RESMİ METİN

B) Uygulanacak hükümler


Madde 305 - (1) Bu Bölümdeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, kollektif şirkete dair 212 ilâ 216 ncı maddeler komandit şirketler hakkında da uygulanır. (2) Şirket sözl eşmesinde, her komanditer ortağın sermayesinin miktarı, cinsi ve ortak sıfatından kaynaklanan ve bir yönetim hakkı niteliğinde olmaması gereken, komanditer ortaklara verilen yönetim görevleri açıkça belirtilir.


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun ("TTK") 305. maddesi, şahıs şirketleri üst başlığı altında yer alan komandit şirketlerin kuruluşuna, uygulanacak kurallara ve özellikle sorumluluğu sınırlandırılmış olan komanditer ortağın şirket sözleşmesindeki hukuki konumuna ilişkin temel çerçeveyi çizen son derece kritik bir düzenlemedir [1]. Madde metninin lafzı ve konuluş amacı (ratio legis) incelendiğinde, kanun koyucunun komandit şirketleri yapısal olarak kollektif şirketlerin bir türevi veya ona eklemlenmiş özel bir türü olarak kurguladığı açıkça görülmektedir [1-4]. Nitekim TTK m. 124 fıkra 2 hükmünde, kollektif ve komandit şirketler "şahıs şirketi" sınıfında tasnif edilmiştir [5].

TTK m. 305/1 hükmü, komandit şirketlerin kuruluş, şekil, zorunlu kayıtlar ve tescil aşamalarında -komandit şirkete özgü özel hükümler saklı kalmak kaydıyla- kollektif şirketlere ilişkin TTK m. 212 ila m. 216 hükümlerinin kıyasen değil, doğrudan uygulanacağını emretmektedir [1]. Bu atıf mekanizması, ticaret hukuku sistematiğinde kanun yapma tekniği açısından usul ekonomisi sağlarken, aynı zamanda her iki şahıs şirketinin temel kurucu unsurlarının (affectio societatis) ortak bir tabana oturduğunu tescil etmektedir.

Maddenin ikinci fıkrası ise, komandit şirketi kollektif şirketten ayıran en temel unsur olan "komanditer ortak" (sınırlı sorumlu ortak) statüsünün şirket esas sözleşmesinde ne şekilde somutlaştırılacağını düzenlemektedir [1]. Türk Ticaret Kanunu m. 304 uyarınca komandit şirket, alacaklılara karşı ortaklardan bir veya birkaçının sorumluluğunun sınırlandırılmamış (komandite), diğerlerinin ise belirli bir sermaye ile sınırlandırılmış (komanditer) olduğu bir şirket tipidir [4]. İşte TTK m. 305/2, bu sınırlandırılmış sorumluluğun karşılığı olarak komanditer ortağın taahhüt ettiği sermayenin nev'i ve tutarının, ayrıca şirkette üstlenebileceği "yönetim hakkı niteliğinde olmayan" iç görevlerin sözleşmede sarih bir biçimde yer almasını emredici kılmıştır [1]. Bu gereklilik, üçüncü kişilerin işlem güvenliğini sağlamak ve tüzel kişilik perdesinin ardındaki sorumluluk rejimini şeffaflaştırmak amacına hizmet etmektedir.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Kollektif Şirket Hükümlerine Atıf (TTK m. 212 - m. 216)

TTK m. 305/1'in atıf yaptığı maddeler, komandit şirketin adeta genetik kodunu oluşturur. Buna göre komandit şirket sözleşmesi de yazılı şekle tabi olup, kurucuların imzalarının noterce onaylanması veya ticaret sicili müdürü yahut yardımcısı huzurunda imzalanması kurucu şekil şartıdır (TTK m. 212) [3]. Şirket sözleşmesinde bulunması gereken zorunlu unsurlar (TTK m. 213) komandit şirketler için de aynen geçerlidir [6, 7]. Şayet sözleşme kanuni şekilde yapılmamış veya zorunlu kayıtları içermiyorsa, ortaklık bir ticaret şirketi vasfı kazanamayacak, Türk Borçlar Kanunu'nun adi şirkete ilişkin hükümlerine tabi olacaktır (TTK m. 214) [6, 7]. Tescil yükümlülüğü (TTK m. 215) ve tescilden önce şirket adına işlere başlanması halinde ortakların müteselsil sorumluluğu (TTK m. 216) da yine bu atıf sayesinde komandit şirketler hukukunun parçasıdır [7].

2.2. Komanditer Ortağın Sermayesi (Miktar ve Cins)

TTK m. 305/2'de açıkça ifade edildiği üzere, her komanditer ortağın sermayesinin cinsi ve miktarının şirket sözleşmesinde gösterilmesi zorunludur [1]. Doktrinde Reha Poroy, Ünal Tekinalp ve Ersin Çamoğlu'nun da sıklıkla işaret ettiği üzere, komanditer ortağın sınırlı sorumluluğunun yegâne ölçütü bu sermaye taahhüdüdür. Komanditer ortak, getirdiği sermaye oranında sorumluluk riski taşır [8, 9]. Bu husus, TTK m. 307/2'de yer alan "Bir komanditer kişisel emeğini ve ticari itibarını sermaye olarak koyamaz" amir hükmü ile birlikte değerlendirilmelidir [10, 11]. Nakdi sermaye, ayni sermaye (taşınır, taşınmaz, fikri mülkiyet hakları) komanditer için geçerli bir sermaye türü iken, parayla ölçülemeyen veya bilançoya yansıtılması kesinlik taşımayan kişisel emek, komanditerin sermayesi olamaz [10-12].

2.3. Ortak Sıfatından Kaynaklanan ve Yönetim Hakkı Niteliğinde Olmayan Görevler

Maddenin en tartışmalı ve doktrinsel analize en çok muhtaç olan kavramı budur. TTK m. 309 fıkra 2 ve fıkra 3 uyarınca şirket, komanditeler (sınırsız sorumlu ortaklar) tarafından yönetilir ve komanditerler şirket işlerini görmeye görevli ve yetkili olmadıkları gibi, yapılan işlere itiraz da edemezler [13]. Ancak kanun koyucu, ticari hayatın pratik ihtiyaçlarını (örneğin komanditerin şirkette muhasebe müdürü, insan kaynakları uzmanı vb. olarak çalışması ihtimalini) göz ardı etmemiş ve TTK m. 305/2'de, komanditer ortağa "yönetim hakkı niteliğinde olmayan" görevler verilebileceğini ve bunların sözleşmede açıkça belirtilmesi gerektiğini ifade etmiştir [1]. Mehmet Bahtiyar gibi otoritelerin yaklaşımlarına göre, komanditere verilecek görev, şirketin yönünü çizecek, iradesini belirleyecek bir icrai "yönetim" (management) yetkisi olmamalı, sadece şirket içi teknik, idari veya istişari bir fonksiyon icra etmelidir. Bu çizginin aşılması, TTK m. 321/5 kapsamında değerlendirilmeli, ancak yönetim sınırının dış temsil yetkisini kapsayacak şekilde aşılması komanditerin sınırsız sorumluluğuna yol açabilmektedir [8, 14, 15].

3. Sistematik İlişkiler

Bu madde, ticaret hukukunun ve borçlar hukukunun diğer müesseseleri ile dikey ve yatay anlamda sıkı bir bağ içindedir:

  • TTK m. 124 ve m. 126: Ticaret şirketlerinin türleri ve bu şirketlere niteliğine uygun düştüğü ölçüde Türk Medeni Kanunu'nun tüzel kişilere ve Türk Borçlar Kanunu'nun adi şirkete ilişkin hükümlerinin uygulanacağına dair temel prensip [5, 16].
  • TTK m. 307 (Komanditerlerin Sermaye Koyma Borcu): TTK m. 305/2 uyarınca sözleşmede yazılacak sermayenin nev'inin, TTK m. 307/2'de belirtilen "kişisel emek ve ticari itibar olamama" yasağıyla uyumlu olması şarttır [10, 11].
  • TTK m. 309 ve m. 318 (Yönetim ve Temsil Yasakları): Komanditer ortakların yönetime katılamaması ve şirketi temsil edememesi kuralı [13, 17]. TTK m. 305/2'deki iç görevlendirmeler, asla bu maddeleri ihlal edici boyutta geniş yorumlanamaz.
  • TTK m. 321 (Şirket Adına İşlemde Bulunan Komanditerin Sorumluluğu): Eğer komanditer ortak, TTK m. 305/2'de sınırları çizilen ve "yönetim niteliğinde olmayan" iç görevlerin dışına çıkarak, üçüncü kişilerle açıkça ticari mümessil vb. sıfatla hareket ettiğini bildirmeden işlem yaparsa, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tıpkı komandite ortak gibi (sınırsız) sorumlu olur [14].
  • TBK m. 620 vd. (Adi Ortaklık): Sözleşmedeki eksikliklerin veya kanuni şekil şartına uyulmamasının (TTK m. 214 atfıyla) yaptırımı olarak ortaklığın tüzel kişiliğinin doğmaması ve adi ortaklık kurallarına tabi olması [6].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları incelendiğinde, şahıs şirketlerinin kuruluş şekil şartlarına ve özellikle komandit şirketlerde komanditer ortağın sorumluluğunun sınırlarına büyük önem verildiği görülmektedir. Yargıtay kararlarında ağırlıklı olarak vurgulanan husus; "şirket esas sözleşmesinde komanditer ortağın sermayesinin ve görev tanımının mutlak surette belirgin olması gerektiği, bu belirliliğin bulunmadığı hallerde komanditer ortağın, üçüncü kişilerin iyiniyetli hukuki işlemlerine karşı sorumluluğunun sınırlandırıldığı yönünde bir defi (savunma) ileri süremeyeceği" yönündedir.

Yargıtay, TTK m. 305/2 ile m. 321 arasındaki ince dengeyi gözetirken, sözleşmede yer alan görev tanımının salt bir "iç ilişkiler" meselesi olduğunu vurgular [1, 14]. Şayet komanditer ortak, sözleşmede her ne kadar dar bir yetki ile donatılmış olsa da fiilen (de facto) şirketi yönetir ve temsil eder bir intiba yaratmışsa, Yargıtay tüzel kişilik perdesinin ardındaki bu fiili durumu dikkate alarak "görünüşte haklılık" kuramı ve dürüstlük kuralı (TMK m. 2) gereğince komanditeri komandite gibi tüm malvarlığı ile müteselsilen sorumlu tutmaktadır [14, 15].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Sözleşmedeki Eksiklik ve Adi Şirket Vasfı): A, B ve C bir araya gelerek bir komandit şirket kurmak üzere yazılı bir sözleşme hazırlamışlardır. A ve B komandite, C ise komanditer ortaktır. Ancak taraflar, sözleşmeyi ticaret sicili müdürü huzurunda imzalamamış ve notere de onaylatmamışlardır. Ayrıca sözleşmede, C'nin taahhüt ettiği sermayenin miktarı belirtilmemiş, sadece "C, bilgi işlem altyapısının kurulumundan sorumlu olacaktır" şeklinde bir ifadeye yer verilmiştir. Şirket bu haliyle ticari faaliyete başlamış, piyasadan hammadde alımları gerçekleştirmiştir. Hukuki analiz: Somut olayda TTK m. 305/1'in atıf yaptığı TTK m. 212'deki kurucu şekil şartına (noter onayı veya sicil müdürü huzuru) uyulmamıştır [1, 3]. Bunun hukuki yaptırımı TTK m. 214 uyarınca yapının bir "adi şirket" olarak kabul edilmesidir [6]. Ek olarak, TTK m. 305/2'de emredilen "komanditer ortağın sermayesinin miktarı ve cinsinin açıkça gösterilmesi" şartı da ihlal edilmiştir [1]. C'nin "bilgi işlem altyapısının kurulumu" olarak belirlenen edimi, bir kişisel emek niteliğinde olduğundan, TTK m. 307/2 uyarınca komanditer sıfatıyla sermaye olarak kabul edilemez [11]. Bu durumda C, komanditer ortaklık korumasından yararlanamaz; üçüncü kişilere karşı TBK adi şirket hükümleri uyarınca tıpkı A ve B gibi müteselsilen ve şahsen sınırsız sorumlu olur.

Olay 2 (Komanditer Ortağın Yetkisinin Aşılması): X Komandit Şirketi'nde Y komandite ortak, Z ise komanditer ortaktır. Şirket sözleşmesinde, TTK m. 305/2'ye uygun olarak, "Z, şirket merkezindeki günlük evrak akışını düzenlemek ve arşivleme işlemlerinden sorumlu olacaktır" denilerek yönetim hakkı niteliğinde olmayan bir iç görev tanımlanmıştır [1]. Ancak Y'nin uzun süreli yurt dışı seyahati sırasında Z, şirket merkezine gelen tedarikçilerle şirket adına mal alım sözleşmeleri imzalamış ve bu alımlar şirket kayıtlarına geçirilmiştir. Ödemeler aksadığında tedarikçiler X Komandit Şirketi ile birlikte Z'nin kişisel malvarlığına da müracaat etmiştir. Hukuki analiz: Z'nin şirket sözleşmesindeki görevi, TTK m. 305/2 ile uyumlu teknik/idari bir görevdir ve kural olarak onun komanditer vasfını bozmaz [1]. Ancak Z, şirket adına alım satım sözleşmeleri akdederek, fiilen şirketi temsil etmiştir. TTK m. 318 ve m. 321/1 uyarınca, ticari mümessil veya ticari vekil sıfatını açıkça bildirmeksizin şirket adına işlem yapan komanditer, bu işlemler nedeniyle iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tıpkı bir komandite ortak gibi sınırsız sorumlu olur [14, 17, 18]. Dolayısıyla tedarikçilerin Z'nin kişisel malvarlığına başvurması yasal dayanaktan beslenmektedir.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Ortaklığın komandit şirket olarak kurulduğunun ve komanditer ortağın sermayesinin TTK m. 305/2 uyarınca sözleşmede açıkça belirtildiğinin ispatı, ticaret sicili kayıtlarıyla gerçekleştirilir [1]. Bir ortağın, "yönetim niteliğinde olmayan" sınırları aştığını ve dışarıya karşı şirketi temsil ettiğini (TTK m. 321/1) iddia eden alacaklı, bu husustaki fiili durumu ispatla yükümlüdür [14, 15].
  • Zamanaşımı / Süreler: Şirketin kuruluş işlemleri kapsamında, sözleşmenin kanuni şekle uygun olarak imzalanmasını müteakip 15 gün içinde şirket merkezinin bulunduğu yer ticaret siciline tescil ve ilan için başvurulması zorunludur (TTK m. 215 ve m. 305 atfıyla) [1, 7].
  • Görevli/yetkili mahkeme: Şirketin kuruluşundan, ortaklar arası ilişkiden, esas sözleşmedeki görev dağılımından veya komanditer ortağın sorumluluğuna başvurulmasından kaynaklı her türlü ihtilafta, TTK m. 4 uyarınca Asliye Ticaret Mahkemeleri mutlak görevlidir. Yetkili mahkeme ise kural olarak şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir (HMK m. 14).
  • Yaygın uygulama hataları: Uygulamada en sık rastlanan hata, komandit şirket sözleşmeleri hazırlanırken "kopyala-yapıştır" (matbu) taslakların kullanılması ve TTK m. 305/2'de emredilen "komanditere verilen yönetim dışı iç görevlerin" sözleşmede spesifik olarak tanımlanmamasıdır [1]. Bu boşluklar, ihtilaf doğduğunda komanditerin şirketteki fiili statüsünün ve sorumluluk alanının belirlenmesini zorlaştırmaktadır.

7. Eleştirel Değerlendirme

Türk Ticaret Kanunu'nun 305. maddesinin birinci fıkrasındaki yollama tekniği, İsviçre Borçlar Kanunu menşeli şahıs şirketleri sistematiğinde gelenekselleşmiş ve benimsenmiş bir yöntemdir. Zira komandit şirket, teorik altyapısı itibarıyla "bir kısım ortakları bakımından sorumluluğu sınırlandırılmış bir kollektif şirket" modeli olarak tezahür eder [4].

Bununla birlikte doktrinde (özellikle Hasan Pulaşlı ve Abuzer Kendigelen gibi yazarlarca) TTK m. 305/2'nin kaleme alınış biçimindeki bazı muğlaklıklar eleştirilmektedir [1]. Madde metninde yer alan "ortak sıfatından kaynaklanan ve bir yönetim hakkı niteliğinde olmaması gereken, komanditer ortaklara verilen yönetim görevleri açıkça belirtilir" ifadesindeki dilbilgisel yapı sorunludur [1]. Hem "yönetim hakkı niteliğinde olmaması gereken" denilmekte, hem de aynı cümlenin devamında "komanditer ortaklara verilen yönetim görevleri" ibaresi kullanılmaktadır [1]. "Yönetim" kavramının burada iki zıt manada (biri yasaklanan hukuki-icrai yönetim hakkı, diğeri ise fiilen izin verilen iç işleyişe dair sekreterya/idari yönetsel görevler) kullanılması, kanunun lafzi yorumu bakımından ciddi kavram kargaşası yaratmaktadır. Doktrinde bu çelişkinin, komanditere verilecek görevlerin "idari işler, danışmanlık veya tali görevler" olarak dar yorumlanması suretiyle aşılması gerektiği vurgulanmakta; olası bir kanun revizyonunda "yönetim görevleri" ibaresinin "iç hizmet ve teknik görevler" şeklinde değiştirilmesinin hukuki belirlilik (legal certainty) ilkesine daha uygun düşeceği savunulmaktadır.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.