1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 196. maddesi, kanunun İkinci Kitap, Birinci Kısım, Yedinci Bölümünde yer alan "Şirketler Topluluğu" (Kısım G) hükümlerinin merkezî yapı taşlarından biridir [1], [2]. Şirketler topluluğu hukuku, ana (hâkim) şirket ile yavru (bağlı) şirketler arasındaki iktisadi bağımlılığı ve bu bağımlılıktan doğan yönetim/hâkimiyet ilişkilerini düzenler. Bu bağlamda TTK m. 196, topluluk içerisindeki "iştirak (pay)" ve "oy" oranlarının tespiti için amir, matematiksel ve hukuki bir hesaplama metodolojisi sunmaktadır [2], [3].
Söz konusu hüküm, tek başına bir sonuç doğurmaktan ziyade, TTK sistematiğinde birbirine bağlı üç temel müessesenin işleyişi için kesin bir altyapı teşkil eder:
- TTK m. 195 kapsamında bir şirketin diğerine "hâkim" (ana şirket) olup olmadığının saptanması [4],
- TTK m. 197 kapsamında şirketler arasında "karşılıklı iştirak" durumunun tespit edilmesi [5],
- TTK m. 198 uyarınca kanuni "bildirim, tescil ve ilan" yükümlülüklerini doğuran eşiklerin (örneğin %5, %10, %50, %100 vb.) aşılıp aşılmadığının belirlenmesi [6], [7].
Kanun koyucu bu maddeyle, sermaye ve oy yapısındaki "suni" şişkinlikleri (örneğin şirketin kendi paylarını iktisabı) eleyerek, gerçek ve efektif (fiili) kontrol gücünü şeffaf bir biçimde ortaya çıkarmayı amaçlamıştır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. İştirak (Pay) Yüzdesinin Hesaplanması (m. 196/1)
Maddenin birinci fıkrası uyarınca, bir ticaret şirketinin bir sermaye şirketindeki iştirak yüzdesi hesaplanırken "itibari (nominal) değerler" esas alınır. Formül olarak, yatırımcı ticaret şirketinin sahip olduğu payların itibari değerleri toplamı, hedef şirketin toplam (esas veya çıkarılmış) sermayesine bölünür [2].
Ancak bu fıkranın asıl vurucu noktası arılaştırma (netleştirme) kuralıdır: Hedef sermaye şirketinin bizzat kendi mülkiyetinde olan veya kendi hesabına hareket eden üçüncü kişilerin elinde bulunan "kendi payları", orantının paydasını oluşturan toplam sermayeden düşülür [2]. TTK m. 389 ve m. 612 hükümleri uyarınca, bedelsiz pay iktisabı hariç, şirketin iktisap ettiği kendi payları hiçbir pay sahipliği hakkı vermez ve bu paylardan doğan oy hakları kanun gereği donar [8], [9], [10]. Dolayısıyla, bu payların sermaye tabanında yer alması fiili kontrol oranını maskeleyeceğinden, kanun koyucu bunları hesaplama tabanından çıkararak "aktif sermaye" oranını ortaya koymuştur.
2.2. Oy Hakkı Yüzdesinin Hesaplanması (m. 196/2)
Anonim şirketlerde oyda imtiyaz (TTK m. 479) veya oydan yoksun pay ihracı (özellikle SerPK m. 14/A mülga, yeni sistemde imtiyazlı kurgular) ihtimalleri, sermayeye katılma oranı ile oy gücünün her zaman örtüşmemesine sebebiyet verir [11], [12], [13]. Bu sebeple TTK m. 196/2, "oy hakkı yüzdesinin" ayrıca hesaplanmasını amir kılmıştır.
Buradaki oranlama; yatırımcı şirketin sahip olduğu paylardan doğan "kullanılabilen oy haklarının toplamı"nın, hedef şirketteki "kullanılabilir tüm oy haklarının toplamına" bölünmesiyle bulunur [3]. Birinci fıkradaki kural burada da geçerlidir: Hedef şirketin kendi paylarından (veya hesabına hareket edenlerin elindeki paylarından) doğan ve hukuken donmuş olan oy hakları, toplam oy tabanından (paydadan) tenzil edilerek gerçek oy (kontrol) yüzdesi tespit edilir [3].
2.3. Bağlı Şirketlerin ve Üçüncü Kişilerin Elindeki Payların Hesaba Katılması (m. 196/3)
Topluluk hukukunda şeffaflıktan kaçınmak ve hâkimiyet sınırlarını dolanmak (kanuna karşı hile) amacıyla payların parçalanarak iştiraklere veya vekil/inançlı işlem gören 3. kişilere dağıtılması yaygın bir uygulamadır. TTK m. 196/3 bu durumu engeller. Bir şirketin hedef şirketteki payı (ve oy oranı) hesaplanırken, salt kendi mülkiyetindeki paylara bakılmaz; "ona bağlı şirketlerin sahip oldukları" paylar ile "onun hesabına alınmış olup üçüncü kişilerin elindeki paylar" da yatırımcı şirketin kendi payıymış gibi toplanarak pay (iştirak) hanesine yazılır [3], [5].
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 195 (Hâkim ve Bağlı Şirket): Bir şirketin bir başka sermaye şirketini yönetebilecek karar yeter sayısına, doğrudan veya dolaylı oy haklarının çoğunluğuna sahip olması, hâkimiyetin temel ölçütüdür (TTK m. 195/1-a) [4]. Bu oy haklarının ve çoğunluğun yasal teşhisi mutlak surette m. 196'da yer alan arılaştırılmış hesaplama formülüne göre yapılır.
- TTK m. 197 (Karşılıklı İştirak): Şirketlerin birbirlerinin paylarının en az dörtte birine (%25) sahip olması hâlinde "karşılıklı iştirak" durumu oluşur. Hüküm açıkça, "Bu payların yüzdelerinin hesaplanmasında 196 ncı madde uygulanır" diyerek m. 196'ya atıf yapmaktadır [5].
- TTK m. 198 (Bildirim, Tescil ve İlan Yükümlülükleri): Şirketler topluluğunda belirli pay eşiklerinin (%5, %10, %20 vb.) aşılması bildirim ve ilan yükümlülüğü doğurur [6], [7]. Yükümlülüğün ihlali halinde ilgili paylara ait oy hakları donar (TTK m. 198/2) [14], [15]. İlgili maddenin açık atfı gereği, bu yüzdelerin belirlenmesinde m. 196 kuralları (kendi paylarının düşülmesi, bağlı şirket paylarının eklenmesi) tatbik edilir [14], [15].
- TTK m. 389 ve m. 612 (Payların İktisabı ve Donma Etkisi): Şirketin kendi paylarını alması durumunda bu paylara ilişkin oy haklarının donacağı ve hesaplamalarda (gerek genel kurul toplantı nisabında gerek topluluk hesaplarında) dikkate alınmayacağı hüküm altına alınmıştır [8], [9], [10]. TTK m. 196, bu ilkelerin şirketler topluluğu matematiğindeki doğrudan yansımasıdır.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili ticaret dairelerinin (özellikle 11. HD) şirketler topluluğu uyuşmazlıklarındaki yerleşik tutumu; kanuna karşı hile, tüzel kişilik perdesinin dürüstlük kuralına (TMK m. 2) aykırı olarak kullanılması ve hâkimiyetin maskelenmesi hallerinde objektif gerçeğin araştırılması yönündedir. Her ne kadar TTK m. 196 spesifik bir matematiksel hesaplama maddesi olsa da, Yargıtay bu ve benzeri kuralları, "görünürdeki mülkiyet" ile "ekonomik mülkiyet" ayrımını yaparken bir araç olarak değerlendirir. Özellikle TTK m. 198 ihlallerine bağlı "oy haklarının donması" müeyyidesinin tespiti davalarında, davacı ve davalı yanların ibraz ettiği salt pay defteri veya MKK (Merkezi Kayıt Kuruluşu) kayıtları ile yetinilmez; TTK m. 196/3 uyarınca grup içi dolaylı payların ve inançlı işlemler üzerinden kontrol edilen payların tamamı uzman bilirkişi heyetleri aracılığıyla konsolide edilerek hâkimiyet ve bildirim eşikleri denetlenir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Hedef Şirketin Kendi Paylarını İktisabı Halinde Hesaplama):
(A) Anonim Şirketi'nin esas sermayesi 2.000.000 TL'dir. (A) A.Ş., TTK m. 379 sınırları dahilinde kendi paylarından 400.000 TL nominal değerli kısmı iktisap etmiştir. (Y) Ticaret Şirketi ise (A) A.Ş.'nin 800.000 TL nominal değerli payını doğrudan elinde bulundurmaktadır. (Y) Şirketi, sermayenin sadece %40'ına sahip olduğunu iddia ederek TTK m. 195/1-a anlamında hâkim şirket olmadığını savunmaktadır.
Hukuki analiz: TTK m. 196/1 uyarınca hesaplama yapılırken, (A) A.Ş.'nin iktisap ettiği 400.000 TL'lik kendi payı, 2.000.000 TL'lik toplam esas sermayeden düşülür. Yeni hesaplama tabanı (payda) 1.600.000 TL olur. (Y) Şirketinin 800.000 TL'lik payı, 1.600.000 TL'ye oranlandığında iştirak yüzdesi %50'dir. Dolayısıyla (Y) Ticaret Şirketi %40 değil, tam %50 oranında bir ağırlığa sahiptir ve oy çoğunluğuna ilişkin diğer karinelerle birlikte değerlendirildiğinde TTK m. 198 eşiklerini aşmış ve muhtemel hâkim şirket konumuna gelmiştir.
Olay 2 (Dolaylı Paylar ile Vekâleten Tutulan Payların Konsolidasyonu):
(X) A.Ş., hedef (H) A.Ş.'nin sermayesinin %12'sine doğrudan sahiptir. (X) A.Ş.'nin %70'ine sahip olduğu yavru (Z) Ltd. Şti. ise (H) A.Ş.'nin %10 payını elinde tutmaktadır. Ayrıca (X) A.Ş., aralarındaki gizli bir vekâlet akdine (inançlı işlem) dayanarak gerçek kişi Bay (B)'ye (H) A.Ş.'nin %5'lik payını aldırtmıştır. (X) A.Ş., "sadece %12 payım var" diyerek TTK m. 198'deki %20 ve %25 bildirim yükümlülüklerinden kaçınmıştır.
Hukuki analiz: TTK m. 196/3 gereği, yatırımcı şirketin iştirak oranı hesaplanırken kendisine bağlı şirketlerin payları ve hesabına hareket eden üçüncü kişilerin payları hesaba katılır. Bu bağlamda, (X) A.Ş.'nin %12'lik doğrudan payına, (Z) Ltd. Şti.'nin %10'u ve Bay (B)'nin %5'i eklenir (12+10+5 = %27). Şirketin (H) A.Ş. üzerindeki yasal pay/oy oranı %27'dir. TTK m. 198 uyarınca bildirim eşikleri (%20 ve %25) aşılmış olup, yasal süre içinde bildirim yapılmadığından bu %27'lik payın tamamına ait oy hakları donacaktır [14], [7].
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: Şirketler topluluğu hesaplamalarında TTK m. 196/3 çerçevesinde inançlı işlem ile üçüncü kişi üzerinde tutulan payların tespiti zorluk arz eder. Bir payın, başka bir şirketin "hesabına" alındığını iddia eden taraf, bu muvazaalı veya inançlı hukuki ilişkiyi (HMK ve TTK ispat kuralları dairesinde) ispat etmekle yükümlüdür.
- Zamanaşımı / Süreler: Eşiklerin aşılması halinde TTK m. 198 uyarınca yapılacak bildirim süresi, oranın TTK m. 196'ya göre saptanmasına sebebiyet veren işlemlerin tamamlanmasını izleyen on gündür [16], [7]. Bu süre hak düşürücü bir süredir.
- Görevli/yetkili mahkeme: TTK m. 195 ve devamı çerçevesinde hâkimiyetin ve buna bağlı yükümlülüklerin tespitine (özellikle oy haklarının donup donmadığının tespitine) ilişkin uyuşmazlıklarda görevli mahkeme, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesidir.
- Yaygın uygulama hataları: Holdinglerin konsolide tabloları veya bağlı şirket bildirimleri hazırlanırken, hedef şirketlerin bedelli/bedelsiz sermaye artırımlarında veya kendi paylarını iktisaplarında m. 196/1 ve m. 196/2'de belirtilen arılaştırma indirimlerinin yapılmaması, bildirim eşiklerinin yanlış tespitine sebebiyet veren en majör teknik hatadır.
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde TTK m. 196'da benimsenen arılaştırma yöntemi ve oy hakkından yoksun kalan payların oranlamaya etkileri konusunda derin tartışmalar mevcuttur. Prof. Dr. Abuzer Kendigelen ve Prof. Dr. Gül Okutan Nilsson başta olmak üzere Türk ticaret hukuku doktrini, şirketin kendi paylarını iktisabında ve TTK m. 198'e aykırılık halinde "oy hakkının donması" müessesesinin toplantı ve karar nisaplarında (TTK m. 418 vd.) yarattığı sarsıntıya dikkat çekmiştir [17], [6], [18], [19].
Şirketin iktisap ettiği veya bildirim yapılmadığı için donan payların (TTK m. 196/2 uyarınca paydadan çıkarılarak hesaplama yapılması neticesinde) toplam oydan bütünüyle dışlanması, matematiksel olarak şirkette hâkimiyet sağlamak isteyen küçük bir azınlığın, haksız yere karar gücüne kavuşmasına neden olabilmektedir. Nitekim oyların donduğu ve TTK m. 196/2'ye göre hesaplamadan dışlandığı hallerde, kalan çok cüzi bir pay (örneğin %15), arılaştırılmış yeni hesaplamada birden salt çoğunluğa hatta ağırlaştırılmış nisaplara (TTK m. 421) ulaşabilecek bir güce erişmektedir [20], [19]. Kanun koyucunun "şeffaf oranlama" amacıyla getirdiği bu matematiksel dışlama kuralı, kurumsal yönetim zafiyetine ve "çoğunluğun azınlık tarafından tahakküm altına alınması" gibi ters bir amaca hizmet edebilmektedir. Doktrindeki baskın görüş, bu yan etkilerin aşılabilmesi adına, hakim mahkemelerin ve uygulamanın dürüstlük kuralı ekseninde dengeleyici kararlar tesis etmesi gerektiği yönündedir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 196. maddesi, kanunun İkinci Kitap, Birinci Kısım, Yedinci Bölümünde yer alan "Şirketler Topluluğu" (Kısım G) hükümlerinin merkezî yapı taşlarından biridir [1], [2]. Şirketler topluluğu hukuku, ana (hâkim) şirket ile yavru (bağlı) şirketler arasındaki iktisadi bağımlılığı ve bu bağımlılıktan doğan yönetim/hâkimiyet ilişkilerini düzenler. Bu bağlamda TTK m. 196, topluluk içerisindeki "iştirak (pay)" ve "oy" oranlarının tespiti için amir, matematiksel ve hukuki bir hesaplama metodolojisi sunmaktadır [2], [3].
Söz konusu hüküm, tek başına bir sonuç doğurmaktan ziyade, TTK sistematiğinde birbirine bağlı üç temel müessesenin işleyişi için kesin bir altyapı teşkil eder:
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. İştirak (Pay) Yüzdesinin Hesaplanması (m. 196/1)
Maddenin birinci fıkrası uyarınca, bir ticaret şirketinin bir sermaye şirketindeki iştirak yüzdesi hesaplanırken "itibari (nominal) değerler" esas alınır. Formül olarak, yatırımcı ticaret şirketinin sahip olduğu payların itibari değerleri toplamı, hedef şirketin toplam (esas veya çıkarılmış) sermayesine bölünür [2].
Ancak bu fıkranın asıl vurucu noktası arılaştırma (netleştirme) kuralıdır: Hedef sermaye şirketinin bizzat kendi mülkiyetinde olan veya kendi hesabına hareket eden üçüncü kişilerin elinde bulunan "kendi payları", orantının paydasını oluşturan toplam sermayeden düşülür [2]. TTK m. 389 ve m. 612 hükümleri uyarınca, bedelsiz pay iktisabı hariç, şirketin iktisap ettiği kendi payları hiçbir pay sahipliği hakkı vermez ve bu paylardan doğan oy hakları kanun gereği donar [8], [9], [10]. Dolayısıyla, bu payların sermaye tabanında yer alması fiili kontrol oranını maskeleyeceğinden, kanun koyucu bunları hesaplama tabanından çıkararak "aktif sermaye" oranını ortaya koymuştur.
2.2. Oy Hakkı Yüzdesinin Hesaplanması (m. 196/2)
Anonim şirketlerde oyda imtiyaz (TTK m. 479) veya oydan yoksun pay ihracı (özellikle SerPK m. 14/A mülga, yeni sistemde imtiyazlı kurgular) ihtimalleri, sermayeye katılma oranı ile oy gücünün her zaman örtüşmemesine sebebiyet verir [11], [12], [13]. Bu sebeple TTK m. 196/2, "oy hakkı yüzdesinin" ayrıca hesaplanmasını amir kılmıştır.
Buradaki oranlama; yatırımcı şirketin sahip olduğu paylardan doğan "kullanılabilen oy haklarının toplamı"nın, hedef şirketteki "kullanılabilir tüm oy haklarının toplamına" bölünmesiyle bulunur [3]. Birinci fıkradaki kural burada da geçerlidir: Hedef şirketin kendi paylarından (veya hesabına hareket edenlerin elindeki paylarından) doğan ve hukuken donmuş olan oy hakları, toplam oy tabanından (paydadan) tenzil edilerek gerçek oy (kontrol) yüzdesi tespit edilir [3].
2.3. Bağlı Şirketlerin ve Üçüncü Kişilerin Elindeki Payların Hesaba Katılması (m. 196/3)
Topluluk hukukunda şeffaflıktan kaçınmak ve hâkimiyet sınırlarını dolanmak (kanuna karşı hile) amacıyla payların parçalanarak iştiraklere veya vekil/inançlı işlem gören 3. kişilere dağıtılması yaygın bir uygulamadır. TTK m. 196/3 bu durumu engeller. Bir şirketin hedef şirketteki payı (ve oy oranı) hesaplanırken, salt kendi mülkiyetindeki paylara bakılmaz; "ona bağlı şirketlerin sahip oldukları" paylar ile "onun hesabına alınmış olup üçüncü kişilerin elindeki paylar" da yatırımcı şirketin kendi payıymış gibi toplanarak pay (iştirak) hanesine yazılır [3], [5].
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili ticaret dairelerinin (özellikle 11. HD) şirketler topluluğu uyuşmazlıklarındaki yerleşik tutumu; kanuna karşı hile, tüzel kişilik perdesinin dürüstlük kuralına (TMK m. 2) aykırı olarak kullanılması ve hâkimiyetin maskelenmesi hallerinde objektif gerçeğin araştırılması yönündedir. Her ne kadar TTK m. 196 spesifik bir matematiksel hesaplama maddesi olsa da, Yargıtay bu ve benzeri kuralları, "görünürdeki mülkiyet" ile "ekonomik mülkiyet" ayrımını yaparken bir araç olarak değerlendirir. Özellikle TTK m. 198 ihlallerine bağlı "oy haklarının donması" müeyyidesinin tespiti davalarında, davacı ve davalı yanların ibraz ettiği salt pay defteri veya MKK (Merkezi Kayıt Kuruluşu) kayıtları ile yetinilmez; TTK m. 196/3 uyarınca grup içi dolaylı payların ve inançlı işlemler üzerinden kontrol edilen payların tamamı uzman bilirkişi heyetleri aracılığıyla konsolide edilerek hâkimiyet ve bildirim eşikleri denetlenir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Hedef Şirketin Kendi Paylarını İktisabı Halinde Hesaplama): (A) Anonim Şirketi'nin esas sermayesi 2.000.000 TL'dir. (A) A.Ş., TTK m. 379 sınırları dahilinde kendi paylarından 400.000 TL nominal değerli kısmı iktisap etmiştir. (Y) Ticaret Şirketi ise (A) A.Ş.'nin 800.000 TL nominal değerli payını doğrudan elinde bulundurmaktadır. (Y) Şirketi, sermayenin sadece %40'ına sahip olduğunu iddia ederek TTK m. 195/1-a anlamında hâkim şirket olmadığını savunmaktadır. Hukuki analiz: TTK m. 196/1 uyarınca hesaplama yapılırken, (A) A.Ş.'nin iktisap ettiği 400.000 TL'lik kendi payı, 2.000.000 TL'lik toplam esas sermayeden düşülür. Yeni hesaplama tabanı (payda) 1.600.000 TL olur. (Y) Şirketinin 800.000 TL'lik payı, 1.600.000 TL'ye oranlandığında iştirak yüzdesi %50'dir. Dolayısıyla (Y) Ticaret Şirketi %40 değil, tam %50 oranında bir ağırlığa sahiptir ve oy çoğunluğuna ilişkin diğer karinelerle birlikte değerlendirildiğinde TTK m. 198 eşiklerini aşmış ve muhtemel hâkim şirket konumuna gelmiştir.
Olay 2 (Dolaylı Paylar ile Vekâleten Tutulan Payların Konsolidasyonu): (X) A.Ş., hedef (H) A.Ş.'nin sermayesinin %12'sine doğrudan sahiptir. (X) A.Ş.'nin %70'ine sahip olduğu yavru (Z) Ltd. Şti. ise (H) A.Ş.'nin %10 payını elinde tutmaktadır. Ayrıca (X) A.Ş., aralarındaki gizli bir vekâlet akdine (inançlı işlem) dayanarak gerçek kişi Bay (B)'ye (H) A.Ş.'nin %5'lik payını aldırtmıştır. (X) A.Ş., "sadece %12 payım var" diyerek TTK m. 198'deki %20 ve %25 bildirim yükümlülüklerinden kaçınmıştır. Hukuki analiz: TTK m. 196/3 gereği, yatırımcı şirketin iştirak oranı hesaplanırken kendisine bağlı şirketlerin payları ve hesabına hareket eden üçüncü kişilerin payları hesaba katılır. Bu bağlamda, (X) A.Ş.'nin %12'lik doğrudan payına, (Z) Ltd. Şti.'nin %10'u ve Bay (B)'nin %5'i eklenir (12+10+5 = %27). Şirketin (H) A.Ş. üzerindeki yasal pay/oy oranı %27'dir. TTK m. 198 uyarınca bildirim eşikleri (%20 ve %25) aşılmış olup, yasal süre içinde bildirim yapılmadığından bu %27'lik payın tamamına ait oy hakları donacaktır [14], [7].
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde TTK m. 196'da benimsenen arılaştırma yöntemi ve oy hakkından yoksun kalan payların oranlamaya etkileri konusunda derin tartışmalar mevcuttur. Prof. Dr. Abuzer Kendigelen ve Prof. Dr. Gül Okutan Nilsson başta olmak üzere Türk ticaret hukuku doktrini, şirketin kendi paylarını iktisabında ve TTK m. 198'e aykırılık halinde "oy hakkının donması" müessesesinin toplantı ve karar nisaplarında (TTK m. 418 vd.) yarattığı sarsıntıya dikkat çekmiştir [17], [6], [18], [19].
Şirketin iktisap ettiği veya bildirim yapılmadığı için donan payların (TTK m. 196/2 uyarınca paydadan çıkarılarak hesaplama yapılması neticesinde) toplam oydan bütünüyle dışlanması, matematiksel olarak şirkette hâkimiyet sağlamak isteyen küçük bir azınlığın, haksız yere karar gücüne kavuşmasına neden olabilmektedir. Nitekim oyların donduğu ve TTK m. 196/2'ye göre hesaplamadan dışlandığı hallerde, kalan çok cüzi bir pay (örneğin %15), arılaştırılmış yeni hesaplamada birden salt çoğunluğa hatta ağırlaştırılmış nisaplara (TTK m. 421) ulaşabilecek bir güce erişmektedir [20], [19]. Kanun koyucunun "şeffaf oranlama" amacıyla getirdiği bu matematiksel dışlama kuralı, kurumsal yönetim zafiyetine ve "çoğunluğun azınlık tarafından tahakküm altına alınması" gibi ters bir amaca hizmet edebilmektedir. Doktrindeki baskın görüş, bu yan etkilerin aşılabilmesi adına, hakim mahkemelerin ve uygulamanın dürüstlük kuralı ekseninde dengeleyici kararlar tesis etmesi gerektiği yönündedir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.