1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) Birinci Kitabının ("Ticari İşletme") Üçüncü Kısmında ("Ticaret Unvanı ve İşletme Adı") yer alan 44. madde, ticaret unvanının oluşturulması sistematiği içerisinde, şahıs ve sermaye şirketleri dışında kalan "diğer tüzel kişiler" ile deniz ticaret hukukuna özgü bir yapı olan "donatma iştiraki"nin ticaret unvanlarının nasıl teşekkül edeceğini düzenlemektedir [1].
Ticaret unvanı, bir tacirin ticari işletmesine ilişkin işlemleri yaparken kullandığı ve onu diğer tacirlerden ayıran addır [2, 3]. TTK, ticaret unvanının asli unsurunu ifade eden "çekirdek" kısmının oluşturulmasında, tacirin hukuki statüsüne göre farklı kurallar öngörmüştür [4]. Gerçek kişiler için TTK m. 41, ticaret şirketleri için TTK m. 42 ve 43 kuralları ihdas edilmişken; TTK m. 44, tacir sayılan dernek ve vakıflar gibi tüzel kişiler ile donatma iştiraklerinin çekirdek unvan yapılarını katı bir gerçeklik sistemine bağlamıştır [1, 5-7]. Bu bağlamda, kanun koyucu, ticari hayatın gerektirdiği şeffaflık ve güven ilkesi gereği, tüzel kişiliği haiz dernek ve vakıfların sivil toplum kimlikleri ile ticari kimliklerinin örtüşmesini amaçlamış; deniz ticaretinin kendine has risklerini barındıran donatma iştirakinde ise sorumluluk öznelerinin (donatanların) veya faaliyet aracının (geminin) açıkça unvanda yer almasını zorunlu kılmıştır [8, 9].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Dernek, Vakıf ve Diğer Tüzel Kişilerin Ticaret Unvanı
TTK m. 44/1 uyarınca, ticari işletmeye sahip olan dernek, vakıf ve diğer tüzel kişilerin ticaret unvanları, bizzat kendi adlarıdır [1]. Bu fıkranın tam olarak anlaşılabilmesi için TTK m. 16 hükmü ile birlikte değerlendirilmesi zorunludur. TTK m. 16/1'e göre, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar ve dernekler kural olarak tacir sayılırlar [10-12]. Dolayısıyla, tacir sıfatını kazanan bu tüzel kişilerin de TTK m. 39 gereği bir ticaret unvanı kullanma yükümlülüğü doğmaktadır [13].
Doktrinde Reha Poroy, Ünal Tekinalp ve Sabih Arkan gibi otoritelerin de vurguladığı üzere, tüzel kişi tacirlerin ticaret unvanlarında "çekirdek" unsur, tüzel kişinin kendi medeni adıdır [4]. Bir dernek veya vakıf, ayrı bir sermaye şirketi (örneğin bir Anonim Şirket) kurmaksızın, doğrudan kendi tüzel kişiliği altında bir ticari işletme (örneğin bir basımevi, hastane veya aşevi) işletiyorsa, bu ticari işletmenin ticaret unvanı zorunlu olarak vakfın veya derneğin yasal adı olmak zorundadır [14]. Ayrıca, "diğer tüzel kişiler" ibaresi, kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere kamu tüzel kişileri tarafından kurulan ve tüzel kişiliği bulunan ticari işletmeleri (örneğin KİT'leri) de kapsamaktadır [14].
2.2. Donatma İştirakinin Ticaret Unvanı
TTK m. 44/2 hükmü, donatma iştirakinin ticaret unvanını düzenlemektedir [1]. Donatma iştiraki, TTK m. 1064 uyarınca birden çok kişinin paylı mülkiyet şeklinde malik oldukları bir gemiyi, menfaat sağlamak amacıyla aralarında yapmış oldukları sözleşme gereğince, hepsi adına ve hesabına suda kullanmaları hâlinde oluşan, tüzel kişiliği bulunmayan bir ortaklık yapısıdır [15]. Ancak TTK m. 17 gereği donatma iştiraki, tacirlere ilişkin hükümlere aynen tâbidir ve tacir sayılır [16, 17].
Maddenin amir hükmüne göre, donatma iştirakinin ticaret unvanı iki alternatiften biri üzerine kurulmak zorundadır: Ya ortak donatanlardan en az birinin adı ve soyadı ya da deniz ticaretinde kullanılan geminin adı unvanda yer almalıdır [1, 8, 9]. Kanun koyucu, üçüncü kişilerin korunması ve belirlilik ilkesi gereği, unvanda yer alacak soyadların ve gemi adının kısaltılamayacağını açıkça emretmiştir [1]. Maddenin mefhum-u muhalifinden, donatanın (gerçek kişi ise) adının (isminin) kısaltılabileceği sonucu çıkmaktadır [9]. Ek olarak, unvanda "donatma iştiraki" ibaresinin bulunması da yasal bir zorunluluktur [1, 9].
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 16 ve 17: Dernek, vakıf ve kamu tüzel kişilerinin kurdukları teşekküllerin (m. 16) ve donatma iştiraklerinin (m. 17) tacir sıfatını kazanma şartlarını düzenler. 44. madde, bu sıfatın doğal sonucu olan unvan yükümlülüğünün ne şekilde ifa edileceğini gösterir [10, 16].
- TTK m. 39 ve m. 40: Her tacirin bir ticaret unvanı seçmesi ve ticari işletmesini unvanıyla birlikte tescil ve ilan ettirmesi zorunluluğunu içerir [13, 18]. TTK m. 44 uyarınca belirlenen unvan, TTK m. 40 usulünce sicile tescil edilir.
- TTK m. 45 ve m. 46: Ticaret unvanına yapılacak ekleri (ilaveleri) düzenler [1, 19]. Dernek ve vakıflar her ne kadar adlarını unvan olarak kullanmak zorunda olsalar da, daha önce tescil edilmiş bir unvanla karışıklığı (iltibası) önlemek veya işletmenin niteliğini belirtmek için TTK m. 46 sınırları dahilinde ek kullanabilirler [20].
- TMK m. 56 vd. ve 101 vd.: Dernek ve vakıfların kuruluşunu, tüzel kişilik kazanmasını ve adlarının tescilini düzenleyen Medeni Kanun hükümleri, TTK m. 44'ün dayandığı "ad" kavramının maddi hukuk temelini oluşturur [21].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 11. Hukuk Dairesi kararlarında, dernek ve vakıfların tacir sıfatı ve unvan kullanımlarına ilişkin uyuşmazlıklarda öncelikle TTK m. 16'daki şartların gerçekleşip gerçekleşmediği incelenmektedir. Yargıtay, bir derneğin veya vakfın ticari işletme işlettiğinin kabulü için, faaliyetin "esnaf faaliyeti sınırını aşan düzeyde", "devamlı", "bağımsız" ve "gelir sağlama hedefiyle" yürütülmesini aramaktadır [22, 23].
Özellikle kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar (örneğin Kızılay vb.) TTK m. 16/2 uyarınca tacir sayılmadıklarından [10, 24], bunların işlettikleri teşekküller üzerinde doğan unvan uyuşmazlıkları, genel haksız fiil ve markanın korunması (haksız rekabet) hükümleri çerçevesinde değerlendirilmektedir [25]. Ancak tacir sıfatını haiz bir dernek veya vakfın unvanına tecavüz halinde, Yargıtay TTK m. 50-52 hükümleri uyarınca mutlak tekel hakkının ihlal edildiğine ve sicilden terkin talebinin kabulüne hükmetmektedir [26, 27].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Dernek ve Vakıfların Ticari İşletmesi):
Türkiye'de tescilli "Kültür ve Eğitim Geliştirme Vakfı", elde edeceği gelirle öğrencilere burs sağlamak amacıyla bir matbaa ve yayınevi işletmesi kurmuştur. Vakıf yönetimi, bu işletmenin ticaret unvanını piyasada daha akılda kalıcı olması için "Kültür Basım Yayın A.Ş." olarak ticaret siciline tescil ettirmek istemiştir.
Hukuki analiz: Vakıf, ayrı bir anonim şirket tüzel kişiliği kurmadığı, işletmeyi doğrudan kendi tüzel kişiliği altında çalıştırdığı için TTK m. 44/1 amir hükmü devreye girer. Bu hükme göre vakfın ticaret unvanı kendi adı olmak zorundadır. Dolayısıyla, tescil edilecek unvan "Kültür ve Eğitim Geliştirme Vakfı" (veya buna eklenecek bir şube/işletme eki ile "Kültür ve Eğitim Geliştirme Vakfı Matbaa İşletmesi") olmalıdır [1, 14]. Vakfın, A.Ş. ibaresini kullanması, TTK m. 46/2 uyarınca üçüncü kişilerde yanlış izlenim uyandıracak gerçeğe aykırı ek yasağına da aykırıdır [19, 28].
Olay 2 (Donatma İştirakinin Unvan Teşekkülü):
Ahmet Yılmaz, Ayşe Kaya ve Mehmet Demir isimli üç ortak donatan, "Mavi Dalga" isimli bir gemi üzerinde donatma iştiraki kurarak deniz ticareti yapmaya başlamışlardır. Ticaret unvanını "A. Yılmaz, A. Kaya, M. Demir Donatma İştiraki" olarak tescil ettirmek için başvuruda bulunmuşlardır.
Hukuki analiz: TTK m. 44/2 hükmü gereğince, donatma iştirakinin unvanında yer alacak ortak donatanların soyadları kısaltılamaz [1]. Ayrıca "donatma iştiraki" ibaresi bulunmak zorundadır [8, 9]. Olaydaki unvan seçimi, soyadlar kısaltılmadığı (Yılmaz, Kaya, Demir tam yazıldığı) ve zorunlu ibareyi içerdiği için TTK m. 44/2'ye uygundur. Unvan alternatif olarak "Mavi Dalga Donatma İştiraki" şeklinde, gemi adı kısaltılmaksızın da tescil edilebilirdi [8].
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat Yükü: Bir dernek veya vakfın ticari davada taraf sıfatına haiz olup olmadığı yahut ticaret unvanı korumasından yararlanıp yararlanmayacağı incelenirken, o tüzel kişinin ticari işletme işlettiği (tacir sıfatını haiz olduğu) ispat edilmelidir. İspat yükü, bu sıfata dayanarak hak iddia eden taraftadır.
- Zamanaşımı / Süreler: Ticaret unvanının tescili, ticari işletmenin açıldığı günden itibaren 15 gün içinde yapılmalıdır (TTK m. 40/1) [18]. Ticaret unvanına tecavüzden doğan davalar (men'i müdahale, terkin vb.), öğrenme tarihinden itibaren 1 yıl ve her halükarda fiilin işlendiği tarihten itibaren 3 yıl içinde açılmalıdır (TTK m. 60) [29].
- Görevli ve Yetkili Mahkeme: TTK m. 4/1 kapsamında ticaret unvanının korunmasına ilişkin tüm davalar mutlak ticari dava niteliğindedir ve görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemeleridir [30]. Yetkili mahkeme ise genel kurallar çerçevesinde, davalının yerleşim yeri veya tecavüz fiilinin gerçekleştiği/etkilerinin görüldüğü yer mahkemesidir.
- Yaygın Uygulama Hataları: Donatma iştiraklerinde gemi adının kısaltılarak sicile tescil edilmeye çalışılması veya dernek iktisadi işletmelerinin, derneğin adından tamamen bağımsız fantezi adlarla tescilinin talep edilmesi sicil müdürlüklerince en sık karşılaşılan ret sebeplerindendir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk ticaret hukuku doktrininde (özellikle Sabih Arkan, Mehmet Bahtiyar, Ünal Tekinalp), ticaret unvanlarının oluşturulmasında kanunun izlediği katı gerçeklik sisteminin bazı noktalarda ticari hayatın pratik ihtiyaçları ile çeliştiği ifade edilmektedir. TTK m. 44/1 hükmünün, ticari işletmeye sahip dernek ve vakıfların unvanlarını doğrudan tüzel kişinin adı olarak sınırlaması, bu kuruluşların birden fazla ve tamamen farklı sektörlerde (örneğin biri hastane, diğeri yayınevi) ticari işletme açmaları halinde ciddi bir "iltibas" ve "tanınabilirlik" sorunu yaratmaktadır [31, 32].
Her ne kadar Ticaret Sicili Yönetmeliği (TSY) m. 44/3, tacirin birden fazla işletmesi varsa her işletme için ayırt edici ek yapılmasını zorunlu tutsa da [32], derneğin veya vakfın uzun ve kurumsal isminin ticaret unvanının mecburi çekirdeğini oluşturması, ticari hayatta hız ve marka bilinirliği yaratma açısından dezavantajlı bir durumdur. Nitekim doktrinde, ticaret unvanının işletmeyi değil, bizzat "taciri" (hukuk süjesini) tanımladığı görüşü hakim olsa da [31, 32]; işletme adlarının (TTK m. 53) bu eksikliği gidermek için aktif olarak kullanılması gerektiği sıklıkla vurgulanmaktadır [33, 34]. Dernek ve vakıflar, hantal unvanlarının yanında, faaliyet gösterdikleri alana uygun pratik "işletme adları" tescil ettirerek ticari marka ve itibar yaratma stratejisine yönelmelidir. Donatma iştirakinde ise kanun koyucunun şekilci ve katı tutumu, alacaklıların ve üçüncü kişilerin donatanlara veya gemiye hızla ve güvenle ulaşabilmesi şeklindeki hukuki güvenlik amacına (ratio legis) oldukça uygundur ve isabetlidir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) Birinci Kitabının ("Ticari İşletme") Üçüncü Kısmında ("Ticaret Unvanı ve İşletme Adı") yer alan 44. madde, ticaret unvanının oluşturulması sistematiği içerisinde, şahıs ve sermaye şirketleri dışında kalan "diğer tüzel kişiler" ile deniz ticaret hukukuna özgü bir yapı olan "donatma iştiraki"nin ticaret unvanlarının nasıl teşekkül edeceğini düzenlemektedir [1].
Ticaret unvanı, bir tacirin ticari işletmesine ilişkin işlemleri yaparken kullandığı ve onu diğer tacirlerden ayıran addır [2, 3]. TTK, ticaret unvanının asli unsurunu ifade eden "çekirdek" kısmının oluşturulmasında, tacirin hukuki statüsüne göre farklı kurallar öngörmüştür [4]. Gerçek kişiler için TTK m. 41, ticaret şirketleri için TTK m. 42 ve 43 kuralları ihdas edilmişken; TTK m. 44, tacir sayılan dernek ve vakıflar gibi tüzel kişiler ile donatma iştiraklerinin çekirdek unvan yapılarını katı bir gerçeklik sistemine bağlamıştır [1, 5-7]. Bu bağlamda, kanun koyucu, ticari hayatın gerektirdiği şeffaflık ve güven ilkesi gereği, tüzel kişiliği haiz dernek ve vakıfların sivil toplum kimlikleri ile ticari kimliklerinin örtüşmesini amaçlamış; deniz ticaretinin kendine has risklerini barındıran donatma iştirakinde ise sorumluluk öznelerinin (donatanların) veya faaliyet aracının (geminin) açıkça unvanda yer almasını zorunlu kılmıştır [8, 9].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Dernek, Vakıf ve Diğer Tüzel Kişilerin Ticaret Unvanı
TTK m. 44/1 uyarınca, ticari işletmeye sahip olan dernek, vakıf ve diğer tüzel kişilerin ticaret unvanları, bizzat kendi adlarıdır [1]. Bu fıkranın tam olarak anlaşılabilmesi için TTK m. 16 hükmü ile birlikte değerlendirilmesi zorunludur. TTK m. 16/1'e göre, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar ve dernekler kural olarak tacir sayılırlar [10-12]. Dolayısıyla, tacir sıfatını kazanan bu tüzel kişilerin de TTK m. 39 gereği bir ticaret unvanı kullanma yükümlülüğü doğmaktadır [13].
Doktrinde Reha Poroy, Ünal Tekinalp ve Sabih Arkan gibi otoritelerin de vurguladığı üzere, tüzel kişi tacirlerin ticaret unvanlarında "çekirdek" unsur, tüzel kişinin kendi medeni adıdır [4]. Bir dernek veya vakıf, ayrı bir sermaye şirketi (örneğin bir Anonim Şirket) kurmaksızın, doğrudan kendi tüzel kişiliği altında bir ticari işletme (örneğin bir basımevi, hastane veya aşevi) işletiyorsa, bu ticari işletmenin ticaret unvanı zorunlu olarak vakfın veya derneğin yasal adı olmak zorundadır [14]. Ayrıca, "diğer tüzel kişiler" ibaresi, kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere kamu tüzel kişileri tarafından kurulan ve tüzel kişiliği bulunan ticari işletmeleri (örneğin KİT'leri) de kapsamaktadır [14].
2.2. Donatma İştirakinin Ticaret Unvanı
TTK m. 44/2 hükmü, donatma iştirakinin ticaret unvanını düzenlemektedir [1]. Donatma iştiraki, TTK m. 1064 uyarınca birden çok kişinin paylı mülkiyet şeklinde malik oldukları bir gemiyi, menfaat sağlamak amacıyla aralarında yapmış oldukları sözleşme gereğince, hepsi adına ve hesabına suda kullanmaları hâlinde oluşan, tüzel kişiliği bulunmayan bir ortaklık yapısıdır [15]. Ancak TTK m. 17 gereği donatma iştiraki, tacirlere ilişkin hükümlere aynen tâbidir ve tacir sayılır [16, 17].
Maddenin amir hükmüne göre, donatma iştirakinin ticaret unvanı iki alternatiften biri üzerine kurulmak zorundadır: Ya ortak donatanlardan en az birinin adı ve soyadı ya da deniz ticaretinde kullanılan geminin adı unvanda yer almalıdır [1, 8, 9]. Kanun koyucu, üçüncü kişilerin korunması ve belirlilik ilkesi gereği, unvanda yer alacak soyadların ve gemi adının kısaltılamayacağını açıkça emretmiştir [1]. Maddenin mefhum-u muhalifinden, donatanın (gerçek kişi ise) adının (isminin) kısaltılabileceği sonucu çıkmaktadır [9]. Ek olarak, unvanda "donatma iştiraki" ibaresinin bulunması da yasal bir zorunluluktur [1, 9].
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 11. Hukuk Dairesi kararlarında, dernek ve vakıfların tacir sıfatı ve unvan kullanımlarına ilişkin uyuşmazlıklarda öncelikle TTK m. 16'daki şartların gerçekleşip gerçekleşmediği incelenmektedir. Yargıtay, bir derneğin veya vakfın ticari işletme işlettiğinin kabulü için, faaliyetin "esnaf faaliyeti sınırını aşan düzeyde", "devamlı", "bağımsız" ve "gelir sağlama hedefiyle" yürütülmesini aramaktadır [22, 23].
Özellikle kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar (örneğin Kızılay vb.) TTK m. 16/2 uyarınca tacir sayılmadıklarından [10, 24], bunların işlettikleri teşekküller üzerinde doğan unvan uyuşmazlıkları, genel haksız fiil ve markanın korunması (haksız rekabet) hükümleri çerçevesinde değerlendirilmektedir [25]. Ancak tacir sıfatını haiz bir dernek veya vakfın unvanına tecavüz halinde, Yargıtay TTK m. 50-52 hükümleri uyarınca mutlak tekel hakkının ihlal edildiğine ve sicilden terkin talebinin kabulüne hükmetmektedir [26, 27].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Dernek ve Vakıfların Ticari İşletmesi): Türkiye'de tescilli "Kültür ve Eğitim Geliştirme Vakfı", elde edeceği gelirle öğrencilere burs sağlamak amacıyla bir matbaa ve yayınevi işletmesi kurmuştur. Vakıf yönetimi, bu işletmenin ticaret unvanını piyasada daha akılda kalıcı olması için "Kültür Basım Yayın A.Ş." olarak ticaret siciline tescil ettirmek istemiştir. Hukuki analiz: Vakıf, ayrı bir anonim şirket tüzel kişiliği kurmadığı, işletmeyi doğrudan kendi tüzel kişiliği altında çalıştırdığı için TTK m. 44/1 amir hükmü devreye girer. Bu hükme göre vakfın ticaret unvanı kendi adı olmak zorundadır. Dolayısıyla, tescil edilecek unvan "Kültür ve Eğitim Geliştirme Vakfı" (veya buna eklenecek bir şube/işletme eki ile "Kültür ve Eğitim Geliştirme Vakfı Matbaa İşletmesi") olmalıdır [1, 14]. Vakfın, A.Ş. ibaresini kullanması, TTK m. 46/2 uyarınca üçüncü kişilerde yanlış izlenim uyandıracak gerçeğe aykırı ek yasağına da aykırıdır [19, 28].
Olay 2 (Donatma İştirakinin Unvan Teşekkülü): Ahmet Yılmaz, Ayşe Kaya ve Mehmet Demir isimli üç ortak donatan, "Mavi Dalga" isimli bir gemi üzerinde donatma iştiraki kurarak deniz ticareti yapmaya başlamışlardır. Ticaret unvanını "A. Yılmaz, A. Kaya, M. Demir Donatma İştiraki" olarak tescil ettirmek için başvuruda bulunmuşlardır. Hukuki analiz: TTK m. 44/2 hükmü gereğince, donatma iştirakinin unvanında yer alacak ortak donatanların soyadları kısaltılamaz [1]. Ayrıca "donatma iştiraki" ibaresi bulunmak zorundadır [8, 9]. Olaydaki unvan seçimi, soyadlar kısaltılmadığı (Yılmaz, Kaya, Demir tam yazıldığı) ve zorunlu ibareyi içerdiği için TTK m. 44/2'ye uygundur. Unvan alternatif olarak "Mavi Dalga Donatma İştiraki" şeklinde, gemi adı kısaltılmaksızın da tescil edilebilirdi [8].
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk ticaret hukuku doktrininde (özellikle Sabih Arkan, Mehmet Bahtiyar, Ünal Tekinalp), ticaret unvanlarının oluşturulmasında kanunun izlediği katı gerçeklik sisteminin bazı noktalarda ticari hayatın pratik ihtiyaçları ile çeliştiği ifade edilmektedir. TTK m. 44/1 hükmünün, ticari işletmeye sahip dernek ve vakıfların unvanlarını doğrudan tüzel kişinin adı olarak sınırlaması, bu kuruluşların birden fazla ve tamamen farklı sektörlerde (örneğin biri hastane, diğeri yayınevi) ticari işletme açmaları halinde ciddi bir "iltibas" ve "tanınabilirlik" sorunu yaratmaktadır [31, 32].
Her ne kadar Ticaret Sicili Yönetmeliği (TSY) m. 44/3, tacirin birden fazla işletmesi varsa her işletme için ayırt edici ek yapılmasını zorunlu tutsa da [32], derneğin veya vakfın uzun ve kurumsal isminin ticaret unvanının mecburi çekirdeğini oluşturması, ticari hayatta hız ve marka bilinirliği yaratma açısından dezavantajlı bir durumdur. Nitekim doktrinde, ticaret unvanının işletmeyi değil, bizzat "taciri" (hukuk süjesini) tanımladığı görüşü hakim olsa da [31, 32]; işletme adlarının (TTK m. 53) bu eksikliği gidermek için aktif olarak kullanılması gerektiği sıklıkla vurgulanmaktadır [33, 34]. Dernek ve vakıflar, hantal unvanlarının yanında, faaliyet gösterdikleri alana uygun pratik "işletme adları" tescil ettirerek ticari marka ve itibar yaratma stratejisine yönelmelidir. Donatma iştirakinde ise kanun koyucunun şekilci ve katı tutumu, alacaklıların ve üçüncü kişilerin donatanlara veya gemiye hızla ve güvenle ulaşabilmesi şeklindeki hukuki güvenlik amacına (ratio legis) oldukça uygundur ve isabetlidir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.