1. Sistematik
Türk Medeni Kanunu'nun Kişiler Hukuku kitabında "Tüzel Kişiler" başlıklı ikinci
kısmın "Dernekler" bölümünde, "Dernek gelirleri" alt başlığıyla yer alan 99.
madde, sivil toplum örgütlenmelerinin mali kaynaklarını şeffaf ve belirli bir
yasal temele oturtmaktadır. Hükmün amacı (ratio legis) kazanç paylaşma
amacı gütmeyen bu kişi topluluklarının varlıklarını sürdürebilmeleri için
ihtiyaç duydukları ekonomik kaynakların hukuki niteliğini tanımlamak; sivil
alanı illegal veya dernek mantığına aykırı kazanç elde etme yöntemlerinden
arındırarak net bir finansman kataloğu sunmaktır. Yasa koyucu bu düzenlemeyle,
derneğin ideal amacına ulaşması için gerekli olan maddi enerjinin hangi yasal
kanallardan temin edileceğini emredici biçimde çerçevelemiştir.
Dernek gelirleri ile ticaret şirketlerinin mali yapıları arasındaki en belirgin
ayrım, toplanan fonların ve elde edilen kazançların tahsis edildiği nihai
noktada ortaya çıkmaktadır. Ticaret şirketlerinde elde edilen gelirler yıl
sonunda kar payı (temettü) olarak kurucu ortaklara dağıtılırken; TMK m. 99
uyarınca elde edilen her türlü dernek geliri, kazanç paylaşma yasağı (TMK m.
56) gereği mutlak surette derneğin tüzüğünde belirtilen ideal amaca özgülenmek
zorundadır. Gelirlerin bizzat üyelerin ekonomik refahı için değil,
toplumsal veya kurumsal misyonun finansmanı için kullanılması sivil toplum
hukukunun temel karakteristiğidir.
2. Kavramlar
Üye ödentisi (aidat): Dernek tüzüğünde belirlenen miktar üzerinden veya
tüzükte hüküm bulunmadığı hallerde TMK m. 70 uyarınca üyelerin dernek amacının
gerçekleşmesi ve borçlarının karşılanması için eşit olarak katıldıkları,
derneğin en istikrarlı ve asli gelir kaynağı olan periyodik yasal zorunlu mali
ödemedir.
Faaliyet gelirleri: Derneğin tüzüğündeki kuruluş amacını gerçekleştirmek
üzere doğrudan doğruya kendi organizasyonuyla düzenlediği kermes, sergi,
konser, konferans, kurs veya yayın satışı gibi kurumsal etkinlikler neticesinde
elde ederek tüzel kişiliğin kasasına aktardığı aktif gelir kalemleridir.
Malvarlığı gelirleri: Dernek tüzel kişiliğinin mülkiyetinde bulunan nakdi
fonların bankalarda vadeli hesaplarda nemalandırılması, gayrimenkullerin kiraya
verilmesi, tahvil/bono gibi menkul kıymetlerin işletilmesi veya iştirak edilen
şirketlerden elde edilen kar payları gibi, derneğin sahip olduğu varlıklardan
kendiliğinden doğan pasif gelirlerdir.
Bağış: Gerçek veya tüzel kişilerin, herhangi bir hukuki mecburiyetleri
bulunmaksızın ve dernekten karşı bir edim (ivaz) beklemeksizin, kendi hür
iradeleriyle dernek tüzel kişiliğinin malvarlığına yaptıkları ayni (eşya) veya
nakdi (para) devir işlemleridir.
Yardım: Derneğin yürüttüğü belirli bir sosyal projeyi veya kurumsal
faaliyetlerini desteklemek maksadıyla, devlet organları, kamu kurum ve
kuruluşları, Avrupa Birliği fonları veya diğer sivil toplum örgütleri
tarafından yasal mevzuat çerçevesinde derneğe tahsis edilen nakdi hibeleri ve
sponsorluk katkılarını ifade eden dış finansman türüdür.
3. Sistematik İlişkiler
- TMK m. 56 (Derneklerin kazanç paylaşma dışında belirli ve ortak bir amacı
gerçekleştirmek üzere kurulması ile gelirlerin üyelere dağıtılamayacağı kuralı).
- TMK m. 70 (Üyelerin derneğin borçlarını karşılamak ve amacı finanse etmek
için vermekle yükümlü oldukları üye ödentisi).
- TMK m. 54 (Tüzel kişiliği sona eren derneğin malvarlığının ve elinde kalan
gelirlerinin kural olarak en yakın amacı güden kamu kurumuna özgülenmesi).
- 5253 sayılı Dernekler Kanunu m. 21 (Dernek gelirlerinin tahsilinde ve
yardımların kabulünde alındı belgesi düzenlenmesi zorunluluğu).
- 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu
(Dernek gelirlerinin ve derneklere bağlı iktisadi işletmelerin
vergilendirilmesi ve muafiyet şartları).
- Yabancı kaynaklı yardım mevzuatı (5253 sayılı Kanun m. 21 uyarınca yurt
dışından alınan yardımların mülki idareye bildirilmesi yükümlülüğü).
4. Yargıtay İçtihadı
"scraper'dan karar yok, ileride güncelle"
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Bir çevre derneği, gelir elde etmek amacıyla sürekli olarak organik
tarım ürünleri üreterek piyasada perakende satış yapmaya başlamış ve elde
ettiği gelirleri dernek kasasına aktarmıştır. Derneklerin kazanç paylaşma amacı
dışında kurulması kuralı (TMK m. 56) onların gelir sağlamak için iktisadi
işletme kurmalarına dogmatik bir engel teşkil etmez. Süreklilik arz
eden bu ticari faaliyet sonucunda derneğe bağlı bir iktisadi işletme oluşur ve
elde edilen kazançlar kurumlar vergisi mükellefiyetine tabi tutulur.
Ancak, elde edilen faaliyet gelirleri hiçbir şekilde dernek üyeleri arasında
paylaştırılamaz, yasal bir zorunluluk olarak doğrudan çevreyi koruma amacına
tahsis edilmelidir. Aksi takdirde, tüzel kişinin ticari şirket gibi hareket
ettiği kabul edilerek derneğin amacının kanuna aykırı hâle gelmesi sebebiyle
feshi yaptırımı gündeme gelir.
Olay 2: İnsan hakları alanında faaliyet gösteren bir dernek, projelerini
finanse etmek üzere yurt dışındaki bir uluslararası vakıftan yüklü miktarda
nakdi hibe alarak bunu doğrudan nakit olarak elden harcamıştır. İlgili mevzuat
uyarınca, derneklerin yurt dışındaki kişi, kurum ve kuruluşlardan ayni ve nakdi
yardım alabilmesi yasal olarak mümkün kılınmıştır. Ne var ki, bu yabancı
kaynaklı yardımın kullanılmadan önce mülki idare amirliğine bildirilmesi ve
nakdi yardımların mutlak surette bankalar aracılığıyla ülkeye sokulması
emredici bir idari zorunluluktur. Bildirim yükümlülüğüne uyulmadan fonun
dernek gelirlerine eklenmesi ve özellikle elden tahsil edilmesi, 5253 sayılı
Dernekler Kanunu kapsamındaki katı mali şeffaflık kurallarının açık bir
ihlalidir. Meydana gelen bu ihlal neticesinde, yardımı usulsüz kabul eden
dernek yöneticileri hakkında idari para cezası ve şahsi sorumluluk hükümleri
işletilecektir.
6. Pratik Notlar
- Gelir kaydının zorunluluğu ve makbuz düzenlenmesi: TMK ve Dernekler Kanunu
uyarınca dernek gelirleri mutlak surette "alındı belgesi" (makbuz) ile tahsil
edilmelidir. Banka aracılığıyla yapılan tahsilatlarda banka tarafından
düzenlenen dekont veya hesap özeti alındı belgesi yerine geçer. Bu gelir
belgelerinin mevzuat gereği beş yıl süreyle saklanması zorunludur.
- Vergi muafiyeti şartları ve kamuya yararlı dernek statüsü: Derneklerin elde
ettikleri faaliyet veya malvarlığı gelirlerinin Kurumlar Vergisi'nden muaf
olabilmesi için Bakanlar Kurulu kararıyla "kamuya yararlı dernek" statüsünün
kazanılmış olması önemli bir avantajdır. Bununla birlikte, muafiyet
tanınmayan derneklerin devamlılık arz eden gelir getirici faaliyetleri iktisadi
işletme sayılarak doğrudan kurumlar vergisine tabi tutulur.
- Yabancı kaynaklı yardımın özel bildirimi: Derneklerin yurt dışından
alacakları her türlü bağış ve yardımın, dernek hesaplarına intikalinden sonra
ancak fiilen harcanmadan önce mülki idare amirliğine bildirilmesi yasal bir
şarttır. Kara paranın aklanmasının önlenmesi amacıyla nakdi yardımların
elden alınması kesinlikle yasaklanmış olup, banka kanalıyla Türkiye'ye
getirilmesi mecburi tutulmuştur.
- Bağış ile yardım arasındaki vergisel fark: Bağışlar kural olarak şahısların
veya kurumların ivazsız malvarlığı aktarımları olup gelir vergisi mevzuatındaki
belirli indirim sınırlarına tabidir. Yardımlar ve hibeler ise genellikle kamu
kurumlarından veya uluslararası fonlardan belirli bir projenin veya hizmetin
ifasına tahsisli olarak verildiğinden, harcama ve denetim prosedürleri çok daha
sıkı idari kurallara bağlanmıştır.
- Dernek gelirleriyle kazanç paylaşımı yasağının çizgisi: Derneklerin amacını
gerçekleştirmek üzere her türlü yasal geliri elde etmesi serbestken, toplanan
bu gelirlerin sene sonunda kar payı adı altında üyelere dağıtılması TMK m.
56'nın mutlak ihlalidir. Elde edilen üye ödentileri, bağışlar veya ticari
faaliyet gelirlerinin tamamı dernek tüzel kişiliğinde kalmalı ve sadece
tüzükteki ideal amaca özgülenmelidir.
7. Eleştirel Değerlendirme
TMK m. 99 metninde sayılan "üye ödentisi, faaliyet gelirleri, malvarlığı
gelirleri, bağış ve yardımlar" şeklindeki gelir kaynakları kataloğunun hukuki
niteliği, Dural/Öğüz ve Özsunay (Tüzel Kişiler) eserlerinde yürütülen dogmatik
tartışmaların merkezinde yer almaktadır. Yasa koyucunun bu listeyi sınırlı sayı
(numerus clausus) ilkesiyle mi yoksa sadece örnekleyici olarak mı düzenlediği
konusu uygulamada mülki idare birimleriyle dernekleri sık sık karşı karşıya
getirmektedir. Dernekler özel hukuk tüzel kişisi olduklarından, özel hukuktaki
sözleşme özgürlüğü ve irade özerkliği çerçevesinde, kanunun açıkça
yasaklamadığı (örneğin telif haklarından doğan royalty gelirleri veya kripto
para stake gelirleri gibi) yeni nesil finansman modellerini de
kullanabilmelidirler. Kanun lafzının salt geleneksel gelir türlerine
hapsedilmesi, sivil toplumun büyüyen ve karmaşıklaşan finansal ihtiyaçlarını
karşılamakta yetersiz kalmaktadır.
Akyol'un hakkın kullanılması ve tüzel kişilerin kurumsal kapasitesi eksenindeki
incelemeleri doğrultusunda, TMK m. 99'un modern "sosyal girişimcilik" (social
enterprise) kavramıyla olan uyumsuzluğu dernekler hukukunun en büyük
çıkmazlarından biridir. Günümüzde birçok dernek, salt dışarıdan gelen bağışlara
veya üye aidatlarına bağımlı kalmamak adına, doğrudan doğruya piyasa içinde
sosyal fayda üreten ticari yapılar (örneğin engellilerin istihdam edildiği
atölyeler veya geri dönüşüm tesisleri) kurarak kendi gelirini kendi
faaliyetiyle yaratmaktadır. Ancak yasanın ticari gelirleri dernek tüzel
kişiliği dışında "iktisadi işletme" gibi zorlama bir alt kalıba itmesi ve
derneğin ticari kazanç elde etmesini adeta şüpheyle karşılaması, sivil toplumun
finansal bağımsızlığını zedelemektedir. Sivil toplumun sadece pasif bir bağış
toplayıcı değil, bizzat aktif bir "sosyal ekonomik aktör" olarak kendi
gelirlerini üretebilmesine de lege ferenda (olması gereken hukuk) bağlamında
daha esnek kurumsal alanlar açılmalıdır.
Son olarak, dernek gelirleri arasında sayılan uluslararası yardımlar ve hibeler
konusunda kamu hukukunun getirdiği aşırı kısıtlayıcı denetim mekanizmaları
sivil alanı boğmaktadır. Özsunay'ın sivil örgütlenme özgürlüğüne yönelik
yaklaşımları ışığında bakıldığında, yurt dışından gelen her fonun terörizmin
finansmanı veya suç gelirlerinin aklanması şüphesiyle ağır bir ön bildirim,
bürokratik vesayet ve istihbarat filtresine tabi tutulması, AİHM m. 11
(örgütlenme özgürlüğü) standartlarıyla örtüşmemektedir. Elbette mali şeffaflık
kamu düzeni için elzemdir; ancak derneklerin proje bazlı uluslararası hibelere
(yardımlara) erişiminin, mülki idarelerin sübjektif "ulusal menfaat"
yorumlarına kurban edilmesi, sivil toplumun finansman bulma kapasitesini felç
etmektedir. Dernek gelirlerinin hukuki sınırları, devleti değil "sivil
özerkliği" merkeze alan çağdaş bir denetim felsefesiyle yeniden
yapılandırılmalıdır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
- Doktrin: Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt I — Temel Kavramlar ve Medeni Kanunun Başlangıç Hükümleri; Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt II — Kişiler Hukuku; Şener Akyol, Medeni Hukuk — Şahsın Hukuku; Bilge Öztan, Şahsın Hukuku Hakiki Şahıslar; Turgut Akıntürk / Derya Ateş Karaman, Türk Medeni Hukuku — Aile Hukuku; Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku.
- Yargı kararları: Türk Medeni Kanunu m. 99'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
- Tarihsel arka plan: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun madde gerekçesi.
- Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Medeni Kanunu (Schweizerisches Zivilgesetzbuch — ZGB) TMK genel.
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 99. madde metnine dayanır.
Görüş: Gelir kaynakları kataloğunun örnek liste niteliğinde olduğu; sosyal girişim gelirlerinin kazanç paylaşma yasağına aykırı olmaksızın dernek finansmanını destekleyebileceği; yabancı fon kontrolü mevzuatının sivil toplumun mali bağımsızlığına zarar vermeyecek orantılı biçimde uygulanması gerektiği görüşü benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.
1. Sistematik
Türk Medeni Kanunu'nun Kişiler Hukuku kitabında "Tüzel Kişiler" başlıklı ikinci kısmın "Dernekler" bölümünde, "Dernek gelirleri" alt başlığıyla yer alan 99. madde, sivil toplum örgütlenmelerinin mali kaynaklarını şeffaf ve belirli bir yasal temele oturtmaktadır. Hükmün amacı (ratio legis) kazanç paylaşma amacı gütmeyen bu kişi topluluklarının varlıklarını sürdürebilmeleri için ihtiyaç duydukları ekonomik kaynakların hukuki niteliğini tanımlamak; sivil alanı illegal veya dernek mantığına aykırı kazanç elde etme yöntemlerinden arındırarak net bir finansman kataloğu sunmaktır. Yasa koyucu bu düzenlemeyle, derneğin ideal amacına ulaşması için gerekli olan maddi enerjinin hangi yasal kanallardan temin edileceğini emredici biçimde çerçevelemiştir.
Dernek gelirleri ile ticaret şirketlerinin mali yapıları arasındaki en belirgin ayrım, toplanan fonların ve elde edilen kazançların tahsis edildiği nihai noktada ortaya çıkmaktadır. Ticaret şirketlerinde elde edilen gelirler yıl sonunda kar payı (temettü) olarak kurucu ortaklara dağıtılırken; TMK m. 99 uyarınca elde edilen her türlü dernek geliri, kazanç paylaşma yasağı (TMK m. 56) gereği mutlak surette derneğin tüzüğünde belirtilen ideal amaca özgülenmek zorundadır. Gelirlerin bizzat üyelerin ekonomik refahı için değil, toplumsal veya kurumsal misyonun finansmanı için kullanılması sivil toplum hukukunun temel karakteristiğidir.
2. Kavramlar
Üye ödentisi (aidat): Dernek tüzüğünde belirlenen miktar üzerinden veya tüzükte hüküm bulunmadığı hallerde TMK m. 70 uyarınca üyelerin dernek amacının gerçekleşmesi ve borçlarının karşılanması için eşit olarak katıldıkları, derneğin en istikrarlı ve asli gelir kaynağı olan periyodik yasal zorunlu mali ödemedir.
Faaliyet gelirleri: Derneğin tüzüğündeki kuruluş amacını gerçekleştirmek üzere doğrudan doğruya kendi organizasyonuyla düzenlediği kermes, sergi, konser, konferans, kurs veya yayın satışı gibi kurumsal etkinlikler neticesinde elde ederek tüzel kişiliğin kasasına aktardığı aktif gelir kalemleridir.
Malvarlığı gelirleri: Dernek tüzel kişiliğinin mülkiyetinde bulunan nakdi fonların bankalarda vadeli hesaplarda nemalandırılması, gayrimenkullerin kiraya verilmesi, tahvil/bono gibi menkul kıymetlerin işletilmesi veya iştirak edilen şirketlerden elde edilen kar payları gibi, derneğin sahip olduğu varlıklardan kendiliğinden doğan pasif gelirlerdir.
Bağış: Gerçek veya tüzel kişilerin, herhangi bir hukuki mecburiyetleri bulunmaksızın ve dernekten karşı bir edim (ivaz) beklemeksizin, kendi hür iradeleriyle dernek tüzel kişiliğinin malvarlığına yaptıkları ayni (eşya) veya nakdi (para) devir işlemleridir.
Yardım: Derneğin yürüttüğü belirli bir sosyal projeyi veya kurumsal faaliyetlerini desteklemek maksadıyla, devlet organları, kamu kurum ve kuruluşları, Avrupa Birliği fonları veya diğer sivil toplum örgütleri tarafından yasal mevzuat çerçevesinde derneğe tahsis edilen nakdi hibeleri ve sponsorluk katkılarını ifade eden dış finansman türüdür.
3. Sistematik İlişkiler
4. Yargıtay İçtihadı
"scraper'dan karar yok, ileride güncelle"
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Bir çevre derneği, gelir elde etmek amacıyla sürekli olarak organik tarım ürünleri üreterek piyasada perakende satış yapmaya başlamış ve elde ettiği gelirleri dernek kasasına aktarmıştır. Derneklerin kazanç paylaşma amacı dışında kurulması kuralı (TMK m. 56) onların gelir sağlamak için iktisadi işletme kurmalarına dogmatik bir engel teşkil etmez. Süreklilik arz eden bu ticari faaliyet sonucunda derneğe bağlı bir iktisadi işletme oluşur ve elde edilen kazançlar kurumlar vergisi mükellefiyetine tabi tutulur. Ancak, elde edilen faaliyet gelirleri hiçbir şekilde dernek üyeleri arasında paylaştırılamaz, yasal bir zorunluluk olarak doğrudan çevreyi koruma amacına tahsis edilmelidir. Aksi takdirde, tüzel kişinin ticari şirket gibi hareket ettiği kabul edilerek derneğin amacının kanuna aykırı hâle gelmesi sebebiyle feshi yaptırımı gündeme gelir.
Olay 2: İnsan hakları alanında faaliyet gösteren bir dernek, projelerini finanse etmek üzere yurt dışındaki bir uluslararası vakıftan yüklü miktarda nakdi hibe alarak bunu doğrudan nakit olarak elden harcamıştır. İlgili mevzuat uyarınca, derneklerin yurt dışındaki kişi, kurum ve kuruluşlardan ayni ve nakdi yardım alabilmesi yasal olarak mümkün kılınmıştır. Ne var ki, bu yabancı kaynaklı yardımın kullanılmadan önce mülki idare amirliğine bildirilmesi ve nakdi yardımların mutlak surette bankalar aracılığıyla ülkeye sokulması emredici bir idari zorunluluktur. Bildirim yükümlülüğüne uyulmadan fonun dernek gelirlerine eklenmesi ve özellikle elden tahsil edilmesi, 5253 sayılı Dernekler Kanunu kapsamındaki katı mali şeffaflık kurallarının açık bir ihlalidir. Meydana gelen bu ihlal neticesinde, yardımı usulsüz kabul eden dernek yöneticileri hakkında idari para cezası ve şahsi sorumluluk hükümleri işletilecektir.
6. Pratik Notlar
7. Eleştirel Değerlendirme
TMK m. 99 metninde sayılan "üye ödentisi, faaliyet gelirleri, malvarlığı gelirleri, bağış ve yardımlar" şeklindeki gelir kaynakları kataloğunun hukuki niteliği, Dural/Öğüz ve Özsunay (Tüzel Kişiler) eserlerinde yürütülen dogmatik tartışmaların merkezinde yer almaktadır. Yasa koyucunun bu listeyi sınırlı sayı (numerus clausus) ilkesiyle mi yoksa sadece örnekleyici olarak mı düzenlediği konusu uygulamada mülki idare birimleriyle dernekleri sık sık karşı karşıya getirmektedir. Dernekler özel hukuk tüzel kişisi olduklarından, özel hukuktaki sözleşme özgürlüğü ve irade özerkliği çerçevesinde, kanunun açıkça yasaklamadığı (örneğin telif haklarından doğan royalty gelirleri veya kripto para stake gelirleri gibi) yeni nesil finansman modellerini de kullanabilmelidirler. Kanun lafzının salt geleneksel gelir türlerine hapsedilmesi, sivil toplumun büyüyen ve karmaşıklaşan finansal ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kalmaktadır.
Akyol'un hakkın kullanılması ve tüzel kişilerin kurumsal kapasitesi eksenindeki incelemeleri doğrultusunda, TMK m. 99'un modern "sosyal girişimcilik" (social enterprise) kavramıyla olan uyumsuzluğu dernekler hukukunun en büyük çıkmazlarından biridir. Günümüzde birçok dernek, salt dışarıdan gelen bağışlara veya üye aidatlarına bağımlı kalmamak adına, doğrudan doğruya piyasa içinde sosyal fayda üreten ticari yapılar (örneğin engellilerin istihdam edildiği atölyeler veya geri dönüşüm tesisleri) kurarak kendi gelirini kendi faaliyetiyle yaratmaktadır. Ancak yasanın ticari gelirleri dernek tüzel kişiliği dışında "iktisadi işletme" gibi zorlama bir alt kalıba itmesi ve derneğin ticari kazanç elde etmesini adeta şüpheyle karşılaması, sivil toplumun finansal bağımsızlığını zedelemektedir. Sivil toplumun sadece pasif bir bağış toplayıcı değil, bizzat aktif bir "sosyal ekonomik aktör" olarak kendi gelirlerini üretebilmesine de lege ferenda (olması gereken hukuk) bağlamında daha esnek kurumsal alanlar açılmalıdır.
Son olarak, dernek gelirleri arasında sayılan uluslararası yardımlar ve hibeler konusunda kamu hukukunun getirdiği aşırı kısıtlayıcı denetim mekanizmaları sivil alanı boğmaktadır. Özsunay'ın sivil örgütlenme özgürlüğüne yönelik yaklaşımları ışığında bakıldığında, yurt dışından gelen her fonun terörizmin finansmanı veya suç gelirlerinin aklanması şüphesiyle ağır bir ön bildirim, bürokratik vesayet ve istihbarat filtresine tabi tutulması, AİHM m. 11 (örgütlenme özgürlüğü) standartlarıyla örtüşmemektedir. Elbette mali şeffaflık kamu düzeni için elzemdir; ancak derneklerin proje bazlı uluslararası hibelere (yardımlara) erişiminin, mülki idarelerin sübjektif "ulusal menfaat" yorumlarına kurban edilmesi, sivil toplumun finansman bulma kapasitesini felç etmektedir. Dernek gelirlerinin hukuki sınırları, devleti değil "sivil özerkliği" merkeze alan çağdaş bir denetim felsefesiyle yeniden yapılandırılmalıdır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 99. madde metnine dayanır.
Görüş: Gelir kaynakları kataloğunun örnek liste niteliğinde olduğu; sosyal girişim gelirlerinin kazanç paylaşma yasağına aykırı olmaksızın dernek finansmanını destekleyebileceği; yabancı fon kontrolü mevzuatının sivil toplumun mali bağımsızlığına zarar vermeyecek orantılı biçimde uygulanması gerektiği görüşü benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.