RESMİ METİN

**II. Temsil yetkisi

  1. Genel olarak**

Madde 370 - (1) Esas sözleşmede aksi öngörülmemiş veya yönetim kurulu tek kişiden oluşmuyorsa temsil yetkisi çift imza ile kullanılmak üzere yönetim kuruluna aittir. (2) Yönetim kurulu, temsil yetkisini b ir veya daha fazla murahhas üyeye veya müdür olarak üçüncü kişilere devredebilir. En az bir yönetim kurulu üyesinin temsil yetkisini haiz olması şarttır.


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK), anonim şirketlerin yönetimi ve temsili hususunda kural olarak yönetim kurulunu yetkilendirmiş olup, bu husus TTK m. 365 hükmünde "Anonim şirket, yönetim kurulu tarafından yönetilir ve temsil olunur" şeklinde ifade edilmiştir [1, 2]. TTK m. 370 hükmü ise, yönetim kuruluna ait olan bu temsil yetkisinin kullanılma şeklini ve devrini düzenleyen temel ve yapıtaşı niteliğinde bir kuraldır [1, 3].

TTK m. 370 fıkra 1 uyarınca, esas sözleşmede aksi öngörülmemiş veya yönetim kurulu tek kişiden oluşmuyorsa, temsil yetkisi çift imza ile kullanılmak üzere yönetim kuruluna aittir [1, 3]. Bu hüküm, mülga 6762 sayılı Ticaret Kanunu sisteminden devralınan "birlikte temsil" (çift imza) kuralının anonim şirketlerde asıl/yasal kural olduğunu teyit etmektedir [4]. Kanun koyucu, tüzel kişiliğin irade açıklamasının en az iki yönetim kurulu üyesinin ortak mutabakatı ile dış dünyaya yansıtılmasını öngörerek, şirketi tekil kararların yaratabileceği keyfilik ve risklerden korumayı amaçlamıştır (Ratio Legis).

Maddenin ikinci fıkrası ise, tüzel kişiliğin ticari hayattaki işlem hızını ve operasyonel verimliliğini artırmak amacıyla "temsil yetkisinin devri" müessesesini düzenlemektedir. TTK m. 370/2 uyarınca yönetim kurulu, temsil yetkisini bir veya daha fazla murahhas üyeye veya müdür olarak üçüncü kişilere devredebilir [1, 3]. Ancak bu devrin mutlak bir sınırı bulunmaktadır: En az bir yönetim kurulu üyesinin temsil yetkisini haiz olması emredici bir şart olarak kanunda yer almaktadır [1, 3, 5].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Çift İmza Kuralı (Birlikte Temsil)

TTK m. 370/1 uyarınca anonim şirketlerde temsilde yasal karine "birlikte temsil" esasıdır [4]. Şirketi bağlayacak irade beyanlarının hukuken geçerli olabilmesi için, kural olarak şirketi temsile yetkili iki kişinin imzasının bulunması aranır. Bu kural, emredici nitelikte olmayıp yedek hukuk kuralı mahiyetindedir. Zira madde metninde yer alan "esas sözleşmede aksi öngörülmemiş... ise" ibaresi, pay sahiplerinin esas sözleşmeye koyacakları bir hükümle tek imza veya ikiden fazla imza kuralını benimseyebileceklerini göstermektedir [4]. Çift imza kuralı, temsile yetkili kişilerin birbirlerini denetlemelerini sağlayarak şirket menfaatlerinin korunmasına hizmet eder.

2.2. Tek Kişilik Yönetim Kurulu

6102 sayılı TTK, mülga kanundan farklı olarak anonim şirketlerde tek kişiden oluşan yönetim kurulunun kurulabilmesine imkân tanımıştır (TTK m. 359/1) [6, 7]. TTK m. 370/1, sistematik bir uyum gereği olarak, "yönetim kurulu tek kişiden oluşmuyorsa" istisnasına yer vermiştir [1, 3]. Yönetim kurulunun tek üyeden oluştuğu hallerde, çift imza kuralının uygulanması mantıken ve fiilen mümkün olmadığından, tek yönetim kurulu üyesi şirketi münferiden temsile yetkilidir.

2.3. Murahhas Üye ve Müdür (Üçüncü Kişi) Kavramları

Temsil yetkisinin devri durumunda yetkinin bırakıldığı kişiler, Kanun terminolojisinde ikiye ayrılmıştır. TTK m. 370/2 hükmünde, temsil yetkisinin devredildiği yönetim kurulu üyesi "murahhas üye", üçüncü kişi ise "müdür" olarak tanımlanmaktadır [3, 8]. Murahhas üye, doğrudan yönetim kurulu içerisinden seçilen ve temsil yetkisi ile donatılan üyedir. "Müdür" ise, yönetim kurulu üyesi sıfatı taşımayan, ancak şirket idaresinde ve temsilinde profesyonel yönetici olarak dışarıdan atanan üçüncü kişiyi ifade eder [8]. Bu ayrıma rağmen, temsil yetkisinin devri halinde, her iki statüdeki kişinin de şirketi bağlayıcı işlem yapma ehliyeti doğar.

2.4. Temsil Yetkisinin Sınırları ve Emredici "En Az Bir Üye" Şartı

TTK m. 370/2 hükmü, yönetim kurulunun temsil yetkisini tamamen üçüncü kişilere devrederek anonim şirketin yönetim organı ile temsil işlevi arasındaki organik bağı koparmasını yasaklamaktadır. Kanun metnindeki "En az bir yönetim kurulu üyesinin temsil yetkisini haiz olması şarttır" ifadesi, bu hususun altını kesin bir biçimde çizer [1, 3, 5]. Temsil yetkisinin üçüncü kişilere (müdürlere) devredilmesi halinde dahi, yönetim kurulundan en az bir üyenin (murahhas üye veya salt temsil yetkisine sahip üye sıfatıyla) şirketi temsile yetkili kılınması hukuki bir zorunluluktur [5].

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 365Yönetim ve Temsilin Aidiyeti: Anonim şirketin yönetim ve temsilinin kural olarak yönetim kuruluna ait olduğunu belirten asli kuraldır [1, 2]. TTK m. 370, bu asli kuralın dış ilişkiye (temsile) dönük yansıması ve işleyiş mekanizmasıdır.
  • TTK m. 367Yönetimin Devri: TTK m. 367, "yönetim" yetkisinin (iç ilişkideki idare erkinin) devrini düzenlerken, m. 370 "temsil" yetkisinin (dış ilişkideki taahhüt erkinin) devrini düzenlemektedir [5, 9, 10]. Yönetim yetkisinin devri için esas sözleşmede hüküm bulunması ve bu devre dayanak teşkil edecek bir "iç yönerge" hazırlanması zorunlu iken [11, 12]; salt temsil yetkisinin (m. 370) devrinde iç yönerge kanuni bir ön şart olarak lafzen öngörülmemiştir. Ancak uygulamada temsil ve yönetim iç içe geçtiği için bu hususlar birlikte ele alınmaktadır [5].
  • TTK m. 371Temsil Yetkisinin Kapsamı ve Sınırları: Temsil yetkisini haiz olanların (m. 370 gereği belirlenen kişilerin), şirketin amacına ve işletme konusuna giren tüm işlemleri yapabileceği kuralını barındırır [3, 13]. Temsil yetkisine getirilecek miktar kısıtlamaları veya benzeri sınırlandırmalar kural olarak iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez (m. 371/3); yalnızca şube işlerine özgüleme veya birlikte temsil (çift imza) tescil ve ilan edildiyse geçerlidir [14].
  • TTK m. 373Tescil ve İlan: Yönetim kurulunun temsile yetkili kıldığı kişileri ve temsil şekillerini (çift imza, murahhas üye, vd.) noter onaylı bir kararla ticaret siciline tescil ve ilan ettirmesi zorunluluğudur [15]. Bu işlem kurucu değil bildirici etkiye sahiptir ancak üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilirlik (TTK m. 36) açısından hayatidir [15, 16].
  • TBK m. 40 vd.Temsil (Genel Hükümler): Anonim şirket tüzel kişiliğinin temsilinde, yetkisiz temsil halleri veya temsil yetkisinin aşılması durumlarında, TTK'nın özel hükümlerinin (m. 371 gibi) sustuğu noktalarda Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) temsile ilişkin genel kuralları devreye girer.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ve Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarına göre, TTK m. 370 uyarınca çift imza veya tescil ve ilan edilmiş özel bir temsil şartının ihlali doğrudan "yetkisiz temsil" sonucunu doğurur. Şirket esas sözleşmesinde çift imza kuralı tescil ve ilan edilmişse, üçüncü kişilerin iyiniyet iddiası dinlenmez (TTK m. 36 uyarınca sicilin olumlu etkisi). Yargıtay, şirketi ilzama yetkili iki kişinin imzası gerekirken tek kişinin imzası ile akdedilen sözleşmelerin, kural olarak şirketi bağlamayacağını (askıda hükümsüzlük) ve şirketin sonradan icazet vermemesi (TBK m. 46) halinde bu işlemlerin şirket açısından geçersiz olacağını kabul etmektedir. Ancak Yargıtay, işlem güvenliğini korumak adına TMK m. 2 (dürüstlük kuralı) gereği, şirketin yetkisiz temsilci tarafından yapılan işlemi uzun süre bilerek ifa etmesi veya menfaat sağlaması durumunda sonradan temsil yetkisi eksikliğine dayanmasını hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirebilmektedir.

Yine Yargıtay, TTK m. 370/2 kapsamında "en az bir yönetim kurulu üyesinin temsil yetkisini haiz olması" kuralının mutlak emredici olduğunu ve tüm temsil yetkisinin sadece şirket dışından atanan "müdürlere" bırakılamayacağını, böyle bir kararın tescil edilmesinin dahi kanuna aykırılığı gidermeyeceğini karara bağlamaktadır.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: A Anonim Şirketi'nin beş kişilik bir yönetim kurulu bulunmaktadır. Şirket esas sözleşmesinde temsil yetkisine ilişkin özel bir hüküm yer almamakta, doğrudan TTK hükümlerinin uygulanacağı belirtilmektedir. Şirket yönetim kurulu üyelerinden X, şirketin ticari faaliyetleri için büyük önem taşıyan bir hammadde alım sözleşmesini, şirket kaşesi altına yalnızca kendi imzasını atarak B A.Ş. ile akdetmiştir. Sonrasında hammadde fiyatlarının düşmesi üzerine A A.Ş., sözleşmenin kendisini bağlamadığını ileri sürmüştür. Hukuki analiz: TTK m. 370/1 uyarınca, esas sözleşmede aksi öngörülmediğinden, temsil yetkisi "çift imza" ile kullanılmak üzere yönetim kuruluna aittir [1, 3]. Sözleşme, tek bir yönetim kurulu üyesi olan X tarafından imzalanmıştır. Bu durumda işlem yetkisiz temsil hükümlerine tabidir ve A A.Ş. icazet vermedikçe şirket tüzel kişiliğini bağlamaz. B A.Ş.'nin, anonim şirketin imza rejimini ticaret sicilinden (ilan edilmiş haliyle) bilmesi gerektiğinden, iyiniyet iddiası dinlenmez.

Olay 2: C Anonim Şirketi yönetim kurulu, şirket operasyonlarının çok daha hızlı yürütülebilmesi adına toplanarak bir karar alır. Buna göre, "Şirketi her türlü işlemde temsil etmek, sözleşme akdetmek ve ilzam etmek üzere dışarıdan atanan Profesyonel Genel Müdür Y münferiden tam yetkili kılınmış olup; yönetim kurulu üyelerinin tamamının temsil yetkileri kaldırılmıştır." kararı alınır ve ticaret siciline tescil edilir. Hukuki analiz: TTK m. 370/2'ye göre yönetim kurulu, temsil yetkisini dışarıdan atanan müdürlere (üçüncü kişilere) devredebilir [1, 3]. Ancak Kanun, "En az bir yönetim kurulu üyesinin temsil yetkisini haiz olması şarttır" şeklinde kesin bir sınır çizmiştir [1, 3, 5]. Yönetim kurulu üyelerinin tamamının temsil yetkisinin kaldırılarak sadece üçüncü kişi Y'nin yetkilendirilmesi kanunun emredici hükmüne aykırıdır. Bu yönüyle alınan karar geçersiz olup, en az bir murahhas üyenin veya sıradan bir yönetim kurulu üyesinin de temsil yetkisini koruması gerekmektedir.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Temsil yetkisinin geçerli bir şekilde kullanıldığını (örneğin çift imzanın varlığını veya tek imza için özel yetkiyi) ispat yükü, kural olarak şirketten hak talep eden üçüncü kişiye aittir. Sicilde ilan edilmiş olan çift imza veya benzeri sınırlamalar üçüncü kişilere karşı tam ispat vasıtasıdır (TTK m. 36) [16]. Temsile yetkili kişilerin sonradan ortaya çıkan ehliyetsizlikleri veya atanmalarındaki sakatlıkların şirket tarafından üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi için üçüncü kişinin bu sakatlığı bildiğinin şirketçe ispatı zorunludur (TTK m. 373/2) [17].
  • Zamanaşımı / Süreler: Temsil yetkisini aşarak veya yetkisiz işlem yaparak zarara sebebiyet veren yöneticilere karşı açılacak sorumluluk davaları, şirketin zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin üzerinden beş yıl (TTK m. 560 uyarınca TBK haksız fiil benzeri sürelerine tabi olarak ya da TTK 553 kapsamında) geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Temsil yetkisi devrinin (TTK m. 370/2) Tescili, kararın alınmasını takiben derhal yapılmalıdır (TTK m. 373).
  • Görevli/yetkili mahkeme: Temsil yetkisinden doğan yönetim kurulu kararının geçersizliğine veya yetkisiz temsile dayalı alacak ve tazminat davalarında görevli mahkeme, Asliye Ticaret Mahkemeleridir (TTK m. 4).
  • Yaygın uygulama hataları:
    1. Temsil yetkisinin sınırlandırılmasında miktar, konu veya süre kısıtlamalarının (örneğin "1 Milyon TL'ye kadar imza yetkilidir") tescil edilmeye çalışılması. TTK m. 371/3 uyarınca sadece merkeze/şubeye özgüleme ve birlikte temsil (çift imza) tescil edilebilir, diğer sınırlandırmalar tescil edilse bile iyiniyetli üçüncü kişilere karşı geçersizdir [14].
    2. Yönetimin devri (m. 367) ile Temsil yetkisinin devrinin (m. 370/2) karıştırılması [5, 9]. Yönetim devri için zorunlu olan 'iç yönerge' sisteminin, sadece basit bir temsil yetkisi tanımlamasında eksik bırakılması veya ikisinin birbirinin yerine kullanılması.

7. Eleştirel Değerlendirme

Türk Ticaret Hukuku doktrininde (Özellikle Tekinalp, Poroy ve Çamoğlu tarafından) TTK m. 370'in öngördüğü temsil rejimine ilişkin ciddi kavramsal tartışmalar mevcuttur. En belirgin tartışmalardan biri, "Temsil yetkisinin devri" (m. 370) ile "Yönetim yetkisinin devri" (m. 367) arasındaki fonksiyonel kopukluktur. Doktrinde Çamoğlu ve Tekinalp, TTK m. 370/2 uyarınca, temsil yetkisinin üçüncü bir kişiye (müdüre) devredilmesi durumunda, m. 367 uyarınca "yönetim" yetkisinin de örtülü veya açık şekilde devredilmiş olması gerektiğini; zira irade açıklama yetkisinin (temsil), karar alma yetkisinden (yönetim) tamamen bağımsız düşünülemeyeceğini savunmaktadır [5, 8]. Ancak TTK m. 370/1 uyarınca, sadece temsil yetkisinin devrinde dahi kanuni lafız çok daha serbesttir ve m. 367'deki gibi ağır şekil şartlarına (iç yönerge varlığı) doğrudan atıf yapmamaktadır.

Buna ek olarak, m. 370/2'de yer alan "temsil yetkisinin bir kısmının dışarıdan müdürlere devri" durumu, 6102 sayılı TTK'nın 2014 yılında m. 371/7 eklemesiyle yeni bir boyuta evrilmiştir. Zira m. 371/7 ile "sınırlı yetkiye sahip ticari vekil veya tacir yardımcıları" atanmasının mutlaka m. 367 kapsamında hazırlanan bir "iç yönerge" ile yapılması zorunluluğu getirilmiştir [18, 19]. Doktrin, bu sonradan yapılan yama niteliğindeki düzenlemenin, m. 370/2'deki murahhas müdür ataması ile m. 371/7'deki sınırlı temsilci ataması arasında kavram karmaşası yarattığını vurgulamaktadır. Sistemin tutarlılığı açısından, ister m. 370/2 ister m. 371/7 olsun, organ dışı kişilere verilecek tüm temsil yetkilerinde sınırların yeknesak bir iç yönerge metoduyla ticaret sicilinde ilanının, hukuki güvenlik ilkesine daha uygun olacağı savunulmaktadır.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.