RESMİ METİN

Madde 28


Madde 28 - (1) Tescil istemi ilgililer, temsilcileri veya hukuki halefleri tarafından yetkili sicil müdürlüğüne yapılır. (2) Bir hususun tescili ni istemeye birden çok kimse zorunlu ve yetkili olduğu takdirde, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, bunlardan birinin talebi üzerine yapılan tescil tümü 12 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesiyle, bu maddenin başlığında yer alan “Tüzük” ibaresi “Yönetmelik”, birinci fıkrasında yer alan “bir tüzükle” ibaresi “Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca hazırlanan ve Bakanlar Kurulunca çıkarılacak yönetmelikte” şeklinde değiştirilmiştir. 13 2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 192 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca hazırlanan ve Bakanlar Kurulunca” ibaresi “Cumhurbaşkanınca” şeklinde değiştirilmiştir. 14 Anayasa Mahkemesinin 3/6/2025 t arihli ve E . : 2024/208, K . : 2 025/122 s ayılı Kararı ile bu maddede yer alan “…disiplin işleri…” ibaresi iptal edilmiştir. Kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra (8/5/2026) yürürlüğe gireceği hüküm altına alınmıştır. 15 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “memurlukları” ibaresi “müdürlükleri”, “evraklarının” ibaresi “evrakının” ve “bir” ibaresi “birer” şeklinde değiştirilmiştir. tarafından istenmiş sayılır.


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) ticaret siciline ilişkin düzenlemeleri arasında yer alan 28. madde, ticaret siciline yapılacak tescil taleplerinin (istemlerinin) aktif süjelerini ve birden fazla kişinin talep yetkisine sahip olduğu durumlardaki usulü düzenlemektedir. Türk ticaret sicili sisteminde, kural olarak "talep üzerine tescil ilkesi" geçerlidir [1], [2], [3]. Bu ilke, TTK m. 27/1 hükmünde açıkça ifade edilmiş olup, resen veya yetkili makamların bildirimi üzerine yapılacak tesciller istisnai niteliktedir [1], [3], [4].

TTK m. 28, bu temel ilkenin bir uzantısı olarak, sicil müdürlüğünü harekete geçirecek irade beyanının (tescil isteminin) kimler tarafından ileri sürülebileceğini sınırlandırmaktadır. Hüküm, tescil sürecinin yetkisiz üçüncü kişiler tarafından kötüye kullanılmasını engellemeyi ve sicilin güvenilirliğini tesis etmeyi amaçlamaktadır. Madde sistematiği iki fıkradan oluşmaktadır: Birinci fıkra, tescil talebinde bulunabilecek kişileri (ilgililer, temsilcileri veya hukuki halefleri) kategorik olarak sayarken [5]; ikinci fıkra, iştirak halinde veya müştereken yetkili olunan durumlarda tescil usulünü basitleştiren "birlikte talep kuralının istisnası" niteliğindeki karineyi düzenlemektedir [6], [7].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. İlgililer Kavramı

TTK m. 28/1 uyarınca tescil istemi öncelikle "ilgililer" tarafından yapılmaktadır. Ancak TTK, "ilgili" kavramının kapsamına kimlerin gireceğini kanun metninde tek tek sayma yoluna gitmemiş, bu kavramın içini doldurma işini alt mevzuata ve doktrine bırakmıştır [8], [9]. Ticaret Sicili Yönetmeliği (TSY) m. 22 hükmü, ilgilileri sayma yöntemiyle belirlemiştir. Buna göre; tacirin gerçek kişi olması hâlinde kendisi, tüzel kişi olması hâlinde ise yetkili organları ilgili kabul edilmektedir [10], [11].

Doktrinde "ilgili" kavramının sınırları üzerine ciddi tartışmalar mevcuttur. TSY'deki dar ve sınırlayıcı (numerus clausus) sayıma karşın, M. Emin Bilge ve Ö. Teoman gibi yazarlar, tescil edilen veya silinen husus kimin hukuki menfaatini doğrudan etkiliyorsa, o kişinin "ilgili" sıfatını haiz olması gerektiğini savunmaktadır [12], [13], [14].

2.2. Temsilciler ve Hukuki Halefler

TTK m. 28/1, ilgililerin yanı sıra tescil isteminin temsilciler veya hukuki halefler (örneğin mirasçılar veya işletmeyi devralanlar) tarafından da yapılabileceğini hüküm altına almıştır [15]. Temsilciler, iradi temsilciler (ticari vekil, ticari mümessil, avukat) olabileceği gibi kanuni temsilciler (veli, vasi, kayyım) de olabilir.

Bu noktada doktrinde normlar hiyerarşisi bağlamında haklı bir eleştiri getirilmektedir. TSY m. 22/1 hükmü, "ilgililer" kavramını tanımlarken "temsilcileri" ve "hukuki halefleri" de bu tanımın içine dâhil etmiş; oysa TTK m. 28/1 bu kişileri ilgililerden ayrı ve bağımsız süjeler olarak saymıştır [16], [17]. Özlem Karaman Coşgun, Yönetmeliğin temsilci ve halefleri "ilgili" kavramı içine sokarak Kanun'un açık lafzına ve sistematiğine aykırı bir tanımlama yaptığını isabetli bir şekilde vurgulamaktadır [16], [17]. Temsilciler, kendi adlarına değil temsil ettikleri "ilgili" adına hareket eden kişilerdir; dolayısıyla bizzat ilgili sıfatını taşımazlar [17].

2.3. Birden Çok Kişinin Zorunlu ve Yetkili Olması (Müşterek Talep Karinesi)

Maddenin ikinci fıkrası, tescili istemeye birden çok kimsenin zorunlu ve yetkili olduğu hâllerde, kural olarak içlerinden birinin talebinin, tümü tarafından yapılmış sayılacağını düzenlemektedir [6], [7]. Bu düzenleme, ticari hayatın gerektirdiği sürat ilkesinin bir yansımasıdır. Ancak fıkrada yer alan "kanunda aksine hüküm bulunmadıkça" ibaresi son derece kritiktir. Kanun koyucu, bazı kurucu tescil işlemlerinin önemine binaen herkesin bizzat ve birlikte talepte bulunmasını şart koşmuştur. Örneğin, kollektif ve komandit şirketlerin kuruluşunda, şirket sözleşmesinin tescili tüm kurucu ortaklar tarafından birlikte talep edilmelidir (TTK m. 215, m. 305) [18], [6].

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 27/1 — Ticaret siciline tescilin kural olarak istem üzerine (talep ilkesi) yapılacağına dair temel kural olup, m. 28'in uygulanmasının ön koşuludur [3], [4].
  • TTK m. 29/1 — Tescil isteminin şekli şartını belirler; istemin mutlaka "dilekçe" ile yapılması gerektiğini emreder [6], [19]. M. 28'de sayılan yetkili kişilerin bu şekil şartına uyması zorunludur.
  • TTK m. 34 — Sicil müdürlüğünün tescil veya ret kararlarına karşı "ilgililerin" itiraz hakkını düzenler [8], [9], [20], [21]. TTK m. 28'deki talep yetkisine sahip kişiler ile m. 34 uyarınca itiraz yetkisine sahip kişiler doğrudan bağlantılıdır; ancak üçüncü kişilerin itiraz hakkı doktrinde tartışmalıdır.
  • TSY m. 22 — "Başvuruya yetkili kişiler" başlığı altında, şirket türlerine ve sicil işlemlerinin mahiyetine (kuruluş, tasfiye, terkin, donatma iştiraki vs.) göre tescil isteminde bulunacak ilgilileri alt bentler hâlinde sayar [11], [22], [23].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili daireleri (özellikle 11. Hukuk Dairesi), TTK m. 28 ve m. 34 bağlamında "ilgili" sıfatını dar, şekli sınırlar içinde kalmaktan ziyade, maddi hukuk kuralları ve menfaat ihlali üzerinden geniş yorumlama eğilimindedir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi kararlarında yerleşik hâle gelen içtihada göre; tescil edilen veya itiraz konusu yapılan husus kimin hukuki yararı ile doğrudan ilgili ise, o şahsın "ilgili" kabul edilmesi gerekmektedir [24], [25], [26]. Örneğin, bir anonim şirkette temsil yetkisi haksız yere kaldırılan ve bu durum tescil edilen bir yönetim kurulu üyesinin, salt TSY kapsamında sayılan yönetim organı yetkilisi (şirket yetkilisi) olmasa dahi, alınan kararın ve sicil işleminin kendi hukuki durumunu doğrudan etkilemesi sebebiyle "ilgili" sıfatıyla tescile, terkine itiraz veya talep hakkı bulunduğuna hükmedilmiştir [27], [26], [28].

Buna karşın, şirketten ayrılmış olan eski ortakların veya o tescil işlemi ile doğrudan maddi hukuk bağlantısı bulunmayan üçüncü kişilerin, salt genel bir menfaat zedelenmesi iddiasıyla "ilgili" sıfatıyla talep veya itiraz hakları bulunmadığı da Yargıtay kararlarında açıkça ifade edilmektedir [24], [29], [30].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: A ve B adlı iki ortaklı bir limited şirkette, ortak A aynı zamanda tek şirket müdürüdür. Ortak B, müdür A'nın görevini kötüye kullandığı iddiasıyla ortaklar genel kurulunu toplantıya çağırmış, kendi oyuyla A'nın müdürlüğüne son vermiş ve bu kararın tescili için doğrudan ticaret sicili müdürlüğüne dilekçe vermiştir. Müdür A ise, bu kararın usulsüz olduğunu ve B'nin tek başına şirketi temsilen tescil talebinde bulunamayacağını (ilgili olmadığını) ileri sürmektedir. Hukuki analiz: Kural olarak limited şirketlerde genel kurul kararlarının ve görevden almaların tescili, şirketi temsile yetkili "müdürler" tarafından istenir (TSY m. 22/2-e). Görevden alınan A'nın tescil talebinde bulunmayacağı açıktır. Ancak Yargıtay'ın hukuki yararı doğrudan zedelenen kişiyi "ilgili" kabul eden geniş yorumu dikkate alındığında, şirket genel kurulunda alınan görevden alma ve yeni müdür atama kararının tescilini, şirketin yegâne diğer ortağı ve yeni seçilen organı olarak B de TTK m. 28/1 bağlamında "ilgili" sıfatıyla talep edebilir. Zira organ boşluğunun giderilmesi kamu düzeni ve şirket menfaati gereğidir.

Olay 2: Bir kollektif şirket kurulması amacıyla X, Y ve Z aralarında şirket sözleşmesi imzalamış ve noterde onaylatmışlardır. Şirketin kuruluş tescili için yalnızca X, ticaret siciline dilekçe vererek müracaat etmiş; sicil müdürü ise Y ve Z'nin de bizzat başvurusunun veya X'e verilmiş özel bir vekâletnamenin gerektiğini belirterek talebi reddetmiştir. Hukuki analiz: TTK m. 28/2 kuralı, birden fazla kişinin zorunlu ve yetkili olduğu hâllerde birinin talebini yeterli görse de, bu fıkra "kanunda aksine hüküm bulunmadıkça" şerhini içerir. TTK m. 215 uyarınca, kollektif şirketlerin kuruluşunda şirket sözleşmesinin tescilini "şirketi kuranların" tamamının istemesi emredici bir kuraldır [18], [6]. Dolayısıyla somut olayda "birlikte talep kuralı" işlemez; sicil müdürünün X'in tek başına yaptığı kurucu tescil talebini reddetmesi tamamen yasaya uygundur.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Tescil talebinde bulunan kişi, TTK m. 29/2 gereği kimliğini ve eğer bir tüzel kişiyi veya başkasını temsilen işlem yapıyorsa "temsil yetkisini" ispat etmekle yükümlüdür [31], [6].
  • Zamanaşımı / Süreler: Tescil talebi, tescili gerektiren hukuki işlemin veya olgunun gerçekleştiği tarihten itibaren kural olarak 15 gün içinde yapılmalıdır (TTK m. 30/1) [32], [19]. Ancak bu bir hak düşürücü süre olmayıp, sürenin geçmesi tescil istemi hakkını ortadan kaldırmaz, sadece idari para cezası ve doğacak zararlardan sorumluluk (TTK m. 33, m. 38) riskini doğurur [33], [34].
  • Görevli/yetkili mahkeme: Sicil müdürlüğünün m. 28 kapsamında yapılan talebi reddetmesi durumunda itiraz mercii, sicilin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesidir (TTK m. 34/1) [35], [36], [37].
  • Yaygın uygulama hataları: Şirketleri temsile yetkili olmayan azınlık pay sahiplerinin, şirketin iç işleyişine dair memnuniyetsizliklerini doğrudan sicil müdürlüğüne başvurup tescil veya terkin talep ederek çözmeye çalışmaları uygulamada sık rastlanan usul hatalarındandır. Yetkisiz kişiler (ilgili olmayanlar) tarafından yapılan başvurular, aktif husumet veya taraf ehliyeti yokluğundan esasa dahi girilmeden reddedilir [38], [8].

7. Eleştirel Değerlendirme

Türk Ticaret Kanunu m. 28'in düzenleme tarzı genel hatlarıyla ticari hayatın ihtiyaçlarına cevap verse de, alt mevzuat olan Ticaret Sicili Yönetmeliği ile arasında oluşan "kavramsal uyumsuzluk" doktrinde haklı bir eleştiri konusudur.

TTK m. 28/1 "ilgililer, temsilciler ve hukuki halefler" diyerek üç ayrı süje sayarken, TSY m. 22 bu üç grubu tek bir "ilgili" şemsiyesi altında eritmiştir. Normlar hiyerarşisi ilkesi gereği yönetmeliğin kanun kavramlarını değiştirmemesi gerekir. Doktrinde Mehmet Emin Bilge, Ömer Teoman ve Özlem Karaman Coşgun tarafından detaylandırıldığı üzere, "ilgili" kavramının yalnızca talepte bulunmaya görevli yöneticilerle sınırlı anlaşılması büyük hak kayıplarına yol açmaktadır [16], [12], [24], [13], [17], [14].

Maddenin günümüz gereksinimleri ışığında iyileştirilebilmesi için, TTK m. 28 hükmüne, tescile konu edilecek işlemin mahiyetine (kurucu, açıklayıcı veya terkin) göre doğrudan hukuki ve maddi menfaati zedelenen kişilerin talep yetkisini sarih biçimde genişleten bir ibarenin eklenmesi faydalı olacaktır. Mevcut durumdaki dar lafzi yorumlar, üçüncü kişileri veya pasifize edilmiş ortakları, sırf idari bir kayıt düzeltmesi için dahi uzun süren genel hükümlere dayalı dava süreçlerine (TTK m. 381, m. 445 vd. iptal ve butlan davaları) mahkum etmektedir [39], [40].


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.