1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 192. maddesi, ticaret şirketlerinin birleşme, bölünme ve tür değiştirme gibi yapısal değişiklik işlemlerinin hukuka uygunluğunu denetlemek ve bu işlemlerdeki hukuki sakatlıkların giderilmesini veya işlemin iptalini sağlamak amacıyla ihdas edilmiş, "özel iptal davası" niteliği taşıyan temel bir düzenlemedir. Ticaret şirketlerinde yapısal değişiklik işlemlerinde "şirketin devamlılığı" (ortaklık paylarının ve haklarının sürekliliği) ilkesi birinci derecede önem taşımakta olup, bu işlemlerin değişen ticari koşullara uyarlanırken pay sahiplerinin haksızlığa veya zarara uğratılmasını engellemek hedeflenmiştir [1], [2].
Bu bağlamda TTK m. 192, yapısal değişiklik kararlarına karşı hukuki koruma mekanizmalarının merkezinde yer almaktadır [3]. Kanun koyucu, yapısal değişikliğin geçerliliğini tehdit edebilecek nitelikteki ağır hukuka aykırılıklar ile daha hafif usul hatalarını birbirinden ayırarak, işlemin iptalinden ziyade "ayakta tutulması" ilkesini (favor negotii) benimsemiştir. Nitekim İsviçre Birleşme Kanunu (FusG) m. 106 mehaz alınarak hazırlanan bu hüküm [4], mahkemeye öncelikle eksikliklerin giderilmesi için süre verme yükümlülüğü yüklemiştir [5], [6]. Madde, yapısal değişiklik işlemlerinin taşıdığı ekonomik önem ve bu işlemlere taraf olan üçüncü kişilerin korunması ihtiyacı nedeniyle, klasik genel kurul kararlarının iptali davasından (TTK m. 445) farklı usul ve esaslara tabi tutulmuştur.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. İptal Davasının Sebebi: 134 ilâ 190. Maddelerin İhlali
TTK m. 192 uyarınca açılacak iptal davasının yegâne maddi dayanağı, kanunun 134. ila 190. maddeleri arasında düzenlenen yapısal değişikliklere ilişkin emredici ve yedek hukuk kurallarının ihlal edilmesidir [7], [8]. Doktrinde Reha Poroy, Ünal Tekinalp ve Ersin Çamoğlu gibi yazarlar tarafından da ifade edildiği üzere, yapısal değişiklik kararlarına karşı açılacak özel iptal davalarında yalnızca bu maddelere aykırılık sebebine dayanılabilir; genel iptal sebepleri (TTK m. 445) bu davanın temelini oluşturmaz [7]. Örneğin, birleşme sözleşmesinin içeriğindeki eksiklikler, inceleme hakkının (TTK m. 149) gereği gibi kullandırılmaması veya yapısal değişiklik raporundaki (TTK m. 147) maddi hatalar bu kapsama dâhildir [9], [10]. Ancak, TTK m. 134-190'a aykırılıkla birlikte genel iptal sebeplerine (örneğin dürüstlük kuralına aykırılık) de yer verilebileceği doktrinde savunulmaktadır [7], [11].
2.2. Davacı Sıfatı ve İspat Şartı (Olumlu Oy Vermeme ve Tutanağa Geçirtme)
Hüküm, iptal davası açma hakkını yapısal değişikliğe katılan şirketlerin ortaklarına tanımış olup, bu hakkın kullanımı katı şekil şartlarına bağlanmıştır. Davacının, yapısal değişiklik kararına "olumlu oy vermemiş" olması ve bu muhalefetini "tutanağa geçirmiş" bulunması şarttır [3], [8]. Dikkat edilecek olursa, genel iptal davasını düzenleyen TTK m. 446'dan farklı olarak "olumsuz oy kullanma" yerine "olumlu oy vermemiş" olma ibaresi tercih edilmiştir. Doktrindeki yerleşik görüşe göre, bu ifade sayesinde toplantıya katılıp çekimser oy kullanan ve bunu tutanağa geçirten pay sahiplerinin de dava açma hakkı bulunmaktadır [11]. Pay sahibinin toplantıya hiç katılmamış olması, toplantıya katılmasına haksız olarak engel olunması veya çağrının usulüne uygun yapılmaması hallerinde ise TTK m. 192 değil, genel hüküm niteliğindeki TTK m. 445 ve devamı maddeleri (özellikle m. 446/1-b) uyarınca dava hakkı saklıdır [12]. Ayrıca malvarlığındaki önemli değişikliklere (TTK m. 150) ilişkin bildirim yükümlülüğünün ihlali halinde, bu durumu sonradan öğrenen ortakların, başlangıçta olumlu oy vermiş olsalar dahi dava haklarının bulunduğu savunulmaktadır [13].
2.3. Yönetim Organı Kararlarına Karşı İptal (m. 192/2)
Anonim şirketlerde yapısal değişiklik kararları kural olarak genel kurul tarafından alınır. Ancak kanun, kolaylaştırılmış birleşme gibi istisnai hallerde (TTK m. 155, 156) bu yetkiyi yönetim organına tanımıştır [14], [15]. TTK m. 192/2 hükmü, hukuki denetim boşluğu oluşmaması amacıyla, kararın bir yönetim organı tarafından verilmesi hâlinde de iptal davası açılabileceğini açıkça öngörmüştür [5], [16].
2.4. Eksikliklerin Giderilmesi ve İşlemin Ayakta Tutulması (m. 192/3)
Maddenin 3. fıkrası, Türk İsviçre hukuk sisteminin "yapı değişikliği işlemlerinin ayakta tutulması" ilkesinin en somut yansımasıdır. Mahkeme, birleşme, bölünme veya tür değiştirmeye ilişkin işlemlerde bir eksiklik tespit ederse, derhal iptal kararı vermek yerine, öncelikle hukuki sakatlığın giderilmesi için taraflara kesin bir süre vermek zorundadır [12], [17], [5]. Hâkim, burada tespit edilen eksikliğin mahiyetini (örneğin değerleme raporundaki bir hatanın düzeltilmesi veya eksik bildirimlerin tamamlanması) belirterek uygun süreyi tayin eder. Ancak hukuki sakatlık verilen süre içinde giderilemiyorsa veya giderilememişse, mahkeme işlemi iptal eder ve malvarlığı üzerindeki geriye dönüşü zor tasarrufları önlemek amacıyla gerekli önlemleri alır (örneğin kayyım tayini) [17], [18], [19].
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 445 ve 446 (Genel Kurul Kararlarının İptali) — TTK m. 192, yapısal değişiklikler bakımından lex specialis (özel kanun) niteliğindedir [20]. Bir yapısal değişiklik kararına karşı genel iptal davası (m. 445) ve özel iptal davası (m. 192) şartlarının kümülatif gerçekleşmesi halinde davacı dilediği yola başvurabilir [7]. Ancak hak düşürücü süreler ve dava şartları bakımından farklılıklar arz eder.
- TTK m. 191 (Ortaklık Paylarının ve Haklarının İncelenmesi Davası / Denkleştirme Davası) — TTK m. 191, yalnızca değişim oranının veya ayrılma akçesinin uygun olmadığı iddialarına dayanan bir eda davasıdır ve m. 191/4 gereği yapısal işlemin geçerliliğini etkilemez [21], [22]. Ortaklık paylarının ve haklarının korunmadığı iddiasıyla işlemin bütünüyle ortadan kaldırılması isteniyorsa, m. 191 değil, m. 192 uyarınca iptal davası açılması zorunludur [23], [24]. Doktrinde (örneğin Ünal Tekinalp) bu iki davanın birlikte (terditli) açılabileceği vurgulanmaktadır [25], [26].
- HMK m. 26 (Taleple Bağlılık İlkesi) — Davacının yalnızca denkleştirme (TTK m. 191) talep ettiği bir davada, hâkim re'sen yapısal değişikliğin iptaline (TTK m. 192) karar veremez [27]. İptal için açıkça talep bulunması şarttır.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, yapısal değişikliklerin iptali ile denkleştirme davaları arasındaki ilişkiyi titizlikle incelemektedir. Emsal teşkil eden Yargıtay 11. HD, E. 2015/13662, K. 2017/4052 sayılı kararında davacı, kısmi bölünme işlemlerinde hakların devamı ilkesine riayet edilmediği ve değerlemelerin hatalı yapıldığı iddiasıyla kanuna aykırı bölünmenin iptalini, bunun mümkün olmaması halinde TTK m. 191 uyarınca denkleştirme ödenmesini terditli olarak talep etmiştir. İlk derece mahkemesi ve Yargıtay, bölünmeye ilişkin işlemlerde eksiklik bulunmadığı tespitiyle iptal koşullarının oluşmadığını, iptal koşulları oluşmadığından değerlemelerin de usulüne uygun yapılarak denkleştirme ödemesi talebinin de yerinde olmadığına karar vermiştir [28], [29], [30].
Bir başka içtihatta (Yargıtay 11. HD, E. 2015/6344, K. 2016/8169), birleşme kararının Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edildiği tarihten itibaren iki aylık yasal sürenin geçtiği tespit edilmiş; mahkemece davanın süreden reddine karar verilmiş ve bu karar Yargıtay tarafından onanmıştır [31]. Bu kararlar, iki aylık sürenin kesin bir hak düşürücü süre olduğunu ve her iki davanın yığılması usulüne Yargıtay'ın sıcak baktığını göstermektedir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo):
Alfa A.Ş. ile Beta A.Ş. arasındaki devralma şeklinde birleşme işlemine dair genel kurul toplantısında, Beta A.Ş. pay sahibi X, birleşme sözleşmesindeki değişim oranlarına katılmadığı için olumsuz oy kullanmış, ancak bu muhalefetini toplantı tutanağına geçirtmeyi unutmuştur. Birleşme kararı 10 Mart 2026 tarihinde Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilmiş; X, kararın iptali için 15 Mayıs 2026 tarihinde asliye ticaret mahkemesinde dava açmıştır.
Hukuki analiz: Davacının talebi iki farklı yönden reddedilmelidir. İlk olarak, TTK m. 192/1 uyarınca davacının genel kurulda olumlu oy vermemesinin yanı sıra bu durumu tutanağa geçirtmiş olması zorunludur. X, bu külfeti yerine getirmemiştir [3], [8]. İkinci olarak, TTK m. 192'de öngörülen dava açma süresi ilandan itibaren iki aydır (10 Mayıs 2026'da süre dolmuştur). Bu süre hak düşürücü süre olup, davacı süreyi kaçırmıştır [32], [31].
Olay 2 (kurmaca senaryo):
Gama A.Ş., yavru şirketi olan Omega A.Ş.'nin oy hakkı veren tüm paylarına sahip olup, sermaye şirketlerinin kolaylaştırılmış birleşme usulü (TTK m. 155) kapsamında yönetim kurulu kararı ile Omega A.Ş.'yi devralmıştır. Ancak, birleşme işleminden otuz gün önce ortaklara sunulması gereken belgelerde (inceleme hakkı, TTK m. 149) eksiklikler tespit edilmiştir. Omega A.Ş. azınlık ortağı Y, doğrudan yönetim kurulu kararına karşı iptal davası açmıştır.
Hukuki analiz: TTK m. 192/2 uyarınca yapısal değişiklik kararının bir yönetim organı tarafından verilmesi halinde de iptal davası açılabilmesi mümkündür [5], [16]. Mahkeme davayı kabul edilebilir bulacak; ancak derhal iptal kararı vermeyecektir. TTK m. 192/3 emredici hükmü gereği hâkim, inceleme hakkına konu belgelerdeki eksikliğin giderilmesi için taraflara kesin bir süre vermelidir [12], [17]. Belirtilen süre zarfında yönetim kurulu eksiklikleri usulüne uygun şekilde giderirse davanın reddine; aksi halde birleşme kararının iptaline ve gerekli tasfiye önlemlerinin alınmasına karar verilecektir [18], [5].
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: Davacı, genel kurul kararının alındığı sırada muhalif kalarak (olumlu oy vermeyerek) durumu tutanağa geçirttiğini ve TTK m. 134 ilâ 190. maddelerde düzenlenen emredici veya yedek hukuk kurallarının ihlal edildiğini ispat etmekle yükümlüdür. Şayet işlemde eksiklik iddia ediliyorsa, somut belgelerle mahkemeye sunulmalıdır.
- Zamanaşımı / Süreler: Dava, kararın Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilanından itibaren iki (2) ay içinde açılmalıdır [3], [32]. İlanın gerekmediği istisnai hâllerde süre tescil tarihinden başlar. Bu süre bir zamanaşımı değil, mahkemece re'sen dikkate alınacak hak düşürücü süredir [32], [31].
- Görevli ve Yetkili Mahkeme: Görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir. Yetki konusunda ise kanun kesin yetki kuralı getirmemiş olup, birleşme, bölünme veya tür değiştirmeye katılan şirketlerden birinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir [33], [34], [35].
- Yaygın uygulama hataları:
- Davacıların ortaklık paylarının uygun belirlenmemesi iddiasıyla (salt miktar uyuşmazlığı) iptal davası (m. 192) açmaları. Hâlbuki bu durumda işlemi iptal ettirmek yerine TTK m. 191 uyarınca denkleştirme davası açılmalıdır [23], [36].
- Terditli (kademeli) taleplerin usulüne uygun yapılandırılmaması. İptal ve denkleştirme davalarının terditli açıldığı durumlarda, öncelikle iptal incelenmeli, iptal reddedilirse denkleştirme değerlendirilmelidir [37], [38].
- Mahkemelerin eksikliklerin giderilmesi için taraflara süre verme (TTK m. 192/3) zorunluluğunu göz ardı ederek doğrudan iptale hükmetmeleri.
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde TTK m. 192 hükmü, genel iptal davasını düzenleyen TTK m. 445 ve devamı ile karşılaştırmalı olarak sıklıkla eleştirilmektedir. İlk eleştiri konusu süre yönündendir. Genel kurul kararlarının iptalinde süre üç ay iken, yapısal değişiklik işlemlerinde iptal davası süresinin iki ay olarak belirlenmesi; mehaz İsviçre Kanunundan aktarılırken dikkatsizlik sonucu oluşan uyumsuzluk olarak değerlendirilmekte ve hukuk güvenliği açısından tenkit edilmektedir [32].
İkinci temel eleştiri, davacı sıfatının kazanılması için TTK m. 192'de "olumlu oy vermemiş olmak" tabirinin kullanılmasıdır. Genel düzenleme olan TTK m. 446'da "olumsuz oy kullanmak" ifadesi yer alırken buradaki farklı terminoloji, doktrinde çekimser oyların statüsü ve hukuki neticeleri bakımından tartışma doğurmuştur [11]. Her ne kadar doktrin bu ifadeyi "çekimser" veya "boş" oyları da kapsayacak şekilde yorumlayarak çözüme kavuştursa da, kanun koyucunun terminolojik birliği sağlaması gerektiği vurgulanmaktadır.
Üçüncü tartışma, denkleştirme davası (m. 191) ile özel iptal davası (m. 192) arasındaki ilişkidir. Çoğunluk görüşü, m. 191'in lex specialis niteliğinde bir eda davası olduğu ve ayrılma akçesine veya değişim oranına ilişkin bir ihlalin tek başına m. 192 uyarınca iptal nedeni yapılamayacağı yönündedir [39], [25]. Buna karşın, denkleştirme imkânının bulunmasının iptal davası açmakta hukuki yararı ortadan kaldırmayacağı yönünde de güçlü görüşler mevcuttur [40], [28]. De lege ferenda (olması gereken hukuk), her iki kurum arasındaki usuli sınırların ve terditli dava şartlarının Kanun metninde çok daha berrak biçimde ifade edilmesi gerekmektedir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 192. maddesi, ticaret şirketlerinin birleşme, bölünme ve tür değiştirme gibi yapısal değişiklik işlemlerinin hukuka uygunluğunu denetlemek ve bu işlemlerdeki hukuki sakatlıkların giderilmesini veya işlemin iptalini sağlamak amacıyla ihdas edilmiş, "özel iptal davası" niteliği taşıyan temel bir düzenlemedir. Ticaret şirketlerinde yapısal değişiklik işlemlerinde "şirketin devamlılığı" (ortaklık paylarının ve haklarının sürekliliği) ilkesi birinci derecede önem taşımakta olup, bu işlemlerin değişen ticari koşullara uyarlanırken pay sahiplerinin haksızlığa veya zarara uğratılmasını engellemek hedeflenmiştir [1], [2].
Bu bağlamda TTK m. 192, yapısal değişiklik kararlarına karşı hukuki koruma mekanizmalarının merkezinde yer almaktadır [3]. Kanun koyucu, yapısal değişikliğin geçerliliğini tehdit edebilecek nitelikteki ağır hukuka aykırılıklar ile daha hafif usul hatalarını birbirinden ayırarak, işlemin iptalinden ziyade "ayakta tutulması" ilkesini (favor negotii) benimsemiştir. Nitekim İsviçre Birleşme Kanunu (FusG) m. 106 mehaz alınarak hazırlanan bu hüküm [4], mahkemeye öncelikle eksikliklerin giderilmesi için süre verme yükümlülüğü yüklemiştir [5], [6]. Madde, yapısal değişiklik işlemlerinin taşıdığı ekonomik önem ve bu işlemlere taraf olan üçüncü kişilerin korunması ihtiyacı nedeniyle, klasik genel kurul kararlarının iptali davasından (TTK m. 445) farklı usul ve esaslara tabi tutulmuştur.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. İptal Davasının Sebebi: 134 ilâ 190. Maddelerin İhlali
TTK m. 192 uyarınca açılacak iptal davasının yegâne maddi dayanağı, kanunun 134. ila 190. maddeleri arasında düzenlenen yapısal değişikliklere ilişkin emredici ve yedek hukuk kurallarının ihlal edilmesidir [7], [8]. Doktrinde Reha Poroy, Ünal Tekinalp ve Ersin Çamoğlu gibi yazarlar tarafından da ifade edildiği üzere, yapısal değişiklik kararlarına karşı açılacak özel iptal davalarında yalnızca bu maddelere aykırılık sebebine dayanılabilir; genel iptal sebepleri (TTK m. 445) bu davanın temelini oluşturmaz [7]. Örneğin, birleşme sözleşmesinin içeriğindeki eksiklikler, inceleme hakkının (TTK m. 149) gereği gibi kullandırılmaması veya yapısal değişiklik raporundaki (TTK m. 147) maddi hatalar bu kapsama dâhildir [9], [10]. Ancak, TTK m. 134-190'a aykırılıkla birlikte genel iptal sebeplerine (örneğin dürüstlük kuralına aykırılık) de yer verilebileceği doktrinde savunulmaktadır [7], [11].
2.2. Davacı Sıfatı ve İspat Şartı (Olumlu Oy Vermeme ve Tutanağa Geçirtme)
Hüküm, iptal davası açma hakkını yapısal değişikliğe katılan şirketlerin ortaklarına tanımış olup, bu hakkın kullanımı katı şekil şartlarına bağlanmıştır. Davacının, yapısal değişiklik kararına "olumlu oy vermemiş" olması ve bu muhalefetini "tutanağa geçirmiş" bulunması şarttır [3], [8]. Dikkat edilecek olursa, genel iptal davasını düzenleyen TTK m. 446'dan farklı olarak "olumsuz oy kullanma" yerine "olumlu oy vermemiş" olma ibaresi tercih edilmiştir. Doktrindeki yerleşik görüşe göre, bu ifade sayesinde toplantıya katılıp çekimser oy kullanan ve bunu tutanağa geçirten pay sahiplerinin de dava açma hakkı bulunmaktadır [11]. Pay sahibinin toplantıya hiç katılmamış olması, toplantıya katılmasına haksız olarak engel olunması veya çağrının usulüne uygun yapılmaması hallerinde ise TTK m. 192 değil, genel hüküm niteliğindeki TTK m. 445 ve devamı maddeleri (özellikle m. 446/1-b) uyarınca dava hakkı saklıdır [12]. Ayrıca malvarlığındaki önemli değişikliklere (TTK m. 150) ilişkin bildirim yükümlülüğünün ihlali halinde, bu durumu sonradan öğrenen ortakların, başlangıçta olumlu oy vermiş olsalar dahi dava haklarının bulunduğu savunulmaktadır [13].
2.3. Yönetim Organı Kararlarına Karşı İptal (m. 192/2)
Anonim şirketlerde yapısal değişiklik kararları kural olarak genel kurul tarafından alınır. Ancak kanun, kolaylaştırılmış birleşme gibi istisnai hallerde (TTK m. 155, 156) bu yetkiyi yönetim organına tanımıştır [14], [15]. TTK m. 192/2 hükmü, hukuki denetim boşluğu oluşmaması amacıyla, kararın bir yönetim organı tarafından verilmesi hâlinde de iptal davası açılabileceğini açıkça öngörmüştür [5], [16].
2.4. Eksikliklerin Giderilmesi ve İşlemin Ayakta Tutulması (m. 192/3)
Maddenin 3. fıkrası, Türk İsviçre hukuk sisteminin "yapı değişikliği işlemlerinin ayakta tutulması" ilkesinin en somut yansımasıdır. Mahkeme, birleşme, bölünme veya tür değiştirmeye ilişkin işlemlerde bir eksiklik tespit ederse, derhal iptal kararı vermek yerine, öncelikle hukuki sakatlığın giderilmesi için taraflara kesin bir süre vermek zorundadır [12], [17], [5]. Hâkim, burada tespit edilen eksikliğin mahiyetini (örneğin değerleme raporundaki bir hatanın düzeltilmesi veya eksik bildirimlerin tamamlanması) belirterek uygun süreyi tayin eder. Ancak hukuki sakatlık verilen süre içinde giderilemiyorsa veya giderilememişse, mahkeme işlemi iptal eder ve malvarlığı üzerindeki geriye dönüşü zor tasarrufları önlemek amacıyla gerekli önlemleri alır (örneğin kayyım tayini) [17], [18], [19].
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, yapısal değişikliklerin iptali ile denkleştirme davaları arasındaki ilişkiyi titizlikle incelemektedir. Emsal teşkil eden Yargıtay 11. HD, E. 2015/13662, K. 2017/4052 sayılı kararında davacı, kısmi bölünme işlemlerinde hakların devamı ilkesine riayet edilmediği ve değerlemelerin hatalı yapıldığı iddiasıyla kanuna aykırı bölünmenin iptalini, bunun mümkün olmaması halinde TTK m. 191 uyarınca denkleştirme ödenmesini terditli olarak talep etmiştir. İlk derece mahkemesi ve Yargıtay, bölünmeye ilişkin işlemlerde eksiklik bulunmadığı tespitiyle iptal koşullarının oluşmadığını, iptal koşulları oluşmadığından değerlemelerin de usulüne uygun yapılarak denkleştirme ödemesi talebinin de yerinde olmadığına karar vermiştir [28], [29], [30].
Bir başka içtihatta (Yargıtay 11. HD, E. 2015/6344, K. 2016/8169), birleşme kararının Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edildiği tarihten itibaren iki aylık yasal sürenin geçtiği tespit edilmiş; mahkemece davanın süreden reddine karar verilmiş ve bu karar Yargıtay tarafından onanmıştır [31]. Bu kararlar, iki aylık sürenin kesin bir hak düşürücü süre olduğunu ve her iki davanın yığılması usulüne Yargıtay'ın sıcak baktığını göstermektedir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): Alfa A.Ş. ile Beta A.Ş. arasındaki devralma şeklinde birleşme işlemine dair genel kurul toplantısında, Beta A.Ş. pay sahibi X, birleşme sözleşmesindeki değişim oranlarına katılmadığı için olumsuz oy kullanmış, ancak bu muhalefetini toplantı tutanağına geçirtmeyi unutmuştur. Birleşme kararı 10 Mart 2026 tarihinde Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilmiş; X, kararın iptali için 15 Mayıs 2026 tarihinde asliye ticaret mahkemesinde dava açmıştır. Hukuki analiz: Davacının talebi iki farklı yönden reddedilmelidir. İlk olarak, TTK m. 192/1 uyarınca davacının genel kurulda olumlu oy vermemesinin yanı sıra bu durumu tutanağa geçirtmiş olması zorunludur. X, bu külfeti yerine getirmemiştir [3], [8]. İkinci olarak, TTK m. 192'de öngörülen dava açma süresi ilandan itibaren iki aydır (10 Mayıs 2026'da süre dolmuştur). Bu süre hak düşürücü süre olup, davacı süreyi kaçırmıştır [32], [31].
Olay 2 (kurmaca senaryo): Gama A.Ş., yavru şirketi olan Omega A.Ş.'nin oy hakkı veren tüm paylarına sahip olup, sermaye şirketlerinin kolaylaştırılmış birleşme usulü (TTK m. 155) kapsamında yönetim kurulu kararı ile Omega A.Ş.'yi devralmıştır. Ancak, birleşme işleminden otuz gün önce ortaklara sunulması gereken belgelerde (inceleme hakkı, TTK m. 149) eksiklikler tespit edilmiştir. Omega A.Ş. azınlık ortağı Y, doğrudan yönetim kurulu kararına karşı iptal davası açmıştır. Hukuki analiz: TTK m. 192/2 uyarınca yapısal değişiklik kararının bir yönetim organı tarafından verilmesi halinde de iptal davası açılabilmesi mümkündür [5], [16]. Mahkeme davayı kabul edilebilir bulacak; ancak derhal iptal kararı vermeyecektir. TTK m. 192/3 emredici hükmü gereği hâkim, inceleme hakkına konu belgelerdeki eksikliğin giderilmesi için taraflara kesin bir süre vermelidir [12], [17]. Belirtilen süre zarfında yönetim kurulu eksiklikleri usulüne uygun şekilde giderirse davanın reddine; aksi halde birleşme kararının iptaline ve gerekli tasfiye önlemlerinin alınmasına karar verilecektir [18], [5].
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde TTK m. 192 hükmü, genel iptal davasını düzenleyen TTK m. 445 ve devamı ile karşılaştırmalı olarak sıklıkla eleştirilmektedir. İlk eleştiri konusu süre yönündendir. Genel kurul kararlarının iptalinde süre üç ay iken, yapısal değişiklik işlemlerinde iptal davası süresinin iki ay olarak belirlenmesi; mehaz İsviçre Kanunundan aktarılırken dikkatsizlik sonucu oluşan uyumsuzluk olarak değerlendirilmekte ve hukuk güvenliği açısından tenkit edilmektedir [32].
İkinci temel eleştiri, davacı sıfatının kazanılması için TTK m. 192'de "olumlu oy vermemiş olmak" tabirinin kullanılmasıdır. Genel düzenleme olan TTK m. 446'da "olumsuz oy kullanmak" ifadesi yer alırken buradaki farklı terminoloji, doktrinde çekimser oyların statüsü ve hukuki neticeleri bakımından tartışma doğurmuştur [11]. Her ne kadar doktrin bu ifadeyi "çekimser" veya "boş" oyları da kapsayacak şekilde yorumlayarak çözüme kavuştursa da, kanun koyucunun terminolojik birliği sağlaması gerektiği vurgulanmaktadır.
Üçüncü tartışma, denkleştirme davası (m. 191) ile özel iptal davası (m. 192) arasındaki ilişkidir. Çoğunluk görüşü, m. 191'in lex specialis niteliğinde bir eda davası olduğu ve ayrılma akçesine veya değişim oranına ilişkin bir ihlalin tek başına m. 192 uyarınca iptal nedeni yapılamayacağı yönündedir [39], [25]. Buna karşın, denkleştirme imkânının bulunmasının iptal davası açmakta hukuki yararı ortadan kaldırmayacağı yönünde de güçlü görüşler mevcuttur [40], [28]. De lege ferenda (olması gereken hukuk), her iki kurum arasındaki usuli sınırların ve terditli dava şartlarının Kanun metninde çok daha berrak biçimde ifade edilmesi gerekmektedir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.