1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 417. maddesi, anonim şirketlerde genel kurulun usulüne uygun olarak toplanabilmesi, toplantı ve karar nisaplarının tereddüde mahal vermeyecek şekilde tespit edilebilmesi ve genel kurula katılma hakkını haiz pay sahiplerinin şeffaf bir biçimde belirlenebilmesi amacıyla ihdas edilmiş temel bir usul kuralıdır. Madde, kanunun İkinci Kitap (Ticaret Şirketleri), Dördüncü Kısım (Anonim Şirketler) ve Dördüncü Bölüm (Genel Kurul) sistematiği içerisinde, "Toplantının Yapılması" alt başlığında yer almaktadır [1].
Genel kurul toplantılarında irade oluşumu, pay sahiplerinin oylarının hukuka uygun şekilde kullanılmasına bağlıdır. TTK m. 417, bu irade oluşumunun meşruiyet zeminini hazırlayan "genel kurula katılabilecekler listesi" ile fiili katılımı tevsik eden "hazır bulunanlar listesi"ni (doktrin ve uygulamadaki yerleşik adıyla hazirun cetvelini) düzenlemektedir [2, 3]. Mülga 6762 sayılı TTK döneminden farklı olarak, sermaye piyasalarındaki dijitalleşme ve kaydileştirme eğilimlerine uyum sağlamak üzere Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) kurumu bu madde ile anonim şirketler hukukunun organik bir parçası haline getirilmiştir [1, 4]. Özellikle 7262 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler neticesinde hamiline yazılı pay senedi sahiplerinin MKK’ya bildirim zorunluluğunun getirilmesi, maddenin uygulama alanını ve hukuki işlevini köklü bir biçimde değiştirmiştir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Genel Kurula Katılabilecekler Listesi ve Hazır Bulunanlar Listesi
Kanun koyucu, TTK m. 417’de iki aşamalı bir liste sistemi kurgulamıştır. Toplantıdan önce yönetim kurulu tarafından hazırlanan liste "genel kurula katılabilecekler listesi"dir. Bu liste, şirket kayıtlarına (pay defteri) ve MKK verilerine göre toplantıya katılma yetkisi bulunan kişileri gösteren statik bir belgedir [4]. Toplantı mahallinde aslen veya temsilen katılanların bu listeyi imzalamasıyla birlikte liste dinamik bir nitelik kazanarak "hazır bulunanlar listesi" adını alır (TTK m. 417/4) [5, 6]. Hazır bulunanlar listesi, genel kurulda toplantı yetersayısının (nisabının) sağlanıp sağlanmadığının saptanmasında başvurulacak yegâne ispat aracıdır [7, 8].
2.2. Pay Sahipleri Çizelgesi ve Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) İşlevi
TTK m. 417/1 uyarınca yönetim kurulu; hamiline yazılı pay sahipleri ile Sermaye Piyasası Kanunu m. 13 uyarınca kayden izlenen payların sahiplerine ilişkin listeyi, Merkezi Kayıt Kuruluşundan (MKK) sağlayacağı "pay sahipleri çizelgesi"ne göre düzenlemek zorundadır [1, 4]. 7262 sayılı Kanunla yapılan mühim değişiklik sonrasında, hamiline yazılı pay sahiplerinin MKK'ya bildirilmesi şart koşulmuş olup, MKK nezdinde kaydı bulunmayan hamiline yazılı pay sahiplerinin, senedi ibraz etseler dahi hazır bulunanlar listesine dâhil edilmeleri ve genel kurula katılmaları hukuken imkânsız hale gelmiştir [9].
2.3. Pay Defteri ve Açıklayıcı Kayıt İlkesi
Maddenin ikinci fıkrası uyarınca, MKK sistemine dâhil olmayan senede bağlanmamış paylar, nama yazılı paylar ve ilmühaber sahipleri için yönetim kurulu listeyi hazırlarken "pay defteri" kayıtlarını dikkate alır [4]. Anonim şirketler hukukunda pay defterine kayıt kural olarak kurucu (ihdasi) değil, açıklayıcı (bildirici) bir etkiye sahiptir [10-12]. Ancak TTK m. 499/4 gereği şirketle ilişkilerde (ve bilhassa genel kurula katılımda) yalnızca pay defterinde kayıtlı kimseler pay sahibi kabul edildiğinden, genel kurula katılabilecekler listesinin oluşturulmasında pay defteri karine teşkil etmektedir [13, 14].
2.4. Şekil Şartları ve Yönetim Kurulu Başkanının İmzası
Maddenin üçüncü fıkrası uyarınca listenin yönetim kurulu başkanı tarafından imzalanması zorunludur. Listede pay sahiplerinin kimlik bilgileri, adresleri, sahip oldukları payın itibari değeri, grupları, şirketin esas veya çıkarılmış sermayesi gibi kurucu unsurların bulunması şart koşulmuştur [6, 8]. Listenin usulüne uygun şekilde doldurulup imzalanması, sadece bir şekil şartı olmayıp, aynı zamanda toplantı kararlarının geçerliliğinin denetlenebilmesi için maddi bir geçerlilik zeminidir.
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 415 (Genel Kurula Katılmaya Yetkili Olan Pay Sahipleri): TTK m. 417, doğrudan TTK m. 415 ile bağlantılıdır. Zira 415. madde uyarınca genel kurula ancak yönetim kurulu tarafından düzenlenen "hazır bulunanlar listesi"nde adı bulunan pay sahipleri katılabilir [15, 16]. TTK m. 417, bu yetkinin idari mekanizmasını ve teknik altyapısını kurmaktadır.
- TTK m. 418 (Toplantı ve Karar Nisabı): Genel kurullarda kanuni ve esas sözleşmesel toplantı nisabının (kural olarak sermayenin en az dörtte biri) sağlandığının tespiti, mutlak surette TTK m. 417 uyarınca tanzim edilmiş hazır bulunanlar listesine göre yapılır [17, 18]. Nisap, toplantı süresince korunmak zorunda olduğundan, bu liste toplantıdaki giriş ve çıkışların takibi bakımından ana belgedir [19].
- TTK m. 446/1-b (İptal Davası Açabilecek Kişiler ve Yetkisiz Katılma): Genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin (örneğin MKK'da veya pay defterinde usulüne uygun kaydı bulunmayanların) hazır bulunanlar listesine hukuka aykırı olarak dâhil edilmesi ve bu oyların karar alınmasında "etkili" olması hali, TTK m. 446/1-b kapsamında mutlak bir iptal sebebidir [20, 21].
- SerPK m. 13 (Sermaye Piyasası Araçlarının Kaydileştirilmesi): Halka açık anonim ortaklıklarda kayden izlenen payların durumu SerPK m. 13 ile entegre bir biçimde TTK m. 417'de düzenlenmiştir [16, 22]. Kaydi sistemde pay defteri tutulmadığından, MKK kayıtları doğrudan pay defteri hükmündedir ve liste bu kayıtlardan çekilir.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay kararlarında, hazır bulunanlar listesinin (hazirun cetvelinin) hiç düzenlenmemesi veya usulsüz düzenlenmesi halinde alınacak genel kurul kararlarının akıbeti sıklıkla tartışılmaktadır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, hazır bulunanlar listesinin kanunun öngördüğü şekilde düzenlenmemesi (örneğin sadece bazı pay sahiplerinin yazılıp diğerlerinin yazılmaması veya imza eksiklikleri) tek başına kararların yokluğu veya mutlak butlanı sonucunu doğurmaz; ancak bu usulsüzlük nedeniyle karar nisabının gerçekte sağlanamadığı ispat edilirse, ortada kanuna aykırılık bulunduğundan alınan kararların iptaline karar verilir.
Eğer genel kurulda bir hazır bulunanlar listesi hiç tanzim edilmemiş ve toplantı nisabının (sermaye katılımının) varlığı başkaca hiçbir belge ile tevsik edilemiyorsa, Yargıtay bu durumda kurucu unsurlardan olan asgari irade beyanlarının hukuken varlık kazanmadığı gerekçesiyle genel kurul kararlarının yoklukla malul (yok hükmünde) olduğuna hükmetmektedir [5, 23, 24]. Yine Yargıtay, MKK'ya veya pay defterine kaydı bulunmayan şahısların hazirun cetvelini imzalayarak oy kullandığı durumlarda, bu oyların düşülmesiyle karar nisabı kayboluyorsa iptal davalarını kabul etmektedir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo):
X Anonim Şirketi'nde, pay sahibi A, nama yazılı pay senetlerini genel kurul toplantısından bir gün önce B'ye ciro ve teslim yoluyla devretmiş, ancak yönetim kurulu, devrin pay defterine işlenmesi talebini haklı bir gerekçe göstermeksizin sürüncemede bırakmıştır. Ertesi gün yapılan genel kurulda B, elinde ciro edilmiş senetlerle gelerek "hazır bulunanlar listesi"ne adını yazdırmak istemiş, ancak toplantı başkanı TTK m. 417/2'yi gerekçe göstererek B'yi listeye almamıştır. B'nin yokluğunda alınan kararlar şirketin önemli gayrimenkullerinin satışına ilişkindir.
Hukuki analiz: TTK m. 417/2 ve 499 uyarınca yönetim kurulu, listeyi hazırlarken pay defterini esas alır [4, 14]. Şirkete karşı pay sahibi sıfatı pay defterine kayıtla ileri sürülebilir. Ancak yönetim kurulu haksız ve keyfi biçimde pay devrini deftere kaydetmekten kaçınmışsa, bu durum hakkın kötüye kullanılmasıdır (TMK m. 2). B, pay defterine kaydedilmeme işleminin haksızlığını ispatlayarak, TTK m. 446/1-b uyarınca "genel kurula katılmasına haksız olarak izin verilmediği ve bu durumun karara etkili olduğu" gerekçesiyle iptal davası açabilir [25]. Olaydaki gayrimenkul satışı gibi kritik bir kararda B'nin oy hakkından mahrum bırakılması nedensellik bağını kurar.
Olay 2 (kurmaca senaryo):
Y Anonim Şirketi'nde hamiline yazılı pay senedi sahibi olan (fakat 7262 sayılı Kanun değişikliği uyarınca MKK bildirimi yapmamış olan) C, elindeki senetlerle genel kurula gelmiştir. Yönetim kurulu, C'nin oylarına ihtiyaç duyduğu için MKK'dan alınan "pay sahipleri çizelgesinde" C'nin adı olmamasına rağmen, onu TTK m. 417/4 uyarınca "hazır bulunanlar listesi"ne elle eklemiş ve imzalatmıştır. C'nin oylarıyla sermaye artırım kararı alınmıştır.
Hukuki analiz: TTK m. 417/1 ve m. 489/1-c.2 uyarınca, hamiline yazılı pay sahiplerinin hazır bulunanlar listesine alınabilmesi için MKK çizelgesinde yer almaları mutlak bir emredici kuraldır [1, 9]. Yönetim kurulunun inisiyatifiyle MKK listesinde olmayan bir kişinin hazirun cetveline eklenmesi hukuka aykırıdır. Bu durumda C, yetkisiz katılan konumundadır. Diğer pay sahipleri, C'nin oylarının sermaye artırım kararının alınmasında etkili olduğunu ileri sürerek TTK m. 446/1-b gereğince genel kurul kararının iptalini talep edebilirler [26].
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: Hazır bulunanlar listesinin gerçeğe aykırı olduğu, toplantıya yetkisiz kişilerin katıldığı veya yetkili kişilerin haksız olarak alınmadığı hususunda ispat yükü, bunu iddia eden ve iptal davası açan davacı pay sahibinin üzerindedir [27].
- Zamanaşımı / Süreler: Hazır bulunanlar listesinin usulsüzlüğüne dayanılarak açılacak olan iptal davaları, genel kurul karar tarihinden itibaren mutlak surette üç (3) aylık hak düşürücü süre içinde açılmalıdır (TTK m. 445) [28, 29]. Ancak listenin hiç tutulmaması nedeniyle kararın "yoklukla" malul olduğu ileri sürülüyorsa, yokluğun tespiti davası herhangi bir süreye (zamanaşımı veya hak düşürücü süreye) tabi değildir ve hukuki yararı bulunan herkesçe her zaman açılabilir [30].
- Görevli/yetkili mahkeme: Genel kurul kararlarının hükümsüzlüğüne (iptal, butlan, yokluk) ilişkin davalarda yetkili mahkeme şirketin merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir. Görevli mahkeme ise Asliye Ticaret Mahkemesidir.
- Yaygın uygulama hataları: Kapalı (halka açık olmayan) anonim şirketlerde, listenin genel kuruldan önce yönetim kurulu başkanı tarafından imzalanmaması ve doğrudan toplantı anında kağıt dolaştırılarak imza toplanması (maddenin 3. fıkrasının ihlali). Bir diğer hata ise pay senedi türü hamiline olduğu halde MKK'ya bildirim yükümlülüğünün atlanıp, senedin fiziki ibrazıyla kişinin listeye dâhil edilmesidir.
7. Eleştirel Değerlendirme
TTK m. 417, pay sahipliğinin ispatı ile genel kurulun şeffaflığı bağlamında hayati bir işlev görmekle birlikte doktrinde ağır eleştirilere ve farklı yorumlara konu olmaktadır.
Prof. Dr. Ömer Teoman'a göre, hazır bulunanlar listesinin hiç tanzim edilmemesi durumunda toplantıda kanuni manada asgari bir irade beyanı organizasyonunun varlığından dahi söz edilemeyeceğinden, alınan kararlar "yokluk" yaptırımına tabi olmalıdır [5, 31]. Buna karşılık Prof. Dr. Erdoğan Moroğlu, sırf listenin tanzim edilmemesinin kararın oluşumunu (kurucu unsurlarını) zedelemeyeceği, toplantı nisabının fiilen mevcut olduğunun başka delillerle (örneğin toplantı tutanağı, Bakanlık temsilcisinin beyanı vb.) ispat edilmesi halinde, listenin tutulmamasının sadece bir usuli aykırılık (iptal sebebi) teşkil edeceğini haklı olarak savunmaktadır [5, 31].
Diğer taraftan, 7262 sayılı Kanun ile hamiline yazılı payların da MKK nezdinde kayıt altına alınması mecburiyeti (TTK m. 417/1 ve m. 489), "hamiline" olma (anonimlik) niteliğini fiilen ortadan kaldırmıştır. Doktrin, bu değişikliğin FATF (Mali Eylem Görev Gücü) kara para aklama uyum süreçleri çerçevesinde zorunlu olarak getirildiğini kabul etmekle birlikte, sermaye şirketlerinin klasik anonimlik prensibine ağır bir darbe vurduğunu ifade etmektedir. Kayıt dışılığın önlenmesi adına atılan bu adım, m. 417 uygulamasını adeta kapalı şirketler için de bir nevi "kaydi sisteme" dönüştürmüş, yönetim kurulunun sorumluluğunu daraltırken MKK'nın veri teyit makamı olarak gücünü maksimize etmiştir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 417. maddesi, anonim şirketlerde genel kurulun usulüne uygun olarak toplanabilmesi, toplantı ve karar nisaplarının tereddüde mahal vermeyecek şekilde tespit edilebilmesi ve genel kurula katılma hakkını haiz pay sahiplerinin şeffaf bir biçimde belirlenebilmesi amacıyla ihdas edilmiş temel bir usul kuralıdır. Madde, kanunun İkinci Kitap (Ticaret Şirketleri), Dördüncü Kısım (Anonim Şirketler) ve Dördüncü Bölüm (Genel Kurul) sistematiği içerisinde, "Toplantının Yapılması" alt başlığında yer almaktadır [1].
Genel kurul toplantılarında irade oluşumu, pay sahiplerinin oylarının hukuka uygun şekilde kullanılmasına bağlıdır. TTK m. 417, bu irade oluşumunun meşruiyet zeminini hazırlayan "genel kurula katılabilecekler listesi" ile fiili katılımı tevsik eden "hazır bulunanlar listesi"ni (doktrin ve uygulamadaki yerleşik adıyla hazirun cetvelini) düzenlemektedir [2, 3]. Mülga 6762 sayılı TTK döneminden farklı olarak, sermaye piyasalarındaki dijitalleşme ve kaydileştirme eğilimlerine uyum sağlamak üzere Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) kurumu bu madde ile anonim şirketler hukukunun organik bir parçası haline getirilmiştir [1, 4]. Özellikle 7262 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler neticesinde hamiline yazılı pay senedi sahiplerinin MKK’ya bildirim zorunluluğunun getirilmesi, maddenin uygulama alanını ve hukuki işlevini köklü bir biçimde değiştirmiştir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Genel Kurula Katılabilecekler Listesi ve Hazır Bulunanlar Listesi
Kanun koyucu, TTK m. 417’de iki aşamalı bir liste sistemi kurgulamıştır. Toplantıdan önce yönetim kurulu tarafından hazırlanan liste "genel kurula katılabilecekler listesi"dir. Bu liste, şirket kayıtlarına (pay defteri) ve MKK verilerine göre toplantıya katılma yetkisi bulunan kişileri gösteren statik bir belgedir [4]. Toplantı mahallinde aslen veya temsilen katılanların bu listeyi imzalamasıyla birlikte liste dinamik bir nitelik kazanarak "hazır bulunanlar listesi" adını alır (TTK m. 417/4) [5, 6]. Hazır bulunanlar listesi, genel kurulda toplantı yetersayısının (nisabının) sağlanıp sağlanmadığının saptanmasında başvurulacak yegâne ispat aracıdır [7, 8].
2.2. Pay Sahipleri Çizelgesi ve Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) İşlevi
TTK m. 417/1 uyarınca yönetim kurulu; hamiline yazılı pay sahipleri ile Sermaye Piyasası Kanunu m. 13 uyarınca kayden izlenen payların sahiplerine ilişkin listeyi, Merkezi Kayıt Kuruluşundan (MKK) sağlayacağı "pay sahipleri çizelgesi"ne göre düzenlemek zorundadır [1, 4]. 7262 sayılı Kanunla yapılan mühim değişiklik sonrasında, hamiline yazılı pay sahiplerinin MKK'ya bildirilmesi şart koşulmuş olup, MKK nezdinde kaydı bulunmayan hamiline yazılı pay sahiplerinin, senedi ibraz etseler dahi hazır bulunanlar listesine dâhil edilmeleri ve genel kurula katılmaları hukuken imkânsız hale gelmiştir [9].
2.3. Pay Defteri ve Açıklayıcı Kayıt İlkesi
Maddenin ikinci fıkrası uyarınca, MKK sistemine dâhil olmayan senede bağlanmamış paylar, nama yazılı paylar ve ilmühaber sahipleri için yönetim kurulu listeyi hazırlarken "pay defteri" kayıtlarını dikkate alır [4]. Anonim şirketler hukukunda pay defterine kayıt kural olarak kurucu (ihdasi) değil, açıklayıcı (bildirici) bir etkiye sahiptir [10-12]. Ancak TTK m. 499/4 gereği şirketle ilişkilerde (ve bilhassa genel kurula katılımda) yalnızca pay defterinde kayıtlı kimseler pay sahibi kabul edildiğinden, genel kurula katılabilecekler listesinin oluşturulmasında pay defteri karine teşkil etmektedir [13, 14].
2.4. Şekil Şartları ve Yönetim Kurulu Başkanının İmzası
Maddenin üçüncü fıkrası uyarınca listenin yönetim kurulu başkanı tarafından imzalanması zorunludur. Listede pay sahiplerinin kimlik bilgileri, adresleri, sahip oldukları payın itibari değeri, grupları, şirketin esas veya çıkarılmış sermayesi gibi kurucu unsurların bulunması şart koşulmuştur [6, 8]. Listenin usulüne uygun şekilde doldurulup imzalanması, sadece bir şekil şartı olmayıp, aynı zamanda toplantı kararlarının geçerliliğinin denetlenebilmesi için maddi bir geçerlilik zeminidir.
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay kararlarında, hazır bulunanlar listesinin (hazirun cetvelinin) hiç düzenlenmemesi veya usulsüz düzenlenmesi halinde alınacak genel kurul kararlarının akıbeti sıklıkla tartışılmaktadır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, hazır bulunanlar listesinin kanunun öngördüğü şekilde düzenlenmemesi (örneğin sadece bazı pay sahiplerinin yazılıp diğerlerinin yazılmaması veya imza eksiklikleri) tek başına kararların yokluğu veya mutlak butlanı sonucunu doğurmaz; ancak bu usulsüzlük nedeniyle karar nisabının gerçekte sağlanamadığı ispat edilirse, ortada kanuna aykırılık bulunduğundan alınan kararların iptaline karar verilir.
Eğer genel kurulda bir hazır bulunanlar listesi hiç tanzim edilmemiş ve toplantı nisabının (sermaye katılımının) varlığı başkaca hiçbir belge ile tevsik edilemiyorsa, Yargıtay bu durumda kurucu unsurlardan olan asgari irade beyanlarının hukuken varlık kazanmadığı gerekçesiyle genel kurul kararlarının yoklukla malul (yok hükmünde) olduğuna hükmetmektedir [5, 23, 24]. Yine Yargıtay, MKK'ya veya pay defterine kaydı bulunmayan şahısların hazirun cetvelini imzalayarak oy kullandığı durumlarda, bu oyların düşülmesiyle karar nisabı kayboluyorsa iptal davalarını kabul etmektedir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): X Anonim Şirketi'nde, pay sahibi A, nama yazılı pay senetlerini genel kurul toplantısından bir gün önce B'ye ciro ve teslim yoluyla devretmiş, ancak yönetim kurulu, devrin pay defterine işlenmesi talebini haklı bir gerekçe göstermeksizin sürüncemede bırakmıştır. Ertesi gün yapılan genel kurulda B, elinde ciro edilmiş senetlerle gelerek "hazır bulunanlar listesi"ne adını yazdırmak istemiş, ancak toplantı başkanı TTK m. 417/2'yi gerekçe göstererek B'yi listeye almamıştır. B'nin yokluğunda alınan kararlar şirketin önemli gayrimenkullerinin satışına ilişkindir. Hukuki analiz: TTK m. 417/2 ve 499 uyarınca yönetim kurulu, listeyi hazırlarken pay defterini esas alır [4, 14]. Şirkete karşı pay sahibi sıfatı pay defterine kayıtla ileri sürülebilir. Ancak yönetim kurulu haksız ve keyfi biçimde pay devrini deftere kaydetmekten kaçınmışsa, bu durum hakkın kötüye kullanılmasıdır (TMK m. 2). B, pay defterine kaydedilmeme işleminin haksızlığını ispatlayarak, TTK m. 446/1-b uyarınca "genel kurula katılmasına haksız olarak izin verilmediği ve bu durumun karara etkili olduğu" gerekçesiyle iptal davası açabilir [25]. Olaydaki gayrimenkul satışı gibi kritik bir kararda B'nin oy hakkından mahrum bırakılması nedensellik bağını kurar.
Olay 2 (kurmaca senaryo): Y Anonim Şirketi'nde hamiline yazılı pay senedi sahibi olan (fakat 7262 sayılı Kanun değişikliği uyarınca MKK bildirimi yapmamış olan) C, elindeki senetlerle genel kurula gelmiştir. Yönetim kurulu, C'nin oylarına ihtiyaç duyduğu için MKK'dan alınan "pay sahipleri çizelgesinde" C'nin adı olmamasına rağmen, onu TTK m. 417/4 uyarınca "hazır bulunanlar listesi"ne elle eklemiş ve imzalatmıştır. C'nin oylarıyla sermaye artırım kararı alınmıştır. Hukuki analiz: TTK m. 417/1 ve m. 489/1-c.2 uyarınca, hamiline yazılı pay sahiplerinin hazır bulunanlar listesine alınabilmesi için MKK çizelgesinde yer almaları mutlak bir emredici kuraldır [1, 9]. Yönetim kurulunun inisiyatifiyle MKK listesinde olmayan bir kişinin hazirun cetveline eklenmesi hukuka aykırıdır. Bu durumda C, yetkisiz katılan konumundadır. Diğer pay sahipleri, C'nin oylarının sermaye artırım kararının alınmasında etkili olduğunu ileri sürerek TTK m. 446/1-b gereğince genel kurul kararının iptalini talep edebilirler [26].
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
TTK m. 417, pay sahipliğinin ispatı ile genel kurulun şeffaflığı bağlamında hayati bir işlev görmekle birlikte doktrinde ağır eleştirilere ve farklı yorumlara konu olmaktadır. Prof. Dr. Ömer Teoman'a göre, hazır bulunanlar listesinin hiç tanzim edilmemesi durumunda toplantıda kanuni manada asgari bir irade beyanı organizasyonunun varlığından dahi söz edilemeyeceğinden, alınan kararlar "yokluk" yaptırımına tabi olmalıdır [5, 31]. Buna karşılık Prof. Dr. Erdoğan Moroğlu, sırf listenin tanzim edilmemesinin kararın oluşumunu (kurucu unsurlarını) zedelemeyeceği, toplantı nisabının fiilen mevcut olduğunun başka delillerle (örneğin toplantı tutanağı, Bakanlık temsilcisinin beyanı vb.) ispat edilmesi halinde, listenin tutulmamasının sadece bir usuli aykırılık (iptal sebebi) teşkil edeceğini haklı olarak savunmaktadır [5, 31].
Diğer taraftan, 7262 sayılı Kanun ile hamiline yazılı payların da MKK nezdinde kayıt altına alınması mecburiyeti (TTK m. 417/1 ve m. 489), "hamiline" olma (anonimlik) niteliğini fiilen ortadan kaldırmıştır. Doktrin, bu değişikliğin FATF (Mali Eylem Görev Gücü) kara para aklama uyum süreçleri çerçevesinde zorunlu olarak getirildiğini kabul etmekle birlikte, sermaye şirketlerinin klasik anonimlik prensibine ağır bir darbe vurduğunu ifade etmektedir. Kayıt dışılığın önlenmesi adına atılan bu adım, m. 417 uygulamasını adeta kapalı şirketler için de bir nevi "kaydi sisteme" dönüştürmüş, yönetim kurulunun sorumluluğunu daraltırken MKK'nın veri teyit makamı olarak gücünü maksimize etmiştir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.