RESMİ METİN

B) Hükümleri


Madde 503 - (1) İntifa senedi sahiplerine pay sahipliği hakları verilemez; ancak, bu kişilere, net kâra, tasfiye sonucunda kalan tutara katılma veya yeni çıkarılacak payları alma hakları tanınabilir. ÜÇÜNCÜ AYIRIM Borçlan ma Senetleriyle Alma ve Değiştirme Hakkını İçeren Menkul Kıymetler A) Genel kurul kararıyla


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 503. maddesi, anonim şirketler hukukunda "İntifa Senetleri" üst başlığı altında düzenlenmiş olup, bu senetlerin sahiplerine bahşettiği hakların hukuki niteliğini ve sınırlarını tayin etmektedir. TTK m. 503/1 hükmü amir lafzıyla, "İntifa senedi sahiplerine pay sahipliği hakları verilemez; ancak, bu kişilere, net kâra, tasfiye sonucunda kalan tutara katılma veya yeni çıkarılacak payları alma hakları tanınabilir" [1] kuralını ihdas etmiştir.

Bu düzenlemenin konuluş amacı (ratio legis), anonim ortaklığın sermaye yapısını ve pay sahipleri arasındaki dengeyi bozmadan; şirketin kuruluşunda emeği geçenlere (kurucular), şirkete kredi sağlayan alacaklılara veya sermaye azaltımı neticesinde payları itfa edilen kişilere mali nitelikte menfaatler sağlamaktır [2]. Kanun koyucu, bu amaca ulaşırken çok kesin bir çizgi çekmiş ve intifa senedi sahipliği ile pay sahipliği (ortaklık) sıfatlarının birbirine karıştırılmasını, özellikle yönetimsel (korporatif) hakların intifa senedi sahiplerine tanınmasını kesin olarak yasaklamıştır [3]. Ortaklık hakları (oy hakkı, genel kurula katılma vb.) salt sermaye payına (hisseye) bağlı olup, intifa senedi bir sermaye payını temsil etmediği için bu hakların tesisi hukuken imkânsız kılınmıştır [3, 4].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. İntifa Senedi ve Sözleşmesel Nitelik

İntifa senedi, sahibine anonim ortaklıkta pay sahipliği (ortak) sıfatı vermeyen, ancak ortaklığın malvarlıksal değerleri üzerinde belirli mali haklar tanıyan kıymetli evrak niteliğindeki senetlerdir [1, 3]. Doktrinde Reha Poroy, Ünal Tekinalp ve Ersin Çamoğlu gibi otoritelerin isabetle vurguladığı üzere, intifa senedi sahibi ile şirket arasındaki ilişki "ortaksal (korporatif)" bir ilişki değil, "sözleşmesel (borçlar hukuku karakterli)" bir ilişkidir [5, 6]. İntifa senedi sahipleri, anonim şirketin karar organlarında irade beyanında bulunamazlar; ancak şartlar tahakkuk ettiğinde şirket karşısında "alacaklı" konumuna yükselirler [5].

2.2. Pay Sahipliği Haklarının Verilememesi (Yasak Kapsamı)

TTK m. 503 uyarınca intifa senedi sahiplerine hiçbir surette "pay sahipliği hakları" verilemez [1]. Bu mutlak yasak, emredici niteliktedir. Pay sahipliği hakları; oy kullanma, genel kurula katılma, iptal davası açma, bilgi alma ve inceleme hakkı ile azınlık haklarını (örneğin özel denetçi atanmasını talep etme, TTK m. 438 vd.) kapsar [3, 7]. Bu bağlamda, intifa senedi sahiplerinin genel kurul kararlarının iptali davası açma hakları bulunmadığı gibi, şirket organlarını ibra etme veya yöneticilere karşı sorumluluk davası (ortak sıfatıyla) ikame etme yetkileri de yoktur [3].

2.3. Tanınabilecek Mali Haklar (Net Kâr, Tasfiye Bakiyesi, Yeni Pay Alma)

Madde metni, intifa senedi sahiplerine tanınabilecek hakları "net kâra katılma", "tasfiye sonucunda kalan tutara katılma" ve "yeni çıkarılacak payları alma" şeklinde saymıştır [1].

  • Net kâra katılma: Şirketin o hesap döneminde elde ettiği dağıtılabilir safi kârdan, esas sözleşmede veya ihraç kararında belirlenen oran veya miktar üzerinden pay alma hakkıdır. Kurucu intifa senetleri bağlamında TTK m. 348 emredici bir sınır çizmiş; birinci temettüden ve kanuni yedek akçelerden sonra kalan kârın en fazla onda birinin (%10) bu senetlere tahsis edilebileceğini hükme bağlamıştır [8].
  • Tasfiye bakiyesine katılma: Şirketin infisahı ve tasfiyesi sonucunda tüm borçlar ödendikten sonra artan bir malvarlığı (tasfiye artığı) bulunması halinde, intifa senedi sahiplerinin bu değere iştirak etmesidir [1].
  • Yeni pay alma hakkı: Bedelli sermaye artırımlarında (veya şarta bağlı sermaye artırımında) mevcut pay sahiplerinin rüçhan hakkına benzer şekilde, intifa senedi sahiplerine de yeni ihraç edilecek payları edinme önceliği/imtiyazı tanınabilir [1].

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 140/5 ve m. 183/3 (Yapısal Değişikliklerde Koruma): Anonim şirketlerin birleşme, bölünme veya tür değiştirmesi durumunda, devralan şirket, devrolunan şirketin intifa senedi sahiplerine "eş değerli haklar" tanımak veya intifa senetlerini birleşme sözleşmesinin yapıldığı tarihteki "gerçek değeriyle satın almak" zorundadır [9-13]. Bu düzenleme, intifa senetlerinin kazanılmış sözleşmesel hak statüsünü yapısal değişiklikler karşısında teminat altına alır [6].
  • TTK m. 191 (Denkleştirme Davası) ile İlişkisi: TTK m. 191, yapısal değişikliklerde ortaklık pay ve hakları zedelenen "ortaklara" denkleştirme davası açma hakkı verir [14]. Doktrinde, TTK m. 503 bağlamında ortak statüsü bulunmayan intifa senedi sahiplerinin bu davayı açıp açamayacağı yoğun olarak tartışılmaktadır. Hakim görüş; maddenin lafzının yalnızca "ortakları" kapsadığı, intifa senedi sahiplerinin ilişkisinin sözleşmesel olduğu gerekçesiyle TTK m. 191 davasını açamayacakları, bunun yerine borçlar hukuku temelli "eda davası" açabilecekleri yönündedir [4, 5, 15-17]. Buna karşın de lege ferenda (olması gereken hukuk) bakımından intifa senedi sahiplerine de bu hakkın tanınması gerektiği savunulmaktadır [18-20].
  • TTK m. 348 (Kurucu Menfaatleri): Kurucu intifa senetleri, TTK m. 502 vd. hükümlerinin özel bir görünümüdür. Kuruculara şirket sermayesini azaltıcı menfaatler sağlanamaz; ancak m. 348/1 sınırları içinde kârdan pay almaları mümkündür [8].
  • TTK m. 512 (Kötüniyetle Alınan Kâr Payının İadesi): İntifa senedi sahiplerinin, haksız ve kötüniyetli olarak tahsil ettikleri kâr paylarını, TTK m. 512 çerçevesinde beş yıllık zamanaşımı süresi içinde şirkete iade etmeleri zorunludur [21].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili dairelerinin (özellikle 11. Hukuk Dairesi) yerleşik içtihatlarına göre; intifa senedi sahiplerinin hukuki konumu, pay sahiplerinden kesin hatlarla ayrılır. Yargıtay, kurucu intifa senetlerinin geçerliliğini "ilk esas sözleşmede" (kuruluş sözleşmesinde) öngörülmüş olması şartına bağlamaktadır [22, 23]. Sonradan esas sözleşme değişikliği ile kurucular lehine intifa senedi ihdası, sermayenin korunması ve eşitlik ilkelerine aykırı görülmektedir. Ayrıca Yargıtay, intifa senedi sahiplerinin genel kurul kararının iptali davası açma hakları olmadığına, zira ortak olmadıklarına hükmetmiştir. Bununla birlikte, eğer genel kurul kararı intifa senedi sahibinin sözleşmesel/müktesep haklarını (örneğin kâr payı alma hakkını) haksız yere ortadan kaldırıyor veya sınırlandırıyorsa, intifa senedi sahibi genel iptal davası (TTK m. 445) değil, hakkının tespiti veya ihlalin giderilmesi için genel hükümlere göre bir tespit ya da eda davası açmalıdır [24-27].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Yapısal Değişiklik ve İntifa Senedi Sahibinin Hakkı): Alfa A.Ş., Beta A.Ş. ile devralma yoluyla birleşme kararı almış ve birleşme sözleşmesini imzalamıştır. Alfa A.Ş.'nin tedavülde bulunan intifa senetleri, birleşme sözleşmesinde ve raporunda hiçbir şekilde dikkate alınmamış, devralan Beta A.Ş. intifa senedi sahiplerine ne eş değerli bir hak tahsis etmiş ne de senetlerin gerçek değeriyle satın alınmasına yönelik bir teklif sunmuştur. Hukuki analiz: TTK m. 140/5 ve TTK m. 503 hükümleri uyarınca devralan şirket, devrolunan şirketin intifa senedi sahiplerine eş değerli haklar tanımak veya senetleri gerçek değeriyle satın almak zorundadır [9, 28]. Alfa A.Ş. intifa senedi sahipleri, TTK m. 191 uyarınca denkleştirme davası açma ehliyetine (ortak olmadıkları için) sahip olmasalar da [4, 5], devralan Beta A.Ş.'ye karşı borçlar hukuku genel hükümleri uyarınca haklarının tazmini veya aynen ifası (eş değerli hak tesisi) talebiyle eda davası ikame edebilirler [5, 17].

Olay 2 (Genel Kurul Kararıyla Kâr Payı Hakkının İptali): Gama A.Ş. genel kurulu, şirket sermayesini artırma kararı alırken, mevcut kurucu intifa senetlerinin şirketin kârlılığını olumsuz etkilediği gerekçesiyle, intifa senetlerine ilişkin esas sözleşme hükmünün metinden çıkarılmasına ve söz konusu senetlerin tek taraflı olarak iptal edilmesine karar vermiştir. Hukuki analiz: TTK m. 503 çerçevesinde intifa senedi sahipleri ile şirket arasındaki ilişki sözleşmesel bir müktesep hak niteliğindedir [5, 6]. İntifa senedi sahiplerinin açık muvafakati olmaksızın, şirket genel kurulu tek taraflı irade beyanıyla (esas sözleşme değişikliği ile) bu hakları ortadan kaldıramaz [6, 24]. Alınan genel kurul kararı, intifa senedi sahiplerinin kazanılmış haklarına tecavüz niteliğinde olup, hak sahipleri genel mahkemelerde açacakları davalarla bu işlemin kendilerine karşı hüküm ifade etmeyeceğini ve kâr payı alacaklarının tahsilini talep edebilirler [26].

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: İntifa senedi sahibi, mali bir hak (kâr payı veya tasfiye bakiyesi) talep ediyorsa, öncelikle senedin geçerli bir şekilde ihraç edildiğini ve senedin meşru hamili olduğunu ispatla mükelleftir. Ayrıca, kâr payı taleplerinde şirketin ilgili dönemde TTK m. 519 ve m. 348 sınırları içinde "dağıtılabilir safi kâr" elde ettiğini ve gerekli yedeklerin ayrıldığını mali tablolar üzerinden ispatlamalıdır [8].
  • Zamanaşımı / Süreler: İntifa senedinden doğan kâr payı ve diğer mali alacaklar, dönemsel edim niteliğinde olduğundan Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 147 uyarınca 5 yıllık zamanaşımına tabidir. Haksız alınan kâr paylarının iadesi (TTK m. 512) için de paranın tahsilinden itibaren 5 yıllık zamanaşımı öngörülmüştür [21].
  • Görevli/yetkili mahkeme: İntifa senedi sahiplerinin şirket aleyhine açacakları her türlü eda, tespit ve tazminat davalarında görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise kural olarak şirketin merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir.
  • Yaygın uygulama hataları: Uygulamada en sık karşılaşılan hata, intifa senedi sahiplerinin anonim şirket genel kurullarına davet edilerek oy kullandırması veya nisaplara dahil edilmesidir. TTK m. 503 emredici şekilde pay sahipliği haklarının (oy hakkı dâhil) intifa senedi sahiplerine verilemeyeceğini düzenlediğinden, bu kişilerin oyu ile alınan kararlar, nisap eksikliği yaratabileceği gibi emredici kanun hükmüne aykırılıktan dolayı butlan (TTK m. 447) yaptırımı ile karşılaşabilir [1, 29, 30].

7. Eleştirel Değerlendirme

TTK m. 503, intifa senedi sahiplerinin statüsünü netleştirmesi bakımından son derece isabetlidir. Ancak doktrinde de şiddetle eleştirildiği üzere, Kanun'un sistematik yapısında ciddi boşluklar mevcuttur. Eski TTK (eTTK) döneminde tahvil sahipleri için öngörülen (ve intifa senetleri için de kıyasen uygulanan) "Tahvil Sahipleri Genel Kurulu" benzeri bir "İntifa Senedi Sahipleri Kurulu" müessesesinin 6102 sayılı TTK'ya alınmamış olması devasa bir eksikliktir [31-33].

İsviçre Birleşmeler Kanunu (Fusionsgesetz), intifa senedi sahiplerinin haklarının tek taraflı olarak zedelenmesi halinde özel bir kurul (Genussrechtinhaberversammlung) onayını ararken, Türk hukukunda bu yönde bir organizasyon eksikliği, hak sahiplerini şirkete karşı dağınık ve zayıf bırakmaktadır [32, 33]. Aynı şekilde, TTK m. 191 (denkleştirme davası) hükmünün lafzi olarak yalnızca "ortakları" koruması, oysa TTK m. 140/5 uyarınca eş değerli hak alması gereken intifa senedi sahiplerine açık bir yapısal değişiklik dava mekanizması sunmaması kanun koyucunun normatif tutarsızlığıdır [4, 15, 34]. De lege ferenda (yapılması gereken yasal reform) kapsamında, TTK m. 191'in lafzının "ortaklık payları ve hakları" ibaresinin yanına "intifa senedi ve kurucu menfaati sahipleri"ni de ekleyecek şekilde tadil edilmesi, hukuk güvenliği ve menfaatler dengesi için elzemdir [18, 19, 35].


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.