1. Sistematik
Türk Medeni Kanunu'nun Kişiler Hukuku kitabında "Tüzel Kişiler" kısmının
"Dernekler" bölümünde, "Yabancı dernekler" alt başlığıyla yer alan 92. madde,
mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) 61. maddesi sistematiği göz önünde
bulundurularak hukukumuza aktarılmıştır. Bu hükmün amacı (ratio legis)
yabancı bir ülkenin hukukuna göre kurulmuş tüzel kişilerin Türkiye Cumhuriyeti
sınırları içerisindeki faaliyetlerinde devletin egemenlik hakları ile
örgütlenme özgürlüğü arasındaki hassas dengeyi kurmaktır. Türk derneklerinin
uluslararası faaliyetleri ile yabancı derneklerin Türkiye'deki faaliyetleri
arasındaki asimetrik ilişki, kamu düzeninin ve milli güvenliğin korunması
refleksiyle yasa koyucu tarafından bu maddede somutlaştırılmıştır.
TMK m. 91 ile TMK m. 92 arasındaki en belirgin zıtlık, uygulanan hukuki denetim
rejimlerinde ortaya çıkmaktadır. TMK m. 91 uyarınca Türk derneklerinin yurt
dışına açılması ve uluslararası faaliyetlerde bulunması sadece bildirim
(serbesti) sistemine tabi kılınmışken; TMK m. 92'de yabancı derneklerin
Türkiye'ye girmesi sıkı bir "ön izin" sistemine bağlanmıştır. Bu ikili yapı,
sivil toplumun küreselleşme çabaları ile devletin iç güvenlik endişelerinin
yasal bir sentezi olarak karşımıza çıkmaktadır.
2. Kavramlar
Yabancı dernek: Kuruluş işlemlerini Türkiye Cumhuriyeti sınırları dışında
tamamlamış, merkezî yönetimi yabancı bir ülkede bulunan ve o yabancı ülkenin iç
hukuk normlarına göre teşekkül ederek tüzel kişilik kazanmış olan uluslararası
kişi topluluklarını ifade eder.
İçişleri Bakanlığı izni: Yabancı derneğin Türkiye sınırları içerisinde
hukuken tanınan herhangi bir eylemde bulunabilmesi için, faaliyetlerine fiilen
başlamadan önce yetkili idareden mutlak surette alması gereken kurucu ve
meşrulaştırıcı nitelikteki idari onaydır.
Dışişleri Bakanlığı görüşü: İçişleri Bakanlığının izin sürecinde tek başına
karar vermesini engelleyen; yabancı derneğin geldiği ülkeyle olan diplomatik
ilişkiler, dış politika menfaatleri ve uluslararası anlaşmalar bağlamında
zorunlu olarak başvurulan idari danışma ve mütalaa mekanizmasıdır.
Faaliyet türleri: Kanun koyucu tarafından tek tek sayılan; yabancı derneğin
Türkiye sınırları içinde her türlü sivil faaliyette bulunması, Türk makamları
veya dernekleriyle işbirliği yapması, kendi tüzel kişiliğine bağlı bir şube
açması veya federasyon/konfederasyon gibi üst kuruluşlar kurup bunlara
katılabilmesi hallerinin bütünüdür.
İzin sisteminin gerekçesi: Eski metinde yer alan ve 2004 yılında kaldırılan
"karşılıklı olmak koşuluyla (mütekabiliyet)" ibaresinin ruhunu hâlâ barındıran;
ulusal güvenliği, kamu düzenini ve devletin egemenlik haklarını uluslararası
veya paravan yapıların olası istihbarat, propaganda veya suç finansmanı
ihlallerine karşı koruma amacı güden temel devlet refleksidir.
3. Sistematik İlişkiler
- TMK m. 91 (Türk derneklerinin uluslararası faaliyetlerinde uygulanan esnek
bildirim rejimi).
- TMK m. 93 (Türkiye'de yerleşme hakkına sahip yabancı gerçek kişilerin
Türkiye'de dernek kurabilme hakkı ve bunun yabancı dernek statüsünden farkı).
- AY m. 33 (Dernek kurma hürriyeti ve bu hürriyetin yabancı unsurlar söz konusu
olduğunda sınırlandırılma ölçütleri).
- AİHS m. 11 (Örgütlenme ve toplanma özgürlüğü ile Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi'nin bu hakka yönelik idari müdahalelere bakışı).
- 5253 sayılı Dernekler Kanunu m. 24-25 (Yabancı derneklerin Türkiye'deki
faaliyetleri ile yurt dışından yardım/fon alma prosedürleri).
- MÖHUK m. 9 (Yabancı tüzel kişilerin hak ehliyeti ve Türkiye'de hukuken
tanınmalarına ilişkin kanunlar ihtilafı kuralları).
4. Yargıtay İçtihadı
"scraper'dan karar yok, ileride güncelle"
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Merkezi Fransa'da bulunan uluslararası bir insan hakları derneği,
mülteci hakları konusunda çalışmalar yürütmek amacıyla Türkiye'de bir şube
açmak için İçişleri Bakanlığı'na başvurmuştur. TMK m. 92 uyarınca, yabancı
derneklerin Türkiye'de şube açabilmesi doğrudan İçişleri Bakanlığının iznine
tabi olup, bu iznin verilebilmesi için mutlak surette Dışişleri Bakanlığının
olumlu görüşünün alınması yasal bir zorunluluktur. İdare, 5253 sayılı
Dernekler Kanunu yönetmeliklerinde belirtilen detaylı başvuru evraklarını
inceleyerek kamu düzeni ve ulusal menfaatler çerçevesinde bir değerlendirme
yapacaktır. Dışişleri Bakanlığı olumlu görüş bildirse dahi İçişleri
Bakanlığının izin verip vermeme konusunda geniş bir takdir yetkisi
bulunduğundan, idare başvuruyu reddedebilir. İznin reddi halinde yabancı
derneğin doğrudan Türk idari yargısında bu işlemin iptali için dava açma hakkı
mevcuttur.
Olay 2: Türkiye'de kurulu yerel bir çevre derneği, Dışişleri Bakanlığı görüşü
ve İçişleri Bakanlığı izni bulunmayan, merkezi İngiltere'de olan yabancı bir
çevre örgütü ile Türkiye sınırları içinde ortak çevre eylemleri ve iklim
değişikliği imza kampanyaları düzenlemiştir. TMK m. 92 hükmü, yabancı
derneklerin Türkiye'deki her türlü işbirliğini ve sivil faaliyetini çok sıkı
bir izin rejimine bağlamıştır. Gerekli izni almamış bir yabancı
dernekle Türkiye içinde aktif olarak ortak proje yürüten Türk derneğinin bu
eylemi, kanuna karşı hile ve izinsiz faaliyete aracılık etme kapsamında hukuka
aykırılık teşkil eder. Bu ihlal karşısında Cumhuriyet savcısı, TMK m. 90/3
uyarınca yetki ve ehliyet sınırlarını aşan Türk derneği hakkında mahkemeden
faaliyetten alıkoyma tedbiri talep edebilir ve Dernekler Kanunu kapsamında
yöneticilere idari para cezaları uygulanır.
6. Pratik Notlar
- İzin başvurusunda aranılan belgeler: 5253 sayılı Dernekler Kanunu m. 24 ve
ilgili yönetmelikler uyarınca yabancı derneğin kendi ülkesindeki kuruluş
belgeleri, güncel tüzüğünün onaylı Türkçe tercümesi ve faaliyet raporlarının
İçişleri Bakanlığına sunulması idari bir zorunluluktur.
- Mütekabiliyet ilkesinin uygulanması: TMK m. 92'nin ilk metninde yer alan
"karşılıklı olmak koşuluyla" şeklindeki mütekabiliyet ibaresi 2004 yılındaki
uyum yasaları (5253 s.K.) reformuyla metinden çıkarılmış olsa da, idare
izin sürecinde diplomatik fiili karşılıklılık durumunu devlet politikası olarak
hâlâ gözetebilmektedir.
- İzin reddi halinde yargı yolu: İçişleri Bakanlığının yabancı bir derneğe
faaliyet veya şube açma izni vermeyi reddetmesi kararı tek yanlı icrai bir
idari işlem olduğundan, yabancı tüzel kişi bu işlemin menfaat ihlali yarattığı
gerekçesiyle İYUK kapsamında Türk idari yargısında iptal davası açabilir.
- Şube ile temsilci ofis ayrımı: Yabancı derneğin Türkiye'de şube açması,
dernek tüzel kişiliğine bağlı organları olan aktif bir alt birim oluşturması
anlamına gelirken, temsilcilik açması sadece irtibat ve yazışma amaçlı olup her
iki statü de TMK m. 92 uyarınca izne tabidir.
- Yabancı derneklerin vergi muafiyeti durumu: Türkiye'de Bakanlık izniyle şube
açan veya faaliyette bulunan yabancı derneklerin otomatik olarak "kamu yararına
çalışan dernek" statüsü kazanması veya vergi muafiyetlerinden yararlanması
yasal olarak mümkün olmayıp, bu haklar Türk vergi mevzuatının yerli dernekler
için aradığı kendi özel şartlarına tabidir.
7. Eleştirel Değerlendirme
TMK m. 91 ile TMK m. 92 arasında kurulan asimetrik denge, Dural/Öğüz (Cilt II)
ve Özsunay (Tüzel Kişiler) tarafından sivil toplumun küresel eşitliği ilkesi
bağlamında dogmatik bir eleştiriye tabi tutulmaktadır. Türk derneklerinin
uluslararası faaliyetleri sadece idari bir "bildirim" koşuluna bağlanarak
serbestleştirilmişken, yabancı derneklerin Türkiye'ye girmesinin mutlak surette
"Dışişleri görüşü ve İçişleri iznine" bağlanması, devletin dışa açılırken
özgürlükçü, içeriye yönelik ise vesayetçi bir tavır sergilediğini
göstermektedir. Bu asimetri, küreselleşen dünyada sivil toplumun sınır tanımaz
ruhuyla çelişen, hukuk devletinden ziyade katı ulus-devlet korumacılığının bir
tezahürüdür ve uluslararası dayanışma ağlarını tek taraflı bir bürokratik
bariyere mahkûm etmektedir.
Akyol'un hakkın kullanılması perspektifinden bakıldığında, "izin" sisteminin
idareye tanıdığı ucu açık takdir yetkisi, sivil toplum alanında Türkiye'de
faaliyet göstermek isteyen yabancı dernekler üzerinde çok ciddi bir caydırıcı
(chilling) etki yaratmaktadır. İçişleri Bakanlığının izin veya ret
kriterlerinin kanunda objektif, şeffaf ve somut bir şekilde belirlenmemiş
olması, izin sürecinin hukuki bir denetimden ziyade siyasi ve diplomatik
konjonktüre bağlı bir "lütuf" mekanizmasına dönüşmesine neden olmaktadır.
Özellikle azınlık hakları, ifade özgürlüğü, mülteci hukuku veya dezavantajlı
grupların hakları gibi devlet politikalarıyla ters düşebilecek konularda
çalışan yabancı sivil toplum kuruluşlarının Türkiye'de faaliyet göstermesi, bu
sübjektif izin bariyeri nedeniyle uygulamada fiilen imkânsız hale
gelebilmektedir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) 11. madde standartları ışığında
değerlendirildiğinde, TMK m. 92'deki mutlak ön izin şartının "demokratik bir
toplumda zorunluluk" ve "orantılılık" testlerini tam anlamıyla karşılamadığı
görülmektedir. Örgütlenme özgürlüğüne yönelik devlet müdahaleleri ancak kamu
düzeninin, milli güvenliğin veya kamu sağlığının ağır bir tehdit altında olduğu
istisnai durumlarda haklı görülebilirken, Türkiye'deki mevcut sistem her türlü
yabancı sivil faaliyeti olağan bir hak kullanımından ziyade potansiyel bir
"tehdit" olarak varsaymakta ve baştan kısıtlamaktadır. Sivil toplum hukukumuzun
uluslararası insan hakları normlarıyla tam uyum sağlayabilmesi için, yabancı
derneklerin Türkiye'deki faaliyetlerinin idarenin keyfi iznine tabi olmaktan
çıkarılarak, tıpkı TMK m. 91'deki gibi şeffaf, objektif ve yargısal denetime
elverişli bir "bildirim" esasına (de lege ferenda) dayandırılması elzemdir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
- Doktrin: Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt I — Temel Kavramlar ve Medeni Kanunun Başlangıç Hükümleri; Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt II — Kişiler Hukuku; Şener Akyol, Medeni Hukuk — Şahsın Hukuku; Bilge Öztan, Şahsın Hukuku Hakiki Şahıslar; Turgut Akıntürk / Derya Ateş Karaman, Türk Medeni Hukuku — Aile Hukuku; Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku.
- Yargı kararları: Türk Medeni Kanunu m. 92'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
- Tarihsel arka plan: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun madde gerekçesi.
- Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Medeni Kanunu (Schweizerisches Zivilgesetzbuch — ZGB) Art. 61.
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 92. madde metnine dayanır.
Görüş: Yabancı dernekler için izin sisteminin TMK m. 91'deki bildirim sisteminden farklı tutulmasının uluslararası sivil toplum entegrasyonunu kısıtlama riski taşıdığı; AİHM m. 11 orantılılık testi ışığında izin şartının nesnel kriterlere kavuşturulması gerektiği görüşü benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.
1. Sistematik
Türk Medeni Kanunu'nun Kişiler Hukuku kitabında "Tüzel Kişiler" kısmının "Dernekler" bölümünde, "Yabancı dernekler" alt başlığıyla yer alan 92. madde, mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) 61. maddesi sistematiği göz önünde bulundurularak hukukumuza aktarılmıştır. Bu hükmün amacı (ratio legis) yabancı bir ülkenin hukukuna göre kurulmuş tüzel kişilerin Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisindeki faaliyetlerinde devletin egemenlik hakları ile örgütlenme özgürlüğü arasındaki hassas dengeyi kurmaktır. Türk derneklerinin uluslararası faaliyetleri ile yabancı derneklerin Türkiye'deki faaliyetleri arasındaki asimetrik ilişki, kamu düzeninin ve milli güvenliğin korunması refleksiyle yasa koyucu tarafından bu maddede somutlaştırılmıştır.
TMK m. 91 ile TMK m. 92 arasındaki en belirgin zıtlık, uygulanan hukuki denetim rejimlerinde ortaya çıkmaktadır. TMK m. 91 uyarınca Türk derneklerinin yurt dışına açılması ve uluslararası faaliyetlerde bulunması sadece bildirim (serbesti) sistemine tabi kılınmışken; TMK m. 92'de yabancı derneklerin Türkiye'ye girmesi sıkı bir "ön izin" sistemine bağlanmıştır. Bu ikili yapı, sivil toplumun küreselleşme çabaları ile devletin iç güvenlik endişelerinin yasal bir sentezi olarak karşımıza çıkmaktadır.
2. Kavramlar
Yabancı dernek: Kuruluş işlemlerini Türkiye Cumhuriyeti sınırları dışında tamamlamış, merkezî yönetimi yabancı bir ülkede bulunan ve o yabancı ülkenin iç hukuk normlarına göre teşekkül ederek tüzel kişilik kazanmış olan uluslararası kişi topluluklarını ifade eder.
İçişleri Bakanlığı izni: Yabancı derneğin Türkiye sınırları içerisinde hukuken tanınan herhangi bir eylemde bulunabilmesi için, faaliyetlerine fiilen başlamadan önce yetkili idareden mutlak surette alması gereken kurucu ve meşrulaştırıcı nitelikteki idari onaydır.
Dışişleri Bakanlığı görüşü: İçişleri Bakanlığının izin sürecinde tek başına karar vermesini engelleyen; yabancı derneğin geldiği ülkeyle olan diplomatik ilişkiler, dış politika menfaatleri ve uluslararası anlaşmalar bağlamında zorunlu olarak başvurulan idari danışma ve mütalaa mekanizmasıdır.
Faaliyet türleri: Kanun koyucu tarafından tek tek sayılan; yabancı derneğin Türkiye sınırları içinde her türlü sivil faaliyette bulunması, Türk makamları veya dernekleriyle işbirliği yapması, kendi tüzel kişiliğine bağlı bir şube açması veya federasyon/konfederasyon gibi üst kuruluşlar kurup bunlara katılabilmesi hallerinin bütünüdür.
İzin sisteminin gerekçesi: Eski metinde yer alan ve 2004 yılında kaldırılan "karşılıklı olmak koşuluyla (mütekabiliyet)" ibaresinin ruhunu hâlâ barındıran; ulusal güvenliği, kamu düzenini ve devletin egemenlik haklarını uluslararası veya paravan yapıların olası istihbarat, propaganda veya suç finansmanı ihlallerine karşı koruma amacı güden temel devlet refleksidir.
3. Sistematik İlişkiler
4. Yargıtay İçtihadı
"scraper'dan karar yok, ileride güncelle"
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Merkezi Fransa'da bulunan uluslararası bir insan hakları derneği, mülteci hakları konusunda çalışmalar yürütmek amacıyla Türkiye'de bir şube açmak için İçişleri Bakanlığı'na başvurmuştur. TMK m. 92 uyarınca, yabancı derneklerin Türkiye'de şube açabilmesi doğrudan İçişleri Bakanlığının iznine tabi olup, bu iznin verilebilmesi için mutlak surette Dışişleri Bakanlığının olumlu görüşünün alınması yasal bir zorunluluktur. İdare, 5253 sayılı Dernekler Kanunu yönetmeliklerinde belirtilen detaylı başvuru evraklarını inceleyerek kamu düzeni ve ulusal menfaatler çerçevesinde bir değerlendirme yapacaktır. Dışişleri Bakanlığı olumlu görüş bildirse dahi İçişleri Bakanlığının izin verip vermeme konusunda geniş bir takdir yetkisi bulunduğundan, idare başvuruyu reddedebilir. İznin reddi halinde yabancı derneğin doğrudan Türk idari yargısında bu işlemin iptali için dava açma hakkı mevcuttur.
Olay 2: Türkiye'de kurulu yerel bir çevre derneği, Dışişleri Bakanlığı görüşü ve İçişleri Bakanlığı izni bulunmayan, merkezi İngiltere'de olan yabancı bir çevre örgütü ile Türkiye sınırları içinde ortak çevre eylemleri ve iklim değişikliği imza kampanyaları düzenlemiştir. TMK m. 92 hükmü, yabancı derneklerin Türkiye'deki her türlü işbirliğini ve sivil faaliyetini çok sıkı bir izin rejimine bağlamıştır. Gerekli izni almamış bir yabancı dernekle Türkiye içinde aktif olarak ortak proje yürüten Türk derneğinin bu eylemi, kanuna karşı hile ve izinsiz faaliyete aracılık etme kapsamında hukuka aykırılık teşkil eder. Bu ihlal karşısında Cumhuriyet savcısı, TMK m. 90/3 uyarınca yetki ve ehliyet sınırlarını aşan Türk derneği hakkında mahkemeden faaliyetten alıkoyma tedbiri talep edebilir ve Dernekler Kanunu kapsamında yöneticilere idari para cezaları uygulanır.
6. Pratik Notlar
7. Eleştirel Değerlendirme
TMK m. 91 ile TMK m. 92 arasında kurulan asimetrik denge, Dural/Öğüz (Cilt II) ve Özsunay (Tüzel Kişiler) tarafından sivil toplumun küresel eşitliği ilkesi bağlamında dogmatik bir eleştiriye tabi tutulmaktadır. Türk derneklerinin uluslararası faaliyetleri sadece idari bir "bildirim" koşuluna bağlanarak serbestleştirilmişken, yabancı derneklerin Türkiye'ye girmesinin mutlak surette "Dışişleri görüşü ve İçişleri iznine" bağlanması, devletin dışa açılırken özgürlükçü, içeriye yönelik ise vesayetçi bir tavır sergilediğini göstermektedir. Bu asimetri, küreselleşen dünyada sivil toplumun sınır tanımaz ruhuyla çelişen, hukuk devletinden ziyade katı ulus-devlet korumacılığının bir tezahürüdür ve uluslararası dayanışma ağlarını tek taraflı bir bürokratik bariyere mahkûm etmektedir.
Akyol'un hakkın kullanılması perspektifinden bakıldığında, "izin" sisteminin idareye tanıdığı ucu açık takdir yetkisi, sivil toplum alanında Türkiye'de faaliyet göstermek isteyen yabancı dernekler üzerinde çok ciddi bir caydırıcı (chilling) etki yaratmaktadır. İçişleri Bakanlığının izin veya ret kriterlerinin kanunda objektif, şeffaf ve somut bir şekilde belirlenmemiş olması, izin sürecinin hukuki bir denetimden ziyade siyasi ve diplomatik konjonktüre bağlı bir "lütuf" mekanizmasına dönüşmesine neden olmaktadır. Özellikle azınlık hakları, ifade özgürlüğü, mülteci hukuku veya dezavantajlı grupların hakları gibi devlet politikalarıyla ters düşebilecek konularda çalışan yabancı sivil toplum kuruluşlarının Türkiye'de faaliyet göstermesi, bu sübjektif izin bariyeri nedeniyle uygulamada fiilen imkânsız hale gelebilmektedir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) 11. madde standartları ışığında değerlendirildiğinde, TMK m. 92'deki mutlak ön izin şartının "demokratik bir toplumda zorunluluk" ve "orantılılık" testlerini tam anlamıyla karşılamadığı görülmektedir. Örgütlenme özgürlüğüne yönelik devlet müdahaleleri ancak kamu düzeninin, milli güvenliğin veya kamu sağlığının ağır bir tehdit altında olduğu istisnai durumlarda haklı görülebilirken, Türkiye'deki mevcut sistem her türlü yabancı sivil faaliyeti olağan bir hak kullanımından ziyade potansiyel bir "tehdit" olarak varsaymakta ve baştan kısıtlamaktadır. Sivil toplum hukukumuzun uluslararası insan hakları normlarıyla tam uyum sağlayabilmesi için, yabancı derneklerin Türkiye'deki faaliyetlerinin idarenin keyfi iznine tabi olmaktan çıkarılarak, tıpkı TMK m. 91'deki gibi şeffaf, objektif ve yargısal denetime elverişli bir "bildirim" esasına (de lege ferenda) dayandırılması elzemdir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 92. madde metnine dayanır.
Görüş: Yabancı dernekler için izin sisteminin TMK m. 91'deki bildirim sisteminden farklı tutulmasının uluslararası sivil toplum entegrasyonunu kısıtlama riski taşıdığı; AİHM m. 11 orantılılık testi ışığında izin şartının nesnel kriterlere kavuşturulması gerektiği görüşü benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.