RESMİ METİN

8. Alacaklıların ve çalışanların korunması a) Alacakların teminat altına alınması


Madde 157 - (1) Birleşmeye katı lan şirketlerin alacaklıları birleşmenin hukuken geçerlilik kazanmasından itibaren üç ay içinde istemde bulunurlarsa, devralan şirket bunların alacaklarını teminat altına alır. (2) (Değişik: 26/6/2012 - 6335/12 md.) Birleşmeye katılan şirketler; alacaklıları na, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde, yedişer gün aralıklarla üç defa yapacakları ilanla ve ayrıca internet sitelerine konulacak ilanla haklarını bildirirler. (3) (Mülga: 26/6/2012 - 6335/12 md.) (4) Diğer alacaklıların zarara uğramayacaklarının anlaşılma sı hâlinde, yükümlü şirket teminat göstermek yerine borcu ödeyebilir. 29 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “, 148 inci maddede yeralan bi rleşme sözleşmesini denetletme hakkı ile” ibaresi “ve” şeklinde değiştirilmiştir.


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK), ticaret şirketlerinin birleşmesi kurumunu, mülga 6762 sayılı Eski Türk Ticaret Kanunu (ETTK) dönemindeki yapısından oldukça farklı bir temele oturtmuştur. Yeni sistem, Avrupa Topluluğunun Anonim Şirketlerin Birleşmesine İlişkin Üçüncü Konsey Yönergesi (78/855/EEC) ile İsviçre Birleşme Kanunu (FusG/İBirK) mehaz alınarak kurgulanmıştır [1], [2]. Birleşme işlemi neticesinde devrolunan şirket tasfiyesiz olarak sona ermekte, malvarlığı bütün aktif ve pasifiyle külli halefiyet yoluyla devralan veya yeni kurulan şirkete geçmektedir [3], [4]. Bu külli halefiyet ve tasfiyesiz sona erme, doğal olarak şirket alacaklılarının hukuki durumunu doğrudan etkilemektedir [5].

TTK m. 157 hükmü, "Alacakların teminat altına alınması" başlığı altında, birleşme işleminden etkilenen alacaklıların menfaatlerini korumayı amaçlayan en temel mekanizmalardan biridir [6], [7]. ETTK döneminde benimsenen ve alacaklılara birleşme kararına itiraz hakkı vererek süreci durduran "önleyici (ex-ante)" koruma sistemi, TTK ile terk edilmiş; bunun yerine birleşme sürecini yavaşlatmayan "tamamlayıcı (ex-post)" bir koruma modeli benimsenmiştir [8], [9]. TTK m. 157 uyarınca alacaklılar, birleşmenin gerçekleşmesine engel olamamakla birlikte, birleşmenin hukuken geçerlilik kazanmasından (tescilden) sonra alacaklarının güvence altına alınmasını talep etme hakkına sahip kılınmıştır [9], [10], [11]. Bu sistematik tercih, şirketlerin ekonomik gereksinimleri doğrultusunda hızlı birleşebilmeleri ile alacaklıların korunması arasındaki hassas menfaat dengesinin bir tezahürüdür [6], [12].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Teminat İsteme Hakkının Doğumu ve Alacak Kavramı

TTK m. 157 kapsamında teminat talep edilebilecek "alacak" kavramının sınırlarının doğru çizilmesi gerekmektedir. Hükümde, alacaklıların birleşmenin hukuken geçerlilik kazanmasından itibaren teminat isteyebilecekleri belirtilmiş olup, korunan alacakların birleşmeden önce doğmuş olması zorunludur [13]. Ancak burada "alacağın muaccel olması" şartı aranmaz; borcu doğuran hukuki sebebin birleşmenin tescilinden önce gerçekleşmiş olması yeterlidir [13], [14]. Birleşmenin tesciline ilişkin ilandan önce kurulmuş sözleşmelerden doğan asli ve yan edim yükümlülükleri, haksız fiil tazminatları veya sebepsiz zenginleşme talepleri bu kapsamda teminat altına alınabilir [14], [15], [8].

Öğretide Çoştan gibi yazarlar, ifası talep edilebilir (muaccel) alacaklar için alacaklının zaten doğrudan ifayı isteyebileceğinden bahisle, bu tür alacaklar için m. 157 uyarınca teminat talep edilmesinin ek bir koruma sağlamayacağını ve istenemeyeceğini savunmaktadır [16], [17]. Buna karşılık, hükmün lafzında muacceliyet ayrımı yapılmadığı için, muaccel olan veya olmayan (müeccel) tüm alacakların bu kapsama dâhil olduğu görüşü de mevcuttur [17], [18].

Öte yandan, "ayrılma akçesi" (TTK m. 141) veya "denkleştirme akçesi" (TTK m. 191) gibi doğrudan doğruya birleşme işleminin kendisinden doğan alacak talepleri, hukuki sebeplerini birleşme öncesinden almadıkları için TTK m. 157 kapsamında teminat korumasından yararlanamazlar [19], [20], [16].

2.2. İlan Usulü ve Süre (TTK m. 157/1-2)

Madde uyarınca, birleşmeye katılan şirketler, alacaklılarına Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde (TTSG) yedişer gün aralıklarla üç defa yapacakları ilanla ve ayrıca internet sitelerine konulacak ilanla haklarını bildirirler [21], [22]. Alacaklıların teminat isteme hakkı, birleşmenin hukuken geçerlilik kazanmasından (tescil tarihinden) itibaren üç aylık hak düşürücü süreye tabidir [10], [23].

İlanların ne zaman yapılacağı Kanun'da açıkça belirtilmemiştir. Öğretide bazı yazarlar, ilanların birleşmenin geçerlilik kazanmasından (tescilden) önce yapılması gerektiğini, böylece alacaklıların tescil ile birlikte derhal haklarını kullanabileceğini savunurken [24], [25]; diğer bir görüş, geçerli bir birleşme yokken teminat istenmesinin önüne geçmek adına ilk ilanın tescil günü, diğerlerinin ise tescilden sonra devralan şirket tarafından yapılması gerektiğini ileri sürmektedir [25], [26]. Lafzi yoruma bakıldığında Kanun'un "birleşmeye katılan şirketler" (çoğul) ifadesini kullanması, ilanların tasfiyesiz sona erme anından (tescilden) önce, yani şirketlerin her ikisi de henüz tüzel kişiliğini korurken başlatılabileceği görüşünü desteklemektedir [27], [28].

2.3. Teminatın Türü ve Nitelikleri

Kanun, teminatın türünü açıkça belirlememiştir. Bu noktada teminat türünü seçme yetkisinin teminat borçlusu şirkete ait olduğu kabul edilmektedir [29]. Şirket, Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) ayni ve şahsi teminatlara ilişkin hükümleri (TMK m. 850, 939 vd.) çerçevesinde taşınır/taşınmaz rehni, ipotek, kefalet veya banka teminat mektubu gibi araçları kullanabilir [29], [30]. Ancak gösterilen teminatın alacağı karşılamaya yeterli olması şarttır [31].

2.4. Teminat Göstermek Yerine Borcun Ödenmesi (TTK m. 157/4)

TTK m. 157/4, yükümlü şirkete teminat göstermek yerine borcu ödeme şeklinde seçimlik bir hak tanımıştır. Ancak bu hakkın kullanılabilmesi "diğer alacaklıların zarara uğramayacaklarının anlaşılması" şartına bağlanmıştır [32], [33]. Şirketin vadesi gelmiş ve gelecek (müeccel) borçlarını dikkate aldığında serbestçe tasarruf edebileceği yeterli malvarlığı bulunuyorsa bu ödemeyi yapabilir; aksi halde bir alacaklıyı tatmin ederken diğer alacaklıların teminat havuzunu zayıflatacak ödemelerden kaçınılması yasal bir zorunluluktur [33], [34].

2.5. İşlem Denetçisi Raporu İstisnasının Kaldırılması (Mülga TTK m. 157/3)

Maddenin ilk halinde yer alan ve işlem denetçisinin, şirketin serbest malvarlıklarının alacakları karşılamaya yettiğini raporlaması hâlinde şirketi teminat verme yükümlülüğünden kurtaran 3. fıkra, 6335 sayılı Kanun ile maliyetleri azaltmak gerekçesiyle mülga edilmiştir [35], [36], [37]. Bu durum, ekonomik durumu son derece güçlü şirketlerin dahi, salt alacaklının talebi üzerine teminat bulmak ve masraf yapmak zorunda bırakılmasına yol açtığı için doktrinde haklı olarak eleştirilmektedir [37], [32], [38].

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 149 (İnceleme Hakkı): Alacaklıların, teminat isteyip istememe kararını verebilmeleri büyük ölçüde TTK m. 149 kapsamındaki birleşme sözleşmesi, birleşme raporu ve finansal tabloları inceleme hakkına dayanır [18], [39], [40]. Küçük ve orta ölçekli şirketlerde tüm ortakların kararıyla inceleme hakkından vazgeçilebilmesi (TTK m. 149/5) alacaklıların bilgi edinme ve dolayısıyla m. 157 uyarınca teminat isteme süreçlerini olumsuz etkileyebilecek dolaylı bir risktir [41], [42].
  • TTK m. 155-156 (Kolaylaştırılmış Birleşme): Sermaye şirketlerinin kolaylaştırılmış şekilde birleşmesinde inceleme hakkının sınırlandırılması veya tamamen ortadan kalkması, alacaklıların şeffaflıktan mahrum kalarak m. 157 kapsamındaki haklarını rasyonel şekilde kullanmalarını güçleştiren sistematik bir bağlantı yaratır [43], [41].
  • TTK m. 194 (Ticari İşletmelerin Birleşmesi): Bir ticari işletmenin bir ticaret şirketiyle devralınmak suretiyle birleşmesi hâlinde TTK m. 157 hükmü kıyas yoluyla uygulanır, böylece ticari işletme alacaklıları da teminat hakkından yararlanır [44].
  • TMK m. 850, 939 vd. ve İİK Hükümleri: Teminatın türü ve niteliği TMK'nın rehin ve ipotek hükümlerine göre belirlenirken; şirketin teminat göstermekten imtina etmesi halinde alacaklının İcra ve İflas Kanunu (İİK m. 42 vd.) uyarınca icra veya dava yoluna başvurması gerekecektir [30], [45].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay uygulamalarında yapısal değişikliklerin (özellikle birleşmelerin) alacaklıların haklarını zedelememesi temel prensiptir. Yüksek Mahkeme, TTK m. 157 çerçevesinde tesis edilen davalarda hak düşürücü sürelere sıkı sıkıya riayet etmektedir. Birleşme kararının ticaret siciline tescil ve ilanından itibaren kanunda öngörülen (3 aylık) süre içinde ileri sürülmeyen teminat taleplerinin dinlenemeyeceği içtihat edilmektedir [23], [46]. Ayrıca, Yargıtay'ın yerleşik yaklaşımı, külli halefiyet prensibi uyarınca devralan şirketin, devrolunan şirketin tüm yükümlülüklerinden sorumlu olduğu; ancak m. 157 uyarınca teminat talep edilebilmesi için borcu doğuran asıl hukuki ilişkinin tescilden önce var olmasının zorunlu olduğu yönündedir [13], [14]. İşçilik alacakları veya haksız fiil kaynaklı rücu iddialarında da olayın/hizmetin birleşme öncesine dayanması esastır [8], [47].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (kurmaca senaryo): (A) Anonim Şirketi, (B) Limited Şirketi'ni devralma yoluyla birleşme kararı almıştır. Birleşme 01.10.2025 tarihinde tescil edilmiştir. (B) Şirketine birleşme kararından altı ay önce hammadde tedarik eden ancak alacağının vadesi 01.12.2025 olan alacaklı (C), 15.10.2025 tarihinde devralan (A) Şirketine ihtarname göndererek alacağının teminat altına alınmasını talep etmiştir. (A) Şirketi, alacağın henüz muaccel olmadığını belirterek teminat talebini reddetmiştir. Hukuki analiz: TTK m. 157'ye göre teminat istenebilmesi için alacağın veya borcu doğuran hukuki sebebin birleşmenin hukuki geçerlilik kazanmasından önce doğmuş olması yeterlidir; alacağın muaccel (ifası talep edilebilir) olması şart değildir [13], [14]. Ayrıca alacaklı (C), tescil tarihinden (01.10.2025) itibaren 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde (15.10.2025) talepte bulunmuştur. Bu durumda (A) Şirketinin muacceliyet itirazı hukuki dayanaktan yoksundur. Şirket, ya TMK hükümlerine uygun yeterli bir teminat göstermeli ya da diğer alacaklıların zarara uğramayacağı anlaşılabiliyorsa m. 157/4 uyarınca borcu erken ifa etmelidir [29], [32], [33].

Olay 2 (kurmaca senaryo): (X) Anonim Şirketi ile (Y) Anonim Şirketi yeni kuruluş şeklinde birleşmiştir. (X) şirketinin pay sahiplerinden (Z), birleşme sözleşmesinde öngörülen ayrılma akçesi miktarını yetersiz bularak TTK m. 191 uyarınca denkleştirme davası açmıştır. Eşzamanlı olarak (Z), mahkemece hükmedilecek muhtemel denkleştirme akçesi alacağının TTK m. 157 uyarınca devralan şirket tarafından teminat altına alınmasını talep etmiştir. Hukuki analiz: TTK m. 157 bağlamında bir alacağın teminat altına alınabilmesi için, alacağın kaynağının birleşme öncesi bir hukuki sebebe (sözleşme, haksız fiil vb.) dayanması şarttır. Denkleştirme akçesi veya ayrılma akçesi, doğrudan doğruya birleşme işleminin kendisinden kaynaklanan ve hukuki sebebini geçerli bir birleşmeden alan kurumlardır. Hukuki sebebi birleşme öncesine dayanmadığı için pay sahibi (Z)'nin denkleştirme akçesi talebi TTK m. 157 uyarınca teminat vasıtasıyla korunmaya elverişli değildir [19], [20], [16].

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Teminat talep eden alacaklı, borcun kaynağının birleşmenin tescilinden önceki bir hukuki işleme veya olguya dayandığını ispat etmekle yükümlüdür [14]. Buna karşılık yükümlü şirket teminat vermek yerine TTK m. 157/4 uyarınca borcu ödemeyi tercih ederse, bu erken ödemenin diğer alacaklıları zarara uğratmayacağını (serbest malvarlığının yeterliliğini) şirket tespit ve ispat etmek durumundadır [32], [33].
  • Zamanaşımı / Süreler: Alacaklıların teminat talep hakkı, birleşmenin hukuken geçerlilik kazandığı (ticaret siciline tescil edildiği) tarihten itibaren işlemeye başlayan 3 aylık bir hak düşürücü süreye tabidir [10], [23], [22]. Bu süre içinde kullanılmayan talep hakkı düşer.
  • Görevli/yetkili mahkeme: Şirketin teminat göstermekten imtina etmesi halinde, bu hukuki ilişki ticari şirketlerin yapısal değişikliklerinden kaynaklandığı için Asliye Ticaret Mahkemeleri görevlidir. Yetkili mahkeme ise kural olarak birleşme neticesinde hukuki varlığını sürdüren devralan veya yeni kurulan şirketin merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir.
  • Yaygın uygulama hataları:
    1. İlanların (7'şer gün arayla 3 defa) zamanlamasında tereddüt yaşanması ve ilanların tescilden çok sonra yapılarak hak düşürücü süreler bakımından alacaklılar nezdinde eşitsizlik yaratılması [28], [48].
    2. Şirketlerin "ayrılma akçesi" veya "denkleştirme akçesi" alacaklarını TTK m. 157 kapsamında güvenceye almaya çalışmaları [19], [16].
    3. Şirketlerin 6335 sayılı Kanun öncesi yürürlükte olan m. 157/3 mülga fıkrasına dayanarak "malvarlığımız güçlü, teminat vermemize gerek yok" şeklinde işlem denetçisi/YMM raporu sunarak teminattan kaçınmaya çalışmaları [36], [37].

7. Eleştirel Değerlendirme

Doktrin nezdinde TTK m. 157 hükmünün, birleşmelerin hızı ile alacaklı koruması arasında genel hatlarıyla başarılı bir menfaat dengesi kurduğu ifade edilmektedir [12]. Ancak kanun koyucunun 6335 sayılı Kanun ile TTK m. 157/3 hükmünü (işlem denetçisi raporuyla alacakların tehlikeye düşmediği ispatlanırsa teminat verilmeyeceği istisnasını) mülga etmesi ciddi şekilde eleştirilmektedir [36], [37], [38]. Bu iptal sonucunda, malvarlığı son derece güçlü ve ifa riski taşımayan şirketler dahi, kötü niyetli veya aşırı evhamlı alacaklıların talepleri doğrultusunda ağır teminat yükleri ve işlem maliyetleri altına girmek zorunda bırakılmaktadır [37], [32], [38], [49].

İkinci bir temel eleştiri konusu ise TTK m. 157/2'de düzenlenen alacaklılara yönelik ilanların ne zaman yapılacağının kanun metninde açıkça belirtilmemiş olmasıdır [22], [24], [50], [51]. Bu belirsizlik, uygulamada ilanların birleşmenin tescili sonrasına bırakılmasına ve alacaklıların 3 aylık hak düşürücü süresinin daralmasına veya ihlaline neden olabilmektedir [27], [48]. De lege feranda, söz konusu ilanların birleşme kararının tescili ile eşzamanlı ve/veya hemen öncesinde yapılması hususunun kanun metninde sarahaten düzenlenmesi hukuki güvenliğe hizmet edecektir.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.