RESMİ METİN

**II

  • Birleşme
  1. Genel hükümler a) İlke**

Madde 136 - (1) Şirketler; a) Bir şirketin diğerini devralması, teknik terimle “devralma şeklinde birleşme” veya b) Yeni bir şirket içinde bir araya gelmeleri, teknik terimle “yeni kuruluş şeklinde birleşme”, yoluyla birleşebilirler. (2) 136 ilâ 158 inci maddelerin uygulamasında, kabul eden şirket “devralan”, katılan şirket “devrolunan” diye adlandırılır. (3) Birl eşme, devrolunan şirketin malvarlığı karşılığında, bir değişim oranına göre devralan şirketin paylarının, devrolunan şirketin ortaklarınca kendiliğinden iktisap edilmesiyle gerçekleşir. Birleşme sözleşmesi 141 inci maddenin ikinci fıkrası anlamında ayrılma akçesini de öngörebilir. (4) Birleşmeyle, devralan şirket devrolunan şirketin malvarlığını bir bütün hâlinde devralır. Birleşmeyle devrolunan şirket sona erer ve ticaret sicilinden silinir.


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) İkinci Kitabının (Ticaret Şirketleri) Birinci Kısmında yer alan "Genel Hükümler" başlığı altındaki 136. maddesi, ticaret şirketlerinde birleşme müessesesinin temelini ve ilkesel çerçevesini çizen kurucu bir normdur. Mülga 6762 sayılı Kanun dönemindeki parça parça ve sınırlı birleşme düzenlemelerinden farklı olarak yeni TTK, İsviçre Birleşme Kanunu (Fusionsgesetz) ve Avrupa Birliği’nin 78/855/AET sayılı Şirketler Hukuku Üçüncü Konsey Yönergesi prensiplerini esas alarak modern, şeffaf ve menfaat dengelerini gözeten bir sistem inşa etmiştir [1-3].

Madde 136, birleşmenin tanımını yapmakla kalmayıp, birleşmenin yöntemlerini (devralma ve yeni kuruluş şeklinde), tarafların sıfatlarını (devralan ve devrolunan), birleşmenin ruhunu oluşturan "pay sahipliğinin devamlılığı" ile "külli halefiyet" ilkelerini ve nihayetinde "tasfiyesiz sona erme" kurumlarını ihdas etmiştir [4-6]. Modern şirketler hukukunda birleşme, şirketlerin pazar paylarını artırmak, ölçek ekonomisinden faydalanmak, sinerji yaratmak ve rekabet güçlerini pekiştirmek amacıyla başvurdukları en hayati yapısal değişiklik aracıdır [7, 8]. TTK m. 136, bu iktisadi gayeyi hukuki bir zemine oturturken, şirketlerin tasfiye gibi uzun ve meşakkatli bir yola girmeksizin, malvarlıklarını bir bütün olarak (uno actu) birleştirebilmelerine olanak tanımaktadır [9, 10].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Birleşme Türleri (Devralma ve Yeni Kuruluş Şeklinde Birleşme)

TTK m. 136/1 uyarınca birleşme; bir şirketin diğerini devralması suretiyle "devralma şeklinde birleşme" (absorpsiyon) veya şirketlerin yeni bir şirket çatısı altında bir araya gelmeleri yoluyla "yeni kuruluş şeklinde birleşme" (kombinasyon) olarak iki farklı usulde gerçekleşebilir [4, 11]. Uygulamada büyük oranda devralma şeklinde birleşme yöntemi tercih edilmektedir; zira yeni kuruluş şeklinde birleşmede yeni bir tüzel kişiliğin ihdası ve bunun asgari kuruluş prosedürlerinin işletilmesi ek bir külfet yaratmaktadır [12]. Devralma şeklinde birleşmede ise devralan ortaklığın tüzel kişiliği devam ederken, devrolunan ortaklık onun bünyesine katılarak tasfiyesiz sona ermektedir [13].

2.2. Külli Halefiyet ve Tasfiyesiz Sona Erme

TTK m. 136/4, birleşmenin en önemli hukuki neticesini vurgular: Külli halefiyet. Bu kural gereğince devrolunan şirketin tüm aktif ve pasif malvarlığı unsurları, hakları ve borçları, herhangi bir cüzi halefiyet işlemine (örneğin tapu sicilinde devir, alacağın temliki, borcun nakli vb.) gerek kalmaksızın, birleşmenin ticaret siciline tescili anında kendiliğinden (ipso iure) devralan şirkete geçer [9, 10, 14]. Bu ilkenin doğal bir uzantısı olarak devrolunan şirket "tasfiyesiz sona erme" sürecine girer ve ticaret sicilinden silinir [6, 15]. Böylelikle malvarlığının ayrı ayrı tasfiyesi gibi ekonomik değer kaybı yaratan bir süreç bertaraf edilmiş olur.

2.3. Pay Sahipliğinin Devamlılığı İlkesi ve Değişim Oranı

Maddenin 3. fıkrası uyarınca birleşme, devrolunan şirketin malvarlığı karşılığında, bir "değişim oranına" göre devralan şirketin paylarının, devrolunan şirketin ortaklarınca kendiliğinden iktisap edilmesiyle gerçekleşir [5, 16]. Yapısal değişikliklerdeki temel felsefe olan "ortaklık paylarının ve haklarının sürekliliği" ilkesi burada tezahür eder [17]. Devrolunan şirketin pay sahipleri, sahip oldukları payların gerçek değerine eş değer bir oranda devralan şirketten pay alarak ortaklık sıfatlarını kesintisiz olarak devam ettirirler [16, 18]. Değişim oranının tespiti, birleşmeye katılan şirketlerin malvarlıklarının değeri, oy hakları ve gelecekteki nakit akış potansiyelleri (yaşayan işletme değeri) dikkate alınarak objektif ve adil biçimde yapılmalıdır [16, 19].

2.4. Ayrılma Akçesi (Ortaklıktan Çıkarma - Squeeze Out)

TTK m. 136/3'ün son cümlesi, pay sahipliğinin devamlılığı ilkesinin en sert istisnasını barındırır [20, 21]. Hükme göre "Birleşme sözleşmesi 141 inci maddenin ikinci fıkrası anlamında ayrılma akçesini de öngörebilir." Modern şirketler hukukunda "squeeze-out" (ortaklıktan çıkarma) olarak anılan bu mekanizma, devralan veya birleşen şirketin, yeni yapıda yer almasını istemediği ortakları (huzur bozucu azınlık vb.) nakdi bir karşılık ödeyerek ortaklıktan dışlamasına cevaz verir [18, 22]. Bu akçe, ayrılan ortağın payının "gerçek değerine denk" olmak zorundadır [23]. Şirketler, bu sayede yapısal olarak tek kişi ortaklığına geçme veya istenmeyen ortakları tasfiye etme imkânı bulmaktadır [24].

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 137 (Geçerli Birleşmeler): Madde 136'da genel ilkesi konulan birleşmenin, hangi şirket türleri arasında olabileceği 137. maddede tahdidi olarak sayılmıştır. Mülga kanundaki "türlerin aynı olması" şartı terk edilerek, kanunda gösterilen sınırlamalar dâhilinde "türler arası serbest birleşme" benimsenmiştir [25, 26].
  • TTK m. 140 ve 141: TTK m. 136/3'te ifade edilen "değişim oranı"nın nasıl belirleneceği ve pay sahipliğinin devamlılığının nasıl sağlanacağı 140. maddede [16, 27]; ortaklıktan ayrılma akçesinin niteliği (seçimlik veya zorunlu) ise 141. maddede detaylandırılmıştır [28, 29].
  • TTK m. 191 (Denkleştirme Davası): TTK m. 136 uyarınca belirlenen değişim oranının adil olmaması veya ayrılma akçesinin gerçek değeri yansıtmaması halinde, pay sahiplerine bu dengesizliğin giderilmesi için m. 191 kapsamında denkleştirme davası açma hakkı tanınmıştır [17, 30, 31].
  • TTK m. 153 (Hukuki Sonuçlar): Madde 136/4'te belirtilen külli halefiyet ve tasfiyesiz sona ermenin, tam olarak "birleşmenin ticaret siciline tescili" anında meydana geleceği m. 153 ile hüküm altına alınmıştır [32].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin istikrar kazanmış içtihatlarında, TTK m. 136 bağlamındaki külli halefiyet prensibi en katı haliyle uygulanmaktadır. Yargıtay kararlarında; "Somut olayda... birleşmesi nedeniyle külli halefiyet gereği devralan Tesis A.Ş., devredilen şirketin tüm borçlarından da sorumludur" denilerek, birleşme anında devrolunan şirketin tüm hak, borç, sözleşme ve haksız fiil sorumluluklarının doğrudan devralan şirkete intikal ettiği teyit edilmektedir [33].

Ayrıca, pay sahipliğinin devamlılığı ilkesine aykırı olarak hatalı bir değişim oranı belirlenmesi hallerinde Yargıtay, pay sahiplerinin haklarının salt iptal davası (m.192) ile değil, TTK m.191'de öngörülen denkleştirme davası aracılığıyla korunması gerektiğini vurgulamaktadır. Yargıtay, birleşme işlemlerinin tescilinden sonra "birleşmenin iptali" davasının, işlem güvenliğini zedelememek adına ancak çok ağır hukuka aykırılıklarda başvurulacak tali (en son çare) bir yol olduğunu belirtmektedir.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (kurmaca senaryo): Türkiye'de bilişim sektöründe faaliyet gösteren A A.Ş. ile B A.Ş., operasyonel maliyetlerini kısmak ve sinerji yaratmak amacıyla devralma şeklinde birleşme kararı almışlardır. A A.Ş., B A.Ş.'yi devralacaktır. Ancak birleşme sözleşmesinde belirlenen değişim oranı, B A.Ş.'nin elindeki patentlerin gerçek rayiç değerleri dikkate alınmadan hazırlandığı için B A.Ş.'nin pay sahiplerine çok düşük oranda A A.Ş. payı tahsis edilmiştir. Birleşme Ticaret Sicili'ne tescil edilmiştir. Hukuki analiz: TTK m. 136/3 uyarınca devrolunan şirketin malvarlığı karşılığında adil ve gerçekçi bir değişim oranına göre devralan şirket paylarının tahsis edilmesi esastır. Bu vakada değişim oranı hatalı belirlendiğinden pay sahipliğinin devamlılığı ilkesi zedelenmiştir. B A.Ş.'nin mağdur pay sahipleri, birleşmenin tescilinden itibaren iki ay içinde TTK m. 191 uyarınca denkleştirme davası açarak, adil değişim oranına göre ortaya çıkan farkın kendilerine nakden ödenmesini talep edebilirler. Bu dava birleşmenin geçerliliğini (tescili) bozmaz.

Olay 2 (kurmaca senaryo): Holding statüsündeki X A.Ş., uzun yıllardır faaliyette bulunan Y A.Ş.'yi bünyesine katmak (devralmak) istemektedir. Ancak Y A.Ş. içerisinde yıllardır genel kurul toplantılarında huzursuzluk çıkaran bir azınlık grup bulunmaktadır. X A.Ş., Y A.Ş.'yi devralırken hazırlanan birleşme sözleşmesine sadece nakdi "ayrılma akçesi" maddesi koymuş ve Y A.Ş.'nin azınlık ortaklarına X A.Ş.'den pay verilmeyeceğini, gerçek değere denk nakit ödenerek ortaklıktan çıkarılacaklarını düzenlemiştir. Hukuki analiz: TTK m. 136/3 son cümlesi ve m. 141/2 uyarınca birleşme sözleşmelerinde sadece ayrılma akçesi verilmesi (squeeze-out) mümkündür. Ancak bu şekilde azınlığın ortaklıktan dışlanabilmesi için TTK m. 151/5 amir hükmü gereği, devrolunan Y A.Ş. genel kurulunda "mevcut oy haklarının yüzde doksanının (%90)" olumlu oyu ile bu birleşmenin onaylanması zorunludur. %90 nisabı sağlanırsa, azınlık nakit ödenerek hukuka uygun şekilde ortaklıktan dışlanır.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Birleşme neticesinde değişim oranının veya ayrılma akçesinin haksız/düşük belirlendiği iddiasıyla açılan denkleştirme davasında, şirketin gerçek değerini kanıtlama ve uzman kuruluşlarca hazırlanan değerleme raporlarının hatalı olduğunu gösterme yükü iddia eden pay sahibindedir.
  • Zamanaşımı / Süreler: TTK m. 191 (denkleştirme davası) ve TTK m. 192 (iptal davası) için hak düşürücü süre, birleşme kararının Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilanından itibaren iki aydır [34-36].
  • Görevli/yetkili mahkeme: Birleşmeye katılan şirketlerden birinin merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesidir [34, 37].
  • Yaygın uygulama hataları: Birleşmenin ticaret siciline tescili anında tüzel kişiliğin sona ermesi sebebiyle, devrolunan şirket alacaklılarının unutulması sık rastlanan bir durumdur. TTK m. 157 gereği, alacaklıların birleşmenin hukuken geçerlilik kazanmasından itibaren üç ay içinde teminat talebinde bulunma hakları şirketlerce usulüne uygun şekilde ilan edilmeli ve teminat sağlanmalıdır [38, 39].

7. Eleştirel Değerlendirme

Doktrinde TTK m. 136 hükmü ve özellikle 3. fıkrasındaki "ayrılma akçesi" (ortaklıktan çıkarma) kurumu geniş yankı bulmuş ve tartışılmıştır. Ünal Tekinalp başta olmak üzere birçok akademisyen, kural olarak "pay sahipliğinin devamlılığı" ilkesini savunan bir hukuk sisteminde, çoğunluk gücüyle (%90 nisapla da olsa) azınlığın iradesi dışında ortaklıktan atılmasının, mülkiyet hakkına ve pay sahipliği demokrasisine vurulan çok ağır bir darbe olduğunu ifade etmiştir [20, 40]. Hasan Pulaşlı gibi yazarlar ise, bu imkânın şirketleri felç eden ve haklarını şantaj amaçlı kullanan (huzur bozucu) azınlıklara karşı ticari hayatın korunması adına gerekli bir uluslararası entegrasyon olduğunu savunmuşlardır [18, 41].

Eleştirilen bir diğer husus, ayrılma akçesinin "gerçek değeri" karşılaması emredilmiş olmakla beraber, değerleme yöntemlerinin kanunda sarih bir biçimde düzenlenmemiş olmasıdır. Bilhassa halka kapalı şirketlerde değerleme, uygulamada tamamen bilirkişi inisiyatifine terk edilmiş olup, bu durum büyük uyuşmazlıklara yol açmaktadır. Değişim oranı ve ayrılma akçesi hesaplamalarında yeknesaklık sağlanması amacıyla ikincil mevzuatla standart değerleme prensiplerinin getirilmesi hukuki belirlilik açısından elzemdir.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.