RESMİ METİN

2. Görev dağılımı


Madde 366 - (1) Yönetim kurulu, üyeleri arasından bir başkan ve bulunmadığı zamanlarda ona vekâlet etmek üzere, en az bir başkan vekili seçer. Esas sözleşmede, başkanın ve başkan vekilinin veya bunlardan birinin, genel kurul tarafından seçilmesi öngörülebilir. 50 (2) Yönetim kurulu, işlerin gidişini izleme k, kendisine sunulacak konularda rapor hazırlamak, kararlarını uygulatmak veya iç denetim amacıyla içlerinde yönetim kurulu üyelerinin de bulunabileceği komiteler ve komisyonlar kurabilir.


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) 366. maddesi, anonim şirketlerde yönetim kurulunun iç işleyişine, organizasyon yapısına ve görev dağılımına ilişkin temel normatif çerçeveyi çizen son derece önemli bir düzenlemedir. Hüküm, “Yönetim Kurulu” başlığını taşıyan İkinci Bölümün, “Yönetim ve temsil” alt başlığı altında sistematize edilmiştir [1].

Madde, anonim şirketin yönetim organı olan yönetim kurulunun kendi içindeki hiyerarşik veya işlevsel yapılanmasını ifade eden “görev dağılımı”nı düzenlemektedir [2]. Yönetim kurulu üyelerinin şirket işlerini daha rasyonel, hızlı ve uzmanlaşmaya dayalı bir şekilde yürütebilmeleri için başkan ve başkan vekili seçimi ile komite ve komisyonların kurulması bu maddenin lafzı ve ruhu kapsamında güvence altına alınmıştır. Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (eTK) 318. maddesinin ikinci fıkrasına karşılık gelen bu düzenleme, kurumsal yönetim (corporate governance) ilkelerinin anonim şirketler hukukuna entegrasyonu bağlamında ciddi yenilikler ihtiva etmektedir [3, 4]. Özellikle ikinci fıkrada yer alan “iç denetim amacıyla” komiteler kurulabilmesine ilişkin ibare, eTK döneminde yer almayan ve modern denetim mekanizmalarının yönetim organı nezdinde kurumsallaşmasını sağlayan önemli bir hukuki adımdır [4].

Önemle vurgulanmalıdır ki, TTK m. 366 çerçevesinde gerçekleştirilen “görev dağılımı”, TTK m. 367 kapsamında düzenlenen “yönetimin devri” (delegasyon) müessesesinden tamamen farklı bir hukuki niteliğe sahiptir. Görev dağılımı, yönetim kurulunun sevk ve idaresi ile toplantı düzeninin sağlanmasına yönelik bir iç organizasyon işlemidir; murahhas üye veya görevli üye tayin edilmesi ise yönetimin devri olup görev dağılımı kapsamında değerlendirilemez [2, 4].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Başkan ve Başkan Vekilinin Seçilmesi

TTK m. 366/1 uyarınca, yönetim kurulu, üyeleri arasından bir başkan ve bulunmadığı zamanlarda ona vekâlet etmek üzere en az bir başkan vekili seçmekle yükümlüdür [1]. eTK m. 318/2 hükmünde yalnızca “bir reis vekili” seçileceği öngörülmüşken, 6102 sayılı TTK “en az bir” ifadesini kullanarak yönetim kurulunun birden fazla başkan vekili seçebilmesine, böylece yönetim organının hacmine ve şirketin organizasyonel ihtiyaçlarına uygun esnek bir yapı kurabilmesine imkân tanımıştır [4].

Hükmün tarihsel gelişiminde dikkat çeken en önemli revizyon, 23.05.2024 tarihli ve 7511 sayılı Kanun’un 13. maddesi ile yapılmıştır. Anılan değişiklikle, fıkranın birinci cümlesinde yer alan “Yönetim kurulu her yıl üyeleri arasından...” ibaresindeki “her yıl” ifadesi madde metninden çıkarılmıştır [5]. Bu isabetli değişiklik sayesinde, görev süresi üç yıla kadar belirlenebilen yönetim kurulu üyelerinin her faaliyet yılı için yeniden başkan ve başkan vekili seçimi yapmak zorunda kalmalarının önüne geçilmiş, yönetimde istikrar sağlanmış ve gereksiz bürokratik işlemler bertaraf edilmiştir.

Kural olarak başkan ve başkan vekilinin seçimi yönetim kurulunun inhisarı yetkisindedir. Ancak kanun koyucu, TTK m. 366/1’in ikinci cümlesi ile emredici nitelikte olmayan (yedek) bir kural sevk ederek, esas sözleşmede öngörülmek şartıyla başkan ve başkan vekilinin veya bunlardan birinin doğrudan genel kurul tarafından seçilebileceğini hükme bağlamıştır [1, 5]. Bu istisnai durum, özellikle pay sahipliği yapısının (örneğin imtiyazlı pay sahipleri veya azınlık hakları bağlamında) yönetim kurulu başkanlığı üzerinde doğrudan tasarrufta bulunmak istediği kapalı tip veya aile tipi anonim şirketlerde sıklıkla tercih edilen bir yapılandırma modelidir.

2.2. Komiteler ve Komisyonların Kurulması

Maddenin ikinci fıkrası, yönetim kurulunun işlerin gidişini izlemek, kendisine sunulacak konularda rapor hazırlamak, kararlarını uygulatmak veya iç denetim amacıyla komiteler ve komisyonlar kurabileceğini düzenlemektedir [5]. Bu düzenleme, yönetim kurulunun gözetim (nezaret) işlevini efektif bir biçimde yerine getirebilmesinin temel aracıdır. Doktrinde Ünal Tekinalp'in de ifade ettiği üzere, yönetim kurulunun devredilemez nitelikteki "üst gözetim" görevinin yerine getirilmesi, büyük ölçekli şirketlerde ancak bu tarz uzmanlık komitelerinin kurulması ile fiilen mümkün olabilmektedir [6].

Komite ve komisyonların yapısı incelendiğinde, bu kurulların salt yönetim kurulu üyelerinden oluşması zorunlu değildir. Kanun metnindeki “içlerinde yönetim kurulu üyelerinin de bulunabileceği” ifadesi, bu komitelere dışarıdan uzman üçüncü kişilerin (örneğin bağımsız denetçiler, mali müşavirler, akademisyenler veya şirket profesyonellerinin) dâhil edilebileceğine açıkça cevaz vermektedir [4, 5]. Yönetim kurulu, bu organları kurarak kendi karar alma süreçlerini (decision-making process) destekleyici bir alt yapı oluşturur.

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 367 (Yönetimin Devri): TTK m. 366, yönetim organının yalnızca iç organizasyonunu ve hazırlık/gözetim çalışmalarını ifa edecek komitelerin teşkili ile ilgilidir. İcraî yetkilerin (management) murahhas üyelere veya üçüncü kişi müdürlere devri ise TTK m. 367 kapsamında hazırlanan bir “iç yönerge” ile mümkündür [4, 7]. M. 366 kapsamındaki komiteler kendi başlarına dış ilişki doğurucu icrai karar alamazlar; kararları hazırlayıp yönetim kuruluna sunarlar.
  • TTK m. 378 (Riskin Erken Saptanması ve Yönetimi Komitesi): Pay senetleri borsada işlem gören şirketlerde zorunlu, diğerlerinde ise denetçinin talebi üzerine kurulması mecburi olan riskin erken saptanması komitesi, TTK m. 366/2’nin somutlaşmış ve kanun koyucu tarafından emredici hale getirilmiş spesifik bir görünümüdür [8-10].
  • TTK m. 390 ve m. 392 (Yönetim Kurulunun Toplantıya Çağrılması ve Bilgi Alma Hakkı): TTK m. 366 uyarınca seçilen yönetim kurulu başkanı, yönetim kurulunu toplantıya çağırmakla yetkilendirilmiştir. TTK m. 392/7 uyarınca, her üye yönetim kurulu başkanından kurulun toplantıya çağrılmasını talep edebilir [11, 12]. Bu noktada başkanın işlevi salt onursal (honorary) bir makam olmayıp, hukuki sonuç doğuran icrai bir toplantı ve sevk makamıdır.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarında, anonim şirketlerin organlarının (genel kurul ve yönetim kurulu) hukuka uygun bir şekilde teşekkül etmemesi veya organların görev taksiminde kanuni sınırların dışına çıkılması durumları iptal veya butlan yaptırımlarıyla değerlendirilmektedir.

Görev dağılımı özelinde Yargıtay, TTK m. 366 uyarınca usulüne uygun şekilde atanmamış veya yetkisi usulünce murahhas aza olarak m. 367 kapsamında devredilmemiş kişilerin (örneğin alt düzey komite üyelerinin) doğrudan şirketi ilzam edici dış işlemler (temsil işlemleri) yapmasını geçersiz saymaktadır. Yargıtay kararlarında, komitelerin (m. 366) yalnızca hazırlayıcı ve tavsiye edici mahiyette olduğu, şirketi temsilin ise kural olarak TTK m. 370 uyarınca yönetim kuruluna (çift imza kuralı ile) ait olduğu vurgulanmaktadır. Eğer komisyonlara icrai temsil yetkisi kullandırılmak isteniyorsa, bunun m. 367 ve m. 371/7 hükümleri kapsamında iç yönerge ile ve ticaret siciline tescil/ilan prosedürü ile yapılması şart koşulmuştur [13-15].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (kurmaca senaryo): Türkiye merkezli, halka kapalı X Anonim Şirketi'nin yönetim kurulu, kendi arasında yaptığı toplantı sonucunda; satın alma stratejilerini belirlemek, tedarikçi tekliflerini inceleyip raporlamak ve şirketin iç denetim departmanı ile koordineli olarak "Satın Alma ve Denetim Komisyonu" kurma kararı almıştır. Kurulan bu komisyona yönetim kurulu üyelerinden hiçbiri dâhil edilmemiş, tamamen şirket dışından üç mali müşavir komisyon üyesi olarak atanmıştır. Şirket pay sahiplerinden biri, yönetim kurulu üyelerinin bulunmadığı böyle bir komisyonun yetkisiz olduğunu iddia ederek işlemin geçersizliğinin tespitini talep etmiştir. Hukuki analiz: TTK m. 366/2 hükmü açıkça "...içlerinde yönetim kurulu üyelerinin de bulunabileceği komiteler ve komisyonlar kurabilir" demektedir [5]. Doktrindeki yerleşik görüşe ve lafzi yoruma göre bu ifade, komisyonlarda yönetim kurulu üyelerinin bulunmasının emredici bir şart olmadığını, tamamen dışarıdan uzman profesyonellerin komisyona atanabileceğini göstermektedir [4, 16]. Dolayısıyla, komisyonun tamamen üçüncü kişilerden oluşması kanuna aykırılık teşkil etmez; pay sahibinin talebi hukuki dayanaktan yoksundur.

Olay 2 (kurmaca senaryo): Y Anonim Şirketi'nin olağan genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyeleri seçilmiş ve akabinde gündemin diğer maddesine geçilerek, yönetim kurulu başkanı olarak A şahsının, başkan vekili olarak B şahsının seçilmesine oy çokluğu ile karar verilmiştir. Şirketin esas sözleşmesinde ise genel kurula böyle bir belirleme yapma yetkisi tanıyan herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Hukuki analiz: TTK m. 366/1 hükmü gereğince, yönetim kurulu başkan ve başkan vekilinin doğrudan genel kurul tarafından seçilebilmesi, ancak ve ancak esas sözleşmede açıkça bu yönde bir hüküm (yedek kuralın aksine düzenleme) bulunmasına bağlıdır [1, 5]. Esas sözleşmede bu yönde bir hüküm bulunmadığı için, genel kurulun, yönetim kurulunun münhasır yetki alanına girerek organın iç işleyişine müdahale niteliğindeki bu kararı emredici hükümlere aykırılık teşkil eder ve TTK m. 447 çerçevesinde yetki aşımı (butlan) tartışmasını gündeme getirir. Başkan ve vekili, bizzat yönetim kurulu üyelerinin kendi aralarında alacakları kararla belirlenmelidir.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Yönetim kurulunun görev dağılımını (başkan ve vekilinin seçimini) usulüne uygun yaptığını ispat külfeti, yönetim kurulu karar defterinin ibrazıyla yerine getirilir. Komisyonların hazırladığı raporların eksikliğinden doğan sorumluluklarda, özen yükümlülüğünün yerine getirildiğini (iş adamı kararı/business judgment rule uyarınca) ispat yükü TTK m. 369 ve 553 bağlamında yönetim kurulu üyelerindedir [17].
  • Zamanaşımı / Süreler: Yönetim kurulu üyelerinin 3 yıla kadar seçilebileceği dikkate alındığında (TTK m. 362), 2024 öncesinde her yıl yapılması zorunlu olan başkanlık seçimi artık üyelerin görev süresi boyunca geçerli olacak şekilde (aksi kararlaştırılmadıkça) yapılabilmektedir [5, 18].
  • Görevli/yetkili mahkeme: Yönetim kurulunun m. 366 kapsamındaki görev dağılımı ve komite kurulumu kararlarına karşı açılacak olası iptal/butlan veya sorumluluk davalarında görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi, yetkili mahkeme ise şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir.
  • Yaygın uygulama hataları: Uygulamada sıklıkla yapılan en büyük hata, "görev dağılımı" (m. 366) ile "temsil yetkisinin/yönetimin devri" (m. 367 ve m. 370) müesseselerinin birbirine karıştırılmasıdır [2, 4]. Bir yönetim kurulu üyesinin sadece başkan seçilmesi, ona tek başına şirketi temsil ve ilzam etme yetkisi vermez; çift imza kuralı devam eder. İç yönerge olmaksızın komitelere icrai karar alma ve bütçe kullanma yetkisi verilmesi kanuna aykırıdır.

7. Eleştirel Değerlendirme

Türk Ticaret Kanunu m. 366 hükmü, anonim şirketlerin katı, hantal ve yeknesak yönetim modelinden, delegasyona ve uzmanlığa dayalı esnek bir yönetişim modeline geçişini simgelemesi açısından doktrinde (özellikle Poroy/Tekinalp/Çamoğlu ve Bahtiyar gibi otoritelerce) büyük bir takdirle karşılanmıştır [3, 7]. Eski kanundaki katı yapı aşılarak şirketlerin stratejik planlama ve denetim mekanizmalarını alt komiteler aracılığıyla sürdürebilmesi, Anglo-Sakson hukuku menşeli "Audit Committee", "Corporate Governance Committee" gibi modern yapıların şirket esas sözleşmelerine entegre edilebilmesinin yolunu açmıştır.

Bununla birlikte, doktrinde eleştirilen hususlardan biri, komite ve komisyonların kurulması konusunda kanun koyucunun çerçeveyi oldukça geniş bırakması ve bu komitelerin "icrai karar alma" sınırları ile "raporlama/tavsiye" sınırları arasındaki gri alanların yeterince aydınlatılmamış olmasıdır. Komitelere tamamen dışarıdan uzmanların atanabilmesi olumlu karşılanmakla birlikte, bu kişilerin şirketin ticari sırlarına erişimlerindeki sır saklama yükümlülüklerinin (TTK m. 404 vd.) ihlali durumunda komiteyi kuran yönetim kurulunun sorumluluktan (TTK m. 553/2 uyarınca güven ilkesi kapsamında) ne ölçüde kurtulabileceği doktrinde tartışmalıdır. Nitekim yöneticiler, kanunlara ve iç yönergelere uygun hareket edilip edilmediğinin "üst gözetimini" (TTK m. 375/1-e) sağlamakla yükümlüdür ve bu devredilemez bir yetkidir [9].

Son tahlilde, TTK m. 366, anonim şirketlerde yönetim organının bir "karar ve gözetim makamına" (board of directors) dönüşerek, icra faaliyetlerini (management) alt komiteler veya profesyoneller aracılığıyla yürütmesini sağlayan kurumsal bir anayasadır.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.