RESMİ METİN

3. Bölünme belgelerini inceleme hakkı 30 a) Bölünme sözleşmesi ve bölünme planı aa) Genel olarak


Madde 166 - (1) Bir şirket, bölünme yoluyla, malvarlığının bölümlerini var olan şirketlere devredecekse, bölünmeye katılan şirketlerin yönetim organları tarafından bir bölünme sözleşmesi yapılır. (2) Bir şirket, bölünme yoluyla, malvarlığının bölümlerini yeni kurulacak şirketlere 30 Bu üst başlık “3. Bölünme belgelerini denetleme ve inceleme hakkı” iken, 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmişti r. devredecekse, yönetim organı bir bölünme planı düzenler. (3) Hem bölünme sözleşmesinin hem de bölünme planının yazılı şekilde yapılması ve bunların genel kurul tarafından 173 üncü madde hükümlerine göre onaylanması şarttır. bb) Bölünme sözleşmesinin ve bölünme planının içeriği


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 166. maddesi, ticaret şirketlerinin yeniden yapılandırılmasında büyük öneme sahip olan bölünme kurumunun kurucu belgelerini düzenlemektedir. Şirketlerin yapısal değişiklikleri bağlamında bölünme, sermaye şirketlerinin ve kooperatiflerin malvarlıklarını tamamen veya kısmen kendilerinden ayırarak tasfiyesiz olarak ve kısmî küllî halefiyet yoluyla başka şirketlere devretmeleri ve bunun karşılığında bölünen şirketin ortaklarının devralan şirketlerde ortak konumunu elde etmeleridir [1, 2].

TTK m. 166, bölünme işleminin temelini oluşturacak belgenin niteliğini, devralan şirketin halihazırda mevcut olup olmamasına göre ikili bir ayrıma tabi tutmuştur [3]. Buna göre, eğer malvarlığı mevcut bir şirkete devrediliyorsa ortada bir "bölünme sözleşmesi" bulunmak zorundadır; şayet malvarlığı yeni kurulacak bir şirkete devrediliyorsa, bu işlem tek taraflı bir "bölünme planı" ile gerçekleştirilir [3-6]. Her iki belgenin de yazılı şekilde yapılması ve genel kurul tarafından onaylanması, işlemin geçerliliği için kurucu bir şekil şartı olarak Kanun tarafından emredici nitelikte öngörülmüştür [6].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Bölünme Sözleşmesi

TTK m. 166/1 uyarınca, bir şirket bölünme yoluyla malvarlığının bölümlerini halihazırda var olan şirketlere devredecekse, bölünmeye katılan şirketlerin yönetim organları tarafından bir "bölünme sözleşmesi" yapılır [3, 4, 6]. Devreden ve devralan tarafında halen mevcut hukuk süjeleri bulunduğu için, işlem taraflar arasında iki ya da çok taraflı bir sözleşme niteliği taşır [4]. Bu sözleşme, taraflar arasında müzakere edilebilir olup, her iki taraf da bölünme sözleşmesinde kendi menfaatinin gözetilmesini sağlamaya çalışır [5]. Bölünme sözleşmesinin hazırlanması ve imzalanması görevi ile yetkisi bizzat şirketin yönetim organına aittir ve bu yetki devredilemez.

2.2. Bölünme Planı

TTK m. 166/2 uyarınca, bölünen şirket, malvarlığı bölümlerini bölünme sürecinde yeni kurulacak şirketlere devredecekse, kurulacak şirketler bölünmenin düzenlenmesi aşamasında hukuken henüz var olmadıklarından, bir sözleşme akdedilmesi imkansızdır [4]. Bu nedenle Kanun, şirketin kendi başına tek taraflı bir hukuki işlem gerçekleştirmesini öngörmüştür ki bu işlem "bölünme planı" olarak adlandırılmaktadır [4, 5]. Bölünme planı da sözleşme gibi yönetim organı tarafından hazırlanır, ancak müzakere edilecek karşı bir taraf bulunmadığından tek taraflı irade beyanı niteliğindedir.

2.3. Yazılı Şekil ve Genel Kurul Onayı

TTK m. 166/3, hem bölünme sözleşmesinin hem de bölünme planının yazılı şekilde yapılmasını ve bunların genel kurul tarafından onaylanmasını emretmektedir [3, 6]. Yazılı şekil burada bir geçerlilik (sıhhat) şartıdır. Ayrıca, sözleşme veya plan yönetim organı tarafından imzalanmış veya hazırlanmış olsa dahi, yetkili genel kurulların kararı (TTK m. 173) alınana kadar hukuki bağlayıcılık kazanmaz, askıda geçerli kabul edilir [7, 8]. Genel kurul onayının ardından tescil ile birlikte bölünme işlemi hukuken hüküm ifade eder [9].

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 167 (Bölünme Sözleşmesinin ve Planının İçeriği): TTK m. 166 uyarınca hazırlanan belgelerin asgari içeriği TTK m. 167'de düzenlenmiştir. Şirket unvanları, aktif/pasif tahsisi, değişim oranları ve denkleştirme tutarları bu belgede yer almak zorundadır [10, 11].
  • TTK m. 173 (Bölünme Kararı): TTK m. 166/3'ün atıf yaptığı onay süreci TTK m. 173'te hüküm altına alınmıştır. Buna göre onay kararı, TTK m. 151'de öngörülen ağırlaştırılmış nisaplara (çoğunluklara) uyularak alınır; oranın korunmadığı bölünmelerde ise onay devreden şirkette oy hakkını haiz ortakların en az yüzde doksanıyla alınır [12, 13].
  • TTK m. 171 (İnceleme Hakkı): Ortakların, bölünme sözleşmesini veya planını genel kurul kararından iki ay önce inceleme hakkı mevcuttur [14].
  • TTK m. 191 ve m. 192 (Denkleştirme ve İptal Davaları): Bölünme sözleşmesi/planı ile belirlenen değişim oranlarının hakkaniyete aykırı olması veya kanuni emredici kurallara aykırılık halinde, ortaklar tarafından denkleştirme veya iptal davası açılabilir [15, 16].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay uygulaması, bölünme işlemlerinde şirket ortaklarının haklarının korunması ilkesine ve hazırlanan kurucu belgelerin (plan/sözleşme) hukuka uygunluğuna büyük önem atfetmektedir. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin E. 2015/13662 K. 2017/4052 sayılı kararında; kısmi bölünme neticesinde hakların devamı ilkesine riayet edilmediği ve şirket değerlemelerinin hatalı yapıldığı iddiasıyla açılan iptal ve denkleştirme davası incelenmiştir [17, 18]. Mahkeme, kısmi bölünme işleminde kullanılan yöntemlerin (değerleme ve tahsis oranlarının) yeterli olduğu, şirket hissedarlarının haklarını koruyacak yükümlülüklerin yerine getirildiği, bölünme sözleşmesi/planı ve raporlarında yasal bir sakınca ve eksiklik bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş ve bu karar Yargıtay tarafından onanmıştır [18, 19]. Bu kararlar, bölünme belgelerindeki değerleme ve tahsis kurallarının, TTK m. 166 ve devamı maddelerine uygun olarak adil ölçütlerle yapıldığı sürece mahkemelerce geçerli kabul edildiğini teyit etmektedir.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: A Anonim Şirketi (A A.Ş.), tekstil ve turizm olmak üzere iki farklı sektörde faaliyet göstermektedir. A A.Ş. yönetim kurulu, turizm alanındaki malvarlığını tamamen kendi iştiraki olan ve halihazırda varlığını sürdüren B Limited Şirketine (B Ltd. Şti.) kısmi bölünme yoluyla devretme kararı almıştır. Hukuki analiz: A A.Ş. malvarlığının bir bölümünü halihazırda var olan B Ltd. Şti.'ye devredeceğinden, işlem TTK m. 166/1 kapsamına girmektedir [3, 6]. Bu sebeple A A.Ş. ile B Ltd. Şti.'nin yönetim organları bir araya gelerek yazılı bir "bölünme sözleşmesi" akdetmelidir [6]. Sözleşme ancak her iki şirketin genel kurulunda (TTK m. 173'teki nisaplarla) onaylandıktan sonra hukuki geçerlilik kazanacak ve tescil edilebilecektir.

Olay 2: X Limited Şirketi, donanım ve yazılım olarak iki ayrı faaliyet koluna sahiptir. Şirket, yazılım kolunu tamamen şirketten ayırarak, bu amaçla yeni kurulacak Y Anonim Şirketi çatısı altında yapılandırmak istemektedir. Hukuki analiz: Malvarlığı bölümü, henüz hukuken mevcut olmayan, bölünme süreci ile birlikte tüzel kişilik kazanacak olan Y A.Ş.'ye devredilmektedir. Bu nedenle TTK m. 166/2 uyarınca X Ltd. Şti. yönetim organı tek taraflı bir "bölünme planı" düzenlemekle mükelleftir [3, 4, 6]. Düzenlenen bu plan yazılı şekilde yapılmalı ve X Ltd. Şti. genel kurulunca onaylanmalıdır [6].

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Bölünme sözleşmesinin/planının TTK m. 167'de öngörülen zorunlu unsurları içerdiğinin ve usulüne uygun değerlemeler yapıldığının ispatı, işlemi gerçekleştiren şirketin yönetim organı üzerindedir. Keza belgelerin usulüne uygun şekilde incelemeye açıldığı da şirket tarafından ispatlanmalıdır.
  • Zamanaşımı / Süreler: Bölünme sözleşmesi veya planı, genel kurulun onay kararından en az iki ay önce ortakların incelemesine sunulmalıdır (TTK m. 171) [14]. Bölünme kararına karşı açılacak iptal davası ve denkleştirme talepleri ise kararın Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilanından itibaren iki ay içinde ileri sürülmelidir (TTK m. 191/1, m. 192/1) [15, 16].
  • Görevli/yetkili mahkeme: Bölünme işleminden doğan iptal ve denkleştirme davalarında görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi, yetkili mahkeme ise söz konusu işlemlere katılan şirketlerden birinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir (TTK m. 191/1) [15].
  • Yaygın uygulama hataları: Uygulamada, yeni kurulacak şirkete yapılacak devirlerde sözleşme hazırlanmaya çalışılması (kavram kargaşası) ve bölünme belgelerinde TTK m. 167'deki emredici unsurların eksik bırakılarak değerlemelerin şeffaf yapılmaması nedeniyle iptal davalarına sebebiyet verilmesi sık rastlanan hatalardandır. Ayrıca, yönetim organı tarafından imzalanan sözleşme veya planın genel kurula sunulmadan doğrudan tescil edilebileceği yanılgısı ciddi hukuki geçersizlik yaratır.

7. Eleştirel Değerlendirme

Doktrinde bölünme planının hukuki niteliği özel bir inceleme konusudur. Bölünme sözleşmesi taraflar arasında tam bir rızai nitelik taşırken; yeni kuruluşlara devirleri konu edinen bölünme planı, henüz var olmayan bir tüzel kişi aleyhine ve lehine sonuç doğuran "tek taraflı bir hukuki işlem" olarak tasarlandığından, tüzel kişiliğin kurulması ve hak ehliyeti kurallarıyla köklü bir istisna (özel durum) yaratmaktadır [4]. Bununla birlikte, TTK’nın İsviçre Birleşme Kanunu (Fusionsgesetz) etkisinde kalarak kaleme aldığı bu hüküm, malvarlıklarının organizasyonu bağlamında modern işletme iktisadı gereklerini başarılı biçimde karşılamaktadır [20, 21].

Öte yandan, TTK'nın özellikle KOBİ'ler açısından bölünme prosedürünü (inceleme hakkı, rapor düzenlenmesi gibi) tüm ortakların rızası ile esnetmesine karşın, "bölünme sözleşmesi" veya "bölünme planı" düzenleme yükümlülüğüne herhangi bir muafiyet tanımaması [22, 23], her halükarda belge şartının kurucu niteliğini tescil etmektedir. Bu durum, doktrinde işlem güvenliği ve alacaklıların korunması bakımından isabetli bulunmakla birlikte, usuli şekilciliğin getirdiği zaman maliyeti sebebiyle eleştirilere de konu olmaktadır.


Metodolojik Not

[Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.]

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.