RESMİ METİN

7. Sermaye şirketlerinin kolaylaştırılmış şekilde birleşmesi a) Uygulama alanı


Madde 155 - (1) a) Devralan sermaye şirketi devrolunan sermaye şirketinin oy hakkı veren bü tün paylarına veya b) Bir şirket ya da bir gerçek kişi veya kanun yahut sözleşme dolayısıyla bağlı bulunan kişi grupları, birleşmeye katılan sermaye şirketlerinin oy hakkı veren tüm paylarına, sahiplerse sermaye şirketleri kolaylaştırılmış düzene göre birl eşebilirler. (2) Devralan sermaye şirketi, devrolunan sermaye şirketinin tüm paylarına değil de oy hakkı veren paylarının en az yüzde doksanına sahipse, azınlıkta kalan pay sahipleri için; a) Devralan şirkette bu payların denk karşılığı olan paylar verilme si şirket payları yanında, 141 inci maddeye göre, şirket paylarının gerçek değerinin tam dengi olan nakdî bir karşılık verilmesinin önerilmiş olması ve b) Birleşme dolayısıyla ek ödeme borcunun veya herhangi bir kişisel edim yükümlülüğünün yahut kişisel so rumluluğun doğmaması, hâlinde birleşme kolaylaştırılmış usulde gerçekleşebilir.


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) 155. maddesi, ticaret şirketlerinin yeniden yapılandırılması usullerinden biri olan birleşme kurumuna ilişkin “Sermaye şirketlerinin kolaylaştırılmış şekilde birleşmesi” başlığı altında düzenlenmiş olup, şirketler hukukumuzda işlem maliyetlerini düşürmeyi ve usul ekonomisini sağlamayı hedefleyen modern bir hukuki müessesedir [1].

Genel kural olarak TTK m. 136 ve devamı hükümleri, birleşme işlemlerini pay sahiplerini ve alacaklıları korumak adına oldukça sıkı ve detaylı şekil şartlarına (birleşme sözleşmesinin hazırlanması, birleşme raporunun tanzimi, inceleme hakkının kullandırılması ve genel kurul onayı) bağlamıştır [2, 3]. Ancak kolaylaştırılmış birleşme müessesesinin temelinde; birbiriyle hukuki ve ekonomik olarak zaten organik bir bağ (hâkimiyet ilişkisi) içinde bulunan, özellikle %100 veya %90 oranında pay sahipliği ile iç içe geçmiş şirketlerin birleşmesinde, azınlıkta kalan pay sahiplerinin rizikolarının hiç mevcut olmaması veya son derece az olması varsayımı yatmaktadır [4, 5].

Doktrinde Pulaşlı ve Tekinalp gibi yazarların da işaret ettiği üzere, bu düzenleme AB'nin Şirketleşme Hukuku Yönergeleri ile uyum amacı taşımakta olup, azınlık pay sahiplerinin ve alacaklıların menfaatlerinin zedelenme ihtimalinin ortadan kalktığı durumlarda, birleşme raporu hazırlanması, inceleme hakkı tanınması ve genel kurul kararı alınması gibi prosedürlerin bertaraf edilmesine imkân vermektedir [6-8]. TTK m. 155 hükmü, yalnızca sermaye şirketleri (anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler) için öngörülmüş olup, kanun koyucunun bilinçli tercihi ve maddenin gerekçesi uyarınca şahıs şirketlerine kıyas yoluyla uygulanması mümkün değildir [7].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Yüzde Yüz (%100) Hâkimiyet Durumunda Kolaylaştırılmış Birleşme (Ana-Yavru ve Kardeş Şirket Birleşmeleri)

TTK m. 155/1 hükmü, iki farklı hâkimiyet senaryosunda tam (%100) kolaylaştırma imkânı sunmaktadır:

  • Ana-Yavru Şirket Birleşmesi (Mutter-Tochter Fusion): TTK m. 155/1-a uyarınca, devralan sermaye şirketinin, devrolunan sermaye şirketinin oy hakkı veren bütün paylarına (%100) sahip olması halidir [9, 10]. Bu ihtimalde, devralan şirket zaten devrolunan şirketin tek pay sahibi konumundadır. Bu nedenle devrolunan şirket bünyesinde korunması gereken bir azınlık menfaati bulunmadığından, birleşme işlemlerinin en yalın haliyle (rapor, inceleme hakkı ve genel kurul onayı olmaksızın) yapılmasına cevaz verilmiştir [2].
  • Kardeş Şirket Birleşmesi (Schwesternfusion): TTK m. 155/1-b uyarınca, bir şirketin, gerçek kişinin veya kanun yahut sözleşme dolayısıyla bağlı bulunan kişi gruplarının, birleşmeye katılan her iki sermaye şirketinin de oy hakkı veren tüm paylarına sahip olması durumudur [9, 10]. Örneğin, aynı gerçek kişinin tek pay sahibi olduğu iki limited şirketin birbiriyle birleşmesi bu kapsama girer. Burada da mülkiyet ve hâkimiyet tek elde toplandığı için, şirket içi menfaat çatışması riski sıfıra inmektedir [11].
2.2. Yüzde Doksan (%90) Hâkimiyet Durumunda Kolaylaştırılmış Birleşme

TTK m. 155/2 hükmü, devralan şirketin devrolunan şirketteki pay oranının %100 olmadığı, ancak en az %90 olduğu durumlarda (nitelikli çoğunluk) uygulanacak usulü düzenler [10, 12, 13]. Kanun koyucu burada azınlıkta kalan azami %10’luk pay sahibini korumak maksadıyla, kolaylaştırılmış birleşmenin uygulanabilmesini kümülatif şartlara bağlamıştır:

  • Nakdi Karşılık (Ayrılma Akçesi) Önerilmesi Zorunluluğu: Azınlıkta kalan pay sahiplerine, devralan şirketteki payların denk karşılığı olan şirket payları verilmesinin yanında, TTK m. 141 hükmüne uygun olarak, şirket paylarının gerçek değerinin tam dengi olan nakdi bir ayrılma akçesinin alternatif (seçimlik) bir hak olarak önerilmiş olması zorunludur [12-14].
  • Ek Yükümlülük Doğmaması Şartı: Birleşme işlemi neticesinde, azınlık pay sahipleri üzerinde ek ödeme borcu, herhangi bir kişisel edim yükümlülüğü veya kişisel sorumluluk doğmamalıdır [15, 16]. Bu şartların bir arada bulunması halinde, birleşme işlemi yine TTK m. 156 uyarınca bazı prosedürel esnekliklerden faydalanılarak gerçekleştirilebilir.

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 156 (Kolaylıkların Kapsamı): Madde 155'te yer alan uygulamanın usuli neticeleri m. 156'da gösterilmiştir. Yüzde yüz hâkimiyet (155/1) durumunda; birleşme raporu düzenlenmez, inceleme hakkı sağlanmaz ve genel kurul onayı aranmaz. Yüzde doksan hâkimiyet (155/2) durumunda ise; yine rapor ve genel kurul onayı zorunluluğu kalkar, ancak azınlık ortakların seçimlik haklarını değerlendirebilmeleri için TTK m. 149'da öngörülen inceleme hakkının tescil başvurusundan 30 gün önce kullandırılması zorunludur [2, 3, 17].
  • TTK m. 141 (Ayrılma Akçesi): TTK m. 155/2-a uyarınca azınlığa sunulacak nakdi karşılık, m. 141'deki "gerçek değere denk gelen ayrılma akçesi" kavramı ile doğrudan bağlantılıdır [13]. Bu akçe, şirketin bilançodaki defter değeri üzerinden değil, birleşme tarihindeki fiili piyasa/gerçek değeri üzerinden hesaplanmalıdır [18, 19].
  • TTK m. 208 (Ortaklıktan Çıkarma - Squeeze-out): Hâkim şirketin %90 oy hakkına sahip olması durumunda azınlığı ortaklıktan çıkarabilmesini düzenleyen m. 208 hükmü ile m. 155/2 sistemi, şirketler topluluğu felsefesi açısından aynı %90'lık eşiği (nitelikli çoğunluk) esas alarak sistematik bir bütünlük sağlamaktadır [20, 21].
  • TTK m. 191 ve 192 (Denkleştirme ve İptal Davaları): Kolaylaştırılmış birleşme kurallarına, özellikle azınlığa gerçek değerin önerilmesi kuralına (m. 155/2) aykırı hareket edilmesi halinde, pay sahiplerinin TTK m. 191 kapsamında denkleştirme veya m. 192 kapsamında iptal davası açma hakları doğacaktır [22-24].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yapısal değişiklikler ve kolaylaştırılmış birleşme kurumuna yaklaşımı; "şekli kuralların esnetilmesi pahasına yatırımcı, alacaklı ve azınlık pay sahibi menfaatlerinin zedelenmemesi" yönündedir. Kolaylaştırılmış birleşme uygulanırken TTK m. 155/2'de emredilen "seçimlik hak olarak nakdi ayrılma akçesi önerilmesi" zorunluluğuna riayet edilmemesi, Yargıtay nezdinde birleşme işleminin mutlak hukuka aykırılığı (iptal sebebi) olarak değerlendirilmektedir. Ayrıca Yargıtay, gerçek değerin tespitinde salt ticari defter kayıtları ile yetinilmeyip, şirketin marka değeri, aktifteki taşınmazların rayiç bedeli ve şerefiye gibi unsurların da (due diligence mantığıyla) mahkemece resen veya bilirkişi marifetiyle dikkate alınması gerektiğini vurgulamaktadır. İlgili içtihatlarda, yönetim kuruluna tanınan genel kurul kararından muafiyet yetkisinin kötüye kullanılması durumunda TTK m. 193 uyarınca yöneticilerin şahsi sorumluluğunun doğacağı açıkça ifade edilmektedir [25].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (kurmaca senaryo): (A) Anonim Şirketi, sermayesinin ve oy hakkı veren paylarının tamamına (%100) sahip olduğu yavru şirketi (B) Limited Şirketi’ni devralarak birleşmek istemektedir. (A) Şirketinin yönetim kurulu, bir birleşme raporu hazırlamaksızın ve konuyu (A) ve (B) şirketlerinin genel kurullarının onayına sunmaksızın, salt bir birleşme sözleşmesi imzalayarak doğrudan ticaret sicili müdürlüğüne tescil başvurusunda bulunmuştur. Hukuki analiz: TTK m. 155/1-a uyarınca, devralan sermaye şirketi, devrolunan sermaye şirketinin oy hakkı veren bütün paylarına sahip olduğundan "kolaylaştırılmış birleşme" usulü uygulanır [26]. Bu kapsamda TTK m. 156/1 gereğince, yönetim kurullarının birleşme raporu düzenleme, inceleme hakkı kullandırma ve birleşme sözleşmesini genel kurul onayına sunma yükümlülüğü yoktur [2, 16]. Yapılan hukuki işlem TTK hükümlerine tamamen uygundur ve sicil müdürlüğünce doğrudan tescil edilmelidir.

Olay 2 (kurmaca senaryo): (X) Anonim Şirketi, (Y) Anonim Şirketi'nin oy haklarının %93'üne sahiptir. (X) Şirketi, kolaylaştırılmış birleşme usulü ile (Y) şirketini bünyesine katmak ister. Düzenlenen birleşme sözleşmesinde, %7'lik azınlık pay sahiplerine sadece devralan (X) şirketindeki paylarla aynı oranda pay verilmesi öngörülmüş; ancak "nakdi bir ayrılma akçesi" (nakit ödeme alternatifi) önerilmemiştir. İnceleme hakkı için de 30 günlük süre kullandırılmamıştır. Hukuki analiz: Bu senaryoda %90 eşiği aşılmış olsa da, TTK m. 155/2-a uyarınca azınlıkta kalan pay sahiplerine şirket payları ile birlikte mutlaka gerçek değere denk nakdi ayrılma akçesinin bir seçimlik hak olarak önerilmesi emredici kuraldır [13, 14]. Ayrıca TTK m. 156/2 uyarınca, %90 hâkimiyet durumunda inceleme hakkının tescilden 30 gün önce sağlanması zorunludur [17]. Bu emredici hükümlere uyulmadığı için birleşme sözleşmesi sakattır ve tescili hukuka aykırı olacaktır; tescil edilmiş olsa dahi azınlık pay sahipleri tarafından TTK m. 192 kapsamında iptal davasına konu edilebilir.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Birleşme kararına veya ayrılma akçesine itiraz edilmesi durumunda, %100 veya %90 oranındaki hâkimiyetin varlığını, ayrıca önerilen nakdi bedelin payın "gerçek değerine denk" olduğunu ispat külfeti, devralan şirketin (hâkim şirketin) yönetim organındadır.
  • Zamanaşımı / Süreler: Kolaylaştırılmış birleşme işleminde azınlık ortakların TTK m. 191 uyarınca açacakları denkleştirme davası ve TTK m. 192 uyarınca açacakları iptal davası, birleşme kararının Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilanından itibaren iki aylık hak düşürücü süreye tabidir [23, 24, 27].
  • Görevli/yetkili mahkeme: Birleşmeye dair denkleştirme, iptal veya sorumluluk davalarında kesin yetkili mahkeme, birleşmeye katılan şirketlerden birinin merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesi'dir [23, 27].
  • Yaygın uygulama hataları:
    1. Hükmün kıyas yoluyla şahıs şirketlerine uygulanmaya çalışılması (mümkün değildir) [7].
    2. %90 hâkimiyetle yapılan kolaylaştırılmış birleşmelerde, TTK m. 149'daki 30 günlük inceleme süresinin göz ardı edilerek derhal tescil talebinde bulunulması [17].
    3. Ayrılma akçesi tutarının, işletmenin "yaşayan gerçek piyasa değeri" yerine bilançodaki itibari veya salt özvarlık değerinden hesaplanması.

7. Eleştirel Değerlendirme

Doktrinde TTK m. 155 ve 156 hükümleri, ticari hayata sağladığı sürat ve bürokrasiyi azaltıcı etkisi sebebiyle genel olarak takdirle karşılanmıştır. Ancak bazı yazarlar, özellikle %90 hâkimiyet senaryosunda (TTK m. 155/2), genel kurul onayının tamamen kaldırılmış olmasının, devralan şirketin ana pay sahipleri nezdinde önemli riskler yaratabileceğini savunmaktadır. Zira devralınan şirketin malvarlığı büyüklüğü veya pasif yükü devralan şirketin dengelerini ciddi şekilde değiştirebilecek boyutta ise, genel kurulun devre dışı bırakılıp inisiyatifin tamamen yönetim kuruluna bırakılması "ortaklık yapısının zedelenmesi" tehlikesini barındırmaktadır [7].

Bunun yanı sıra, %90'lık birleşmede azınlık pay sahiplerine sunulan seçimlik nakdi hakkın (ayrılma akçesinin) "gerçek değer" tespitinde, objektif ve bağımsız bir değerleme kuruluşunun (örneğin işlem denetçisinin) hazırlayacağı bir rapora atıf yapılmamış olması bir eksiklik olarak gösterilmektedir. 6335 sayılı Kanun ile işlem denetçiliği kurumunun TTK'dan çıkarılması, bu değer tespitinin yönetim kurulunun inisiyatifine kalmasına yol açmış, dolayısıyla azınlığın TTK m. 191 kapsamında denkleştirme davası açma ihtimalini artırmıştır.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.