1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 201. maddesi, kanunun "Şirketler Topluluğu" başlıklı bölümünde (TTK m. 195-209) yer almakta olup, ticaret şirketleri arasında kurulan "karşılıklı iştirak" (cross-shareholding) ilişkilerinde hakların donması yaptırımını düzenlemektedir [1], [2]. Madde, sermaye şirketlerinin birbirlerinin paylarını karşılıklı olarak iktisap etmeleri neticesinde ortaya çıkabilecek suni sermaye (sermayenin sulanması) yaratma, sahte oy güçleri oluşturma ve şirket yönetimlerinin birbirlerini karşılıklı olarak ibra etmesi gibi sakıncaları bertaraf etmeyi amaçlamaktadır.
Ratio Legis (Kanunun Konuluş Amacı) bağlamında TTK m. 201, şirketlerin kendi kaynaklarını kullanarak bir başka şirket üzerinden dolaylı yoldan kendi paylarını iktisap etmesinin önüne geçmekte ve böylece TTK'nın temel ilkelerinden olan "sermayenin korunması" ilkesini güvence altına almaktadır. Makro perspektifte bu hüküm, şirketler topluluğu hukukunun şeffaflık ve hesap verilebilirlik temellerine dayanır. Mikro perspektifte ise, iştirak edilen payların sağladığı hakların (özellikle oy hakkının) belirli bir oranda dondurulmasını ve bu payların nisap hesaplamalarından dışlanmasını emrederek genel kurulun işleyişini doğrudan etkiler [3], [4].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Karşılıklı İştirak Konumu
TTK m. 201'in uygulama alanı bulabilmesi için öncelikle ortada bir "karşılıklı iştirak" bulunmalıdır. TTK m. 197 uyarınca, birbirlerinin paylarının en az dörtte birine (%25) sahip bulunan sermaye şirketleri karşılıklı iştirak durumundadır [5]. Karşılıklı iştirakin oluşması, şirketlerden birinin diğerinin paylarını doğrudan veya dolaylı olarak iktisap etmesi ve bu oranın yasal eşiği aşması ile gerçekleşir.
2.2. "Bilerek Giren" İbaresi
Madde metninde yer alan "bilerek giren" ibaresi, yaptırımın kime uygulanacağını belirleyen temel unsurdur. İki sermaye şirketi arasında karşılıklı iştirak konumu doğduğunda, hakları donacak olan şirket, bu pozisyona "bilerek" (kasten/isteyerek) giren, yani sonradan pay iktisap ederek veya mevcut payını artırarak %25 eşiğini aşan ve karşılıklı iştiraki tamamlayan şirkettir. Kanun koyucu, ilk iştirak edenin değil, durumu karşılıklı iştirake dönüştürenin haklarını sınırlandırmayı tercih etmiştir.
2.3. Hakların Donması ve Dörtte Bir (1/4) Sınırı
Maddenin birinci fıkrasına göre, karşılıklı iştirak konumuna bilerek giren şirket, iştirak konusu paylardan doğan toplam oylarıyla diğer pay sahipliği haklarının ancak dörtte birini (%25'ini) kullanabilir [3], [2]. Geriye kalan dörtte üçlük (%75) kısımdaki haklar kanun gereği kendiliğinden donar. Donan haklar arasında oy hakkının yanı sıra kâr payı, tasfiye payı gibi malvarlıksal haklar da yer alır [6]. Kanun, bu donma kuralına tek bir istisna getirmiştir: "bedelsiz payları edinme hakkı". Şirket, iç kaynaklardan yapılan sermaye artırımlarında, donmuş paylarına isabet eden bedelsiz payları tam olarak iktisap eder [3], [2]. Ancak iktisap edilen bu yeni payların sağladığı haklar da aynı donma oranına tabi olacaktır.
2.4. Sınırlamanın Uygulanmayacağı Haller (İstisnalar)
Maddenin ikinci fıkrası, sınırlamanın uygulanmayacağı istisnai durumları düzenler. Buna göre, "bağlı şirketin hâkim şirketin paylarını iktisap etmesi" veya "her iki şirketin birbirlerine hâkim olması" hallerinde birinci fıkradaki dörtte birlik kullanım hakkı ve donma yaptırımı uygulanmaz [3], [7]. Zira bu hallerde TTK m. 389 ve m. 612 gibi çok daha katı yaptırımlar (hakların tamamen donması) devreye girmektedir [3], [8].
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 197 ile İlişkisi: TTK m. 201'in ön şartı olan karşılıklı iştirak tanımı TTK m. 197'de yapılmıştır. İlgili madde uyarınca %25'lik sınır aşılmadan m. 201'in tatbiki söz konusu olamaz [5].
- TTK m. 389 ve m. 612 ile İlişkisi: TTK m. 389, yavru şirketin ana şirketin paylarını iktisap etmesi durumunu, m. 612 ise limited şirketlerin kendi paylarını iktisabını düzenler. Yavru şirketin ana şirketin paylarını iktisap etmesi halinde, paylara ait oy hakları ile buna bağlı haklar tamamen donar ve toplantı nisabında dikkate alınmaz [8]. TTK m. 201, bu maddelerin uygulama alanını saklı tutarak normlar hiyerarşisindeki çatışmaları önlemiştir [3], [7].
- TTK m. 418 ve m. 421 ile İlişkisi (Toplantı ve Karar Nisapları): TTK m. 201 açıkça, donan payların toplantı ve karar nisabının hesaplanmasında dikkate alınmayacağını hükme bağlamıştır [3]. TTK m. 418 ve 421'de düzenlenen olağan ve olağanüstü genel kurul nisapları hesaplanırken, şirketin toplam sermayesinden donan payların nominal değerleri tenzil edilerek yeni bir kök sermaye (hesaba esas sermaye) bulunur. Toplantı ve karar nisapları bu indirilmiş sermaye üzerinden hesaplanır [9], [10], [11].
- TTK m. 198 ile İlişkisi: Bildirim yükümlülüklerinin düzenlendiği m. 198 uyarınca, sermaye iştirak oranlarının tescil ve ilan edilmemesi halinde de hakların donması yaptırımı söz konusudur [12]. Her iki madde birlikte uygulandığında, bildirim yapılmamışsa m. 198 gereği haklar tamamen donarken, bildirim yapılmış olsa dahi karşılıklı iştirak varsa m. 201 gereği hakların 3/4'ü donacaktır.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay uygulamasında, oy hakkından yoksunluk veya hakların donması hallerinde genel kurul kararlarının geçerliliğine ilişkin yerleşik bir içtihat düzeni mevcuttur. Yargıtay (örneğin 11. HD. E. 2014/4452 K. 2014/0038 sayılı kararına paralel bir yaklaşımla), kanunun emredici hükümlerine aykırı olarak yetersiz nisapla toplanan veya donmuş oyların hesaba katılmasıyla alınan kararların iptal edilebilirliğini veya ağır ihlallerde yokluk/butlan yaptırımını tartışmaktadır [13], [14].
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 11. Hukuk Dairesi'nin TTK m. 201 bağlamındaki dolaylı içtihatlarında, genel kurulda kullanılması kanunen yasak olan (donmuş) oyların nisaplara dâhil edilerek karar alınması halinde, bu oyların karar sonucuna etki edip etmediğine (illiyet bağına) bakılmaktadır. Kanun, TTK m. 201 ve m. 389'da açıkça donan oyların nisaplarda dikkate alınmayacağını emrettiğinden, bu oyların çıkarılması neticesinde yasal nisabın (TTK m. 418 veya 421) altına düşülüyorsa, alınan kararın batıl veya duruma göre yok hükmünde olduğu kabul edilir [15], [16], [17].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Karşılıklı İştirakte Oy ve Nisap Sorunu
(A) Anonim Şirketi, (B) Anonim Şirketi'nin sermayesinin %30'una sahiptir. (B) A.Ş. yönetim kurulu, şirket fonlarını değerlendirmek amacıyla (A) A.Ş.'nin paylarının %30'unu borsadan satın alarak karşılıklı iştirak konumuna bilerek girer. Bir ay sonra (A) A.Ş. genel kurulu toplanır. (A) A.Ş.'nin toplam sermayesi 1.000.000 TL'dir.
Hukuki analiz: TTK m. 201/1 uyarınca, karşılıklı iştirak konumuna bilerek giren (B) A.Ş., (A) A.Ş.'deki 300.000 TL nominal değerli paylarının sadece 1/4'üne (75.000 TL) tekabül eden oy hakkını kullanabilir. Geriye kalan 225.000 TL'lik payın hakları donar [3], [2]. (A) A.Ş. genel kurulunda toplantı ve karar nisapları hesaplanırken, toplam sermaye 1.000.000 TL olarak değil, donan 225.000 TL'lik kısım düşülerek 775.000 TL üzerinden dikkate alınır [9], [10], [11]. Genel kurulda alınacak olağan kararlar için TTK m. 418'deki 1/4 toplantı nisabı, 775.000 TL'nin 1/4'ü olarak hesaplanmalıdır.
Olay 2: Bedelsiz Sermaye Artırımı ve Kâr Payı Dağıtımı
Yukarıdaki örnekte karşılıklı iştirak konumunda olan (B) A.Ş., (A) A.Ş.'nin genel kurulunda alınan kâr dağıtımı ve iç kaynaklardan sermaye artırımı kararları neticesinde kâr payı ve bedelsiz pay talep etmektedir.
Hukuki analiz: TTK m. 201/1 son derece açık bir biçimde "bedelsiz payları edinme hakkı hariç, diğer tüm pay sahipliği hakları donar" hükmünü amirdir [3], [2]. Bu nedenle (B) A.Ş., (A) A.Ş.'nin yapacağı bedelsiz sermaye artırımında 300.000 TL'lik payının tamamına isabet eden yeni bedelsiz payları hiçbir kesintiye uğramadan elde edecektir. Ancak, kâr payı malvarlıksal bir hak olmasına rağmen istisna kapsamında sayılmadığından, (B) A.Ş. sadece donmamış olan 1/4'lük payına (75.000 TL) isabet eden kâr payını tahsil edebilir; geri kalan miktar donar.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat Yükü: Karşılıklı iştirak konumuna "bilerek girildiğinin" ispatı, donma yaptırımının uygulanmasını talep eden tarafın (genellikle şirket yönetim kurulu veya diğer pay sahiplerinin) üzerindedir. Pay iktisaplarının Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) nezdindeki kayıtları ve ticaret sicili ilanları bu hususta karine teşkil eder.
- Zamanaşımı / Süreler: Hakların donması, karşılıklı iştirak konumu devam ettiği sürece uygulanan sürekli bir hukuki statüdür. Donan payların hukuka aykırı olarak kullanıldığı bir genel kurul kararının iptali davası, TTK m. 445 uyarınca kararın alındığı tarihten itibaren üç ay içinde açılmalıdır [18], [19].
- Görevli/Yetkili Mahkeme: Hakların donması ile bağlantılı olarak açılacak genel kurul kararlarının iptali veya butlanının tespiti davalarında görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olup, yetkili mahkeme şirketin merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir (Kesin yetki).
- Yaygın Uygulama Hataları: Uygulamada en sık karşılaşılan hata, toplantı ve karar nisaplarının hesaplanmasında donan payların toplantı nisabı havuzunda (paydada) tutulması, ancak oy havuzundan çıkarılmasıdır. Hukuken yapılması gereken, bu payların şirketin toplam sermayesinden (esas sermaye bazından) geçici olarak düşülmesidir [9], [10].
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde TTK m. 201 ve ilgili diğer hak donması hükümlerine (m. 198, m. 389, m. 497) dair terminolojik tutarsızlıklar ciddi şekilde eleştirilmektedir. Kanun koyucu, oy hakkının donduğu paylara ilişkin olarak TTK m. 201'de "toplantı ve karar nisabında" ibaresini kullanırken, TTK m. 389'da "toplantı nisabının" ve TTK m. 497/3'te "genel kurulda temsil edilemeyeceği" ifadelerini kullanmıştır [4], [11].
Prof. Dr. Abuzer Kendigelen ve diğer saygın müellifler, yasa koyucunun bu farklı ifadelerine rağmen, teleolojik yorum (amaca yönelik yorum) yapıldığında her üç halde de donan payların gerek toplantı gerekse karar nisabının hesabında "külliyen yok sayılması" gerektiğini vurgulamaktadır [4], [20], [9], [10], [11].
Bir diğer eleştiri ise TTK m. 201/1'de, karşılıklı iştirak konumuna bilerek giren şirkete "dörtte bir (1/4)" oranında hak kullanım imkânı bırakılmasıdır. Suni sermaye oluşumunu ve şirket yönetiminin kendi şirketini bir başka şirket üzerinden kontrol etmesini engellemek olan temel Kanun (Ratio Legis) felsefesi dikkate alındığında, bu hakların tamamının donması gerektiği yönünde doktrinel haklı eleştiriler mevcuttur. Dörtte birlik kullanım hakkı bırakılması, kontrol gücünün kısmen de olsa haksız bir şekilde kullanılmasına zemin hazırlamaya devam edebilmektedir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 201. maddesi, kanunun "Şirketler Topluluğu" başlıklı bölümünde (TTK m. 195-209) yer almakta olup, ticaret şirketleri arasında kurulan "karşılıklı iştirak" (cross-shareholding) ilişkilerinde hakların donması yaptırımını düzenlemektedir [1], [2]. Madde, sermaye şirketlerinin birbirlerinin paylarını karşılıklı olarak iktisap etmeleri neticesinde ortaya çıkabilecek suni sermaye (sermayenin sulanması) yaratma, sahte oy güçleri oluşturma ve şirket yönetimlerinin birbirlerini karşılıklı olarak ibra etmesi gibi sakıncaları bertaraf etmeyi amaçlamaktadır.
Ratio Legis (Kanunun Konuluş Amacı) bağlamında TTK m. 201, şirketlerin kendi kaynaklarını kullanarak bir başka şirket üzerinden dolaylı yoldan kendi paylarını iktisap etmesinin önüne geçmekte ve böylece TTK'nın temel ilkelerinden olan "sermayenin korunması" ilkesini güvence altına almaktadır. Makro perspektifte bu hüküm, şirketler topluluğu hukukunun şeffaflık ve hesap verilebilirlik temellerine dayanır. Mikro perspektifte ise, iştirak edilen payların sağladığı hakların (özellikle oy hakkının) belirli bir oranda dondurulmasını ve bu payların nisap hesaplamalarından dışlanmasını emrederek genel kurulun işleyişini doğrudan etkiler [3], [4].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Karşılıklı İştirak Konumu
TTK m. 201'in uygulama alanı bulabilmesi için öncelikle ortada bir "karşılıklı iştirak" bulunmalıdır. TTK m. 197 uyarınca, birbirlerinin paylarının en az dörtte birine (%25) sahip bulunan sermaye şirketleri karşılıklı iştirak durumundadır [5]. Karşılıklı iştirakin oluşması, şirketlerden birinin diğerinin paylarını doğrudan veya dolaylı olarak iktisap etmesi ve bu oranın yasal eşiği aşması ile gerçekleşir.
2.2. "Bilerek Giren" İbaresi
Madde metninde yer alan "bilerek giren" ibaresi, yaptırımın kime uygulanacağını belirleyen temel unsurdur. İki sermaye şirketi arasında karşılıklı iştirak konumu doğduğunda, hakları donacak olan şirket, bu pozisyona "bilerek" (kasten/isteyerek) giren, yani sonradan pay iktisap ederek veya mevcut payını artırarak %25 eşiğini aşan ve karşılıklı iştiraki tamamlayan şirkettir. Kanun koyucu, ilk iştirak edenin değil, durumu karşılıklı iştirake dönüştürenin haklarını sınırlandırmayı tercih etmiştir.
2.3. Hakların Donması ve Dörtte Bir (1/4) Sınırı
Maddenin birinci fıkrasına göre, karşılıklı iştirak konumuna bilerek giren şirket, iştirak konusu paylardan doğan toplam oylarıyla diğer pay sahipliği haklarının ancak dörtte birini (%25'ini) kullanabilir [3], [2]. Geriye kalan dörtte üçlük (%75) kısımdaki haklar kanun gereği kendiliğinden donar. Donan haklar arasında oy hakkının yanı sıra kâr payı, tasfiye payı gibi malvarlıksal haklar da yer alır [6]. Kanun, bu donma kuralına tek bir istisna getirmiştir: "bedelsiz payları edinme hakkı". Şirket, iç kaynaklardan yapılan sermaye artırımlarında, donmuş paylarına isabet eden bedelsiz payları tam olarak iktisap eder [3], [2]. Ancak iktisap edilen bu yeni payların sağladığı haklar da aynı donma oranına tabi olacaktır.
2.4. Sınırlamanın Uygulanmayacağı Haller (İstisnalar)
Maddenin ikinci fıkrası, sınırlamanın uygulanmayacağı istisnai durumları düzenler. Buna göre, "bağlı şirketin hâkim şirketin paylarını iktisap etmesi" veya "her iki şirketin birbirlerine hâkim olması" hallerinde birinci fıkradaki dörtte birlik kullanım hakkı ve donma yaptırımı uygulanmaz [3], [7]. Zira bu hallerde TTK m. 389 ve m. 612 gibi çok daha katı yaptırımlar (hakların tamamen donması) devreye girmektedir [3], [8].
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay uygulamasında, oy hakkından yoksunluk veya hakların donması hallerinde genel kurul kararlarının geçerliliğine ilişkin yerleşik bir içtihat düzeni mevcuttur. Yargıtay (örneğin 11. HD. E. 2014/4452 K. 2014/0038 sayılı kararına paralel bir yaklaşımla), kanunun emredici hükümlerine aykırı olarak yetersiz nisapla toplanan veya donmuş oyların hesaba katılmasıyla alınan kararların iptal edilebilirliğini veya ağır ihlallerde yokluk/butlan yaptırımını tartışmaktadır [13], [14].
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 11. Hukuk Dairesi'nin TTK m. 201 bağlamındaki dolaylı içtihatlarında, genel kurulda kullanılması kanunen yasak olan (donmuş) oyların nisaplara dâhil edilerek karar alınması halinde, bu oyların karar sonucuna etki edip etmediğine (illiyet bağına) bakılmaktadır. Kanun, TTK m. 201 ve m. 389'da açıkça donan oyların nisaplarda dikkate alınmayacağını emrettiğinden, bu oyların çıkarılması neticesinde yasal nisabın (TTK m. 418 veya 421) altına düşülüyorsa, alınan kararın batıl veya duruma göre yok hükmünde olduğu kabul edilir [15], [16], [17].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Karşılıklı İştirakte Oy ve Nisap Sorunu (A) Anonim Şirketi, (B) Anonim Şirketi'nin sermayesinin %30'una sahiptir. (B) A.Ş. yönetim kurulu, şirket fonlarını değerlendirmek amacıyla (A) A.Ş.'nin paylarının %30'unu borsadan satın alarak karşılıklı iştirak konumuna bilerek girer. Bir ay sonra (A) A.Ş. genel kurulu toplanır. (A) A.Ş.'nin toplam sermayesi 1.000.000 TL'dir. Hukuki analiz: TTK m. 201/1 uyarınca, karşılıklı iştirak konumuna bilerek giren (B) A.Ş., (A) A.Ş.'deki 300.000 TL nominal değerli paylarının sadece 1/4'üne (75.000 TL) tekabül eden oy hakkını kullanabilir. Geriye kalan 225.000 TL'lik payın hakları donar [3], [2]. (A) A.Ş. genel kurulunda toplantı ve karar nisapları hesaplanırken, toplam sermaye 1.000.000 TL olarak değil, donan 225.000 TL'lik kısım düşülerek 775.000 TL üzerinden dikkate alınır [9], [10], [11]. Genel kurulda alınacak olağan kararlar için TTK m. 418'deki 1/4 toplantı nisabı, 775.000 TL'nin 1/4'ü olarak hesaplanmalıdır.
Olay 2: Bedelsiz Sermaye Artırımı ve Kâr Payı Dağıtımı Yukarıdaki örnekte karşılıklı iştirak konumunda olan (B) A.Ş., (A) A.Ş.'nin genel kurulunda alınan kâr dağıtımı ve iç kaynaklardan sermaye artırımı kararları neticesinde kâr payı ve bedelsiz pay talep etmektedir. Hukuki analiz: TTK m. 201/1 son derece açık bir biçimde "bedelsiz payları edinme hakkı hariç, diğer tüm pay sahipliği hakları donar" hükmünü amirdir [3], [2]. Bu nedenle (B) A.Ş., (A) A.Ş.'nin yapacağı bedelsiz sermaye artırımında 300.000 TL'lik payının tamamına isabet eden yeni bedelsiz payları hiçbir kesintiye uğramadan elde edecektir. Ancak, kâr payı malvarlıksal bir hak olmasına rağmen istisna kapsamında sayılmadığından, (B) A.Ş. sadece donmamış olan 1/4'lük payına (75.000 TL) isabet eden kâr payını tahsil edebilir; geri kalan miktar donar.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde TTK m. 201 ve ilgili diğer hak donması hükümlerine (m. 198, m. 389, m. 497) dair terminolojik tutarsızlıklar ciddi şekilde eleştirilmektedir. Kanun koyucu, oy hakkının donduğu paylara ilişkin olarak TTK m. 201'de "toplantı ve karar nisabında" ibaresini kullanırken, TTK m. 389'da "toplantı nisabının" ve TTK m. 497/3'te "genel kurulda temsil edilemeyeceği" ifadelerini kullanmıştır [4], [11].
Prof. Dr. Abuzer Kendigelen ve diğer saygın müellifler, yasa koyucunun bu farklı ifadelerine rağmen, teleolojik yorum (amaca yönelik yorum) yapıldığında her üç halde de donan payların gerek toplantı gerekse karar nisabının hesabında "külliyen yok sayılması" gerektiğini vurgulamaktadır [4], [20], [9], [10], [11].
Bir diğer eleştiri ise TTK m. 201/1'de, karşılıklı iştirak konumuna bilerek giren şirkete "dörtte bir (1/4)" oranında hak kullanım imkânı bırakılmasıdır. Suni sermaye oluşumunu ve şirket yönetiminin kendi şirketini bir başka şirket üzerinden kontrol etmesini engellemek olan temel Kanun (Ratio Legis) felsefesi dikkate alındığında, bu hakların tamamının donması gerektiği yönünde doktrinel haklı eleştiriler mevcuttur. Dörtte birlik kullanım hakkı bırakılması, kontrol gücünün kısmen de olsa haksız bir şekilde kullanılmasına zemin hazırlamaya devam edebilmektedir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.