RESMİ METİN

d) Ara bilanço


Madde 165 - (1) Bilanço günüyle, bölünme sözleşmesinin imzası veya bölünme p lanının düzenlenmesi tarihi arasında, altı aydan fazla bir zaman bulunduğu veya son bilançonun çıkarılmasından itibaren, bölünmeye katılan şirketlerin malvarlıklarında önemli değişiklikler meydana gelmiş olduğu takdirde, bir ara bilanço çıkarılır. (2) Bu f ıkranın (a) ve (b) bentlerinde öngörülen hükümler saklı kalmak kaydıyla, ara bilançoya yıllık bilançoya ilişkin hüküm ve standartlar uygulanır. Ara bilanço için; a) Fizikî envanter çıkarılması gerekli değildir. b) Son bilançoda kabul edilmiş bulunan değer lemeler, sadece ticari defterlerdeki hareketler ölçüsünde değiştirilir; amortismanlar, değer düzeltmeleri ve karşılıklar ile ticari defterlerden anlaşılmayan işletme için önemli değer değişiklikleri de dikkate alınır.


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 165. maddesi, ticaret şirketlerinin yeniden yapılandırma modellerinden biri olan "bölünme" (demerger) müessesesinde, pay sahiplerinin, alacaklıların ve kamunun korunması amacıyla öngörülmüş temel bir finansal şeffaflık normudur. Külli halefiyet prensibinin kısmi bir görünümü olarak karşımıza çıkan bölünme işlemlerinde, devrolunan malvarlığı unsurlarının, pay değişim oranlarının (değişim ölçüsünün) ve gerektiğinde ödenecek denkleştirme akçesinin doğru, adil ve objektif bir biçimde tespit edilebilmesi, ancak güncel ve gerçeği yansıtan finansal tabloların varlığı ile mümkündür [1, 2].

TTK m. 165, bölünme sürecinin salt geçmişte kalmış bir yılsonu bilançosu üzerinden yürütülmesini engelleyerek, işlemin reel ekonomik duruma uygunluğunu temin etmeyi amaçlamaktadır. Madde, Avrupa Birliği'nin Üçüncü Konsey Yönergesine (AET Yönergesi, m. 11) paralel olarak, son bilanço tarihi ile bölünme planı/sözleşmesi tarihi arasındaki sürenin uzaması veya malvarlığında öngörülemeyen dramatik değişiklikler yaşanması hallerinde, "ara bilanço" (interim balance sheet) düzenlenmesini emredici bir kural olarak vazetmektedir [1, 3]. Bu düzenleme, hukuki işlem güvenliğini sağlarken, aynı fıkranın devamında sayılan istisnai usuller ile (örneğin fiziki envanter çıkarma zorunluluğunun kaldırılması) ticari hayatın gerektirdiği pratiklik ve hız ihtiyacına da cevap vermektedir [4].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

TTK m. 165, ara bilanço düzenleme yükümlülüğünü doğuran şartları ve bu bilançonun tanzim usulünü detaylandırmaktadır. Hükmün analizi, iki ana başlık altında ele alınmalıdır.

2.1. Ara Bilanço Düzenleme Yükümlülüğünü Doğuran Haller

Kanun koyucu, ara bilanço düzenlenmesini gerektiren iki alternatif ve objektif/sübjektif kriter belirlemiştir:

  • Altı Aylık Sürenin Aşılması Kriteri: Bilanço günü (genellikle hesap döneminin son günü olan 31 Aralık) ile bölünme sözleşmesinin imzalandığı veya bölünme planının düzenlendiği tarih arasında "altı aydan fazla" bir zaman diliminin geçmiş olması durumunda, ara bilanço çıkarılması mutlak ve emredici bir yasal zorunluluktur [1]. Bu altı aylık süre, işletmenin malvarlığı yapısında olağan akış içinde bile önemli değişikliklerin yaşanabileceği yönündeki rasyonel bir karineye dayanmaktadır [3].
  • Malvarlığında Önemli Değişiklik Meydana Gelmesi Kriteri (Sürenin Aşılmaması Hali): Son bilançonun çıkarılmasından itibaren altı aydan daha kısa bir süre geçmiş olsa dahi, bölünmeye katılan şirketlerin malvarlıklarında "önemli değişiklikler" meydana gelmişse, ara bilanço hazırlanması zorunludur [1]. Doktrinde ve madde gerekçelerinde de ifade edildiği üzere, "önemli değişiklik" kavramı; bir kooperatifte çok sayıda ortağın aniden ayrılması, şirketin olağandışı devasa zarar etmesi, üretim tesisinin yanması veya çok büyük çaplı bir fabrikanın elden çıkarılması gibi, değişim oranlarını veya alacaklıların teminatını doğrudan ve derinden etkileyecek boyuttaki ekonomik vakıaları ifade eder [5].
2.2. Ara Bilançonun Hazırlanmasında Sağlanan Kanuni Kolaylıklar

Ara bilanço kural olarak yıllık bilanço çıkarılmasına ilişkin ilke, standart ve hükümlere tabidir (Türkiye Muhasebe Standartları - TMS/TFRS) [1]. Ancak kanun koyucu, bölünme prosedürünü bürokratik bir açmaza sokmamak adına TTK m. 165/2'de iki temel istisna ve kolaylık öngörmüştür:

  • Fiziki Envanter Çıkarılması Zorunluluğunun Kaldırılması (m. 165/2-a): Yıllık bilançolarda uygulanan fiili mal mevcudu sayımı (fiziki envanter), ara bilanço için şart koşulmamıştır [1, 4]. Bu durum, büyük çaplı sanayi işletmeleri için aylar sürebilecek bir sayım sürecini ortadan kaldırarak bölünme işlemini hızlandırmaktadır.
  • Değerlemelerin Defter Kayıtları Üzerinden Yapılması (m. 165/2-b): Son bilançoda kabul edilen değerlemeler, baştan aşağı yeniden yapılmak yerine, sadece ticari defterlerdeki hareketler ölçüsünde güncellenir. Amortismanlar, değer düzeltmeleri, karşılıklar ve ticari defterlerden doğrudan anlaşılmayan ancak işletme için önem arz eden değer değişiklikleri bu kayıtlara yansıtılarak ara bilanço tekemmül ettirilir [1, 4].

3. Sistematik İlişkiler

Bu hükmün normatif değeri, ticaret şirketleri hukukunun diğer yapıtaşları ile birlikte değerlendirildiğinde ortaya çıkar:

  • TTK m. 144 (Birleşmelerde Ara Bilanço): TTK m. 165, ticaret şirketlerinin birleşmesinde uygulanan TTK m. 144 hükmünün bölünme müessesesindeki tam karşılığıdır [6]. Kanun koyucu, her iki yapısal değişiklikte de şirket malvarlığının ve pay sahipliği haklarının (değişim oranlarının) tespitinde aynı hassasiyeti ve metodolojiyi benimsemiştir.
  • TTK m. 167 ve m. 169 (Bölünme Planı/Sözleşmesi ve Bölünme Raporu): TTK m. 165 uyarınca hazırlanan ara bilanço, bölünme planında yer alacak pay değişim oranlarının (m. 167/1-c) ve bu oranların haklılığının detaylıca açıklandığı bölünme raporunun (m. 169) yegâne matematiksel ve finansal dayanağıdır [7, 8]. Ara bilanço olmaksızın bu belgelerin gerçeğe uygun tanzim edilmesi imkânsızdır.
  • TTK m. 171 (İnceleme Hakkı): Ortakların, bölünme kararı öncesinde şirketin genel durumunu denetleyebilmeleri için kendilerine sunulan belgeler arasında, eğer m. 165'teki şartlar oluşmuşsa, "ara bilanço" da yer almaktadır (m. 171/1-d) [9].
  • TTK m. 172 ve m. 150 (Malvarlığındaki Değişikliklerin Bildirilmesi): Ara bilanço hazırlandıktan ve sözleşme imzalandıktan sonra dahi, genel kuruldaki onay anına kadar malvarlığında önemli bir değişiklik olursa, yönetim organı bunu genel kurula bildirmek zorundadır (m. 172 atfıyla m. 150) [10-12]. Bu hüküm, m. 165'teki "gerçek finansal durumu yansıtma" amacının, karar anına kadar korunmasını sağlayan tamamlayıcı bir müessesedir.
  • TTK m. 191 ve m. 192 (Denkleştirme ve İptal Davaları): Ara bilançonun hiç hazırlanmaması veya gerçeğe aykırı hazırlanması, pay sahiplerinin haklarının zedelenmesine yol açacağından, bu durum TTK m. 191 uyarınca denkleştirme davasının ve TTK m. 192 uyarınca yapısal değişikliğin iptali davasının doğrudan maddi temelini oluşturur [13, 14].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili ihtisas dairesi (11. Hukuk Dairesi), yapısal değişikliklerde alınan kararların iptali ile ortaklık payı ve haklarının incelenmesi (denkleştirme) davalarında, değerleme usullerinin ve finansal raporlamaların TTK hükümlerine riayet edilerek yapılıp yapılmadığını titizlikle incelemektedir.

Özellikle, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin E. 2015/13662 K. 2017/4052 sayılı ve 03.07.2017 tarihli ilamına konu olan bir bölünme uyuşmazlığında davacı taraf; bölünme işlemi ile hakların devamı ilkesine riayet edilmediğini, şirket değerlemelerinin hatalı yapıldığını ve bu suretle zarara uğratıldığını iddia ederek bölünmenin iptalini, terditli olarak ise TTK m. 191 uyarınca denkleştirme ödemesi yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir [15, 16]. Yargıtay incelemesinde, kısmi bölünme sürecinde değerleme ve şirket finansal tespitlerinde herhangi bir eksiklik veya hatalı unsur (ara bilanço veya finansal saptamaların mevzuata aykırılığı gibi) bulunmadığı, TTK m. 161 vd. çerçevesindeki usullere riayet edildiği tespit edilmiş ve hem iptal hem de denkleştirme taleplerinin reddi kararı isabetli bulunarak onanmıştır [16, 17]. Bu karardan da anlaşılacağı üzere, Yargıtay, şirketin reel değerinin ve malvarlığının mevzuatın emrettiği takvim ve usullere (TTK m. 165 gibi) uygun olarak saptanıp saptanmadığını, iptal ve denkleştirme taleplerinin esasına girerek irdelemektedir. Değerlemeye esas alınan finansal tablonun hukuka aykırı olması, bölünme işleminin topyekûn sakatlanması sonucunu doğurur.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (6 Aylık Sürenin Aşılması Senaryosu): X Dokuma Sanayi A.Ş., malvarlığının bir bölümü olan lojistik ve dağıtım ağını kısmi bölünme yoluyla yeni kurulacak Y Dağıtım A.Ş.'ye devretme kararı almıştır. Şirketin son onaylanmış bilançosu 31 Aralık 2025 tarihlidir. Yönetim kurulu, çeşitli iç uyuşmazlıklar nedeniyle bölünme planını ancak 10 Ağustos 2026 tarihinde hazırlayabilmiş ve imzalamıştır. Yönetim kurulu, aradan geçen sürede şirketin rutin işleyişine devam ettiğini ve majör bir kayıp yaşanmadığını ileri sürerek 31 Aralık 2025 tarihli bilançoyu pay değişim oranlarına esas almıştır. Hukuki analiz: TTK m. 165/1 hükmünün lafzı son derece açıktır. Bilanço tarihi (31 Aralık) ile bölünme planının düzenlendiği tarih (10 Ağustos) arasında 6 aydan fazla bir süre bulunmaktadır. Ortada majör bir malvarlığı eksilmesi olmasa dahi, yasa koyucu 6 aylık sürenin aşılmasını ara bilanço tanzimi için tek başına yeterli ve mutlak bir şart olarak öngörmüştür. Yönetim kurulunun bu ihmali, bölünme kararı için TTK m. 171 kapsamındaki inceleme hakkını eksik bırakır ve TTK m. 192 çerçevesinde bölünme kararının iptali davasına sebebiyet verir.

Olay 2 (Önemli Değişiklik Kriteri Senaryosu): A Enerji Üretim A.Ş., bünyesindeki güneş enerjisi santrallerini tam bölünme yoluyla iki ayrı şirkete devretmeyi planlamaktadır. Son bilanço 31 Aralık 2025 tarihlidir. Bölünme sözleşmesi 1 Mart 2026 tarihinde imzalanmıştır (aradan 2 ay geçmiştir). Ancak 15 Şubat 2026 tarihinde, şirketin en büyük gelir kaynağı olan ana şebeke trafolarından birinde büyük çaplı bir yangın çıkmış ve tesis tamamen kullanılamaz hale gelmiştir. Yönetim kurulu, 6 aylık süre dolmadığı gerekçesiyle ara bilanço hazırlamamıştır. Hukuki analiz: Her ne kadar bilanço tarihi ile sözleşme tarihi arasında 6 aydan kısa bir süre bulunsa da, şirketin ana gelir kaynağı olan üretim tesisinin yanması TTK m. 165/1 anlamında malvarlığında meydana gelen tipik bir "önemli değişiklik"tir [5]. Bu devasa hasarın pay değişim oranlarına ve devralan şirketin/ortakların hukuki durumuna etki edeceği muhakkaktır. Yönetim kurulunun ara bilanço çıkarmaması açık bir kanuna aykırılık olup, bu durum hem yöneticilerin hukuki ve cezai sorumluluğunu (TTK m. 193) doğuracak hem de pay sahiplerinin haklarının zedelenmesi nedeniyle işlemin iptaline zemin hazırlayacaktır.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat Yükü: TTK m. 165/1 uyarınca altı aylık sürenin dolmadığı ancak "malvarlığında önemli bir değişiklik meydana geldiği" iddiasıyla ara bilanço çıkarılmamasının hukuka aykırı olduğunu öne süren pay sahibi veya alacaklı, bu "önemli değişikliğin" varlığını ispatla mükelleftir (TMK m. 6). Buna karşılık yönetim organı, eğer ara bilanço çıkarmış ve kolaylaştırıcı yöntemleri (TTK m. 165/2) uygulamışsa, bu kolaylaştırıcı yöntemlerin TMS/TFRS kurallarına uygun olarak uygulandığını ispat etmekle yükümlüdür.
  • Zamanaşımı / Süreler: Ara bilanço yükümlülüğüne aykırılık sebebiyle değerlemelerin hatalı olduğu ve hakların zedelendiği iddiasıyla açılacak Denkleştirme Davası (TTK m. 191) ve Bölünmenin İptali Davası (TTK m. 192), bölünme kararının Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilanından itibaren iki ay içerisinde açılmalıdır [13, 14, 18]. Bu süreler hak düşürücü süredir.
  • Görevli ve Yetkili Mahkeme: TTK m. 191 ve 192 uyarınca açılacak iptal ve denkleştirme davaları ile TTK m. 193 uyarınca açılacak yöneticilerin sorumluluğu davalarında, bölünmeye katılan şirketlerden birinin merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesi kesin yetkili ve görevlidir [13, 19].
  • Yaygın Uygulama Hataları: Uygulamada sıklıkla yapılan en büyük hata; yönetim kurullarının ve mali müşavirlerin, şirket içi rutin defter kayıtlarını, TMS/TFRS standartlarına uygun bir "ara bilançoya" dönüştürmeden, salt vergi dairesine sunulan geçici vergi beyannamelerini veya mizan cetvellerini genel kurula "ara bilanço" diye sunmalarıdır. Kanun koyucu fiziki envanteri aramasa da, bilançonun dürüst resim ilkesine (TTK m. 515) uygun bir finansal tablo seti mantığıyla hazırlanmasını şart koşmaktadır.

7. Eleştirel Değerlendirme

Türk Ticaret Kanunu m. 165 düzenlemesi, İsviçre Birleşme Kanunu (Fusionsgesetz - FusG) ve AB Yönergeleri ile uyum sağlamak adına kaleme alınmış son derece isabetli bir normdur. Doktrinde Prof. Dr. Ünal Tekinalp ve Prof. Dr. Reha Poroy'un da vurguladığı üzere, yapısal değişikliklerde ortaklık devamlılığı ve malvarlığının devri, kâğıt üzerindeki farazi rakamlarla değil, işletmenin "yaşayan gerçek değeri" üzerinden yapılmalıdır [20, 21].

Bununla birlikte, maddenin 2. fıkrasında yer alan "fiziki envanter çıkarılmasının gerekli olmaması" şeklindeki kolaylaştırıcı hüküm, hukuki ve pratik bir ikilem barındırmaktadır. Her ne kadar bu kural şirketleri ağır bürokratik engellerden kurtarsa da; Türkiye'deki pek çok orta ve küçük ölçekli işletmenin (KOBİ) ticari defter ve kayıt nizamının şeffaflığı ve TMS/TFRS uyumu tam olarak oturmadığından, fiziki envanterin yapılmaması, var olmayan aktiflerin (fiktif stoklar gibi) bilançoda yer almasına yol açabilmektedir. Bu durum, özellikle bölünmede borç tahsis edilen yeni şirketlerin alacaklıları için (TTK m. 174 vd. kapsamındaki koruma mekanizmalarına rağmen) ciddi riskler yaratabilir. Doktrinde de işaret edildiği gibi, ara bilançonun yalnızca defter kayıtlarına göre revize edilmesi imkânı, yönetim kurullarına geniş bir inisiyatif sunmakta olup; bu durum, bağımsız denetimin zayıf olduğu şirketlerde suiistimale ve dolayısıyla çok sayıda iptal davasına zemin hazırlamaktadır.

Sonuç itibarıyla, TTK m. 165, normatif düzeyde şirketler hukuku dengelerini mükemmel kurmuş olsa da, uygulamadaki başarısı, şirketlerin muhasebe sistemlerinin güvenirliğine ve yöneticilerin özen yükümlülüğüne organik olarak bağlıdır.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.