1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 26. maddesi, kanunun Birinci Kitap (Ticari İşletme), İkinci Kısım (Ticaret Sicili) ve "A) Kuruluş" üst başlığı altında sistematize edilmiştir. Bu madde, ticaret sicili teşkilatının işleyişi, yönetimi, tescil süreçleri, personelin nitelikleri ve itiraz yolları gibi asli ve usuli meselelerin hangi normatif kaynakla düzenleneceğini gösteren temel bir "yetki devri" (delegasyon) normudur [1].
Madde metni, ticaret sicilinin salt bir idari teşkilat olmanın ötesinde, ticari hayatın aleniyetini, güvenliğini ve hukuki istikrarını sağlayan bir mekanizma olduğu gerçeğinden hareketle, detaylı prosedürlerin kanun metnine boğulmadan, daha dinamik bir mevzuat türü olan "yönetmelik" ile düzenlenmesini öngörmüştür [2]. TTK m. 26'nın tarihsel gelişimine bakıldığında, mülga 6762 sayılı eTTK döneminde var olan "Ticaret Sicili Nizamnamesi"nin (Tüzük) yerini günümüz idare hukuku sistematiğine daha uygun olan "Yönetmelik" (Ticaret Sicili Yönetmeliği - TSY) kavramına bıraktığı görülmektedir [1, 3]. Hükümde, 6335 sayılı Kanun ile "tüzük" ibaresi "yönetmelik" olarak değiştirilmiş; bilahare 700 sayılı KHK ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne uyum çerçevesinde "Bakanlar Kurulunca çıkarılacak" ibaresi "Cumhurbaşkanınca çıkarılacak" olarak revize edilmiştir [3, 4].
Ayrıca bu madde, ticaret sicili müdürlüklerinin sadece kayıt tutan bir makam olmadığını, aynı zamanda TTK m. 32 çerçevesinde verilen "inceleme görevi" kapsamında verdikleri red kararlarına karşı yapılacak itirazların usulünü de ikincil mevzuata havale eden kritik bir köprü hükmüdür [2, 5]. Madde metninde yer alan "disiplin işleri" ibaresinin Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından iptal edilmesi de idare ve anayasa hukuku ekseninde normlar hiyerarşisi bakımından büyük önem taşımaktadır [4].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Ticaret Sicili Müdürlüğünün Kurulması ve Sicil Defterlerinin Tutulması
TTK m. 24'te Gümrük ve Ticaret Bakanlığı (güncel adıyla Ticaret Bakanlığı) tarafından odalar bünyesinde kurulacağı belirtilen sicil müdürlüklerinin, fiziki ve teknolojik (MERSİS) altyapısının nasıl oluşturulacağı bu madde ile TSY'ye bırakılmıştır [6, 7]. Sicil defterlerinin tutulması kavramı, sadece fiziki esas defterleri değil, Merkezi Sicil Kayıt Sistemi (MERSİS) üzerinden elektronik ortamda tutulan kayıtları, indeksleri ve diğer yardımcı defterleri de kapsayan geniş bir anlama sahiptir. Hukuki güvenlik ve görünüşe güven ilkelerinin (TTK m. 36 ve 37) temeli olan bu kayıtların standartları, doğrudan m. 26'nın verdiği yetkiyle yürürlüğe giren TSY'de detaylandırılır.
2.2. Tescil Zorunluluğunun Yerine Getirilmesine İlişkin Usul ve Esaslar
Kanun, tescil talebinin (TTK m. 27-30) ilgililerce yapılmasını emretmekle yetinmiş, başvuru dilekçesinde bulunması gereken unsurlar, eklenecek belgeler (imza beyannameleri, ana sözleşmeler, taahhütnameler) ve sicil müdürünün önüne gelen evrakı inceleme tekniği TTK m. 26 bağlamında TSY ile somutlaştırılmıştır [1, 8, 9].
2.3. Sicil Müdürlerinin Kararlarına Karşı İtiraz Yolları
Sicil müdürü, TTK m. 32 uyarınca önüne gelen talebi incelemekle yükümlüdür ve kanuni şartları taşımayan talepleri reddedebilir [5]. Bu kararlara karşı yargı yoluna başvurulması TTK m. 34'te genel hatlarıyla düzenlenmiş olsa da, itirazın sicil müdürlüğüne veya mahkemeye intikal usulü, geçici tescil prosedürlerinin tatbiki (TTK m. 32/4) TSY'ye atıf yapılan hususlardandır [2, 10, 11]. Doktrinde de vurgulandığı üzere, TSY, itiraz edebilecek "ilgililer" kavramını açıklamış ve usulün sınırlarını belirlemiştir [2, 12].
2.4. Sicil Müdür, Yardımcıları ve Personelinin Nitelikleri ile Disiplin İşleri (Anayasa Mahkemesi İptali)
Hüküm, ticaret sicili personelinde aranacak hukuk veya işletme eğitimi gibi liyakat şartlarının yönetmelikle belirlenmesine olanak tanır. Ancak maddede yer alan "...disiplin işleri..." ibaresi, Anayasa Mahkemesi'nin 03.06.2025 tarihli ve E.: 2024/208, K.: 2025/122 sayılı kararı ile Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiştir [4]. AYM, kamu hizmeti ifa eden personelin disiplin suç ve cezalarının yalnızca "kanun" ile düzenlenebileceğini, yasallık ilkesi (nulla poena sine lege) gereği bu yetkinin Cumhurbaşkanlığı Yönetmeliği'ne devredilemeyeceğini hüküm altına almıştır. Bu iptal kararı, 08.05.2026 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, mevcut hukuk sistematiğimizde sicil personelinin disiplin işlemlerinin genel kanuni hükümlere (veya çıkarılacak yeni bir teşkilat kanununa) tabi olmasını zorunlu kılmıştır [4].
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 24 ve m. 25 (Ticaret Sicili Teşkilatı): TTK m. 26'nın ruh bulduğu teşkilat yapısı TTK m. 24'teki MERSİS altyapısına ve m. 25'teki sicil personelinin atanma usullerine sıkı sıkıya bağlıdır. Yönetmelik (TSY), bu kurumsal mimarinin işleyiş yönetmeliğidir [6, 13].
- TTK m. 32 ve m. 34 (İnceleme Görevi ve İtiraz): Yönetmeliğin en yoğun uygulandığı alan, sicil müdürünün kanuna, emredici hükümlere ve kamu düzenine aykırılık denetimidir (m. 32). İtirazların asliye ticaret mahkemesinde görülmesi aşamasındaki usul (m. 34), m. 26'nın verdiği yetki dairesinde TSY'nin 39. ve devamı maddelerinde operasyonel hale getirilmektedir [2, 5, 11].
- Anayasa m. 128 (Kamu Görevlileri): AYM'nin TTK m. 26'daki "disiplin işleri" ibaresini iptal etmesi doğrudan Anayasa m. 128 (memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri kanunla düzenlenir) ilkesine dayanmaktadır [4].
- Türk Medeni Kanunu m. 7 (Kanunun Etkisi ve Uygulanması): Ticaret sicilinin, resmi sicillerden olması hasebiyle (TMK m. 7, TTK m. 37 görünüşe güven ilkesi), sicil memurlarının TSY kapsamında tuttuğu kayıtların ispat gücü genel hukuk sistematiği ile paraleldir.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün tescil, tadil ve terkin işlemleri sırasında TSY'ye ve TTK'ya harfiyen uyması gerekmektedir. Yargıtay, TTK m. 26 uyarınca çıkarılan yönetmeliğin kanuna (secundum legem) uygun olması gerektiğini, kanunun sınırlarını aşan (praeter legem) bir yönetmelik hükmünün uygulanamayacağını belirtmektedir.
Örneğin, gerçek kişi ticaret unvanlarında ek kullanımını düzenleyen TSY'deki kısıtlayıcı hükümler veya şubelerin kapanış süreçlerindeki detaylar ihtilaf konusu olduğunda, Yargıtay her zaman öncelikli olarak TTK'nın emredici normlarına bakar, akabinde TSY'nin kanunun uygulanmasını göstermek kastıyla getirdiği usuli kuralları birer bağlayıcı ölçüt olarak değerlendirir. Nitekim Yargıtay 11. HD kararlarında (örneğin 1985/5890 E. veya 1999/5169 E. sayılı kararlar), TSY'nin "ilgililer" kavramını tanımlama şeklinin TTK m. 34'teki itiraz mekanizmasında mahkemelerce sıkı bir şekilde inceleneceği, sicil müdürlüğü kararlarına ancak hukuki yararı olan "ilgililerin" (ve TSY'de sayılan başvuruya yetkili kişilerin) itiraz edebileceği içtihat edilmiştir [14-16].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo):
X Anonim Şirketi genel kurulu, yönetim kurulu üyelerinden A'nın yetkilerinin alınarak salt B'ye verilmesine karar vermiş ve tescil talebinde bulunmuştur. Sicil müdürü, TTK m. 26 uyarınca çıkarılan TSY m. 34 ve m. 41 vd. hükümleri çerçevesinde genel kurul tutanağında şekli bir eksiklik bulmuş, ayrıca kanunun emredici hükümlerine aykırı olarak çağrısız genel kurul yapıldığını tespit edip tescil talebini reddetmiştir.
Hukuki analiz: Sicil müdürü, TTK m. 32'nin verdiği inceleme yetkisini, TTK m. 26'nın delegasyonu ile yürürlüğe giren TSY'de belirlenen usullere göre yapmıştır [5]. Sicil müdürünün bu reddine karşı şirket organları, TTK m. 34 ve TSY m. 39 uyarınca sekiz gün içinde Asliye Ticaret Mahkemesinde itiraz davası açabilecektir [11].
Olay 2 (kurmaca senaryo):
Ticaret sicil müdürlüğünde görevli bir personel olan C hakkında, görevini TSY'de belirtilen sürelere uygun yapmadığı gerekçesiyle, yalnızca TSY'nin bir hükmüne dayanılarak ağır bir idari disiplin cezası (kademe ilerlemesinin durdurulması) uygulanmıştır.
Hukuki analiz: Anayasa Mahkemesinin E.: 2024/208, K.: 2025/122 sayılı kararı ile TTK m. 26'da yer alan "disiplin işleri" ibaresinin iptal edilmesi ve bu iptalin 08.05.2026'da yürürlüğe girmesiyle birlikte [4], salt idari bir yönetmeliğe (TSY) dayanılarak kamu gücü kullanan personele disiplin yaptırımı uygulanması "kanunilik ilkesine" açıkça aykırıdır. C'ye verilen bu ceza, kanuni dayanaktan yoksundur ve İdare Mahkemesince iptal edilmelidir.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: Ticaret sicili müdürünün ret kararı vermesi durumunda, tescili talep eden veya karara itiraz eden "ilgili", başvuru evrakının TTK ve m. 26 uyarınca yürürlükte olan TSY hükümlerine tam olarak uygun olduğunu, eksiklik bulunmadığını veya emredici hükümlere aykırılık teşkil etmediğini ispat etmek zorundadır.
- Zamanaşımı / Süreler: Yönetmeliğin düzenlediği alanlarda, bilhassa tescilin reddine veya geçici tescile karşı yapılacak itirazlar tebliğden itibaren 8 gün içinde yapılmalıdır (TTK m. 34) [11].
- Görevli/yetkili mahkeme: Sicil müdürlüğünün kararlarına itirazlar ve sicilin tutulmasından kaynaklı uyuşmazlıklarda sicilin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesi görevli ve yetkilidir [11, 17].
- Yaygın uygulama hataları: Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin (TSY) TTK'dan bağımsız, kanun üstü bir metinmiş gibi algılanarak kanunda olmayan kısıtlamaların sicil müdürlerince ilgililere dayatılması en yaygın hatadır. Zira TSY, sadece TTK m. 26'dan aldığı yetkiyle usul belirleyebilir; kanunun (örneğin TTK m. 46) öngörmediği maddi bir hakkı sırf yönetmelik hükmü ile sınırlandıramaz [18, 19].
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Ticaret Kanunu m. 26'da şekillenen "yönetmelik yetkisi", uygulamada sürati ve standardizasyonu (MERSİS entegrasyonu vb.) sağlaması bakımından modern hukukun ihtiyaçlarına cevap vermektedir. Ancak doktrindeki kıymetli çalışmalarda, başta Prof. Dr. Reha Poroy, Prof. Dr. Ünal Tekinalp, Prof. Dr. Sabih Arkan ve Prof. Dr. Mehmet Bahtiyar gibi otoritelerin vurguladığı üzere, normlar hiyerarşisi prensibine son derece dikkat edilmelidir.
Doktrindeki haklı eleştiriler, Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin kimi maddelerinin, kanun koyucunun (TTK'nın) tanımadığı sınırlandırmalar getirmesi üzerinde yoğunlaşmaktadır. Örneğin; Ticaret unvanlarında yabancı kelime kullanımı veya eklerin sınırlandırılması konularında Yönetmeliğin ve ilgili tebliğlerin (Ticaret Unvanları Hakkında Tebliğ), TTK'da yer almayan kısıtlamalar (praeter legem) ihdas etmesi, m. 26'nın verdiği yetki sınırının dışına çıkılması olarak değerlendirilmektir [18, 19].
Anayasa Mahkemesi'nin m. 26'daki "disiplin işleri" ifadesini iptal etmesi, bu maddenin yasallık ilkesi boyutundaki sorunlu yanını onaran hukuki bir mihenk taşı olmuştur [4]. Kanun koyucunun, asli hak ve yükümlülükleri (personelin memuriyet güvencesi, ticaret unvanı seçme özgürlüğü, itiraz hakkı) bizzat kanun metninde net hatlarla çizmesi, m. 26 kapsamındaki idari düzenleyici işlemleri ise yalnızca birer "şekli prosedür kuralı" boyutunda tutması, anayasal hukuk devleti ve ticari güvenlik ilkeleri açısından elzemdir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 26. maddesi, kanunun Birinci Kitap (Ticari İşletme), İkinci Kısım (Ticaret Sicili) ve "A) Kuruluş" üst başlığı altında sistematize edilmiştir. Bu madde, ticaret sicili teşkilatının işleyişi, yönetimi, tescil süreçleri, personelin nitelikleri ve itiraz yolları gibi asli ve usuli meselelerin hangi normatif kaynakla düzenleneceğini gösteren temel bir "yetki devri" (delegasyon) normudur [1].
Madde metni, ticaret sicilinin salt bir idari teşkilat olmanın ötesinde, ticari hayatın aleniyetini, güvenliğini ve hukuki istikrarını sağlayan bir mekanizma olduğu gerçeğinden hareketle, detaylı prosedürlerin kanun metnine boğulmadan, daha dinamik bir mevzuat türü olan "yönetmelik" ile düzenlenmesini öngörmüştür [2]. TTK m. 26'nın tarihsel gelişimine bakıldığında, mülga 6762 sayılı eTTK döneminde var olan "Ticaret Sicili Nizamnamesi"nin (Tüzük) yerini günümüz idare hukuku sistematiğine daha uygun olan "Yönetmelik" (Ticaret Sicili Yönetmeliği - TSY) kavramına bıraktığı görülmektedir [1, 3]. Hükümde, 6335 sayılı Kanun ile "tüzük" ibaresi "yönetmelik" olarak değiştirilmiş; bilahare 700 sayılı KHK ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne uyum çerçevesinde "Bakanlar Kurulunca çıkarılacak" ibaresi "Cumhurbaşkanınca çıkarılacak" olarak revize edilmiştir [3, 4].
Ayrıca bu madde, ticaret sicili müdürlüklerinin sadece kayıt tutan bir makam olmadığını, aynı zamanda TTK m. 32 çerçevesinde verilen "inceleme görevi" kapsamında verdikleri red kararlarına karşı yapılacak itirazların usulünü de ikincil mevzuata havale eden kritik bir köprü hükmüdür [2, 5]. Madde metninde yer alan "disiplin işleri" ibaresinin Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından iptal edilmesi de idare ve anayasa hukuku ekseninde normlar hiyerarşisi bakımından büyük önem taşımaktadır [4].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Ticaret Sicili Müdürlüğünün Kurulması ve Sicil Defterlerinin Tutulması
TTK m. 24'te Gümrük ve Ticaret Bakanlığı (güncel adıyla Ticaret Bakanlığı) tarafından odalar bünyesinde kurulacağı belirtilen sicil müdürlüklerinin, fiziki ve teknolojik (MERSİS) altyapısının nasıl oluşturulacağı bu madde ile TSY'ye bırakılmıştır [6, 7]. Sicil defterlerinin tutulması kavramı, sadece fiziki esas defterleri değil, Merkezi Sicil Kayıt Sistemi (MERSİS) üzerinden elektronik ortamda tutulan kayıtları, indeksleri ve diğer yardımcı defterleri de kapsayan geniş bir anlama sahiptir. Hukuki güvenlik ve görünüşe güven ilkelerinin (TTK m. 36 ve 37) temeli olan bu kayıtların standartları, doğrudan m. 26'nın verdiği yetkiyle yürürlüğe giren TSY'de detaylandırılır.
2.2. Tescil Zorunluluğunun Yerine Getirilmesine İlişkin Usul ve Esaslar
Kanun, tescil talebinin (TTK m. 27-30) ilgililerce yapılmasını emretmekle yetinmiş, başvuru dilekçesinde bulunması gereken unsurlar, eklenecek belgeler (imza beyannameleri, ana sözleşmeler, taahhütnameler) ve sicil müdürünün önüne gelen evrakı inceleme tekniği TTK m. 26 bağlamında TSY ile somutlaştırılmıştır [1, 8, 9].
2.3. Sicil Müdürlerinin Kararlarına Karşı İtiraz Yolları
Sicil müdürü, TTK m. 32 uyarınca önüne gelen talebi incelemekle yükümlüdür ve kanuni şartları taşımayan talepleri reddedebilir [5]. Bu kararlara karşı yargı yoluna başvurulması TTK m. 34'te genel hatlarıyla düzenlenmiş olsa da, itirazın sicil müdürlüğüne veya mahkemeye intikal usulü, geçici tescil prosedürlerinin tatbiki (TTK m. 32/4) TSY'ye atıf yapılan hususlardandır [2, 10, 11]. Doktrinde de vurgulandığı üzere, TSY, itiraz edebilecek "ilgililer" kavramını açıklamış ve usulün sınırlarını belirlemiştir [2, 12].
2.4. Sicil Müdür, Yardımcıları ve Personelinin Nitelikleri ile Disiplin İşleri (Anayasa Mahkemesi İptali)
Hüküm, ticaret sicili personelinde aranacak hukuk veya işletme eğitimi gibi liyakat şartlarının yönetmelikle belirlenmesine olanak tanır. Ancak maddede yer alan "...disiplin işleri..." ibaresi, Anayasa Mahkemesi'nin 03.06.2025 tarihli ve E.: 2024/208, K.: 2025/122 sayılı kararı ile Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiştir [4]. AYM, kamu hizmeti ifa eden personelin disiplin suç ve cezalarının yalnızca "kanun" ile düzenlenebileceğini, yasallık ilkesi (nulla poena sine lege) gereği bu yetkinin Cumhurbaşkanlığı Yönetmeliği'ne devredilemeyeceğini hüküm altına almıştır. Bu iptal kararı, 08.05.2026 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, mevcut hukuk sistematiğimizde sicil personelinin disiplin işlemlerinin genel kanuni hükümlere (veya çıkarılacak yeni bir teşkilat kanununa) tabi olmasını zorunlu kılmıştır [4].
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün tescil, tadil ve terkin işlemleri sırasında TSY'ye ve TTK'ya harfiyen uyması gerekmektedir. Yargıtay, TTK m. 26 uyarınca çıkarılan yönetmeliğin kanuna (secundum legem) uygun olması gerektiğini, kanunun sınırlarını aşan (praeter legem) bir yönetmelik hükmünün uygulanamayacağını belirtmektedir.
Örneğin, gerçek kişi ticaret unvanlarında ek kullanımını düzenleyen TSY'deki kısıtlayıcı hükümler veya şubelerin kapanış süreçlerindeki detaylar ihtilaf konusu olduğunda, Yargıtay her zaman öncelikli olarak TTK'nın emredici normlarına bakar, akabinde TSY'nin kanunun uygulanmasını göstermek kastıyla getirdiği usuli kuralları birer bağlayıcı ölçüt olarak değerlendirir. Nitekim Yargıtay 11. HD kararlarında (örneğin 1985/5890 E. veya 1999/5169 E. sayılı kararlar), TSY'nin "ilgililer" kavramını tanımlama şeklinin TTK m. 34'teki itiraz mekanizmasında mahkemelerce sıkı bir şekilde inceleneceği, sicil müdürlüğü kararlarına ancak hukuki yararı olan "ilgililerin" (ve TSY'de sayılan başvuruya yetkili kişilerin) itiraz edebileceği içtihat edilmiştir [14-16].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): X Anonim Şirketi genel kurulu, yönetim kurulu üyelerinden A'nın yetkilerinin alınarak salt B'ye verilmesine karar vermiş ve tescil talebinde bulunmuştur. Sicil müdürü, TTK m. 26 uyarınca çıkarılan TSY m. 34 ve m. 41 vd. hükümleri çerçevesinde genel kurul tutanağında şekli bir eksiklik bulmuş, ayrıca kanunun emredici hükümlerine aykırı olarak çağrısız genel kurul yapıldığını tespit edip tescil talebini reddetmiştir. Hukuki analiz: Sicil müdürü, TTK m. 32'nin verdiği inceleme yetkisini, TTK m. 26'nın delegasyonu ile yürürlüğe giren TSY'de belirlenen usullere göre yapmıştır [5]. Sicil müdürünün bu reddine karşı şirket organları, TTK m. 34 ve TSY m. 39 uyarınca sekiz gün içinde Asliye Ticaret Mahkemesinde itiraz davası açabilecektir [11].
Olay 2 (kurmaca senaryo): Ticaret sicil müdürlüğünde görevli bir personel olan C hakkında, görevini TSY'de belirtilen sürelere uygun yapmadığı gerekçesiyle, yalnızca TSY'nin bir hükmüne dayanılarak ağır bir idari disiplin cezası (kademe ilerlemesinin durdurulması) uygulanmıştır. Hukuki analiz: Anayasa Mahkemesinin E.: 2024/208, K.: 2025/122 sayılı kararı ile TTK m. 26'da yer alan "disiplin işleri" ibaresinin iptal edilmesi ve bu iptalin 08.05.2026'da yürürlüğe girmesiyle birlikte [4], salt idari bir yönetmeliğe (TSY) dayanılarak kamu gücü kullanan personele disiplin yaptırımı uygulanması "kanunilik ilkesine" açıkça aykırıdır. C'ye verilen bu ceza, kanuni dayanaktan yoksundur ve İdare Mahkemesince iptal edilmelidir.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Ticaret Kanunu m. 26'da şekillenen "yönetmelik yetkisi", uygulamada sürati ve standardizasyonu (MERSİS entegrasyonu vb.) sağlaması bakımından modern hukukun ihtiyaçlarına cevap vermektedir. Ancak doktrindeki kıymetli çalışmalarda, başta Prof. Dr. Reha Poroy, Prof. Dr. Ünal Tekinalp, Prof. Dr. Sabih Arkan ve Prof. Dr. Mehmet Bahtiyar gibi otoritelerin vurguladığı üzere, normlar hiyerarşisi prensibine son derece dikkat edilmelidir.
Doktrindeki haklı eleştiriler, Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin kimi maddelerinin, kanun koyucunun (TTK'nın) tanımadığı sınırlandırmalar getirmesi üzerinde yoğunlaşmaktadır. Örneğin; Ticaret unvanlarında yabancı kelime kullanımı veya eklerin sınırlandırılması konularında Yönetmeliğin ve ilgili tebliğlerin (Ticaret Unvanları Hakkında Tebliğ), TTK'da yer almayan kısıtlamalar (praeter legem) ihdas etmesi, m. 26'nın verdiği yetki sınırının dışına çıkılması olarak değerlendirilmektir [18, 19].
Anayasa Mahkemesi'nin m. 26'daki "disiplin işleri" ifadesini iptal etmesi, bu maddenin yasallık ilkesi boyutundaki sorunlu yanını onaran hukuki bir mihenk taşı olmuştur [4]. Kanun koyucunun, asli hak ve yükümlülükleri (personelin memuriyet güvencesi, ticaret unvanı seçme özgürlüğü, itiraz hakkı) bizzat kanun metninde net hatlarla çizmesi, m. 26 kapsamındaki idari düzenleyici işlemleri ise yalnızca birer "şekli prosedür kuralı" boyutunda tutması, anayasal hukuk devleti ve ticari güvenlik ilkeleri açısından elzemdir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.