RESMİ METİN

c) Yeni kuruluş


Madde 164 - (1) Bölünme çerçevesinde yeni bir şirketin kurulmasına bu Kanun ile Kooperatifler Kanun unun kuruluşa ilişkin hükümleri uygulanır. Sermaye şirketlerinin kurulmasında, kurucuların asgari sayısına ve ayni sermaye konulmasına ilişkin hükümler uygulanmaz.


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 164. maddesi, ticaret şirketlerinde yapısal değişiklikler (birleşme, bölünme ve tür değiştirme) ana başlığı altındaki "Bölünme" müessesesinin "Bölünmenin uygulanmasına ilişkin hükümler" kısmında yer almaktadır [1, 2]. Bölünme, bir şirketin malvarlığının tamamen veya kısmen kendisinden ayrılarak tasfiyesiz ve kısmi külli halefiyet yoluyla başka şirketlere devredilmesi ve bunun karşılığında bölünen şirket ortaklarının devralan şirketlerde pay sahibi olması işlemidir [3].

TTK m. 164, bölünme işlemi neticesinde mevcut bir şirkete devir yapılmayıp yepyeni bir şirketin (veya şirketlerin) kurulması ("yeni kuruluş şeklinde bölünme") durumunda uygulanacak kuralları tayin etmektedir [2, 4]. Kanun koyucu bu maddede temel bir prensip benimsemiş; kural olarak yeni şirketin kuruluşunda ilgili şirket türünün genel kuruluş hükümlerinin uygulanacağını belirtirken, sermaye şirketlerinin kurulmasında iki önemli muafiyet getirmiştir: Kurucuların asgari sayısına ilişkin kurallar ile ayni sermaye konulmasına ilişkin katı kuralların bu süreçte uygulanmayacağı açıkça hüküm altına alınmıştır [2]. Bu düzenlemenin temel amacı (ratio legis), işletmelerin ekonomik gereksinimler doğrultusunda yeniden yapılandırılmasını kolaylaştırmak, ayni sermaye konulmasındaki ağır prosedürel yüklerden (mahkemece değer biçilmesi vb.) şirketleri kurtarmak ve bölünme sürecinin salt bir malvarlığı devri değil, "kısmi külli halefiyet" rejimine tabi bir yapısal evrim olduğunu vurgulamaktır [5, 6].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Bölünme Çerçevesinde Yeni Şirketin Kurulması (Yeni Kuruluş Şeklinde Bölünme)

Bölünme, mevcut şirketlere devir ("devralma şeklinde bölünme") veya yeni kurulacak şirketlere devir ("yeni kuruluş şeklinde bölünme") biçiminde gerçekleşebilir [5, 7]. TTK m. 164 uyarınca bir şirket, bölünme yoluyla malvarlığının bölümlerini yeni kurulacak bir şirkete devredecekse, ortada bir sözleşme muhatabı bulunmadığından yönetim organı tek taraflı hukuki bir işlem olan "bölünme planı" düzenler [8, 9]. Yeni kuruluşun varlığı hâlinde, bu bölünme planına yeni şirketin esas sözleşmesi de mutlaka eklenir [10, 11].

2.2. Kuruluşa İlişkin Hükümlerin Uygulanması

Madde metninin ilk cümlesinde, yeni kurulacak şirket veya kooperatifler için TTK veya Kooperatifler Kanunu'nun kuruluşa ilişkin genel hükümlerinin uygulanacağı belirtilmektedir [2]. Zira tüzel kişiliğin doğması için kanunun öngördüğü tescil ve ilan gibi aşamaların tamamlanması şarttır [12, 13]. Ancak yapısal değişikliğin ruhu gereği, bu genel kurala hemen ardından iki büyük istisna getirilmiştir.

2.3. Kurucuların Asgari Sayısına İlişkin İstisna

TTK m. 164 uyarınca sermaye şirketlerinin kurulmasında kurucuların asgari sayısına ilişkin hükümler uygulanmaz [2]. Mülga 6762 sayılı Kanun döneminde anonim şirketler için asgari beş, limited şirketler için asgari iki kurucu şartı aranmaktaydı [14]. Ancak 6102 sayılı TTK, esasen tek kişi ile anonim ve limited şirket kurulmasına olanak tanımıştır (TTK m. 338 ve m. 573) [14, 15]. Dolayısıyla, sermaye şirketleri bakımından kurucu sayısına ilişkin muafiyetin pratik anlamı, yeni TTK sistemiyle birlikte büyük ölçüde daralmış olsa da, kuralın varlığı kurumsal yapılandırmalarda ortaya çıkabilecek spesifik üye sayısı kısıtlamalarını bertaraf etme işlevini sürdürmektedir.

2.4. Ayni Sermaye Konulmasına İlişkin Hükümlerin Uygulanmaması

Maddenin getirdiği en hayati düzenleme budur. Normal şartlarda bir sermaye şirketine ayni sermaye (taşınmaz, araç, fikri mülkiyet vb.) konulabilmesi için, asliye ticaret mahkemesince atanan bilirkişiler tarafından değer biçilmesi, bu değerin tescili ve ayni sermaye üzerindeki hakların iki yıl boyunca devredilememesi gibi son derece katı kurallar uygulanır (TTK m. 342, 343) [16, 17]. Ancak bölünme sürecinde malvarlığının yeni şirkete intikali, ayni sermaye konulması işlemi değil; "kısmi külli halefiyet" yoluyla gerçekleşen bir geçiştir [5, 6]. Bu nedenle TTK m. 164 açıkça ayni sermaye konulmasına ilişkin hükümlerin bölünmede uygulanmayacağını belirtmektedir [2]. Malvarlığının değerinin tespiti ve payların değişim oranı zaten "bölünme raporu" ve "bölünme planı" ile saptanmakta, gerektiğinde bağımsız denetim mekanizmaları işlemekte olduğu için ayrıca kuruluş safhasındaki ayni sermaye prosedürüne gerek duyulmamaktadır [6, 18, 19].

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 159 (Bölünme Türleri) — Madde 164'ün işlerlik kazanabilmesi için şirketlerin TTK m. 159'da tanımlanan tam veya kısmi bölünme yöntemlerinden birini "yeni kuruluş" şeklinde hayata geçirmeleri gerekir [20].
  • TTK m. 143 (Birleşmede Yeni Kuruluş) — Birleşme yoluyla yeni şirket kuruluşunda uygulanan TTK m. 143 hükmü ile TTK m. 164 büyük bir paralellik arz eder. Her iki durumda da ayni sermaye konulmasına ilişkin kurallar istisna tutulmuştur [21].
  • TTK m. 166 ve 167 (Bölünme Planı) — Yeni kuruluş şeklinde bölünmelerde karşı tarafta bir şirket henüz tüzel kişilik kazanmadığı için sözleşme değil, bölünen şirketin yönetim organınca tek taraflı "bölünme planı" hazırlanır [8, 9].
  • TTK m. 342 ve 343 / m. 581 (Ayni Sermaye Konulması) — Normal bir anonim veya limited şirket kuruluşunda malvarlığı devri ayni sermaye sayılırken [17, 22], m. 164 bu genel hükümlerin uygulanmasını açıkça dışlar [2].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili dairelerinin yerleşik içtihatlarında, yapısal değişikliklerde "ortaklıkların devamlılığı ilkesi" ve "külli halefiyet" prensibi özenle vurgulanmaktadır. Yargıtay uygulamasına göre:

  • Birleşme ve bölünme işlemlerinde şirket malvarlığı ve ortaklık hakları kendiliğinden (ipso iure) ve külli halefiyet kuralı çerçevesinde diğer şirkete geçer [23, 24].
  • Bu devir işlemi, sıradan bir malvarlığı satışı veya ayni sermaye aktarımı olarak nitelendirilemez. Yargıtay, bölünme durumlarında yeni şirkete intikal eden aktif ve pasif malvarlığı değerlerinin, ayni sermaye prosedürlerine (mahkeme bilirkişi tespiti vb.) tabi olmaksızın, doğrudan doğruya ticaret siciline tescil kararı ile tüzel kişiliğe geçmiş sayılacağını kabul etmektedir.
  • TTK m. 164 hükmünün varlığı ışığında yargı mercileri, bölünen şirketin yeni kurduğu yavru şirkete devrettiği taşınmaz, ruhsat veya işletme değerleri için ayrıca "ayni sermaye konulmasına ilişkin tedbir ve kısıtlamaların" işletilmesini usule aykırı bulmaktadır. Zira bölünme tescil edildiği an, envanterde yer alan malvarlıkları hiçbir ek işleme gerek kalmadan yeni şirketin mülkiyetine geçer [25, 26].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: Türkiye çapında beyaz eşya, elektronik ve mobilya üretimi yapan bir Anonim Şirket, kurumsal yapısını sadeleştirmek adına "mobilya" departmanını tüm malvarlığıyla ayırarak yepyeni bir Limited Şirket kurma kararı almıştır [27]. Şirket yönetim kurulu bölünme planı hazırlarken, mobilya departmanına ait taşınmazların ve fabrikaların yeni kurulacak limited şirkete "ayni sermaye" olarak tescil edileceğini ve bunun için asliye ticaret mahkemesinden değer tespiti isteyeceklerini düşünmektedir. Hukuki analiz: Yönetim kurulunun değer tespiti için mahkemeye başvurma düşüncesi TTK m. 164 uyarınca yersiz ve hatalıdır. TTK m. 164, bölünme yoluyla yeni şirket kuruluşlarında ayni sermaye konulmasına ilişkin hükümlerin uygulanmayacağını amirdir [2]. Zira bu malvarlıkları yeni şirkete ayni sermaye olarak değil, "kısmi külli halefiyet" yoluyla intikal etmektedir [5, 6]. Malvarlığının değeri, bölünme raporu ve envanter listeleriyle tespit edilecek olup, genel kurulun onayı ve tescille birlikte devir işlemi doğrudan gerçekleşecektir [11, 25].

Olay 2: Üç ortaklı bir şahıs şirketi, mevcut yapısını bölerek yeni bir Anonim Şirket kurmayı planlamaktadır. Şirket danışmanları, eski TTK döneminden kalma reflekslerle anonim şirket kurmak için en az 5 kişiye ihtiyaç duyulduğunu [14, 28], bu bölünme işleminin kurucu sayısındaki yetersizlikten dolayı yapılamayacağını öne sürmüştür. Hukuki analiz: Danışmanların görüşü iki yönden isabetsizdir. Öncelikle, TTK m. 164 açıkça "kurucuların asgari sayısına" ilişkin hükümlerin uygulanmayacağını belirtmektedir [2]. İkinci olarak, 6102 sayılı TTK zaten anonim şirketlerin tek pay sahibi ile kurulabilmesine imkân vermektedir (TTK m. 338) [14]. Dolayısıyla asgari ortak sayısı sorunu hukuken aşılmıştır.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Bölünme suretiyle yeni şirket kurulurken malvarlığının devrinin hukuka uygunluğu ve alacaklıların korunması, yönetim organı tarafından hazırlanan bölünme planı, bölünme raporu ve bilançolar ile ispatlanır [9, 19].
  • Zamanaşımı / Süreler: Bölünme işlemlerine karşı alacaklıların teminat isteme süresi ilanlardan itibaren 3 ay [29]; ortaklık haklarının korunmadığı iddiasıyla açılacak denkleştirme veya iptal davaları ise kararın ilanı tarihinden itibaren 2 ay hak düşürücü süreye tabidir [30, 31].
  • Görevli/yetkili mahkeme: Bölünme prosedüründen doğan uyuşmazlıklarda görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olup, yetkili mahkeme bölünmeye katılan şirketlerden birinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir [32].
  • Yaygın uygulama hataları: Ticaret sicil müdürlükleri veya uygulayıcıların, bölünme esnasında devredilen malvarlığını klasik "ayni sermaye" olarak değerlendirip şirketten bilirkişi değerleme raporu talep etmeleri yaygın ve hatalı bir tatbikattır. Külli halefiyet prensibi ve m. 164, bu prosedürleri ortadan kaldırmıştır [2, 6].

7. Eleştirel Değerlendirme

Doktrinde, TTK m. 164 hükmü modern şirketler hukukunun dinamik gereksinimlerine oldukça uygun, ileri düzey bir norm olarak nitelendirilmektedir [33, 34]. Özellikle "ayni sermaye" hükümlerinden muafiyetin getirilmesi, şirketlerin verimsiz veya hantal iş kollarını ayrı bir tüzel kişilik altında örgütlemelerini (spin-off) hızlandırmaktadır [27, 34]. Külli halefiyet ilkesinin sağladığı kolaylık, işletmenin iktisadi bütünlüğünün zedelenmeden tescil anında yekvücut olarak intikalini sağlar [6, 25].

Ancak doktrinde (örneğin Prof. Dr. Ünal Tekinalp ve diğer saygın akademisyenlerce de işaret edilebileceği üzere), maddedeki "kurucuların asgari sayısına ilişkin hükümler uygulanmaz" ibaresi, 6102 sayılı Kanun'un tek kişilik sermaye şirketlerine halihazırda izin veren genel mimarisi karşısında (TTK m. 338 ve m. 574) büyük ölçüde atıl kalmıştır [14, 15]. Kanun koyucunun Mehaz İsviçre Hukukundan aktarım yaparken, bu ibareyi kooperatifler (en az 7 ortak) gibi spesifik türler için koruduğu düşünülebilirse de, sermaye şirketleri ibaresinin doğrudan kullanılması kanun yapım tekniği açısından eleştiriye açıktır. Buna karşın hüküm, işletmelerin hukuki engellere takılmadan hızla rasyonel pazar yapılarına uyum sağlamalarını güvence altına alan bir reform mahiyetindedir.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.