1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK), sermaye şirketlerinin finansman ihtiyaçlarının karşılanmasında modern ve esnek yöntemler sunmak amacıyla mülga 6762 sayılı Kanun döneminde bulunmayan "şarta bağlı sermaye artırımı" kurumunu hukukumuza dâhil etmiştir [1, 2]. TTK m. 463'te düzenlenen şarta bağlı sermaye artırımı, esas sermaye veya kayıtlı sermaye sistemlerinden bağımsız, nev'i şahsına münhasır (sui generis) bir artırım usulüdür [3, 4].
Geleneksel sermaye artırımı usullerinde, artırım kararı alınır, taahhütler yerine getirilir ve artırımın ticaret siciline tescili ile kurucu etki doğarak sermaye artmış sayılır [5, 6]. Oysa TTK m. 463 uyarınca gerçekleştirilen şarta bağlı sermaye artırımında sermaye, bir defada ve topluca değil; hak sahiplerinin (alacaklılar veya çalışanlar) kendilerine tanınan "değiştirme" (convertible) veya "alım" (warrant/option) haklarını kullandıkları anda ve kullandıkları ölçüde "kendiliğinden" (ipso iure) artar [3, 5, 7, 8]. Doktrinde Tekinalp'in isabetli ifadesiyle, bu usulde sermaye "damla damla" artar ve değiştirme hakları kullanıldıkça artan, sermaye değişken bir nitelik arz eder [9]. Bu durum, anonim şirketler hukukuna hâkim olan sabit sermaye ilkesinin en önemli istisnasıdır [9].
Düzenlemenin temel amacı, anonim ortaklıklara yeni ve cazip finansman sağlama araçları (özellikle dönüştürülebilir tahviller) sunmak ve çalışanların şirkete sadakatini artıracak pay edindirme planlarının (stock options) hukuki altyapısını oluşturmaktır [1, 3, 10].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Değiştirme ve Alım Hakları
TTK m. 463/1, şarta bağlı sermaye artırımının temelini "değiştirme" ve "alım" haklarına dayandırmıştır. Değiştirme hakkı (conversion right), sahibine elindeki borçlanma aracı (örneğin tahvil) ile şirketin pay senedini takas etme yetkisi verir. Bu ihtimalde, tahvilin içerdiği anapara ve faiz alacağı, yeni ihraç edilecek payın bedeli ile takas edilir ve şirkete ayrıca bir nakit girişi olmaz [7, 11, 12]. Alım hakkı (option/warrant) ise, sahibine tek taraflı bir irade beyanı ile şirketin paylarını önceden belirlenmiş bir bedel (ihraç değeri) üzerinden nakden satın alma yetkisi tanır [7, 12]. Her iki hak da yenilik doğurucu (inşai) niteliktedir [9, 13].
2.2. Hak Sahipleri: Alacaklılar ve Çalışanlar
Kanun koyucu, bu hakların kimlere tanınabileceğini "sınırlı sayı" (numerus clausus) ilkesine tâbi tutmuştur [7, 8]. TTK m. 463/1 gereği, hak sahipleri yalnızca iki gruptan oluşabilir:
- Şirketten veya topluluk şirketlerinden yeni çıkarılan tahvil veya benzeri borçlanma araçları nedeniyle alacaklı olanlar [7, 8, 11].
- Şirket veya topluluk şirketlerinin çalışanları [7, 8, 11].
Bu sayım tahdidi olup, şirket kurucularına, eski pay sahiplerine (sırf pay sahibi sıfatıyla) veya tedarikçilere bu yolla hak tanınması kanuna aykırıdır [7].
2.3. Kendiliğinden (İpso Iure) Artırım ve Kurucu Etki
TTK m. 463/2, sermayenin, değiştirme veya alım hakkının kullanıldığı ve sermaye borcunun takas veya ödeme yoluyla yerine getirildiği anda "kendiliğinden" (ipso iure) artacağını amirdir [7, 8]. Bu hüküm, Türk Ticaret Kanunu sistematiğinde devrim niteliğindedir. Zira pay sahipliği sıfatı, hakkın kullanılmasına yönelik yazılı beyanın şirkete ulaşması ve bedelin ifası (veya takası) anında tescile gerek kalmaksızın kazanılır [13-15]. TTK m. 471 uyarınca yönetim kurulunun daha sonra ticaret siciline yapacağı tescil, kurucu değil, salt "açıklayıcı" (bildirici) bir etkiye sahiptir [16, 17].
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 464 (Sınırlar): Şarta bağlı sermaye artırımı sınırsız değildir. Şartlı olarak artırılan sermayenin toplam itibari değeri, kararın alındığı andaki sermayenin yarısını aşamaz (TTK m. 464/1) [18-20]. Ayrıca, payların itibari değerinin altında ihraç yasağı (pari passu) gereği, hak sahiplerinin yapacağı ödeme veya takas edilecek alacak en az payın nominal değerine eşit olmalıdır [11, 18].
- TTK m. 465 (Esas Sözleşme Dayanağı): Şarta bağlı sermaye artırımı genel soyut bir kararla yapılamaz. Genel kurulun alacağı karar, aslında esas sözleşmeye eklenecek şarta bağlı sermaye artırımına özgü yeni bir maddedir [3, 4, 9]. Bu kararda artırımın itibari değeri, yararlanacak gruplar ve rüçhan hakkının kaldırıldığı gibi hususlar açıkça gösterilmelidir [4, 18, 20, 21].
- TTK m. 466 (Önerilmeye Muhatap Olma Hakkı): Şarta bağlı sermaye artırımı, mevcut pay sahiplerinin şirketteki oransal gücünü zayıflatacağından (sulandırma etkisi), kanun koyucu TTK m. 466'da "önerilmeye muhatap olma hakkı"nı ihdas etmiştir [22, 23]. Borçlanma araçları öncelikle mevcut pay sahiplerine önerilmelidir. Ancak çalışanlara tanınan alım haklarında pay sahiplerinin bu hakkı bulunmamaktadır [24, 25].
- TTK m. 470 ve 471 (Esas Sözleşmenin Uyarlanması ve Tescil): Sermaye yıl içinde peyderpey arttığından, yönetim kurulu hesap döneminin kapanmasından itibaren en geç üç ay içinde bir beyanname ile esas sözleşmeyi mevcut duruma "uyarlar" ve bu açıklayıcı işlemi tescil ettirir [14, 16, 26, 27]. Bu bir esas sözleşme değişikliği değildir, durumu gerçeğe uydurmaktır [26].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
6102 sayılı TTK ile getirilen şarta bağlı sermaye artırımı, Yargıtay önüne genellikle mevcut pay sahiplerinin rüçhan (yeni pay alma) ve önerilmeye muhatap olma haklarının haksız yere kısıtlandığı iddiasıyla, genel kurul kararlarının iptali (TTK m. 445) ve butlanı (TTK m. 447) davaları aracılığıyla gelmektedir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre; anonim şirketlerde sermaye artırım kararları alınırken (şarta bağlı artırım dâhil), çoğunluk gücü azınlığı ezmek, onların ortaklıktaki pay oranını bilerek sulandırmak veya şirketten uzaklaştırmak maksadıyla kullanılamaz. Yargıtay, TTK m. 461 ve m. 466 kapsamında "haklı sebep" (işletme devralınması, teknoloji transferi, finansal darboğazın aşılması vb.) bulunmaksızın rüçhan hakkının kısıtlanmasını veya şarta bağlı artırımda "önerilmeye muhatap olma hakkının" kaldırılmasını eşit işlem ilkesine (TTK m. 357) aykırılık ve dürüstlük kuralına aykırılık olarak nitelendirerek ilgili genel kurul kararlarının iptaline karar vermektedir (Örn. Yargıtay 11. HD, E. 2015/11242, K. 2015/7284; Yargıtay 11. HD, E. 2014/6070, K. 2015/3692) [28].
Ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (HGK, T. 11.10.1978, E. 1977/11-103, K. 824), sermaye artırımının şirket menfaatlerine hizmet etmesi gerektiğine, azınlığı zarara uğratmak kastıyla alınan kararların iptal edilebilir veya durumun ağırlığına göre batıl olduğuna hükmetmektedir [29].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo - Değiştirme Hakkının Kullanılması ve Tescil Gecikmesi):
Bir anonim şirketin genel kurulu, finansman ihtiyacını karşılamak üzere esas sözleşmeyi tadil ederek (TTK m. 465) şarta bağlı sermaye artırımı kararı almış ve (A) Bankasına değiştirme hakkını haiz tahviller ihraç etmiştir. (A) Bankası, süresi içinde yazılı beyanıyla değiştirme hakkını kullanmış ve tahvil bedeli ile pay bedeli takas edilmiştir. Ancak yönetim kurulu, TTK m. 471 uyarınca yapması gereken uyarlama ve tescil işlemini ticaret sicilinde gerçekleştirmemiştir. Bir ay sonra yapılan olağanüstü genel kurulda (A) Bankası oy kullanmak istemiş, ancak yönetim kurulu tescilin henüz yapılmadığını gerekçe göstererek bankayı genel kurula almamıştır.
Hukuki Analiz: Yönetim kurulunun işlemi TTK m. 463/2 ve m. 468/3'e açıkça aykırıdır. Şarta bağlı sermaye artırımında sermaye, hakkın kullanıldığı ve borcun takas edildiği anda "kendiliğinden" (ipso iure) artar [7, 8]. Pay sahipliği hakları, tescil anında değil, taahhüdün ifası anında doğar [14, 15]. Yönetim kurulunun TTK m. 471 gereği yapacağı tescil kurucu değil, açıklayıcı (bildirici) niteliktedir [16, 17]. Dolayısıyla (A) Bankası, tescil gerçekleşmemiş olsa dahi kanunen pay sahibi sıfatını derhal kazanmış olup genel kurula katılma ve oy kullanma hakkını haizdir. Yönetim kurulunun bu engellemesi, genel kurul kararlarının butlanına (TTK m. 447) sebebiyet verebilir [30, 31].
Olay 2 (Kurmaca Senaryo - Çalışanlara Pay Edindirme ve Önerilme Hakkı):
Bilişim sektöründe faaliyet gösteren bir anonim şirket, kilit personellerini (çalışanlarını) şirkette tutabilmek amacıyla TTK m. 463 uyarınca şarta bağlı sermaye artırımı kararı almış ve çalışanlara "alım hakkı" (stock option) tanıyan senetler ihraç etmiştir. Ancak bu alım hakları, ihraç öncesinde şirketin mevcut pay sahiplerine (B) ve (C)'ye önerilmemiştir. (B) ve (C), önerilmeye muhatap olma haklarının (TTK m. 466/1) ihlal edildiğini iddia ederek şarta bağlı artırım kararının iptali için dava açmışlardır.
Hukuki Analiz: Dava reddedilmelidir. Kural olarak şarta bağlı sermaye artırımında ihraç edilen tahvil veya borçlanma araçları mevcut pay sahiplerine önerilmek zorundadır [22, 23]. Ancak hukuki düzenlemeler (TTK m. 466 ve madde gerekçeleri) gereğince, "çalışanlara" tanınan alım hakları (stock options) bakımından mevcut pay sahiplerinin "önerilmeye muhatap olma hakkı" kanunen bulunmamaktadır [24, 25]. Çalışanları teşvik amacı güden bu istisnai yapı, kanun koyucunun bilinçli bir tercihidir. Dolayısıyla yönetim kurulunun işlemi hukuka uygundur.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat Yükü: Şarta bağlı sermaye artırımında, mevcut pay sahiplerinin "önerilmeye muhatap olma hakkı"nın kaldırılması halinde (TTK m. 466/2), bu kısıtlamanın "haklı sebeplere" (işletme devri, finansal darboğaz vb.) dayandığını ispat yükü, kararı alan anonim şirket tüzel kişiliğine (yönetim kuruluna) aittir [32, 33].
- Zamanaşımı / Süreler: Yönetim kurulu, hesap döneminin kapanmasından itibaren en geç üç ay içinde esas sözleşme uyarlamasını ticaret siciline tescil ettirmek ve sermaye artırımına ilişkin beyannameyi sicile tevdi etmekle yükümlüdür (TTK m. 471) [16, 26, 27]. Şarta bağlı artırıma dayanak teşkil eden genel kurul kararlarına karşı iptal davası ise, kararın ilanından itibaren üç ay içinde değil, TTK m. 445 genel kuralı uyarınca kararın alındığı tarihten itibaren üç ay içinde açılmalıdır (YTTK Tasarısı ve doktrin uyarınca genel kurul iptal süreleri geçerlidir) [34].
- Görevli/Yetkili Mahkeme: Şarta bağlı sermaye artırımı kararının iptali veya butlanı davalarında görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi, kesin yetkili mahkeme ise şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir (TTK m. 445) [35].
- Yaygın Uygulama Hataları: Uygulamada en sık yapılan hata, TTK m. 464'te belirtilen emredici sınıra riayet edilmemesidir. Şartlı olarak artırılan sermayenin itibari değeri, kararın alındığı tarihteki mevcut sermayenin yarısını aşamaz [18-20]. Sınırın aşıldığı genel kurul kararları TTK m. 447 gereği emredici kanun hükümlerine aykırılıktan batıldır. Bir diğer hata ise şarta bağlı sermaye artırımının sıradan bir genel kurul kararıyla alınabileceğinin sanılmasıdır; oysa bu, esas sözleşmede değişiklik gerektiren özel bir işlemdir (TTK m. 465) [4, 9].
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Ticaret Kanunu m. 463 ve devamı hükümleri, Kıta Avrupası hukukuna uyum sağlamak ve kurumsal finansmanı çeşitlendirmek adına doktrinde son derece olumlu karşılanmıştır [1, 36]. Ancak, "damla damla" sermaye artırımı modeli, şirketin yıl içindeki fiili sermayesinin ticaret sicilinde anlık olarak görünmemesi sebebiyle üçüncü kişiler (alacaklılar) açısından bir şeffaflık sorunu (belirsizlik) yaratmaktadır [16, 26]. Tescilin sadece hesap dönemi sonunda uyarlama şeklinde yapılması (TTK m. 471), tacirlerin güven kurumu olan ticaret sicilinin güncelliğini zedelemektedir [26].
Ayrıca doktrinde (Pulaşlı, Moroğlu, Bahtiyar), iç kaynaklardan sermaye artırımı (TTK m. 462) ve kayıtlı sermaye (TTK m. 460) sistemleriyle şarta bağlı sermayenin iç içe geçtiği durumlarda (örneğin kayıtlı sermaye tavanı içerisinde şarta bağlı artırım yapılıp yapılamayacağı hususunda) kanun metninin yeterince açık olmadığı eleştirilmektedir [1, 16, 18]. Kanun koyucunun TTK m. 463/1'de yalnızca "alacaklılar ve çalışanlar" şeklindeki tahdidi sayımı da eleştiriye açıktır; modern şirketler hukukunda danışmanlara, stratejik partnerlere veya yönetim kurulu üyelerine de (çalışan statüsünde olmasalar dahi) alım hakkı (option) tanınabilmesinin önü açılmalı ve numerus clausus esnemelidir.
Metodolojik Not
[Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.]
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK), sermaye şirketlerinin finansman ihtiyaçlarının karşılanmasında modern ve esnek yöntemler sunmak amacıyla mülga 6762 sayılı Kanun döneminde bulunmayan "şarta bağlı sermaye artırımı" kurumunu hukukumuza dâhil etmiştir [1, 2]. TTK m. 463'te düzenlenen şarta bağlı sermaye artırımı, esas sermaye veya kayıtlı sermaye sistemlerinden bağımsız, nev'i şahsına münhasır (sui generis) bir artırım usulüdür [3, 4].
Geleneksel sermaye artırımı usullerinde, artırım kararı alınır, taahhütler yerine getirilir ve artırımın ticaret siciline tescili ile kurucu etki doğarak sermaye artmış sayılır [5, 6]. Oysa TTK m. 463 uyarınca gerçekleştirilen şarta bağlı sermaye artırımında sermaye, bir defada ve topluca değil; hak sahiplerinin (alacaklılar veya çalışanlar) kendilerine tanınan "değiştirme" (convertible) veya "alım" (warrant/option) haklarını kullandıkları anda ve kullandıkları ölçüde "kendiliğinden" (ipso iure) artar [3, 5, 7, 8]. Doktrinde Tekinalp'in isabetli ifadesiyle, bu usulde sermaye "damla damla" artar ve değiştirme hakları kullanıldıkça artan, sermaye değişken bir nitelik arz eder [9]. Bu durum, anonim şirketler hukukuna hâkim olan sabit sermaye ilkesinin en önemli istisnasıdır [9].
Düzenlemenin temel amacı, anonim ortaklıklara yeni ve cazip finansman sağlama araçları (özellikle dönüştürülebilir tahviller) sunmak ve çalışanların şirkete sadakatini artıracak pay edindirme planlarının (stock options) hukuki altyapısını oluşturmaktır [1, 3, 10].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Değiştirme ve Alım Hakları
TTK m. 463/1, şarta bağlı sermaye artırımının temelini "değiştirme" ve "alım" haklarına dayandırmıştır. Değiştirme hakkı (conversion right), sahibine elindeki borçlanma aracı (örneğin tahvil) ile şirketin pay senedini takas etme yetkisi verir. Bu ihtimalde, tahvilin içerdiği anapara ve faiz alacağı, yeni ihraç edilecek payın bedeli ile takas edilir ve şirkete ayrıca bir nakit girişi olmaz [7, 11, 12]. Alım hakkı (option/warrant) ise, sahibine tek taraflı bir irade beyanı ile şirketin paylarını önceden belirlenmiş bir bedel (ihraç değeri) üzerinden nakden satın alma yetkisi tanır [7, 12]. Her iki hak da yenilik doğurucu (inşai) niteliktedir [9, 13].
2.2. Hak Sahipleri: Alacaklılar ve Çalışanlar
Kanun koyucu, bu hakların kimlere tanınabileceğini "sınırlı sayı" (numerus clausus) ilkesine tâbi tutmuştur [7, 8]. TTK m. 463/1 gereği, hak sahipleri yalnızca iki gruptan oluşabilir:
2.3. Kendiliğinden (İpso Iure) Artırım ve Kurucu Etki
TTK m. 463/2, sermayenin, değiştirme veya alım hakkının kullanıldığı ve sermaye borcunun takas veya ödeme yoluyla yerine getirildiği anda "kendiliğinden" (ipso iure) artacağını amirdir [7, 8]. Bu hüküm, Türk Ticaret Kanunu sistematiğinde devrim niteliğindedir. Zira pay sahipliği sıfatı, hakkın kullanılmasına yönelik yazılı beyanın şirkete ulaşması ve bedelin ifası (veya takası) anında tescile gerek kalmaksızın kazanılır [13-15]. TTK m. 471 uyarınca yönetim kurulunun daha sonra ticaret siciline yapacağı tescil, kurucu değil, salt "açıklayıcı" (bildirici) bir etkiye sahiptir [16, 17].
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
6102 sayılı TTK ile getirilen şarta bağlı sermaye artırımı, Yargıtay önüne genellikle mevcut pay sahiplerinin rüçhan (yeni pay alma) ve önerilmeye muhatap olma haklarının haksız yere kısıtlandığı iddiasıyla, genel kurul kararlarının iptali (TTK m. 445) ve butlanı (TTK m. 447) davaları aracılığıyla gelmektedir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre; anonim şirketlerde sermaye artırım kararları alınırken (şarta bağlı artırım dâhil), çoğunluk gücü azınlığı ezmek, onların ortaklıktaki pay oranını bilerek sulandırmak veya şirketten uzaklaştırmak maksadıyla kullanılamaz. Yargıtay, TTK m. 461 ve m. 466 kapsamında "haklı sebep" (işletme devralınması, teknoloji transferi, finansal darboğazın aşılması vb.) bulunmaksızın rüçhan hakkının kısıtlanmasını veya şarta bağlı artırımda "önerilmeye muhatap olma hakkının" kaldırılmasını eşit işlem ilkesine (TTK m. 357) aykırılık ve dürüstlük kuralına aykırılık olarak nitelendirerek ilgili genel kurul kararlarının iptaline karar vermektedir (Örn. Yargıtay 11. HD, E. 2015/11242, K. 2015/7284; Yargıtay 11. HD, E. 2014/6070, K. 2015/3692) [28].
Ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (HGK, T. 11.10.1978, E. 1977/11-103, K. 824), sermaye artırımının şirket menfaatlerine hizmet etmesi gerektiğine, azınlığı zarara uğratmak kastıyla alınan kararların iptal edilebilir veya durumun ağırlığına göre batıl olduğuna hükmetmektedir [29].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo - Değiştirme Hakkının Kullanılması ve Tescil Gecikmesi): Bir anonim şirketin genel kurulu, finansman ihtiyacını karşılamak üzere esas sözleşmeyi tadil ederek (TTK m. 465) şarta bağlı sermaye artırımı kararı almış ve (A) Bankasına değiştirme hakkını haiz tahviller ihraç etmiştir. (A) Bankası, süresi içinde yazılı beyanıyla değiştirme hakkını kullanmış ve tahvil bedeli ile pay bedeli takas edilmiştir. Ancak yönetim kurulu, TTK m. 471 uyarınca yapması gereken uyarlama ve tescil işlemini ticaret sicilinde gerçekleştirmemiştir. Bir ay sonra yapılan olağanüstü genel kurulda (A) Bankası oy kullanmak istemiş, ancak yönetim kurulu tescilin henüz yapılmadığını gerekçe göstererek bankayı genel kurula almamıştır. Hukuki Analiz: Yönetim kurulunun işlemi TTK m. 463/2 ve m. 468/3'e açıkça aykırıdır. Şarta bağlı sermaye artırımında sermaye, hakkın kullanıldığı ve borcun takas edildiği anda "kendiliğinden" (ipso iure) artar [7, 8]. Pay sahipliği hakları, tescil anında değil, taahhüdün ifası anında doğar [14, 15]. Yönetim kurulunun TTK m. 471 gereği yapacağı tescil kurucu değil, açıklayıcı (bildirici) niteliktedir [16, 17]. Dolayısıyla (A) Bankası, tescil gerçekleşmemiş olsa dahi kanunen pay sahibi sıfatını derhal kazanmış olup genel kurula katılma ve oy kullanma hakkını haizdir. Yönetim kurulunun bu engellemesi, genel kurul kararlarının butlanına (TTK m. 447) sebebiyet verebilir [30, 31].
Olay 2 (Kurmaca Senaryo - Çalışanlara Pay Edindirme ve Önerilme Hakkı): Bilişim sektöründe faaliyet gösteren bir anonim şirket, kilit personellerini (çalışanlarını) şirkette tutabilmek amacıyla TTK m. 463 uyarınca şarta bağlı sermaye artırımı kararı almış ve çalışanlara "alım hakkı" (stock option) tanıyan senetler ihraç etmiştir. Ancak bu alım hakları, ihraç öncesinde şirketin mevcut pay sahiplerine (B) ve (C)'ye önerilmemiştir. (B) ve (C), önerilmeye muhatap olma haklarının (TTK m. 466/1) ihlal edildiğini iddia ederek şarta bağlı artırım kararının iptali için dava açmışlardır. Hukuki Analiz: Dava reddedilmelidir. Kural olarak şarta bağlı sermaye artırımında ihraç edilen tahvil veya borçlanma araçları mevcut pay sahiplerine önerilmek zorundadır [22, 23]. Ancak hukuki düzenlemeler (TTK m. 466 ve madde gerekçeleri) gereğince, "çalışanlara" tanınan alım hakları (stock options) bakımından mevcut pay sahiplerinin "önerilmeye muhatap olma hakkı" kanunen bulunmamaktadır [24, 25]. Çalışanları teşvik amacı güden bu istisnai yapı, kanun koyucunun bilinçli bir tercihidir. Dolayısıyla yönetim kurulunun işlemi hukuka uygundur.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Ticaret Kanunu m. 463 ve devamı hükümleri, Kıta Avrupası hukukuna uyum sağlamak ve kurumsal finansmanı çeşitlendirmek adına doktrinde son derece olumlu karşılanmıştır [1, 36]. Ancak, "damla damla" sermaye artırımı modeli, şirketin yıl içindeki fiili sermayesinin ticaret sicilinde anlık olarak görünmemesi sebebiyle üçüncü kişiler (alacaklılar) açısından bir şeffaflık sorunu (belirsizlik) yaratmaktadır [16, 26]. Tescilin sadece hesap dönemi sonunda uyarlama şeklinde yapılması (TTK m. 471), tacirlerin güven kurumu olan ticaret sicilinin güncelliğini zedelemektedir [26].
Ayrıca doktrinde (Pulaşlı, Moroğlu, Bahtiyar), iç kaynaklardan sermaye artırımı (TTK m. 462) ve kayıtlı sermaye (TTK m. 460) sistemleriyle şarta bağlı sermayenin iç içe geçtiği durumlarda (örneğin kayıtlı sermaye tavanı içerisinde şarta bağlı artırım yapılıp yapılamayacağı hususunda) kanun metninin yeterince açık olmadığı eleştirilmektedir [1, 16, 18]. Kanun koyucunun TTK m. 463/1'de yalnızca "alacaklılar ve çalışanlar" şeklindeki tahdidi sayımı da eleştiriye açıktır; modern şirketler hukukunda danışmanlara, stratejik partnerlere veya yönetim kurulu üyelerine de (çalışan statüsünde olmasalar dahi) alım hakkı (option) tanınabilmesinin önü açılmalı ve numerus clausus esnemelidir.
Metodolojik Not
[Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.]