RESMİ METİN

b) Konkordato 51


Madde 377 - (Değişik: 28/2/2018 - 7101/62 md.) (1) Yönetim kurulu veya herhangi bir alacaklı, 376 ncı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca yapacağı iflâs talebiyle birlikte veya bu kapsamda yapılan iflâs yargılaması sırasında 2004 sayılı Kanunun 285 inci ve devamı maddeleri uyarınca konkordato da talep edebilir.


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 377. maddesi, anonim şirketlerin sermaye kaybı ve borca batıklık hallerini düzenleyen bölümünde yer almaktadır. Madde, 28.02.2018 tarihli ve 7101 sayılı Kanun’un 62. maddesi ile esaslı bir değişikliğe uğramış ve maddenin "İflasın ertelenmesi" olan başlığı "Konkordato" olarak, içeriği ise bu yeni kuruma uyumlu olacak şekilde değiştirilmiştir [1, 2].

TTK m. 377, borca batık durumdaki bir anonim şirketin, iflas yoluyla tasfiye edilerek ekonomik varlığının tamamen ortadan kalkmasını önlemek amacıyla ihdas edilmiş bir "iyileştirme (sanasyon) tedbiri" niteliğindedir [3-5]. Madde uyarınca, şirket yönetim kurulu veya herhangi bir alacaklı, şirketin borca batıklık durumunu bildirme (TTK m. 376/3) yükümlülüğünü yerine getirirken veya bu kapsamda iflas yargılaması devam ederken, İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 285 ve devamı hükümleri çerçevesinde konkordato talep edebilme hakkına sahip kılınmıştır.

Düzenlemenin temel felsefesi, dürüst ancak makroekonomik, sektörel veya işletme içi finansal krizler nedeniyle ödeme güçlüğüne düşmüş sermaye şirketlerinin, alacaklılarla bir anlaşma zemini bularak ticari hayatlarına devam edebilmelerini sağlamaktır [6, 7]. Zira bir sermaye şirketinin iflasından ziyade, rehabilite edilerek ekonomiye kazandırılması hem alacaklıların daha yüksek oranda tatmin edilmesi hem de istihdamın ve katma değerin korunması açısından üstün bir hukuki menfaat barındırır [8].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. TTK m. 376/3 Kapsamında İflas Talebi ile Birliktelik

Maddenin uygulanabilmesi için öncelikle TTK m. 376/3 hükmünde öngörülen borca batıklık durumunun tespit edilmiş olması gerekir. Borca batıklık, şirket aktiflerinin, yıllık bilançoda olduğu gibi defter değerleriyle değil, gerçek (muhtemel satış) değerleriyle değerlemeye tabi tutulması sonucunda dahi şirket alacaklılarının alacaklarını karşılayamaması durumudur [9, 10]. Bu durum şüphesi doğduğunda yönetim kurulu, hem işletmenin devamlılığı esasına hem de muhtemel satış fiyatlarına göre ara bilanço çıkarmak zorundadır [10-12]. Bu bilançolar neticesinde şirketin aktiflerinin pasiflerini karşılamadığı anlaşıldığında, yönetim kurulunun iflas istemiyle ticaret mahkemesine bildirimde bulunma yükümlülüğü doğar [13, 14]. İşte TTK m. 377, tam bu noktada devreye girerek, iflas bildirimi ile birlikte bir çıkış yolu (konkordato) teklif edilmesine olanak tanımaktadır.

2.2. Talep Sahipleri: Yönetim Kurulu veya Alacaklılar

Konkordato talep etme yetkisi kanun koyucu tarafından öncelikle şirketin idare ve temsil organı olan "yönetim kuruluna" verilmiştir. Yönetim kurulunun iflas bildiriminde bulunması kanuni bir zorunluluk (görev) iken, konkordato talep etmesi bir haktır [15, 16]. Bununla birlikte madde, "herhangi bir alacaklıya" da bu yetkiyi tanıyarak alacaklıların, şirketin tasfiyesi yerine yaşatılmasından ekonomik fayda umdukları takdirde sürece müdahil olmalarına imkân vermiştir [17].

2.3. İİK m. 285 ve Devamı Hükümlerine Atıf (Konkordato)

Madde, konkordato kurumunun maddi ve usuli şartları yönünden doğrudan doğruya İcra ve İflas Kanunu'na atıf yapmaktadır. Konkordato, borçlunun alacaklılarının kanunun öngördüğü nitelikli çoğunluğu ile kabul edilen ve ticaret mahkemesince tasdik edilerek geçerlilik kazanan, borçlunun borçlarını ödeyebilmesi veya muhtemel bir iflastan kurtulması için öngörülmüş bir yeniden yapılandırma anlaşmasıdır [6, 7].

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 376/3 (Sermaye Kaybı ve Borca Batıklık): Madde 377'nin maddi temelini oluşturur. 377. madde bağımsız bir kurum yaratmamış, 376. maddenin 3. fıkrasındaki zorunlu iflas bildirimine bir alternatif, esneklik getirmiştir [18, 19].
  • TTK m. 634 (Limited Şirketlere Uygulanma): TTK'nın 634. maddesi, iflasın bildirilmesi ve konkordato talebine anonim şirket hükümlerinin kıyasen uygulanacağını amirdir [2]. Bu bakımdan TTK m. 377 hükmü, limited şirket müdürleri ve alacaklıları açısından da birebir uygulama alanı bulacaktır.
  • İİK m. 179 vd. ile İİK m. 285 vd.: Konkordato talebinin değerlendirilmesi, geçici ve kesin mühlet verilmesi, komiser atanması ve projenin tasdiki safhaları tamamen İİK hükümlerine tabidir. Türk hukukunda "İflasın Ertelenmesi" kurumunun mülga olmasının ardından (eski İİK m. 179 vd.), konkordato (İİK m. 285 vd.) tek ve yegâne mahkeme içi yapılandırma hukuki çaresi olarak kalmıştır.
  • İİK m. 345/a (Cezai Sorumluluk): Sermaye şirketlerinin idare ve temsil ile görevlendirilmiş kimseleri, borca batıklık halinde iflası istemezlerse cezai yaptırımla karşı karşıya kalırlar [16, 20, 21]. TTK m. 377 uyarınca iflas talebiyle birlikte veya süresinde konkordato talep edilmesi, yönetim kurulu üyelerini söz konusu cezai sorumluluktan kurtaran niteliktedir.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Dairelerinin (özellikle mülga 19. Hukuk Dairesi ve günümüzde 6. Hukuk Dairesi ile 11. Hukuk Dairesinin) yerleşik içtihatlarına göre, borca batıklık kurumunun işletilebilmesi ve bunun iflas veya konkordato ile neticelenebilmesi için şirket kayıtlarının usulüne uygun, objektif kriterlere dayalı bir bilirkişi incelemesinden geçirilmesi elzemdir [22, 23].

Yargıtay, şirketin pasiflerinin aktiflerini aşması durumunun (borca batıklık) sadece TTK m. 376/3 uyarınca çıkarılacak ara bilançolar ile saptanması gerektiğini belirtmektedir. Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun içtihatlarına göre de iflasın bildirilmemesi suçunun oluşup oluşmadığı saptanırken ticaret mahkemesine iflas/konkordato davası açılıp açılmadığından ziyade, uzman bilirkişiler marifetiyle borca batıklık halinin gerçekte var olup olmadığının icra ceza mahkemesinde (bekletici mesele yapılmaksızın) incelenmesi gerekmektedir [22-24].

Konkordato projesinin (eski adıyla iyileştirme projesinin) mahkemece tasdik edilebilmesi hususunda Yargıtay; projenin "ciddi ve inandırıcı" olması kriterini her somut olayda sıkı bir incelemeye tabi tutmaktadır. Nakit akış projeksiyonlarının gerçekçi olması, sermaye artırımı, yeni finansman temini veya faaliyet kârlılığındaki somut artışlar gibi unsurlar ihtiva etmeyen soyut projelerin mahkemelerce reddedilerek şirketin doğrudan iflasına karar verilmesi gerektiği hususu yerleşik içtihat halini almıştır.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Yönetim Kurulunun Doğrudan Talebi): Bir anonim şirketin yılsonu finansal denetimlerinde, sermayesinin ve kanuni yedek akçelerinin tamamının karşılıksız kaldığı ve şirketin özvarlığının negatif (borca batık) olduğu bağımsız denetçi tarafından raporlanmıştır. Yönetim kurulu, muhtemel satış fiyatları üzerinden çıkarttığı ara bilanço ile durumu teyit etmiştir. Yönetim kurulu, iflas etmek yerine alacaklılarla vade uzatımını ve bir kısım alacaktan tenzilat yapılmasını öngören bir proje hazırlayarak asliye ticaret mahkemesine başvurmuştur. Hukuki analiz: Yönetim kurulu, TTK m. 376/3'ten doğan "mahkemeye bildirim" asli görevini yerine getirirken, TTK m. 377'nin tanıdığı hakkı kullanarak iflas yerine konkordato mühleti verilmesini talep etmiştir. Mahkeme, İİK m. 285 vd. hükümleri uyarınca sunulan projeyi şeklen yeterli bulursa öncelikle geçici mühlet kararı verecek ve şirkete komiser atayacaktır. Böylelikle, anonim şirket iflasın ağır tasfiye kurallarından sıyrılarak rehabilitasyon sürecine girecektir.

Olay 2 (Alacaklının Talebi ve İflas Yargılaması Sırasında Müdahale): Hammadde tedarikçisi "B" A.Ş., borçlusu "X" A.Ş. aleyhine yürüttüğü icra takibinin semeresiz kalması ve ödemelerin tatil edilmiş olması sebebiyle doğrudan iflas davası açmıştır. İflas davası derdest iken, "X" A.Ş.'nin diğer büyük alacaklısı olan "C" Bankası A.Ş., X şirketinin yüksek bir marka değerine sahip olduğunu, geçici bir likidite krizi yaşadığını ve iflas kararı verilirse alacakların yüzde onunun dahi tahsil edilemeyeceğini tespit etmiştir. Hukuki analiz: TTK m. 377 hükmü son derece açık bir biçimde, "herhangi bir alacaklının iflas yargılaması sırasında konkordato talep edebileceğini" düzenlemektedir [1]. C Bankası, davaya müdahil olarak iflas kararı verilmesini engellemek adına konkordato talebinde bulunabilir. Mahkeme, C Bankasının sunduğu yahut borçlu şirketten istenen ön projenin makullüğünü inceleyerek iflas yargılamasını İİK m. 285 vd. gereği konkordato sürecine çevirebilir.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat Yükü: Konkordatonun tasdikini talep eden taraf (yönetim kurulu veya alacaklı), sunulan konkordato projesinin başarıya ulaşma ihtimalinin bulunduğunu; alacaklıların konkordato neticesinde ellerine geçecek tutarın, şirketin iflası halinde tasfiye payından elde edecekleri tutardan daha fazla olacağını objektif, bilimsel ve bağımsız denetimden geçmiş verilerle ispat etmekle yükümlüdür.
  • Zamanaşımı / Süreler: Yönetim kurulunun TTK m. 376/3 uyarınca şirketin borca batık olduğunu öğrendiği an itibarıyla "derhal" (gecikmeksizin) mahkemeye başvurma zorunluluğu vardır [25]. İflas talebinin veya konkordato isteminin geciktirilmesi, İİK m. 345/a kapsamındaki hapis cezasını ve TTK m. 553 kapsamında yöneticilerin şahsi hukuki sorumluluğunu doğurur [16, 20, 26]. Konkordato sürecine ilişkin geçici mühlet (en fazla 5 ay) ve kesin mühlet (1 yıl + 6 ay uzatma) süreleri kamu düzenindendir.
  • Görevli/yetkili mahkeme: Konkordato talebinde ve buna bağlı iflas yargılamasında görevli ve kesin yetkili mahkeme, anonim şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesidir [27, 28].
  • Yaygın uygulama hataları:
    • Yönetim kurullarının borca batıklığı tespit ederken yalnızca işletmenin devamlılığı esasına göre bilanço çıkartıp "muhtemel satış fiyatları üzerinden ara bilanço" çıkartmayı ihmal etmeleri [10, 29].
    • Konkordato taleplerinde, makroekonomik temelsiz, sadece şirket aktiflerinin gayrimenkul değer artışına bağlandığı fiktif iyileştirme projelerinin mahkemeye sunulması.
    • İflasın bildirilmemesi sorumluluğundan kaçınmak için hukuki alt yapısı ve ön projesi eksik, sırf zaman kazanmaya yönelik kötü niyetli konkordato başvuruları.

7. Eleştirel Değerlendirme

7101 sayılı Kanun ile Türk hukukundan "iflasın ertelenmesi" kurumunun tamamen çıkarılması ve yerine İsviçre hukuku menşeili konkordatonun ikame edilmesi doktrinde önemli bir tartışma zeminidir. İflasın ertelenmesi kurumu, kötü niyetli uygulamalar (şirketlerin içi boşaltılırken alacaklıların takipten men edilmesi, uzayan yargılama süreçleri vb.) nedeniyle ciddi tahribatlara yol açmıştır.

Bununla birlikte, iflasın ertelenmesi mekanizmasında mahkemelerin elinde şirkete taze finansman sokmak, yönetimi tamamen kayyıma devretmek gibi esnek enstrümanlar varken; yeni konkordato sisteminde (her ne kadar alacaklıların sürece entegre edilmesi demokratik ve adil görünse de) katı nisap kuralları zaman zaman yaşatılabilecek şirketlerin sırf alacaklı husumeti nedeniyle iflasına yol açabilmektedir. Öğretide bazı otoriteler (Örn: Atalay, Deynekli, Kayar), borca batıklık hallerinde sermaye şirketlerinin başvurabileceği salt konkordatoya hapsedilmiş sistemin yeterli olmadığını; TTK'nın 376 ve 377. maddeleri ile İİK sistematiğinin, İsviçre Borçlar Kanunu (OR m. 725) ve Alman Paya Dayalı Şirketler Kanunu (AktG) örneklerinde olduğu gibi, daha rafine önleyici yapılandırma (restructuring) araçlarıyla desteklenmesi gerektiğini vurgulamaktadır [3, 4, 30, 31]. Ayrıca TTK m. 377'nin artık müstakil bir kurumu düzenlemekten ziyade salt bir "atıf normu" niteliğine bürünmüş olması, Ticaret Kanunu'nun yapısal sistematiği açısından hukuki bir zayıflık olarak nitelendirilebilir.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.