RESMİ METİN

**IV

  • Yönetim kurulu toplantıları
  1. Kararlar**

Madde 390 - (1) Esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanır ve kararlarını toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile alır. Bu kural yönetim kurulunun elektronik ortamda yapılması hâlinde de uygulanır. (2) Yönetim kurulu üyeleri birbirlerini temsilen oy veremeyecekleri gibi, toplantılar a vekil aracılığıyla da katılamazlar. (3) Oylar eşit olduğu takdirde o konu gelecek toplantıya bırakılır. İkinci toplantıda da eşitlik olursa söz konusu öneri reddedilmiş sayılır. (4) Üyelerden hiçbiri toplantı yapılması isteminde bulunmadığı takdirde, y önetim kurulu kararları, kurul üyelerinden birinin belirli bir konuda yaptığı, karar şeklinde yazılmış önerisine, en az üye tam sayısının çoğunluğunun yazılı onayı alınmak suretiyle de verilebilir. Aynı önerinin tüm yönetim kurulu üyelerine yapılmış olması bu yolla alınacak kararın geçerlilik şartıdır. Onayların aynı kâğıtta bulunması şart değildir; ancak onay imzalarının bulunduğu kâğıtların tümünün yönetim kurulu karar defterine yapıştırılması veya kabul edenlerin imzalarını içeren bir karara dönüştürülüp karar defterine geçirilmesi kararın geçerliliği için gereklidir. (5) Kararların geçerliliği yazılıp imza edilmiş olmalarına bağlıdır.


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 390. maddesi, anonim ortaklıkların idare ve temsil organı olan yönetim kurulunun irade oluşum sürecini, toplantı ve karar nisaplarını, toplantı usullerini ve kararların geçerlilik şartlarını düzenleyen temel normdur. İlgili hüküm, yönetim kurulunun bir "kurul" (kolejyal organ) olarak çalışma prensibinin yasal zeminini oluşturmaktadır.

Anonim şirketlerin yönetim kurulları, ilke olarak fiziksel veya elektronik ortamda bir araya gelerek müzakere etmek suretiyle karar alırlar. Kanun koyucu, ticari hayatın hız ve pratiklik gereksinimlerini göz önünde bulundurarak, sadece fiziksel toplantı usulünü zorunlu tutmamış; TTK m. 1527 uyarınca elektronik ortamda toplantı yapılabilmesine [1, 2] ve TTK m. 390/4 uyarınca üyelerin fiziksel veya elektronik olarak bir araya gelmeksizin "sirküler (elden dolaştırma)" yöntemiyle karar alabilmesine olanak tanımıştır [3, 4]. Madde sistematiği, yönetim kurulu üyelerinin şahsi ifa yükümlülüklerini, eşitlik halinde tıkanmaların nasıl aşılacağını ve kararların şekil şartlarını titizlikle kaleme almıştır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Toplantı ve Karar Yetersayıları (Nisaplar)

TTK m. 390/1, yönetim kurulunun toplantı ve karar yeter sayılarını "üye tam sayısının çoğunluğu" ve "hazır bulunanların çoğunluğu" prensiplerine bağlamıştır [5]. Buna göre, aksi esas sözleşmede ağırlaştırılmadığı takdirde, yönetim kurulu üye tam sayısının salt çoğunluğu ile toplanır ve kararlarını toplantıda hazır bulunan üyelerin salt çoğunluğu ile alır [5]. Nisapların hesaplanmasında "üye tam sayısı" dikkate alınır; üyeliklerde boşalma olması, aranan asgari toplantı nisabının (tam sayının çoğunluğunun) matematiksel değerini düşürmez. Kanun koyucu, esas sözleşme ile bu nisapların ancak "ağırlaştırılabileceğini" açıkça ifade etmiştir [5, 6]. Dolayısıyla, nisapları hafifleten esas sözleşme hükümleri kesin hükümsüzdür.

2.2. Şahsen İfa ve Vekâlet ile Temsil Yasağı

TTK m. 390/2, yönetim kurulu üyeliğinin şahsa bağlı (intuitu personae) karakterinin en net yansımasıdır. Yönetim kurulu üyeleri, birbirlerini temsilen oy veremeyecekleri gibi, toplantılara vekil aracılığıyla da katılamazlar [4]. Borçlar Hukukundaki vekâlet sözleşmelerinden farklı olarak şirketler hukukunda organ iradesi oluşturulurken, üyenin kişisel yetenekleri, tecrübesi ve müzakereye bizzat katılımı esastır. Bu emredici yasağın ihlali, kullanılan oyun geçersizliğine, bu oy ile nisap sağlanmışsa bizzat kararın yokluğuna veya butlanına sebebiyet verir.

2.3. Oyların Eşitliği (Kilitlenme) Hali

TTK m. 390/3 uyarınca, oyların eşitliği durumunda, ilgili konu reddedilmiş sayılmaz; müzakerenin derinleştirilmesi amacıyla "gelecek toplantıya bırakılır" [4]. Şayet ikinci toplantıda da eşitlik bozulmazsa, söz konusu öneri reddedilmiş sayılır [4]. Bu düzenleme ile kanun koyucu, bazı yabancı hukuk sistemlerinde (örneğin Anglo-Sakson hukukunda) yönetim kurulu başkanına tanınan "üstün oy (casting vote)" uygulamasını Türk hukukunda bilinçli olarak reddetmiştir [7]. Başkanın oyu ile diğer üyelerin oyu, irade oluşumu bakımından tamamen eşittir.

2.4. Sirküler (Elden Dolaştırma) Yoluyla Karar Alma

TTK m. 390/4, fiziki veya elektronik ortamda toplanmaksızın karar almayı sağlayan sirküler yöntemini düzenler. Bu yöntemin uygulanabilmesi için iki temel şart öngörülmüştür: Birincisi, hiçbir üyenin müzakereli "toplantı yapılması isteminde bulunmamış olmasıdır"; ikincisi ise yazılı olarak hazırlanan karar önerisinin "tüm yönetim kurulu üyelerine yapılmış olmasıdır" [4, 8]. Aynı önerinin tüm üyelere ulaştırılmış olması, Kanun tarafından açıkça bir "geçerlilik şartı" olarak nitelendirilmiştir [8, 9]. Üyelerin tamamına sunulmayan bir öneri üzerinden alınan sirküler karar, üye tam sayısının çoğunluğu tarafından onaylanmış olsa dahi geçersizdir. Onayların aynı kâğıt üzerinde bulunması şart koşulmamış; ancak üyelerin ıslak imzalı onaylarının yönetim kurulu karar defterine yapıştırılması veya imzaları içeren bir karar formuna dönüştürülüp deftere yazılması geçerlilik şekli olarak emredilmiştir [8, 10].

2.5. Yazılılık ve İmza Şartı

TTK m. 390/5 uyarınca, yönetim kurulu kararlarının geçerliliği yazılıp imza edilmiş olmalarına bağlıdır [11]. Organın irade beyanı, hukuki işlem güvenliği ve ispat hukuku bağlamında ancak yazılı şekil ve imza (veya m. 1527 uyarınca güvenli elektronik imza) ile tekemmül eder [12].

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 391 (Batıl Kararlar) ile İlişkisi: TTK m. 390'da belirtilen usul kurallarına riayet edilmeksizin (örneğin, vekil aracılığıyla oy kullanılması veya sirküler önerinin bazı üyelerden gizlenmesi suretiyle) alınan kararlar, duruma göre yoklukla malul olabileceği gibi; alınan kararın içeriği TTK m. 391/1-b uyarınca şirketin temel yapısına uymuyorsa veya m. 391/1-a gereği eşit işlem ilkesine aykırı ise butlan yaptırımına tabi olacaktır [11].
  • TTK m. 1527 (Elektronik Kurullar) ile İlişkisi: TTK m. 390/1'in son cümlesi, toplantı ve karar nisapları ile müzakere süreçlerinin elektronik ortamda yapılan yönetim kurulu toplantılarında da birebir uygulanacağını emretmektedir [2, 5]. TTK m. 1527, dijital çağda organ iradesinin oluşumunda TTK m. 390'ın teknolojik altyapısını kurmaktadır.
  • TTK m. 375 (Devredilemez Görev ve Yetkiler) ile İlişkisi: Yönetim kurulu, işletmenin üst düzey yönetimi ve finansal planlaması gibi TTK m. 375'te sayılan devredilemez yetkilerini bizzat kullanmak zorundadır. Bu yetkilerin kullanımı, ancak TTK m. 390'daki usuli güvenceler ve nisaplar çerçevesinde alınacak hukuken geçerli kararlarla mümkündür.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili daireleri (özellikle 11. Hukuk Dairesi), yönetim kurulu kararlarının şekli ve maddi geçerlilik şartları hususunda son derece katı bir yaklaşım benimsemektedir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre;

  • Tüm Üyelere Sunulmama (Yokluk/Butlan): Sirküler karar alma yönteminde (TTK m. 390/4), önerinin şirketin yönetim kurulu üyelerinden sadece bir kısmına sunulup onay alınması, dışlanan üyenin organ sıfatından kaynaklanan oy ve müzakere hakkının gaspı niteliğinde değerlendirilmekte ve bu şekilde alınan kararlar Yargıtay tarafından "yok hükmünde" veya mutlak butlanla sakat kabul edilmektedir.
  • Vekaleten İmza: Yargıtay, yönetim kurulu karar defterinde yer alan imzaların bizzat üyeye ait olmamasını (örneğin "vekâleten" atılmasını), organın oluşum kurallarına aykırılık olarak nitelendirmekte; vekil aracılığıyla oluşturulan nisabın geçersiz olduğunu açıkça vurgulamaktadır.
  • İmza Şartının İhlali: Kararların, karar defterine yazılmış olmasına rağmen toplantıda veya sirküler dolaştırmada gerekli çoğunluk tarafından ıslak veya güvenli elektronik imza ile imza edilmemiş olması, Yargıtay uygulamasına göre işlemin kurucu unsur yokluğundan ötürü "yokluk" yaptırımıyla karşılaşmasına neden olmaktadır.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Kurmaca Senaryo - Sirküler Kararda Yasağa Aykırılık): Alfa A.Ş.'nin 5 kişiden oluşan yönetim kurulunda, şirketin çok değerli bir gayrimenkulünün satışı gündeme gelmiştir. Yönetim kurulu başkanı (A), muhalif olduklarını bildiği (D) ve (E) isimli üyeleri sürece dahil etmemek amacıyla, satışa ilişkin bir karar önerisini sadece (B) ve (C) üyelerine fiziksel olarak elden dolaştırmış; (A), (B) ve (C)'nin imzalarıyla üye tam sayısının çoğunluğu (3 oy) sağlanarak karar defterine yapıştırılmıştır. Hukuki analiz: TTK m. 390/4 hükmü, sirküler karar alınabilmesi için "aynı önerinin tüm yönetim kurulu üyelerine yapılmış olmasını" mutlak bir geçerlilik şartı olarak öngörmektedir [4, 8]. Önerinin (D) ve (E)'ye sunulmamış olması, organın irade oluşumunu kurucu nitelikte sakatlamaktadır. Karar, yeterli çoğunluk (3 oy) imzasını taşısa dahi hukuken geçersizdir (yok hükmündedir/batıldır) ve TTK m. 391 kapsamında iptali ya da butlanının tespiti istenebilir.

Olay 2 (Kurmaca Senaryo - Temsil Yasağı ve Nisap Kilitlenmesi): Beta A.Ş. yönetim kurulu 6 üyeden oluşmaktadır. Şirketin yeni dönem kredi kullanımları hakkında yapılacak acil toplantıya 4 üye bizzat katılmıştır. 5. üye olan (F), toplantıya katılamayacağını belirterek yönetim kurulu başkanı (A)'ya kendi adına oy kullanması için yazılı özel vekâletname göndermiştir. Toplantıda (A) ve (B) kredi kullanımına olumlu, (C) ve (D) ise olumsuz oy kullanmıştır. (A), (F)'nin vekili sıfatıyla bir olumlu oy daha kullanmış ve kararın 3'e 2 çoğunlukla alındığını tutanağa geçirmiştir. Hukuki analiz: TTK m. 390/2 son derece açıktır: Yönetim kurulu üyeleri birbirlerini temsilen oy veremez ve vekil ile katılamazlar [4]. (F)'nin (A)'ya verdiği vekâletname kanunen geçersizdir ve vekâleten kullanılan oy yok sayılır. Bu durumda hazır bulunan 4 üyenin oyları 2 olumlu ve 2 olumsuz şeklinde eşit çıkmıştır. TTK m. 390/3 gereğince, oyların eşitliği halinde üstün oy (başkanın oyu) kuralı uygulanamaz; konu zorunlu olarak gelecek toplantıya bırakılmalıdır [4]. Kararın alınmış sayılması açıkça kanuna aykırıdır.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Yönetim kurulu kararlarının mevzuata uygun şekilde (çağrı yapılarak veya sirküler yöntemde tüm üyelere sunularak) alındığını ispat yükü, karar defteri, çağrı mektupları, tebligatlar ve e-posta kayıtları (özellikle KEP kayıtları) ibraz edilmek suretiyle yönetim kuruluna ve işlemi geçerli savunan tarafa aittir.
  • Zamanaşımı / Süreler: TTK m. 390 kurallarının ihlali genellikle emredici hükümlere aykırılık teşkil ettiğinden, alınan kararın butlanı veya yokluğunun tespiti davası herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi olmaksızın her zaman açılabilir.
  • Görevli/yetkili mahkeme: Yönetim kurulu kararlarının geçersizliğinin (butlanının tespiti vb.) ileri sürüleceği davalarda görevli ve kesin yetkili mahkeme, "şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi"dir.
  • Yaygın uygulama hataları:
    • Fiziksel toplantılarda üye tam sayısının çoğunluğu oluşmadan toplantının açılması.
    • Sirküler kararlarda, kararın karar defterine sadece yazılmakla yetinilip, onaylı kağıtların deftere fiziksel olarak yapıştırılmaması [8].
    • Toplantıya mazeretli katılmayan üyenin sonradan karar defterini imzalayarak nisaba dâhil edilmeye çalışılması (Toplantı karar usulü ile sirküler usulün birbirine karıştırılması).

7. Eleştirel Değerlendirme

Doktrinde Prof. Dr. Reha Poroy, Prof. Dr. Ünal Tekinalp ve Prof. Dr. Ersin Çamoğlu gibi önde gelen otoritelerin sıklıkla vurguladığı üzere, TTK m. 390/4'te yer alan sirküler karar usulündeki "önerinin tüm üyelere yapılmış olması geçerlilik şartıdır" kuralı, uygulamada kötü niyetli azınlık üyeler tarafından suistimale son derece açıktır. Bir üyenin adresinden kasıtlı olarak ayrılması veya tebligattan kaçınması durumunda, sirküler yöntemle karar almak tamamen kilitlenebilmektedir. Kanun koyucunun kurumsal şeffaflığı ve üyenin müzakere hakkını koruma gayesi takdire şayan olmakla birlikte; bu durumun, şirketlerin dinamik işleyişinde ciddi zaman ve menfaat kayıplarına yol açtığı aşikârdır.

Ayrıca, vekâlet yasağı mutlak bir şekilde düzenlenmiştir. Yabancı hukuk sistemlerinin bazılarında, sadece belirli çerçevesi çizilmiş tek bir gündem maddesi için (ad hoc) yönetim kurulu üyeleri arasında yazılı temsil olanağı kabul edilebilirken, Türk hukukundaki bu rijit yasak, bazen telafisi imkansız kilitlenmelere yol açmaktadır. Yine de kanun koyucunun, organ iradesinin "bizzat" müzakereye dayalı olarak oluşması yönündeki politikası (şahsi ifa yükümlülüğü), sorumluluk hukuku bakımından son derece isabetlidir.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.