1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 134. maddesi, ticaret şirketlerinin "yapısal değişiklikleri" (birleşme, bölünme ve tür değiştirme) alanına giriş niteliği taşıyan ve bu işlemlerin hukuki çerçevesinin (TTK m. 134-194) uygulama alanını belirleyen temel (ihdasi) normdur [1]. Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (eTTK) döneminde şirketlerin yapısal değişiklikleri dağınık, yetersiz ve günün ekonomik ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak hükümlerle (eTTK m. 146 vd.) düzenlenmişken; 6102 sayılı TTK, yapısal değişiklikleri "Ticaret Şirketleri" başlıklı İkinci Kitap'ın Birinci Kısmında "Ortak Hükümler" şeklinde bütüncül ve sistematik bir yapıya kavuşturmuştur [2], [3].
Madde, kaynağını İsviçre Birleşme, Bölünme, Tür Değiştirme ve Malvarlığı Devrine Dair Federal Kanun (FusG) ile Avrupa Birliği'nin Anonim Şirketlerin Birleşmesine İlişkin 78/855/EEC sayılı Üçüncü Konsey Yönergesinden almaktadır [4], [5], [6], [7]. Türk kanun koyucusu, modern birleşme ve bölünme rejimini sadece güvenli ve şeffaf bir işlemler dizisi olarak düzenlemekle kalmamış, aynı zamanda pay sahiplerinin, alacaklıların ve işçilerin korunmasını amaçlayan evrensel ilkeleri mevzuatımıza dâhil etmiştir [8].
TTK m. 134 hükmü, yalnızca bir "uygulama alanı" tayin maddesi olmanın ötesinde, yapısal değişiklikler alanında TTK'nın "genel norm" ve "üst norm" vasfını vurgulamaktadır [9]. Kanun metni, birleşme, bölünme ve tür değiştirme işlemlerinin ancak 134 ilâ 194. maddeler dairesinde hukuken geçerli olabileceğini (m. 134/1) belirterek kanunilik ilkesini tesis etmiş; ikinci fıkrasında (m. 134/2) ise diğer kanunların emredici ve özel nitelikli rejimlerini (örneğin Sermaye Piyasası Kanunu, Rekabetin Korunması Hakkında Kanun vb.) yedekleyerek normlar hiyerarşisi içindeki uyumu güvence altına almıştır [10], [11], [12].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Ticaret Şirketleri Kavramı ve Kapsamı
TTK m. 134/1 hükmünün öznesi "ticaret şirketleri"dir [1]. Kanun koyucu, TTK m. 124'te ticaret şirketlerini kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketler olarak numerus clausus (sınırlı sayı) ilkesiyle belirlemiştir [13]. Dolayısıyla, m. 134 kapsamındaki yapısal değişiklik işlemleri, kural olarak tüzel kişiliği haiz bu ticaret şirketleri arasında uygulama alanı bulur [14], [15]. Türk hukukunda, dernek veya vakıf gibi diğer tüzel kişilerin birleşme veya bölünmesine (İsviçre hukukundaki geniş yelpazeden farklı olarak) ticaret hukuku bağlamında doğrudan cevaz verilmemiş; bu hususlar özel kanunlara veya Medeni Kanun rejimine bırakılmıştır [16].
2.2. Birleşme, Bölünme ve Tür Değiştirme (Yapısal Değişiklikler)
Madde metninde zikredilen üç temel kurumu tanımlamak gerekirse:
- Birleşme: Bir veya birden çok ticari ortaklığın malvarlığının, tasfiye olunmaksızın, devralan veya yeni kurulan bir ortaklığa külli halefiyet (ipso iure) yoluyla geçmesi ve infisah eden ortaklık pay sahiplerinin değişim oranına göre yeni ortaklıktan pay almasıdır [2], [8].
- Bölünme: Bir ortaklığın malvarlığının tamamen (tam bölünme) veya kısmen (kısmi bölünme) bölünerek tasfiyesiz şekilde başka ortaklıklara devredilmesidir [17].
- Tür Değiştirme: Bir şirketin, tasfiye edilmeksizin ve ekonomik ayniyetini/devamlılığını koruyarak hukuki şeklini (örneğin limited şirketin anonim şirkete) dönüştürmesidir [15]. Yeni türe dönüştürülen şirket, hukuken eskisinin devamı niteliğindedir (TTK m. 180) [18], [19].
2.3. Diğer Kanunların Hükümlerinin Saklı Tutulması (m. 134/2)
Hükmün ikinci fıkrasında yer alan "Diğer kanunların, bu Kanunun 135 ilâ 194 üncü maddelerine aykırı olmayan hükümleri saklıdır" [11] ifadesi, çok katmanlı bir hukuki rejim yaratmaktadır. Doktrinde isabetle işaret edildiği üzere, yapısal değişiklik işlemleri yalnızca Türk Ticaret Kanunu'nun değil; vergi hukuku, rekabet hukuku, sermaye piyasası hukuku ve iş hukuku gibi disiplinlerin de kesişim noktasındadır [20]. Özellikle halka açık anonim ortaklıkların birleşme ve bölünme süreçlerinde, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu (SerPK) ve ilgili tebliğler öncelikli olarak uygulanacak (lex specialis derogat legi generali); anılan mevzuatta hüküm bulunmayan hâllerde TTK m. 134 vd. genel hüküm olarak devreye girecektir [21], [10].
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 124 ve m. 125: Ticaret şirketlerinin türlerini ve tüzel kişiliklerini düzenleyen bu maddeler, m. 134'ün kişi (sübje) bakımından uygulama alanının sınırlarını çizer [15], [13].
- TTK m. 194 (Ticari İşletmelerle Yapısal Değişiklik): Madde 134 yalnızca "ticaret şirketlerinden" bahsetse de, kanun koyucu TTK m. 194 ile ticari işletmelerin (bir ticaret şirketi ile devralınmak suretiyle) birleşmesine veya ticaret şirketine dönüşmesine imkân tanımış ve bu işlemlere de 134 ilâ 194. madde hükümlerinin kıyas yoluyla uygulanacağını emretmiştir [22], [23], [24].
- SerPK m. 23 (Önemli Nitelikteki İşlemler) ve RKHK m. 7: TTK m. 134/2'nin doğrudan atıf yaptığı "diğer kanunlar" bağlamında, birleşme ve bölünme işlemlerinin Rekabet Kurulunun iznine (RKHK m. 7) veya Sermaye Piyasası Kurulunun düzenlemelerine (SerPK m. 23) tabi olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır [10], [12].
- TBK ve TMK ile İlişki: Yapısal değişiklikler neticesinde iş sözleşmelerinin devri, alacaklıların korunması, külli halefiyet prensibi gibi kavramlar Türk Borçlar Kanunu ve Türk Medeni Kanunu'nun genel ilkeleriyle doğrudan bağlantılı olup, TTK burada özel kanun olarak bu kurallara yön vermektedir (Örn: TTK m. 178 / TBK m. 428) [25], [26].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay kararlarında, TTK m. 134 ve devamı hükümlerine hâkim olan evrensel ilkelerin titizlikle uygulandığı görülmektedir. Özellikle "külli halefiyet" ve "tasfiyesiz sona erme" prensipleri Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına yansımıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili (örneğin 11. Hukuk Dairesi) daireleri, yapısal değişiklik işlemlerinde mülga eTTK dönemindeki katı ve şekilci yaklaşımları terk ederek, TTK m. 134-194 sistematiğindeki esnekliği (örneğin kolaylaştırılmış birleşme, türler arası yapısal değişiklik) tasdik etmiştir. Yargıtay 11. HD. tarafından verilen kararlarda, birleşme veya bölünme işlemi neticesinde tüzel kişiliği sona eren şirketin taraf olduğu davalarda veya sözleşmelerde, devralan veya yeni kurulan şirketin külli halef sıfatıyla yasadan (ipso iure) taraf statüsü kazandığı; borç ve alacakların herhangi bir ek işleme (temlik veya borcun nakli) gerek kalmaksızın yeni yapıya intikal ettiği vurgulanmaktadır [27]. Tür değiştirme kurumunda ise Yargıtay (eski TTK 152, yeni TTK 180 gereğince), ortaklığın ekonomik ve hukuki ayniyetinin bozulmadığını, yeni türe dönüşen şirketin eskisinin devamı (aynı tüzel kişi) olduğunu belirtmektedir [15], [28].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1:
A A.Ş. ile hisseleri Borsa İstanbul'da (BİST) işlem gören halka açık B A.Ş. birleşme müzakereleri yürütmektedir. B A.Ş. yönetim kurulu, birleşme sözleşmesini yalnızca TTK m. 134 vd. hükümlerine dayanarak hazırlamış ve Sermaye Piyasası Kanunu'nun (SerPK) ve SPK Tebliğlerinin öngördüğü "ayrılma hakkı" ve "kamuyu aydınlatma" yükümlülüklerini göz ardı etmiştir. B A.Ş. azınlık pay sahiplerinden biri, birleşme sürecinin mevzuata aykırı olduğu gerekçesiyle dava yoluna gitmeyi planlamaktadır.
Hukuki analiz: TTK m. 134/2 açıkça, "Diğer kanunların, bu Kanunun 135 ilâ 194 üncü maddelerine aykırı olmayan hükümleri saklıdır." demektedir [11]. SerPK m. 2 hükmü uyarınca, halka açık anonim ortaklıklar öncelikle SerPK hükümlerine tabidir. Birleşme gibi önemli nitelikteki işlemler, SerPK m. 23 ve II-23.2 sayılı Birleşme ve Bölünme Tebliği ile II-23.1 sayılı Önemli Nitelikteki İşlemlere İlişkin Ortak Esaslar ve Ayrılma Hakkı Tebliği kapsamında değerlendirilmelidir [29], [30]. Dolayısıyla B A.Ş., TTK m. 134'ün saklı tuttuğu özel kanun niteliğindeki sermaye piyasası düzenlemelerini ihlal etmiştir. Azınlık pay sahiplerinin işlemi ilgili idari merciye (SPK) şikâyet etme ve TTK m. 192 ile SerPK çerçevesinde iptal davası açma hakları mevcuttur.
Olay 2:
C Adi Komandit Şirketi, ticari faaliyetlerini daha geniş bir hacimde sürdürebilmek amacıyla D Ticari İşletmesi (bir gerçek kişiye ait ticari işletme) ile birleşmek istemektedir. Ticaret Sicili Müdürü, TTK m. 134/1'in lafzında "Ticaret şirketlerinin birleşmelerine... uygulanır" yazdığını, ticari işletmelerin ticaret şirketi vasfı taşımadığını belirterek tescil talebini reddetmiştir.
Hukuki analiz: Ticaret Sicili Müdürünün kararı hukuka aykırıdır. TTK m. 134/1 kural norm olmakla birlikte [1], aynı Kanunun 194. maddesi ticari işletmelerin bir ticaret şirketi tarafından devralınmak suretiyle birleşmesine ve ticari işletmenin ticaret şirketine dönüşmesine açıkça cevaz vermiştir [22], [23], [24]. Madde 194/1, bu işlemlere m. 134-194 hükümlerinin kıyas yoluyla (mutatis mutandis) uygulanmasını emreder [22]. Dolayısıyla, C Adi Komandit Şirketi ile D Ticari İşletmesinin birleşmesi yasal olarak mümkündür ve TTK m. 134-194 rejimi kıyasen işletilmelidir.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat Yükü: Yapısal değişikliklerin Kanuna (TTK m. 134 vd.) uygun olarak gerçekleştirildiğinin, genel kurul/ortaklar kurulu nisaplarının sağlandığının ve ilgili belgelerin (birleşme/bölünme raporu, sözleşme, bilanço vb.) kanuni şekil ve sürelere uygun hazırlandığının ispat yükü, işlemi gerçekleştiren ticaret şirketlerinin yönetim organlarındadır [31], [32].
- Zamanaşımı / Süreler: Yapısal değişiklikler alanında ciddi hak düşürücü süreler ve zamanaşımı kuralları sevk edilmiştir. Örneğin; yapısal değişiklik kararının Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde (TTSG) ilanından itibaren 2 ay içinde "Ortaklık paylarının ve haklarının incelenmesi davası (Denkleştirme davası)" (TTK m. 191) [33], [34] veya "İptal davası" (TTK m. 192) [35], [36] açılmalıdır. Sorumluluk davası bakımından, alacak ilanından itibaren (haksız fiil vs. özel durumlar hariç) doğan sorumluluklar ve ortakların kişisel sorumlulukları için özel zamanaşımı süreleri (TTK m. 158'de üç yıl) bulunur [37], [26].
- Görevli/Yetkili Mahkeme: TTK m. 134-194 uyarınca doğacak uyuşmazlıklarda (örneğin m. 191 ve m. 192 davalarında) kural olarak görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir (TTK m. 5) [38]. Yetkili mahkeme ise işlemlere katılan şirketlerden birinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi (TTK m. 191/1) olarak özel ve kesin olmayan bir seçimlik yetki kuralı ile tayin edilmiştir [39], [40].
- Yaygın Uygulama Hataları: Uygulamada en sık karşılaşılan hatalardan biri, TTK m. 134/2'nin gözden kaçırılmasıdır. Şirketlerin yalnızca TTK'daki birleşme usulüne odaklanıp, pay senetleri borsada işlem gören şirketler açısından SerPK yükümlülüklerini; yahut pazar payı eşiklerini aşan birleşmelerde Rekabet Kurumu onayını (RKHK m. 7) almadan işlemi tescil ettirmeye çalışmaları, işlemi idari para cezaları veya geçersizlik yaptırımlarıyla karşı karşıya bırakmaktadır [10], [12].
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde Reha Poroy, Ünal Tekinalp, Ersin Çamoğlu gibi otoriteler tarafından ifade edildiği üzere; mülga 6762 sayılı Kanun döneminde birleşme ve nev'i değiştirme kurumları parça parça düzenlenmiş, bölünme kurumu ise maddî hukuk kapsamında hiç yer almamıştı [41]. 6102 sayılı TTK m. 134 ve devamı hükümlerinin İsviçre ve Avrupa Birliği müktesebatı ışığında modern hukuk sistemimize entegre edilmesi büyük bir atılımdır [4], [6].
Bununla birlikte doktrinde, TTK m. 134-194 hükümlerinin (yapısal değişiklikler) TTK'nın bütününe hâkim "üst norm" ve "genel norm" niteliği taşımasına rağmen [9], kanun metninde yer yer çeviri hatalarından veya İsviçre Hukukuna (FusG) yapılan şekli uyarlamalardan kaynaklanan usuli ve kavramsal boşluklar olduğu (örneğin m. 191 denkleştirme davasında hâkimin birleşme oranına müdahale yetkisinin sınırları üzerine yapılan derin tartışmalar) haklı olarak eleştirilmektedir [42], [43], [44]. Ayrıca, "ticaret şirketleri" ifadesinin katı yorumlanması riskini bertaraf eden TTK m. 194'ün [24] varlığı olumlu olmakla birlikte, m. 134'ün lafzının, yapısal değişikliklerin vergi, iş ve rekabet hukuku bağlamındaki geniş etkilerini tam olarak yansıtmakta yetersiz kaldığı; bu hususların m. 134/2'deki saklı tutma kuralıyla aşılmaya çalışılmasının zaman zaman norm çatışmalarına yol açtığı değerlendirilmektedir [20], [12].
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 134. maddesi, ticaret şirketlerinin "yapısal değişiklikleri" (birleşme, bölünme ve tür değiştirme) alanına giriş niteliği taşıyan ve bu işlemlerin hukuki çerçevesinin (TTK m. 134-194) uygulama alanını belirleyen temel (ihdasi) normdur [1]. Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (eTTK) döneminde şirketlerin yapısal değişiklikleri dağınık, yetersiz ve günün ekonomik ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak hükümlerle (eTTK m. 146 vd.) düzenlenmişken; 6102 sayılı TTK, yapısal değişiklikleri "Ticaret Şirketleri" başlıklı İkinci Kitap'ın Birinci Kısmında "Ortak Hükümler" şeklinde bütüncül ve sistematik bir yapıya kavuşturmuştur [2], [3].
Madde, kaynağını İsviçre Birleşme, Bölünme, Tür Değiştirme ve Malvarlığı Devrine Dair Federal Kanun (FusG) ile Avrupa Birliği'nin Anonim Şirketlerin Birleşmesine İlişkin 78/855/EEC sayılı Üçüncü Konsey Yönergesinden almaktadır [4], [5], [6], [7]. Türk kanun koyucusu, modern birleşme ve bölünme rejimini sadece güvenli ve şeffaf bir işlemler dizisi olarak düzenlemekle kalmamış, aynı zamanda pay sahiplerinin, alacaklıların ve işçilerin korunmasını amaçlayan evrensel ilkeleri mevzuatımıza dâhil etmiştir [8].
TTK m. 134 hükmü, yalnızca bir "uygulama alanı" tayin maddesi olmanın ötesinde, yapısal değişiklikler alanında TTK'nın "genel norm" ve "üst norm" vasfını vurgulamaktadır [9]. Kanun metni, birleşme, bölünme ve tür değiştirme işlemlerinin ancak 134 ilâ 194. maddeler dairesinde hukuken geçerli olabileceğini (m. 134/1) belirterek kanunilik ilkesini tesis etmiş; ikinci fıkrasında (m. 134/2) ise diğer kanunların emredici ve özel nitelikli rejimlerini (örneğin Sermaye Piyasası Kanunu, Rekabetin Korunması Hakkında Kanun vb.) yedekleyerek normlar hiyerarşisi içindeki uyumu güvence altına almıştır [10], [11], [12].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Ticaret Şirketleri Kavramı ve Kapsamı
TTK m. 134/1 hükmünün öznesi "ticaret şirketleri"dir [1]. Kanun koyucu, TTK m. 124'te ticaret şirketlerini kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketler olarak numerus clausus (sınırlı sayı) ilkesiyle belirlemiştir [13]. Dolayısıyla, m. 134 kapsamındaki yapısal değişiklik işlemleri, kural olarak tüzel kişiliği haiz bu ticaret şirketleri arasında uygulama alanı bulur [14], [15]. Türk hukukunda, dernek veya vakıf gibi diğer tüzel kişilerin birleşme veya bölünmesine (İsviçre hukukundaki geniş yelpazeden farklı olarak) ticaret hukuku bağlamında doğrudan cevaz verilmemiş; bu hususlar özel kanunlara veya Medeni Kanun rejimine bırakılmıştır [16].
2.2. Birleşme, Bölünme ve Tür Değiştirme (Yapısal Değişiklikler)
Madde metninde zikredilen üç temel kurumu tanımlamak gerekirse:
2.3. Diğer Kanunların Hükümlerinin Saklı Tutulması (m. 134/2)
Hükmün ikinci fıkrasında yer alan "Diğer kanunların, bu Kanunun 135 ilâ 194 üncü maddelerine aykırı olmayan hükümleri saklıdır" [11] ifadesi, çok katmanlı bir hukuki rejim yaratmaktadır. Doktrinde isabetle işaret edildiği üzere, yapısal değişiklik işlemleri yalnızca Türk Ticaret Kanunu'nun değil; vergi hukuku, rekabet hukuku, sermaye piyasası hukuku ve iş hukuku gibi disiplinlerin de kesişim noktasındadır [20]. Özellikle halka açık anonim ortaklıkların birleşme ve bölünme süreçlerinde, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu (SerPK) ve ilgili tebliğler öncelikli olarak uygulanacak (lex specialis derogat legi generali); anılan mevzuatta hüküm bulunmayan hâllerde TTK m. 134 vd. genel hüküm olarak devreye girecektir [21], [10].
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay kararlarında, TTK m. 134 ve devamı hükümlerine hâkim olan evrensel ilkelerin titizlikle uygulandığı görülmektedir. Özellikle "külli halefiyet" ve "tasfiyesiz sona erme" prensipleri Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına yansımıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili (örneğin 11. Hukuk Dairesi) daireleri, yapısal değişiklik işlemlerinde mülga eTTK dönemindeki katı ve şekilci yaklaşımları terk ederek, TTK m. 134-194 sistematiğindeki esnekliği (örneğin kolaylaştırılmış birleşme, türler arası yapısal değişiklik) tasdik etmiştir. Yargıtay 11. HD. tarafından verilen kararlarda, birleşme veya bölünme işlemi neticesinde tüzel kişiliği sona eren şirketin taraf olduğu davalarda veya sözleşmelerde, devralan veya yeni kurulan şirketin külli halef sıfatıyla yasadan (ipso iure) taraf statüsü kazandığı; borç ve alacakların herhangi bir ek işleme (temlik veya borcun nakli) gerek kalmaksızın yeni yapıya intikal ettiği vurgulanmaktadır [27]. Tür değiştirme kurumunda ise Yargıtay (eski TTK 152, yeni TTK 180 gereğince), ortaklığın ekonomik ve hukuki ayniyetinin bozulmadığını, yeni türe dönüşen şirketin eskisinin devamı (aynı tüzel kişi) olduğunu belirtmektedir [15], [28].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: A A.Ş. ile hisseleri Borsa İstanbul'da (BİST) işlem gören halka açık B A.Ş. birleşme müzakereleri yürütmektedir. B A.Ş. yönetim kurulu, birleşme sözleşmesini yalnızca TTK m. 134 vd. hükümlerine dayanarak hazırlamış ve Sermaye Piyasası Kanunu'nun (SerPK) ve SPK Tebliğlerinin öngördüğü "ayrılma hakkı" ve "kamuyu aydınlatma" yükümlülüklerini göz ardı etmiştir. B A.Ş. azınlık pay sahiplerinden biri, birleşme sürecinin mevzuata aykırı olduğu gerekçesiyle dava yoluna gitmeyi planlamaktadır. Hukuki analiz: TTK m. 134/2 açıkça, "Diğer kanunların, bu Kanunun 135 ilâ 194 üncü maddelerine aykırı olmayan hükümleri saklıdır." demektedir [11]. SerPK m. 2 hükmü uyarınca, halka açık anonim ortaklıklar öncelikle SerPK hükümlerine tabidir. Birleşme gibi önemli nitelikteki işlemler, SerPK m. 23 ve II-23.2 sayılı Birleşme ve Bölünme Tebliği ile II-23.1 sayılı Önemli Nitelikteki İşlemlere İlişkin Ortak Esaslar ve Ayrılma Hakkı Tebliği kapsamında değerlendirilmelidir [29], [30]. Dolayısıyla B A.Ş., TTK m. 134'ün saklı tuttuğu özel kanun niteliğindeki sermaye piyasası düzenlemelerini ihlal etmiştir. Azınlık pay sahiplerinin işlemi ilgili idari merciye (SPK) şikâyet etme ve TTK m. 192 ile SerPK çerçevesinde iptal davası açma hakları mevcuttur.
Olay 2: C Adi Komandit Şirketi, ticari faaliyetlerini daha geniş bir hacimde sürdürebilmek amacıyla D Ticari İşletmesi (bir gerçek kişiye ait ticari işletme) ile birleşmek istemektedir. Ticaret Sicili Müdürü, TTK m. 134/1'in lafzında "Ticaret şirketlerinin birleşmelerine... uygulanır" yazdığını, ticari işletmelerin ticaret şirketi vasfı taşımadığını belirterek tescil talebini reddetmiştir. Hukuki analiz: Ticaret Sicili Müdürünün kararı hukuka aykırıdır. TTK m. 134/1 kural norm olmakla birlikte [1], aynı Kanunun 194. maddesi ticari işletmelerin bir ticaret şirketi tarafından devralınmak suretiyle birleşmesine ve ticari işletmenin ticaret şirketine dönüşmesine açıkça cevaz vermiştir [22], [23], [24]. Madde 194/1, bu işlemlere m. 134-194 hükümlerinin kıyas yoluyla (mutatis mutandis) uygulanmasını emreder [22]. Dolayısıyla, C Adi Komandit Şirketi ile D Ticari İşletmesinin birleşmesi yasal olarak mümkündür ve TTK m. 134-194 rejimi kıyasen işletilmelidir.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde Reha Poroy, Ünal Tekinalp, Ersin Çamoğlu gibi otoriteler tarafından ifade edildiği üzere; mülga 6762 sayılı Kanun döneminde birleşme ve nev'i değiştirme kurumları parça parça düzenlenmiş, bölünme kurumu ise maddî hukuk kapsamında hiç yer almamıştı [41]. 6102 sayılı TTK m. 134 ve devamı hükümlerinin İsviçre ve Avrupa Birliği müktesebatı ışığında modern hukuk sistemimize entegre edilmesi büyük bir atılımdır [4], [6].
Bununla birlikte doktrinde, TTK m. 134-194 hükümlerinin (yapısal değişiklikler) TTK'nın bütününe hâkim "üst norm" ve "genel norm" niteliği taşımasına rağmen [9], kanun metninde yer yer çeviri hatalarından veya İsviçre Hukukuna (FusG) yapılan şekli uyarlamalardan kaynaklanan usuli ve kavramsal boşluklar olduğu (örneğin m. 191 denkleştirme davasında hâkimin birleşme oranına müdahale yetkisinin sınırları üzerine yapılan derin tartışmalar) haklı olarak eleştirilmektedir [42], [43], [44]. Ayrıca, "ticaret şirketleri" ifadesinin katı yorumlanması riskini bertaraf eden TTK m. 194'ün [24] varlığı olumlu olmakla birlikte, m. 134'ün lafzının, yapısal değişikliklerin vergi, iş ve rekabet hukuku bağlamındaki geniş etkilerini tam olarak yansıtmakta yetersiz kaldığı; bu hususların m. 134/2'deki saklı tutma kuralıyla aşılmaya çalışılmasının zaman zaman norm çatışmalarına yol açtığı değerlendirilmektedir [20], [12].
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.