1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Anonim şirketlerde esas sözleşme, ortaklığın kurumsal anayasası niteliğini taşır. Bu sözleşmenin, ortakların iradeleriyle sonradan değiştirilebilmesi kural olarak mümkün olmakla birlikte, bu değişiklik sürecinin azınlık pay sahiplerinin, alacaklıların ve hukuki işlem güvenliğinin korunması maksadıyla belirli nitelikli çoğunluklara bağlanması gerekmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 421. maddesi, esas sözleşme değişikliklerine uygulanacak toplantı ve karar nisaplarını kademeli ve sistematik bir yapı içinde düzenleyerek 6762 sayılı mülga Ticaret Kanunu’ndaki (eTK m. 388) eksiklikleri gidermeyi hedeflemiştir [1], [2].
TTK m. 421 hükmü, İsviçre Borçlar Kanunu’nun (İsvBK) 704. maddesi örnek alınarak kaleme alınmıştır [3]. İsviçre hukukundan farklı olarak TTK, yalnızca karar nisaplarını değil, aynı zamanda kararların alınabilmesi için oluşturulması gereken asgari toplantı nisaplarını da düzenlemiştir. TTK m. 418’de yer alan olağan (basit) karar nisaplarından ayrılarak, esas sözleşme değişikliklerinin önem derecesine göre; %50, %75 ve %100 (oybirliği) gibi ağırlaştırılmış oranlar (nitelikli nisaplar) öngörülmüştür [4], [5], [6].
TTK m. 421, genel anasözleşme değişiklikleri için bir asgari standart belirlerken (m. 421/1), şirketin kaderini derinden etkileyecek hayati kararlar için oybirliği (m. 421/2) ve nitelikli çoğunluk (m. 421/3) şartlarını getirmiştir. Kanun koyucu, bu maddede yer alan nisapların esas sözleşme ile hafifletilmesini (nispî çoğunluk öngörülmesini) kesin hükümsüzlük (batıl) yaptırımına bağlayarak, emredici hükümler ilkesini (TTK m. 340) tahkim etmiştir [4], [7], [8].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Olağan Esas Sözleşme Değişikliği Nisapları (m. 421/1)
Kanunda veya esas sözleşmede aksine daha ağır bir hüküm öngörülmediği müddetçe, genel esas sözleşme değişiklikleri ilk toplantıda şirket sermayesinin en az yarısının (%50) temsil edildiği genel kurulda, toplantıda mevcut bulunan oyların çoğunluğu ile alınır [9], [10], [11]. Yasa koyucu, kararların alınmasında mevcudun çoğunluğu esasını benimseyerek nispî çoğunluğu yasaklamıştır. İlk toplantıda bu nisabın elde edilememesi halinde, en geç bir ay içinde yapılacak ikinci toplantıda sermayenin en az üçte birinin (%33,3) temsili yeterli görülmüştür [9], [10], [12].
2.2. Oybirliği Gerektiren Değişiklikler (m. 421/2)
Kanun, pay sahiplerinin mülkiyet ve ortaklık haklarına en ağır müdahaleyi içeren iki temel esas sözleşme değişikliğini, sermayenin tümünü oluşturan pay sahiplerinin veya temsilcilerinin oybirliğine (%100) bağlamıştır [4], [13].
- Bilanço Zararlarının Kapatılması İçin Yükümlülük Konulması: Pay sahiplerinin taahhüt ettikleri sermaye miktarı dışında yeni bir maddi külfet (ikincil yükümlülük) altına sokulması, sınırlı sorumluluk ilkesinin istisnasıdır. Bu bağlamda ortaklara ek ödeme yükümlülüğü getiren kararlar oybirliği ile alınır [4], [13].
- Şirket Merkezinin Yurt Dışına Taşınması: Şirketin tâbiiyetini (uyrukluğunu) ve hukuki statüsünü doğrudan değiştiren bu durum, doğrudan devletler özel hukuku prensiplerine de temas etmesi sebebiyle oybirliğine tabi tutulmuştur [4], [14]. Bu nisaba ulaşılamadığı durumlarda ikinci bir toplantı için nisap düşürülmez (m. 421/4) [15], [16].
2.3. Yüzde Yetmiş Beş (%75) Nisap Gerektiren Kararlar (m. 421/3)
Şirketin yapısal, ekonomik ve ortaklık statüsünü radikal biçimde değiştiren aşağıdaki kararlar, sermayenin en az yüzde yetmiş beşini oluşturan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin olumlu oyu ile alınır [4], [17], [16]:
- İşletme Konusunun Tamamen Değiştirilmesi: Şirketin faaliyet gösterdiği ana sektörün bütünüyle terk edilerek yeni bir alana geçişini ifade eder [4], [18].
- İmtiyazlı Pay Oluşturulması: Kuruluşta öngörülmeyen ve sonradan bazı pay gruplarına oy, kâr payı veya tasfiye payı gibi konularda üstün haklar (imtiyaz) sağlayan değişikliklerdir [15], [19].
- Nama Yazılı Payların Devrinin Sınırlandırılması: Şirketin kapalı yapısını korumak amacıyla ihdas edilen "bağlam" kurallarının sözleşmeye konulmasıdır [15], [20], [21].
Bu fıkradaki %75'lik oran hem toplantı hem de karar nisabını birlikte ihtiva etmekte olup, ikinci toplantıda da aynı nisap aranır (m. 421/4) [15], [22].
2.4. Ayrılma Hakkı ve Devir Serbestisi (m. 421/6)
İşletme konusunun tamamen değiştirilmesi veya imtiyazlı pay oluşturulmasına ilişkin kararlara muhalif kalarak olumsuz oy kullanan nama yazılı pay sahiplerine Kanun, şirket anayasasındaki bu köklü değişiklikten kaçış (exit) imkânı tanımıştır. Bu ortaklar, kararın TTSG’de yayımlanmasından itibaren altı ay boyunca, esas sözleşmedeki mevcut devir sınırlamalarından (bağlam) azade biçimde paylarını devredebilirler [23], [24], [25].
2.5. Halka Açık Şirketlere İlişkin İstisnai Düzenleme (m. 421/5)
Pay senetleri menkul kıymet borsalarında işlem gören şirketlerde, sermaye artırımı, kayıtlı sermaye tavanının yükseltilmesi, birleşme, bölünme ve tür değiştirme gibi kararlar için (esas sözleşmede aksine hüküm yoksa) m. 418'deki basit nisapların uygulanacağı öngörülmüştür [15], [26], [27]. Bu hükmün temel rasyosu, borsaya kote şirketlerde geniş pay sahibi tabanı nedeniyle ağır nisaplara ulaşılmasının fiilen imkânsız olması ve karar mekanizmalarının kilitlenmesinin önüne geçilmesidir.
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 418 (Olağan Genel Kurul Nisapları) ile İlişkisi: TTK m. 418, genel kurulun kural olarak sermayenin en az dörtte birini karşılayan payların varlığı ile toplanacağını öngörür [28], [6]. TTK m. 421 ise bu kuralın istisnasını (lex specialis) teşkil eder. Esas sözleşme değişikliklerinde m. 418'deki basit nisaplar uygulanamaz [28], [29].
- TTK m. 479/3 (Oyda İmtiyazın Sınırları): TTK m. 479/3-a bendi uyarınca, oyda imtiyazlı paylar, esas sözleşme değişikliklerine ilişkin genel kurul kararlarında imtiyazlı oy haklarını kullanamazlar; her pay itibarî değeri oranında oy hakkı verir [30], [31], [32].
- TTK m. 454 (İmtiyazlı Pay Sahipleri Özel Kurulu): Esas sözleşme değişikliği niteliğindeki bir genel kurul kararı, mevcut imtiyazlı pay sahiplerinin haklarını ihlal edici nitelikteyse, TTK m. 421'e göre alınan kararın geçerlilik kazanabilmesi için ayrıca TTK m. 454 uyarınca İmtiyazlı Pay Sahipleri Özel Kurulu tarafından onanması şarttır [33], [34], [19].
- Sermaye Piyasası Kanunu (SerPK) m. 29/6 ile Çatışma: TTK m. 421/5 hükmü, pay senetleri borsada işlem gören şirketler için birleşme, sermaye artırımı gibi konularda m. 418'deki adi nisaplara atıf yapmaktadır [26], [27]. Ancak SerPK m. 29/6, halka açık ortaklıklarda "önemli nitelikteki işlemler", sermaye azaltımı ve yeni pay alma hakkının kısıtlanması gibi hususlarda 2/3 (veya toplantıda sermayenin yarısı varsa salt çoğunluk) şeklinde özel nisaplar getirmiştir [35], [36]. Normlar hiyerarşisi (özel kanun önceliği) gereği SerPK m. 29/6 hükmü TTK m. 421/5'i büyük ölçüde ilga etmiş ve uygulamasını daraltmıştır [37], [38], [36].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay kararlarında, TTK m. 421 (ve mülga eTK m. 388) bağlamındaki nisapların emredici hukuk kuralları olduğu ve ortaklığın temel yapısını ilgilendirdiği istikrarlı biçimde vurgulanmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (YHGK 20.11.2002, 11-825/998) ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, kanunda veya esas sözleşmede öngörülen emredici toplantı ve karar nisaplarına (özellikle %50 ve %75 gibi ağırlaştırılmış nisaplara) uyulmadan alınan genel kurul kararları "iptal edilebilir" nitelikte değil, doğrudan doğruya "yoklukla sakat" (veya TBK m. 27 bağlamında butlan) kabul edilmektedir [39], [40], [41], [42]. Yargıtay, kurucu şekil şartı olan bu nisapların eksikliğini, bir karar mekanizmasının hiç oluşmadığı şeklinde yorumlamaktadır. Bu nedenle, nisaba uyulmadığı iddiaları herhangi bir süreye tabi olmaksızın (TTK m. 445'teki 3 aylık hak düşürücü süre uygulanmadan) her zaman ileri sürülebilir [43], [44].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo):
"X Dokuma ve Tekstil A.Ş." yönetim kurulu, sektördeki daralma nedeniyle faaliyet konusunu tamamen terk edip "gayrimenkul yatırım ve turizm" alanına geçmek için olağanüstü genel kurul kararı almıştır. Şirket sermayesinin %60'ının temsil edildiği genel kurulda, toplantıda bulunanların tamamının olumlu oyu ile esas sözleşmenin "işletme konusu" maddesi tamamen değiştirilmiştir. Pay sahibi A, bu kararın kanuna aykırı olduğunu ileri sürmektedir.
Hukuki Analiz: TTK m. 421/3-a uyarınca, işletme konusunun tamamen değiştirilmesi kararlarının sermayenin en az %75'ini oluşturan pay sahiplerinin olumlu oyu ile alınması zorunludur [4], [18]. Olayda sermayenin sadece %60'ı temsil edilmiş ve onaylamıştır. Dolayısıyla TTK m. 421/3'teki kurucu toplantı ve karar nisabına uyulmamıştır. Alınan bu genel kurul kararı yoklukla sakattır ve Ticaret Sicili nezdinde tescil edilemez.
Olay 2 (Kurmaca Senaryo):
Halka kapalı "Y Otomotiv A.Ş.", esas sözleşmesinde değişiklik yaparak nama yazılı payların devrinin yönetim kurulu onayına tabi olacağına dair bir "bağlam" hükmü ihdas etmek istemiştir. İlk toplantıya sermayenin %70'ini temsil eden pay sahipleri katılmış ve karar alınamamıştır. Bir ay sonra yapılan ikinci toplantıda sermayenin %40'ı temsil edilmiş ve bağlam kuralı kabul edilmiştir.
Hukuki Analiz: TTK m. 421/3-c uyarınca nama yazılı payların devrinin sınırlandırılması (bağlam) sermayenin en az %75'ini oluşturan payların olumlu oyunu gerektirir [15], [21]. TTK m. 421/4 hükmü amirdir; ikinci ve üçüncü fıkralardaki nisaplar, ilk toplantıda ulaşılamaması halinde ikinci toplantıda da (düşmeksizin) aynen aranır [15], [22]. Dolayısıyla ikinci toplantıdaki %40'lık nisap geçersizdir, alınan karar hükümsüzdür.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat Yükü: Genel kurulda aranan sermaye nisaplarının sağlandığının ispatı, usulüne uygun düzenlenmiş ve toplantı başkanlığı ile (gerekli hallerde) Bakanlık Temsilcisi tarafından imzalanmış "Hazır Bulunanlar Listesi" (Hazirun Cetveli) ve genel kurul tutanağı ile sabittir [45], [46], [47].
- Zamanaşımı / Süreler: Alınan esas sözleşme değişikliği kararlarına karşı, TTK m. 445 uyarınca "iptal davası" açılacaksa, bu dava kararın alındığı tarihten itibaren üç aylık hak düşürücü süreye tabidir [48]. Ancak nisap eksikliğine dayanan "yokluk" veya "butlan" davaları (TTK m. 447) süreye tabi değildir [43], [44], [49].
- Görevli ve Yetkili Mahkeme: Şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesidir (TTK m. 445) [48], [50].
- Yaygın Uygulama Hataları: TTK m. 421/3 hükmünde yer alan "%75" şartı, toplantıya katılanların %75'i değil, tüm şirket sermayesinin %75'inin olumlu oyunu ifade etmektedir. Uygulamada, yalnızca toplantıya katılanların oylarının hesaplanması suretiyle karar alındığının zannedilmesi, kararların Ticaret Sicili Müdürlüklerinden dönmesine veya davalarda yokluk tespiti yapılmasına neden olan temel bir hatadır [51], [52].
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Ticaret Kanunu m. 421 hükmü, doktrinde değerli hocalarımız (Örn. Prof. Dr. Erdoğan Moroğlu, Prof. Dr. Abuzer Kendigelen, Prof. Dr. Ersin Çamoğlu) tarafından derinlemesine tartışılmış ve çeşitli eleştirilere tabi tutulmuştur:
- "Tamamen Değiştirme" Kriterinin Muğlaklığı: TTK m. 421/3-a'da yer alan "işletme konusunun tamamen değiştirilmesi" ibaresi, Prof. Dr. E. Moroğlu tarafından hukuka karşı hileye açık olduğu gerekçesiyle eleştirilmiştir. Moroğlu'na göre, işletme konusunun %99'u değiştirilip %1'lik bir kısmın (örneğin tali bir ticaret maddesinin) eski haliyle bırakılması durumunda, hükmün etrafından dolanılması (kanuna karşı hile) mümkündür. Bu ifadenin, "esaslı bir bölümünün değiştirilmesi" şeklinde revize edilmesi gerektiği doktrinde ağırlıklı olarak savunulmaktadır [53], [54].
- Kavramsal Çelişkiler (Bilanço Zararları): TTK m. 421/2-a bendinde yer alan "Bilanço zararlarının kapatılması için yükümlülük ve ikincil yükümlülük koyan kararlar" ifadesi, eTK m. 388/1'deki "pay sahiplerinin taahhütlerini artırmak" şeklindeki yerleşik ve net ifadeye nazaran belirsiz bulunmuştur [13]. Ek yükümlülük (örneğin limited şirketlerdeki ek ödeme yükümü) prensibinin anonim şirketlere bu lafızla transferi, yükümlülüğün kapsamı bakımından tereddüt yaratmaktadır [55].
- Nisapların Sistematik Uyumsuzluğu: Prof. Dr. A. Kendigelen, m. 421/3'teki %75'lik mutlak karar nisabının, TTK'nın muhtelif yerlerinde (örneğin sermaye azaltımı m. 473, önemli miktarda aktifin toptan satışı m. 538) genel bir atıf maddesi olarak kullanılmasını eleştirmektedir. Zira %75 sermaye çoğunluğu fiilen ulaşılamayacak kadar yüksek bir orandır. Kanun koyucunun, bu nisabı belirlerken mehaz İsviçre hukuku ile Alman hukuku arasında sıkıştığı ve toplantıda temsil olunan sermaye üzerinden nisap belirlemek yerine tüm sermaye üzerinden saf bir karar nisabı benimseyerek şirketlerin karar alma kabiliyetini tıkadığı ifade edilmektedir [56], [51], [57], [52], [58].
- Mevcut İmtiyazların Genişletilmesi Sorunu: Kanun, m. 421/3-b bendinde "imtiyazlı pay oluşturulması"nı düzenlemiştir. Peki mevcut imtiyazların artırılması/genişletilmesi bu hükme tabi midir? Gerekçede mevcut imtiyazların genişletilmesinin bu maddeye değil, TTK m. 454'e tabi olduğu belirtilmişse de, doktrin haklı olarak ilk kez imtiyaz yaratılması ile mevcut imtiyazın etki alanının genişletilmesi arasında azınlık pay sahiplerinin hakları bakımından bir fark olmadığını, her ikisinin de %75'lik nisaba tabi olması gerektiğini savunmaktadır [19], [59].
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Anonim şirketlerde esas sözleşme, ortaklığın kurumsal anayasası niteliğini taşır. Bu sözleşmenin, ortakların iradeleriyle sonradan değiştirilebilmesi kural olarak mümkün olmakla birlikte, bu değişiklik sürecinin azınlık pay sahiplerinin, alacaklıların ve hukuki işlem güvenliğinin korunması maksadıyla belirli nitelikli çoğunluklara bağlanması gerekmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 421. maddesi, esas sözleşme değişikliklerine uygulanacak toplantı ve karar nisaplarını kademeli ve sistematik bir yapı içinde düzenleyerek 6762 sayılı mülga Ticaret Kanunu’ndaki (eTK m. 388) eksiklikleri gidermeyi hedeflemiştir [1], [2].
TTK m. 421 hükmü, İsviçre Borçlar Kanunu’nun (İsvBK) 704. maddesi örnek alınarak kaleme alınmıştır [3]. İsviçre hukukundan farklı olarak TTK, yalnızca karar nisaplarını değil, aynı zamanda kararların alınabilmesi için oluşturulması gereken asgari toplantı nisaplarını da düzenlemiştir. TTK m. 418’de yer alan olağan (basit) karar nisaplarından ayrılarak, esas sözleşme değişikliklerinin önem derecesine göre; %50, %75 ve %100 (oybirliği) gibi ağırlaştırılmış oranlar (nitelikli nisaplar) öngörülmüştür [4], [5], [6].
TTK m. 421, genel anasözleşme değişiklikleri için bir asgari standart belirlerken (m. 421/1), şirketin kaderini derinden etkileyecek hayati kararlar için oybirliği (m. 421/2) ve nitelikli çoğunluk (m. 421/3) şartlarını getirmiştir. Kanun koyucu, bu maddede yer alan nisapların esas sözleşme ile hafifletilmesini (nispî çoğunluk öngörülmesini) kesin hükümsüzlük (batıl) yaptırımına bağlayarak, emredici hükümler ilkesini (TTK m. 340) tahkim etmiştir [4], [7], [8].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Olağan Esas Sözleşme Değişikliği Nisapları (m. 421/1)
Kanunda veya esas sözleşmede aksine daha ağır bir hüküm öngörülmediği müddetçe, genel esas sözleşme değişiklikleri ilk toplantıda şirket sermayesinin en az yarısının (%50) temsil edildiği genel kurulda, toplantıda mevcut bulunan oyların çoğunluğu ile alınır [9], [10], [11]. Yasa koyucu, kararların alınmasında mevcudun çoğunluğu esasını benimseyerek nispî çoğunluğu yasaklamıştır. İlk toplantıda bu nisabın elde edilememesi halinde, en geç bir ay içinde yapılacak ikinci toplantıda sermayenin en az üçte birinin (%33,3) temsili yeterli görülmüştür [9], [10], [12].
2.2. Oybirliği Gerektiren Değişiklikler (m. 421/2)
Kanun, pay sahiplerinin mülkiyet ve ortaklık haklarına en ağır müdahaleyi içeren iki temel esas sözleşme değişikliğini, sermayenin tümünü oluşturan pay sahiplerinin veya temsilcilerinin oybirliğine (%100) bağlamıştır [4], [13].
2.3. Yüzde Yetmiş Beş (%75) Nisap Gerektiren Kararlar (m. 421/3)
Şirketin yapısal, ekonomik ve ortaklık statüsünü radikal biçimde değiştiren aşağıdaki kararlar, sermayenin en az yüzde yetmiş beşini oluşturan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin olumlu oyu ile alınır [4], [17], [16]:
2.4. Ayrılma Hakkı ve Devir Serbestisi (m. 421/6)
İşletme konusunun tamamen değiştirilmesi veya imtiyazlı pay oluşturulmasına ilişkin kararlara muhalif kalarak olumsuz oy kullanan nama yazılı pay sahiplerine Kanun, şirket anayasasındaki bu köklü değişiklikten kaçış (exit) imkânı tanımıştır. Bu ortaklar, kararın TTSG’de yayımlanmasından itibaren altı ay boyunca, esas sözleşmedeki mevcut devir sınırlamalarından (bağlam) azade biçimde paylarını devredebilirler [23], [24], [25].
2.5. Halka Açık Şirketlere İlişkin İstisnai Düzenleme (m. 421/5)
Pay senetleri menkul kıymet borsalarında işlem gören şirketlerde, sermaye artırımı, kayıtlı sermaye tavanının yükseltilmesi, birleşme, bölünme ve tür değiştirme gibi kararlar için (esas sözleşmede aksine hüküm yoksa) m. 418'deki basit nisapların uygulanacağı öngörülmüştür [15], [26], [27]. Bu hükmün temel rasyosu, borsaya kote şirketlerde geniş pay sahibi tabanı nedeniyle ağır nisaplara ulaşılmasının fiilen imkânsız olması ve karar mekanizmalarının kilitlenmesinin önüne geçilmesidir.
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay kararlarında, TTK m. 421 (ve mülga eTK m. 388) bağlamındaki nisapların emredici hukuk kuralları olduğu ve ortaklığın temel yapısını ilgilendirdiği istikrarlı biçimde vurgulanmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (YHGK 20.11.2002, 11-825/998) ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, kanunda veya esas sözleşmede öngörülen emredici toplantı ve karar nisaplarına (özellikle %50 ve %75 gibi ağırlaştırılmış nisaplara) uyulmadan alınan genel kurul kararları "iptal edilebilir" nitelikte değil, doğrudan doğruya "yoklukla sakat" (veya TBK m. 27 bağlamında butlan) kabul edilmektedir [39], [40], [41], [42]. Yargıtay, kurucu şekil şartı olan bu nisapların eksikliğini, bir karar mekanizmasının hiç oluşmadığı şeklinde yorumlamaktadır. Bu nedenle, nisaba uyulmadığı iddiaları herhangi bir süreye tabi olmaksızın (TTK m. 445'teki 3 aylık hak düşürücü süre uygulanmadan) her zaman ileri sürülebilir [43], [44].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo): "X Dokuma ve Tekstil A.Ş." yönetim kurulu, sektördeki daralma nedeniyle faaliyet konusunu tamamen terk edip "gayrimenkul yatırım ve turizm" alanına geçmek için olağanüstü genel kurul kararı almıştır. Şirket sermayesinin %60'ının temsil edildiği genel kurulda, toplantıda bulunanların tamamının olumlu oyu ile esas sözleşmenin "işletme konusu" maddesi tamamen değiştirilmiştir. Pay sahibi A, bu kararın kanuna aykırı olduğunu ileri sürmektedir. Hukuki Analiz: TTK m. 421/3-a uyarınca, işletme konusunun tamamen değiştirilmesi kararlarının sermayenin en az %75'ini oluşturan pay sahiplerinin olumlu oyu ile alınması zorunludur [4], [18]. Olayda sermayenin sadece %60'ı temsil edilmiş ve onaylamıştır. Dolayısıyla TTK m. 421/3'teki kurucu toplantı ve karar nisabına uyulmamıştır. Alınan bu genel kurul kararı yoklukla sakattır ve Ticaret Sicili nezdinde tescil edilemez.
Olay 2 (Kurmaca Senaryo): Halka kapalı "Y Otomotiv A.Ş.", esas sözleşmesinde değişiklik yaparak nama yazılı payların devrinin yönetim kurulu onayına tabi olacağına dair bir "bağlam" hükmü ihdas etmek istemiştir. İlk toplantıya sermayenin %70'ini temsil eden pay sahipleri katılmış ve karar alınamamıştır. Bir ay sonra yapılan ikinci toplantıda sermayenin %40'ı temsil edilmiş ve bağlam kuralı kabul edilmiştir. Hukuki Analiz: TTK m. 421/3-c uyarınca nama yazılı payların devrinin sınırlandırılması (bağlam) sermayenin en az %75'ini oluşturan payların olumlu oyunu gerektirir [15], [21]. TTK m. 421/4 hükmü amirdir; ikinci ve üçüncü fıkralardaki nisaplar, ilk toplantıda ulaşılamaması halinde ikinci toplantıda da (düşmeksizin) aynen aranır [15], [22]. Dolayısıyla ikinci toplantıdaki %40'lık nisap geçersizdir, alınan karar hükümsüzdür.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Ticaret Kanunu m. 421 hükmü, doktrinde değerli hocalarımız (Örn. Prof. Dr. Erdoğan Moroğlu, Prof. Dr. Abuzer Kendigelen, Prof. Dr. Ersin Çamoğlu) tarafından derinlemesine tartışılmış ve çeşitli eleştirilere tabi tutulmuştur:
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.