1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 21. maddesi, "Ticari İşletme" kitabının "Tacir Olmanın Hükümleri" başlıklı bölümünde sistematize edilmiştir. Madde, ticari hayatta ispat kolaylığı sağlayan, hukuki güvenliği temin eden ve ticari işlemlerin süratine uygun düşen iki temel belgeyi; "fatura" ve "teyit mektubu"nu düzenlemektedir [1, 2].
Maddenin birinci fıkrası, ticari işletmesi bağlamında mal satan, üreten, iş gören veya menfaat sağlayan tacirden, muhatabın fatura talep etme hakkını düzenler [1]. İkinci fıkra, faturayı tebellüğ eden kişinin sekiz gün içinde itiraz etmemesi halinde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılacağına dair yasal karineyi tesis eder [2]. Üçüncü fıkra ise, modern iletişim araçları veya sözlü olarak kurulan sözleşmelerin şartlarını sabitleyen "teyit mektubu" müessesesini ve buna sekiz gün içinde itiraz edilmemesinin hukuki sonuçlarını hüküm altına almaktadır [2]. TTK m. 21, özü itibarıyla maddi hukuktan ziyade ispat hukukuna taalluk eden, ticari işlemlerdeki güven ilkesini ve basiretli iş adamı gibi davranma yükümlülüğünü pekiştiren bir düzenlemedir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Fatura
Fatura, TTK'da tanımlanmamış olup, tanımı 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından verilen ticari vesika" olarak yapılmıştır [3]. TTK m. 21/1 uyarınca faturanın düzenlenebilmesi için öncelikle taraflar arasında geçerli bir sözleşmesel ilişkinin (satım, eser, hizmet vb.) bulunması şarttır [4]. Fatura, sözleşmenin kuruluş safhasına değil, ifa (icra) safhasına ilişkin bir belgedir [5]. Faturayı düzenleyenin mutlaka tacir olması ve işlemi ticari işletmesi bağlamında yapması gerekirken, faturayı talep eden veya tebellüğ eden tarafın tacir olması zorunlu değildir [3, 4]. Ticari teamüllerde faturanın altının imzalanması (kapalı fatura) bedelinin ödendiğine, üstünün imzalanması (açık fatura) ise bedelinin henüz ödenmediğine karine teşkil eder [6, 7].
2.2. Faturaya İtiraz ve Sekiz Günlük Süre
TTK m. 21/2, faturayı alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde içeriğine itiraz etmemesi halinde, faturanın içeriğini kabul etmiş sayılacağını amirdir [2]. Sekiz günlük süre bir zamanaşımı veya hak düşürücü süre değil, yasal karinenin doğması için öngörülmüş bir süredir [8, 9]. Faturaya itiraz edilmemesi, faturayı düzenleyen lehine bir "adi karine" (çürütülebilir karine) oluşturur [10]. Fatura içeriğinin aksini iddia eden taraf, bu iddiasını yazılı delillerle ispat etmek külfeti altına girer [11]. Ancak faturanın bu ispat gücüne kavuşabilmesi için, öncelikle faturaya konu edilen temel hukuki ilişkinin (sözleşmenin) varlığının ve malın/hizmetin teslim edildiğinin faturayı düzenleyen tarafından genel ispat kuralları çerçevesinde kanıtlanması elzemdir [12, 13].
2.3. Teyit Mektubu
TTK m. 21/3, sözlü, telefon, telgraf veya diğer iletişim araçlarıyla kurulan sözleşmelerin şartlarını veya yapılan açıklamaların içeriğini doğrulayan yazılı belgeyi teyit mektubu olarak tanımlar [2, 14]. Faturadan farklı olarak teyit mektubu, ifa aşamasına değil, sözleşmenin kuruluş ve şartlarının tespitine ilişkindir [15]. İcap veya öneri mahiyetinde değildir; hâlihazırda kurulmuş olan bir sözleşmenin şartlarını yazıya dökerek ispatını kolaylaştırır [16, 17]. Sekiz gün içinde itiraz edilmeyen teyit mektubu, yazılı delil vasfını iktisap eder [15, 18]. Teyit mektubunun kimler arasında geçerli olacağı doktrinde ciddi tartışmalara konu olmuştur.
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 18/3 (Tacirler Arası İhbar ve İhtarların Şekli): Temerrüt, sözleşmenin feshi veya dönmeye ilişkin ihbarların noter, iadeli taahhütlü mektup, telgraf veya KEP ile yapılması ispat şartıdır [19, 20]. Ancak faturaya veya teyit mektubuna yapılacak itirazlar bu ağır şekil şartına tabi değildir [15]. İtiraz, ispatlanabilmesi kaydıyla her türlü araçla (örn. faks, adi mektup, e-posta) yapılabilir.
- TTK m. 1525 (Elektronik Ortamda Beyanlar): Fatura ve teyit mektubunun, tarafların aksine bir anlaşması yoksa güvenli elektronik imza kullanılmaksızın dahi elektronik ortamda (e-posta vb.) düzenlenmesi, gönderilmesi ve itiraza uğraması mümkündür [21].
- VUK m. 231/5 (Fatura Düzenleme Süresi): Vergi hukuku uyarınca faturanın malın tesliminden itibaren azami yedi (veya on) gün içinde düzenlenmesi gerekir [4, 22]. Ancak bu vergi hukuku kuralı ticaret hukukundaki ispat gücünü etkilemez; süresinden sonra düzenlenen bir faturaya da sekiz gün içinde itiraz edilmezse TTK m. 21/2 uyarınca karine doğar [22].
- TBK m. 1 vd. (Sözleşmenin Kurulması): Fatura bir icap (öneri) değildir. Ortada TBK anlamında kurulmuş bir sözleşme yokken, tek taraflı olarak gönderilen fatura veya teyit mektubuna itiraz edilmemesi, yeni bir sözleşmenin kurulduğu anlamına gelmez [10, 16].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun (YHGK) ve ilgili dairelerin TTK m. 21 etrafında şekillenen yerleşik içtihatları şu ilkeler üzerine kuruludur:
- Sözleşmesel İlişkinin İspatı Zorunluluğu: Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, faturanın düzenlenmesi ve tebliğ edilip itiraza uğramaması, tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. Faturayı düzenleyen, öncelikle taraflar arasında bir sözleşme bulunduğunu ve malın teslim edildiğini/hizmetin ifa edildiğini kanıtlamakla mükelleftir (Y. 19. HD, E. 2013/17289, K. 2014/619; Y. 15. HD, E. 2007/2029, K. 2008/1483) [13, 23, 24].
- Tüketici ve Tacir Olmayanlar Yönünden Faturanın Etkisi: Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 24.12.2003 tarihli (E. 2001/1, K. 2003/1) kararına göre; faturayı alan kişinin tacir olmaması durumunda, faturada yer alan ağırlaştırıcı kayıtlara (örn. yüksek vade farkı veya temerrüt faizi oranları) sekiz gün içinde itiraz edilmemesi, faturayı düzenleyen lehine TTK m. 21/2'deki karineyi doğurmaz. Bu karar, ekonomik açıdan zayıf konumda olan tüketiciyi koruma maksadını taşır [25, 26].
- Vade Farkı ve Sözleşmeyi Değiştiren Kayıtlar: Yargıtay 15. HD (E. 2002/1784, K. 2003/4315) kararına göre, faturanın altına tek taraflı olarak yazılan "8 günü geçen ödemeler için vade farkı uygulanır" şeklindeki ibarelere itiraz edilmemiş olması, taraflar arasında önceden yazılı bir vade farkı anlaşması yoksa, vade farkı alacağının kesinleştiği sonucunu doğurmaz [27].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1:
(A) Anonim Şirketi, aralarında hiçbir sözleşmesel ilişki ve fiili teslimat bulunmayan (B) Limited Şirketi'ne "Pazarlama Danışmanlık Hizmet Bedeli" açıklamasıyla 500.000 TL bedelli bir fatura keşide edip tebliğ etmiştir. (B) Şirketi, muhasebe departmanındaki bir aksaklık sebebiyle bu faturaya 15 gün boyunca itiraz etmemiştir. Bunun üzerine (A) Şirketi, faturanın kesinleştiğini iddia ederek icra takibi başlatmıştır.
Hukuki Analiz: TTK m. 21/2 uyarınca 8 günlük itiraz süresinin kaçırılmış olması, faturanın içeriğinin kabul edildiği karinesini doğurur. Ancak bu karinenin işlemesi için faturanın önceden kurulmuş geçerli bir sözleşmeye ve ifa edilmiş bir edime dayanması şarttır [10]. Yargıtay içtihatları gereğince, (B) Şirketinin itirazı üzerine (A) Şirketi, aralarında bir danışmanlık sözleşmesi olduğunu ve bu hizmeti fiilen sunduğunu genel ispat kuralları ile kanıtlamak zorundadır. Aksi halde, sırf faturaya itiraz edilmediği gerekçesiyle (A) alacaklı sayılamaz [24, 28].
Olay 2:
(X) ve (Y) tacirleri, telefonda 10 ton pamuğun tonu 20.000 TL'den satılması konusunda şifahen anlaşmışlardır. Görüşmenin hemen ardından (X), (Y)'ye bir teyit mektubu göndererek "10 ton pamuğun tonu 22.000 TL'den anlaşılmıştır" ibaresini düşmüştür. (Y), bu mektubu tebellüğ etmesine rağmen 8 gün içinde itiraz etmemiştir.
Hukuki Analiz: Teyit mektubu, sözlü sözleşmenin içeriğini yazılı hale getiren bir ispat vasıtasıdır. Ancak teyit mektubuna sözleşmede görüşülmeyen esaslı bir unsur (örneğin fiyatın tek taraflı artırılması) eklenmişse ve muhatap buna sessiz kalmışsa doktrin, bunun kabul anlamına gelmeyeceğini belirtmektedir [16]. Teyit mektubu icap niteliği taşımaz. Şayet teyit mektubu önceki sözlü mutabakatın sınırlarını aşıyorsa, itiraz edilmemesi yeni şartların (22.000 TL) kabul edildiği şeklinde yorumlanmamalıdır; zira teyit mektubunun fonksiyonu var olan sözleşmeyi doğrulamaktır, tek taraflı değiştirmek değil [16, 29].
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: Faturaya sekiz gün içinde itiraz edilmemesi, "faturada yer alan fiyat, miktar, cins" gibi unsurların doğruluğu yönünde adi karine yaratır ve ispat yükünü faturayı alan ve itiraz etmeyen tarafa kaydırır [8, 30].
- Zamanaşımı / Süreler: Sekiz günlük itiraz süresi, faturanın veya teyit mektubunun fiziken veya elektronik ortamda muhatabın hâkimiyet alanına girdiği (tebellüğ edildiği) tarihten itibaren başlar. Bu süre hak düşürücü bir süre olup, süresinden sonra yapılan itirazlar karinenin doğmasını engelleyemez [31, 32].
- Görevli/yetkili mahkeme: Tarafları tacir olan ve faturadan kaynaklanan alacak ve menfi tespit davalarında görevli mahkeme kural olarak Asliye Ticaret Mahkemesidir.
- Yaygın uygulama hataları: Ticari hayatta, faturaya süresinde itiraz edilmemesinin faturayı kesin bir borç ikrarı veya senet haline getirdiğinin zannedilmesi en yaygın hatadır. Fatura tek başına bir alacağın varlığını ispat etmez; temel ilişkinin ispatı daima zorunludur [13, 33]. Ayrıca, faturaya itirazın mutlaka noter kanalıyla yapılması gerektiği sangısı da hatalıdır; iadeli taahhütlü mektup veya KEP ile yapılan itirazlar da geçerli ispat araçlarıdır.
7. Eleştirel Değerlendirme
TTK m. 21 kapsamında doktrinde yoğun tartışmalara konu olan temel meselelerden biri, teyit mektubunun (f. 3) muhatabının mutlaka tacir olup olmaması gerektiğidir. Yaşar Karayalçın ve Ünal Somuncuoğlu, maddenin "Tacir Olmanın Hükümleri" başlığı altında düzenlenmesinden hareketle, teyit mektubunu gönderenin de alanın da tacir olması gerektiğini; zira tacir olmayan bir kişinin 8 günlük sessizliğinin kabul sayılmasının ağır bir sonuç olacağını savunmaktadır [34-36]. Buna mukabil Halil Arslanlı, Reha Poroy ve Hamdi Yasaman, gönderenin tacir olmasını yeterli görmekte, muhatabın tacir olmasının zorunlu olmadığını ifade etmektedir [36]. Rıza Ayhan ise, hükmün sonuçlarının doğması için en azından teyit mektubunu alanın tacir olması gerektiğini belirtmektedir [36]. Kanunun sistematiği ve "basiretli iş adamı" kıstası göz önüne alındığında, sükutun ikrar sayılması gibi ağır bir hukuki neticenin (TTK m. 21/3) yalnızca her iki tarafın da tacir olduğu durumlarda uygulanması hakkaniyete daha uygun bir yorum tarzıdır.
Diğer bir derin doktrin tartışması, 8 günlük süre geçtikten sonra doğan karinenin niteliğidir. Ünal Somuncuoğlu, rızanın fesadı halleriyle kıyas yaparak bu sürenin geçmesiyle teyit mektubunun "kesin kanuni karine" teşkil edeceğini, aksinin ispat olunamayacağını ileri sürmüştür [37, 38]. Ancak doktrindeki hâkim görüş ve Yargıtay uygulaması (Oğuz Kürşat Ünal, İsmail Doğanay, Gönen Eriş vd.), TTK m. 21 hükümlerinin yalnızca "adi kanuni karine" yarattığı ve faturanın/teyit mektubunun aksinin HMK m. 200 vd. uyarınca yazılı veya kesin delillerle (ikrar, yemin vb.) her zaman ispat edilebileceği yönündedir [8, 10, 11]. Modern ispat hukuku normları karşısında, ticari defterlerin ve faturanın takdiri niteliklerinin ön plana çıktığı gözetildiğinde, hâkim görüşün isabetli olduğu değerlendirilmektedir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 21. maddesi, "Ticari İşletme" kitabının "Tacir Olmanın Hükümleri" başlıklı bölümünde sistematize edilmiştir. Madde, ticari hayatta ispat kolaylığı sağlayan, hukuki güvenliği temin eden ve ticari işlemlerin süratine uygun düşen iki temel belgeyi; "fatura" ve "teyit mektubu"nu düzenlemektedir [1, 2].
Maddenin birinci fıkrası, ticari işletmesi bağlamında mal satan, üreten, iş gören veya menfaat sağlayan tacirden, muhatabın fatura talep etme hakkını düzenler [1]. İkinci fıkra, faturayı tebellüğ eden kişinin sekiz gün içinde itiraz etmemesi halinde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılacağına dair yasal karineyi tesis eder [2]. Üçüncü fıkra ise, modern iletişim araçları veya sözlü olarak kurulan sözleşmelerin şartlarını sabitleyen "teyit mektubu" müessesesini ve buna sekiz gün içinde itiraz edilmemesinin hukuki sonuçlarını hüküm altına almaktadır [2]. TTK m. 21, özü itibarıyla maddi hukuktan ziyade ispat hukukuna taalluk eden, ticari işlemlerdeki güven ilkesini ve basiretli iş adamı gibi davranma yükümlülüğünü pekiştiren bir düzenlemedir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Fatura
Fatura, TTK'da tanımlanmamış olup, tanımı 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından verilen ticari vesika" olarak yapılmıştır [3]. TTK m. 21/1 uyarınca faturanın düzenlenebilmesi için öncelikle taraflar arasında geçerli bir sözleşmesel ilişkinin (satım, eser, hizmet vb.) bulunması şarttır [4]. Fatura, sözleşmenin kuruluş safhasına değil, ifa (icra) safhasına ilişkin bir belgedir [5]. Faturayı düzenleyenin mutlaka tacir olması ve işlemi ticari işletmesi bağlamında yapması gerekirken, faturayı talep eden veya tebellüğ eden tarafın tacir olması zorunlu değildir [3, 4]. Ticari teamüllerde faturanın altının imzalanması (kapalı fatura) bedelinin ödendiğine, üstünün imzalanması (açık fatura) ise bedelinin henüz ödenmediğine karine teşkil eder [6, 7].
2.2. Faturaya İtiraz ve Sekiz Günlük Süre
TTK m. 21/2, faturayı alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde içeriğine itiraz etmemesi halinde, faturanın içeriğini kabul etmiş sayılacağını amirdir [2]. Sekiz günlük süre bir zamanaşımı veya hak düşürücü süre değil, yasal karinenin doğması için öngörülmüş bir süredir [8, 9]. Faturaya itiraz edilmemesi, faturayı düzenleyen lehine bir "adi karine" (çürütülebilir karine) oluşturur [10]. Fatura içeriğinin aksini iddia eden taraf, bu iddiasını yazılı delillerle ispat etmek külfeti altına girer [11]. Ancak faturanın bu ispat gücüne kavuşabilmesi için, öncelikle faturaya konu edilen temel hukuki ilişkinin (sözleşmenin) varlığının ve malın/hizmetin teslim edildiğinin faturayı düzenleyen tarafından genel ispat kuralları çerçevesinde kanıtlanması elzemdir [12, 13].
2.3. Teyit Mektubu
TTK m. 21/3, sözlü, telefon, telgraf veya diğer iletişim araçlarıyla kurulan sözleşmelerin şartlarını veya yapılan açıklamaların içeriğini doğrulayan yazılı belgeyi teyit mektubu olarak tanımlar [2, 14]. Faturadan farklı olarak teyit mektubu, ifa aşamasına değil, sözleşmenin kuruluş ve şartlarının tespitine ilişkindir [15]. İcap veya öneri mahiyetinde değildir; hâlihazırda kurulmuş olan bir sözleşmenin şartlarını yazıya dökerek ispatını kolaylaştırır [16, 17]. Sekiz gün içinde itiraz edilmeyen teyit mektubu, yazılı delil vasfını iktisap eder [15, 18]. Teyit mektubunun kimler arasında geçerli olacağı doktrinde ciddi tartışmalara konu olmuştur.
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun (YHGK) ve ilgili dairelerin TTK m. 21 etrafında şekillenen yerleşik içtihatları şu ilkeler üzerine kuruludur:
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: (A) Anonim Şirketi, aralarında hiçbir sözleşmesel ilişki ve fiili teslimat bulunmayan (B) Limited Şirketi'ne "Pazarlama Danışmanlık Hizmet Bedeli" açıklamasıyla 500.000 TL bedelli bir fatura keşide edip tebliğ etmiştir. (B) Şirketi, muhasebe departmanındaki bir aksaklık sebebiyle bu faturaya 15 gün boyunca itiraz etmemiştir. Bunun üzerine (A) Şirketi, faturanın kesinleştiğini iddia ederek icra takibi başlatmıştır. Hukuki Analiz: TTK m. 21/2 uyarınca 8 günlük itiraz süresinin kaçırılmış olması, faturanın içeriğinin kabul edildiği karinesini doğurur. Ancak bu karinenin işlemesi için faturanın önceden kurulmuş geçerli bir sözleşmeye ve ifa edilmiş bir edime dayanması şarttır [10]. Yargıtay içtihatları gereğince, (B) Şirketinin itirazı üzerine (A) Şirketi, aralarında bir danışmanlık sözleşmesi olduğunu ve bu hizmeti fiilen sunduğunu genel ispat kuralları ile kanıtlamak zorundadır. Aksi halde, sırf faturaya itiraz edilmediği gerekçesiyle (A) alacaklı sayılamaz [24, 28].
Olay 2: (X) ve (Y) tacirleri, telefonda 10 ton pamuğun tonu 20.000 TL'den satılması konusunda şifahen anlaşmışlardır. Görüşmenin hemen ardından (X), (Y)'ye bir teyit mektubu göndererek "10 ton pamuğun tonu 22.000 TL'den anlaşılmıştır" ibaresini düşmüştür. (Y), bu mektubu tebellüğ etmesine rağmen 8 gün içinde itiraz etmemiştir. Hukuki Analiz: Teyit mektubu, sözlü sözleşmenin içeriğini yazılı hale getiren bir ispat vasıtasıdır. Ancak teyit mektubuna sözleşmede görüşülmeyen esaslı bir unsur (örneğin fiyatın tek taraflı artırılması) eklenmişse ve muhatap buna sessiz kalmışsa doktrin, bunun kabul anlamına gelmeyeceğini belirtmektedir [16]. Teyit mektubu icap niteliği taşımaz. Şayet teyit mektubu önceki sözlü mutabakatın sınırlarını aşıyorsa, itiraz edilmemesi yeni şartların (22.000 TL) kabul edildiği şeklinde yorumlanmamalıdır; zira teyit mektubunun fonksiyonu var olan sözleşmeyi doğrulamaktır, tek taraflı değiştirmek değil [16, 29].
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
TTK m. 21 kapsamında doktrinde yoğun tartışmalara konu olan temel meselelerden biri, teyit mektubunun (f. 3) muhatabının mutlaka tacir olup olmaması gerektiğidir. Yaşar Karayalçın ve Ünal Somuncuoğlu, maddenin "Tacir Olmanın Hükümleri" başlığı altında düzenlenmesinden hareketle, teyit mektubunu gönderenin de alanın da tacir olması gerektiğini; zira tacir olmayan bir kişinin 8 günlük sessizliğinin kabul sayılmasının ağır bir sonuç olacağını savunmaktadır [34-36]. Buna mukabil Halil Arslanlı, Reha Poroy ve Hamdi Yasaman, gönderenin tacir olmasını yeterli görmekte, muhatabın tacir olmasının zorunlu olmadığını ifade etmektedir [36]. Rıza Ayhan ise, hükmün sonuçlarının doğması için en azından teyit mektubunu alanın tacir olması gerektiğini belirtmektedir [36]. Kanunun sistematiği ve "basiretli iş adamı" kıstası göz önüne alındığında, sükutun ikrar sayılması gibi ağır bir hukuki neticenin (TTK m. 21/3) yalnızca her iki tarafın da tacir olduğu durumlarda uygulanması hakkaniyete daha uygun bir yorum tarzıdır.
Diğer bir derin doktrin tartışması, 8 günlük süre geçtikten sonra doğan karinenin niteliğidir. Ünal Somuncuoğlu, rızanın fesadı halleriyle kıyas yaparak bu sürenin geçmesiyle teyit mektubunun "kesin kanuni karine" teşkil edeceğini, aksinin ispat olunamayacağını ileri sürmüştür [37, 38]. Ancak doktrindeki hâkim görüş ve Yargıtay uygulaması (Oğuz Kürşat Ünal, İsmail Doğanay, Gönen Eriş vd.), TTK m. 21 hükümlerinin yalnızca "adi kanuni karine" yarattığı ve faturanın/teyit mektubunun aksinin HMK m. 200 vd. uyarınca yazılı veya kesin delillerle (ikrar, yemin vb.) her zaman ispat edilebileceği yönündedir [8, 10, 11]. Modern ispat hukuku normları karşısında, ticari defterlerin ve faturanın takdiri niteliklerinin ön plana çıktığı gözetildiğinde, hâkim görüşün isabetli olduğu değerlendirilmektedir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.