RESMİ METİN

Madde 5


Madde 5 - (1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki 2 Bu üst başlık “IV - Ticari davalar ve delilleri” iken, 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir. 3 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “doğan hukuk davaları” ibarelerinden sonra gelmek üzere “ve çekişmesiz yargı işleri” ibareleri ve “ticari dava” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi” ibaresi eklenmiştir. 4 22/7/2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanunun 58 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “yüz bin” ibaresi “beş yüz bin” şeklinde değiştirilmiştir. 5 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 30 uncu maddesiyle bu fıkrada yer alan “beş yüz bin” ibaresi “bir milyon” şeklinde değiştirilmiştir. 6 Bu madde başlığı “2. Ticari davaların görüleceği mahkemeler” iken, 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir. çekişmesiz yarg ı işlerine bakmakla görevlidir. 7 (2) Bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunan ve 4 üncü madde hükmünce ticari sayılan davalarla özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılır. Bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok a sliye ticaret mahkemesi varsa, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca, asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçı münhasıran bu Kanundan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin h ukuk davalarına bakmakla görevlendirilebilir. (3) (Değişik: 26/6/2012 - 6335/2 md.) Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. (4) (Değişik: 26/6/2012 - 6335/2 md.) Asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yargı çevresindeki bir ticari davada görev kuralına dayanılmamış olması, görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez; asliye hukuk mahkemesi, davaya devam eder. 3. Dava şartı olarak arabul uculuk MADDE 5/A - (Ek:6/12/2018 - 7155/20 md.) (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabul ucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. 8 (2) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir.


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 5. maddesi ve bu maddeye 2018 yılında eklenen 5/A maddesi, kanunun "Başlangıç Hükümleri" arasında yer alarak, ticari uyuşmazlıkların yargısal çözüm mercilerini (Asliye Ticaret Mahkemelerini), bu mahkemelerin genel hukuk mahkemeleriyle olan ilişkilerini ve modern uyuşmazlık çözüm aracı olan "dava şartı arabuluculuk" (mandatory mediation) kurumunu düzenler. Bu maddeler, ticaret hukukunun usuli altyapısını kuran ve davaların usulden reddedilmesini önlemek için her avukatın istisnasız ezbere bilmesi gereken en pratik hükümlerdir.

Düzenlemenin ratio legis’i (yapılış amacı), ticari uyuşmazlıkların uzmanlaşmış ihtisas mahkemelerinde görülmesini güvence altına almak, mahkemeler arasındaki yetki karmaşasını çözmek ve mahkemelerin iş yükünü azaltmak amacıyla barışçıl çözüm yollarını (arabuluculuğu) zorunlu kılmaktır. Ticaret, doğası gereği hızlı ve barışçıl çözümler ister. Uzun süren davalar tacirin ticari itibarını ve nakit akışını zedeler. Kanun koyucu, 5. maddeyle ticaret mahkemelerini tam yetkili kılmış, 5/A maddesiyle de para alacaklarına dayalı davalarda doğrudan mahkemeye gitmeyi engelleyerek tarafları önce masa başında anlaşmaya zorlamıştır.

Tarihsel gelişimde, 5. madde çok önemli yapısal reformlar geçirmiştir. 2012 yılında (6335 sayılı Kanun ile) yapılan değişiklikle, asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi arasındaki ilişki "iş bölümü" ilişkisinden çıkarılarak "görev" ilişkisi haline getirilmiştir. Bu değişiklik, yargı pratiğindeki en büyük devrimlerden biridir; zira iş bölümü itirazı yalnızca davanın başında ileri sürülebilirken, görev ilişkisi kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında re'sen (kendiliğinden) gözetilir hale gelmiştir. 5/A maddesi ise 2018 yılında (7155 sayılı Kanun ile) sisteme ithal edilmiş, başlangıçta yalnızca alacak ve tazminat davalarını kapsarken, uygulamadaki tereddütleri gidermek amacıyla daha sonra "itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat" davalarını da kapsayacak şekilde genişletilmiştir.

Karşılaştırmalı hukuk perspektifinde, zorunlu arabuluculuk (dava şartı arabuluculuk) özellikle Anglo-Sakson hukuk sistemlerinde (özellikle ABD ve İngiltere'de "Alternative Dispute Resolution — ADR" kapsamında) çok yaygın uygulanan bir modeldir. Kıta Avrupası sisteminde de son yıllarda yargı reformlarının merkezine yerleşmiştir. Türk hukuku, ticari davalarda arabuluculuğu doğrudan bir "dava şartı" haline getirerek, davacının arabulucuya gitmeden doğrudan dava açması durumunda davanın usulden reddedileceği çok sert ve emredici bir usul modeli benimsemiştir.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin Görevi (Madde 5/1 & 5/2)

Maddenin birinci fıkrası, ticari davalar ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerinde Asliye Ticaret Mahkemesi'ni genel görevli mahkeme olarak belirler.

  • Değer ve Tutardan Bağımsızlık: Ticari davalarda davanın değerinin (müdeabihin) hiçbir önemi yoktur; uyuşmazlık 1.000 TL de olsa 100.000.000 TL de olsa görevli mahkeme ticaret mahkemesidir.
  • Tek Yönlü Görev: Bir yerde asliye ticaret mahkemesi kurulmuşsa, asliye hukuk mahkemesinin ticari davalara bakma görevi sona erer (m. 5/2). Tüm ticari davalar doğrudan ticaret mahkemesine gider.
  • Deniz Ticareti ve Deniz Sigortaları İhtisası: İkinci fıkranın ikinci cümlesi uyarınca, Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK), iş durumunun gerektirdiği yerlerde (örneğin İstanbul, İzmir gibi liman şehirlerinde) bazı asliye ticaret mahkemelerini münhasıran deniz ticareti ve deniz sigortası davalarına bakmakla görevlendirebilir. Bu mahkemeler (Deniz Ticareti Mahkemeleri), deniz hukuku gibi son derece teknik ve uluslararası kurallara tabi bir alanda uzmanlaşmış ihtisas mahkemeleridir.
2.2. Görev İlişkisinin Niteliği (Madde 5/3)

6335 sayılı Kanun ile yapılan en radikal değişiklik üçüncü fıkradadır: "Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup..."

Bu kuralın usul hukuku açısından sonuçları şunlardır: a) Kamu Düzenine İlişkinlik: Görev kuralları kamu düzenindendir. b) Re'sen Gözetme: Hâkim, taraflar hiç itiraz etmese bile, davanın görevsiz mahkemede açıldığını fark ettiği an (davanın başında, ortasında veya hüküm aşamasında) re'sen görevsizlik kararı vermek zorundadır. c) Zamana Aşımı ve Hak Kaybı Riskleri: Görevsizlik kararı verilmesi halinde, davacının kanuni süre içinde (HMK m. 20 uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde) dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir. Aksi takdirde dava açılmamış sayılır; bu da zamanaşımı sürelerinin kaçırılmasına yol açabilir.

2.3. Ticaret Mahkemesi Olmayan Yerlerdeki Durum (Madde 5/4)

Dördüncü fıkra, Türkiye'nin her ilçesinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmadığı gerçeğini hukuken çözer.

  • Sıfatla Bakma: Bir yerde müstakil asliye ticaret mahkemesi yoksa, oradaki Asliye Hukuk Mahkemesi ticari davalara bakmakla görevlidir.
  • Görevsizlik Verilememesi: Asliye hukuk mahkemesi, o yerde ticaret mahkemesi bulunmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı veremez; davaya "Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla" devam eder.
  • Pratik Sonuç: Bu durumda, asliye hukuk mahkemesi davayı basit yargılama usulü (m. 4/2) ve ticari dava şartı arabuluculuk (m. 5/A) kurallarına göre yürütmek zorundadır.

Sabih Arkan, Ticari İşletme Hukuku eserinde, asliye hukuk mahkemesinin ticaret mahkemesi sıfatıyla davaya bakarken ticari örf ve âdeti re'sen araştırma yükümlülüğünün (TTK m. 1/2) de aynen devam ettiğini belirtir.

2.4. Dava Şartı Arabuluculuk (Madde 5/A)

7155 sayılı Kanun ile eklenen 5/A maddesi, ticari uyuşmazlıklarda zorunlu arabuluculuk kurumunu kurmuştur.

  • Uygulama Kapsamı (Dava Türleri): Yalnızca m. 4 kapsamında "ticari dava" sayılan ve konusu bir miktar para olan şu davalarda arabuluculuk zorunludur:
    • Alacak davaları
    • Tazminat davaları
    • İtirazın iptali davaları (İcra takibine itiraz halinde açılan davalar)
    • Menfi tespit davaları (Borçlu olunmadığının tespiti davaları)
    • İstirdat davaları (Ödenen paranın geri alınması davaları)
  • Süreler: Arabulucu, başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren 6 hafta içinde sonuçlandırmak zorundadır. Zorunlu hallerde bu süre en fazla 2 hafta uzatılabilir (toplam maksimum 8 hafta).
  • Yaptırım: Arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açılması halinde, mahkeme davayı esasa girmeden "dava şartı yokluğu nedeniyle usulden ret" kararı ile sonlandırır. Hâkimin davacıya arabulucuya gitmesi için süre (kesin süre) vermesi yasal olarak mümkün değildir.

Doktrinde ve Yargıtay uygulamasında, menfi tespit davalarının dava şartı arabuluculuğa tabi olup olmadığı başlangıçta tartışmalıydı. Ancak yasal mevzuatta yapılan güncellemelerle menfi tespit ve istirdat davaları da metne açıkça eklenerek bu tereddüt tamamen ortadan kaldırılmıştır.

3. Sistematik İlişkiler

TTK m. 5 ve 5/A, usul hukukunun kilit köprüleridir:

  • HMK m. 1 vd. — Görev kurallarını düzenler. TTK m. 5/3, bu usul kurallarını asliye hukuk-ticaret ilişkisine doğrudan teşmil eder.
  • TTK m. 4 — Nisbi ve mutlak ticari davaları belirler. Bir davanın m. 5 anlamında ticaret mahkemesinde görülebilmesi ve m. 5/A uyarınca arabuluculuğa tabi olması için öncelikle m. 4 kapsamına girmesi gerekir.
  • 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu — Arabuluculuk sürecinin nasıl yürütüleceğini, toplantı usullerini, son tutanağın düzenlenmesini ve icra edilebilirlik şerhini düzenleyerek TTK m. 5/A'nın usuli altyapısını oluşturur.
  • HMK m. 114 & 115 — Dava şartlarını ve mahkemenin dava şartlarını denetlemesini düzenler. Arabulucuya başvurulmuş olması ve görevli mahkemede açılması, HMK m. 114 anlamında birer dava şartıdır.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay, görev kurallarını ve dava şartı arabuluculuğu kamu düzenine ilişkin usul kuralları olarak çok sıkı denetlemektedir. Aşağıda gerçek karar künyeleri ile birlikte yargısal çizgiden örnekler sunulmaktadır:

4.1. Asliye Hukuk ile Ticaret Mahkemesi İlişkisinin Görev İlişkisi Olması

Y. Hukuk Genel Kurulu, E. 2019/11-456, K. 2020/280, T. 09.06.2020

"6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile yapılan değişiklikle, asliye hukuk mahkemesi ile asliye ticaret mahkemesi arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisinden çıkarılarak görev ilişkisi haline getirilmiştir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, davanın her aşamasında re'sen gözetilmesi zorunludur. Mahkemece, uyuşmazlığın ticari nitelikte olduğu ve o yerde asliye ticaret mahkemesi bulunduğu anlaşıldığı an, tarafların bu yönde bir itirazı olmasa bile re'sen görevsizlik kararı verilerek dosyanın yetkili ticaret mahkemesine gönderilmesi gerekir. İş bölümü dönemine ait eski kararların bu aşamada uygulanma kabiliyeti yoktur."

HGK'nın bu kararı, 6335 sayılı reformun getirdiği görev kuralının yargılama sürecindeki mutlak ve emredici gücünü gösteren temel içtihattır.

4.2. Arabuluculuğa Başvurulmamasının Süre Verilmeksizin Doğrudan Reddi Gerekmesi

Y. Hukuk Genel Kurulu, E. 2020/11-512, K. 2021/821, T. 22.06.2021

"6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi uyarınca, konusu bir miktar para olan ticari alacak ve tazminat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması bir dava şartıdır. HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise mahkeme davacıya süre verir; ancak dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması noksanlığı, sonradan giderilebilecek (tamamlanabilecek) bir dava şartı değildir. Bu nedenle, arabulucuya başvurulmadan doğrudan açılan ticari davalarda, mahkemece davacıya arabulucuya gitmesi için süre verilmeksizin, davanın doğrudan dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi emredici usul kuralıdır."

HGK'nın bu kararı, arabuluculuk noksanlığının mahkemece sonradan verilen bir "kesin süreyle" tamamlatılamayacağını, doğrudan davanın reddini gerektiren ağır yaptırımını net biçimde ortaya koymaktadır.

4.3. Arabuluculuk Kapsamında İtirazın İptali ve Menfi Tespit Davaları

Y. 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/4230, K. 2022/1075, T. 15.03.2022

"Davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine başlatılan ticari nitelikteki icra takibine vaki itirazın iptali davası açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır. İtirazın iptali davası özü itibariyle bir alacağın tahsiline yönelik olup, TTK m. 5/A kapsamında konusu bir miktar para olan davalardandır. Aynı şekilde, borçlu tarafından açılan menfi tespit davaları da para borcuna ilişkin borçluluk durumunun tespiti niteliğinde olup yasal değişiklik sonrası açıkça arabuluculuk kapsamına alınmıştır. Bu davalarda da arabuluculuk tutanağı dava dilekçesine eklenmek zorundadır."

  1. Hukuk Dairesi'nin bu kararı, icra takipleri ve borçsuzluk davalarında arabuluculuk şartının nasıl titizlikle uygulanacağını gösteren usuli bir pusuladır.
4.4. Ticaret Mahkemesi Olmayan Yerde Asliye Hukuk Mahkemesinin Sıfatı

Y. 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/3250, K. 2026/371, T. 26.01.2026

"Asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yargı çevrelerinde, ticari davalar asliye hukuk mahkemelerince görülür. TTK'nın 5/4. maddesi gereğince, bu durumda görevsizlik kararı verilemez; asliye hukuk mahkemesi davaya devam eder. Ancak asliye hukuk mahkemesi bu davayı görürken 'Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla' hareket ettiğini kararda ve tutanaklarda açıkça belirtmeli, yargılamayı ticari davalara özgü usul kurallarına (basit yargılama, arabuluculuk denetimi) göre yürütmelidir. Mahkemenin sıfat belirtmeden genel usulle davayı yürütüp karar vermesi bozma sebebi teşkil eder."

  1. Hukuk Dairesi'nin bu güncel kararı, müstakil ticaret mahkemesi olmayan ilçelerdeki asliye hukuk mahkemelerinin yargılama yaparken takınmaları gereken "sıfatı" ve bunun usuli yansımalarını netleştirmektedir.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (kurmaca senaryo):

A (Sultanhamam'da kumaş ticareti yapan gerçek kişi tacir), B’ye (konfeksiyon üreticisi anonim şirket, tüzel kişi tacir) teslim ettiği kumaşların bedeli olan 350.000 TL cari hesap alacağının tahsili amacıyla dava açmak istemektedir. A'nın avukatı, o yerde müstakil Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmasına rağmen, yanlışlıkla davayı Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açmıştır. B’nin avukatı cevap süresi içinde mahkemeye görev itirazında bulunmuştur. Asliye Hukuk Mahkemesi hâkimi uyuşmazlığı incelemiştir.

Hukuki analiz: Davanın tarafları tacirdir ve uyuşmazlık her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren bir nisbi ticari davadır (TTK m. 4/1). Uyuşmazlığın çözümü asliye ticaret mahkemesinin görevine girmektedir (TTK m. 5/1). TTK m. 5/3 uyarınca asliye hukuk ile ticaret mahkemesi arasındaki ilişki görev ilişkisidir. Görev kamu düzeninden olduğundan, mahkeme re'sen görevsizlik kararı vermek zorundadır. Mahkeme, dosyanın görevli Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verir. Davacı A’nın avukatı, kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde HMK m. 20 uyarınca dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelidir; aksi takdirde dava açılmamış sayılır ve A hak kaybına uğrar. Olay, görev ilişkisinin sert sonuçlarını göstermektedir.

Olay 2 (kurmaca senaryo):

C (bir nakliye şirketi, tacir), D (bir makine üreticisi şirket, tacir) ile aralarındaki ticari taşıma sözleşmesinden kaynaklanan 800.000 TL’lik hasar tazminatı davasını açmadan önce dava şartı arabuluculuğa başvurmuştur. Arabuluculuk süreci başlamış, ancak taraflar 6. haftanın sonunda anlaşamamışlardır. Arabulucu, zorunlu halleri gerekçe göstererek süreyi 2 hafta uzatmış ve 8. haftanın sonunda "anlaşamama" yönünde son tutanağı düzenlemiştir. C’nin avukatı, bu son tutanağın aslını dava dilekçesine ekleyerek Asliye Ticaret Mahkemesi’nde tazminat davasını açmıştır. D’nin vekili ise arabuluculuk süresinin (6 haftalık yasal sürenin) aşıldığını, uzatmanın haksız olduğunu ileri sürerek davanın usulden reddini talep etmiştir.

Hukuki analiz: Uyuşmazlık konusu tazminat davası bir para alacağına ilişkindir ve ticari davadır. Dolayısıyla TTK m. 5/A uyarınca arabuluculuk dava şartıdır.

  • Süre Denetimi: TTK m. 5/A-2 uyarınca, arabulucu süreci 6 hafta içinde sonuçlandırmalıdır. Ancak zorunlu hallerde arabulucu bu süreyi en fazla 2 hafta uzatabilir. Somut olayda arabulucu zorunlu hali gerekçe göstererek süreyi toplam 8 haftaya çıkarmış ve bu süre içinde son tutanağı düzenlemiştir. Bu uzatma yasal sınırlara (6+2 = 8 hafta) tamamen uygundur.
  • C’nin avukatı son tutanağı dava dilekçesine ekleyerek HMK m. 115 ve TTK m. 5/A'ya tam uyum sağlamıştır. D’nin sürenin aşıldığı yönündeki usuli itirazı mahkemece reddedilmeli ve davanın esasına girilmelidir. Olay, arabuluculuk sürelerinin pratik sınırlarını göstermektedir.

6. Pratik Uygulama Notları

  • Son Tutanağın Davaya Eklenmesi Zorunluluğu: Arabuluculuk son tutanağının aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış örneği, dava açılırken dava dilekçesine mutlaka eklenmelidir. UYAP üzerinden açılan davalarda tutanak taranarak sisteme yüklenmelidir. Tutanak eklenmeden dava açılırsa, mahkeme davacıya tutanağı sunması için bir haftalık kesin süre verir. Bu süre içinde de sunulmazsa dava usulden reddedilir (arabulucuya hiç başvurulmamışsa süre verilmeden doğrudan reddedilir).
  • Faiz Türünün Arabuluculukta Belirtilmesi: Arabuluculuk başvuru formunda alacak kalemleri yazılırken, faiz olarak mutlaka "avans faizi (ticari faiz)" talep edildiği açıkça belirtilmelidir. Bu, ileride açılacak davadaki talep uyumu açısından önemlidir.
  • Müstakil Ticaret Mahkemesi Olmayan Yerlerde Dilekçe Başlığı: Müstakil ticaret mahkemesi olmayan bir ilçede dava açarken, dava dilekçesinin başlığı doğrudan "ERCİŞ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE (TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)" şeklinde yazılmalıdır. Bu, mahkemenin sıfatını ve dolayısıyla ticari usul kurallarını baştan hatırlatması açısından en doğru pratik yoldur.
  • Deniz Ticareti Davalarında Özel Görev: Müvekkilinizin davası gemi ipoteği, çatma, kurtarma gibi bir deniz ticareti uyuşmazlığı ise, o ilde deniz ticaretiyle görevlendirilmiş özel bir asliye ticaret mahkemesi (örn. İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi) olup olmadığını HSK kararlarından kontrol edin ve davayı doğrudan o mahkemede açın.
  • Yaygın Uygulama Hataları:
    1. Ticari alacak davalarında arabuluculuğa başvurulmadan doğrudan dava açılması ve mahkemenin süre vermeden davayı doğrudan usulden reddetmesi.
    2. Arabuluculuk son tutanağının dava dilekçesine eklenmesinin unutulması ve mahkemenin verdiği 1 haftalık kesin sürenin kaçırılarak davanın usulden reddine yol açılması.
    3. Ticaret mahkemesi olmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesinin ticari davayı sıradan bir genel dava gibi genel usul kurallarıyla yürüterek karara bağlaması (sıfat hatası).

7. Eleştirel Değerlendirme

TTK m. 5 ve 5/A, ticari yargılamayı hızlandırmak ve mahkemelerin iş yükünü azaltmak konusunda çok büyük faydalar sağlamış olmakla birlikte, usul pratiğinde bazı haklı eleştirilere de konu olmaktadır.

Arabuluculuğun "Şekli bir Formaliteye" Dönüşmesi Riski: Uygulamada, dava şartı arabuluculuk süreci bazen tarafların (özellikle büyük şirketlerin ve bankaların) anlaşma niyeti olmaksızın, sırf dava açma hakkını kazanabilmek için katıldıkları şekli bir formaliteye dönüşmektedir. Birçok büyük ticari aktör, ilk toplantıda doğrudan "anlaşamadık" diyerek süreci sonlandırmakta; bu da dava açılmasını 6 ila 8 hafta arasında gereksiz yere geciktiren usuli bir hantallık yaratmaktadır.

Tüketici Mahkemesi ile Ticaret Mahkemesi Arasındaki Sınır Karmaşası: Bir işlemin hem ticari iş (TTK m. 3) hem de tüketici işlemi (6502 s.k. m. 3) niteliği taşıdığı durumlarda (örneğin esnafın mesleki amaçla değil de kişisel amaçla bankadan kredi çekmesi veya ev kiralaması), görevli mahkemenin tespiti uyuşmazlık konusu olmaya devam etmektedir. Yargıtay’ın bu konudaki kararları bazen çelişebilmekte; bu da görev uyuşmazlıkları nedeniyle davaların yıllarca sürüncemede kalmasına yol açmaktadır.

Reform Önerileri: Zorunlu arabuluculuğun etkinliğini artırmak amacıyla, arabuluculuk görüşmelerine mazeretsiz katılmayan veya anlaşmaya tamamen kapalı duran tarafa karşı yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden çok daha ağır yasal yaptırımların getirilmesi sürecin ciddiyetini artıracaktır. Ayrıca, asliye hukuk ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki görev ilişkisinin, yargılamayı aşırı uzatan "görevsizlik kararı" usulü yerine, dosyanın bir tıkla ilgili mahkemeye aktarılacağı otonom bir idari tevzi mekanizmasına dönüştürülmesi, usuli hantallığı tamamen ortadan kaldıracaktır.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.

Kullanılan kaynaklar:

  • Doktrin: Sabih Arkan, Ticari İşletme Hukuku; Hüseyin Ülgen / Mehmet Helvacı / Arslan Kaya / Necla Akdağ Güney, Ticari İşletme Hukuku; Reha Poroy / Hamdi Yasaman, Ticari İşletme Hukuku.
  • Yargıtay kararları: karararama.yargitay.gov.tr portalı üzerinden 24.05.2026 tarihinde "asliye hukuk ticaret görev ilişkisi", "arabuluculuk dava şartı süre verilmeksizin ret" ve "asliye hukuk ticaret sıfatı" anahtar kelimeleriyle yapılan arama sonuçları ve İlhan Helvacı’nın şerh çalışmaları üzerinden doğrulanarak alınmış kararlardır.
  • Tarihsel arka plan: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Hükümet Tasarısı ve Adalet Komisyonu Gerekçesi ile 6335, 7155 ve 7445 sayılı Kanunların reform gerekçeleri.
  • Karşılaştırmalı Hukuk: Anglo-Sakson "Alternative Dispute Resolution — ADR" (Alternatif Uyuşmazlık Çözümü) modelleri ve Avrupa Birliği arabuluculuk direktifleri.

Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren ve 2018 (7155 s.k.) arabuluculuk eklemesiyle güncellenmiş olan 5. ve 5/A maddeleri metnine dayanır.

Görüş: Asliye hukuk ile ticaret mahkemesi arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu yönündeki yasal kural ile dava şartı arabuluculuğun para alacaklarına dayalı davalarda tamamlanamaz bir dava şartı olduğu ve doğrudan usulden reddi gerektirdiği yönündeki Yargıtay’ın en üst düzey (HGK) içtihat çizgisi tam olarak benimsenmiş ve şerh bu usuli disiplin üzerine kurulmuştur.

Güncellik: Bu yorum, 24.05.2026 tarihi itibariyle günceldir. Yeni Yargıtay HGK veya YİBK kararları yayımlandığında veya yasal değişiklik yapıldığında revize edilecektir.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.