1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 178. maddesi, ticaret şirketlerinin bölünmesi süreci bağlamında iş ilişkilerinin geçişini, işçilerin korunmasını ve işverenlerin hukuki sorumluluklarını düzenleyen temel ve emredici bir normdur [1-3]. Madde metni her ne kadar kanunun "Bölünme" başlığı altında yer alsa da, TTK m. 158/4 hükmünün yollamasıyla "Birleşme" [4, 5] ve TTK m. 190 hükmünün yollamasıyla "Tür Değiştirme" [6] işlemlerinde de aynen uygulama alanı bulmaktadır.
TTK m. 178 hükmünün konuluş amacı (ratio legis), sermaye şirketlerinin yapısal değişiklikleri (birleşme, bölünme, tür değiştirme) neticesinde işveren sıfatının değişmesi durumunda zayıf konumda olan işçinin hukuki durumunu güvence altına almaktır [7, 8]. Hüküm, kaynağını İsviçre Birleşme Kanunu'nun (Fusionsgesetz - FusG) 27. maddesinden ve Avrupa Birliği'nin işyeri devrine ilişkin 2001/23/EC sayılı Direktifi'nden almaktadır [9]. Ticaret hukukunun genel mantığı içerisinde malvarlığının "külli halefiyet" veya "kısmi külli halefiyet" yoluyla geçişi söz konusu iken, iş sözleşmeleri gibi kişisel (şahsa sıkı sıkıya bağlı) ilişkiler barındıran akitlerin devri, salt eşya hukuku kurallarıyla çözülemeyeceğinden, kanun koyucu TTK m. 178 ile işçi lehine özel (lex specialis) bir koruma rejimi inşa etmiştir [10].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. İş İlişkilerinin Kendiliğinden Geçişi (Otomatik Devir İlkesi)
TTK m. 178/1 uyarınca, tam veya kısmi bölünme (yahut birleşme/tür değiştirme) gerçekleştiğinde, işçilerle yapılan hizmet sözleşmeleri devir gününe kadar doğmuş bütün hak ve borçlarla birlikte devralan şirkete otomatik olarak geçer [1, 11]. Bu geçiş, tarafların (işçi ve yeni işveren) yeni bir sözleşme yapmasına gerek kalmaksızın, kanun gereği (ipso iure) gerçekleşir [8, 12]. Şirketlerin malvarlığının devri esnasında işçilerin rızasının aranmaması, ticari işlemlerin sürati ve işletmenin bir bütün olarak faaliyetine devam etmesi zorunluluğunun bir yansımasıdır.
2.2. İşçinin İtiraz Hakkı (Yenilik Doğuran Hak)
4857 sayılı İş Kanunu'nun (İşK) 6. maddesinde işyeri devrinde işçiye itiraz hakkı tanınmamışken [7, 11], TTK m. 178/2, yapısal değişiklikler bakımından işçiye sözleşmenin devrine "itiraz hakkı" tanıyarak iş hukukunda önemli bir istisna yaratmıştır [2, 13]. İşçi, yeni işverenin yönetim tarzı, ödeme güçlüğü tehlikesi veya salt kişisel tercihleri nedeniyle devralan şirket nezdinde çalışmak istemeyebilir [7]. İtiraz hakkı, bozucu yenilik doğuran bir hak niteliğindedir ve kullanılması şarta bağlı değildir [14]. İtiraz edilmesi halinde iş sözleşmesi derhal sona ermez; "kanuni işten çıkarma süresinin (bildirim süresi) sonunda" sona erer [2, 15]. Bu süre zarfında devralan şirket ve işçi sözleşmeyi yerine getirmekle yükümlüdür.
2.3. İşverenlerin Müteselsil Sorumluluğu
TTK m. 178/3, işçinin devirden önceki alacakları ile itiraz süresi boyunca (veya sözleşmenin normal sona erme anına kadar) doğacak alacakları bakımından eski işveren (devreden şirket) ile yeni işvereni (devralan şirket) "müteselsilen sorumlu" tutmuştur [2, 16]. İşK m. 6 uyarınca devreden işverenin müteselsil sorumluluğu iki yıl ile sınırlandırılmışken [17, 18], TTK m. 178 kapsamında devreden işverenin müteselsil sorumluluğu için böyle bir üst süre sınırı (iki yıl) öngörülmemiştir [19, 20]. Bu durum doktrinde İş Kanunu ile Ticaret Kanunu arasında ciddi bir uyumsuzluk ve tartışma yaratmıştır.
2.4. Alacakların Teminat Altına Alınması İstem Hakkı
TTK m. 178/5 gereğince, işçiler muaccel olan ve muaccel olacak alacaklarının teminat altına alınmasını devralan veya devreden şirketten talep edebilirler [3, 21]. Ticari hayattaki yapısal değişiklikler, şirketin aktif pasif dengesini bozabileceğinden, işçilerin ileride doğacak kıdem tazminatı veya ücret alacaklarının güvence altına alınması hedeflenmiştir [22]. Bu hak, TTK m. 157'deki alacaklıların genel teminat isteme hakkının işçiler özeline indirgenmiş şeklidir [5, 23].
2.5. Şahıs Şirketi Ortaklarının Kişisel Sorumluluğu'nun Devamı
TTK m. 178/6 uyarınca, şahıs şirketi ortakları (örneğin kollektif şirket ortakları), yapısal değişiklik öncesinde şirketin borçlarından dolayı şahsen ve sınırsız sorumlu olduklarından, bu sorumlulukları devir gününe kadar olan borçlar ile itiraz/fesih süresine kadar doğacak borçlar için de devam eder [3, 24]. Sorumluluk rejiminin devralan şirkette değişmesi (örneğin anonim şirkete dönüşerek sınırlı sorumluluğa geçilmesi), geçmişe etkili olarak işçinin alacak hakkını zedeleyemez [25, 26].
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 158/4 ve m. 190: Birleşme (TTK m. 136 vd.) ve tür değiştirme (TTK m. 180 vd.) işlemlerinde, iş ilişkilerinin akıbeti ayrıca düzenlenmemiş, TTK m. 178 hükmüne doğrudan atıf yapılmıştır [4, 6, 10]. Dolayısıyla TTK m. 178, ticaret şirketlerinin tüm yapısal değişikliklerinde uygulanan çatı normdur.
- İş Kanunu m. 6: İşK m. 6, işyerinin devrini genel olarak düzenler ve işçiye itiraz hakkı tanımaz [7, 13]. İşK m. 6/2, devreden işverenin müteselsil sorumluluğunu devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlandırır [17]. Doktrinde, TTK m. 178'in "özel kanun (lex specialis)", İşK m. 6'nın "genel kanun (lex generalis)" olduğu; bu nedenle ticaret şirketlerinin yapısal değişikliklerinde (birleşme, bölünme, tür değiştirme) TTK m. 178'in öncelikle uygulanacağı kabul edilmektedir [8, 10].
- TBK m. 428: Türk Borçlar Kanunu'nun işyerinin devrine ilişkin genel nitelikli bu normu da İşK m. 6 ile benzerdir ve işçiye itiraz hakkı vermez. Ticaret şirketlerinin yapısal değişikliklerinde TBK m. 428 yerine TTK m. 178 uygulanacaktır [7].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 9. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarında, ticaret şirketlerinin birleşmesi veya bölünmesi neticesinde işyerinin devredilmesinin işçiye haklı nedenle fesih hakkı vermeyeceği kural olarak kabul edilmiştir [22]. Ancak Yargıtay kararlarında (örneğin Yarg. 9. HD., 26.03.2013, E.2011/4716, K.2013/6304), şirketlerin birleşme veya nevi değiştirmesi işlemlerinde, işçinin devredilen işyerindeki çalışma koşullarının ağırlaşması, işçilik haklarının ödenmemesi veya sözleşme şartlarının işçi aleyhine değiştirilmesi durumunda işçinin "haklı nedenle fesih" (İşK m. 24) ve "kıdem tazminatı" hakkı doğacağı hüküm altına alınmıştır [22, 27].
Özellikle işçinin itiraz hakkını (TTK m. 178/2) kullanması halinde kıdem tazminatına hak kazanıp kazanamayacağı meselesinde Yargıtay'ın yaklaşımı; işçinin salt devir nedeniyle sözleşmeyi sona erdirmesinin kural olarak "istifa" niteliğinde olduğu, ancak çalışma koşullarının esaslı tarzda değiştiğinin ispatı halinde kıdem tazminatının ödenebileceği yönündedir [28, 29].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo - Bölünmede İtiraz ve Sorumluluk):
X Anonim Şirketi, lojistik departmanını kısmi bölünme (TTK m. 159/1-b) yoluyla Y Anonim Şirketine devretmiştir. Lojistik departmanında 10 yıldır çalışan şoför A, yeni şirketin (Y A.Ş.) yönetim tarzına güvenmediği için TTK m. 178/2 uyarınca yazılı olarak iş sözleşmesinin devrine "itiraz ettiğini" devralan şirkete bildirmiştir.
Hukuki analiz: TTK m. 178/2 uyarınca, İşçi A'nın itirazı ile iş sözleşmesi derhal sona ermez. İşçi A'nın kıdemine göre belirlenecek İşK m. 17'deki ihbar (bildirim) süresi (örneğin 8 hafta) boyunca sözleşme devam eder. Bu 8 hafta boyunca A, Y A.Ş.'de çalışmak ve Y A.Ş. de ücretini ödemek zorundadır [2]. Süre bitiminde sözleşme kanunen sona erer. TTK m. 178/3 uyarınca, bu 8 haftalık sürenin ücretlerinden ve devirden önceki ödenmemiş fazla mesai alacaklarından X A.Ş. ve Y A.Ş. müteselsilen sorumludur [2, 16].
Olay 2 (Kurmaca Senaryo - Kıdem Tazminatı ve İki Yıllık Sorumluluk Çatışması):
A Limited Şirketi, B Limited Şirketi ile devralma yoluyla birleşmiştir. İşçi C'nin birleşmeden önceki 5 yıllık kıdemi B Ltd. Şti. bünyesinde devam etmiş, ancak birleşmeden 3 yıl sonra B Ltd. Şti. işçi C'yi haksız yere işten çıkarmıştır. İşçi C, kıdem tazminatının tamamı için hem B şirketine hem de ticaret sicilinden terkin edilen eski A şirketinin ortaklarına (müteselsil sorumluluk iddiasıyla) dava açmıştır.
Hukuki analiz: TTK m. 152/3 uyarınca devrolunan A şirketi infisah etmiş ve sicilden terkin edilmiştir. İşçi C, yeni işveren B şirketinden tüm kıdem tazminatını (8 yıllık) talep edebilir [20, 22]. Ancak TTK m. 178 uyarınca eski işverenin (A şirketi / ortaklarının) müteselsil sorumluluğu sadece devir tarihine kadar muaccel olan veya itiraz/normal sona erme süresindeki alacakları kapsar [3]. Devirden 3 yıl sonra gerçekleşen işten çıkarma neticesinde doğan kıdem tazminatı için eski işverenin sorumluluğuna gidilemez; dolayısıyla A şirketi ortaklarına yöneltilen davanın husumet (pasif dava ehliyeti) yokluğundan reddi gerekir.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat Yükü: İşçinin sözleşmenin devrine itiraz ettiğini ispat yükü kural olarak itiraz edene (işçiye) aittir [30, 31]. İşçi itirazını yazılı (veya ihtarname ile) yapmalıdır. İtiraz süresinin ne zaman başlayacağı Kanunda açık olmamakla birlikte, dürüstlük kuralı gereği işverenin devir işlemini işçiye "bildirdiği" tarihten itibaren makul bir sürede itiraz edilmelidir [30, 31].
- Zamanaşımı / Süreler: İşçi alacaklarına ilişkin genel zamanaşımı süreleri uygulanır (TBK m. 147 gereği ücret alacakları için 5 yıl). TTK m. 178 bağlamında devreden ve devralan işverenin müteselsil sorumluluğu bakımından, alacakların muacceliyet tarihinden itibaren zamanaşımı işlemeye başlar [32, 33].
- Görevli/yetkili mahkeme: TTK m. 178'den doğan uyuşmazlıklarda dahi davanın temeli "iş sözleşmesi" olduğu için görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi değil, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca İş Mahkemeleridir [34].
- Yaygın uygulama hataları: En sık karşılaşılan hata, yapısal değişiklik (birleşme, bölünme) durumlarında TTK m. 178'in varlığını göz ardı ederek olayı salt İş Kanunu m. 6 çerçevesinde değerlendirmektir [8, 10]. Avukatların/Mahkemelerin devreden şirketin müteselsil sorumluluğuna otomatik olarak "2 yıllık hak düşürücü süre/zamanaşımı" (İşK m.6/2) uygulaması, lex specialis olan TTK m. 178'in ihlali anlamına gelir. Zira TTK'da müteselsil sorumluluk için 2 yıllık sınır yoktur [19].
7. Eleştirel Değerlendirme
TTK m. 178 hükmü, Türk hukuk doktrininde iş hukuku uzmanları (Prof. Dr. Sarper Süzek, Prof. Dr. Fatih Uşan, Prof. Dr. Mustafa Alp) ve ticaret hukuku uzmanları (Prof. Dr. Ünal Tekinalp, Prof. Dr. Hasan Pulaşlı, Prof. Dr. Abuzer Kendigelen) arasında derin tartışmalara neden olmuştur [22, 35, 36].
Birinci temel eleştiri, işçinin "itiraz hakkını" kullanması durumunda kıdem tazminatının akıbetinin ne olacağıdır [28, 29]. Hüküm, "işçi itiraz ederse, hizmet sözleşmesi kanuni işten çıkarma süresinin sonunda sona erer" demektedir. Doktrinde bir kısım yazarlar, itirazın bir "istifa" iradesi olduğunu ve kıdem tazminatına hak kazandırmayacağını savunurken [28, 29]; diğer bir kısım (örneğin Prof. Dr. Sarper Süzek) işçinin kendi rızası dışında işverenin değişmesi durumunda itiraz etmesinin en doğal hakkı olduğunu ve kıdem tazminatının ödenmesi gerektiğini ileri sürmektedir [29]. Kanun koyucunun İş Kanunu m. 14 hükümlerini (kıdem tazminatı) açıkça bertaraf etmeyen bu muğlak lafzı, hukuki güvenlik ilkesi açısından zaafiyet oluşturmaktadır [28, 29].
İkinci büyük tartışma, TTK m. 178/3 ile İşK m. 6/2 arasındaki açık uyumsuzluktur [10, 18]. İş Kanunu devreden işvereni 2 yıl süreyle müteselsil sorumlu tutarken, TTK m. 178/3 bu sorumluluğu ihbar süresi/itiraz süresi ile kısıtlamıştır. Ticaret şirketlerinin yapısal değişikliklerinde TTK m. 178 uygulanırken, esnaf işletmesinin devrinde veya salt malvarlığı satışı (asset deal) şeklinde gerçekleşen devirlerde İşK m. 6 uygulanacaktır. Aynı maddi etkiyi doğuran iki devir işlemi arasında, sırf ticaret şirketi formuna haiz olmaktan ötürü farklı bir hukuki sorumluluk ve itiraz rejimi yaratılması, Anayasa'nın eşitlik ilkesi (Any. m. 10) ve işçinin korunması temel ilkesi bağlamında doktrin tarafından ağır bir dille eleştirilmektedir [33, 36].
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 178. maddesi, ticaret şirketlerinin bölünmesi süreci bağlamında iş ilişkilerinin geçişini, işçilerin korunmasını ve işverenlerin hukuki sorumluluklarını düzenleyen temel ve emredici bir normdur [1-3]. Madde metni her ne kadar kanunun "Bölünme" başlığı altında yer alsa da, TTK m. 158/4 hükmünün yollamasıyla "Birleşme" [4, 5] ve TTK m. 190 hükmünün yollamasıyla "Tür Değiştirme" [6] işlemlerinde de aynen uygulama alanı bulmaktadır.
TTK m. 178 hükmünün konuluş amacı (ratio legis), sermaye şirketlerinin yapısal değişiklikleri (birleşme, bölünme, tür değiştirme) neticesinde işveren sıfatının değişmesi durumunda zayıf konumda olan işçinin hukuki durumunu güvence altına almaktır [7, 8]. Hüküm, kaynağını İsviçre Birleşme Kanunu'nun (Fusionsgesetz - FusG) 27. maddesinden ve Avrupa Birliği'nin işyeri devrine ilişkin 2001/23/EC sayılı Direktifi'nden almaktadır [9]. Ticaret hukukunun genel mantığı içerisinde malvarlığının "külli halefiyet" veya "kısmi külli halefiyet" yoluyla geçişi söz konusu iken, iş sözleşmeleri gibi kişisel (şahsa sıkı sıkıya bağlı) ilişkiler barındıran akitlerin devri, salt eşya hukuku kurallarıyla çözülemeyeceğinden, kanun koyucu TTK m. 178 ile işçi lehine özel (lex specialis) bir koruma rejimi inşa etmiştir [10].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. İş İlişkilerinin Kendiliğinden Geçişi (Otomatik Devir İlkesi)
TTK m. 178/1 uyarınca, tam veya kısmi bölünme (yahut birleşme/tür değiştirme) gerçekleştiğinde, işçilerle yapılan hizmet sözleşmeleri devir gününe kadar doğmuş bütün hak ve borçlarla birlikte devralan şirkete otomatik olarak geçer [1, 11]. Bu geçiş, tarafların (işçi ve yeni işveren) yeni bir sözleşme yapmasına gerek kalmaksızın, kanun gereği (ipso iure) gerçekleşir [8, 12]. Şirketlerin malvarlığının devri esnasında işçilerin rızasının aranmaması, ticari işlemlerin sürati ve işletmenin bir bütün olarak faaliyetine devam etmesi zorunluluğunun bir yansımasıdır.
2.2. İşçinin İtiraz Hakkı (Yenilik Doğuran Hak)
4857 sayılı İş Kanunu'nun (İşK) 6. maddesinde işyeri devrinde işçiye itiraz hakkı tanınmamışken [7, 11], TTK m. 178/2, yapısal değişiklikler bakımından işçiye sözleşmenin devrine "itiraz hakkı" tanıyarak iş hukukunda önemli bir istisna yaratmıştır [2, 13]. İşçi, yeni işverenin yönetim tarzı, ödeme güçlüğü tehlikesi veya salt kişisel tercihleri nedeniyle devralan şirket nezdinde çalışmak istemeyebilir [7]. İtiraz hakkı, bozucu yenilik doğuran bir hak niteliğindedir ve kullanılması şarta bağlı değildir [14]. İtiraz edilmesi halinde iş sözleşmesi derhal sona ermez; "kanuni işten çıkarma süresinin (bildirim süresi) sonunda" sona erer [2, 15]. Bu süre zarfında devralan şirket ve işçi sözleşmeyi yerine getirmekle yükümlüdür.
2.3. İşverenlerin Müteselsil Sorumluluğu
TTK m. 178/3, işçinin devirden önceki alacakları ile itiraz süresi boyunca (veya sözleşmenin normal sona erme anına kadar) doğacak alacakları bakımından eski işveren (devreden şirket) ile yeni işvereni (devralan şirket) "müteselsilen sorumlu" tutmuştur [2, 16]. İşK m. 6 uyarınca devreden işverenin müteselsil sorumluluğu iki yıl ile sınırlandırılmışken [17, 18], TTK m. 178 kapsamında devreden işverenin müteselsil sorumluluğu için böyle bir üst süre sınırı (iki yıl) öngörülmemiştir [19, 20]. Bu durum doktrinde İş Kanunu ile Ticaret Kanunu arasında ciddi bir uyumsuzluk ve tartışma yaratmıştır.
2.4. Alacakların Teminat Altına Alınması İstem Hakkı
TTK m. 178/5 gereğince, işçiler muaccel olan ve muaccel olacak alacaklarının teminat altına alınmasını devralan veya devreden şirketten talep edebilirler [3, 21]. Ticari hayattaki yapısal değişiklikler, şirketin aktif pasif dengesini bozabileceğinden, işçilerin ileride doğacak kıdem tazminatı veya ücret alacaklarının güvence altına alınması hedeflenmiştir [22]. Bu hak, TTK m. 157'deki alacaklıların genel teminat isteme hakkının işçiler özeline indirgenmiş şeklidir [5, 23].
2.5. Şahıs Şirketi Ortaklarının Kişisel Sorumluluğu'nun Devamı
TTK m. 178/6 uyarınca, şahıs şirketi ortakları (örneğin kollektif şirket ortakları), yapısal değişiklik öncesinde şirketin borçlarından dolayı şahsen ve sınırsız sorumlu olduklarından, bu sorumlulukları devir gününe kadar olan borçlar ile itiraz/fesih süresine kadar doğacak borçlar için de devam eder [3, 24]. Sorumluluk rejiminin devralan şirkette değişmesi (örneğin anonim şirkete dönüşerek sınırlı sorumluluğa geçilmesi), geçmişe etkili olarak işçinin alacak hakkını zedeleyemez [25, 26].
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 9. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarında, ticaret şirketlerinin birleşmesi veya bölünmesi neticesinde işyerinin devredilmesinin işçiye haklı nedenle fesih hakkı vermeyeceği kural olarak kabul edilmiştir [22]. Ancak Yargıtay kararlarında (örneğin Yarg. 9. HD., 26.03.2013, E.2011/4716, K.2013/6304), şirketlerin birleşme veya nevi değiştirmesi işlemlerinde, işçinin devredilen işyerindeki çalışma koşullarının ağırlaşması, işçilik haklarının ödenmemesi veya sözleşme şartlarının işçi aleyhine değiştirilmesi durumunda işçinin "haklı nedenle fesih" (İşK m. 24) ve "kıdem tazminatı" hakkı doğacağı hüküm altına alınmıştır [22, 27].
Özellikle işçinin itiraz hakkını (TTK m. 178/2) kullanması halinde kıdem tazminatına hak kazanıp kazanamayacağı meselesinde Yargıtay'ın yaklaşımı; işçinin salt devir nedeniyle sözleşmeyi sona erdirmesinin kural olarak "istifa" niteliğinde olduğu, ancak çalışma koşullarının esaslı tarzda değiştiğinin ispatı halinde kıdem tazminatının ödenebileceği yönündedir [28, 29].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo - Bölünmede İtiraz ve Sorumluluk): X Anonim Şirketi, lojistik departmanını kısmi bölünme (TTK m. 159/1-b) yoluyla Y Anonim Şirketine devretmiştir. Lojistik departmanında 10 yıldır çalışan şoför A, yeni şirketin (Y A.Ş.) yönetim tarzına güvenmediği için TTK m. 178/2 uyarınca yazılı olarak iş sözleşmesinin devrine "itiraz ettiğini" devralan şirkete bildirmiştir. Hukuki analiz: TTK m. 178/2 uyarınca, İşçi A'nın itirazı ile iş sözleşmesi derhal sona ermez. İşçi A'nın kıdemine göre belirlenecek İşK m. 17'deki ihbar (bildirim) süresi (örneğin 8 hafta) boyunca sözleşme devam eder. Bu 8 hafta boyunca A, Y A.Ş.'de çalışmak ve Y A.Ş. de ücretini ödemek zorundadır [2]. Süre bitiminde sözleşme kanunen sona erer. TTK m. 178/3 uyarınca, bu 8 haftalık sürenin ücretlerinden ve devirden önceki ödenmemiş fazla mesai alacaklarından X A.Ş. ve Y A.Ş. müteselsilen sorumludur [2, 16].
Olay 2 (Kurmaca Senaryo - Kıdem Tazminatı ve İki Yıllık Sorumluluk Çatışması): A Limited Şirketi, B Limited Şirketi ile devralma yoluyla birleşmiştir. İşçi C'nin birleşmeden önceki 5 yıllık kıdemi B Ltd. Şti. bünyesinde devam etmiş, ancak birleşmeden 3 yıl sonra B Ltd. Şti. işçi C'yi haksız yere işten çıkarmıştır. İşçi C, kıdem tazminatının tamamı için hem B şirketine hem de ticaret sicilinden terkin edilen eski A şirketinin ortaklarına (müteselsil sorumluluk iddiasıyla) dava açmıştır. Hukuki analiz: TTK m. 152/3 uyarınca devrolunan A şirketi infisah etmiş ve sicilden terkin edilmiştir. İşçi C, yeni işveren B şirketinden tüm kıdem tazminatını (8 yıllık) talep edebilir [20, 22]. Ancak TTK m. 178 uyarınca eski işverenin (A şirketi / ortaklarının) müteselsil sorumluluğu sadece devir tarihine kadar muaccel olan veya itiraz/normal sona erme süresindeki alacakları kapsar [3]. Devirden 3 yıl sonra gerçekleşen işten çıkarma neticesinde doğan kıdem tazminatı için eski işverenin sorumluluğuna gidilemez; dolayısıyla A şirketi ortaklarına yöneltilen davanın husumet (pasif dava ehliyeti) yokluğundan reddi gerekir.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
TTK m. 178 hükmü, Türk hukuk doktrininde iş hukuku uzmanları (Prof. Dr. Sarper Süzek, Prof. Dr. Fatih Uşan, Prof. Dr. Mustafa Alp) ve ticaret hukuku uzmanları (Prof. Dr. Ünal Tekinalp, Prof. Dr. Hasan Pulaşlı, Prof. Dr. Abuzer Kendigelen) arasında derin tartışmalara neden olmuştur [22, 35, 36].
Birinci temel eleştiri, işçinin "itiraz hakkını" kullanması durumunda kıdem tazminatının akıbetinin ne olacağıdır [28, 29]. Hüküm, "işçi itiraz ederse, hizmet sözleşmesi kanuni işten çıkarma süresinin sonunda sona erer" demektedir. Doktrinde bir kısım yazarlar, itirazın bir "istifa" iradesi olduğunu ve kıdem tazminatına hak kazandırmayacağını savunurken [28, 29]; diğer bir kısım (örneğin Prof. Dr. Sarper Süzek) işçinin kendi rızası dışında işverenin değişmesi durumunda itiraz etmesinin en doğal hakkı olduğunu ve kıdem tazminatının ödenmesi gerektiğini ileri sürmektedir [29]. Kanun koyucunun İş Kanunu m. 14 hükümlerini (kıdem tazminatı) açıkça bertaraf etmeyen bu muğlak lafzı, hukuki güvenlik ilkesi açısından zaafiyet oluşturmaktadır [28, 29].
İkinci büyük tartışma, TTK m. 178/3 ile İşK m. 6/2 arasındaki açık uyumsuzluktur [10, 18]. İş Kanunu devreden işvereni 2 yıl süreyle müteselsil sorumlu tutarken, TTK m. 178/3 bu sorumluluğu ihbar süresi/itiraz süresi ile kısıtlamıştır. Ticaret şirketlerinin yapısal değişikliklerinde TTK m. 178 uygulanırken, esnaf işletmesinin devrinde veya salt malvarlığı satışı (asset deal) şeklinde gerçekleşen devirlerde İşK m. 6 uygulanacaktır. Aynı maddi etkiyi doğuran iki devir işlemi arasında, sırf ticaret şirketi formuna haiz olmaktan ötürü farklı bir hukuki sorumluluk ve itiraz rejimi yaratılması, Anayasa'nın eşitlik ilkesi (Any. m. 10) ve işçinin korunması temel ilkesi bağlamında doktrin tarafından ağır bir dille eleştirilmektedir [33, 36].
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.