1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 198. maddesi, hukukumuza 6102 sayılı Kanun ile giren "Şirketler Topluluğu" (Konsern Hukuku) sistematiğinin temel taşlarından birini oluşturmaktadır [1-3]. TTK'nın İkinci Kitap, Birinci Kısım, "Şirketler Topluluğu" başlığı altında düzenlenen bu madde; şeffaflık, kamuyu aydınlatma ve pay sahipleri ile alacaklıların korunması ilkelerine hizmet etmektedir.
Madde, bir teşebbüsün bir sermaye şirketindeki pay oranlarının kanunda öngörülen kritik eşiklere (yüzde beş, on, yirmi, yirmibeş, otuzüç, elli, altmışyedi veya yüzde yüz) ulaşması, bu eşikleri aşması veya bu eşiklerin altına düşmesi hâlinde, bu durumun on gün içinde ilgili şirkete ve yetkili makamlara bildirilmesini, ticaret siciline tescilini ve ilan edilmesini emretmektedir [1, 2, 4, 5]. Kanun koyucu, şirketler topluluğu bağlamında doğabilecek hâkimiyet ilişkilerinin, karşılıklı iştiraklerin ve dolaylı kontrol mekanizmalarının gizli kalmasını engellemeyi amaçlamıştır. Yükümlülüğün ihlali, paya bağlı oy hakkı ve diğer hakların donması gibi son derece ağır, kendiliğinden sonuç doğuran (ipso iure) yaptırımlara bağlanmıştır [2, 5]. Ayrıca maddenin üçüncü fıkrası, hâkimiyet sözleşmelerinin geçerliliğini kurucu bir şekil şartı olarak ticaret siciline tescil ve ilana tabi kılmıştır [3, 6].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Teşebbüs ve Sermaye Şirketi Kavramları
Maddenin lafzında yer alan "teşebbüs" kavramı, sadece ticaret şirketlerini değil, gerçek kişileri, vakıfları, dernekleri veya devlet tüzel kişiliğine bağlı teşekkülleri de kapsayacak genişlikte ele alınmalıdır. "Sermaye şirketi" ise TTK m. 124/2 uyarınca anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketleri ifade etmektedir [7]. Bildirim yükümlülüğünün doğması için, pay iktisap edilen şirketin mutlaka bir sermaye şirketi olması gerekmektedir.
2.2. Bildirim Eşikleri ve Oranların Hesaplanması
TTK m. 198/1, bildirim yükümlülüğünü belirli eşiklere (%5, %10, %20, %25, %33, %50, %67, %100) bağlamıştır [1, 4]. Bu oranların kazanılması veya elden çıkarılması (eşiklerin altına düşülmesi) hâlinde bildirim zorunludur [1, 5]. Oranların hesaplanmasında TTK m. 196 hükmü esas alınır; buna göre, sermaye şirketindeki iştirak yüzdesi, payların itibarî değerleri toplamının şirketin sermayesine oranlanmasıyla bulunur [2, 8]. Üçüncü kişilerin elindeki kendi payları hesaplamada sermayeden düşülerek net oran tespit edilir [8].
2.3. Yöneticilerin ve Yakınlarının Bildirim Yükümlülüğü
TTK m. 198/1'in son cümlesi, şeffaflık ilkesini yönetim organı üyeleri ve yöneticiler nezdinde genişletmiştir. Teşebbüsün ve sermaye şirketinin yönetim kurulu üyeleriyle yöneticileri; kendilerinin, eşlerinin, velayetleri altındaki çocuklarının ve bunların %20'sine sahip oldukları ticaret şirketlerinin ilgili sermaye şirketindeki paylarını da bildirmek zorundadırlar [2, 5]. Bu bildirimler yazılı şekilde yapılır, ticaret siciline tescil ve ilan olunur [3, 9].
2.4. Hakların Donması (Donma Yaptırımı)
Maddenin ikinci fıkrası uyarınca, bildirim, tescil ve ilan yükümlülüğü yerine getirilmediği sürece ilgili paylara ait "oy hakkı dâhil, diğer haklar" donar [3, 9]. Donma (suspension) yaptırımı, ihlalin gerçekleştiği anda kendiliğinden doğar ve yükümlülük yerine getirilene kadar devam eder. Doktrinde de vurgulandığı üzere, donan paylar genel kurul toplantı ve karar nisaplarının hesaplanmasında dikkate alınamaz [10, 11].
2.5. Hâkimiyet Sözleşmesi
Maddenin üçüncü fıkrasında yer alan "Hâkimiyet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için bu sözleşmenin ticaret siciline tescil ve ilanı şarttır" hükmü [3], sözleşmenin geçerliliğini kurucu (geçerlilik) şartına bağlamıştır. Ancak, sözleşmenin geçersiz sayılması, Kanundaki şirketler topluluğuna dair sorumluluk ve yükümlülüklerin uygulanmasına engel teşkil etmez [3, 6]. Bu düzenleme ile hâkimiyetin fiilen uygulandığı durumlarda sözleşmenin şekil eksikliği öne sürülerek sorumluluktan kaçınılması engellenmiştir.
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 196 (Pay ve Oy Oranlarının Hesaplanması) — Madde 198'deki bildirim eşiklerinin tespitinde doğrudan TTK m. 196 referans alınır. İştirak yüzdesi ve oy hakkı yüzdesinin hesaplanma formülü bu maddeye tabidir [8, 12].
- TTK m. 418 ve TTK m. 421 (Genel Kurul Toplantı ve Karar Yetersayıları) — Bildirim yükümlülüğünün ihlali neticesinde hakları donan payların genel kurul toplantı ve karar nisaplarına etkisi sistematik açıdan büyük önem taşır. Doktrinde Kendigelen, Yanlı ve Okutan Nilsson tarafından da isabetle ifade edildiği üzere; genel kurulda temsiline izin verilmeyen donmuş paylar, toplantı ve karar yetersayılarının hesaplanmasında dikkate alınmayacaktır [10, 11, 13].
- TTK m. 445 ve TTK m. 447 (Kararların İptali ve Butlanı) — Oy hakkı donmuş bir pay sahibinin genel kurula katılarak oy kullanması ve bu oyların karar nisabına etki etmesi hâlinde, kanuna aykırılık sebebiyle alınan kararın iptali (TTK m. 445) istenebilir [14, 15]. Kurucu unsurlardaki ağır ihlallerde ise işlemin yoklukla malul olduğu iddia edilebilir [16, 17].
- TBK m. 27 (Kesin Hükümsüzlük) — Hâkimiyet sözleşmesinin tescil ve ilan edilmemesi durumunda, bu sözleşmenin kesin hükümsüzlüğü (butlan) gündeme gelecektir [3, 18]. Ancak TTK m. 198/3'ün özel düzenlemesi, bu hükümsüzlüğün şirketler topluluğuna özgü sorumluluklardan kaçınmak için bir kalkan olarak kullanılamayacağını amirdir [3, 6].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili daireleri (özellikle 11. Hukuk Dairesi), oy hakkından yoksunluk ve donma yaptırımının genel kurul toplantılarına olan etkisi konusunda yerleşik ilkeler benimsemiştir. Yargıtay içtihatlarına göre, kanunen oy hakkı bulunmayan veya oy hakkı donmuş olan kişilerin (örneğin TTK m. 198 ihlali veya TTK m. 436 oydan yoksunluk hâlleri) genel kurul toplantısında oy kullanması ve bu durumun kararın alınmasında etkili (illiyet bağı) olması hâlinde ilgili karar iptal edilebilir.
Doktrinde ve içtihatlarda kabul edildiği üzere, oyu donan pay sahibinin hazırun cetvelinde gösterilmesi dahi tek başına toplantı yetersayısını şeklen sağlasa da, bu payların TTK m. 418 vd. maddeler uyarınca nisap hesaplamasında "mevcut" addedilmemesi gerekir [10, 11, 19]. Yargıtay, toplantı ve karar nisaplarında emredici hukuk kurallarına aykırılığı ağır bir sakatlık olarak değerlendirmekte ve "dürüstlük kuralı" (TMK m. 2) sınırları içerisinde geçersizlik taleplerini kabul etmektedir [14, 20].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Donan Paylarla Genel Kurul Kararı Alınması):
Bir (A) A.Ş., (B) A.Ş.’nin sermayesinin %22'sini temsil eden payları 1 Şubat tarihinde satın alarak devralmıştır. Ancak, (A) A.Ş. TTK m. 198/1 uyarınca yapması gereken bildirimi 10 günlük kanuni sürede ne muhatap şirkete ne de yetkili makamlara yapmamıştır. 15 Mart tarihinde yapılan (B) A.Ş. genel kuruluna katılan (A) A.Ş. temsilcisi, sermaye artırımı kararına olumlu oy vermiş ve karar ancak bu oylarla geçerli nisaba ulaşmıştır.
Hukuki Analiz: TTK m. 198/2 uyarınca, bildirim, tescil ve ilan yükümlülükleri yerine getirilmediğinden (A) A.Ş.'nin (B) A.Ş.'deki paylarına ait oy hakkı dâhil tüm hakları donmuştur [3, 9]. Oy hakkı donan paylar nisap hesaplamasında dikkate alınamaz [10, 11]. Bu nedenle, söz konusu oylar olmaksızın karar yeter sayısı sağlanamıyorsa, genel kurulda alınan sermaye artırımı kararı TTK m. 445 uyarınca kanuna aykırılık sebebiyle iptal davasına konu edilecektir.
Olay 2 (Tescil Edilmeyen Hâkimiyet Sözleşmesi ve Sorumluluk):
(X) A.Ş. ile (Y) Limited Şirketi arasında 10 Mayıs tarihinde, (X) A.Ş.'nin (Y) Ltd. Şti. üzerinde tam kontrolünü sağlayacak bir hâkimiyet sözleşmesi imzalanmıştır. Taraflar, ticari sırlarını ifşa etmemek saikiyle bu sözleşmeyi ticaret siciline tescil ve ilan ettirmemişlerdir. İlerleyen süreçte (X) A.Ş., bağlı şirket (Y)'yi zarara uğratacak hukuki işlemler yapmaya zorlamıştır. (Y) şirketinin azınlık pay sahipleri, (X) şirketine karşı TTK m. 202 uyarınca zararın denkleştirilmesi davası açmıştır. (X) A.Ş., hâkimiyet sözleşmesinin tescil edilmediği için TTK m. 198/3 uyarınca geçersiz olduğunu ve sorumluluk hükümlerinin uygulanamayacağını savunmuştur.
Hukuki Analiz: TTK m. 198/3 açık ve nettir. Hâkimiyet sözleşmesinin geçerli olması tescil ve ilana bağlıdır; dolayısıyla ortada geçerli bir sözleşme yoktur [3]. Ancak kanun koyucu, sözleşmenin geçersizliğinin şirketler topluluğuna dair sorumluluk hükümlerinin (TTK m. 202) uygulanmasına engel olmayacağını açıkça düzenlemiştir [3, 6]. (X) A.Ş.'nin bu savunması dinlenmeyecek olup, fiili hâkimiyetin kötüye kullanılması sebebiyle doğan sorumluluk devam edecektir.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: Pay sahipliği eşiklerinin aşıldığı veya altına düşüldüğü ve buna rağmen bildirim yükümlülüğünün ihlal edildiği iddiası, bunu ileri süren (örneğin genel kurul kararının iptalini isteyen pay sahibi veya şirket tüzel kişiliği) tarafa aittir. Donma yaptırımı objektif bir durum olduğundan iddia edenin ispat yükü sadece pay edinimine yöneliktir.
- Zamanaşımı / Süreler: İşlemin tamamlanmasını (pay devrinin gerçekleşmesi, rüçhan hakkı kullanımı vs.) izleyen on (10) gün içinde bildirim yapılmalıdır [1, 4].
- Görevli/yetkili mahkeme: Genel kurul kararlarının iptali, butlanının tespiti veya donmuş hakların kullanımı nedeniyle doğan uyuşmazlıklarda, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesi kesin ve özel görevlidir.
- Yaygın uygulama hataları: Uygulamada, sadece tüzel kişi teşebbüslerin pay alımlarında bildirime odaklanılmakta; TTK m. 198/1 son cümlesindeki yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve bunların birinci derece yakınları ile dolaylı %20 iştirak ettikleri şirketlere ilişkin "kişisel bildirim" yükümlülükleri sıklıkla atlanmaktadır [2, 5]. Ayrıca, oy hakkı donan payların genel kurul hazırun cetveline olağan şekilde dâhil edilerek nisapların hatalı hesaplanması ve tescil taleplerinin sicil müdürlüklerinden geri dönmesi oldukça sık karşılaşılan bir problemdir [10, 11].
7. Eleştirel Değerlendirme
TTK m. 198, şirketler topluluğu kavramının temelini atarken şeffaflığı merkeze almakla birlikte, doktrinde yaptırımların sınırları konusunda yoğun tartışmalara sebep olmuştur. Özellikle TTK m. 198/2'de yer alan "oy hakkı dâhil, diğer haklar donar" ibaresindeki "diğer hakların" sınırının ne olduğu belirsizdir [3, 9]. Mali hakların (kâr payı hakkı, rüçhan hakkı, tasfiye payı) donup donmayacağı kesin olarak ifade edilmemiştir. Doktrinde (Kendigelen, Yanlı, Okutan Nilsson vb.) ağırlıklı görüş, donmanın idari haklar (oy hakkı, bilgi alma hakkı, genel kurula katılma hakkı) üzerinde tam etkili olduğu yönündedir [9].
Bir diğer eleştiri konusu da, donan payların hesaplamaya nasıl dâhil edileceğidir. Kanun koyucu, TTK m. 201'de karşılıklı iştirakte donan oyların "toplantı ve karar nisabında dikkate alınmayacağını" (TTK m. 201/1), TTK m. 389'da "toplantı nisabının hesaplanmasında dikkate alınmayacağını" [21, 22] belirtirken, m. 198'de nisaplara etki yönünden sarih bir ifade kullanmamıştır [13]. Ancak doktrindeki baskın görüş (Kendigelen), sistematiğin tutarlılığı gereği, m. 198 ihlali nedeniyle donan payların da ne toplantı ne de karar nisabı matrahına (paydasına) dâhil edilmemesi gerektiği, esas sermaye tutarının fiilen daralmış gibi farz edilerek hesaplanması gerektiği yönündedir [10, 11, 23-25]. Kanun koyucunun bu farklı kavram kullanımları ("toplantı nisabı", "karar nisabı", "oy hakkının donması"), normatif yeknesaklığı bozmakta olup, olası bir kanun değişikliğinde tüm donma hâllerinin toplantı ve karar yetersayılarına etkisinin tek bir çatı hükümde netleştirilmesi isabetli olacaktır.
Metodolojik Not
Bu yorum, akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca Türk Ticaret Kanunu, ilgili ikincil mevzuat, yargı kararları ve ticaret hukuku doktrini çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 198. maddesi, hukukumuza 6102 sayılı Kanun ile giren "Şirketler Topluluğu" (Konsern Hukuku) sistematiğinin temel taşlarından birini oluşturmaktadır [1-3]. TTK'nın İkinci Kitap, Birinci Kısım, "Şirketler Topluluğu" başlığı altında düzenlenen bu madde; şeffaflık, kamuyu aydınlatma ve pay sahipleri ile alacaklıların korunması ilkelerine hizmet etmektedir.
Madde, bir teşebbüsün bir sermaye şirketindeki pay oranlarının kanunda öngörülen kritik eşiklere (yüzde beş, on, yirmi, yirmibeş, otuzüç, elli, altmışyedi veya yüzde yüz) ulaşması, bu eşikleri aşması veya bu eşiklerin altına düşmesi hâlinde, bu durumun on gün içinde ilgili şirkete ve yetkili makamlara bildirilmesini, ticaret siciline tescilini ve ilan edilmesini emretmektedir [1, 2, 4, 5]. Kanun koyucu, şirketler topluluğu bağlamında doğabilecek hâkimiyet ilişkilerinin, karşılıklı iştiraklerin ve dolaylı kontrol mekanizmalarının gizli kalmasını engellemeyi amaçlamıştır. Yükümlülüğün ihlali, paya bağlı oy hakkı ve diğer hakların donması gibi son derece ağır, kendiliğinden sonuç doğuran (ipso iure) yaptırımlara bağlanmıştır [2, 5]. Ayrıca maddenin üçüncü fıkrası, hâkimiyet sözleşmelerinin geçerliliğini kurucu bir şekil şartı olarak ticaret siciline tescil ve ilana tabi kılmıştır [3, 6].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Teşebbüs ve Sermaye Şirketi Kavramları
Maddenin lafzında yer alan "teşebbüs" kavramı, sadece ticaret şirketlerini değil, gerçek kişileri, vakıfları, dernekleri veya devlet tüzel kişiliğine bağlı teşekkülleri de kapsayacak genişlikte ele alınmalıdır. "Sermaye şirketi" ise TTK m. 124/2 uyarınca anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketleri ifade etmektedir [7]. Bildirim yükümlülüğünün doğması için, pay iktisap edilen şirketin mutlaka bir sermaye şirketi olması gerekmektedir.
2.2. Bildirim Eşikleri ve Oranların Hesaplanması
TTK m. 198/1, bildirim yükümlülüğünü belirli eşiklere (%5, %10, %20, %25, %33, %50, %67, %100) bağlamıştır [1, 4]. Bu oranların kazanılması veya elden çıkarılması (eşiklerin altına düşülmesi) hâlinde bildirim zorunludur [1, 5]. Oranların hesaplanmasında TTK m. 196 hükmü esas alınır; buna göre, sermaye şirketindeki iştirak yüzdesi, payların itibarî değerleri toplamının şirketin sermayesine oranlanmasıyla bulunur [2, 8]. Üçüncü kişilerin elindeki kendi payları hesaplamada sermayeden düşülerek net oran tespit edilir [8].
2.3. Yöneticilerin ve Yakınlarının Bildirim Yükümlülüğü
TTK m. 198/1'in son cümlesi, şeffaflık ilkesini yönetim organı üyeleri ve yöneticiler nezdinde genişletmiştir. Teşebbüsün ve sermaye şirketinin yönetim kurulu üyeleriyle yöneticileri; kendilerinin, eşlerinin, velayetleri altındaki çocuklarının ve bunların %20'sine sahip oldukları ticaret şirketlerinin ilgili sermaye şirketindeki paylarını da bildirmek zorundadırlar [2, 5]. Bu bildirimler yazılı şekilde yapılır, ticaret siciline tescil ve ilan olunur [3, 9].
2.4. Hakların Donması (Donma Yaptırımı)
Maddenin ikinci fıkrası uyarınca, bildirim, tescil ve ilan yükümlülüğü yerine getirilmediği sürece ilgili paylara ait "oy hakkı dâhil, diğer haklar" donar [3, 9]. Donma (suspension) yaptırımı, ihlalin gerçekleştiği anda kendiliğinden doğar ve yükümlülük yerine getirilene kadar devam eder. Doktrinde de vurgulandığı üzere, donan paylar genel kurul toplantı ve karar nisaplarının hesaplanmasında dikkate alınamaz [10, 11].
2.5. Hâkimiyet Sözleşmesi
Maddenin üçüncü fıkrasında yer alan "Hâkimiyet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için bu sözleşmenin ticaret siciline tescil ve ilanı şarttır" hükmü [3], sözleşmenin geçerliliğini kurucu (geçerlilik) şartına bağlamıştır. Ancak, sözleşmenin geçersiz sayılması, Kanundaki şirketler topluluğuna dair sorumluluk ve yükümlülüklerin uygulanmasına engel teşkil etmez [3, 6]. Bu düzenleme ile hâkimiyetin fiilen uygulandığı durumlarda sözleşmenin şekil eksikliği öne sürülerek sorumluluktan kaçınılması engellenmiştir.
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili daireleri (özellikle 11. Hukuk Dairesi), oy hakkından yoksunluk ve donma yaptırımının genel kurul toplantılarına olan etkisi konusunda yerleşik ilkeler benimsemiştir. Yargıtay içtihatlarına göre, kanunen oy hakkı bulunmayan veya oy hakkı donmuş olan kişilerin (örneğin TTK m. 198 ihlali veya TTK m. 436 oydan yoksunluk hâlleri) genel kurul toplantısında oy kullanması ve bu durumun kararın alınmasında etkili (illiyet bağı) olması hâlinde ilgili karar iptal edilebilir.
Doktrinde ve içtihatlarda kabul edildiği üzere, oyu donan pay sahibinin hazırun cetvelinde gösterilmesi dahi tek başına toplantı yetersayısını şeklen sağlasa da, bu payların TTK m. 418 vd. maddeler uyarınca nisap hesaplamasında "mevcut" addedilmemesi gerekir [10, 11, 19]. Yargıtay, toplantı ve karar nisaplarında emredici hukuk kurallarına aykırılığı ağır bir sakatlık olarak değerlendirmekte ve "dürüstlük kuralı" (TMK m. 2) sınırları içerisinde geçersizlik taleplerini kabul etmektedir [14, 20].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Donan Paylarla Genel Kurul Kararı Alınması): Bir (A) A.Ş., (B) A.Ş.’nin sermayesinin %22'sini temsil eden payları 1 Şubat tarihinde satın alarak devralmıştır. Ancak, (A) A.Ş. TTK m. 198/1 uyarınca yapması gereken bildirimi 10 günlük kanuni sürede ne muhatap şirkete ne de yetkili makamlara yapmamıştır. 15 Mart tarihinde yapılan (B) A.Ş. genel kuruluna katılan (A) A.Ş. temsilcisi, sermaye artırımı kararına olumlu oy vermiş ve karar ancak bu oylarla geçerli nisaba ulaşmıştır. Hukuki Analiz: TTK m. 198/2 uyarınca, bildirim, tescil ve ilan yükümlülükleri yerine getirilmediğinden (A) A.Ş.'nin (B) A.Ş.'deki paylarına ait oy hakkı dâhil tüm hakları donmuştur [3, 9]. Oy hakkı donan paylar nisap hesaplamasında dikkate alınamaz [10, 11]. Bu nedenle, söz konusu oylar olmaksızın karar yeter sayısı sağlanamıyorsa, genel kurulda alınan sermaye artırımı kararı TTK m. 445 uyarınca kanuna aykırılık sebebiyle iptal davasına konu edilecektir.
Olay 2 (Tescil Edilmeyen Hâkimiyet Sözleşmesi ve Sorumluluk): (X) A.Ş. ile (Y) Limited Şirketi arasında 10 Mayıs tarihinde, (X) A.Ş.'nin (Y) Ltd. Şti. üzerinde tam kontrolünü sağlayacak bir hâkimiyet sözleşmesi imzalanmıştır. Taraflar, ticari sırlarını ifşa etmemek saikiyle bu sözleşmeyi ticaret siciline tescil ve ilan ettirmemişlerdir. İlerleyen süreçte (X) A.Ş., bağlı şirket (Y)'yi zarara uğratacak hukuki işlemler yapmaya zorlamıştır. (Y) şirketinin azınlık pay sahipleri, (X) şirketine karşı TTK m. 202 uyarınca zararın denkleştirilmesi davası açmıştır. (X) A.Ş., hâkimiyet sözleşmesinin tescil edilmediği için TTK m. 198/3 uyarınca geçersiz olduğunu ve sorumluluk hükümlerinin uygulanamayacağını savunmuştur. Hukuki Analiz: TTK m. 198/3 açık ve nettir. Hâkimiyet sözleşmesinin geçerli olması tescil ve ilana bağlıdır; dolayısıyla ortada geçerli bir sözleşme yoktur [3]. Ancak kanun koyucu, sözleşmenin geçersizliğinin şirketler topluluğuna dair sorumluluk hükümlerinin (TTK m. 202) uygulanmasına engel olmayacağını açıkça düzenlemiştir [3, 6]. (X) A.Ş.'nin bu savunması dinlenmeyecek olup, fiili hâkimiyetin kötüye kullanılması sebebiyle doğan sorumluluk devam edecektir.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
TTK m. 198, şirketler topluluğu kavramının temelini atarken şeffaflığı merkeze almakla birlikte, doktrinde yaptırımların sınırları konusunda yoğun tartışmalara sebep olmuştur. Özellikle TTK m. 198/2'de yer alan "oy hakkı dâhil, diğer haklar donar" ibaresindeki "diğer hakların" sınırının ne olduğu belirsizdir [3, 9]. Mali hakların (kâr payı hakkı, rüçhan hakkı, tasfiye payı) donup donmayacağı kesin olarak ifade edilmemiştir. Doktrinde (Kendigelen, Yanlı, Okutan Nilsson vb.) ağırlıklı görüş, donmanın idari haklar (oy hakkı, bilgi alma hakkı, genel kurula katılma hakkı) üzerinde tam etkili olduğu yönündedir [9].
Bir diğer eleştiri konusu da, donan payların hesaplamaya nasıl dâhil edileceğidir. Kanun koyucu, TTK m. 201'de karşılıklı iştirakte donan oyların "toplantı ve karar nisabında dikkate alınmayacağını" (TTK m. 201/1), TTK m. 389'da "toplantı nisabının hesaplanmasında dikkate alınmayacağını" [21, 22] belirtirken, m. 198'de nisaplara etki yönünden sarih bir ifade kullanmamıştır [13]. Ancak doktrindeki baskın görüş (Kendigelen), sistematiğin tutarlılığı gereği, m. 198 ihlali nedeniyle donan payların da ne toplantı ne de karar nisabı matrahına (paydasına) dâhil edilmemesi gerektiği, esas sermaye tutarının fiilen daralmış gibi farz edilerek hesaplanması gerektiği yönündedir [10, 11, 23-25]. Kanun koyucunun bu farklı kavram kullanımları ("toplantı nisabı", "karar nisabı", "oy hakkının donması"), normatif yeknesaklığı bozmakta olup, olası bir kanun değişikliğinde tüm donma hâllerinin toplantı ve karar yetersayılarına etkisinin tek bir çatı hükümde netleştirilmesi isabetli olacaktır.
Metodolojik Not
Bu yorum, akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca Türk Ticaret Kanunu, ilgili ikincil mevzuat, yargı kararları ve ticaret hukuku doktrini çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.