1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) "Oy Hakkı" alt başlığı altında düzenlenen 436. maddesi, anonim ortaklıklarda "Oydan Yoksunluk" müessesesini ihdas etmektedir [1]. Hüküm, ortaklık ile pay sahibi veya şirket yöneticileri arasında doğabilecek menfaat çatışmalarını (conflict of interest) önlemek, kararların ortaklığın ali menfaatlerine uygun, objektif ve dürüstlük kuralına yaraşır biçimde alınmasını sağlamak amacıyla kaleme alınmıştır [2].
Oy hakkından yoksunluğun temelinde yatan düşünce, şirketle ortaklar arasındaki menfaat çatışması bulunan hallerde, ortağın kendi veya yakınları lehine irade fesadına yol açabilecek şekilde oy kullanmasını engellemektir [2]. Bu müessese, "oy hakkının donması" (örneğin TTK m. 198, 201, 389) kurumundan farklıdır; zira oy hakkının donduğu durumlarda yoksunluk sürekli ve bütün gündem maddelerine ilişkin iken, oydan yoksunluk yalnızca kanunda tahdidi olarak sayılan ve menfaat çatışması yaratan belirli gündem maddeleriyle sınırlıdır [3]. Dolayısıyla, oydan yoksunluk haline giren pay sahibi, yoksunluğa yol açmayan diğer gündem maddelerinde oy kullanma ve pay sahipliği haklarını icra etme ehliyetini muhafaza eder [3].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Maddenin fıkraları, yoksunluk hallerini iki temel kategoriye ayırarak düzenlemiştir. Bu kategorilerin her biri, doktrinde farklı hukuki dinamiklere ve sınırlandırmalara tabi tutulmaktadır.
2.1. Kişisel Nitelikte İş veya İşlem ve Yargısal Süreçler (TTK m. 436/1)
Maddenin birinci fıkrasına göre; pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin müzakerelerde oy kullanamaz [1].
Öğretide Teoman ve Moroğlu tarafından da altı çizildiği üzere, pay sahibinin genel kurul kararına konu olan işlemle herhangi bir üçüncü kişi gibi ilgili olduğu durumlarda oy hakkından yoksunluk devreye girer [4]. Buna karşılık, pay sahibi, salt "pay sahibi" sıfatından dolayı genel kurul kararından bir hak iktisap edecekse (örneğin kâr dağıtımı, rüçhan hakkı kullanımı), burada oydan yoksunluk söz konusu olmaz [4]. Hükümdeki "kişisel nitelikte iş veya işlem" ibaresi dar yorumlanmalıdır. Örneğin, sermaye artırımı kararında bir pay sahibine ait ayın veya işletmenin devralınmasının öngörüldüğü durumlarda, ilgili pay sahibi menfaat çatışması içinde bulunduğundan bu spesifik kararda oy kullanamaz [2].
2.2. Kapsama Dahil Olan Kişiler ve Bağlantı Dereceleri
Yoksunluk çemberi yalnızca pay sahibinin şahsıyla sınırlı tutulmamış, eşi, alt ve üstsoyu (çocukları, torunları, anne, baba, büyükanne ve büyükbabası) ile bunların ortağı olduğu şahıs şirketleri veya hâkimiyeti altındaki sermaye şirketleri de bu kapsama dâhil edilmiştir [1]. Söz konusu genişletme, kanuna karşı hile (agere in fraudem legis) yollarını kapatmak ve pay sahibinin yakınları veya kontrolündeki tüzel kişiler vasıtasıyla şirketi zarara uğratıcı kararları yönlendirmesini engellemek amacını taşır.
2.3. Yönetim Organı Üyeleri ve İmza Yetkililerinin İbrası (TTK m. 436/2)
Maddenin ikinci fıkrası, şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişilerin, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine (aklanmalarına) ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamayacaklarını amirdir [1]. İbra, şirketin yöneticilere karşı sahip olduğu sorumluluk davası açma hakkından vazgeçmesi sonucunu doğurduğundan, yöneticilerin kendi ibrası oylamasında taraf konumunda olmaları hukukun genel ilkelerine ve nemo iudex in causa sua (hiç kimse kendi davasının yargıcı olamaz) kuralına aykırıdır [2]. Ancak, yöneticiler ibra oylaması dışındaki konularda, örneğin bilanço onaylanması, pay sahibi sıfatıyla oylarını kullanabilirler [4].
2.4. Oydan Yoksunluğun Yetersayılara (Nisaplara) Etkisi
Doktrinde en çok tartışılan hususlardan biri, oydan yoksunluk durumunun toplantı ve karar nisaplarını nasıl etkileyeceğidir. Kanunda, oy hakkının donduğu hallerden farklı olarak (TTK m. 201/1), oy hakkından yoksun bulunan payların yetersayıların hesabında dikkate alınıp alınmayacağına dair açık bir hüküm bulunmamaktadır [5]. Öğretide Kendigelen, oy hakkından yoksunluğa neden olan payların sermaye hesabına dâhil edilmesi halinde genel kurulda karar alınmasının oldukça güçleşeceğini, hatta oydan yoksunluğa konu payların temsil ettiği sermaye belirli eşikleri aştığında karar almanın imkânsızlaşacağını haklı olarak işaret etmektedir [6]. Özellikle TTK m. 421/3 gibi sermayenin tümünün gözetildiği ağırlaştırılmış nisaplarda, oydan yoksun payların karar nisabından dışlanması ve sadece oy hakkı bulunan esas sermaye üzerinden hesaplama yapılması gerektiği savunulmaktadır [7].
3. Sistematik İlişkiler
Bu maddenin Türk hukuk sistematiğindeki diğer kurum ve kurallarla dikey ve yatay bağlantıları şu şekildedir:
- TTK m. 619 (Limited Şirketlerde Oydan Yoksunluk): Anonim şirketlerden farklı olarak, limited şirketlerde "kişisel nitelikte iş veya işlem" genel bir yoksunluk sebebi sayılmamıştır [8]. Limited şirketlerde yoksunluk yalnızca müdürlerin ibrası, şirketin kendi esas sermaye payını iktisabı ve rekabet yasağına aykırılığın onaylanması gibi daha tahdidi hallerle sınırlandırılmıştır [9]. Bu bağlamda, TTK m. 436 hükmünün limited şirketlere kıyasen uygulanması mümkün değildir [10].
- TTK m. 446/1-b (İptal Davası ve Etki Kuralı): TTK m. 436'daki oydan yoksunluk yasağına aykırı olarak oy kullanılması, genel kurul kararının derhal butlanına yol açmaz. TTK m. 446/1-b uyarınca, oydan yoksun olan kişinin oy kullanması ve bu oyun "kararın alınmasında etkili olması" (etki kuralı) şartıyla, iptal davasına konu edilebilir [11], [12].
- TTK m. 389 ve m. 201 (Oy Hakkının Donması): Oy hakkının donması hallerinde pay sahipliği hakları kül halinde askıya alınır ve bu paylar nisap hesaplamasında açıkça dikkate alınmaz [13]. Oydan yoksunluk ise gündem maddesi özelinde geçici bir sınırlamadır [3].
- SPK m. 29/6: Sermaye Piyasası Kanunu'na tabi halka açık anonim ortaklıklarda, önemli nitelikteki ilişkili taraf işlemlerinin onaylanacağı genel kurullarda TTK m. 436/1 hükmüne göre taraf olan ortakların oy kullanamayacakları açıkça hükme bağlanarak TTK m. 436'ya atıf yapılmıştır [14].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay kararlarında TTK m. 436’nın lafzı ve amacı titizlikle yorumlanmaktadır. Oydan yoksunluğun şahsi bir durum olduğu ilkesi Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına yansımıştır.
Yargıtay 11. HD., E. 2014/685, K. 2014/8941 sayılı ilamında; yönetim kurulu üyelerinin tümünün rekabet yasağının kaldırılması (TTK m. 396) yönündeki bir genel kurul oylamasında, yönetim kurulu üyelerinin her biri için ayrı ayrı oylama yapılmamış olmasını eleştirmiştir [15], [16]. Yargıtay’a göre, bir yönetim kurulu üyesi kendisi ile ilgili rekabet yasağının kaldırılması kararında TTK m. 436/1 uyarınca oy hakkından yoksun ise de, diğer yönetim kurulu üyeleriyle ilgili oylamaya katılabilir [17]. Yüksek Mahkeme, oylamaya katılan her bir yönetim kurulu üyesi yönünden, yoksunluk kuralı işletildikten sonra yeterli karar nisabının sağlanıp sağlanmadığının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğine, aksi halde kararın iptal edilebilir olacağına hükmetmiştir [18]. Bu karar, oydan yoksunluğun objektif değil, sübjektif niteliğini vurgulaması açısından son derece önemlidir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1:
Bir A.Ş.'de hakim pay sahibi ve aynı zamanda yönetim kurulu başkanı olan A'nın mülkiyetinde bulunan bir taşınmazın, şirkete piyasa rayicinin üzerinde bir bedelle satılması genel kurulun onayına sunulmuştur. Toplantıda A, bu devir işleminin onaylanması yönünde oy kullanmıştır. Oylama sonucunda karar, A'nın oyu sayesinde salt çoğunlukla kabul edilmiştir.
Hukuki Analiz: Somut olayda, ortaklık ile pay sahibi A arasında kişisel nitelikte bir iş/işlem (satım sözleşmesi) mevcuttur. TTK m. 436/1 amir hükmü gereği A'nın bu gündem maddesinde oy kullanması yasaktır. A'nın haksız yere oy kullanması ve kullanılan bu haksız oyun karar nisabının oluşmasında (kararın alınmasında) "etkili" olması nedeniyle, bu durum TTK m. 446/1-b kapsamında bir iptal sebebidir. Diğer pay sahipleri üç ay içerisinde genel kurul kararının iptali davası açabilirler.
Olay 2:
B A.Ş.'de olağan genel kurul toplantısında "yönetim kurulu üyelerinin ibrası" maddesine geçilmiştir. Yönetim kurulunda üç üye bulunmaktadır (X, Y ve Z). İbra maddesi tek bir oylama olarak (torba oylama) sunulmuş ve X, Y, Z pay sahibi sıfatlarıyla oylamaya katılarak kendi ibralarını onaylamışlardır.
Hukuki Analiz: TTK m. 436/2 uyarınca, şirket yönetim kurulu üyeleri kendi ibralarına ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamazlar. Yargıtay içtihatları ve TTK m. 436'nın rasyosu gereğince, ibra oylamasının her bir üye için ayrı ayrı yapılması gerekir. Şayet ayrı yapılsaydı, X kendi ibrasında oy kullanamayacak ancak Y ve Z'nin ibrasında oy kullanabilecekti [17]. Mevcut torba oylama usulünde, tüm üyeler TTK m. 436/2'yi ihlal etmiş olup, yasanın emredici hükümlerine ve objektif iyi niyet kurallarına aykırılık söz konusu olduğundan, bu ibra kararı iptal davasına konu edilebilecektir.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: Oydan yoksun kişinin genel kurula katılıp oy kullanması tek başına kararı sakatlamaz. İptal davası açan davacı pay sahibi, kullanılan bu usulsüz oyun "kararın alınmasında etkili olduğunu" yani yetersiz/usulsüz oylar çıkarıldığında karar nisabının (çoğunluğun) kaybedildiğini ispat etmekle yükümlüdür (TTK m. 446/1-b) [12], [19], [20].
- Zamanaşımı / Süreler: Oydan yoksunluk kuralının ihlali, kural olarak genel kurul kararının iptali sonucunu doğurur. İptal davası, karar tarihinden itibaren 3 (üç) aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmalıdır (TTK m. 445) [21], [22].
- Görevli/yetkili mahkeme: TTK m. 445 ve m. 446 hükümleri uyarınca iptal davası, anonim şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılmalıdır [21].
- Yaygın uygulama hataları: Oydan yoksun pay sahibinin, genel kurul toplantısına dahi alınmaması büyük bir hatadır. Oydan yoksunluk, pay sahibinin genel kurula katılma ve müzakerelerde görüş bildirme hakkını ortadan kaldırmaz; kişi toplantıda "hazır bulunabilir" (hazirun cetveline yazılır), fakat ilgili maddenin oylaması sırasında oy kullanamaz [5]. Toplantıya haksız yere alınmama hali, başlı başına ve etki kuralı aranmaksızın bir iptal nedenidir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde TTK m. 436'nın uygulanmasında en çok tartışılan ve revizyona muhtaç görülen husus, oydan yoksun payların karar nisaplarının hesabında payda/paydaş olarak nasıl dikkate alınacağına dair Kanun'da açık bir düzenleme bulunmamasıdır. ETK döneminden itibaren süregelen "oy kullanamayan ancak toplantıda hazır bulunan" oyların, nisaplara etkisinin kanun koyucu tarafından açıklığa kavuşturulmamış olması büyük bir eksikliktir [5].
Kendigelen ve Teoman tarafından da ifade edildiği üzere, oydan yoksun payların toplam sermaye içerisinde yüksek bir oranı temsil ettiği durumlarda (örneğin %60 hisseye sahip hakim ortağın kişisel işleminde), TTK m. 421/3 gibi kararlarda aranan %75 (dörtte üç) gibi ağırlaştırılmış karar nisaplarının elde edilmesi cebirsel olarak imkânsız hale gelebilmektedir [6]. Bu tür "kilitlenme" risklerinin ortadan kaldırılabilmesi için, İsviçre Borçlar Kanunu'ndaki modern düzenlemeler örnek alınmalı ve "oydan yoksun payların karar nisabı hesabında toplantıda temsil edilen (veya toplam) sermayeden düşüleceği" (TTK m. 621/1'in limited şirketler bağlamında öngördüğü sistemin bir benzerinin) açıkça TTK m. 436 hükmüne eklenmesi reform bağlamında zorunluluk arz etmektedir [7].
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) "Oy Hakkı" alt başlığı altında düzenlenen 436. maddesi, anonim ortaklıklarda "Oydan Yoksunluk" müessesesini ihdas etmektedir [1]. Hüküm, ortaklık ile pay sahibi veya şirket yöneticileri arasında doğabilecek menfaat çatışmalarını (conflict of interest) önlemek, kararların ortaklığın ali menfaatlerine uygun, objektif ve dürüstlük kuralına yaraşır biçimde alınmasını sağlamak amacıyla kaleme alınmıştır [2].
Oy hakkından yoksunluğun temelinde yatan düşünce, şirketle ortaklar arasındaki menfaat çatışması bulunan hallerde, ortağın kendi veya yakınları lehine irade fesadına yol açabilecek şekilde oy kullanmasını engellemektir [2]. Bu müessese, "oy hakkının donması" (örneğin TTK m. 198, 201, 389) kurumundan farklıdır; zira oy hakkının donduğu durumlarda yoksunluk sürekli ve bütün gündem maddelerine ilişkin iken, oydan yoksunluk yalnızca kanunda tahdidi olarak sayılan ve menfaat çatışması yaratan belirli gündem maddeleriyle sınırlıdır [3]. Dolayısıyla, oydan yoksunluk haline giren pay sahibi, yoksunluğa yol açmayan diğer gündem maddelerinde oy kullanma ve pay sahipliği haklarını icra etme ehliyetini muhafaza eder [3].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Maddenin fıkraları, yoksunluk hallerini iki temel kategoriye ayırarak düzenlemiştir. Bu kategorilerin her biri, doktrinde farklı hukuki dinamiklere ve sınırlandırmalara tabi tutulmaktadır.
2.1. Kişisel Nitelikte İş veya İşlem ve Yargısal Süreçler (TTK m. 436/1)
Maddenin birinci fıkrasına göre; pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin müzakerelerde oy kullanamaz [1]. Öğretide Teoman ve Moroğlu tarafından da altı çizildiği üzere, pay sahibinin genel kurul kararına konu olan işlemle herhangi bir üçüncü kişi gibi ilgili olduğu durumlarda oy hakkından yoksunluk devreye girer [4]. Buna karşılık, pay sahibi, salt "pay sahibi" sıfatından dolayı genel kurul kararından bir hak iktisap edecekse (örneğin kâr dağıtımı, rüçhan hakkı kullanımı), burada oydan yoksunluk söz konusu olmaz [4]. Hükümdeki "kişisel nitelikte iş veya işlem" ibaresi dar yorumlanmalıdır. Örneğin, sermaye artırımı kararında bir pay sahibine ait ayın veya işletmenin devralınmasının öngörüldüğü durumlarda, ilgili pay sahibi menfaat çatışması içinde bulunduğundan bu spesifik kararda oy kullanamaz [2].
2.2. Kapsama Dahil Olan Kişiler ve Bağlantı Dereceleri
Yoksunluk çemberi yalnızca pay sahibinin şahsıyla sınırlı tutulmamış, eşi, alt ve üstsoyu (çocukları, torunları, anne, baba, büyükanne ve büyükbabası) ile bunların ortağı olduğu şahıs şirketleri veya hâkimiyeti altındaki sermaye şirketleri de bu kapsama dâhil edilmiştir [1]. Söz konusu genişletme, kanuna karşı hile (agere in fraudem legis) yollarını kapatmak ve pay sahibinin yakınları veya kontrolündeki tüzel kişiler vasıtasıyla şirketi zarara uğratıcı kararları yönlendirmesini engellemek amacını taşır.
2.3. Yönetim Organı Üyeleri ve İmza Yetkililerinin İbrası (TTK m. 436/2)
Maddenin ikinci fıkrası, şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişilerin, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine (aklanmalarına) ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamayacaklarını amirdir [1]. İbra, şirketin yöneticilere karşı sahip olduğu sorumluluk davası açma hakkından vazgeçmesi sonucunu doğurduğundan, yöneticilerin kendi ibrası oylamasında taraf konumunda olmaları hukukun genel ilkelerine ve nemo iudex in causa sua (hiç kimse kendi davasının yargıcı olamaz) kuralına aykırıdır [2]. Ancak, yöneticiler ibra oylaması dışındaki konularda, örneğin bilanço onaylanması, pay sahibi sıfatıyla oylarını kullanabilirler [4].
2.4. Oydan Yoksunluğun Yetersayılara (Nisaplara) Etkisi
Doktrinde en çok tartışılan hususlardan biri, oydan yoksunluk durumunun toplantı ve karar nisaplarını nasıl etkileyeceğidir. Kanunda, oy hakkının donduğu hallerden farklı olarak (TTK m. 201/1), oy hakkından yoksun bulunan payların yetersayıların hesabında dikkate alınıp alınmayacağına dair açık bir hüküm bulunmamaktadır [5]. Öğretide Kendigelen, oy hakkından yoksunluğa neden olan payların sermaye hesabına dâhil edilmesi halinde genel kurulda karar alınmasının oldukça güçleşeceğini, hatta oydan yoksunluğa konu payların temsil ettiği sermaye belirli eşikleri aştığında karar almanın imkânsızlaşacağını haklı olarak işaret etmektedir [6]. Özellikle TTK m. 421/3 gibi sermayenin tümünün gözetildiği ağırlaştırılmış nisaplarda, oydan yoksun payların karar nisabından dışlanması ve sadece oy hakkı bulunan esas sermaye üzerinden hesaplama yapılması gerektiği savunulmaktadır [7].
3. Sistematik İlişkiler
Bu maddenin Türk hukuk sistematiğindeki diğer kurum ve kurallarla dikey ve yatay bağlantıları şu şekildedir:
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay kararlarında TTK m. 436’nın lafzı ve amacı titizlikle yorumlanmaktadır. Oydan yoksunluğun şahsi bir durum olduğu ilkesi Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına yansımıştır.
Yargıtay 11. HD., E. 2014/685, K. 2014/8941 sayılı ilamında; yönetim kurulu üyelerinin tümünün rekabet yasağının kaldırılması (TTK m. 396) yönündeki bir genel kurul oylamasında, yönetim kurulu üyelerinin her biri için ayrı ayrı oylama yapılmamış olmasını eleştirmiştir [15], [16]. Yargıtay’a göre, bir yönetim kurulu üyesi kendisi ile ilgili rekabet yasağının kaldırılması kararında TTK m. 436/1 uyarınca oy hakkından yoksun ise de, diğer yönetim kurulu üyeleriyle ilgili oylamaya katılabilir [17]. Yüksek Mahkeme, oylamaya katılan her bir yönetim kurulu üyesi yönünden, yoksunluk kuralı işletildikten sonra yeterli karar nisabının sağlanıp sağlanmadığının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğine, aksi halde kararın iptal edilebilir olacağına hükmetmiştir [18]. Bu karar, oydan yoksunluğun objektif değil, sübjektif niteliğini vurgulaması açısından son derece önemlidir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Bir A.Ş.'de hakim pay sahibi ve aynı zamanda yönetim kurulu başkanı olan A'nın mülkiyetinde bulunan bir taşınmazın, şirkete piyasa rayicinin üzerinde bir bedelle satılması genel kurulun onayına sunulmuştur. Toplantıda A, bu devir işleminin onaylanması yönünde oy kullanmıştır. Oylama sonucunda karar, A'nın oyu sayesinde salt çoğunlukla kabul edilmiştir. Hukuki Analiz: Somut olayda, ortaklık ile pay sahibi A arasında kişisel nitelikte bir iş/işlem (satım sözleşmesi) mevcuttur. TTK m. 436/1 amir hükmü gereği A'nın bu gündem maddesinde oy kullanması yasaktır. A'nın haksız yere oy kullanması ve kullanılan bu haksız oyun karar nisabının oluşmasında (kararın alınmasında) "etkili" olması nedeniyle, bu durum TTK m. 446/1-b kapsamında bir iptal sebebidir. Diğer pay sahipleri üç ay içerisinde genel kurul kararının iptali davası açabilirler.
Olay 2: B A.Ş.'de olağan genel kurul toplantısında "yönetim kurulu üyelerinin ibrası" maddesine geçilmiştir. Yönetim kurulunda üç üye bulunmaktadır (X, Y ve Z). İbra maddesi tek bir oylama olarak (torba oylama) sunulmuş ve X, Y, Z pay sahibi sıfatlarıyla oylamaya katılarak kendi ibralarını onaylamışlardır. Hukuki Analiz: TTK m. 436/2 uyarınca, şirket yönetim kurulu üyeleri kendi ibralarına ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamazlar. Yargıtay içtihatları ve TTK m. 436'nın rasyosu gereğince, ibra oylamasının her bir üye için ayrı ayrı yapılması gerekir. Şayet ayrı yapılsaydı, X kendi ibrasında oy kullanamayacak ancak Y ve Z'nin ibrasında oy kullanabilecekti [17]. Mevcut torba oylama usulünde, tüm üyeler TTK m. 436/2'yi ihlal etmiş olup, yasanın emredici hükümlerine ve objektif iyi niyet kurallarına aykırılık söz konusu olduğundan, bu ibra kararı iptal davasına konu edilebilecektir.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde TTK m. 436'nın uygulanmasında en çok tartışılan ve revizyona muhtaç görülen husus, oydan yoksun payların karar nisaplarının hesabında payda/paydaş olarak nasıl dikkate alınacağına dair Kanun'da açık bir düzenleme bulunmamasıdır. ETK döneminden itibaren süregelen "oy kullanamayan ancak toplantıda hazır bulunan" oyların, nisaplara etkisinin kanun koyucu tarafından açıklığa kavuşturulmamış olması büyük bir eksikliktir [5].
Kendigelen ve Teoman tarafından da ifade edildiği üzere, oydan yoksun payların toplam sermaye içerisinde yüksek bir oranı temsil ettiği durumlarda (örneğin %60 hisseye sahip hakim ortağın kişisel işleminde), TTK m. 421/3 gibi kararlarda aranan %75 (dörtte üç) gibi ağırlaştırılmış karar nisaplarının elde edilmesi cebirsel olarak imkânsız hale gelebilmektedir [6]. Bu tür "kilitlenme" risklerinin ortadan kaldırılabilmesi için, İsviçre Borçlar Kanunu'ndaki modern düzenlemeler örnek alınmalı ve "oydan yoksun payların karar nisabı hesabında toplantıda temsil edilen (veya toplam) sermayeden düşüleceği" (TTK m. 621/1'in limited şirketler bağlamında öngördüğü sistemin bir benzerinin) açıkça TTK m. 436 hükmüne eklenmesi reform bağlamında zorunluluk arz etmektedir [7].
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.