1. Sistematik
Türk Medeni Kanunu'nun Kişiler Hukuku kitabında "Tüzel Kişiler" başlıklı ikinci
kısmın "Dernekler" bölümünde, "Derneklerin örgütlenmesi" ve "Üst kuruluşlar
kurmaları" alt başlıkları altında yer alan 97. madde, sivil toplum
teşkilatlanmasının en üst aşaması olan konfederasyonları düzenlemektedir.
Hükmün ratio legisi, aynı gaye etrafında birleşmiş federasyonların ulusal
düzeyde en üst çatı örgütü kurmalarına hukuki bir zemin hazırlamak ve sivil
toplumun kurumsal gücünü tek bir üst tüzel kişilikte toplayarak makro düzeyde
etkinliğini artırmaktır.
Bu düzenleme, Türk dernekler hukukunda kurgulanan üç kademeli örgütlenme
piramidinin zirve noktasını oluşturmaktadır. Hukuk sistemimizde en tabanda
gerçek veya tüzel kişilerin asgari yedi kişiyle kurduğu "dernek", orta kademede
en az beş derneğin birleşmesiyle oluşan "federasyon", en üst kademede ise en az
üç federasyonun birleşmesiyle teşekkül eden "konfederasyon" yer alır. Bu
hiyerarşik piramit, sivil toplumun yerelden ulusala doğru disiplinli ve
temsiliyet gücü yüksek bir kurumsal mimari içinde büyümesini güvence altına
almaktadır.
2. Kavramlar
Konfederasyon: Dernekler hukuku sistematiğindeki en üst sivil toplum
örgütlenmesi modeli olup; kuruluş amaçları aynı olan en az üç federasyonun,
kendi alt tüzel kişiliklerini muhafaza etmek kaydıyla, ortak hedeflerini
gerçekleştirmek üzere üye sıfatıyla bir araya gelerek kurdukları yeni ve
bağımsız üst tüzel kişiliği ifade eder.
"Aynı kuruluş amacı" şartı: Bir konfederasyon çatısı altında hukuken
birleşecek olan kurucu federasyonların, tüzüklerinde belirtilen temel kuruluş
gayelerinin birbiriyle aynı veya birbirini tamamlar mahiyette ortak bir amaca
hizmet etmesi yönündeki emredici yasal zorunluluktur. Farklı ve birbiriyle
ilgisiz amaçlar güden federasyonlar bir araya gelip karma bir konfederasyon
kuramazlar.
En az üç federasyon: Konfederasyonun hukuken geçerli biçimde kurulabilmesi
ve tüzel kişilik kazanabilmesi için yasanın aradığı mutlak asgari kurucu
sayısını ifade eder. Federasyonların kuruluşunda aranan en az beş dernek
şartından (TMK m. 96) farklı olarak, konfederasyonlar için bu sayı daha esnek
tutulmuş ve üç federasyon yeterli görülmüştür.
Bildirimle tüzel kişilik: Tıpkı derneklerin ve federasyonların kuruluşunda
olduğu gibi, Türk hukukunda konfederasyonların kuruluşunda da "serbest kuruluş
(normatif bildirim)" sisteminin geçerli olmasıdır; idarenin ön iznine veya
ruhsatına gerek kalmaksızın kuruluş bildiriminin, tüzüğün ve belgelerin mülki
amire sunulduğu an tüzel kişiliğin kendiliğinden doğması kuralıdır.
Konfederasyonun yerleşim yeri: Konfederasyon tüzel kişiliğinin işlerinin
yönetildiği merkez olup, kuruluş evraklarının teslim edileceği en büyük mülki
amirliği (valiliği) ve dernekler mevzuatı ile hukuki uyuşmazlıklar bağlamında
kesin yetkili mahkemeyi (TMK m. 51) belirleyen temel coğrafi ve idari bağlama
noktasıdır.
3. Sistematik İlişkiler
- TMK m. 96 (Federasyonların kuruluşu; derneklerin bir araya gelerek
konfederasyonun asli kurucularını oluşturması süreci).
- TMK m. 98-99 (Federasyonların konfederasyon genel kurulunda asgari üçer üye
ile temsil edilmesi ve üst kuruluşlara uygulanacak ortak hükümler).
- TMK m. 59 (Derneklerin yerleşim yerinin en büyük mülki amirine bildirim
yapmakla tüzel kişilik kazanması kuralının konfederasyonlara paralel
uygulanması).
- Anayasa m. 33 (Dernek kurma hürriyetinin üst kuruluşlar ve sivil çatı
örgütlenmeleri bakımından sağladığı anayasal güvence).
- 5253 sayılı Dernekler Kanunu m. 6-8 (Üst kuruluşların organları ve federasyon
ile konfederasyonların temsilcilik dışında başka bir örgüt kuramayacaklarına
dair emredici sınırlama).
- 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu (İşçi ve işveren
sendikalarının oluşturduğu konfederasyon yapıları ile medeni hukuka tabi
konfederasyonların hukuki statü karşılaştırması).
4. Yargıtay İçtihadı
"scraper'dan karar yok, ileride güncelle"
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Türkiye'de bedensel engelliler, işitme engelliler ve görme engelliler
alanında faaliyet gösteren ve tüzüklerindeki temel gayesi "engelli haklarını
savunmak" olan üç ayrı federasyon, ulusal düzeyde tek ses olabilmek amacıyla
birleşerek "Türkiye Engelliler Konfederasyonu"nu kurmuştur. TMK m. 97 uyarınca,
bu üç federasyonun kuruluş amacı yasanın aradığı biçimde ortaktır ve asgari üç
federasyon şartı hukuken sağlanmıştır. Konfederasyon kurucuları, kuruluş
bildirimi ve tüzüklerini merkez yerleşim yerindeki en büyük mülki amire
sundukları an idari izne tabi olmaksızın tüzel kişilik kazanacaktır. Bu
aşamadan itibaren söz konusu konfederasyon, engelli hakları konusunda devlete
karşı ve uluslararası sivil toplum ağlarında üye federasyonlarını meşru bir
çatı tüzel kişi olarak temsil etme ehliyetini haiz olur.
Olay 2: Çevre ve doğa hakları üzerine çalışan üç federasyonun birleşmesiyle
yasal olarak kurulan bir konfederasyonda, kurucu federasyonlardan biri kendi
genel kurulunda aldığı kararla konfederasyon üyeliğinden çekilmiş ve yapı
içinde sadece iki federasyon kalmıştır. Konfederasyonun üye sayısı, TMK m.
97'de emredilen asgari üç federasyon şartının altına düştüğü için tüzel
kişiliğin varlığı tehlikeye girmiştir. Dernekler mevzuatı uyarınca,
konfederasyonun üye sayısının üçten aşağı düşmesi durumunda eksikliğin kanuni
üç aylık süre içinde yeni bir üye katılımıyla giderilmesi zorunludur. Bu
sürede yeni bir federasyon konfederasyona dâhil edilemezse, tüzel kişilik
hakkında TMK m. 87 hükümleri kıyasen uygulanır ve konfederasyon kendiliğinden
sona ererek (infisah ederek) tasfiye sürecine girer.
6. Pratik Notlar
- Konfederasyonların Türkiye'deki sivil toplum örnekleri genellikle esnaf
dayanışması, engelli hakları, amatör spor kulüpleri veya sektörel iş dünyası
örgütlenmeleri gibi geniş tabanlı lobicilik faaliyeti gerektiren makro
alanlarda görülmektedir.
- Medeni Kanun kapsamındaki konfederasyonlar ile 6356 sayılı Kanun kapsamındaki
sendika konfederasyonları (TÜRK-İŞ, DİSK vb.) birbirinden farklıdır; sendikal
konfederasyonlar iş hukukuna tabi olup toplu iş sözleşmesi süreçleri gibi özel
yasal imtiyazlara sahiptirler.
- TMK m. 91 yollamasıyla konfederasyonlar da uluslararası alanda faaliyet
gösterebilir, yurt dışındaki diğer yabancı çatı konfederasyonlara veya küresel
sivil toplum organizasyonlarına hiçbir devlet ön izni olmaksızın doğrudan üye
olabilirler.
- Konfederasyon organlarının teşkili TMK m. 98 uyarınca yapılır; buna göre
konfederasyon çatısı altında yer alan her federasyon, kendi genel kurulunda
seçeceği asgari üç temsilci (delege) üye ile konfederasyon genel kurulunda
temsil edilme hakkına ve zorunluluğuna sahiptir.
- 5253 sayılı Dernekler Kanunu m. 8 bağlamında konfederasyonlar, faaliyetlerini
yürütmek için şube açamazlar; yalnızca "temsilcilik" açabilirler ve
konfederasyonların üye sayısının üçten aşağı düşüp 3 ay içinde tamamlanmaması
halinde kendiliğinden sona erme (infisah) hükümleri derhal devreye girer.
7. Eleştirel Değerlendirme
Dural/Öğüz sistematiğinde tüzel kişiler ve üst birlikler incelenirken sıklıkla
vurgulandığı üzere, TMK m. 97'nin öngördüğü üç kademeli
(dernek-federasyon-konfederasyon) piramidal örgütlenme teorik olarak sivil
toplumun sesini gürleştirse de, pratikte devasa bir bürokratik hantallık ve
koordinasyon maliyeti yaratmaktadır. En tabandaki dernek üyesinden en üstteki
konfederasyon yönetimine kadar uzanan süreçte, her kademenin kendi genel
kurulunu yapması, zorunlu kurullarını toplaması, farklı idari bildirimlerde
bulunması ve delege seçimleri organize etmesi, sivil toplumun kısıtlı ekonomik
ve insan kaynaklarını tüketmektedir. Bu ağır delege mühendisliği ve vesayet
hiyerarşisi, karar alma süreçlerini yavaşlatarak konfederasyonları tabandan
kopuk, sadece tepe yöneticilerin güç devşirdiği oligarşik ve yarı-bürokratik
aygıtlar haline getirme riski taşımaktadır.
Özsunay'ın sivil toplum örgütlenmeleri hakkındaki görüşleri ışığında
değerlendirildiğinde, "konfederasyon" kavramının sendikalar hukuku (6356 s.K.)
ile dernekler hukuku (TMK m. 97) arasında yarattığı statü farkı, sivil sferde
eşitsizlik doğurmaktadır. Toplumda konfederasyon denildiğinde akla gelen güçlü
işçi/işveren konfederasyonlarının yasal "sosyal taraf" statülerine karşın;
medeni hukuk konfederasyonları, devlet nezdinde zorunlu bir danışma mercii
(kamu politikası paydaşı) olarak yasal bir muhataplık güvencesinden yoksundur.
TMK m. 97'ye göre kurulan konfederasyonlara, belirli bir temsil gücüne
ulaşmaları halinde, kendi alanlarındaki yasa yapım süreçlerinde "zorunlu resmi
görüş bildirme hakkı" gibi kurumsal imtiyazların (de lege ferenda) özel
yasalarla tanınması, bu çatı örgütlerin işlevselliğini artıracaktır.
Akyol'un hakkın kullanılması ve kurumsal temsil kapasitesi bağlamındaki
analizlerine atıfla, ulusal düzeyde demokratik katılım açısından
konfederasyonların hukuki işlevi çok kritik bir konumdadır. Küçük ve dağınık
sivil toplum örgütlerinin devlete ve küresel kurumlara karşı lobicilik yapma
kapasitesi zayıfken, konfederasyonlar sivil toplumu çok daha eşit ve güçlü bir
muhatap konumuna yükseltir. Ancak TMK m. 97'deki "kuruluş amaçları aynı olan"
ibaresinin lafzi bir katılıkla yorumlanması sivil alanın esnekliğine zarar
vermektedir. Günümüzde sivil toplum "kesişimsellik" (intersectionality) üzerine
kuruludur; örneğin doğa hakları federasyonu ile kadın hakları federasyonunun
"iklim adaleti" gibi spesifik ve disiplinler arası esnek konfederatif ağlar
kurabilmelerinin önü, maddedeki bu dar "aynı amaç" lafzı esnetilerek
açılmalıdır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
- Doktrin: Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt I — Temel Kavramlar ve Medeni Kanunun Başlangıç Hükümleri; Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt II — Kişiler Hukuku; Şener Akyol, Medeni Hukuk — Şahsın Hukuku; Bilge Öztan, Şahsın Hukuku Hakiki Şahıslar; Turgut Akıntürk / Derya Ateş Karaman, Türk Medeni Hukuku — Aile Hukuku; Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku.
- Yargı kararları: Türk Medeni Kanunu m. 97'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
- Tarihsel arka plan: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun madde gerekçesi.
- Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Medeni Kanunu (Schweizerisches Zivilgesetzbuch — ZGB) Art. 60 (kıyasen).
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 97. madde metnine dayanır.
Görüş: Konfederasyonun üç kademeli sivil toplum piramidininin en üst halkası olarak ulusal temsil gücünü artırdığı; koordinasyon maliyetlerini azaltmak için dijital yönetişim araçlarının benimsenmesi ve konfederasyon-sendika ayrımının mevzuatta netleştirilmesi gerektiği görüşü benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.
1. Sistematik
Türk Medeni Kanunu'nun Kişiler Hukuku kitabında "Tüzel Kişiler" başlıklı ikinci kısmın "Dernekler" bölümünde, "Derneklerin örgütlenmesi" ve "Üst kuruluşlar kurmaları" alt başlıkları altında yer alan 97. madde, sivil toplum teşkilatlanmasının en üst aşaması olan konfederasyonları düzenlemektedir. Hükmün ratio legisi, aynı gaye etrafında birleşmiş federasyonların ulusal düzeyde en üst çatı örgütü kurmalarına hukuki bir zemin hazırlamak ve sivil toplumun kurumsal gücünü tek bir üst tüzel kişilikte toplayarak makro düzeyde etkinliğini artırmaktır.
Bu düzenleme, Türk dernekler hukukunda kurgulanan üç kademeli örgütlenme piramidinin zirve noktasını oluşturmaktadır. Hukuk sistemimizde en tabanda gerçek veya tüzel kişilerin asgari yedi kişiyle kurduğu "dernek", orta kademede en az beş derneğin birleşmesiyle oluşan "federasyon", en üst kademede ise en az üç federasyonun birleşmesiyle teşekkül eden "konfederasyon" yer alır. Bu hiyerarşik piramit, sivil toplumun yerelden ulusala doğru disiplinli ve temsiliyet gücü yüksek bir kurumsal mimari içinde büyümesini güvence altına almaktadır.
2. Kavramlar
Konfederasyon: Dernekler hukuku sistematiğindeki en üst sivil toplum örgütlenmesi modeli olup; kuruluş amaçları aynı olan en az üç federasyonun, kendi alt tüzel kişiliklerini muhafaza etmek kaydıyla, ortak hedeflerini gerçekleştirmek üzere üye sıfatıyla bir araya gelerek kurdukları yeni ve bağımsız üst tüzel kişiliği ifade eder.
"Aynı kuruluş amacı" şartı: Bir konfederasyon çatısı altında hukuken birleşecek olan kurucu federasyonların, tüzüklerinde belirtilen temel kuruluş gayelerinin birbiriyle aynı veya birbirini tamamlar mahiyette ortak bir amaca hizmet etmesi yönündeki emredici yasal zorunluluktur. Farklı ve birbiriyle ilgisiz amaçlar güden federasyonlar bir araya gelip karma bir konfederasyon kuramazlar.
En az üç federasyon: Konfederasyonun hukuken geçerli biçimde kurulabilmesi ve tüzel kişilik kazanabilmesi için yasanın aradığı mutlak asgari kurucu sayısını ifade eder. Federasyonların kuruluşunda aranan en az beş dernek şartından (TMK m. 96) farklı olarak, konfederasyonlar için bu sayı daha esnek tutulmuş ve üç federasyon yeterli görülmüştür.
Bildirimle tüzel kişilik: Tıpkı derneklerin ve federasyonların kuruluşunda olduğu gibi, Türk hukukunda konfederasyonların kuruluşunda da "serbest kuruluş (normatif bildirim)" sisteminin geçerli olmasıdır; idarenin ön iznine veya ruhsatına gerek kalmaksızın kuruluş bildiriminin, tüzüğün ve belgelerin mülki amire sunulduğu an tüzel kişiliğin kendiliğinden doğması kuralıdır.
Konfederasyonun yerleşim yeri: Konfederasyon tüzel kişiliğinin işlerinin yönetildiği merkez olup, kuruluş evraklarının teslim edileceği en büyük mülki amirliği (valiliği) ve dernekler mevzuatı ile hukuki uyuşmazlıklar bağlamında kesin yetkili mahkemeyi (TMK m. 51) belirleyen temel coğrafi ve idari bağlama noktasıdır.
3. Sistematik İlişkiler
4. Yargıtay İçtihadı
"scraper'dan karar yok, ileride güncelle"
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Türkiye'de bedensel engelliler, işitme engelliler ve görme engelliler alanında faaliyet gösteren ve tüzüklerindeki temel gayesi "engelli haklarını savunmak" olan üç ayrı federasyon, ulusal düzeyde tek ses olabilmek amacıyla birleşerek "Türkiye Engelliler Konfederasyonu"nu kurmuştur. TMK m. 97 uyarınca, bu üç federasyonun kuruluş amacı yasanın aradığı biçimde ortaktır ve asgari üç federasyon şartı hukuken sağlanmıştır. Konfederasyon kurucuları, kuruluş bildirimi ve tüzüklerini merkez yerleşim yerindeki en büyük mülki amire sundukları an idari izne tabi olmaksızın tüzel kişilik kazanacaktır. Bu aşamadan itibaren söz konusu konfederasyon, engelli hakları konusunda devlete karşı ve uluslararası sivil toplum ağlarında üye federasyonlarını meşru bir çatı tüzel kişi olarak temsil etme ehliyetini haiz olur.
Olay 2: Çevre ve doğa hakları üzerine çalışan üç federasyonun birleşmesiyle yasal olarak kurulan bir konfederasyonda, kurucu federasyonlardan biri kendi genel kurulunda aldığı kararla konfederasyon üyeliğinden çekilmiş ve yapı içinde sadece iki federasyon kalmıştır. Konfederasyonun üye sayısı, TMK m. 97'de emredilen asgari üç federasyon şartının altına düştüğü için tüzel kişiliğin varlığı tehlikeye girmiştir. Dernekler mevzuatı uyarınca, konfederasyonun üye sayısının üçten aşağı düşmesi durumunda eksikliğin kanuni üç aylık süre içinde yeni bir üye katılımıyla giderilmesi zorunludur. Bu sürede yeni bir federasyon konfederasyona dâhil edilemezse, tüzel kişilik hakkında TMK m. 87 hükümleri kıyasen uygulanır ve konfederasyon kendiliğinden sona ererek (infisah ederek) tasfiye sürecine girer.
6. Pratik Notlar
7. Eleştirel Değerlendirme
Dural/Öğüz sistematiğinde tüzel kişiler ve üst birlikler incelenirken sıklıkla vurgulandığı üzere, TMK m. 97'nin öngördüğü üç kademeli (dernek-federasyon-konfederasyon) piramidal örgütlenme teorik olarak sivil toplumun sesini gürleştirse de, pratikte devasa bir bürokratik hantallık ve koordinasyon maliyeti yaratmaktadır. En tabandaki dernek üyesinden en üstteki konfederasyon yönetimine kadar uzanan süreçte, her kademenin kendi genel kurulunu yapması, zorunlu kurullarını toplaması, farklı idari bildirimlerde bulunması ve delege seçimleri organize etmesi, sivil toplumun kısıtlı ekonomik ve insan kaynaklarını tüketmektedir. Bu ağır delege mühendisliği ve vesayet hiyerarşisi, karar alma süreçlerini yavaşlatarak konfederasyonları tabandan kopuk, sadece tepe yöneticilerin güç devşirdiği oligarşik ve yarı-bürokratik aygıtlar haline getirme riski taşımaktadır.
Özsunay'ın sivil toplum örgütlenmeleri hakkındaki görüşleri ışığında değerlendirildiğinde, "konfederasyon" kavramının sendikalar hukuku (6356 s.K.) ile dernekler hukuku (TMK m. 97) arasında yarattığı statü farkı, sivil sferde eşitsizlik doğurmaktadır. Toplumda konfederasyon denildiğinde akla gelen güçlü işçi/işveren konfederasyonlarının yasal "sosyal taraf" statülerine karşın; medeni hukuk konfederasyonları, devlet nezdinde zorunlu bir danışma mercii (kamu politikası paydaşı) olarak yasal bir muhataplık güvencesinden yoksundur. TMK m. 97'ye göre kurulan konfederasyonlara, belirli bir temsil gücüne ulaşmaları halinde, kendi alanlarındaki yasa yapım süreçlerinde "zorunlu resmi görüş bildirme hakkı" gibi kurumsal imtiyazların (de lege ferenda) özel yasalarla tanınması, bu çatı örgütlerin işlevselliğini artıracaktır.
Akyol'un hakkın kullanılması ve kurumsal temsil kapasitesi bağlamındaki analizlerine atıfla, ulusal düzeyde demokratik katılım açısından konfederasyonların hukuki işlevi çok kritik bir konumdadır. Küçük ve dağınık sivil toplum örgütlerinin devlete ve küresel kurumlara karşı lobicilik yapma kapasitesi zayıfken, konfederasyonlar sivil toplumu çok daha eşit ve güçlü bir muhatap konumuna yükseltir. Ancak TMK m. 97'deki "kuruluş amaçları aynı olan" ibaresinin lafzi bir katılıkla yorumlanması sivil alanın esnekliğine zarar vermektedir. Günümüzde sivil toplum "kesişimsellik" (intersectionality) üzerine kuruludur; örneğin doğa hakları federasyonu ile kadın hakları federasyonunun "iklim adaleti" gibi spesifik ve disiplinler arası esnek konfederatif ağlar kurabilmelerinin önü, maddedeki bu dar "aynı amaç" lafzı esnetilerek açılmalıdır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 97. madde metnine dayanır.
Görüş: Konfederasyonun üç kademeli sivil toplum piramidininin en üst halkası olarak ulusal temsil gücünü artırdığı; koordinasyon maliyetlerini azaltmak için dijital yönetişim araçlarının benimsenmesi ve konfederasyon-sendika ayrımının mevzuatta netleştirilmesi gerektiği görüşü benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.