1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 184. maddesi, ticaret şirketlerinin yapısal değişikliklerinden biri olan "tür değiştirme" (nev'i değiştirme) kurumunun en temel aşamalarından birini; dönüştürülen yeni türün kuruluş esaslarını ve ara bilanço zorunluluğunu düzenlemektedir.
Tür değiştirme, bir ticaret şirketinin tasfiye edilmeksizin, ekonomik ve hukuki ayniyetini (devamlılığını) koruyarak başka bir şirket türüne dönüşmesidir [1, 2]. TTK m. 180 hükmünde açıkça ifade edilen "Yeni türe dönüştürülen şirket eskisinin devamıdır" ilkesi gereğince, tür değiştiren şirketin haklarında ve borçlarında bir kesinti veya değişiklik husule gelmez [3]. Ancak, eski hukuki kılıfın çıkarılıp yeni şirket türünün hukuki kılıfının giyilmesi süreci, teknik anlamda yeni türün kuruluş prosedürlerinin işletilmesini gerektirir.
TTK m. 184, işte bu ikili yapıyı (hem devamlılık hem de yeni kuruluş) dengeleyen bir formül sunar. Hükmün birinci fıkrası, kural olarak yeni türün kuruluş hükümlerinin uygulanacağını emrederken; tür değiştirmenin bir "yoktan var etme" olmaması (ayniyet ilkesi) sebebiyle, bazı ağır kuruluş şekil şartlarını (asgari ortak sayısı, ayni sermaye değerlemesi, kurucu imzaları) istisna tutarak süreci pratikleştirmekte ve şirketler için hukuki işlem maliyetlerini düşürmektedir [4, 5]. Maddenin ikinci ve üçüncü fıkraları ise, tür değiştirme sürecinde şirketin malvarlıksal durumunun güncel, şeffaf ve gerçeğe uygun bir fotoğrafının çekilebilmesi için "ara bilanço" müessesesini, birleşme (TTK m. 144) ve bölünme (TTK m. 165) hükümleriyle paralel bir sistematik içinde tanzim etmiştir [4, 6, 7].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Yeni Türün Kuruluş Hükümlerinin Uygulanması ve Getirilen İstisnalar
Maddenin birinci fıkrasına göre tür değiştirmede, yeni türün kuruluşuna ilişkin hükümler uygulanır [4]. Örneğin bir limited şirketin anonim şirkete dönüşmesi hâlinde, anonim şirketlerin kuruluşuna ilişkin esas sözleşme içeriği, tescil ve ilan yükümlülükleri kural olarak tatbik edilir. Ancak yasa koyucu, ticari hayatın akışkanlığını sağlamak adına sermaye şirketleri için üç temel istisna getirmiştir:
- Ortakların asgari sayısına ilişkin hükümlerin uygulanmaması: Şirket zaten varlığını sürdürmekte olduğundan, yeni türün gerektirdiği asgari kurucu sayısına ilişkin katı kurallar burada esnetilmiştir.
- Ayni sermaye konulmasına ilişkin hükümlerin uygulanmaması: Tür değiştirmede şirketin mevcut malvarlığı kül halinde yeni türe tahsis edilmektedir. TTK m. 342 ve 343 uyarınca ayni sermaye konulurken mahkemece atanan bilirkişi marifetiyle değer tespiti yapılması kuralı [8, 9], tür değiştirmede işlemleri hantallaştırmamak adına devre dışı bırakılmıştır.
- Kurucuların şirket sözleşmesini imzalamalarına ilişkin hükümlerin uygulanmaması: 15.07.2016 tarihli ve 6728 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile fıkraya eklenen bu ibare [5], tür değiştirme planı ve yeni sözleşme metninin genel kurulda onaylanmasının yeterli olduğunu, ayrıca tüm ortakların kurucu sıfatıyla tek tek ana sözleşmeye fiziki/noter onaylı imza atması zorunluluğunu ortadan kaldırmıştır.
2.2. Ara Bilanço Çıkarma Zorunluluğu (Maddi Şartlar)
Ara bilanço, şirketin mali durumunu olağan hesap dönemi dışındaki bir tarih itibarıyla yansıtan finansal tablodur. TTK m. 184/2, ara bilanço çıkarılmasını iki alternatif şarta bağlamıştır:
- Objektif Şart (Zaman Kriteri): Bilanço günü ile tür değiştirme raporunun düzenlendiği tarih arasında altı aydan fazla zaman geçmişse ara bilanço çıkarılması emredici bir zorunluluktur [4].
- Sübjektif Şart (Önemli Değişiklik Kriteri): Son bilançonun çıkarıldığı tarihten itibaren şirketin malvarlığında önemli değişiklikler meydana gelmişse, altı aylık süre dolmamış olsa dahi ara bilanço hazırlanmak zorundadır [4]. Buradaki "önemlilik" kavramı, dürüst resim ilkesi çerçevesinde, ortakların ve alacaklıların tür değiştirme işlemindeki haklarını doğrudan etkileyebilecek çaptaki aktif/pasif hareketliliklerini ifade eder.
2.3. Ara Bilançonun Hazırlanma Usulü ve Kolaylaştırıcı Önlemler
TTK m. 184/3, ara bilançonun kural olarak yıllık bilançoya ilişkin ilke ve standartlara (TMS/TFRS veya BOBİ FRS) tabi olduğunu belirtir [10]. Ancak tür değiştirme sürecini hızlandırmak için iki büyük kolaylık (basitleştirme) öngörülmüştür:
- Fiziki envanter çıkarılmasının zorunlu olmaması: Depolardaki stokların, malların tek tek fiilen sayılması külfeti kaldırılmıştır [10].
- Defter kayıtları üzerinden uyarlama: Son bilançodaki değerlemeler sadece defter kayıtlarındaki hareketlilikler (giren/çıkan) nispetinde güncellenir. Ancak amortismanlar, karşılıklar ve değer düzeltmeleri dikkate alınmak zorundadır [10].
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 180 (Tür Değiştirmede Devamlılık İlkesi): 184. maddedeki kuruluş istisnalarının "ratio legis"i (kanun koyucunun amacı), m. 180'deki devamlılık ve ayniyet ilkesidir [1, 11]. Şirket yeni bir tüzel kişilik kazanmadığı için ayni sermaye prosedürü uygulanmaz.
- TTK m. 144 ve TTK m. 165 (Birleşme ve Bölünmede Ara Bilanço): Kanun koyucu, yapısal değişikliklerin tümünde ortak bir mali şeffaflık rejimi benimsemiştir. 184. maddedeki ara bilanço kuralı, birleşmedeki (m. 144) [6] ve bölünmedeki (m. 165) [7] ara bilanço normlarıyla kelimesi kelimesine paralellik arz eder.
- TTK m. 186 (Tür Değiştirme Raporu): Ara bilançonun çıkarılmasına temel teşkil eden "altı aylık" sürenin kesildiği an, m. 186 uyarınca yönetim organı tarafından hazırlanan tür değiştirme raporunun düzenlendiği tarihtir [4, 12].
- TTK m. 192 (İptal Davası): TTK m. 184'teki emredici şartların ihlal edilmesi (örneğin şartlar oluşmasına rağmen ara bilanço çıkarılmaması), m. 192 uyarınca tür değiştirme kararına karşı açılacak iptal davasının asli maddi hukuk gerekçelerinden birini oluşturur [13].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre; yapısal değişiklik süreçlerinde emredici normların (özellikle ara bilanço, inceleme hakkı ve tür değiştirme raporu gibi kuralların) atlanması, alınan genel kurul kararlarının iptaline vücut verir.
Yargıtay, tür değiştirmenin bir "şekil değişikliği" olduğu, borçların ve alacakların aynen devam ettiği (külli halefiyet değil, ayniyet ilkesi) prensibinden hareketle; eski şirketin borçlarından yeni şirketin sorumlu olduğu durumlarda, eski şirketin aktif/pasif durumunun tür değiştirme anında net bir şekilde belirlenmesinin alacaklıların korunması için elzem olduğunu vurgulamaktadır. Bu sebeple ara bilançonun düzenlenmediği veya TTK m. 184/3'teki muhasebe ilkelerine aykırı olarak gerçeğe aykırı finansal verilerle donatıldığı hallerde, gerek ortakların iptal davası hakları (m. 192) gerekse yöneticilerin sorumluluğu (m. 193) [14] yargı organlarınca hassasiyetle denetlenmektedir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Ara Bilanço Süresi ve İptal Riski):
A Limited Şirketi, sermaye piyasalarına açılmak amacıyla Anonim Şirkete dönüşme kararı almıştır. Şirketin olağan hesap dönemi takvim yılı (31 Aralık) olarak belirlenmiştir. Yönetim organı, tür değiştirme raporunu 15 Ağustos tarihinde düzenlemiş ve süreç tamamlanarak genel kurulda onaylanmıştır. Ancak yönetim organı, "şirketin malvarlığında önemli bir değişiklik olmadığı" gerekçesiyle ayrıca bir ara bilanço hazırlamamıştır. Ortaklardan biri, karara muhalif kalıp durumu tutanağa geçirerek iptal davası açmıştır.
Hukuki analiz: TTK m. 184/2 hükmü açıkça "Bilanço günüyle tür değiştirme raporunun düzenlendiği tarih arasında altı aydan fazla zaman geçmişse... ara bilanço çıkarılır" demektedir [4]. Bilanço günü (31 Aralık) ile rapor tarihi (15 Ağustos) arasında 7.5 ay geçmiştir. Altı aylık objektif süre aşıldığından, malvarlığında önemli bir değişiklik olmasa dahi ara bilanço çıkarılması kanuni bir zorunluluktur. Bu emredici kuralın ihlali, TTK m. 192 kapsamında genel kurul tür değiştirme kararının iptaline sebebiyet verecektir [13].
Olay 2 (Ayni Sermaye İstisnasının Uygulanması):
B Kollektif Şirketi, artan iş hacmi nedeniyle Limited Şirkete tür değiştirme yoluyla dönüşecektir. Şirketin aktifinde idari bina olarak kullanılan yüksek değerli bir gayrimenkul bulunmaktadır. Ticaret Sicili Müdürlüğü, dönüşüm tescili sırasında, şirketin aktifindeki bu gayrimenkul için TTK m. 343 kıyasen uygulanarak Asliye Ticaret Mahkemesinden bilirkişi değer tespit raporu alınması gerektiğini belirterek tescil talebini reddetmiştir.
Hukuki analiz: Sicil Müdürlüğünün ret kararı hukuka aykırıdır. TTK m. 184/1 hükmü son derece açıktır: "Tür değiştirmede... ayni sermaye konulmasına... ilişkin hükümler uygulanmaz" [4]. Şirketin tür değiştirmesi bir malvarlığı devri veya sıfırdan ayni sermaye taahhüdü değildir; mevcut tüzel kişiliğin hukuki formunun değiştirilmesidir. Bu nedenle gayrimenkul için ayrıca bir mahkeme değerlemesine (bilirkişi atanmasına) gerek yoktur.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat Yükü: Son bilançodan itibaren altı aydan kısa bir süre geçmiş olmasına rağmen "şirketin malvarlığında önemli bir değişiklik meydana geldiği" gerekçesiyle ara bilanço çıkarılması gerektiğini iddia eden taraf (örneğin muhalif pay sahibi), bu malvarlıksal değişikliğin varlığını ve önem derecesini ispatla mükelleftir (TMK m. 6).
- Zamanaşımı / Süreler: Ara bilançonun gerekip gerekmediğini belirleyen mihenk taşı "6 aylık" süredir [4]. Tür değiştirme sürecindeki eksikliklere (örneğin 184. maddeye aykırılık) dayalı iptal davası, tür değiştirme kararının Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilanından itibaren 2 ay içerisinde açılmalıdır (TTK m. 192/1) [13].
- Görevli/yetkili mahkeme: Ara bilanço ve kuruluş eksikliklerine dayalı tür değiştirmenin iptali davasında görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi, yetkili mahkeme ise şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir (TTK m. 192 atfıyla genel hükümler).
- Yaygın uygulama hataları:
- Tür değiştirme raporunun düzenlenme tarihi ile bilanço tarihi arasındaki sürenin hesaplanmasında hata yapılması ve ara bilanço zorunluluğunun atlanması.
- Eski TTK (6762 sayılı Kanun) uygulamasından kalma alışkanlıklarla, tür değiştiren şirketin kurucuları olarak tüm ortaklara yeni sözleşmenin tek tek fiziken imzalattırılmaya çalışılması (6728 s. Kanun değişikliği ile bu zorunluluk m. 184/1'den çıkarılmıştır) [5].
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Ticaret Kanunu m. 184, İsviçre Birleşme Kanunu (Fusionsgesetz) normları gözetilerek kaleme alınmış, modern şirketler hukukunun esneklik ve kurumsal hız ihtiyaçlarına cevap veren bir maddedir. Özellikle 6728 sayılı Kanun ile fıkraya eklenen "kurucuların şirket sözleşmesini imzalamalarına" ilişkin istisna [5], devasa çok ortaklı şirketlerde veya ortaklar arasında husumet bulunan hallerde tür değiştirmenin tıkanmasını engelleyen, son derece rasyonel ve doktrin (Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Bahtiyar, vs.) tarafından da takdir edilen bir reform olmuştur.
Ancak doktrinde, ayni sermaye konulmasına ilişkin hükümlerin uygulanmaması kuralı (TTK m. 184/1) kısmen eleştirilmektedir. Zira şirket yıllar önce kurulmuş, bilançodaki malvarlığı değerleri (özellikle gayrimenkuller) tarihi maliyetlerinde kalmış veya tam tersine şirket borca batık hale gelmiş olabilir [8, 15]. Tür değiştirme sırasında Asliye Ticaret Mahkemesinden objektif bir bilirkişi ataması istenmemesi (TTK m. 343 istisnası), bilançodaki şişirilmiş veya gerçek dışı değerlerin yeni türe aktarılmasına (sermayenin sulandırılmasına) yol açabileceği riski barındırmaktadır. Her ne kadar kanun koyucu ticari hızı öncelemiş olsa da, sermayenin korunması ilkesi bakımından bu durum, şirket alacaklıları nezdinde ileride iflas veya tasfiye süreçlerinde birtakım olumsuz sonuçlar doğurma potansiyeline sahiptir. Bu tehlikeyi bertaraf etmek adına, yönetim organının m. 184/3 kapsamında hazırlayacağı ara bilançoda, TTK m. 515 (dürüst resim ilkesi) standartlarına katı bir şekilde riayet etmesi hukuki sorumluluk açısından kritik bir denge unsurudur [16].
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 184. maddesi, ticaret şirketlerinin yapısal değişikliklerinden biri olan "tür değiştirme" (nev'i değiştirme) kurumunun en temel aşamalarından birini; dönüştürülen yeni türün kuruluş esaslarını ve ara bilanço zorunluluğunu düzenlemektedir.
Tür değiştirme, bir ticaret şirketinin tasfiye edilmeksizin, ekonomik ve hukuki ayniyetini (devamlılığını) koruyarak başka bir şirket türüne dönüşmesidir [1, 2]. TTK m. 180 hükmünde açıkça ifade edilen "Yeni türe dönüştürülen şirket eskisinin devamıdır" ilkesi gereğince, tür değiştiren şirketin haklarında ve borçlarında bir kesinti veya değişiklik husule gelmez [3]. Ancak, eski hukuki kılıfın çıkarılıp yeni şirket türünün hukuki kılıfının giyilmesi süreci, teknik anlamda yeni türün kuruluş prosedürlerinin işletilmesini gerektirir.
TTK m. 184, işte bu ikili yapıyı (hem devamlılık hem de yeni kuruluş) dengeleyen bir formül sunar. Hükmün birinci fıkrası, kural olarak yeni türün kuruluş hükümlerinin uygulanacağını emrederken; tür değiştirmenin bir "yoktan var etme" olmaması (ayniyet ilkesi) sebebiyle, bazı ağır kuruluş şekil şartlarını (asgari ortak sayısı, ayni sermaye değerlemesi, kurucu imzaları) istisna tutarak süreci pratikleştirmekte ve şirketler için hukuki işlem maliyetlerini düşürmektedir [4, 5]. Maddenin ikinci ve üçüncü fıkraları ise, tür değiştirme sürecinde şirketin malvarlıksal durumunun güncel, şeffaf ve gerçeğe uygun bir fotoğrafının çekilebilmesi için "ara bilanço" müessesesini, birleşme (TTK m. 144) ve bölünme (TTK m. 165) hükümleriyle paralel bir sistematik içinde tanzim etmiştir [4, 6, 7].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Yeni Türün Kuruluş Hükümlerinin Uygulanması ve Getirilen İstisnalar
Maddenin birinci fıkrasına göre tür değiştirmede, yeni türün kuruluşuna ilişkin hükümler uygulanır [4]. Örneğin bir limited şirketin anonim şirkete dönüşmesi hâlinde, anonim şirketlerin kuruluşuna ilişkin esas sözleşme içeriği, tescil ve ilan yükümlülükleri kural olarak tatbik edilir. Ancak yasa koyucu, ticari hayatın akışkanlığını sağlamak adına sermaye şirketleri için üç temel istisna getirmiştir:
2.2. Ara Bilanço Çıkarma Zorunluluğu (Maddi Şartlar)
Ara bilanço, şirketin mali durumunu olağan hesap dönemi dışındaki bir tarih itibarıyla yansıtan finansal tablodur. TTK m. 184/2, ara bilanço çıkarılmasını iki alternatif şarta bağlamıştır:
2.3. Ara Bilançonun Hazırlanma Usulü ve Kolaylaştırıcı Önlemler
TTK m. 184/3, ara bilançonun kural olarak yıllık bilançoya ilişkin ilke ve standartlara (TMS/TFRS veya BOBİ FRS) tabi olduğunu belirtir [10]. Ancak tür değiştirme sürecini hızlandırmak için iki büyük kolaylık (basitleştirme) öngörülmüştür:
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre; yapısal değişiklik süreçlerinde emredici normların (özellikle ara bilanço, inceleme hakkı ve tür değiştirme raporu gibi kuralların) atlanması, alınan genel kurul kararlarının iptaline vücut verir.
Yargıtay, tür değiştirmenin bir "şekil değişikliği" olduğu, borçların ve alacakların aynen devam ettiği (külli halefiyet değil, ayniyet ilkesi) prensibinden hareketle; eski şirketin borçlarından yeni şirketin sorumlu olduğu durumlarda, eski şirketin aktif/pasif durumunun tür değiştirme anında net bir şekilde belirlenmesinin alacaklıların korunması için elzem olduğunu vurgulamaktadır. Bu sebeple ara bilançonun düzenlenmediği veya TTK m. 184/3'teki muhasebe ilkelerine aykırı olarak gerçeğe aykırı finansal verilerle donatıldığı hallerde, gerek ortakların iptal davası hakları (m. 192) gerekse yöneticilerin sorumluluğu (m. 193) [14] yargı organlarınca hassasiyetle denetlenmektedir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Ara Bilanço Süresi ve İptal Riski): A Limited Şirketi, sermaye piyasalarına açılmak amacıyla Anonim Şirkete dönüşme kararı almıştır. Şirketin olağan hesap dönemi takvim yılı (31 Aralık) olarak belirlenmiştir. Yönetim organı, tür değiştirme raporunu 15 Ağustos tarihinde düzenlemiş ve süreç tamamlanarak genel kurulda onaylanmıştır. Ancak yönetim organı, "şirketin malvarlığında önemli bir değişiklik olmadığı" gerekçesiyle ayrıca bir ara bilanço hazırlamamıştır. Ortaklardan biri, karara muhalif kalıp durumu tutanağa geçirerek iptal davası açmıştır. Hukuki analiz: TTK m. 184/2 hükmü açıkça "Bilanço günüyle tür değiştirme raporunun düzenlendiği tarih arasında altı aydan fazla zaman geçmişse... ara bilanço çıkarılır" demektedir [4]. Bilanço günü (31 Aralık) ile rapor tarihi (15 Ağustos) arasında 7.5 ay geçmiştir. Altı aylık objektif süre aşıldığından, malvarlığında önemli bir değişiklik olmasa dahi ara bilanço çıkarılması kanuni bir zorunluluktur. Bu emredici kuralın ihlali, TTK m. 192 kapsamında genel kurul tür değiştirme kararının iptaline sebebiyet verecektir [13].
Olay 2 (Ayni Sermaye İstisnasının Uygulanması): B Kollektif Şirketi, artan iş hacmi nedeniyle Limited Şirkete tür değiştirme yoluyla dönüşecektir. Şirketin aktifinde idari bina olarak kullanılan yüksek değerli bir gayrimenkul bulunmaktadır. Ticaret Sicili Müdürlüğü, dönüşüm tescili sırasında, şirketin aktifindeki bu gayrimenkul için TTK m. 343 kıyasen uygulanarak Asliye Ticaret Mahkemesinden bilirkişi değer tespit raporu alınması gerektiğini belirterek tescil talebini reddetmiştir. Hukuki analiz: Sicil Müdürlüğünün ret kararı hukuka aykırıdır. TTK m. 184/1 hükmü son derece açıktır: "Tür değiştirmede... ayni sermaye konulmasına... ilişkin hükümler uygulanmaz" [4]. Şirketin tür değiştirmesi bir malvarlığı devri veya sıfırdan ayni sermaye taahhüdü değildir; mevcut tüzel kişiliğin hukuki formunun değiştirilmesidir. Bu nedenle gayrimenkul için ayrıca bir mahkeme değerlemesine (bilirkişi atanmasına) gerek yoktur.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Ticaret Kanunu m. 184, İsviçre Birleşme Kanunu (Fusionsgesetz) normları gözetilerek kaleme alınmış, modern şirketler hukukunun esneklik ve kurumsal hız ihtiyaçlarına cevap veren bir maddedir. Özellikle 6728 sayılı Kanun ile fıkraya eklenen "kurucuların şirket sözleşmesini imzalamalarına" ilişkin istisna [5], devasa çok ortaklı şirketlerde veya ortaklar arasında husumet bulunan hallerde tür değiştirmenin tıkanmasını engelleyen, son derece rasyonel ve doktrin (Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Bahtiyar, vs.) tarafından da takdir edilen bir reform olmuştur.
Ancak doktrinde, ayni sermaye konulmasına ilişkin hükümlerin uygulanmaması kuralı (TTK m. 184/1) kısmen eleştirilmektedir. Zira şirket yıllar önce kurulmuş, bilançodaki malvarlığı değerleri (özellikle gayrimenkuller) tarihi maliyetlerinde kalmış veya tam tersine şirket borca batık hale gelmiş olabilir [8, 15]. Tür değiştirme sırasında Asliye Ticaret Mahkemesinden objektif bir bilirkişi ataması istenmemesi (TTK m. 343 istisnası), bilançodaki şişirilmiş veya gerçek dışı değerlerin yeni türe aktarılmasına (sermayenin sulandırılmasına) yol açabileceği riski barındırmaktadır. Her ne kadar kanun koyucu ticari hızı öncelemiş olsa da, sermayenin korunması ilkesi bakımından bu durum, şirket alacaklıları nezdinde ileride iflas veya tasfiye süreçlerinde birtakım olumsuz sonuçlar doğurma potansiyeline sahiptir. Bu tehlikeyi bertaraf etmek adına, yönetim organının m. 184/3 kapsamında hazırlayacağı ara bilançoda, TTK m. 515 (dürüst resim ilkesi) standartlarına katı bir şekilde riayet etmesi hukuki sorumluluk açısından kritik bir denge unsurudur [16].
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.