RESMİ METİN

B) Ortakların sayısı


Madde 574 - (1) Ortakların sayısı elliyi aşamaz. (2) Ortak sayısı bire düşerse durum, bu sonucu doğuran işlem tarihinden itibaren yedi gün içinde müdürlere yazıyla bildirilir. Müdürler, bildirimin alınması tarihinden başlayarak yedinci günün sonuna kadar, şirketin tek ortaklı olduğunu, bu ortağın adını, yerleşim yerini ve vatandaşlığını tescil ve ilan ettirirler, aksi hâlde doğacak zarardan sorumlu olurlar. Aynı yükümlülük, şirketin bir ortakla kurulduğu hâl lerde de geçerlidir. (3) Şirket, tek ortağının kendisinin olacağı bir şirkete dönüşeceği sonucunu doğuracak şekilde esas sermaye payını iktisap edemez.


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) "Ticaret Şirketleri" başlıklı İkinci Kitabının "Limited Şirket" başlıklı Altıncı Kısmında yer alan 574. madde, limited şirketlerin üye (ortak) yapısına ilişkin emredici sınırları ve tek kişilik şirket modelinin gerektirdiği bildirim/tescil yükümlülüklerini düzenlemektedir. Bu hüküm, limited şirketlerin şahıs şirketi ile sermaye şirketi arasında yer alan melez (intuitu personae özellikleri barındıran) karakterini korumayı amaçlayan makro bir perspektifin ürünüdür [1, 2].

Maddenin birinci fıkrası, limited şirketler için "azami ortak sayısını" elli (50) olarak sabitlemiştir [3]. Bu kural, mülga 6762 sayılı TTK'dan devralınmış bir miras olup, şirketin "kapalı" ve "birbirini tanıyan ortaklardan oluşan" yapısını muhafaza etme işlevini üstlenir [4]. İkinci fıkra, Avrupa Birliği'nin 89/667/AET sayılı 12. Şirketler Hukuku Yönergesi uyumlaştırma çalışmaları kapsamında hukukumuza giren "tek kişilik limited şirket" müessesesinin dış ilişki ve işlem güvenliği bağlamındaki prosedürlerini içerir [5]. Üçüncü fıkra ise, tüzel kişilik perdesinin ve sermayenin korunması ilkeleri gereğince, şirketin kendi paylarını iktisap ederek kendi kendisinin tek ortağı konumuna gelmesini kesin olarak yasaklamaktadır [3].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Elli Ortak Sınırı (Azami Ortak Sayısı)

TTK m. 574/1 uyarınca, limited şirketlerde ortak sayısı elliyi aşamaz [3]. Doktrinde haklı olarak belirtildiği üzere, bu sınırlandırmanın temel (ratio legis) işlevi, ortakların birbirlerini tanıdıkları, şahsi güven unsurunun ön planda olduğu ortaklık yapısından "anonim şirket" benzeri kitle (halka açık) şirket yapısına kontrolsüz geçişi engellemektir [4]. Limited şirketlerde ortakların bağlılık yükümü ve rekabet yasağı gibi şahıs şirketlerine özgü mükellefiyetlere tabi olması (TTK m. 613), ortak sayısının belirli bir sınırın altında kalmasını zorunlu kılar [4, 6]. Şayet şirket elli ortaktan fazla bir yapıya ulaşmak istiyorsa, yapısal değişiklik (tür değiştirme) kuralları işletilerek anonim şirkete dönüşmek zorundadır [4].

2.2. Tek Ortaklı Limited Şirket ve Bildirim/Tescil Yükümlülüğü

TTK m. 574/2, şirketin ortak sayısının sonradan bire düşmesi halini özel bir prosedüre bağlamıştır. Ortak sayısının bire düşmesi durumunda, bu sonucu doğuran işlem tarihinden itibaren yedi gün içinde durum müdürlere yazıyla bildirilmelidir. Müdürler de bildirimi aldıkları tarihten itibaren yedi gün içinde şirketin tek ortaklı hale geldiğini, bu ortağın adını, yerleşim yerini ve vatandaşlığını ticaret siciline tescil ve ilan ettirmekle yükümlüdür [3, 7].

Doktrinde Ünal Tekinalp tarafından isabetle ifade edildiği üzere, çok ortaklı bir limited şirketin tek ortaklı hale gelmesi bir "tür (nevi) değişikliği" değil, yalnızca bir "sınıf değişikliğidir" [8]. Şirket aynı tüzel kişilik kılıfında kalmaya devam eder, ancak şeffaflık ve üçüncü kişilerin (özellikle alacaklıların) korunması amacıyla bu "sınıf" değişikliğinin ticaret sicili aracılığıyla alenileştirilmesi zorunludur [8]. Yöneticilerin bu tescil ve ilanı yapmamaları, TTK m. 553 kapsamında doğrudan hukuki sorumluluk doğurur [7].

2.3. Şirketin Kendi Paylarını İktisap Ederek Tek Ortak Konumuna Gelme Yasağı

TTK m. 574/3, "Şirket, tek ortağının kendisinin olacağı bir şirkete dönüşeceği sonucunu doğuracak şekilde esas sermaye payını iktisap edemez" amir hükmünü amirdir [3]. Bir şirketin kendi paylarını iktisap etmesi esasen TTK m. 612 uyarınca, esas sermayenin en fazla yüzde onu (istisnai hallerde yüzde yirmisi) ile sınırlandırılmıştır [9]. Ancak bu oranlar dâhilinde dahi olsa, şirket diğer tüm payları devralıp "kendinin tek sahibi" olamaz. Zira tüzel kişinin kendi kendisinin tek ortağı olması, organların oluşumu, hakların kullanımı (oy hakkının donması) ve tüzel kişilik mantığı ile bağdaşmaz [10, 11].

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 338 — Anonim şirketler için öngörülen tek pay sahipli şirket modeli ve bildirim/tescil yükümlülüğünün paraleli limited şirketler için m. 574'te yer almaktadır. Her iki maddede de üçüncü kişilerin korunması ve işlem güvenliği ilkesi hâkimdir [12].
  • TTK m. 612 — Limited şirketin kendi esas sermaye paylarını iktisap etmesi kural olarak temel sermayenin %10'u ile sınırlandırılmıştır. TTK m. 574/3, bu sınırlamanın aşılmasını mutlak bir yasakla tahkim eden tamamlayıcı bir maddedir [3, 9].
  • TTK m. 553 — Müdürlerin TTK m. 574/2'deki tescil ve ilan yükümlülüğünü ihlal etmeleri halinde kanundan doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal etmiş sayılacakları ve zarardan sorumlu olacaklarına dair sorumluluk temelini oluşturur [13].
  • TBK m. 49 ve Haksız Fiil — Müdürlerin bildirim yükümlülüğüne aykırı davranarak üçüncü kişileri zarara uğratmaları, şirketler hukuku sorumluluğunun yanında genel haksız fiil prensipleriyle de ilişkilidir [14].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay’ın limited şirketlerde ortak sayısına ilişkin yerleşik içtihatlarında, m. 574’te belirtilen 50 ortak sınırının kamu düzeninden olduğu kabul edilmektedir. Yargıtay uygulamalarına göre; miras, cebri icra veya mahkeme ilamı gibi irade dışı yollarla ortak sayısının 50'yi aşması halinde dahi, bu durum şirketin feshini gerektiren bir durum yaratmaz; ancak ticaret sicil müdürü yasal sınırın aşıldığı gerekçesiyle tescil talebini reddedebilir. Şirkete, ortak sayısını yasal sınıra çekmesi veya anonim şirkete tür değiştirmesi için makul süre verilmesi, aksi halde feshinin istenebileceği yönünde genel ilkeler benimsenmiştir [4, 15].

Öte yandan Yargıtay, tek kişilik şirkete dönüşümde tescil ve ilan prosedürünün kurucu değil, bildirici nitelikte olduğunu kabul eder. Şirket tek kişiye düştüğü an itibariyle tek kişilik şirket kuralları işlemeye başlar; ancak tescil/ilanın yapılmaması üçüncü kişilerin iyiniyetini (görünüşe güven ilkesi) korur ve yöneticilerin sorumluluğunu tetikler [8, 16].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Kurmaca Senaryo): (X) Limited Şirketi, halihazırda 48 ortağa sahiptir. Ortaklardan (A), sahip olduğu %10'luk şirket payını dışarıdan (B), (C), (D) ve (E) isimli dört farklı kişiye devretmek üzere noter huzurunda pay devir sözleşmesi akdetmiş ve onay için şirket müdürler kuruluna başvurmuştur. Müdürler kurulu pay devrini onaylamış, ancak Ticaret Sicil Müdürlüğü bu tescil talebini reddetmiştir. Hukuki analiz: Ticaret Sicil Müdürlüğünün ret kararı hukuka ve TTK m. 574/1 hükmüne uygundur. 48 ortaklı bir şirkette bir ortak çıkıp yerine dört ortak girdiğinde toplam ortak sayısı 51'e ulaşacaktır. Emredici nitelikteki elli ortak sınırı aşıldığı için, müdürlerin genel kurul kararı ile bu devri onaylamaları dahi işlemi geçerli kılmaz ve sicil müdürü TTK m. 32 uyarınca emredici hükümlere aykırılıktan dolayı tescili reddetmekle görevlidir [4, 17].

Olay 2 (Kurmaca Senaryo): (Y) Limited Şirketi'nin 2 ortağı bulunmaktadır: %99 pay sahibi (A) ve %1 pay sahibi (B). (B), payını noter devri ile şirket müdürü olan (A)'ya devreder. (A), şirketin tek ortağı haline gelmesine rağmen 6 ay boyunca bu durumu ticaret siciline tescil ettirmez. Bu süre zarfında, şirketin çok ortaklı ve güçlü bir yapıya sahip olduğunu zanneden alacaklı (C), şirketle yüksek meblağlı bir sözleşme yapar ve şirket borcunu ödeyemez. Hukuki analiz: TTK m. 574/2 gereğince, pay devrinin gerçekleştiği tarihten itibaren (B)'nin durumu yedi gün içinde yönetime bildirmesi, müdür sıfatını da taşıyan (A)'nın ise izleyen yedi gün içinde şirketin tek ortaklı olduğunu tescil ve ilan ettirmesi gerekirdi [3]. Bu emredici hükme uyulmaması sebebiyle alacaklı (C)'nin uğradığı zarar, TTK m. 553 kapsamında yöneticinin (A'nın) kanuni yükümlülüklerini ihlal etmesi bağlamında değerlendirilir ve (A), bu zarardan şahsi malvarlığıyla sorumlu tutulabilir [7, 13].

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Şirketin tek ortaklı hale gelmesinden kaynaklanan zararlarda, bildirimin süresinde yapıldığını veya zararın tescil edilmemekten kaynaklanmadığını ispat yükü, kusursuzluğunu ispat bağlamında şirket müdürlerindedir (TTK m. 553) [7, 18].
  • Zamanaşımı / Süreler: Ortak sayısının bire düşmesi halinde ortağın şirkete bildirimi için hak düşürücü süre işlemi takip eden 7 gün; müdürlerin tescil ve ilan yükümlülüğü için ise bildirimi izleyen 7 gündür. Toplamda fiili devir sonrası en fazla 14 günlük bir reaksiyon süresi kanunla çizilmiştir [3, 7].
  • Görevli/yetkili mahkeme: Şirketin ortak yapısından, tescil taleplerinin reddinden veya yöneticinin sorumluluğundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise kural olarak şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir [19, 20].
  • Yaygın uygulama hataları: Pay devri sonrası şirketin tek ortağa düştüğü durumlarda, uygulamada yalnızca "pay devrinin" tescili yapılmakta, ancak ayrıca m. 574/2 bendi uyarınca "şirketin tek ortaklı hale geldiğinin, bu ortağın kimlik ve yerleşim yeri bilgilerinin" spesifik olarak tescil ve ilanı ihmal edilmektedir [7]. Bu durum, kanuni şekil şartı eksikliği yaratır.

7. Eleştirel Değerlendirme

Doktrinde TTK m. 574'te korunan 50 ortak sınırının modern şirketler hukuku gereksinimlerine cevap verip vermediği yoğun biçimde tartışılmaktadır. Nitekim 1926 tarihli mülga kanundan bu yana süregelen bu kısıtlama, İsviçre hukuku (İsv. BK m. 773) ve Alman hukukunda (GmbHG) yer almamakta olup, Avrupa normlarında bir limited şirket için üst sınır uygulaması terk edilmiştir [4, 15]. Prof. Dr. Mustafa Çeker, sermaye piyasalarına açılma veya halka arz gibi bir kaygısı olmayan, ancak organik olarak elli ortaktan fazla bir yapıya erişen işletmelerin zorla anonim şirkete dönüştürülmesinin pratik bir faydası olmadığını vurgulamaktadır [4, 15]. Özellikle miras intikalleri gibi yollarla şirket paylarının bölünmesi durumlarında bu sınır sıkça aşılma tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır [15]. Bu nedenle, "intuitu personae" (kişiye bağlılık) özelliğini koruma güdüsünün, emredici bir sayısal sınırdan ziyade, sözleşmesel bağlam kuralları (pay devri kısıtlamaları) üzerinden sağlanması hukukun ruhuna daha uygun düşecektir. Kanun koyucunun de lege ferenda (olması gereken hukuk) bakımından bu katı üst sınırı esnetmesi veya tamamen kaldırması isabetli bir reform olacaktır.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.