RESMİ METİN

D) Oy h akkı ve kararlar


Madde 226 - (1) Her ortak bir oy hakkını haizdir. Buna aykırı sözleşme geçersizdir. (2) Şirket sözleşmesinin her ne şekilde olursa olsun değiştirilmesine ilişkin kararlar oybirliğiyle, diğer kararlar ise, kanunda veya şirket sözleşmesinde aksine hüküm yoksa, ortakların çoğunluğunun oylarıyla verilir. (3) “Oybirliği” şirketteki ortakların tümünün, “çoğunluk” şirketteki ortakların salt çoğunluğunun olumlu oylarıyla alınması gereken kararları ifade eder.


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) "Oy hakkı ve kararlar" kenar başlıklı 226. maddesi, şahıs şirketlerinin en tipik örneği olan kollektif şirketlerde ortakların oy haklarını, karar alma nisaplarını ve bu kavramların hukuki tanımlarını ihtiva etmektedir [1]. TTK m. 124/2 hükmü uyarınca kollektif ve komandit şirketler şahıs şirketi olarak kabul edilmektedir [2]. Şahıs şirketlerinin temel doğası gereği, sermaye unsurundan ziyade ortakların şahsi emekleri, itibarları ve birbirlerine duydukları güven ön plandadır. Bu niteliğin bir yansıması olarak yasa koyucu, TTK m. 226/1 hükmüyle kollektif şirketlerde karar alma mekanizmasını, sermaye payı oranından bağımsız olarak tamamen eşitlikçi bir temele dayandırmıştır [1].

Madde metni üç fıkradan oluşmaktadır. Birinci fıkra, her ortağın tek bir oy hakkına sahip olduğunu ve bu kuralın emredici niteliğini düzenlerken; ikinci fıkra, şirket sözleşmesinin değiştirilmesine ilişkin kararlar ile diğer olağan kararların alınması için gerekli nisapları ayırmıştır [1]. Üçüncü fıkra ise, önceki fıkralarda geçen "oybirliği" ve "çoğunluk" kavramlarının kanuni tanımlarını vererek, doktrin ve uygulamada doğabilecek yorum farklılıklarının önüne geçmeyi amaçlamıştır [1].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Eşit Oy Hakkı ve Sözleşme Serbestisinin Sınırlandırılması

TTK m. 226/1, "Her ortak bir oy hakkını haizdir" şeklindeki mutlak kuralı sevk etmiştir [1]. Bir sermaye şirketi olan anonim şirketlerde pay sahipleri kural olarak paylarının toplam itibari değeriyle orantılı oy kullanırken [3], [4], şahıs şirketi olan kollektif şirketlerde ortağın getirdiği sermaye miktarının (ister para, ister alacak, ister şahsi emek olsun [5]) oy hakkına hiçbir etkisi bulunmamaktadır. Madde metnindeki "Buna aykırı sözleşme geçersizdir" ibaresi, bu kuralın kesin ve mutlak emredici nitelikte olduğunu vurgular [1]. Dolayısıyla ortaklar, kendi aralarında yapacakları bir sözleşme ile sermaye payı yüksek olan ortağa birden fazla oy hakkı tanınmasını veya bir ortağın oy hakkından tamamen yoksun bırakılmasını kararlaştıramazlar.

2.2. Esas Sözleşme Değişikliği ve Oybirliği Kuralı

TTK m. 226/2 uyarınca, şirket sözleşmesinin her ne şekilde olursa olsun değiştirilmesine ilişkin kararlar "oybirliği" ile alınmak zorundadır [1]. Kollektif şirket sözleşmesi, ortaklar arasındaki hukuki ilişkinin temelini oluşturan bir akit niteliğindedir. Ortakların şahsi sorumluluklarının sınırsız ve müteselsil olması sebebiyle, sonradan yapılacak her türlü ana sözleşme değişikliği doğrudan doğruya ortakların şahsi risk alanlarını etkileyecektir. Bu nedenle yasa koyucu, hiçbir ortağın kendi rızası hilafına şirket sözleşmesinin değiştirilmesi riskine maruz bırakılmamasını sağlamak adına, bu tür kararlarda tüm ortakların olumlu iradesini kurucu unsur olarak şart koşmuştur [1].

2.3. Olağan Kararlar ve Salt Çoğunluk İlkesi

Kanun, şirket sözleşmesinin değiştirilmesi dışında kalan kararlar için ise kural olarak "çoğunluk" ilkesini benimsemiştir [1]. TTK m. 226/2'ye göre, kanunda veya şirket sözleşmesinde aksine bir hüküm bulunmadığı sürece diğer kararlar ortakların çoğunluğunun oylarıyla alınır [1]. TTK m. 226/3 uyarınca bu çoğunluk, "şirketteki ortakların salt çoğunluğunun olumlu oylarıyla alınması gereken kararları ifade eder" [1]. Bu düzenleme, şirketin kilitlenmesini (deadlock) engellemek ve günlük işleyişin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla tasarlanmıştır.

3. Sistematik İlişkiler

Kollektif şirketlerde karar nisaplarını düzenleyen TTK m. 226 hükmü, yasanın diğer emredici normlarıyla sıkı bir ilişki içerisindedir:

  • TTK m. 223: Şirketin olağan iş ve işlemleri dışında kalan; bağışta bulunmak, kefil olmak, üçüncü kişi lehine garanti vermek, ticari mümessil tayin etmek, taşınmaz alım-satımı ve rehni ile ticari işletme rehni kurmak gibi olağanüstü hususlarda da TTK m. 226/3 bağlamındaki "oybirliği" şart koşulmuştur [6], [7].
  • TTK m. 151/2: Ticaret şirketlerinin yapısal değişikliklerinden olan birleşme işleminde, kollektif ve komandit şirketlerde birleşme sözleşmesinin yine "oybirliği" ile onaylanması kurala bağlanmıştır [8]. Ancak, şirket sözleşmesinde bütün ortakların dörtte üçünün kararıyla onaylanabileceğinin öngörülebileceği belirtilerek bu hususta TTK m. 226'nın salt oybirliği kuralına nispi bir esneklik getirilmiştir [8].
  • TTK m. 189/1-e: Benzer şekilde tür değiştirme (nevi değişikliği) planının da kollektif şirketlerde bütün ortakların oybirliğiyle onanacağı, ancak ana sözleşmede tüm ortakların üçte ikisinin olumlu oyuyla bu kararın alınabileceğinin öngörülebileceği hüküm altına alınmıştır [9].
  • TTK m. 5: Ticari davalar ve çekişmesiz yargı işlerinin görüleceği mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir [10]. TTK m. 226 kapsamında alınacak kararların sakatlığına ilişkin tespit ve iptal davalarında bu mahkemeler görevlidir.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay'ın şahıs şirketlerindeki genel kurul niteliğindeki ortaklar kurulu kararlarına ve oybirliği kuralına yaklaşımı, sözleşme serbestisinin sınırlarının emredici hükümlerle kesin olarak çizildiği yönündedir. Kollektif şirketlere ilişkin emredici kurallara aykırılık halinde alınan kararların ve yapılan sözleşmelerin mutlak butlan veya yokluk yaptırımı ile sakatlanacağı yerleşik içtihat niteliğindedir. Oy hakkını sınırlandıran veya bazı ortaklara imtiyaz tanıyan tüm gizli veya açık anlaşmalar, TTK m. 226/1 kapsamında geçersiz kabul edilmekte ve bu yönde açılan tespit davalarında, çoğunlukçu bir yaklaşım yerine şahıs ortaklığının güven (intuitu personae) ilişkisi eksenindeki hukuki varlığı korunmaktadır.

(Not: Verilen kaynak metinler dahilinde Yargıtay'ın doğrudan TTK m. 226'ya ilişkin spesifik kararına yer verilmemiş olmakla birlikte, ticaret hukukundaki emredici kanun hükümlerine (TTK m. 340, TBK m. 27) aykırılıkların doğrudan geçersizlik (butlan) sonucu doğuracağı ilkesi tüm şirketler hukuku kararlarında benimsenmektedir [11], [12], [13].)

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: Dört ortaklı bir kollektif şirkette (A, B, C ve D), şirket esas sözleşmesinde "Sermaye payı %50'den fazla olan ortağın her kararda iki oy hakkı vardır" şeklinde bir hüküm bulunmaktadır. Şirket olağan işleri kapsamında bir temsilci atanması kararı alınacakken, %60 sermaye sahibi olan Ortak A, iki oy kullanarak kendi istediği kişiyi seçtirmeye çalışmaktadır. Hukuki analiz: TTK m. 226/1 uyarınca "Her ortak bir oy hakkını haizdir" ve "Buna aykırı sözleşme geçersizdir" [1]. Ortak A'nın sermaye oranı ne olursa olsun yalnızca bir oy hakkı vardır. Şirket sözleşmesindeki ilgili hüküm kesin olarak geçersizdir ve oylama bu hesaba göre baştan yapılarak salt çoğunluk ile karar alınmalıdır.

Olay 2: Beş ortaklı bir kollektif şirket, mevcut tekstil üretim faaliyetini sonlandırarak turizm alanında faaliyet göstermek üzere işletme konusunu değiştirmek istemektedir. Toplantıya katılan ortaklardan 4'ü kabul oyu verirken, 1'i ret oyu vermiştir. Çoğunluk sağlandığı gerekçesiyle şirket yönetimi sözleşme değişikliğini tescile götürmüştür. Hukuki analiz: İşletme konusunun değiştirilmesi, doğrudan şirket sözleşmesinin değiştirilmesi işlemidir. TTK m. 226/2 hükmü uyarınca, "Şirket sözleşmesinin her ne şekilde olursa olsun değiştirilmesine ilişkin kararlar oybirliğiyle... verilir" [1]. Dört ortağın kabulü, TTK m. 226/3'teki "şirketteki ortakların tümünün" şartını sağlamadığından [1], söz konusu karar hukuken sakattır ve Ticaret Sicili Müdürlüğü tarafından da tescil edilmemelidir.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Bir kararın oybirliği veya salt çoğunlukla alındığının ispat külfeti, kararın geçerliliğini iddia eden taraftadır. Ortakların imzalarını havi karar defterleri veya tutanaklar ispat aracıdır.
  • Zamanaşımı / Süreler: Kanunun emredici nitelikteki TTK m. 226/1 hükmüne [1] aykırı karar alınması (örneğin oy hakkının engellenmesi), kural olarak yokluk veya mutlak butlan yaptırımına tabidir ve bu tür geçersizlik iddiaları herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi olmaksızın her zaman ileri sürülebilir [14], [15].
  • Görevli/yetkili mahkeme: Uyuşmazlıklarda görevli mahkeme, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesidir (TTK m. 5) [10].
  • Yaygın uygulama hataları: Sermaye şirketlerindeki uygulamaların (sermaye payına göre oy, nispi çoğunluk veya imtiyazlı oy) yanlışlıkla şahıs şirketlerine teşmil edilmesi ve sermayesi güçlü olan ortakların diğerlerine tahakküm kurmaya çalışması.

7. Eleştirel Değerlendirme

Kollektif şirkette "her ortağın tek bir oya sahip olması" ilkesi (TTK m. 226/1), ortaklığın sıkı kişisel bağlara dayandığı fikrinin en net yansımasıdır [1]. Sermaye şirketlerinde ise durum tam tersidir; anonim şirketlerde pay sahipleri kural olarak paylarının toplam itibari değeriyle orantılı oy kullanırlar (TTK m. 434) [3], [4], [16] ve kanunda öngörülen sınırlar dâhilinde oyda imtiyaz yaratılması (TTK m. 479) mümkündür [17], [18], [19]. Limited şirketlerde de ortakların oy hakkı esas sermaye paylarının itibarî değerine göre hesaplanır (TTK m. 618) [16], [20]. Şahıs şirketlerinde bu esnekliğe (oyda imtiyaz, sermaye oranında oy) tamamen kapatılmış bir sistem benimsenmesi, doktrinde zaman zaman katı bulunsa da, ortakların şirket borçlarından ötürü "sınırsız ve müteselsil" sorumlu olmaları realitesi karşısında adil ve zorunlu bir hukuki denge mekanizmasıdır. Zira sermaye payı çok küçük olan bir ortak dahi, şirketin tüm borçlarından dolayı tüm malvarlığıyla alacaklılara karşı bizzat sorumludur. Bu ağır sorumluluğun karşılığı, yönetim ve karar alma sürecinde mutlak bir eşitlik (TTK m. 226) ile güvence altına alınmıştır.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.