1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) “Ticaret Şirketleri” başlıklı İkinci Kitabının “Ticaret Şirketlerine İlişkin Genel Hükümler” kısmında yer alan Yapısal Değişiklikler bölümü, mülga 6762 sayılı Kanun’dan (eTTK) farklı olarak birleşme, bölünme ve tür değiştirmeyi modern, şeffaf ve menfaat sahiplerini koruyan bir yaklaşımla düzenlemek üzere kaleme alınmıştır [1]. Orijinal kanun tasarısında, tür değiştirme sürecinde hazırlanan belgelerin objektif bir süzgeçten geçirilmesi amacıyla TTK m. 187 hükmü, "Tür değiştirme planının ve tür değiştirme raporunun denetlenmesi" başlığı altında, yapısal değişikliklerin "işlem denetçisi" tarafından incelenmesini öngörmekteydi [2].
Ancak henüz 6102 sayılı TTK yürürlüğe girmeden önce, 26.06.2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanun'un 43. maddesi ile TTK m. 187 (ve birleşme ile bölünmedeki paraleli olan m. 148 ile m. 170 hükümleri) mülga edilmiştir [2-4]. İşlem denetçisi kurumunun kanundan tamamen çıkarılması; şirketlerin kuruluş, sermaye artırımı, birleşme, bölünme ve tür değiştirme gibi asli yapısal işlemlerinde maliyetleri düşürmek ve bürokratik süreçleri hızlandırmak gerekçesine dayandırılmıştır. Ne var ki bu ilga işlemi, doktrinde başta Ünal Tekinalp, Reha Poroy, Ersin Çamoğlu ve Hasan Pulaşlı olmak üzere ticaret hukuku otoriteleri tarafından; pay sahiplerinin, alacaklıların ve diğer azınlık menfaatlerinin korunmasında doğacak zafiyetler nedeniyle ciddi şekilde eleştirilmiştir [5, 6]. TTK m. 187'nin yürürlükten kaldırılması, tür değiştirme planı ve raporunun bağımsız bir denetim mekanizmasından geçmeksizin doğrudan genel kurulun onayına (TTK m. 189) sunulması sonucunu doğurmuştur.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metni mülga edilmiş olmakla birlikte, maddenin ihdas edilme amacını ve hukuk sisteminde bıraktığı boşluğu tahlil edebilmek için maddedeki kurucu unsurların ve ilgili müesseselerin incelenmesi elzemdir.
2.1. İşlem Denetçisi (Mülga Kurum)
İşlem denetçisi; birleşme, bölünme ve tür değiştirme gibi şirketlerin temel yapısını etkileyen işlemlerin, kanuna, dürüstlük kuralına ve pay sahiplerinin haklarının korunması ilkesine uygun yapılıp yapılmadığını denetlemek üzere tasarlanmış bağımsız bir kurumdu [5]. TTK m. 187 bağlamında işlem denetçisinin asli görevi, yönetim organı tarafından hazırlanan tür değiştirme planının (TTK m. 185) ve tür değiştirme raporunun (TTK m. 186) içerdiği bilgilerin, özellikle ortaklık paylarının ve haklarının korunmasına (TTK m. 183) ilişkin değişim oranlarının adil ve gerçeğe uygun olup olmadığını denetlemekti. Bu denetimin kaldırılmasıyla, değer hesaplamaları açısından adil sonuçlar sağlanması imkânından feragat edilmiştir [5].
2.2. Tür Değiştirme Planı ve Raporu Üzerindeki Denetim Boşluğu
Tür değiştirme işlemi, malvarlığı tasfiye edilmeksizin, şirketin ekonomik ayniyetini ve devamlılığını koruyarak hukuki kılıfını değiştirmesidir (TTK m. 180) [7, 8]. Bu süreçte yönetim organı, tür değiştirmenin şartlarını ihtiva eden bir tür değiştirme planı (TTK m. 185) ve bu planın hukuki ve ekonomik gerekçelerini açıklayan bir tür değiştirme raporu (TTK m. 186) hazırlamakla yükümlüdür [9, 10]. TTK m. 187 mülga olmadan önce, bu iki kritik belgenin objektif bir dış denetime tabi tutulmasını öngörüyordu. Maddenin ilgası, bu rapor ve planların yalnızca şirketin yönetim organının beyanlarına dayalı olarak genel kurula gelmesine ve dolayısıyla inceleme hakkını (TTK m. 188) kullanacak ortakların salt yönetim organının sunduğu perspektifle sınırlı kalmasına yol açmıştır [2, 11].
3. Sistematik İlişkiler
Mülga TTK m. 187 hükmünün, Ticaret Hukuku sistematiği içindeki dikey ve yatay bağlantıları şu şekildedir:
- TTK m. 148 ve TTK m. 170 (Birleşme ve Bölünmede Denetim): Kanun koyucu, yapısal değişikliklerin tümünde bağımsız denetimi kaldırmış; birleşmede m. 148, bölünmede m. 170 ve tür değiştirmede m. 187 hükümlerini 6335 sayılı Kanun ile eş zamanlı olarak ilga etmiştir [2-4]. Bu durum, yapısal değişiklikler rejiminde ex-ante (önleyici) korumanın topyekûn terk edildiğini göstermektedir.
- TTK m. 191 (Denkleştirme Davası): Tür değiştirme planının bağımsız denetimden geçmemesi, pay sahiplerinin haklarının ve ortaklık paylarının zedelenmesi riskini artırmıştır. Hukukumuzda bu açık, ex-post (sonradan) bir koruma mekanizması olan ve TTK m. 191'de düzenlenen "ortaklık paylarının ve haklarının incelenmesi" (denkleştirme) davası ile kapatılmaya çalışılmaktadır [12, 13]. Pay sahibi, denetim eksikliği nedeniyle uygun belirlenmeyen pay veya ayrılma karşılığının saptanmasını mahkemeden talep edebilir [14, 15].
- TTK m. 192 (İptal Davası) ve m. 193 (Sorumluluk Davası): Tür değiştirmeye ilişkin işlemlerin kanuna aykırı olması durumunda, m. 187'deki koruyucu denetim mekanizmasının bulunmaması, doğrudan TTK m. 192 uyarınca tür değiştirme kararının iptali davasının açılması ihtimalini yükseltmektedir [16]. Ayrıca, zarara sebebiyet veren yöneticiler aleyhine TTK m. 193 kapsamında sorumluluk davası açılması gündeme gelecektir [17].
- TTK m. 188 (İnceleme Hakkı): Ortaklar, genel kurul kararından 30 gün önce tür değiştirme planını ve raporunu inceleme hakkına sahiptir [11]. Ancak işlem denetçisinin hazırlayacağı bağımsız denetim raporunun mülga olması nedeniyle, inceleme hakkının konusu yalnızca yönetimin bizzat hazırladığı subjektif verilerle sınırlandırılmıştır.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
TTK m. 187 hükmü, kanunun yürürlüğe girmesinden önce mülga edildiği için, hükmün kendisine dayanan doğrudan bir Yargıtay uygulaması bulunmamaktadır. Ancak Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları, tür değiştirme süreçlerindeki denetim eksikliğinin doğurduğu ihtilaflarda odaklanmaktadır.
Yargıtay uygulamalarında, nev'i değişikliğinin (tür değiştirmenin) hukuken geçerli bir işlem olduğu, şirketin devamlılığı (kimlik ve ekonomik ayniyet) ilkesinin esas alındığı vurgulanmaktadır [8, 18]. Yargıtay, tür değiştirme süreçlerinde azınlık pay sahiplerinin haklarının ihlal edildiği, malvarlığı değerlendirmelerinin rayiç bedelden uzak ve gerçeğe aykırı yapıldığı yönündeki iddiaları, TTK m. 191 ve m. 192 çerçevesinde değerlendirmektedir. İşlem denetçisinin bulunmaması nedeniyle mahkemeler, davanın esasına girildiğinde, şirket değerlemesinin ve pay değişim oranlarının adil olup olmadığını bizzat atayacakları bağımsız uzman bilirkişi heyetleri vasıtasıyla tespit etme yoluna gitmektedirler.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1:
A Limited Şirketi, faaliyet alanını genişletmek amacıyla anonim şirkete dönüşme kararı almıştır. Yönetim kurulu, tür değiştirme planı ve raporunu hazırlayarak ortakların incelemesine sunmuştur. Ortaklardan (B), şirketin sahip olduğu taşınmazların ve marka değerinin bilançoda gerçek (rayiç) değerinin çok altında gösterildiğini, yeni kurulacak anonim şirkette kendisine tahsis edilecek pay oranının bu manipülatif hesaplama nedeniyle haksız yere düşürüldüğünü fark etmiştir.
Hukuki analiz: Mülga TTK m. 187 nedeniyle, söz konusu tür değiştirme planı ve raporu, işlemi gerçekleştirmeden önce bağımsız bir "işlem denetçisi"nin objektif süzgecinden geçmemiştir [5]. Ortak (B), bu aşamada doğrudan planı denetleyecek bir mercii bulamayacaktır. Kendisi genel kurula katılıp karara muhalif kalarak keyfiyeti tutanağa geçirmeli ve TTSG'de ilandan itibaren iki ay içerisinde TTK m. 192 kapsamında iptal davası veya m. 191 uyarınca denkleştirme davası açarak, saptırılmış hesaplamaları mahkeme vasıtasıyla kanıtlamak zorundadır.
Olay 2:
Bir kolektif şirketin ortakları, kişisel sorumluluklarını sınırlandırmak amacıyla anonim şirkete tür değiştirme kararı almışlardır. Söz konusu kolektif şirketin önemli miktarda muacceliyet kazanmamış borcu bulunmaktadır. Şirket alacaklıları, tür değiştirme raporunda finansal durumun kasten güçlü gösterildiğinden şüphelenmektedir.
Hukuki analiz: İşlem denetçisinin mülga edilmesiyle alacaklıların, tür değiştirme işleminin dayandığı bilançoların gerçeğe uygunluğunu önceden teyit etme imkânları kalmamıştır. Tür değiştirme tescil ve ilan edildikten sonra (TTK m. 189), alacaklıların korunması bakımından TTK m. 190'ın atfıyla m. 158 ve ilgili hükümler devreye girecektir [19]. Eski kolektif şirket ortaklarının, şahsi sorumluluk gerektiren borçlardan dolayı üç yıl (veya eski kanun atfıyla ilgili zamanaşımı) boyunca kişisel sorumlulukları devam edecektir [20].
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat Yükü: Tür değiştirme işleminin kanuna aykırı olduğu, yönetim organının hazırladığı plan ve raporun gerçeği yansıtmadığı iddialarında ispat yükü, genel kurul kararının iptalini (TTK m. 192) veya denkleştirme (TTK m. 191) talep eden davacı pay sahibinin üzerindedir [14, 16].
- Zamanaşımı / Süreler: Tür değiştirme işlemlerinin iptaline yönelik veya uygun bir denkleştirme akçesi saptanması talebiyle açılacak davalar, tür değiştirme kararının Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilanından itibaren iki aylık hak düşürücü süreye tabidir (TTK m. 191/1, m. 192/1) [14, 16].
- Görevli/yetkili mahkeme: Uyuşmazlığın çözümünde, tür değiştiren (yeni türe dönüşen) şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesi kesin yetkili ve görevlidir [14].
- Yaygın uygulama hataları: Tür değiştirmelerde işlem denetçisinin kalkmış olmasına güvenerek yönetim kurullarının şirketin malvarlıklarını gerçek değerinden saparak keyfi bir şekilde değerlemesi uygulamada sıkça yapılan bir hatadır. Bu durum, tescilden sonra ciddi iptal (m. 192) ve sorumluluk (m. 193) davalarına sebebiyet vererek şirket yapısını felce uğratabilmektedir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Ticaret Kanunu m. 187'nin (ve bağlantılı m. 148, m. 170 hükümlerinin) henüz uygulanma imkânı bulamadan 6335 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılması, Türk şirketler hukuku doktrininde şiddetli ve haklı eleştirilere maruz kalmıştır.
Doktrinde Prof. Dr. Ünal Tekinalp, Prof. Dr. Ersin Çamoğlu ve Prof. Dr. Hasan Pulaşlı tarafından açıkça ifade edildiği üzere, yapısal değişiklikler (birleşme, bölünme, tür değiştirme), pay sahiplerinin haklarının ve ortaklık ilişkisindeki güç dengelerinin geri döndürülemez biçimde yeniden şekillendiği süreçlerdir [5]. İşlem denetçisi kurumu, Mehaz İsviçre Birleşme Kanunu (Fusionsgesetz) ve AB yönergelerinden titizlikle iktibas edilmiş olup, önleyici (ex-ante) hukuki korumanın temel yapıtaşıydı [2].
Söz konusu hükmün mülga edilmesiyle; ticaret sicil müdürü veya genel kurulun teknik finansal/hukuki değerlemeleri bağımsız bir gözle değerlendirme yeteneği bulunmadığı gerçeği göz ardı edilmiştir. Şirket yönetimleri tarafından hazırlanan taraflı (subjektif) plan ve raporların denetimsiz bırakılması, azınlık pay sahiplerini ve alacaklıları tamamen yargının yavaş işleyen çarklarına (ex-post koruma olan denkleştirme ve iptal davalarına) mahkûm etmiştir. Bu iptal, görünüşte ticari hayatı hızlandırmayı ve işlem maliyetlerini düşürmeyi hedeflese de uzun vadede "hukuki güvenlik" (Rechtssicherheit) ilkesine ve pay sahipliğinin korunması doktrinine ağır bir darbe indirmiştir. Yapısal değişikliklerde objektif adaletin temini için bağımsız denetimin (en azından belirli ölçeğin üzerindeki sermaye şirketlerinde veya taraflardan birinin talebi hâlinde) mutlaka sisteme iade edilmesi (de lege ferenda) gerekmektedir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) “Ticaret Şirketleri” başlıklı İkinci Kitabının “Ticaret Şirketlerine İlişkin Genel Hükümler” kısmında yer alan Yapısal Değişiklikler bölümü, mülga 6762 sayılı Kanun’dan (eTTK) farklı olarak birleşme, bölünme ve tür değiştirmeyi modern, şeffaf ve menfaat sahiplerini koruyan bir yaklaşımla düzenlemek üzere kaleme alınmıştır [1]. Orijinal kanun tasarısında, tür değiştirme sürecinde hazırlanan belgelerin objektif bir süzgeçten geçirilmesi amacıyla TTK m. 187 hükmü, "Tür değiştirme planının ve tür değiştirme raporunun denetlenmesi" başlığı altında, yapısal değişikliklerin "işlem denetçisi" tarafından incelenmesini öngörmekteydi [2].
Ancak henüz 6102 sayılı TTK yürürlüğe girmeden önce, 26.06.2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanun'un 43. maddesi ile TTK m. 187 (ve birleşme ile bölünmedeki paraleli olan m. 148 ile m. 170 hükümleri) mülga edilmiştir [2-4]. İşlem denetçisi kurumunun kanundan tamamen çıkarılması; şirketlerin kuruluş, sermaye artırımı, birleşme, bölünme ve tür değiştirme gibi asli yapısal işlemlerinde maliyetleri düşürmek ve bürokratik süreçleri hızlandırmak gerekçesine dayandırılmıştır. Ne var ki bu ilga işlemi, doktrinde başta Ünal Tekinalp, Reha Poroy, Ersin Çamoğlu ve Hasan Pulaşlı olmak üzere ticaret hukuku otoriteleri tarafından; pay sahiplerinin, alacaklıların ve diğer azınlık menfaatlerinin korunmasında doğacak zafiyetler nedeniyle ciddi şekilde eleştirilmiştir [5, 6]. TTK m. 187'nin yürürlükten kaldırılması, tür değiştirme planı ve raporunun bağımsız bir denetim mekanizmasından geçmeksizin doğrudan genel kurulun onayına (TTK m. 189) sunulması sonucunu doğurmuştur.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metni mülga edilmiş olmakla birlikte, maddenin ihdas edilme amacını ve hukuk sisteminde bıraktığı boşluğu tahlil edebilmek için maddedeki kurucu unsurların ve ilgili müesseselerin incelenmesi elzemdir.
2.1. İşlem Denetçisi (Mülga Kurum)
İşlem denetçisi; birleşme, bölünme ve tür değiştirme gibi şirketlerin temel yapısını etkileyen işlemlerin, kanuna, dürüstlük kuralına ve pay sahiplerinin haklarının korunması ilkesine uygun yapılıp yapılmadığını denetlemek üzere tasarlanmış bağımsız bir kurumdu [5]. TTK m. 187 bağlamında işlem denetçisinin asli görevi, yönetim organı tarafından hazırlanan tür değiştirme planının (TTK m. 185) ve tür değiştirme raporunun (TTK m. 186) içerdiği bilgilerin, özellikle ortaklık paylarının ve haklarının korunmasına (TTK m. 183) ilişkin değişim oranlarının adil ve gerçeğe uygun olup olmadığını denetlemekti. Bu denetimin kaldırılmasıyla, değer hesaplamaları açısından adil sonuçlar sağlanması imkânından feragat edilmiştir [5].
2.2. Tür Değiştirme Planı ve Raporu Üzerindeki Denetim Boşluğu
Tür değiştirme işlemi, malvarlığı tasfiye edilmeksizin, şirketin ekonomik ayniyetini ve devamlılığını koruyarak hukuki kılıfını değiştirmesidir (TTK m. 180) [7, 8]. Bu süreçte yönetim organı, tür değiştirmenin şartlarını ihtiva eden bir tür değiştirme planı (TTK m. 185) ve bu planın hukuki ve ekonomik gerekçelerini açıklayan bir tür değiştirme raporu (TTK m. 186) hazırlamakla yükümlüdür [9, 10]. TTK m. 187 mülga olmadan önce, bu iki kritik belgenin objektif bir dış denetime tabi tutulmasını öngörüyordu. Maddenin ilgası, bu rapor ve planların yalnızca şirketin yönetim organının beyanlarına dayalı olarak genel kurula gelmesine ve dolayısıyla inceleme hakkını (TTK m. 188) kullanacak ortakların salt yönetim organının sunduğu perspektifle sınırlı kalmasına yol açmıştır [2, 11].
3. Sistematik İlişkiler
Mülga TTK m. 187 hükmünün, Ticaret Hukuku sistematiği içindeki dikey ve yatay bağlantıları şu şekildedir:
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
TTK m. 187 hükmü, kanunun yürürlüğe girmesinden önce mülga edildiği için, hükmün kendisine dayanan doğrudan bir Yargıtay uygulaması bulunmamaktadır. Ancak Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları, tür değiştirme süreçlerindeki denetim eksikliğinin doğurduğu ihtilaflarda odaklanmaktadır.
Yargıtay uygulamalarında, nev'i değişikliğinin (tür değiştirmenin) hukuken geçerli bir işlem olduğu, şirketin devamlılığı (kimlik ve ekonomik ayniyet) ilkesinin esas alındığı vurgulanmaktadır [8, 18]. Yargıtay, tür değiştirme süreçlerinde azınlık pay sahiplerinin haklarının ihlal edildiği, malvarlığı değerlendirmelerinin rayiç bedelden uzak ve gerçeğe aykırı yapıldığı yönündeki iddiaları, TTK m. 191 ve m. 192 çerçevesinde değerlendirmektedir. İşlem denetçisinin bulunmaması nedeniyle mahkemeler, davanın esasına girildiğinde, şirket değerlemesinin ve pay değişim oranlarının adil olup olmadığını bizzat atayacakları bağımsız uzman bilirkişi heyetleri vasıtasıyla tespit etme yoluna gitmektedirler.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: A Limited Şirketi, faaliyet alanını genişletmek amacıyla anonim şirkete dönüşme kararı almıştır. Yönetim kurulu, tür değiştirme planı ve raporunu hazırlayarak ortakların incelemesine sunmuştur. Ortaklardan (B), şirketin sahip olduğu taşınmazların ve marka değerinin bilançoda gerçek (rayiç) değerinin çok altında gösterildiğini, yeni kurulacak anonim şirkette kendisine tahsis edilecek pay oranının bu manipülatif hesaplama nedeniyle haksız yere düşürüldüğünü fark etmiştir. Hukuki analiz: Mülga TTK m. 187 nedeniyle, söz konusu tür değiştirme planı ve raporu, işlemi gerçekleştirmeden önce bağımsız bir "işlem denetçisi"nin objektif süzgecinden geçmemiştir [5]. Ortak (B), bu aşamada doğrudan planı denetleyecek bir mercii bulamayacaktır. Kendisi genel kurula katılıp karara muhalif kalarak keyfiyeti tutanağa geçirmeli ve TTSG'de ilandan itibaren iki ay içerisinde TTK m. 192 kapsamında iptal davası veya m. 191 uyarınca denkleştirme davası açarak, saptırılmış hesaplamaları mahkeme vasıtasıyla kanıtlamak zorundadır.
Olay 2: Bir kolektif şirketin ortakları, kişisel sorumluluklarını sınırlandırmak amacıyla anonim şirkete tür değiştirme kararı almışlardır. Söz konusu kolektif şirketin önemli miktarda muacceliyet kazanmamış borcu bulunmaktadır. Şirket alacaklıları, tür değiştirme raporunda finansal durumun kasten güçlü gösterildiğinden şüphelenmektedir. Hukuki analiz: İşlem denetçisinin mülga edilmesiyle alacaklıların, tür değiştirme işleminin dayandığı bilançoların gerçeğe uygunluğunu önceden teyit etme imkânları kalmamıştır. Tür değiştirme tescil ve ilan edildikten sonra (TTK m. 189), alacaklıların korunması bakımından TTK m. 190'ın atfıyla m. 158 ve ilgili hükümler devreye girecektir [19]. Eski kolektif şirket ortaklarının, şahsi sorumluluk gerektiren borçlardan dolayı üç yıl (veya eski kanun atfıyla ilgili zamanaşımı) boyunca kişisel sorumlulukları devam edecektir [20].
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Ticaret Kanunu m. 187'nin (ve bağlantılı m. 148, m. 170 hükümlerinin) henüz uygulanma imkânı bulamadan 6335 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılması, Türk şirketler hukuku doktrininde şiddetli ve haklı eleştirilere maruz kalmıştır.
Doktrinde Prof. Dr. Ünal Tekinalp, Prof. Dr. Ersin Çamoğlu ve Prof. Dr. Hasan Pulaşlı tarafından açıkça ifade edildiği üzere, yapısal değişiklikler (birleşme, bölünme, tür değiştirme), pay sahiplerinin haklarının ve ortaklık ilişkisindeki güç dengelerinin geri döndürülemez biçimde yeniden şekillendiği süreçlerdir [5]. İşlem denetçisi kurumu, Mehaz İsviçre Birleşme Kanunu (Fusionsgesetz) ve AB yönergelerinden titizlikle iktibas edilmiş olup, önleyici (ex-ante) hukuki korumanın temel yapıtaşıydı [2].
Söz konusu hükmün mülga edilmesiyle; ticaret sicil müdürü veya genel kurulun teknik finansal/hukuki değerlemeleri bağımsız bir gözle değerlendirme yeteneği bulunmadığı gerçeği göz ardı edilmiştir. Şirket yönetimleri tarafından hazırlanan taraflı (subjektif) plan ve raporların denetimsiz bırakılması, azınlık pay sahiplerini ve alacaklıları tamamen yargının yavaş işleyen çarklarına (ex-post koruma olan denkleştirme ve iptal davalarına) mahkûm etmiştir. Bu iptal, görünüşte ticari hayatı hızlandırmayı ve işlem maliyetlerini düşürmeyi hedeflese de uzun vadede "hukuki güvenlik" (Rechtssicherheit) ilkesine ve pay sahipliğinin korunması doktrinine ağır bir darbe indirmiştir. Yapısal değişikliklerde objektif adaletin temini için bağımsız denetimin (en azından belirli ölçeğin üzerindeki sermaye şirketlerinde veya taraflardan birinin talebi hâlinde) mutlaka sisteme iade edilmesi (de lege ferenda) gerekmektedir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.