1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) "Ticaret Şirketleri" başlıklı İkinci Kitap, Birinci Kısım, Altıncı Bölümünde (m. 134-194) şirketlerin yapısal değişiklikleri (birleşme, bölünme ve tür değiştirme) düzenlenmiştir. Bu kapsamda TTK m. 137, "Geçerli Birleşmeler" kenar başlığı altında, hangi tür şirketlerin birbiriyle birleşebileceğini (birleşme ehliyetini) numerus clausus (sınırlı sayı) ilkesi çerçevesinde, emredici olarak belirlemektedir.
Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (eTTK) döneminde, şirket birleşmeleri bakımından kural olarak "nevilerin (türlerin) aynı olması" şartı (eTTK m. 147) aranmaktaydı [1, 2]. Ancak 6102 sayılı TTK, modernleşen ticari hayatın ihtiyaçları ve Avrupa Birliği (AB) şirketler hukuku yönergeleri (özellikle 3. Konsey Yönergesi) doğrultusunda bu kuralı terk etmiş; "türler arası serbest birleşme" veya doktrindeki adlandırmasıyla "hukukî şekil ile bağlı olmayan birleşme" (hukukî şekli aşan birleşme) ilkesini benimsemiştir [2, 3]. Bu esneklik, şirketlerin pazar paylarını büyütmeleri, ölçek ekonomilerinden yararlanmaları ve sinerji yaratmaları için birleşme yolu ile hukuki şekli seçebilme olanaklarını genişletmiştir [2, 4].
TTK m. 137, tamamen serbest bir model yerine, ortakların sorumluluk yapılarını ve alacaklıların menfaatlerini gözeten, filtreli bir serbesti sistemi kurmuştur. Kanun koyucu, sınırsız sorumlu bir şirketin (şahıs şirketi), sınırlı sorumlu bir şirketi (sermaye şirketi) devralmasına izin vermeyerek [5]; birleşme kurumu üzerinden pay sahiplerinin sorumluluğunun rızaları hilafına ağırlaştırılmasını önlemiş ve ticaret şirketlerinin sermaye şirketi yapısına dönüşmesini teşvik etmiştir [6].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde, ticaret şirketlerini TTK m. 124/2'deki tasnife uygun olarak sermaye şirketleri, şahıs şirketleri ve kooperatifler olmak üzere üç ana gruba ayırarak birleşme ehliyetlerini tanzim etmiştir.
2.1. Sermaye Şirketlerinin Birleşme Ehliyeti (m. 137/1)
Sermaye şirketleri (anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler), kendi aralarında ve kooperatiflerle serbestçe birleşebilirler. Ancak bir sermaye şirketinin şahıs şirketleriyle (kollektif ve komandit şirketler) birleşebilmesi, mutlak surette sermaye şirketinin devralan şirket olması şartına bağlanmıştır [7]. Yani sermaye şirketi, şahıs şirketi ile birleştiğinde tasfiyesiz sona eren taraf olamaz. Buradaki temel ratio legis (kanunun konuluş amacı), sınırlı sorumluluğa sahip sermaye şirketi pay sahiplerinin, şahıs şirketine iltihak ederek sınırsız ve müteselsil sorumlu hale gelmelerini engellemektir [6, 8].
2.2. Şahıs Şirketlerinin Birleşme Ehliyeti (m. 137/2)
Şahıs şirketleri (kollektif ve komandit şirketler) kendi aralarında devralan veya devrolunan taraf olarak birleşebilirler [1]. Ancak bir şahıs şirketi, sermaye şirketleriyle veya kooperatiflerle birleşecekse, sadece devrolunan şirket statüsünde yer alabilir [1]. Sınırsız sorumlu şirketin, sınırlı sorumlu şirketi devralması kanunca uygun görülmemiştir [5, 6]. Şahıs şirketinin sermaye şirketine iltihak etmesi (devrolunması) durumunda, şahıs şirketi alacaklılarının durumu zayıflayabileceğinden, TTK m. 158 uyarınca devrolunan şahıs şirketinin ortaklarının birleşmeden önceki borçlara yönelik kişisel sorumluluklarının üç yıl boyunca devam edeceği öngörülerek alacaklılar güvence altına alınmıştır [9-11].
2.3. Kooperatiflerin Birleşme Ehliyeti (m. 137/3)
Kooperatifler, yapısı itibarıyla sermaye şirketlerine yakınlık arz ettiklerinden, sermaye şirketleri gibi değerlendirilerek geniş bir birleşme ehliyetine sahip kılınmışlardır [1, 8]. Kooperatifler kendi aralarında ve sermaye şirketleriyle birleşebilirler. Şahıs şirketleriyle birleşmeleri halinde ise, kooperatifin devralan taraf olması emredici bir şarttır [1].
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 124: Şirketlerin türlerini ve sermaye/şahıs şirketi ayrımını kesin olarak yapar [12]. Madde 137'nin uygulanması için öncül maddedir.
- TTK m. 136: Birleşmenin tanımını, türlerini (devralma ve yeni kuruluş şeklinde) ve külli halefiyet prensibini düzenler [13, 14]. m. 137'de zikredilen "devralan" ve "devrolunan" kavramları m. 136/2'de tanımlanmıştır [15].
- TTK m. 158: Şahıs şirketi ortaklarının, şirketlerinin bir sermaye şirketine devrolunması (iltihak etmesi) halinde geçmiş borçlardan kaynaklanan sınırsız sorumluluklarının 3 yıl daha devam edeceğini tanzim eder [9, 11, 16].
- TTK m. 194: Ticari işletmelerin ticaret şirketleriyle birleşmesine cevaz veren hüküm olup, m. 137 ile kurulan geçerli birleşmeler sistemini ticari işletmeler lehine genişleten tamamlayıcı bir düzenlemedir [17, 18].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay kararlarında, birleşme işlemlerinin şirket tiplerine uygunluğu ve bu birleşmelerin usulüne uygun şekilde Ticaret Siciline tescili bağlamında külli halefiyet ilkesi sıklıkla vurgulanmaktadır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre; ticaret şirketlerinin birleşmesi sonucu devrolunan şirketin tasfiyesiz sona ermesi ve ticaret sicilinden terkin edilmesiyle birlikte, bu şirketin tüm aktif ve pasif malvarlığı değerleri, taraf olduğu dava ve icra takipleri dâhil olmak üzere kanun gereği (ex lege) devralan şirkete geçer.
Uyuşmazlıklarda, TTK m. 137'ye aykırı şekilde gerçekleştirilmeye çalışılan (örneğin anonim şirketin kollektif şirkete devrolunması gibi) ve ticaret sicili müdürlüklerince reddedilen tescil taleplerinin iptali davalarında, Yargıtay kanunun emredici tipolojisini ve sınırlayıcı kurallarını (numerus clausus) mutlak surette koruyan hükümler kurmaktadır. Birleşmenin hukuka aykırı olması durumunda açılacak iptal davalarında (TTK m. 192), Yargıtay, birleşmeye dair asgari kanuni şartların kamu düzenine ilişkin olduğunu ifade etmektedir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1:
Senaryo: Alfa Limited Şirketi ile Beta Kollektif Şirketi, maliyetleri düşürmek ve pazardaki etkinliklerini artırmak amacıyla birleşme kararı alırlar. Beta Kollektif Şirketi'nin sektörde yüzyıllık, çok köklü bir unvanı bulunmaktadır. Bu nedenle taraflar, birleşme sözleşmesinde Beta Kollektif Şirketi'ni "devralan", Alfa Limited Şirketi'ni ise "devrolunan" olarak belirlerler.
Hukuki analiz: Yapılan birleşme sözleşmesi TTK m. 137 hükmüne açıkça aykırıdır. TTK m. 137/1-c gereği sermaye şirketleri (Limited Şirket), şahıs şirketleriyle (Kollektif Şirket) ancak kendileri devralan şirket olmaları şartıyla birleşebilir. Somut olayda sınırsız sorumlu Beta Kollektif Şirketi'nin, sınırlı sorumlu Alfa Limited Şirketi'ni devralması kanunen geçersizdir [5]. Ticaret sicili müdürü tescil talebini reddedecektir.
Olay 2:
Senaryo: Gama Anonim Şirketi ve Delta Anonim Şirketi, ekonomik darboğazı aşmak için yapısal bir karar alıp, her iki şirketin malvarlıklarını tasfiyesiz şekilde yeni kuracakları Omega Tüketim Kooperatifi çatısı altında birleştirmeye karar verirler.
Hukuki analiz: TTK m. 137/1-b uyarınca sermaye şirketleri kooperatiflerle birleşebilir. Her iki anonim şirket "devrolunan" şirket sıfatıyla infisah edecek, malvarlıkları külli halefiyetle yeni kurulan Omega Kooperatifi'ne geçecektir. Bu bir "yeni kuruluş şeklinde birleşme" olup (TTK m. 136/1-b), TTK m. 137/3-b kapsamında kooperatifin devralan/yeni kurulan şirket olması hukuken geçerli bir işlemdir.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: Geçerli birleşme türlerine uygun hareket edildiğinin ve TTK m. 147 vd. uyarınca gerekli raporların/sözleşmelerin hazırlandığının ispatı, ticaret sicili müdürlüğüne ibraz edilecek belgelere dayanır [19].
- Zamanaşımı / Süreler: Kanuna aykırı bir birleşme işleminin genel kurulda onaylanması halinde, birleşmenin, bölünmenin ve tür değiştirmenin iptali davası (TTK m. 192), kararın Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilanından itibaren iki ay içinde açılmalıdır [20-22].
- Görevli/yetkili mahkeme: Birleşmenin geçersizliği/iptaline yönelik davalarda görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi, kesin yetkili mahkeme ise işlemlere katılan şirketlerden birinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir (TTK m. 191/1, m. 192).
- Yaygın uygulama hataları: Şahıs şirketleri ile sermaye şirketlerinin birleşmesinde yön (devralan-devrolunan) hatası yapılması [5]; birleşme sözleşmesinde ayrılma akçesi (TTK m. 141) öngörüldüğünde gerekli %90 oranındaki nitelikli genel kurul nisabının atlanması [23].
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde (özellikle Poroy, Tekinalp, Çamoğlu, Bahtiyar ve Pulaşlı gibi otoriteler nezdinde), TTK m. 137 ile getirilen "hukuki şekli aşan birleşme" sistemi, modern hukukun ihtiyaçlarına cevap veren devrim niteliğinde bir adım olarak nitelendirilmektedir [2]. Şirketlerin yeniden yapılanmasına ilişkin hukuki engellerin bertaraf edilmesi, piyasa ekonomisinin dinamizmini artırmıştır.
Bununla birlikte, doktrinde m. 137'de benimsenen sınırlamalar bakımından eleştiriler de mevcuttur. Sınırsız sorumlu bir şahıs şirketinin, sınırlı sorumlu bir sermaye şirketini devralmasının mutlak surette yasaklanması, pay sahiplerinin korunması (sorumluluklarının rızaları dışında artırılmaması) makuliyetine dayansa da [6], katı bir yasak yerine "tüm pay sahiplerinin oybirliği ile rıza göstermesi halinde" bu işleme cevaz verilebileceği (esneklik ilkesi) yönünde akademik de lege feranda (olması gereken hukuk) önerileri bulunmaktadır. Ayrıca, sermaye şirketi modeline doğru zorlayıcı teşvik sisteminin, şahıs şirketi yapısını ticari hayattan giderek sildiği; kanun koyucunun kurumsal yönetim adı altında aslında şahıs şirketlerini sistem dışına ittiği değerlendirmesi yapılmaktadır [6, 8]. Buna rağmen, TTK m. 137 mevcut yapısıyla, alacaklıların tatmini ve işlem güvenliği hususunda normatif bir kesinlik ve hukuki güvenlik sağlamaktadır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) "Ticaret Şirketleri" başlıklı İkinci Kitap, Birinci Kısım, Altıncı Bölümünde (m. 134-194) şirketlerin yapısal değişiklikleri (birleşme, bölünme ve tür değiştirme) düzenlenmiştir. Bu kapsamda TTK m. 137, "Geçerli Birleşmeler" kenar başlığı altında, hangi tür şirketlerin birbiriyle birleşebileceğini (birleşme ehliyetini) numerus clausus (sınırlı sayı) ilkesi çerçevesinde, emredici olarak belirlemektedir.
Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (eTTK) döneminde, şirket birleşmeleri bakımından kural olarak "nevilerin (türlerin) aynı olması" şartı (eTTK m. 147) aranmaktaydı [1, 2]. Ancak 6102 sayılı TTK, modernleşen ticari hayatın ihtiyaçları ve Avrupa Birliği (AB) şirketler hukuku yönergeleri (özellikle 3. Konsey Yönergesi) doğrultusunda bu kuralı terk etmiş; "türler arası serbest birleşme" veya doktrindeki adlandırmasıyla "hukukî şekil ile bağlı olmayan birleşme" (hukukî şekli aşan birleşme) ilkesini benimsemiştir [2, 3]. Bu esneklik, şirketlerin pazar paylarını büyütmeleri, ölçek ekonomilerinden yararlanmaları ve sinerji yaratmaları için birleşme yolu ile hukuki şekli seçebilme olanaklarını genişletmiştir [2, 4].
TTK m. 137, tamamen serbest bir model yerine, ortakların sorumluluk yapılarını ve alacaklıların menfaatlerini gözeten, filtreli bir serbesti sistemi kurmuştur. Kanun koyucu, sınırsız sorumlu bir şirketin (şahıs şirketi), sınırlı sorumlu bir şirketi (sermaye şirketi) devralmasına izin vermeyerek [5]; birleşme kurumu üzerinden pay sahiplerinin sorumluluğunun rızaları hilafına ağırlaştırılmasını önlemiş ve ticaret şirketlerinin sermaye şirketi yapısına dönüşmesini teşvik etmiştir [6].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde, ticaret şirketlerini TTK m. 124/2'deki tasnife uygun olarak sermaye şirketleri, şahıs şirketleri ve kooperatifler olmak üzere üç ana gruba ayırarak birleşme ehliyetlerini tanzim etmiştir.
2.1. Sermaye Şirketlerinin Birleşme Ehliyeti (m. 137/1)
Sermaye şirketleri (anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler), kendi aralarında ve kooperatiflerle serbestçe birleşebilirler. Ancak bir sermaye şirketinin şahıs şirketleriyle (kollektif ve komandit şirketler) birleşebilmesi, mutlak surette sermaye şirketinin devralan şirket olması şartına bağlanmıştır [7]. Yani sermaye şirketi, şahıs şirketi ile birleştiğinde tasfiyesiz sona eren taraf olamaz. Buradaki temel ratio legis (kanunun konuluş amacı), sınırlı sorumluluğa sahip sermaye şirketi pay sahiplerinin, şahıs şirketine iltihak ederek sınırsız ve müteselsil sorumlu hale gelmelerini engellemektir [6, 8].
2.2. Şahıs Şirketlerinin Birleşme Ehliyeti (m. 137/2)
Şahıs şirketleri (kollektif ve komandit şirketler) kendi aralarında devralan veya devrolunan taraf olarak birleşebilirler [1]. Ancak bir şahıs şirketi, sermaye şirketleriyle veya kooperatiflerle birleşecekse, sadece devrolunan şirket statüsünde yer alabilir [1]. Sınırsız sorumlu şirketin, sınırlı sorumlu şirketi devralması kanunca uygun görülmemiştir [5, 6]. Şahıs şirketinin sermaye şirketine iltihak etmesi (devrolunması) durumunda, şahıs şirketi alacaklılarının durumu zayıflayabileceğinden, TTK m. 158 uyarınca devrolunan şahıs şirketinin ortaklarının birleşmeden önceki borçlara yönelik kişisel sorumluluklarının üç yıl boyunca devam edeceği öngörülerek alacaklılar güvence altına alınmıştır [9-11].
2.3. Kooperatiflerin Birleşme Ehliyeti (m. 137/3)
Kooperatifler, yapısı itibarıyla sermaye şirketlerine yakınlık arz ettiklerinden, sermaye şirketleri gibi değerlendirilerek geniş bir birleşme ehliyetine sahip kılınmışlardır [1, 8]. Kooperatifler kendi aralarında ve sermaye şirketleriyle birleşebilirler. Şahıs şirketleriyle birleşmeleri halinde ise, kooperatifin devralan taraf olması emredici bir şarttır [1].
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay kararlarında, birleşme işlemlerinin şirket tiplerine uygunluğu ve bu birleşmelerin usulüne uygun şekilde Ticaret Siciline tescili bağlamında külli halefiyet ilkesi sıklıkla vurgulanmaktadır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre; ticaret şirketlerinin birleşmesi sonucu devrolunan şirketin tasfiyesiz sona ermesi ve ticaret sicilinden terkin edilmesiyle birlikte, bu şirketin tüm aktif ve pasif malvarlığı değerleri, taraf olduğu dava ve icra takipleri dâhil olmak üzere kanun gereği (ex lege) devralan şirkete geçer.
Uyuşmazlıklarda, TTK m. 137'ye aykırı şekilde gerçekleştirilmeye çalışılan (örneğin anonim şirketin kollektif şirkete devrolunması gibi) ve ticaret sicili müdürlüklerince reddedilen tescil taleplerinin iptali davalarında, Yargıtay kanunun emredici tipolojisini ve sınırlayıcı kurallarını (numerus clausus) mutlak surette koruyan hükümler kurmaktadır. Birleşmenin hukuka aykırı olması durumunda açılacak iptal davalarında (TTK m. 192), Yargıtay, birleşmeye dair asgari kanuni şartların kamu düzenine ilişkin olduğunu ifade etmektedir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Senaryo: Alfa Limited Şirketi ile Beta Kollektif Şirketi, maliyetleri düşürmek ve pazardaki etkinliklerini artırmak amacıyla birleşme kararı alırlar. Beta Kollektif Şirketi'nin sektörde yüzyıllık, çok köklü bir unvanı bulunmaktadır. Bu nedenle taraflar, birleşme sözleşmesinde Beta Kollektif Şirketi'ni "devralan", Alfa Limited Şirketi'ni ise "devrolunan" olarak belirlerler. Hukuki analiz: Yapılan birleşme sözleşmesi TTK m. 137 hükmüne açıkça aykırıdır. TTK m. 137/1-c gereği sermaye şirketleri (Limited Şirket), şahıs şirketleriyle (Kollektif Şirket) ancak kendileri devralan şirket olmaları şartıyla birleşebilir. Somut olayda sınırsız sorumlu Beta Kollektif Şirketi'nin, sınırlı sorumlu Alfa Limited Şirketi'ni devralması kanunen geçersizdir [5]. Ticaret sicili müdürü tescil talebini reddedecektir.
Olay 2: Senaryo: Gama Anonim Şirketi ve Delta Anonim Şirketi, ekonomik darboğazı aşmak için yapısal bir karar alıp, her iki şirketin malvarlıklarını tasfiyesiz şekilde yeni kuracakları Omega Tüketim Kooperatifi çatısı altında birleştirmeye karar verirler. Hukuki analiz: TTK m. 137/1-b uyarınca sermaye şirketleri kooperatiflerle birleşebilir. Her iki anonim şirket "devrolunan" şirket sıfatıyla infisah edecek, malvarlıkları külli halefiyetle yeni kurulan Omega Kooperatifi'ne geçecektir. Bu bir "yeni kuruluş şeklinde birleşme" olup (TTK m. 136/1-b), TTK m. 137/3-b kapsamında kooperatifin devralan/yeni kurulan şirket olması hukuken geçerli bir işlemdir.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde (özellikle Poroy, Tekinalp, Çamoğlu, Bahtiyar ve Pulaşlı gibi otoriteler nezdinde), TTK m. 137 ile getirilen "hukuki şekli aşan birleşme" sistemi, modern hukukun ihtiyaçlarına cevap veren devrim niteliğinde bir adım olarak nitelendirilmektedir [2]. Şirketlerin yeniden yapılanmasına ilişkin hukuki engellerin bertaraf edilmesi, piyasa ekonomisinin dinamizmini artırmıştır.
Bununla birlikte, doktrinde m. 137'de benimsenen sınırlamalar bakımından eleştiriler de mevcuttur. Sınırsız sorumlu bir şahıs şirketinin, sınırlı sorumlu bir sermaye şirketini devralmasının mutlak surette yasaklanması, pay sahiplerinin korunması (sorumluluklarının rızaları dışında artırılmaması) makuliyetine dayansa da [6], katı bir yasak yerine "tüm pay sahiplerinin oybirliği ile rıza göstermesi halinde" bu işleme cevaz verilebileceği (esneklik ilkesi) yönünde akademik de lege feranda (olması gereken hukuk) önerileri bulunmaktadır. Ayrıca, sermaye şirketi modeline doğru zorlayıcı teşvik sisteminin, şahıs şirketi yapısını ticari hayattan giderek sildiği; kanun koyucunun kurumsal yönetim adı altında aslında şahıs şirketlerini sistem dışına ittiği değerlendirmesi yapılmaktadır [6, 8]. Buna rağmen, TTK m. 137 mevcut yapısıyla, alacaklıların tatmini ve işlem güvenliği hususunda normatif bir kesinlik ve hukuki güvenlik sağlamaktadır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.