RESMİ METİN

**III

  • Karşılıklı iştirak**

Madde 197 - (1) Birbirlerinin paylarının en az dörtte birine sahip bulunan sermaye şirketleri karşılıklı iştirak durumundadır. Bu payların yüzdelerinin hesaplanmasında 196 ncı madde uygulanır. Anılan şirketlerden biri d iğerine hâkimse, ikincisi aynı zamanda bağlı şirket sayılır. Karşılıklı iştirak durumundaki şirketlerin her biri diğerine hâkimse ikisi de bağlı ve hâkim şirket kabul olunur.


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) "Şirketler Topluluğu" başlıklı ikinci kitabının üçüncü ayrımında yer alan 197. madde, sermaye şirketleri arasındaki karşılıklı iştirak (çapraz iştirak) ilişkisini düzenlemektedir. Şirketler topluluğu hukuku, mülga 6762 sayılı TTK'da bulunmayan ve 6102 sayılı TTK ile Türk hukukuna dâhil edilen yepyeni bir hukuki müessesedir. Bu sistematik içerisinde TTK m. 197, sermaye şirketlerinin birbirlerinin sermayesine karşılıklı olarak iştirak etmeleri durumunu tanımlamakta ve bu durumun hâkimiyet ilişkisi ile kesiştiği noktalardaki statüleri belirlemektedir [1].

Karşılıklı iştirak düzenlemesinin (Ratio Legis) temel amacı, şirketlerin birbirlerinin paylarını iktisap ederek suni bir sermaye yaratmalarını (sermayenin sulanmasını) önlemek ve şirket yönetimlerinin, karşılıklı oy haklarını kullanarak genel kurullarda suni çoğunluklar elde etmesinin (çapraz oy manipülasyonlarının) önüne geçmektir [2], [3]. Madde, salt iştirak ilişkisini tanımlamakla kalmayıp, iştirak oranının belirli bir eşiği (%25) aşması halinde devreye girecek hukuki statüyü inşa etmektedir [1].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Sermaye Şirketi Olma Şartı

TTK m. 197 lafzı açıkça "sermaye şirketleri" ifadesini kullanmaktadır [1]. Türk Ticaret Kanunu sistematiğinde sermaye şirketleri; anonim şirketler, limited şirketler ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerdir. Dolayısıyla, bir şahıs şirketi (kollektif veya komandit şirket) ile bir sermaye şirketi arasındaki karşılıklı pay sahipliği, TTK m. 197 anlamında teknik bir "karşılıklı iştirak" statüsü doğurmaz.

2.2. Yüzde Yirmibeş (%25) / Dörtte Bir Eşiği

Maddenin tesis ettiği hukuki durumun doğabilmesi için, şirketlerin birbirlerinin paylarının "en az dörtte birine" (%25) sahip olmaları şarttır [1]. Şirketlerden birinin diğerindeki payı %25'in altındaysa, diğeri %100'e sahip olsa dahi, TTK m. 197 anlamında teknik bir karşılıklı iştirak durumu oluşmaz. Bu eşik, her iki şirketin de diğerindeki pay sahipliği oranının en az %25 olması gerektiğini amirdir.

2.3. Pay Yüzdelerinin Hesaplanması Metodolojisi

Madde, payların yüzdelerinin hesaplanmasında TTK m. 196 hükmünün uygulanacağını emretmektedir [1]. TTK m. 196 uyarınca, bir ticaret şirketinin bir sermaye şirketindeki iştirakinin yüzdesi, o sermaye şirketindeki payların itibari değerleri toplamının, iştirak olunan şirketin sermayesine oranlanmasıyla bulunur [4]. Hesaplamada, sermaye şirketinin kendi payları ile onun hesabına üçüncü kişilerin elinde bulunan paylar, esas veya çıkarılmış sermayeden düşülerek net oran bulunur [4].

2.4. Hâkimiyet ve Bağlı Şirket Statülerinin İç İçe Geçmesi

Maddenin üçüncü ve dördüncü cümleleri, karşılıklı iştirakin TTK m. 195'te düzenlenen hâkimiyet kavramı ile kesişimini düzenler. Eğer karşılıklı iştirak durumundaki şirketlerden biri diğerine (örneğin oy çokluğu veya sözleşme ile) hâkimse, hâkim olunan şirket aynı zamanda "bağlı şirket" sayılır [1]. Şayet her iki şirket de (farklı araçlarla veya oy haklarıyla) birbirine hâkim durumdaysa, kanun her ikisini de "bağlı ve hâkim şirket" olarak kabul etmektedir [1], [5].

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 196 (Pay ve Oy Oranlarının Hesaplanması): Karşılıklı iştirak oranının %25 eşiğini aşıp aşmadığının tespiti, mutlak surette m. 196'da yer alan formülasyona göre yapılır [4], [1].
  • TTK m. 201 (Hakların Donması): Karşılıklı iştirak kurumunun en ağır yaptırımıdır. Bir sermaye şirketinin paylarını iktisap edip karşılıklı iştirak konumuna bilerek giren diğer sermaye şirketi, iştirak konusu paylardan doğan oy ve diğer pay sahipliği haklarının sadece dörtte birini (%25'ini) kullanabilir; geri kalan haklar donar [2], [6], [7]. Ancak bu sınırlama, bağlı şirketin hâkim şirketin paylarını iktisap etmesi veya her iki şirketin birbirine hâkim olması istisnalarında uygulanmaz [7].
  • TTK m. 389 (Kendi Paylarını İktisap ve Oy Hakkından Yoksunluk): Şirketin kendi paylarını iktisap etmesi ile yavru şirketin ana şirket paylarını iktisap etmesi durumlarında, bu paylar genel kurul toplantı ve karar nisaplarının hesaplanmasında dikkate alınmaz [2], [8]. Karşılıklı iştirak ile kendi payını iktisap rejimleri, sermayenin korunması ilkesi etrafında birbirini tamamlar.
  • TTK m. 198 (Bildirim Yükümlülüğü): Bir teşebbüs veya şirket, diğerinin sermayesinin %25'ini (dörtte birini) iktisap ettiği veya elden çıkardığı takdirde, bu işlemi izleyen on gün içinde ilgili şirkete ve yetkili makamlara bildirmek ve tescil/ilan ettirmek zorundadır [5], [9]. Bildirim yapılana kadar ilgili paylara ait oy hakkı dâhil tüm haklar donar [10], [11]* (Maddenin devam metninde yer alan ilgili fıkra hükümleri çerçevesinde değerlendirilmiştir).*

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Şirketler topluluğu ve karşılıklı iştirak hükümleri, 6102 sayılı Kanun ile hukukumuza girdiği için, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin bu konudaki içtihatları ağırlıklı olarak genel kurul iptal davaları ve nisapların hesaplanması noktasında billurlaşmaktadır. Yargıtay uygulamasında, karşılıklı iştirak halinde (TTK m. 201 devreye girdiğinde) donan payların genel kurul toplantı ve karar nisaplarında "yok hükmünde" sayılması gerektiği vurgulanmaktadır. Eğer genel kurul divan başkanı, donmuş payları (dörtte biri aşan kısmı) toplantı nisabına dâhil eder veya bu payların oylamada kullanılmasına izin verirse, ve bu oylar kararın alınmasında "etkili" olmuşsa (TTK m. 446/1-b illiyet bağı), karar kanuna aykırılık nedeniyle iptal edilebilir [12], [13]. Yargıtay, TTK m. 197 ve 201 hükümlerini, şirket yönetiminin kendini genel kurulda ibra ettirmesi veya suni çoğunlukla koltuğunu koruması gibi kötüniyetli eylemleri engelleyen emredici kurallar silsilesi olarak dikkate almaktadır. (Not: Bu analiz, ilgili Yargıtay içtihat eğilimlerinin doktriner yansımalarından derlenmiştir).

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: (A) Anonim Şirketi, (B) Limited Şirketi'nin sermayesinin %30'unu satın almıştır. Bir yıl sonra (B) Limited Şirketi, (A) Anonim Şirketi'nin borsada işlem görmeyen paylarının %30'unu satın almıştır. (B) Şirketi, (A) Şirketinin genel kurulunda %30'luk payına dayanarak oy kullanmak istemektedir. Hukuki analiz: Her iki şirket de sermaye şirketidir ve birbirlerinin paylarının en az %25'ine sahip oldukları için TTK m. 197 uyarınca "karşılıklı iştirak" durumu doğmuştur [1]. (B) Şirketi, karşılıklı iştirak durumuna bilerek giren (sonradan pay iktisap eden) taraf olduğundan, TTK m. 201 uyarınca paylarından doğan haklarının sadece dörtte birini (yani sahip olduğu %30'luk payın 1/4'ünü) kullanabilir. Geriye kalan pay sahipliği hakları ve oy hakkı donar [2], [6], [7]. Bu donan oylar, genel kurul nisabında dikkate alınamaz [2], [7].

Olay 2: (X) Anonim Şirketi ile (Y) Anonim Şirketi birbirlerinin sermayesine %40 oranında iştirak etmişlerdir. Aynı zamanda, (X) şirketinin esas sözleşmesinde yer alan bir imtiyaz uyarınca, (Y) şirketi (X) şirketinin yönetim kurulunun çoğunluğunu atama hakkına sahiptir. (Y) şirketinin esas sözleşmesine göre de (X) şirketi, (Y)'nin yönetim kurulu üyelerinin yarısından fazlasını atamaktadır. Hukuki analiz: Taraflar arasında %25 eşiğini aşan pay sahipliği bulunduğu için TTK m. 197 kapsamında karşılıklı iştirak mevcuttur [1]. Ancak TTK m. 195/1-a uyarınca her ikisi de diğerinin yönetim kurulunda karar alabilecek çoğunluğu sağlama hakkına sahip olduğundan, her ikisi de birbirine "hâkim" konumdadır [14], [15]. Bu ihtimalde TTK m. 197'nin son cümlesi devreye girer: "Karşılıklı iştirak durumundaki şirketlerin her biri diğerine hâkimse ikisi de bağlı ve hâkim şirket kabul olunur" [1], [5]. Bu durumda her iki şirket de şirketler topluluğunun raporlama (TTK m. 199) yükümlülüklerine tabi olur [16], [10].

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat Yükü: Karşılıklı iştirak dolayısıyla oy haklarının sınırlandırılması gerektiğini (hakların donduğunu) iddia eden taraf (genellikle genel kurul kararının iptalini isteyen azınlık pay sahibi), karşı şirketin bu konuma "bilerek girdiğini" (TTK m. 201/1) ispat etmekle yükümlüdür [6]. Bilme unsuru, TTK m. 198 uyarınca yapılan bildirimler ve ticaret sicili kayıtları üzerinden ispatlanabilir [5].
  • Zamanaşımı / Süreler: Pay iktisapları neticesinde %25 eşiğinin aşılması halinde, TTK m. 198 uyarınca durumun on gün içerisinde şirkete ve yetkili makamlara bildirilmesi zorunludur [5], [9]. Bildirim yapılana kadar ilgili paylara ait haklar kullanılamaz.
  • Görevli/Yetkili Mahkeme: Karşılıklı iştirak ve şirketler topluluğu kurallarının ihlalinden doğan uyuşmazlıklarda (örneğin genel kurul kararlarının iptali, denetçi atanması), davalı şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesi kesin yetkili ve görevlidir (TTK m. 15, m. 445 vd.).
  • Yaygın Uygulama Hataları: Holdingleşme veya grup içi yeniden yapılandırma süreçlerinde, iştirak oranları hesaplanırken TTK m. 196 fıkra 3 uyarınca "bağlı şirketlerin sahip oldukları veya onun hesabına alınmış olup üçüncü kişilerin elindeki payların" hesaba katılmasının (dolaylı iştirak hesabı) unutulması çok sık karşılaşılan bir hatadır [17], [1]. Ayrıca, donan payların hazır bulunanlar listesinde (hazirun cetvelinde) nisaba dâhil edilmesi, iptal davalarına sebebiyet vermektedir [2], [8], [18].

7. Eleştirel Değerlendirme

Türk Ticaret Kanunu m. 197'nin lafzı ve sistematiği, doktrinde (özellikle Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Okutan Nilsson, Bahtiyar gibi otoritelerce) çeşitli yönlerden tahlil ve tenkit edilmektedir [3]. Birincil eleştiri noktası, %25 eşiğinin belirlenmesindeki katılıktır. %24,9 oranında karşılıklı paya sahip şirketler, ekonomik etki bakımından aynı riskleri (sermaye sulanması) taşımasına rağmen TTK m. 197 ve m. 201 yaptırımlarından kaçabilmektedir.

İkinci olarak, "karşılıklı iştirak durumundaki şirketlerin her birinin diğerine hakim olması" halinde "ikisinin de bağlı ve hakim şirket" kabul edilmesi (m. 197 son cümle), sorumluluk ve raporlama rejimleri (TTK m. 199 bağlı şirket raporu, m. 202 hâkimiyetin hukuka aykırı kullanılması) açısından paradoksal durumlar yaratmaktadır [1], [5], [16], [7]. Her iki şirketin yönetim kurulunun da birbirine karşı "bağlı şirket raporu" hazırlaması [16] ve birbirlerinin azınlık pay sahiplerine karşı TTK m. 202 uyarınca sorumluluk riskini taşıması [7], grup içi karar alma mekanizmalarını içinden çıkılmaz bir hukuki döngüye sokabilmektedir. Doktrinde de işaret edildiği üzere, kanun koyucunun şirketler topluluğu hükümlerini Alman Paylı Ortaklıklar Kanunu'ndan (AktG) resepsiyon yoluyla alırken, Türkiye'deki kurumsal yönetim pratiklerini ve "bağlantılı şirket" kavramının karmaşıklığını tam olarak izale edemediği savunulmaktadır.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.