RESMİ METİN

**III

  • Açıklık**

Madde 35 - (1) Te scil işleminin dayanakları olan dilekçe, beyanname, senetler, belgeler ve ilanları içeren gazeteler, üzerlerine sicil defterinin tarih ve numaraları yazılarak sicil müdürlüğünce saklanır. (2) Herkes ticaret sicilinin içeriğini ve müdürlükte saklanan tüm se net ve belgeleri inceleyebileceği gibi giderini ödeyerek bunların onaylı suretlerini de alabilir. Bir hususun sicilde kayıtlı olup olmadığına dair onaylı belge de istenebilir. (3) Tescil edilen hususlar, kanun veya Kanunun 26 ncı maddesine göre çıkarılacak yönetmelikte aksine bir hüküm bulunmadıkça ilan olunur. 17 (4) İlan, Türkiye genelinde sicil kayıtlarının ilanına özgü Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ile yapılır.


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 35. maddesi, Ticaret Sicili Hukukunun en temel sütunlarından biri olan "Açıklık" (Aleniyet) ilkesini düzenlemektedir [1], [2]. Bu hüküm, ticari hayatta şeffaflığın, belirliliğin ve hukuki güvenliğin tesis edilebilmesi amacıyla ihdas edilmiştir [3]. Ticari işletmelerin ve tacirlerin, üçüncü kişilerle girecekleri hukuki ve ekonomik ilişkilerde güven unsurunun zedelenmemesi, ancak sicil kayıtlarının herkesin erişimine açık olmasıyla mümkündür [4], [3].

Kanun koyucu, TTK m. 35 ile ticaret sicilini sadece tarafları bağlayan kapalı bir veri deposu olmaktan çıkarmış; kamuoyunu aydınlatan, üçüncü kişileri koruyan ve ticari hayatın işleyişini hızlandıran mutlak aleni bir kuruma dönüştürmüştür [3]. Bu maddede tescil işleminin dayanağı olan belgelerin muhafazası (m. 35/1), sicilin mutlak surette herkese açık olması ve örnek alma hakkı (m. 35/2) ile tescil edilen hususların ilanı (m. 35/3, 4) sistematik bir bütünlük içerisinde hüküm altına alınmıştır [2], [5]. Bu yönüyle madde, sicil kayıtlarının olumlu ve olumsuz etkilerinin (TTK m. 36) doğumuna zemin hazırlayan ön koşul niteliğindedir [6].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Ticaret Sicilinin Açıklığı (Mutlak Aleniyet) İlkesi

TTK m. 35/2 fıkrası uyarınca, herkes ticaret sicilinin içeriğini ve müdürlükte saklanan tüm senet ve belgeleri inceleyebilir [7], [2]. Bu hakkın kullanılabilmesi için, başvuran kişinin herhangi bir hukuki veya ekonomik menfaatini ispat etme zorunluluğu (ilgisini inanılır kılma şartı) bulunmamaktadır [8], [7]. Hükmün lafzında yer alan "herkes" ibaresi, mutlak aleniyeti işaret eder. Kişiler sadece kayıtları incelemekle kalmaz, masrafını (harcını/giderini) ödemek koşuluyla bu kayıt ve belgelerin onaylı veya onaysız suretlerini de alabilirler [7], [2]. Ayrıca, bir hususun sicilde kayıtlı olup olmadığına dair "menfi" (yokluk) belge verilmesi de bu fıkra kapsamında talep edilebilir [2].

2.2. Dayanak Belgelerin Muhafazası

TTK m. 35/1 uyarınca, tescil işleminin dayanakları olan dilekçe, beyanname, senetler, belgeler ve ilanları içeren gazeteler, üzerlerine sicil defterinin tarih ve numaraları yazılarak sicil müdürlüğünce saklanır [2]. Hukuki işlemlerin (örneğin şirket ana sözleşmesinin, genel kurul kararlarının veya devir sözleşmelerinin) sadece özet sicil kayıtları değil, arkasında yatan maddi belgeler de aleniyetin kapsamındadır. Bu belgelerin düzenli olarak dosyalanması, ileride doğabilecek hükümsüzlük (butlan/iptal) davaları ile sorumluluk davalarında ispat aracı olarak kritik bir işleve sahiptir.

2.3. Tescil Edilen Hususların İlanı ve TTSG

TTK m. 35/3 ve 4. fıkraları, tescil edilen olguların üçüncü kişilere duyurulması mekanizmasını, yani "ilanı" düzenlemektedir. Kanun veya Ticaret Sicili Yönetmeliği'nde (TSY) aksine bir hüküm bulunmadıkça, tescil edilen hususlar ilan olunur [9], [2], [5]. Bu ilan münhasıran Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi (TTSG) aracılığıyla tüm Türkiye çapında gerçekleştirilir [9], [5]. Tescil tek başına bazı hallerde kurucu etki doğursa da, açıklayıcı etki ve üçüncü kişilerin iyiniyetinin ortadan kaldırılması fonksiyonu büyük ölçüde tescilin ve ilanın birleşmesiyle tamamlanır [10].

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 36 (Tescil ve İlanın Üçüncü Kişilere Etkisi): TTK m. 35'te öngörülen açıklık ilkesi ve ilan kuralı, TTK m. 36'daki olumlu ve olumsuz etki mekanizmasının ön şartıdır [6]. TTK m. 36/1 uyarınca, sicil kayıtları Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edildiği (veya ilanın tamamlandığı) günü izleyen iş gününden itibaren üçüncü kişiler hakkında hukuki sonuç doğurur [6], [11], [12]. Mutlak aleniyet (m. 35) sebebiyle, üçüncü kişilerin usulüne uygun şekilde tescil ve ilan edilmiş bir kaydı bilmedikleri yönündeki iddiaları dinlenmez (TTK m. 36/3) [6], [13], [14].
  • TMK m. 1020 (Tapu Sicilinin Açıklığı): Tapu sicilinde "ilgisini inanılır kılan" herkes sicili inceleyebilmekte iken (sınırlı aleniyet), TTK m. 35 bağlamında ticaret sicilinde menfaat ispatı (ilgiyi inanılır kılma) aranmaz [8], [15]. Bu husus, ticaret hukukunun hıza ve mutlak güvene dayalı yapısının medeni hukuktan ayrıldığı en somut normatif yansımalardan biridir.
  • 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK): TTK m. 35 mutlak bir aleniyet öngörmekteyse de, sicil dosyalarında yer alan gerçek kişi tacirlerin, ortakların veya yönetim kurulu üyelerinin kimlik numaraları, adresleri ve imzaları KVKK kapsamında kişisel veridir [16], [17], [18]. KVKK m. 5/2 uyarınca, kanunlarda açıkça öngörülen hallerde açık rıza aranmaksızın veri işlenebileceği ve aktarılabileceği için, TTK m. 35'e dayalı tescil ve ilan işlemleri (ile sicilin incelenmesi) hukuka uygundur [19], [20], [21].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili ticaret daireleri, ticaret sicilinin aleniyeti prensibini hukuki güvenliğin temeli olarak kabul etmektedir. İlgili içtihatlarda ve uluslararası hukuk standartlarında (özellikle Avrupa Birliği Adalet Divanı - ABAD kararlarında), şirketlere dair temel bilgilerin, ortakların ve yöneticilerin kimliklerinin sicilde şeffaf biçimde tutulmasının üstün kamu yararı taşıdığı vurgulanmaktadır [22], [23].

Benzer şekilde, Kişisel Verileri Koruma Kurulu (KVKK) ve mukayeseli hukukta Alman Federal Mahkemesi (BGH) içtihatlarına yansıdığı üzere; ticaret sicilinin eksiksizliği ve doğruluğunu sağlamaktaki kamu yararı, yöneticilerin (tehdit altında olsalar dahi veya ortaklıktan ayrılmış olsalar bile) kişisel verilerinin gizlenmesi taleplerine üstün tutulmaktadır [24], [25], [22], [26], [27]. Mahkemeler, TTK m. 35'in emredici yapısı karşısında, ticari hayatın güvenliğinin kişisel hakların belirli ölçüde sınırlandırılmasını meşru kıldığını (KVKK istisnaları dâhilinde) karara bağlamaktadır [21], [25].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Kurmaca Senaryo): Rakip piyasada faaliyet gösteren bir (X) A.Ş., pazara yeni giren (Y) Ltd. Şti.'nin mali durumunu, ortaklık yapısını ve temsilcilerinin kısıtlamalarını analiz etmek istemektedir. (X) A.Ş.'nin avukatı, ilgili ticaret sicili müdürlüğüne başvurarak (Y) Ltd. Şti.'nin sicil dosyasında yer alan iç yönerge ve genel kurul tutanaklarının onaylı suretini talep etmiştir. Sicil müdürü, başvuranın şirketle bir alacak-verecek ilişkisi veya hukuki bir menfaati (ilgisi) olmadığını gerekçe göstererek talebi reddetmiştir. Hukuki analiz: Sicil müdürünün ret kararı açıkça hukuka aykırıdır. TTK m. 35/2 hükmü uyarınca ticaret sicili mutlak aleni olup, tapu sicilinden (TMK m. 1020) farklı olarak inceleme veya suret alma taleplerinde "ilgisini inanılır kılma" (menfaat ispatı) şartı aranmaz [8], [15]. Başvuran taraf harç ve giderleri ödediği takdirde, sicil müdürü talep edilen belgelerin onaylı suretini vermek zorundadır [7], [2].

Olay 2 (Kurmaca Senaryo): Bir (A) A.Ş. genel kurulunda, yönetim kurulu üyesi (B)'nin "güveni kötüye kullanma suçundan mahkûm olması ve akli melekelerindeki zayıflama" gerekçesiyle görevden alınmasına karar verilmiş ve karar sicil müdürlüğünce tescil edilerek TTK m. 35/1 gereği dayanak evrak sicil dosyasına konulmuştur. Üçüncü bir şahıs, bu genel kurul tutanağını m. 35/2 kapsamında incelemek istemiştir. Hukuki analiz: Her ne kadar TTK m. 35 mutlak aleniyet getirse de, doktrin ve KVKK ilkeleri (ölçülülük ve amaçla bağlantılılık) ışığında, görevden alma kararı tescil edilip aleni hale gelse dahi, tutanakta yer alan "ceza mahkûmiyeti ve sağlık verileri" (özel nitelikli kişisel veriler) ticaret sicilinin aleniyet amacını aşmaktadır [28], [29], [30]. Dosya incelemesi sırasında sicil müdürlüğünün bu özel nitelikli kişisel verileri maskelemesi (karartması), hem TTK'nın tescil/ilan amacını gerçekleştirecek hem de KVKK ihlalini önleyecektir.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat Yükü: TTK m. 35 ve m. 36 müşterek uygulandığında, usulüne uygun tescil ve ilan edilmiş bir hususu bilmediğini iddia eden üçüncü kişinin bu iddiası dinlenmez [6], [13], [14]. İspat yükü bağlamında tescil ve ilan, bilmeye ilişkin kesin (çürütülemez) bir karine yaratır.
  • Zamanaşımı / Süreler: TTK m. 36/1 bağlamında, sicil kayıtlarının üçüncü kişilere karşı hukuki sonuç doğurmaya başladığı an, "tescilin Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği; ilanın tamamı aynı nüshada yayımlanmamış ise, son kısmının yayımlandığı günü izleyen iş gününden" başlar [6], [11], [12]. Tescilin yapıldığı tarih değil, ilanı izleyen iş günü esastır.
  • Görevli Mahkeme: Sicil müdürlüğünün TTK m. 35 çerçevesinde suret verme veya inceletme taleplerini haksız şekilde reddetmesi yahut tescil talebini reddetmesi halinde itirazlar, TTK m. 34 uyarınca sicilin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesi'ne (8 gün içinde) yapılır [31], [32], [33], [1].
  • Yaygın Uygulama Hataları: Uygulamada zaman zaman sicil memurlarının tapu sicili pratiğiyle hareket edip "ilgili olma" şartı aramaları, hukuka aykırıdır. Ayrıca kişisel veri hassasiyeti ile T.C. kimlik numaraları TTSG'de maskelenerek yayımlanmaktadır (TSY m. 41/2) [34], [35].

7. Eleştirel Değerlendirme

Türk Ticaret Kanunu m. 35'in ihdas amacı ve lafzı "mutlak aleniyet" yönündedir. Klasik ticaret hukuku doktrini (Reha Poroy, Ünal Tekinalp, Sabih Arkan, Mehmet Emin Bilge vd.) ticari hayatta görünüşe güvenin korunması ve işlem güvenliği için ticaret sicilinde hiçbir surette gizlilik olamayacağını, devletin tuttuğu bu sicilin kamuya mal olduğunu kesin bir dille ifade etmiştir [36], [37], [15], [38], [7].

Bununla birlikte, modern hukukta 6698 sayılı KVKK'nın yürürlüğe girmesiyle birlikte, TTK m. 35'in lafzi genişliği doktriner tartışmalara yol açmıştır. Kanun koyucunun TTK'yı hazırlarken mutlak açıklığı benimsemesi, ancak sonrasında gelen KVKK ile veri minimizasyonu ve özel nitelikli kişisel verilerin korunması ilkelerinin çatışması, sicil müdürlüklerini normlar hiyerarşisi bağlamında ikilemde bırakmaktadır [39], [40], [41], [42]. Eleştirel yaklaşımlara göre, TTK m. 35'te yer alan mutlak inceleme hakkı daraltılmamalı, ancak kişilerin ticari hayatla organik bağı bulunmayan hassas verilerinin (sağlık verisi, ceza mahkûmiyeti, soybağı detayları vb.) sicil dayanak belgelerinden maskelenmesi usulünün kanuni bir çerçeveye (TSY veya TTK değişikliği ile) oturtulması zorunludur [28], [42], [43]. Aksi takdirde, aleniyetin sınırsız uygulanması kişisel veriler bağlamında menfaat dengesinin bozulmasına ve anayasal ihlallere sebebiyet verme potansiyeli taşımaktadır [43].


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.