RESMİ METİN

**B) Temsil I

  • Kapsam**

Madde 233 - (1) Şirketi temsile yetkili olan kimse, şirketin işletme konusun a giren her türlü işi ve hukuki işlemleri şirket adına yapmak ve şirketin unvanını kullanmak yetkisine sahiptir. Bu yetkiyi sınırlayan her şart, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez. (2) Ancak, şirket sözleşmesinin tescil ve ilanı gerekli hüküm lerine göre şirketin bağlanabilmesi için birlikte imza şart kılınmışsa, bu şart, üçüncü kişilere karşı da geçerlidir.


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 233. maddesi, İkinci Kitap (Ticaret Şirketleri), İkinci Kısım (Kollektif Şirket), Üçüncü Bölüm (Şirketin ve Ortakların Üçüncü Kişilerle İlişkileri) başlığı altında yer almaktadır [1, 2]. Bu hüküm, kollektif şirketlerde temsil yetkisinin kapsamını, sınırlarını ve bu sınırların üçüncü kişilere karşı ileri sürülme şartlarını düzenleyen temel normdur.

Kollektif şirketler, yapıları gereği şahıs şirketi olmaları sebebiyle, ortakların birbirlerine ve şirkete duydukları yüksek güven (intuitu personae) esasına dayanır [3]. Bu güvenin dışa yansıması olarak kural, şirketi idare hakkına sahip her ortağın aynı zamanda şirketi tek başına temsile de yetkili olmasıdır. Ancak kanun koyucu, ticari hayattaki işlem güvenliğini (işlem emniyeti) sağlamak ve iyiniyetli üçüncü kişileri korumak amacıyla, temsil yetkisinin iç ilişkide sınırlandırılması ile dış ilişkideki etkilerini birbirinden ayırmıştır.

TTK m. 233, mülga 6762 sayılı eTTK'nın 165. maddesinin paralelinde bir düzenleme olmakla birlikte, TTK m. 125/2 ile ticaret şirketleri bakımından "ultra vires" (işletme konusu dışındaki işlemlerin mutlak butlanı) ilkesinin kaldırılmış olması [4], bu maddenin lafzının ve uygulanışının doktriner bir perspektifle yeniden ele alınmasını zorunlu kılmıştır. Madde, birinci fıkrasında temsil yetkisinin asıl çerçevesini ve iyiniyetli üçüncü kişilerin korunması ilkesini ortaya koyarken; ikinci fıkrasında bu kuralın tek ve mutlak istisnası olan "birlikte imza" (çift imza) kuralının tescil ve ilana bağlı şarta karşı ileri sürülebilirliğini düzenlemektedir [1, 2].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Temsil Yetkisinin Kapsamı ve "İşletme Konusu" Sınırı

Maddenin birinci fıkrasına göre, temsile yetkili olan kimse, "şirketin işletme konusuna giren" her türlü hukuki işlemi yapmaya yetkilidir [1]. Burada doktrinde (Tekinalp, Çamoğlu, Bahtiyar) yoğun olarak tartışılan husus, hak ehliyetini işletme konusu ile sınırlayan "ultra vires" ilkesinin TTK m. 125/2 uyarınca terkedilmiş olması gerçeği karşısında [5-7], TTK m. 233/1'de yer alan "işletme konusuna giren" ibaresinin nasıl anlaşılması gerektiğidir.

Anonim şirketler bakımından TTK m. 371/2'de temsilcilerin işletme konusu dışında yaptığı işlemlerin de -üçüncü kişinin bunu bildiği ispat edilmedikçe- şirketi bağlayacağı açıkça ifade edilmiştir [6, 8, 9]. Kollektif şirketlere ilişkin TTK m. 233'te ise böyle açık bir sarih düzenleme yer almamaktadır. Ancak normlar hiyerarşisi ve kanunun sistematiği gereği, TTK m. 125/2 tüm ticaret şirketleri için geçerli genel bir kural [10] olduğundan, kollektif şirketin temsile yetkili organının işletme konusu dışındaki işlemlerinin de kural olarak şirketi bağlaması; ancak işlemin işletme konusu dışında olduğunu bilen (kötüniyetli) üçüncü kişilere karşı şirketin itiraz hakkının bulunması gerektiği kabul edilmelidir. Zira iyiniyetin korunması esası (TMK m. 3), temsil yetkisinin sınırlarını da kapsar.

2.2. İyiniyetli Üçüncü Kişilerin Korunması ve Sınırlandırmaların Etkisizliği

TTK m. 233/1'in ikinci cümlesi, "Bu yetkiyi sınırlayan her şart, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez." demek suretiyle, iç ilişkide ortaklar kurulu kararıyla veya şirket sözleşmesiyle temsil yetkisine getirilen miktar, yer, şube, konu gibi sınırlandırmaların dış ilişkideki etkisizliğini (kapsamlı temsil ilkesini) vurgular [1, 2]. Örneğin, temsilci ortağın en fazla 500.000 TL'ye kadar sözleşme yapabileceği yönündeki bir iç kısıtlama ticaret siciline tescil edilse dahi iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez. Kanun koyucu burada ticari işlem güvenliğini, şirket içi mutabakatlardan üstün tutmuştur.

2.3. Birlikte İmza (Çift İmza) Kuralı

Maddenin ikinci fıkrası, birinci fıkradaki mutlak temsil gücünün tek yasal istisnasını teşkil eder: Birlikte imza kuralı [2]. Şirket sözleşmesinde şirketin ancak birden fazla ortağın veya tüm ortakların birlikte (müşterek) atacakları imza ile bağlanabileceği kararlaştırılmış ve bu husus ticaret siciline tescil ve ilan edilmişse, bu sınırlandırma üçüncü kişilere karşı geçerli olur [2]. Birlikte imza kuralı tescil ve ilan edildikten sonra (TTK m. 36), üçüncü kişi iyiniyetli olduğunu (bu durumu bilmediğini) ileri süremez; zira ticaret sicilinin müspet (olumlu) etkisi devreye girer [11].

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 125/2 (Hak Ehliyeti ve Ultra Vires'in İlgası): Kollektif şirketlerin hak ehliyeti, insana özgü nitelikler dışında tamdır [10]. TTK m. 233/1'in temsil yetkisini tanımlarken "işletme konusu"na vurgu yapması, ehliyetin değil, ancak temsil selahiyetinin iç sınırını belirler [4].
  • TTK m. 36 (Ticaret Sicilinin Etkisi): TTK m. 233/2'de yer alan birlikte imza şartının üçüncü kişilere ileri sürülebilmesi, TTK m. 36'da düzenlenen "tescil ve ilanın üçüncü kişilere etkisi" hükmünün doğrudan bir uzantısıdır [11, 12].
  • TTK m. 218 (Yönetim Yetkisi): TTK m. 218 kollektif şirketlerde iç ilişkide yönetim yetkisini düzenlerken [13], TTK m. 233 dış ilişkide temsil yetkisini ele alır. Her iki yetki genellikle paralellik arz etse de, birbirinden bağımsız kurumlardır.
  • TBK m. 40 vd. (Temsil): TTK'da özel hüküm bulunmayan hâllerde vekâlet ve yetkisiz temsil bağlamında Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) temsil hükümleri uygulama alanı bulur. Özellikle yetkisiz temsilcinin (örneğin birlikte imza kuralına uymayan tek imzanın) şirket tarafından onanmaması hâlinde TBK m. 47 gereği failin şahsi sorumluluğu doğar [14].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili ticaret daireleri (özellikle 11. Hukuk Dairesi), mülga eTTK m. 165 ve yeni TTK m. 233 ekseninde son derece istikrarlı bir içtihat mekanizması geliştirmiştir. Yargıtay kararlarında ağırlıklı olarak şu prensipler vurgulanmaktadır:

  1. Birlikte İmza Şartının İhlali: Yargıtay, ticaret sicilinde "müşterek imza" yetkisi tescil ve ilan edilmiş olan kollektif ve limited şirketlerde, tek imza ile düzenlenen sözleşmelerin, bono veya çeklerin (kambiyo senetlerinin) şirket tüzel kişiliğini kesinlikle bağlamayacağına hükmetmektedir. Bu senetler yalnızca imza sahibini şahsen bağlar.
  2. Miktar ve Tür Sınırlamalarının Geçersizliği: Yargıtay 11. HD, tescil edilmiş olsa bile "şirket temsile yetkili ortağın x meblağın üzerindeki işlemleri yapamayacağı" veya "gayrimenkul satışında temsil yetkisinin bulunmadığı" gibi iç sınırlandırmaların, TTK m. 233/1'in emredici yapısı karşısında, işlemin tarafı olan iyiniyetli üçüncü kişilere karşı geçersiz olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
  3. Haksız Fiil ve Görünüşte Yetki: Temsilcinin yetki sınırlarını bilerek aşması ve şirketi ağır zarara uğratması hâllerinde, şayet üçüncü kişi ile temsilci danışıklı (muvazaalı) hareket etmişse, TMK m. 2 ve TMK m. 3 çerçevesinde üçüncü kişinin iyiniyeti korunmaz ve işlem şirket açısından bağlayıcılığını yitirir.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: A, B ve C şahıslarından oluşan ABC Kollektif Şirketinin kuruluş sözleşmesinde "Şirketi her türlü muamelede A ve B'nin atacağı müşterek imza temsil ve ilzam eder" hükmü yer almış, bu husus ticaret siciline tescil ve ilan edilmiştir. Ortak A, şirketin faaliyet alanında yer alan bir ticari mal alım sözleşmesini şirket adına tek başına imzalamış ve malı teslim almıştır. Hukuki Analiz: TTK m. 233/2 hükmü uyarınca birlikte imza şartı tescil ve ilan edildiği için, üçüncü kişinin bu durumu bilmediği yönündeki iyiniyet iddiası dinlenemez (TTK m. 36/3) [11]. A'nın tek başına attığı imza şirket tüzel kişiliğini bağlamaz. Sözleşmenin ifası veya ihlali talepleri şirkete karşı değil, yetkisiz temsil hükümleri çerçevesinde (TBK m. 47) işlemi yapan A'ya yöneltilmelidir.

Olay 2: XYZ Lojistik Kollektif Şirketinde münferiden temsile yetkili ortak X'in temsil yetkisi şirket sözleşmesiyle "en fazla 1.000.000 TL'ye kadar olan sözleşmelerle sınırlı" olarak belirlenmiş ve bu durum sicile tescil edilmiştir. X, şirket adına 3.000.000 TL bedelli bir tır filosunu Z Otomotiv A.Ş.'den tek başına imzasıyla satın almıştır. Hukuki Analiz: TTK m. 233/1 hükmünün birinci cümlesindeki emredici nitelik uyarınca, temsil yetkisini miktar bakımından sınırlayan şartlar iyiniyetli üçüncü kişilere (Z Otomotiv A.Ş.'ye) karşı ileri sürülemez [1]. Sicilin bu yöndeki tescili kanuna aykırı, dolayısıyla hukuken yok hükmündedir ve sicilin müspet etkisinden faydalanamaz. Sözleşme XYZ Kollektif Şirketini bağlar. Ancak şirket veya diğer ortaklar, yetkisini aşan ortak X'e iç ilişkide yönetim görevinin (vekâletin/sadakat borcunun) ihlali nedeniyle rücu edebilir ve ortaklıktan haklı sebeple çıkarılmasını talep edebilirler.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Temsilcinin yetkisinin işletme konusu dışına çıktığı veya muvazaalı (kötüniyetli) olduğu iddia ediliyorsa, TTK m. 233/1'de belirtilen iyiniyet karinesi gereği, üçüncü kişinin "kötüniyetli" olduğunu ispat külfeti şirket tüzel kişiliğine (veya diğer ortaklara) aittir (TMK m. 6).
  • Zamanaşımı / Süreler: Şirketin temsil yetkisini aşan ortağa karşı iç ilişkide açacağı tazminat davaları, temsilci ortağın kusurlu eyleminin öğrenilmesinden itibaren Türk Ticaret Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu'ndaki genel haksız fiil ve vekâletin kötüye kullanılmasına ilişkin zaman aşımı sürelerine tabidir (Duruma göre 2 yıl, her hâlükârda 10 yıl).
  • Görevli/yetkili mahkeme: Temsil yetkisi kapsamındaki ihtilaflar mutlak ticari dava niteliğindedir (TTK m. 4). İhtilafların çözümünde, kural olarak asliye ticaret mahkemeleri görevlidir [15].
  • Yaygın uygulama hataları: Ticaret sicili müdürlüklerinin miktar veya coğrafi alan (bölge) sınırlaması içeren şirket temsil kurallarını zaman zaman tescil etmesi. Hukuken bu tesciller TTK m. 233/1 karşısında geçersizdir; ne var ki uygulamada tescil edildiği için üçüncü kişiler ile uyuşmazlıklara yol açabilmektedir. Şahıs şirketlerinde AŞ'lerde (TTK m. 371/3) olduğu gibi şube işleriyle sınırlı temsil imkânı TTK m. 233 kapsamında özel olarak tanınmamıştır.

7. Eleştirel Değerlendirme

Türk Ticaret Kanunu sistematiğinde, anonim şirketler bakımından öngörülen temsil yetkisi sınırlandırmaları (TTK m. 371/3 kapsamında şube işlerine özgüleme kuralı) kollektif şirketler için kaleme alınan m. 233 hükmüne dâhil edilmemiştir [16]. Doktrinde Bahtiyar, Çamoğlu ve Tekinalp gibi önde gelen isimlerce de zaman zaman vurgulandığı üzere, TTK m. 125/2 hükmü ile "ultra vires" doktrini Türk hukukundan tamamen atılmışken [4], TTK m. 233/1'in lafzında hâlâ "şirketin işletme konusuna giren..." ifadesinin muhafaza edilmiş olması büyük bir çelişki barındırmaktadır.

Anonim şirketlere ilişkin TTK m. 371/2'de, işletme konusu dışında kalan işlemler için dahi "üçüncü kişinin bunu bildiği veya durumun gereğinden bilebilecek durumda olduğu ispat edilmedikçe" şirketi bağlayacağı öngörülmüşken [9], TTK m. 233'te bu açıklayıcı fıkraya yer verilmemiştir. Hukuki güvenlik ve ticaret şirketleri arası yeknesaklık ilkesi (kanunun iç tutarlılığı) dikkate alındığında, TTK m. 233'te yer alan söz konusu ibarenin şeklen ve kavramsal olarak m. 371/2 ile uyumlu hale getirilecek tarzda revize edilmesi elzemdir. Temsil gücünün genişliği ve kollektif ortakların sınırsız müteselsil sorumluluğu karşısında [17], kanun koyucunun kollektif şirketlerde temsil kurallarını anonim şirketlere nazaran daha kazuistik bir yaklaşımla dizayn etmesi gerekirdi.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.