe dayandığı, kamuoyunu (yatırımcıları) ilgilendirdiği ve basın özgürlüğü sınırları içinde kaldığı gerekçesiyle davanın reddini onamıştır [17], [18].

Buna karşın, Yargıtay 11. HD. 18.10.2011 T., 2009/10943 E., 2011/14108 K. sayılı kararında; bir gazetenin sürekli ve sistematik biçimde rakip dijital yayın platformu aleyhinde "Kandırıyor", "Soygun" gibi ifadelerle yayın yapması ve aynı sayfalarda kendi bağlı bulunduğu platformu övmesi, habercilik sınırlarının aşıldığı, basın gücünün ticari rakibi bertaraf etmek için "kötüleme" kastıyla kullanıldığı gerekçesiyle haksız rekabet (TTK m. 55/1-a ve m. 58) olarak kabul edilmiştir [18], [19].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Kademeli Sorumluluğun İşletilmesi): Tirajı yüksek ulusal bir gazetede, kimliği belirsiz "Bir Grup Tüketici" imzasıyla, A Bilişim A.Ş.'nin ürettiği yazılımların kullanıcı verilerini çaldığına dair ağır ithamlar içeren tam sayfa bir ilan yayımlanmıştır. A Bilişim A.Ş., ilanın durdurulması ve tekzibi için gazeteye başvurmuş ancak gazete yönetimi, ticari sır ve basın gizliliği gerekçesiyle ilan verenin kimliğini açıklamayı reddetmiştir. Hukuki analiz: Somut olayda TTK m. 58/1-b bendi devreye girer. İlan verenin kimliğinin bildirilmesinden kaçınıldığı için, A Bilişim A.Ş. haksız rekabetin tespiti, men'i ve ref'i davalarını doğrudan gazetenin yazı işleri müdürü veya ilan servisi şefi aleyhine, bunlar gösterilemiyorsa işletme (gazete) sahibi tüzel kişi aleyhine ikame edebilir. Tazminat istenmesi durumunda ise m. 58/3 delaletiyle TBK hükümleri uyarınca gazetenin kusurunun (örneğin bariz bir karalama kampanyasına aracılık etme) ispatı gerekecektir.

Olay 2 (Hizmet Sağlayıcı Bağışıklığı): B Platformu, kullanıcıların çeşitli ticari işletmeler hakkında yorum yapabildiği bir şikâyet/forum sitesidir (yer sağlayıcı). Bir kullanıcı (içerik sağlayıcı), C Otomotiv şirketi hakkında "Araçları tamamen üretim hatalı, motorları yolda patlıyor, sakın almayın" şeklinde sahte isimle bir başlık açmıştır. C Otomotiv, doğrudan B Platformuna karşı haksız rekabet sebebiyle yüklü bir maddi tazminat davası açmıştır. Hukuki analiz: TTK m. 58/4 uyarınca B Platformu bir "hizmet sağlayıcıdır". Şikâyet içeriğini platform yöneticileri üretmemiş, hedef kitleyi onlar seçmemiş ve metni değiştirmemişlerdir. Bu nedenle, B Platformu aleyhine doğrudan maddi/manevi tazminat davası açılamaz. Ancak C Otomotiv, mahkemeden haksız rekabet eyleminin vereceği zararın büyüklüğü (işletmenin itibarının internette hızla yok olması) gerekçesiyle, B Platformu dinlenmek suretiyle "içeriğin geçici olarak kaldırılması" yönünde bir ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep edebilir.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: İçeriğin asıl sahibine ulaşılamadığı için kademeli sorumluluk gereği medya kuruluşu yetkililerine dava açan davacı taraf, öncelikle asıl failin kimliğinin gizlendiğini, tespit edilemediğini veya onay dışı yayın yapıldığını (TTK m. 58/1 a, b, c) ispatla mükelleftir.
  • Zamanaşımı / Süreler: TTK m. 60 gereği, haksız rekabet davaları, davaya hakkı olan tarafın bu hakların doğumunu öğrendiği günden itibaren bir yıl ve her hâlde bunların doğumundan itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar [20]. Şayet eylem (örn. TCK uyarınca iftira, haksız rekabet suçu) ceza kanunlarında daha uzun bir dava zamanaşımına tabi ise, hukuk davasında da bu uzamış ceza zamanaşımı uygulanır [20], [21].
  • Görevli/yetkili mahkeme: Uyuşmazlık mutlak ticari dava niteliğinde olduğundan görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemeleridir [22]. Yetkili mahkeme, genel yetki kurallarına ilaveten haksız fiilin işlendiği (veya zararın meydana geldiği) yer mahkemesidir.
  • Yaygın uygulama hataları:
    1. Basılı bir mecrada yazarın adı/soyadı açıkça belli olmasına rağmen, kademeli sorumluluk kuralını atlayarak doğrudan gazete tüzel kişiliğine salt haksız rekabetin men'i için dava açılması.
    2. İnternet servis/yer sağlayıcılarına, içeriğe teknik müdahaleleri (editoryal denetimleri) olmadığı hâlde TTK m. 56 bağlamında doğrudan tazminat talepli dava yöneltilmesi (m. 58/4 ihlali).

7. Eleştirel Değerlendirme

Doktrinde (Poroy/Yasaman, Arkan, Bahtiyar, Tekinalp) TTK m. 58 kaleme alınırken sergilenen yaklaşım ağırlıklı olarak olumlu bulunmakla beraber çeşitli eleştirilere de tabi tutulmuştur. En belirgin eleştiri, kademeli sorumluluk sistemindeki (yazı işleri müdürü, ilan şefi gibi) kavramların büyük ölçüde geleneksel yazılı basına uygun terimler olmasıdır. Bilişim ve internet hukuku (Web 2.0/3.0, merkeziyetsiz yapılar, otomatik yazılımlar tarafından otomatik oluşturulan akışlar) çok daha karmaşık olup, bu eski usul hiyerarşik unvanların modern dijital platformlara uyarlanması uygulamada belirsizliklere yol açmaktadır [3].

Bununla birlikte, yasa koyucunun 58. maddenin 4. fıkrasına AB Direktifi ile uyumlu bir "hizmet sağlayıcı bağışıklığı" eklemesi isabetli bulunmuştur [6], [7]. Aksi takdirde, her hukuka aykırı kullanıcı içeriği (User Generated Content) sebebiyle altyapı/sunucu sağlayıcılarının haksız rekabet tazminatlarıyla karşı karşıya kalması, dijital ekonominin ve bilişim özgürlüğünün çökmesine neden olurdu. Uygulamada zaman zaman 5651 sayılı Kanun'daki "uyar-kaldır" (notice and takedown) prosedürü ile TTK m. 58/4'teki mahkeme kararıyla tedbir kurumu arasında usuli çelişkiler yaşansa da, mahkemelerin hizmet sağlayıcıları uyuşmazlığın tarafı olmaktan çok "teknik müdahil" olarak değerlendirmesi modern hukukun gereğidir.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.