RESMİ METİN

Madde 472


Madde 472 - (Değişik: 26/6/2012 - 6335/24 md.) (1) Değiştirme ve alım haklarının sona ermesi üzerine yönetim kurulu, şarta bağlı sermaye artırımına ilişkin hükmü esas sözleşmeden çıkarır. Hüküm sic ilde de silinir.


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 472. maddesi, anonim şirketlerde sermaye artırım usullerinden biri olan "şarta bağlı sermaye artırımı" kurumunun tamamlayıcı ve tasfiye edici nitelikteki son aşamasını düzenlemektedir [1, 2]. Şarta bağlı sermaye artırımı; şirket alacaklılarına veya çalışanlarına ihraç edilen tahvil ve benzeri borçlanma araçları vasıtasıyla tanınan "değiştirme" (convertible) veya "alım" (option) haklarının kullanılması suretiyle, sermayenin kendiliğinden artmasını ifade eden istisnai bir rejimdir [1, 3].

Bu usulün uygulanabilmesi için TTK m. 465 uyarınca esas sözleşmeye şarta bağlı sermaye artırımının şartlarını, itibarî değerini ve hak sahiplerini gösteren özel bir dayanak hükmünün konulması zorunludur [1, 4]. Ancak doktrinde de isabetle vurgulandığı üzere, sistem gereği her şarta bağlı sermaye artırımı için ona özgü (spesifik) bir esas sözleşme hükmüne gerek vardır ve bu artırım işlemi tamamlandığında söz konusu madde "hükmünü tamamladığı ve deyim yerindeyse tükendiği için" işlevsiz kalmaktadır [5, 6]. İşte TTK m. 472 hükmü, işlevini yitirmiş ve tükenmiş olan bu esas sözleşme hükmünün, anonim şirketin anayasası niteliğindeki esas sözleşmesinde ölü bir norm olarak kalmasını engellemek amacıyla yönetim kuruluna doğrudan bu hükmü metinden çıkarma ve ticaret sicilinden terkin ettirme yetkisi ve yükümlülüğü vermektedir [2, 7].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Değiştirme ve Alım Haklarının Sona Ermesi

Maddenin uygulanabilmesi için ön koşul, şarta bağlı sermaye artırımının temelini oluşturan yenilik doğuran hakların (değiştirme ve alım haklarının) sona ermesidir [2]. Sona erme olgusu; hakların tamamının kullanılarak sermaye artırımının hedeflenen tavana ulaşması suretiyle gerçekleşebileceği gibi, hakların kullanımı için öngörülen vadenin (sürenin) dolması veya hak sahiplerinin bu haklardan feragat etmesi neticesinde de gerçekleşebilir. Hakların kullanımı tamamen sona erdiğinde, esas sözleşmedeki ilgili hükmün varlık sebebi ortadan kalkmaktadır [5, 6].

2.2. Yönetim Kurulunun Esas Sözleşmeden Çıkarma Yetkisi

Türk Ticaret Kanunu sistematiğinde, esas sözleşmenin değiştirilmesi kural olarak genel kurulun münhasır ve devredilemez yetkileri arasındadır (TTK m. 408/2-a ve m. 452) [8, 9]. Ancak TTK m. 472, bu genel kurala getirilmiş son derece önemli ve pratik bir kanuni istisnadır [2]. Şarta bağlı sermaye artırımına dair hükmün işlevi kalmadığından, bu maddenin çıkarılması için yeniden nitelikli nisaplarla (TTK m. 421) genel kurul toplanmasına gerek görülmemiş, salt bir uyarlama niteliği taşıyan bu "çıkarma/silme" işlemi doğrudan yönetim kurulunun görev ve yetkisine tevdi edilmiştir [2]. Yönetim kurulu, tıpkı TTK m. 470 uyarınca esas sözleşmeyi mevcut duruma uyarlarken yaptığı gibi [10, 11], tespit edici bir karar alarak bu maddeyi esas sözleşmeden ihraç eder.

2.3. Hükmün Sicilden Silinmesi

Esas sözleşmeden metin olarak çıkarılan hükmün, üçüncü kişilere karşı aleniyet ilkesinin sağlandığı ticaret sicilinden de silinmesi hukuki bir zorunluluktur [2]. Yönetim kurulu, alacağı çıkarma kararı ile birlikte ticaret sicili müdürlüğüne başvurarak şarta bağlı sermaye artırımı dayanak maddesinin sicil kayıtlarından da terkinini sağlamakla mükelleftir. Böylece sicilin görünüşte haklılık ve güncellik işlevi korunmuş olur.

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 463 ve m. 465 (Şarta Bağlı Sermaye Artırımı ve Dayanak Hükmü): Madde 472'nin varlık sebebi, bizzat 463. ve 465. maddeler uyarınca ihdas edilen kurucu nitelikteki geçici anasözleşme hükmüdür [1, 3, 4]. Şarta bağlı sermayenin sınırlarını ve koşullarını çizen bu maddeler olmaksızın 472. maddenin tatbik kabiliyeti bulunmamaktadır.
  • TTK m. 408 ve m. 452 (Genel Kurulun Yetkisi ve Esas Sözleşme Değişikliği): Kural olarak anasözleşme değişiklikleri genel kurul kararına tabi iken [8, 12], m. 472 hükmü yönetim kuruluna tanınan istisnai bir anasözleşme uyarlama yetkisidir. Genel kurulun yetki gaspı teşkil etmez; zira genel kurul başlangıçta şarta bağlı artırım kararını vererek kendi iradesini önceden tecelli ettirmiştir [6, 12].
  • TTK m. 470 ve m. 471 (Esas Sözleşmenin Uygun Duruma Getirilmesi ve Tescil): Şarta bağlı sermaye artırımlarında haklar kullanıldıkça sermaye kendiliğinden artar. Yönetim kurulu hesap dönemi sonunda sermayenin ulaştığı son durumu tespit edip esas sözleşmenin sermaye maddesini (m. 470) mevcut duruma uyarlayarak tescil ettirirken (m. 471) [2, 10, 11], eğer tüm haklar tükenmişse m. 472 uyarınca dayanak hükmü de tamamen siler.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarında, anonim şirketlerde sermaye unsurunun korunması, ticaret sicilinin gerçeği yansıtması ve esas sözleşme değişikliklerinin kanunda öngörülen usullere sıkı sıkıya tabi olması ilkeleri katı bir şekilde uygulanmaktadır [13, 14]. Yargıtay, yönetim kuruluna kanunla tanınan bu tarz yetkilerin dar yorumlanması gerektiğini, kanunun açıkça izin vermediği hallerde anasözleşme değişikliklerinin mutlak surette genel kurulca yapılması gerektiğini vurgulamaktadır [15, 16]. TTK m. 472 özelinde, yönetim kurulu yalnızca şarta bağlı artırım süreci "sona erdiğinde" bu yetkiyi kullanabilir. Hakların vadesi dolmadan veya tümüyle kullanılmadan yönetim kurulunun anasözleşmeden bu hükmü çıkarması, TTK m. 445 ve m. 391/1-b (temel yapıya aykırılık) kapsamında yönetim kurulu kararının geçersizliğine veya iptaline konu edilebilecektir [17, 18].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: Bir anonim şirket, çalışanlarına hisse senedine dönüştürülebilir tahvil ihracı suretiyle 3 yıl süreli şarta bağlı sermaye artırımı kararı alarak bunu esas sözleşmesinin 7. maddesine eklemiştir. 3. yılın sonunda tahvil sahiplerinin %80'i dönüştürme hakkını kullanmış, %20'si ise süresi içinde haklarını kullanmamıştır. Süre kesin olarak dolmuştur. Hukuki analiz: Değiştirme haklarının kullanım süresi dolduğundan, haklar hukuken sona ermiştir. TTK m. 472 uyarınca, şirket yönetim kurulu genel kurulu toplantıya çağırmaksızın doğrudan bir yönetim kurulu kararı almalı, kullanılan haklar neticesinde oluşan yeni sermaye miktarını m. 470 uyarınca tespit etmeli ve şarta bağlı sermaye artırımına dayanak teşkil eden esas sözleşmenin 7. maddesini metinden çıkararak ticaret sicilinde terkin ettirmelidir [2, 10, 11].

Olay 2: Şirket yönetim kurulu, şarta bağlı sermaye artırımı kapsamında tahvil sahiplerine tanınan alım hakkı süresinin dolmasına henüz 1 yıl varken, piyasa faiz oranlarındaki düşüşü gerekçe göstererek şarta bağlı sermaye artırımından vazgeçmek istemiş ve ilgili anasözleşme hükmünü TTK m. 472'ye dayanarak esas sözleşmeden çıkardığını tescil ettirmiştir. Hukuki analiz: TTK m. 472'nin açık lafzı "hakların sona ermesi üzerine" şartını aramaktadır [2]. Hak sahiplerinin (tahvil sahiplerinin) izni veya feragati olmaksızın, vadesi dolmamış yenilik doğuran hakların tek taraflı bir yönetim kurulu kararı ile ortadan kaldırılması TTK m. 467/2'ye (değiştirme veya alım hakkını haiz kişilerin korunması) açıkça aykırıdır [19-21]. Tescil edilen bu işlem batıldır ve hak sahipleri işlemin iptalini, sicilin düzeltilmesini ve doğan zararların tazminini (TTK m. 549) talep edebilir [22, 23].

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Yönetim kurulu, çıkarma kararı alıp sicile başvurduğunda, hakların (vade, ifa veya feragat yoluyla) fiilen ve hukuken sona erdiğini ticaret sicil müdürlüğüne objektif belgelerle (örn. hak kullanım sürelerinin dolduğunu gösteren ihraç izahnamesi) ispatla yükümlüdür.
  • Zamanaşımı / Süreler: Kanun "sona ermesi üzerine" ifadesini kullanmıştır [2]. Sürecin sürüncemede bırakılmaması ve sicilin güncellenmesi adına, hesap döneminin kapanmasından itibaren en geç üç ay içerisinde yapılan sermaye uyarlama beyanı (TTK m. 471) ile eş zamanlı yapılması usul ekonomisine uygundur [2].
  • Görevli/yetkili mahkeme: Yönetim kurulunun m. 472 yetkisini usulsüz kullanması halinde kararın butlanının/iptalinin tespiti ile sicilin düzeltilmesi davalarında, şirketin merkezinin bulunduğu yer Asliye Ticaret Mahkemesi kesin yetkilidir.
  • Yaygın uygulama hataları: Şarta bağlı artırım süreci tamamlandığı halde yönetim kurulunun ihmaliyle anasözleşmeden ilgili maddenin çıkarılmaması ve sicilde bırakılması, şirketin gelecekte yapacağı yeni sermaye artırımlarında veya yapısal değişikliklerde yatırımcılar nezdinde (due diligence süreçlerinde) tereddütlere yol açan yaygın bir uygulamadır [6].

7. Eleştirel Değerlendirme

Doktrinsel açıdan TTK m. 472'nin geçirdiği yasal evrim önem arz etmektedir. Madde ilk yasalaştığında, m. 472/1 metninde "işlem denetçisinin raporu üzerine" ifadesi bulunmaktaydı. Ancak 26/06/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile (ve aynı kanunun 43. maddesiyle m. 469 iptal edilerek) "işlem denetçisi" kavramı sistemden tamamen çıkarılmıştır [2, 11].

Bu değişiklik doktrinde farklı değerlendirilmektedir. Şirketler hukuku uygulamasında maliyet ve bürokrasiyi azaltmak, işlemleri hızlandırmak (deregulation) amacıyla işlem denetçisinin kaldırılması faydalı bulunsa da; değiştirme ve alım haklarının gerçekten usulüne uygun şekilde sona erip ermediğine dair objektif ve bağımsız bir denetim mekanizmasının yok edilmesi eleştiriye açıktır [24]. İşlem denetçisinin yokluğunda, tüm tespit ve beyan yükümlülüğü yönetim kurulunun omuzlarına bırakılmış, bu da TTK m. 549 (Belgelerin ve beyanların gerçeğe aykırı olması) kapsamında yönetim kurulu üyelerinin şahsi, hukuki ve cezai sorumluluk riskini muazzam ölçüde artırmıştır [22, 23]. Yönetim kurulları bu işlemi yaparken hukuki ve mali müşavirlerden özel destek almak durumundadır.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.