RESMİ METİN

2. Tüzel kişiler a) Kollektif ve komandit şirketler


Madde 42 - (1) Kollektif şirketin ticaret unvanı, bütün ortakların veya ortaklardan en az birinin adı ve soyadıyla şirketi ve türünü gösterecek bir ibareyi içerir. (2) Adi veya sermay esi paylara bölünmüş komandit şirketlerin ticaret unvanı, komandite ortaklardan en az birinin adı ve soyadıyla şirketi ve türünü gösterecek bir ibareyi içerir. Bu şirketlerin ticaret unvanlarında komanditer ortakların adları ve soyadları veya ticaret unvan ları bulunamaz.


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) "Ticaret Unvanı ve İşletme Adı" başlıklı Üçüncü Kısmı içerisinde yer alan 42. madde, şahıs şirketleri kategorisinde bulunan kollektif ve komandit şirketlerin ticaret unvanlarının nasıl oluşturulacağını düzenlemektedir [1]. Ticaret unvanları, tacirleri birbirinden ayıran, ticari işletme ile müşteri çevresi arasında irtibat kuran ve işletmeyi ferdileştiren mutlak hak niteliğindeki gayri maddi malvarlığı unsurlarıdır [2, 3].

Ticaret hukuku sistematiğinde ticaret unvanları, oluşturulma biçimlerine göre "şahıs unvanları" ve "konu unvanları" olmak üzere ikiye ayrılır [4, 5]. Kollektif ve komandit şirketlerin şahıs şirketi olmaları, ortakların kişisel emek ve sorumluluklarının ön planda bulunması sebebiyle, bu şirketlerin ticaret unvanlarının da ortakların kimliklerini yansıtacak şekilde "şahıs unvanı" sistemine göre oluşturulması kanun koyucu tarafından emredici bir kural olarak benimsenmiştir [4].

TTK m. 42 hükmü, ticaret unvanının mecburi kısmı olan "asli unsur" (çekirdek) kavramını düzenlemekte olup, unvanda hangi ortakların isimlerinin yer alabileceğini ve hangi ortakların isimlerinin yer alamayacağını kesin sınırlarla tayin etmiştir [1, 6]. Bu düzenleme, üçüncü kişilerin şirketin sorumluluk rejimi ve ortaklık yapısı hakkında yanıltılmasını önlemek amacıyla "görünüşe güven" ilkesinin doğrudan bir tezahürüdür [7].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Kollektif Şirketlerin Ticaret Unvanı (m. 42/1)

Kollektif şirketler, ortaklarının tamamının şirket alacaklılarına karşı sınırsız ve müteselsil sorumlu olduğu şahıs şirketleridir [8, 9]. TTK m. 42/1 uyarınca, kollektif şirketin ticaret unvanının çekirdek kısmı, bütün ortakların veya ortaklardan en az birinin adı ve soyadıyla birlikte şirketi ve türünü gösterecek bir ibareden oluşmak zorundadır [1]. Doktrinde ifade edildiği üzere, kanun koyucu her ne kadar TTK m. 41'de gerçek kişi tacirler için ad ve soyadın "kısaltılmadan" yazılacağını açıkça belirtmişken m. 42'de bu ibareye açıkça yer vermemiş olsa da, şahıs şirketi olması sebebiyle kollektif şirket ticaret unvanlarında da ortakların ad ve soyadlarının kısaltılmadan yazılması gerektiği kabul edilmektedir [10]. Zira ticaret unvanında yer alan kişinin kimliğinin üçüncü kişiler nezdinde hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde teşhis edilmesi elzemdir.

2.2. Komandit Şirketlerin Ticaret Unvanı (m. 42/2)

Komandit şirketler, şirket alacaklılarına karşı ortaklardan en az birinin sınırsız sorumlu (komandite), diğerlerinin ise belirli bir sermaye ile sınırlı sorumlu (komanditer) olduğu şirket türüdür [11]. TTK m. 42/2 gereği, komandit şirketin ticaret unvanı, sınırsız sorumlu olan komandite ortaklardan en az birinin adı ve soyadıyla şirketi ve türünü gösterecek bir ibareden oluşur [1, 12]. Komandit şirketlerde işletmenin yönetimi ve temsili münhasıran komandite ortaklara ait olduğundan (TTK m. 318), müşteri çevresine hitap eden unvanda bu ortakların adının bulunması hukuki sorumluluk rejimiyle tam bir uyum içindedir [7, 13].

2.3. Komanditer Ortak Adının Unvanda Yer Alması Yasağı

Maddenin ikinci fıkrasının son cümlesi, komandit şirketlerin ticaret unvanlarında sınırlı sorumlu komanditer ortakların adları ve soyadlarının veya varsa ticaret unvanlarının bulunmasını kesin olarak yasaklamıştır [1]. Bu yasağın temel ratio legis (konuluş amacı), ticaret unvanını gören iyiniyetli üçüncü kişilerin, ismi unvanda yer alan ortağın sınırsız sorumlu (komandite) bir ortak olduğu zannına kapılmasını ve bu suretle aldatılmasını engellemektir [7]. Ticari hayatta unvanda ismi geçen kişinin tüm malvarlığıyla sorumlu olacağı yönündeki haklı beklenti, kanun koyucu tarafından mutlak bir şekilde korunmuştur.

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 320 (Komanditerin Sorumluluğunun Ağırlaşması): TTK m. 42/2'de yer alan yasağın yaptırımı niteliğindeki en önemli sistematik bağlantı TTK m. 320 hükmüdür. Buna göre, adı şirketin unvanında bulunan komanditer ortak, üçüncü kişilere karşı "komandite bir ortak gibi" sınırsız ve müteselsil sorumlu sayılır [7, 14]. Bu durum, şekli hukuka aykırılığın maddi hukuk alanındaki doğrudan müeyyidesidir.
  • TTK m. 46 (Ekler): TTK m. 42 uyarınca oluşturulan çekirdek unvana, tacirin kimliği, işletmenin genişliği veya finansal durumu hakkında üçüncü kişilerde yanlış kanaat uyandırmamak ve kamu düzenine aykırı olmamak şartıyla TTK m. 46 kapsamında ihtiyari ekler (şube, faaliyet konusu, coğrafi ad vb.) yapılabilir [15-17].
  • TTK m. 214 ve m. 306 (Şirket Türünün Belirlenmesi): Şirket unvanında şirket türünün (kollektif veya komandit) gösterilmemesi veya komandit olduğunun açıkça saptanamaması halinde, kollektif şirkete ilişkin TTK m. 214 veya komandit şirkete ilişkin m. 306 uyarınca ağır hukuki sonuçlar (adi şirket sayılma veya kollektif şirket sayılma) doğacaktır [18, 19].
  • Ticaret Sicili Yönetmeliği (TSY) m. 43/6: Alt mevzuat niteliğindeki yönetmeliğin bu hükmü, adi komandit şirketlerin unvanlarında "adi" kelimesinin bulunmasını zorunlu tutmaktadır ki bu husus TTK m. 124 ve m. 42 hükümleri ile dış bağlantı açısından çelişki yaratmaktadır [12].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Daireleri, ticaret unvanlarında çekirdek unsurların (ad ve soyad) kullanımı ile üçüncü kişilerin yanıltılmaması prensibini titizlikle incelemektedir. Yargıtay uygulamasına göre:

  1. Görünüşe Güven İlkesinin Kesinliği: Ticaret unvanında ismi yer alan kişinin sınırsız sorumlu olduğu yönündeki ticari örf ve yerleşik inanç korunur. TTK m. 42/2 yasağına aykırı olarak ismi unvanda yer alan komanditer ortağın, "üçüncü kişinin aslında kendi sınırlı sorumluluğunu bildiği" yönündeki defileri, tescil edilmiş unvanın yarattığı mutlak aleni görünüş karşısında kural olarak dinlenmez.
  2. Ticaret Unvanının Teşhisi ve İltibas: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi kararlarında vurgulandığı üzere, şahıs şirketlerinin ticaret unvanlarında asıl ayırt edici (çekirdek) unsur olan ortak isimlerinin diğer şirket unvanlarıyla veya tescilli markalarla iltibas (karıştırılma) yaratması TTK m. 52 ve m. 54 vd. haksız rekabet hükümlerine göre yaptırıma tabi tutulur [20, 21]. Asli unsur olan şahıs adının dürüstlük kuralına (TMK m. 2) aykırı kullanımı hukuki himaye görmez.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Kollektif Şirket Unvanı): A, B ve C şahısları, tekstil sektöründe faaliyet göstermek üzere bir kollektif şirket kurarlar. Şirket unvanını "A, B ve C Tekstil Kollektif Şirketi" olarak belirledikten sonra, A'nın şirket ortağı olmayan kızı D'nin ismini de ekleyerek "A, B ve C ile D Kızı Tekstil Kollektif Şirketi" olarak tescil talep ederler. Hukuki analiz: TTK m. 42/1 gereğince asli unsur (çekirdek) ortaklardan en az birinin adı ve soyadından oluşmalıdır. Ortak olmayan bir kişinin isminin unvanda "ek" olarak yer alıp alamayacağı doktrinde tartışmalıdır. Kimi yazarlar şahıs faktörü ön planda olan bu şirkette üçüncü kişileri yanıltacağı gerekçesiyle buna karşı çıksa da, Ülgen vd. gibi yazarlar tarafından ifade edildiği üzere; söz konusu ismin bir "ortak" gibi değil, açıkça bir "ek" olduğu (kızı, oğlu vb.) anlaşılabiliyorsa ve dürüstlük kuralını zedelemiyorsa bu kullanım mümkündür [22, 23]. Ancak tescil memurunun, bu kullanımın yanıltıcı olup olmadığını TTK m. 46 kapsamında değerlendirme yetkisi vardır.

Olay 2 (Komandit Şirket Unvanı ve Sorumluluk): K (komandite) ve L (komanditer) bir komandit şirket kurar. Ticaret siciline tescil esnasında şirketin unvanı "K ve L Otomotiv Komandit Şirketi" olarak tescil edilir ve ticari işlemlere başlanır. Şirketin alacaklısı M, borcun ödenmemesi üzerine şirkete icra takibi yapar, semeresiz kalması üzerine doğrudan L'nin şahsi malvarlığına haciz gönderir. L, kendisinin komanditer (sınırlı sorumlu) olduğunu beyan ederek takibe itiraz eder. Hukuki analiz: TTK m. 42/2 hükmü kesin bir şekilde komanditer ortakların isimlerinin unvanda yer alamayacağını emretmektedir [1]. L'nin isminin unvanda yer alması açık bir kanuna aykırılıktır. Bu aykırılığın müeyyidesi TTK m. 320 uyarınca L'nin, alacaklı M'ye karşı tıpkı sınırsız sorumlu bir komandite ortak gibi sorumlu olmasıdır [14]. L'nin sınırlı sorumlu olduğu yönündeki itirazı dinlenmez ve şahsi malvarlığı ile borcun tamamından müteselsilen sorumlu tutulur.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Unvanında adı yer alan bir komanditer ortak, üçüncü kişilerin zarara uğramasında kendisine karşı TTK m. 320 kapsamında başvurulduğunda, kural olarak sınırsız sorumludur. Üçüncü kişinin kötüniyetli olduğunu (yani onun aslında sınırlı sorumlu bir komanditer olduğunu kesin olarak bildiğini) iddia ediyorsa, bu iddiayı ispat külfeti ilgili komanditer ortağın üzerindedir.
  • Zamanaşımı / Süreler: Şahıs şirketlerinin, sözleşmelerinin noter onayı veya sicil müdürü huzurunda imzalanmasını izleyen 15 gün içinde ticaret unvanı ve diğer zorunlu kayıtlarla birlikte merkezlerinin bulunduğu yer ticaret siciline tescil ve ilanını talep etmeleri zorunludur (TTK m. 215, TTK m. 40) [24, 25].
  • Görevli/yetkili mahkeme: Ticaret unvanının kanuna aykırı kullanımından doğan silinme, tecavüzün men'i ve tazminat davalarında (TTK m. 50-52) görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise genel hükümler çerçevesinde davalının yerleşim yeri veya haksız eylemin gerçekleştiği/sonuç doğurduğu yer mahkemesidir.
  • Yaygın uygulama hataları: Uygulamada en sık yapılan hata, komandit şirketlerin unvanlarında "adi" kelimesine yer verilmesinin zorunlu zannedilmesidir. Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 43/6 bu yönde bir zorunluluk getirse de, kanun lafzında böyle bir sınırlama yoktur [12].

7. Eleştirel Değerlendirme

TTK m. 42 düzenlemesi, şahıs şirketlerinin temel felsefesi olan "şahsi sorumluluk ve güven" mekanizmasını korumak adına son derece isabetlidir. Ancak maddenin yapısal uygulanmasında doktriner tartışmalar ve alt mevzuattan kaynaklanan çatışmalar bulunmaktadır:

  1. "Adi" İbaresi Krizi: TTK m. 124/2 hükmü, komandit şirketleri açıkça şahıs şirketi sayarken, kanun "adi komandit" tabiri yerine doğrudan "komandit" tabirini kullanmayı yeterli görmüştür [12, 26]. Buna karşılık, Ticaret Sicil Yönetmeliği (TSY) m. 43/6 ile getirilen "adi komandit şirketin ticaret unvanında 'adi' kelimesinin bulunması zorunludur" şeklindeki kural, normlar hiyerarşisine açıkça aykırıdır [12]. Zira kanun koyucu TTK m. 42/2'de sadece "şirketi ve türünü gösterecek ibare" (komandit şirketi ibaresi) aranacağını belirtmiştir [1]. Doktrinde bu yönetmelik hükmünün iptal edilmesi ya da göz ardı edilmesi gerektiği haklı olarak savunulmaktadır [12, 27].
  2. Kısaltma Yasağı Açısından Hukuki Boşluk: TTK m. 41 hükmünde gerçek kişi tacirlerin ad ve soyadlarının "kısaltılmadan" yazılacağı sarih olarak ifade edilmiştir [28]. Ancak m. 42 hükmünde bu ifade tekrarlanmamıştır. Kanun tekniği açısından bir eksiklik olarak değerlendirilebilecek bu durum, doktrinin m. 41'i şahıs şirketlerine de kıyasen uygulamasıyla aşılmaktadır [10]. Kanun koyucunun bu fıkraya "kısaltılmadan yazılacak" ibaresini eklemesi hukuki belirlilik ilkesi gereği isabetli bir reform olacaktır.
  3. Üçüncü Kişi İsimlerinin Kullanımı: Kollektif şirket unvanlarına, şirket ortağı olmayan kişilerin isimlerinin ek olarak (örn: "... Oğlu", "... Kızı") yazılıp yazılamayacağı kanunda cevapsız bırakılmıştır [22, 23]. Doktrinde Ülgen, Helvacı, Kendigelen, Kaya ve Nomer Ertan gibi otoriteler, bu tür isimlerin kullanılmasının kategorik olarak yasaklanamayacağını, dürüstlük kuralı sınırlarında işletme kimliğini yansıtacak bir "ek" fonksiyonuyla unvanda yer alabileceğini savunmaktadır [22]. Kanımızca da ticaretin dinamizmi dikkate alındığında mutlak bir yasak yerine TTK m. 46 kapsamındaki yanıltıcılık denetiminin işletilmesi yeterlidir.

Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.