1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 427. maddesi, anonim şirketler hukukunda "Genel Kurul" başlığı altında, "Pay Sahibinin Temsili" alt ayrımında yer almaktadır [1]. Anonim şirketlerde genel kurul, pay sahiplerinin şirket yönetimine katıldıkları, iradelerini yansıttıkları ve şirketin temel yapısal kararlarını aldıkları en üst organdır. Pay sahiplerinin bu iradeyi bizzat kullanmaları kural olmakla birlikte, modern şirketler hukukunun karmaşık yapısı ve pratik gereklilikler, temsilen oy kullanma müessesesini zorunlu kılmıştır [2].
Maddenin birinci fıkrası, pay sahibinin genel kuruldaki haklarını bir temsilci vasıtasıyla kullanması durumunda, temsilci ile temsil edilen arasındaki iç ilişkinin (talimatlara aykırılığın), anonim şirketin dış ilişkisine ve genel kurul kararlarının geçerliliğine etki etmemesini güvence altına almaktadır [1]. Bu düzenleme, işlem güvenliğini (corporate stability) ve genel kurul iradesinin istikrarını korumayı amaçlayan temel bir normdur.
Maddenin ikinci fıkrası ise, kıymetli evrak hukukunun temel prensiplerinden biri olan "zilyetliğin hak sahipliğine karine teşkil etmesi" kuralına, hamiline yazılı pay senetleri bağlamında getirilmiş son derece önemli bir istisnayı düzenlemektedir [1]. Hamiline yazılı pay senedini mülkiyet amacı dışında; rehin, hapis hakkı, saklama veya kullanım ödüncü gibi ayni veya şahsi bir hakka dayanarak elinde bulunduran kişilerin (fer'i zilyetlerin), pay sahipliği haklarını kullanabilmeleri "özel bir yazılı belge" şartına bağlanmıştır [1, 3]. Bu hüküm, hamiline yazılı senetlerin anonim yapısının kötüye kullanılmasını ve asıl pay sahibinin iradesi dışında şirket yönetimine müdahale edilmesini engelleme refleksinin bir ürünüdür.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Temsilcinin Talimata Uyması ve İç İlişki - Dış İlişki Ayrımı (TTK m. 427/1)
Anonim şirketlerde pay sahibi, genel kurula bizzat katılabileceği gibi, pay sahibi olan veya olmayan bir üçüncü kişiyi de temsilcisi olarak tayin edebilir (TTK m. 425/1) [2]. Temsilci, temsil edilenin (pay sahibinin) talimatına uygun hareket etmekle yükümlüdür [1]. Bu yükümlülük, Türk Borçlar Kanunu'nda (TBK) düzenlenen vekâlet sözleşmesinin (TBK m. 505) sadakat ve özen borcunun şirketler hukukundaki yansımasıdır.
Ancak TTK m. 427/1, "Talimata aykırılık, oyu geçersiz kılmaz" emredici kuralını koyarak, temsilcinin talimata aykırı şekilde kullandığı oyun şirket yönünden tamamen geçerli ve bağlayıcı olacağını kabul etmiştir [1]. Doktrinde Reha Poroy, Ünal Tekinalp ve Ersin Çamoğlu gibi otoritelerin de sıklıkla vurguladığı üzere, şirketler hukukunda "görünüşte haklılık" ve "işlem güvenliği" esastır. Temsilcinin iç ilişkideki vekâlet sözleşmesine aykırı hareket etmesi, genel kurulun karar nisabını veya oylama sonucunu sakatlamaz. Bu durumda temsil edilenin tek hukuki çaresi, "temsil edilenin temsilciye karşı hakları saklıdır" kuralı gereğince, temsilciye karşı genel hükümlere (vekalet akdine aykırılık ve tazminat) başvurmaktır [1].
2.2. Hamiline Yazılı Pay Senetlerinde Zilyetlik ve Temsil Yetkisi (TTK m. 427/2)
Hamiline yazılı pay senetlerinde, senedin mülkiyeti ve dolayısıyla pay sahipliği sıfatı kural olarak zilyetliğin geçirilmesi ile devredilir [4]. Ancak bir hamiline yazılı pay senedi; rehin (TMK m. 956), hapis hakkı (TMK m. 950), saklama (vedia) veya kullanım ödüncü (ariyet) gibi mülkiyeti devretmeyen, sadece zilyetliği devreden sözleşmeler uyarınca bir başkasına teslim edilmiş olabilir [1].
Bu durumda zilyet, senedin maliki sıfatına sahip olmadığından, paydan doğan mali ve idari hakları (kâr payı alma, genel kurula katılma, oy kullanma, özel denetçi isteme vb.) kural olarak kullanamaz [3, 5]. TTK m. 427/2, senedi elinde bulunduran bu tür zilyetlerin hakları kullanabilmesini mutlak surette "pay sahibi tarafından özel bir yazılı belge ile yetkilendirilmiş" olmaları şartına bağlamıştır [1]. Aksi takdirde, rehin alan veya hapis hakkını kullanan kişi, senedin zilyedi olsa bile şirket organlarında temsil veya oy hakkı iddia edemez [5].
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 425 (Genel Kurula Katılma ve Temsil): TTK m. 427, m. 425'in tamamlayıcısı niteliğindedir. Madde 425 genel temsil hakkını kurarken, m. 427 temsilde talimata aykırılığın sonuçlarını düzenler [1, 2].
- TTK m. 489 (Hamiline Yazılı Pay Senetlerinin Devri): 7262 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrasında hamiline yazılı pay senetlerinin devri, zilyetliğin devrinin yanı sıra Merkezi Kayıt Kuruluşuna (MKK) bildirime bağlanmıştır [4, 6]. TTK m. 427/2 kapsamındaki rehin veya saklama hallerinde mülkiyet devri olmadığından MKK nezdinde mülkiyet değişikliği yapılmaz, ancak oy hakkının kullanımı için verilecek özel yetki belgesi, hamiline yazılı senetlerdeki MKK kayıt sistemi ile entegre şekilde şirket yönetimine sunulmalıdır.
- TBK m. 505 (Vekilin Talimata Uyması): TTK m. 427/1'deki "temsil edilenin hakları saklıdır" ibaresi [1], doğrudan TBK'nın vekâlet sözleşmelerine ilişkin tazminat hükümlerine atıf niteliğindedir.
- TMK m. 950 ve m. 956 (Hapis Hakkı ve Rehin): TTK m. 427/2, TMK'daki taşınır rehni ve hapis hakkı kurallarının anonim şirketler hukukundaki tezahürüdür [1, 5]. Rehin alan, alacağını teminat altına alır ancak özel yetki yoksa ortaklık haklarına müdahale edemez.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ve Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarına göre, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali (TTK m. 445 vd.) istemlerinde, davacı pay sahibinin ileri sürdüğü "temsilcim talimatıma aykırı oy kullandı" iddiası dinlenmez [7, 8]. Yargıtay, TTK m. 427/1 (ve mülga 6762 sayılı Kanun'daki karşılığı) uyarınca, temsilcinin verdiği oyun dış ilişkide tam ve kesin bir hukuki etki doğurduğunu, iç ilişkideki vekâlet görevinin kötüye kullanılmasının genel kurul kararının iptali için bir "kanuna veya esas sözleşmeye aykırılık" teşkil etmeyeceğini açıkça vurgulamaktadır.
Aynı şekilde Yargıtay, hamiline yazılı pay senetlerini rehin veya hapis hakkı sebebiyle elinde bulunduran banka veya üçüncü kişilerin, anonim şirkete karşı pay sahipliği haklarını (özellikle oy kullanma ve dava açma haklarını) ileri sürebilmeleri için, TTK m. 427/2 uyarınca mutlaka "özel bir yazılı belge" sunmalarını aramaktadır. Salt zilyetliğin ispatı, bu hakların kullanımı için yargı mercilerince yeterli görülmemektedir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Temsilcinin Talimata Aykırı Oy Kullanması):
(A) Anonim Şirketi'nin %15 pay sahibi (P), genel kurula katılamayacağı için (V)'yi temsilci tayin etmiş ve gündemin 3. maddesindeki sermaye artırımı kararına "Ret" oyu vermesi hususunda yazılı talimat iletmiştir. Ancak (V), genel kurulda sermaye artırımının lehine "Kabul" oyu kullanmıştır. (P), sonradan bu durumu öğrenerek genel kurul kararının iptali davası açmıştır.
Hukuki analiz: TTK m. 427/1 uyarınca, temsilci (V)'nin talimata aykırı oy kullanması, söz konusu oyu geçersiz kılmaz [1]. Oylama hukuken geçerlidir ve sermaye artırımı kararı bu oy nisabı dikkate alınarak tescil edilir. (P)'nin açtığı genel kurul kararının iptali davası, husumet ve hukuki dayanak yokluğundan reddedilecektir. (P)'nin yegâne hakkı, (V)'ye karşı TBK m. 505 vd. uyarınca vekâlet görevinin kötüye kullanılmasına dayalı tazminat davası açmaktır.
Olay 2 (Rehinli Hamiline Pay Senedi Zilyedinin Oy Kullanma Talebi):
(B) Bankası, borçlu (M)'nin kredi borcuna karşılık, (M)'ye ait hamiline yazılı anonim şirket pay senetlerini TMK hükümleri uyarınca rehin alarak kasasında muhafaza etmektedir. Şirketin olağan genel kurulunda (B) Bankası yetkilileri, senetlerin zilyedi sıfatıyla toplantıya katılarak oy kullanmak istemiş, ancak toplantı başkanı bunu reddetmiştir.
Hukuki analiz: TTK m. 427/2 hükmü son derece açıktır; hamiline yazılı pay senedini rehin sebebiyle elinde bulunduran kişi, "pay sahibi tarafından özel bir yazılı belge ile yetkilendirilmişse" oy kullanabilir [1]. (M) tarafından (B) Bankası'na verilmiş, oy hakkının kullanımını içeren özel bir yetki belgesi bulunmadığından, toplantı başkanının (B) Bankası'nı genel kurula kabul etmemesi ve oy kullandırmaması hukuka tamamen uygundur [5].
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: Temsilci aleyhine açılacak tazminat davalarında, temsilciye kesin ve net bir talimat verildiğini (tercihen yazılı) ve bu talimata uyulmaması neticesinde somut bir maddi zarar doğduğunu ispat yükü davacı pay sahibindedir (TMK m. 6).
- Zamanaşımı / Süreler: İç ilişkideki vekâlet sözleşmesine aykırılık nedeniyle açılacak tazminat davası, TBK m. 146 uyarınca 10 yıllık genel zamanaşımı süresine tabidir.
- Görevli/yetkili mahkeme: Temsilciye karşı açılacak tazminat davası da, şirketler hukuku kökenli bir uyuşmazlık barındırdığından ve TTK m. 4'teki mutlak ticari davalar kapsamında değerlendirilebileceğinden Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülmelidir.
- Yaygın uygulama hataları: Anonim şirket genel kurullarında, toplantı başkanlıklarının hamiline yazılı senet ibraz eden her zilyedin salt zilyetliğine güvenerek, zilyetliğin hukuki sebebini (rehin, saklama vb.) araştırmaması ve "özel yetki belgesi" aramaması ciddi bir uygulama hatasıdır. Bu hata, yetkisiz kişilerin oy kullanmasına yol açarak TTK m. 446/1-b kapsamında genel kurul kararının iptaline (yetkisiz katılma ve bunun karara etkisi) zemin hazırlayabilir [8].
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde (özellikle Sabih Arkan, Mehmet Bahtiyar, Ünal Tekinalp) sıklıkla ifade edildiği üzere, TTK m. 427'nin birinci fıkrası, pay sahibinin bireysel mülkiyet hakkı ile şirketin makro düzeydeki kurumsal menfaati arasındaki çatışmayı, kesin biçimde şirket lehine çözen bir düzenlemedir [1]. Temsilcinin yetkisinin "dışa karşı sınırsız, içe karşı sınırlı" olduğu bu model, şirketler hukukunun hız ve güvenlik ihtiyacını tam anlamıyla karşılamaktadır.
Bununla birlikte, maddenin ikinci fıkrasında yer alan "özel bir yazılı belge" şartının pratik işleyişi, hamiline yazılı pay senetlerinin anonim doğası (sahipliğin gizliliği) dikkate alındığında eleştiriye açıktır. Toplantı başkanlığına senedi ibraz eden kişinin, bu senedin gerçek maliki mi yoksa bir rehin alacaklısı veya saklama görevlisi mi olduğunu tespit etmek kural olarak mümkün değildir. Ancak 7262 sayılı Kanun ile TTK m. 489'a eklenen "Merkezi Kayıt Kuruluşuna (MKK) bildirim" şartı [6], bu zafiyeti büyük oranda gidermiştir. Zira hamiline pay sahibinin kimliği artık MKK nezdinde kayıtlı olduğundan, genel kurul öncesi alınacak "hazır bulunanlar listesinde", gerçek pay sahibinin MKK kayıtları üzerinden teşhis edilmesi ve m. 427/2 uyarınca yetkisiz kişilerin ayıklanması çok daha rasyonel ve hukuki güvenlik içinde yürütülebilecek bir sisteme kavuşmuştur.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 427. maddesi, anonim şirketler hukukunda "Genel Kurul" başlığı altında, "Pay Sahibinin Temsili" alt ayrımında yer almaktadır [1]. Anonim şirketlerde genel kurul, pay sahiplerinin şirket yönetimine katıldıkları, iradelerini yansıttıkları ve şirketin temel yapısal kararlarını aldıkları en üst organdır. Pay sahiplerinin bu iradeyi bizzat kullanmaları kural olmakla birlikte, modern şirketler hukukunun karmaşık yapısı ve pratik gereklilikler, temsilen oy kullanma müessesesini zorunlu kılmıştır [2].
Maddenin birinci fıkrası, pay sahibinin genel kuruldaki haklarını bir temsilci vasıtasıyla kullanması durumunda, temsilci ile temsil edilen arasındaki iç ilişkinin (talimatlara aykırılığın), anonim şirketin dış ilişkisine ve genel kurul kararlarının geçerliliğine etki etmemesini güvence altına almaktadır [1]. Bu düzenleme, işlem güvenliğini (corporate stability) ve genel kurul iradesinin istikrarını korumayı amaçlayan temel bir normdur.
Maddenin ikinci fıkrası ise, kıymetli evrak hukukunun temel prensiplerinden biri olan "zilyetliğin hak sahipliğine karine teşkil etmesi" kuralına, hamiline yazılı pay senetleri bağlamında getirilmiş son derece önemli bir istisnayı düzenlemektedir [1]. Hamiline yazılı pay senedini mülkiyet amacı dışında; rehin, hapis hakkı, saklama veya kullanım ödüncü gibi ayni veya şahsi bir hakka dayanarak elinde bulunduran kişilerin (fer'i zilyetlerin), pay sahipliği haklarını kullanabilmeleri "özel bir yazılı belge" şartına bağlanmıştır [1, 3]. Bu hüküm, hamiline yazılı senetlerin anonim yapısının kötüye kullanılmasını ve asıl pay sahibinin iradesi dışında şirket yönetimine müdahale edilmesini engelleme refleksinin bir ürünüdür.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Temsilcinin Talimata Uyması ve İç İlişki - Dış İlişki Ayrımı (TTK m. 427/1)
Anonim şirketlerde pay sahibi, genel kurula bizzat katılabileceği gibi, pay sahibi olan veya olmayan bir üçüncü kişiyi de temsilcisi olarak tayin edebilir (TTK m. 425/1) [2]. Temsilci, temsil edilenin (pay sahibinin) talimatına uygun hareket etmekle yükümlüdür [1]. Bu yükümlülük, Türk Borçlar Kanunu'nda (TBK) düzenlenen vekâlet sözleşmesinin (TBK m. 505) sadakat ve özen borcunun şirketler hukukundaki yansımasıdır.
Ancak TTK m. 427/1, "Talimata aykırılık, oyu geçersiz kılmaz" emredici kuralını koyarak, temsilcinin talimata aykırı şekilde kullandığı oyun şirket yönünden tamamen geçerli ve bağlayıcı olacağını kabul etmiştir [1]. Doktrinde Reha Poroy, Ünal Tekinalp ve Ersin Çamoğlu gibi otoritelerin de sıklıkla vurguladığı üzere, şirketler hukukunda "görünüşte haklılık" ve "işlem güvenliği" esastır. Temsilcinin iç ilişkideki vekâlet sözleşmesine aykırı hareket etmesi, genel kurulun karar nisabını veya oylama sonucunu sakatlamaz. Bu durumda temsil edilenin tek hukuki çaresi, "temsil edilenin temsilciye karşı hakları saklıdır" kuralı gereğince, temsilciye karşı genel hükümlere (vekalet akdine aykırılık ve tazminat) başvurmaktır [1].
2.2. Hamiline Yazılı Pay Senetlerinde Zilyetlik ve Temsil Yetkisi (TTK m. 427/2)
Hamiline yazılı pay senetlerinde, senedin mülkiyeti ve dolayısıyla pay sahipliği sıfatı kural olarak zilyetliğin geçirilmesi ile devredilir [4]. Ancak bir hamiline yazılı pay senedi; rehin (TMK m. 956), hapis hakkı (TMK m. 950), saklama (vedia) veya kullanım ödüncü (ariyet) gibi mülkiyeti devretmeyen, sadece zilyetliği devreden sözleşmeler uyarınca bir başkasına teslim edilmiş olabilir [1].
Bu durumda zilyet, senedin maliki sıfatına sahip olmadığından, paydan doğan mali ve idari hakları (kâr payı alma, genel kurula katılma, oy kullanma, özel denetçi isteme vb.) kural olarak kullanamaz [3, 5]. TTK m. 427/2, senedi elinde bulunduran bu tür zilyetlerin hakları kullanabilmesini mutlak surette "pay sahibi tarafından özel bir yazılı belge ile yetkilendirilmiş" olmaları şartına bağlamıştır [1]. Aksi takdirde, rehin alan veya hapis hakkını kullanan kişi, senedin zilyedi olsa bile şirket organlarında temsil veya oy hakkı iddia edemez [5].
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ve Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarına göre, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali (TTK m. 445 vd.) istemlerinde, davacı pay sahibinin ileri sürdüğü "temsilcim talimatıma aykırı oy kullandı" iddiası dinlenmez [7, 8]. Yargıtay, TTK m. 427/1 (ve mülga 6762 sayılı Kanun'daki karşılığı) uyarınca, temsilcinin verdiği oyun dış ilişkide tam ve kesin bir hukuki etki doğurduğunu, iç ilişkideki vekâlet görevinin kötüye kullanılmasının genel kurul kararının iptali için bir "kanuna veya esas sözleşmeye aykırılık" teşkil etmeyeceğini açıkça vurgulamaktadır.
Aynı şekilde Yargıtay, hamiline yazılı pay senetlerini rehin veya hapis hakkı sebebiyle elinde bulunduran banka veya üçüncü kişilerin, anonim şirkete karşı pay sahipliği haklarını (özellikle oy kullanma ve dava açma haklarını) ileri sürebilmeleri için, TTK m. 427/2 uyarınca mutlaka "özel bir yazılı belge" sunmalarını aramaktadır. Salt zilyetliğin ispatı, bu hakların kullanımı için yargı mercilerince yeterli görülmemektedir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Temsilcinin Talimata Aykırı Oy Kullanması): (A) Anonim Şirketi'nin %15 pay sahibi (P), genel kurula katılamayacağı için (V)'yi temsilci tayin etmiş ve gündemin 3. maddesindeki sermaye artırımı kararına "Ret" oyu vermesi hususunda yazılı talimat iletmiştir. Ancak (V), genel kurulda sermaye artırımının lehine "Kabul" oyu kullanmıştır. (P), sonradan bu durumu öğrenerek genel kurul kararının iptali davası açmıştır. Hukuki analiz: TTK m. 427/1 uyarınca, temsilci (V)'nin talimata aykırı oy kullanması, söz konusu oyu geçersiz kılmaz [1]. Oylama hukuken geçerlidir ve sermaye artırımı kararı bu oy nisabı dikkate alınarak tescil edilir. (P)'nin açtığı genel kurul kararının iptali davası, husumet ve hukuki dayanak yokluğundan reddedilecektir. (P)'nin yegâne hakkı, (V)'ye karşı TBK m. 505 vd. uyarınca vekâlet görevinin kötüye kullanılmasına dayalı tazminat davası açmaktır.
Olay 2 (Rehinli Hamiline Pay Senedi Zilyedinin Oy Kullanma Talebi): (B) Bankası, borçlu (M)'nin kredi borcuna karşılık, (M)'ye ait hamiline yazılı anonim şirket pay senetlerini TMK hükümleri uyarınca rehin alarak kasasında muhafaza etmektedir. Şirketin olağan genel kurulunda (B) Bankası yetkilileri, senetlerin zilyedi sıfatıyla toplantıya katılarak oy kullanmak istemiş, ancak toplantı başkanı bunu reddetmiştir. Hukuki analiz: TTK m. 427/2 hükmü son derece açıktır; hamiline yazılı pay senedini rehin sebebiyle elinde bulunduran kişi, "pay sahibi tarafından özel bir yazılı belge ile yetkilendirilmişse" oy kullanabilir [1]. (M) tarafından (B) Bankası'na verilmiş, oy hakkının kullanımını içeren özel bir yetki belgesi bulunmadığından, toplantı başkanının (B) Bankası'nı genel kurula kabul etmemesi ve oy kullandırmaması hukuka tamamen uygundur [5].
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde (özellikle Sabih Arkan, Mehmet Bahtiyar, Ünal Tekinalp) sıklıkla ifade edildiği üzere, TTK m. 427'nin birinci fıkrası, pay sahibinin bireysel mülkiyet hakkı ile şirketin makro düzeydeki kurumsal menfaati arasındaki çatışmayı, kesin biçimde şirket lehine çözen bir düzenlemedir [1]. Temsilcinin yetkisinin "dışa karşı sınırsız, içe karşı sınırlı" olduğu bu model, şirketler hukukunun hız ve güvenlik ihtiyacını tam anlamıyla karşılamaktadır.
Bununla birlikte, maddenin ikinci fıkrasında yer alan "özel bir yazılı belge" şartının pratik işleyişi, hamiline yazılı pay senetlerinin anonim doğası (sahipliğin gizliliği) dikkate alındığında eleştiriye açıktır. Toplantı başkanlığına senedi ibraz eden kişinin, bu senedin gerçek maliki mi yoksa bir rehin alacaklısı veya saklama görevlisi mi olduğunu tespit etmek kural olarak mümkün değildir. Ancak 7262 sayılı Kanun ile TTK m. 489'a eklenen "Merkezi Kayıt Kuruluşuna (MKK) bildirim" şartı [6], bu zafiyeti büyük oranda gidermiştir. Zira hamiline pay sahibinin kimliği artık MKK nezdinde kayıtlı olduğundan, genel kurul öncesi alınacak "hazır bulunanlar listesinde", gerçek pay sahibinin MKK kayıtları üzerinden teşhis edilmesi ve m. 427/2 uyarınca yetkisiz kişilerin ayıklanması çok daha rasyonel ve hukuki güvenlik içinde yürütülebilecek bir sisteme kavuşmuştur.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.