1. Sistematik
Türk Medeni Kanunu'nun Kişiler Hukuku kitabında "Tüzel Kişiler" başlıklı ikinci
kısmın "Dernekler" bölümünde, "Derneklerin faaliyetleri" üst başlığı altında
"Uluslararası faaliyet" alt başlığıyla yer alan 91. madde, mehaz İsviçre Medeni
Kanunu'nun (ZGB) 60-63. maddelerindeki dernek özgürlüğü prensiplerinin
genişletilmiş bir yansıması olarak hukukumuza kazandırılmıştır. Hükmün
amacı (ratio legis) Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde sivil toplumun
küresel entegrasyonunu sağlamak ve derneklerin sınır ötesi faaliyetlerini
güvence altına almaktır. Bilhassa 2003 yılında yürürlüğe giren 4778 sayılı
Kanun ile yapılan temel reform neticesinde, derneklerin uluslararası alana
açılması devletin sıkı vesayetinden kurtarılarak çağdaş bir yapıya
kavuşturulmuştur.
Bu reformun sivil toplum hukuku açısından en büyük önemi, eski mevzuatta yer
alan uluslararası faaliyetler için "Bakanlar Kurulu veya İçişleri
Bakanlığı'ndan önceden izin alma" şartının bütünüyle kaldırılmış olmasıdır.
Dernekler, tüzüklerinde yer alan amaçları gerçekleştirmek koşuluyla, devlet
makamlarının takdir yetkisine veya ön iznine tabi olmaksızın küresel ağlara
dâhil olabilme özgürlüğüne kavuşmuşlardır. Bu dogmatik eksen kayması,
Türkiye'deki derneklerin içe kapanık yerel örgütlenmeler olmaktan çıkıp,
evrensel sivil toplum hareketlerinin eşit ve aktif birer paydaşı hâline
gelmesini sağlamıştır.
2. Kavramlar
Uluslararası faaliyet ve işbirliği: Derneklerin, salt kendi ulusal
sınırları ve vatandaşları ile sınırlı kalmayarak, tüzüklerindeki amaçlar
doğrultusunda yabancı ülkelerdeki dernekler, uluslararası sivil toplum
kuruluşları veya yabancı kamu kurumlarıyla ortak projeler yürütmesi, küresel
kampanyalar düzenlemesi ve mevzuat/bilgi paylaşımı gibi sınır ötesi ortak
çalışmalarda bulunmasıdır.
Yurt dışında şube açma: Merkezi Türkiye'de bulunan ve Türk Medeni Kanunu
hükümlerine göre kurularak tüzel kişilik kazanmış olan bir derneğin, amaçlarını
dış ülkelerde de fiilen gerçekleştirebilmek maksadıyla, bulunduğu yabancı
ülkenin (ev sahibi devletin) iç hukuk kurallarına ve dernekler mevzuatına tabi
olacak şekilde sınır ötesi fiziki şubeler kurabilmesi imkânıdır.
Yurt dışı kuruluşlara üyelik: Türk hukukuna tabi bir derneğin, sınır aşan
sivil toplum dayanışmasının bir gereği olarak, merkezi yabancı bir ülkede
bulunan uluslararası derneklere, çatı kuruluşlara veya evrensel nitelikteki
sivil toplum federasyonlarına (örneğin Uluslararası Af Örgütü gibi) kurumsal
düzeyde (tüzel kişi olarak) üye sıfatıyla katılabilmesidir.
Tüzük amacı sınırı: Kanun koyucunun, derneklere tanıdığı uluslararası
faaliyet, şube açma ve yabancı kuruluşa üye olma özgürlüklerinin mutlak ve
sınırsız olmadığını; tüm bu sınır ötesi işlemlerin münhasıran derneğin
anayasası niteliğindeki tüzüğünde açıkça belirtilen "amacı gerçekleştirmek
üzere" yapılabileceğini emreden yasal kapasite (ehliyet) kuralıdır.
Önceki izin sisteminden bildirim sistemine geçiş: 2003 yılında 4778 sayılı
Kanun ile yapılan reform sayesinde, derneklerin uluslararası alanda boy
göstermesinin idarenin sübjektif iznine (ruhsatına) tabi olmaktan çıkarılarak;
yalnızca şeffaflık ve kayıtlılık adına işlem sonrası idareye bilgi vermeyi
gerektiren (bildirim) özgürlükçü bir statüye evrilmesidir.
3. Sistematik İlişkiler
- TMK m. 90 (Dernek faaliyetlerinin genel olarak tüzükte belirtilen amaç ve
konular doğrultusunda yürütülmesi zorunluluğu).
- TMK m. 92 (Yabancı derneklerin Türkiye'de faaliyette bulunmasının Dışişleri
Bakanlığı görüşü ve İçişleri Bakanlığı iznine tabi olması kuralı).
- TMK m. 93 (Türkiye'de yerleşme hakkına sahip yabancı gerçek kişilerin dernek
kurabilme ve üye olabilme hakkı).
- Anayasa m. 33 (Herkesin önceden izin almaksızın dernek kurma ve faaliyet
yürütme hürriyetine sahip olduğu yönündeki temel güvence).
- AİHS m. 11 (Demokratik toplum düzeninin temel taşı olan toplanma ve
örgütlenme özgürlüğü ile uluslararası dayanışma hakkı).
- 5253 sayılı Dernekler Kanunu m. 24 (Derneklerin uluslararası faaliyetlerine
ve yabancı derneklerle işbirliklerine dair mülki idareye bildirim
zorunlulukları).
4. Yargıtay İçtihadı
"scraper'dan karar yok, ileride güncelle"
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Türkiye'de kurulan ve tüzüğünde amacı "çocuk hakları ihlallerini
önlemek" olarak belirtilen bir dernek, merkezi Londra'da bulunan Uluslararası
Çocuk Hakları Federasyonu'na üye olma ve ortak proje yürütme kararı almıştır.
Hukuki Analiz: TMK m. 91 uyarınca dernekler, tüzüklerinde gösterilen amaçları
gerçekleştirmek koşuluyla yurt dışında kurulmuş kuruluşlara serbestçe üye
olarak katılabilirler. Somut olayda, derneğin katılmak istediği
uluslararası federasyonun amacı ile derneğin tüzüğündeki "çocuk hakları
ihlallerini önleme" amacı birebir örtüşmektedir. Bu durumda dernek genel kurulu
veya yetkilendirilmişse yönetim kurulu, hiçbir idari makamdan ön izin
almaksızın ilgili federasyona üye olabilir. Derneğin bu üyelik işlemini
müteakiben yalnızca Dernekler mevzuatı uyarınca mülki idareye (İçişleri
Bakanlığı birimlerine) bildirimde bulunması hukuki prosedürün tamamlanması için
yeterli olacaktır.
Olay 2: Türkiye'deki bir yardımlaşma derneği, Avrupa'daki gurbetçilere daha
hızlı ulaşmak maksadıyla Almanya'nın Köln şehrinde bir şube açmaya karar vermiş
ve dernek yönetim kurulu bu doğrultuda yetki belgeleri düzenleyerek oradaki
temsilcilerini görevlendirmiştir.
Hukuki Analiz: TMK m. 91, Türk derneklerine kendi kuruluş amaçlarını
gerçekleştirmek üzere doğrudan doğruya "yurt dışında şube açabilirler"
yetkisini vererek tüzel kişiliğin sınır ötesi operasyon kapasitesini
genişletmiştir. Ne var ki, Türk hukukunun tanıdığı bu şube açma
yetkisi, ev sahibi devletin (Almanya'nın) egemenlik haklarını ve kamu düzenini
bertaraf edemez. Açılacak şubenin kuruluş prosedürü, dernekler kütüğüne
tescili, vergi mükellefiyeti ve denetimi Alman Medeni Kanunu (BGB) ve ilgili
Alman dernekler mevzuatına tabi olacaktır. Şube, Türk derneğine yapısal olarak
bağlı olmakla birlikte, faaliyetlerini Alman hukukunun emredici normları
çerçevesinde yürütmek zorundadır.
6. Pratik Notlar
- İçişleri Bakanlığı'na bildirim yükümlülüğü: 5253 sayılı Dernekler Kanunu
kapsamında, derneklerin yurt dışındaki kuruluşlara üye olmaları veya ortak
projeler yürütmeleri izne tabi olmasa da, devletin sivil toplum
istatistiklerini tutabilmesi ve güvenlik takibi için ilgili işlemlerin idareye
bildirilmesi zorunludur.
- Yabancı fon kabul kuralları: Uluslararası işbirliğinin doğal bir sonucu olan
yurt dışından ayni veya nakdi yardım (fon, hibe) alınması işlemleri, mülki
idare amirliğine önceden bildirimde bulunmak koşuluyla gerçekleştirilir ve
nakdi yardımların mutlak surette bankalar aracılığıyla ülkeye sokulması mecburi
tutulmuştur.
- Yurt dışı şubenin TMK m. 51 kapsamındaki statüsü: Yurt dışında açılan şubeler
kendi başlarına bağımsız birer tüzel kişi değil, merkez derneğin uluslararası
uzantılarıdır; ancak yerleşim yerleri (TMK m. 51) faaliyet gösterdikleri
yabancı ülkenin adresi olup o ülkenin idari denetimine tabidirler.
- AB dernek hukukuyla uyum perspektifi: Türk derneklerinin uluslararası
kurumlara (örneğin Avrupa Konseyi organlarına veya AB sivil toplum ağlarına)
üye olması, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde sivil toplum
diyaloğunun (civil society dialogue) geliştirilmesi açısından kanun koyucu
tarafından özellikle teşvik edilmiştir.
- Çifte üyelik ve vergi muafiyeti sorunları: Türkiye'de "kamu yararına çalışan
dernek" statüsünde olan ve vergi muafiyetleri bulunan bir kuruluşun, aidat
ödeyerek yurt dışındaki bir konfederasyona üye olması durumunda, uluslararası
kuruma aktarılan fonların kamu yararı statüsünü zedelememesi için harcamaların
tüzük amaçlarına tam uygunluğu titizlikle denetlenir.
7. Eleştirel Değerlendirme
TMK m. 91'in 2003 reformuyla kazandığı özgürlükçü yapı, Dural/Öğüz ve Özsunay
(Tüzel Kişiler) tarafından sivil toplumun küreselleşmesi adına atılmış devrim
niteliğinde bir adım olarak değerlendirilmektedir. Önceki katı devletçi
yaklaşımın terk edilerek, derneklerin Dışişleri veya İçişleri Bakanlıklarının
iznine ihtiyaç duymadan dış dünyaya açılabilmesi, Türkiye'de sivil
inisiyatiflerin insan hakları, çevre, eğitim gibi evrensel konularda dünya
standartlarına entegre olmasını sağlamıştır. Bu serbesti, sivil toplumun içine
hapsolduğu yerel sınırları yıkarak; projelerin, vizyonların ve kültürlerin
uluslararası ölçekte paylaşılmasının önünü açan çok güçlü bir hukuki dogmatik
zemin yaratmıştır.
Ancak Akyol'un hakkın kullanılması ve kanuna karşı hile prensipleri ışığında
meseleye yaklaşıldığında; uluslararası faaliyet serbestisinin fiili (de facto)
uygulamalarda ciddi engellerle karşılaştığı görülmektedir. TMK m. 91 kağıt
üzerinde sınırsız bir işbirliği hakkı tanısa da, uluslararası projelerin can
damarı olan "yabancı fon ve bağış" süreçleri, kara para aklamanın önlenmesi ve
terörizmin finansmanı ile mücadele yasaları kisvesi altında son derece ağır
bürokratik engellere ve denetimlere tabi tutulmaktadır. Yabancı ortaklardan
gelecek en ufak bir proje desteğinin dahi ağır idari incelemelerden
geçirilmesi, tüzükteki amaçlarla en ufak bir sapma iddiasında derneklerin
faaliyetten alıkonulma riskiyle tehdit edilmesi, yasayla verilen uluslararası
özgürlüğün alt mevzuat ve idari pratiklerle dolaylı yoldan geri alınması
anlamına gelmektedir.
Son olarak, sınır aşan sivil toplum örgütlenmeleri bağlamında hukuki altyapının
hâlen yirminci yüzyılın ulus-devlet sınırlarına hapsolduğu eleştirisi
getirilmelidir. Avrupa Birliği nezdinde uzun süredir tartışılan ve çok uluslu
sivil yapıların doğrudan Avrupa hukuku statüsünde kurulmasına imkân tanıyan
"European Association (Avrupa Derneği)" gibi supranasyonel tüzel kişilik
modelleri henüz hukuk sistemimizde tanımlanmamıştır. Türk derneklerinin
uluslararası faaliyetleri, "Türk hukuku" ile "Yabancı hukuk" arasında sıkışmış
ikili (düalist) bir ilişki olmaktan öteye geçememektedir. De lege ferenda
(olması gereken hukuk) olarak, küresel sorunlara odaklanan derneklerin, her
ülkenin kendi iç mevzuatıyla boğuşmak zorunda kalmadan, doğrudan "uluslararası
bir sivil tüzel kişi" statüsü kazanabilecekleri evrensel nitelikte bağlama
kurallarının sisteme entegre edilmesi günümüz sivil toplumunun en temel
ihtiyaçlarındandır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
- Doktrin: Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt I — Temel Kavramlar ve Medeni Kanunun Başlangıç Hükümleri; Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt II — Kişiler Hukuku; Şener Akyol, Medeni Hukuk — Şahsın Hukuku; Bilge Öztan, Şahsın Hukuku Hakiki Şahıslar; Turgut Akıntürk / Derya Ateş Karaman, Türk Medeni Hukuku — Aile Hukuku; Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku.
- Yargı kararları: Türk Medeni Kanunu m. 91'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
- Tarihsel arka plan: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun madde gerekçesi.
- Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Medeni Kanunu (Schweizerisches Zivilgesetzbuch — ZGB) Art. 62-63 (kısmen).
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 91. madde metnine dayanır.
Görüş: Yabancı fon kontrolü düzenlemelerinin 2003 reformuyla kazanılan uluslararası faaliyet serbestisini fiilen kısıtlama riski taşıdığı; AB European Association statüsü tartışmalarında Türkiye'nin uluslararası sivil topluma katkısının artırılması için bu dengenin dikkatle kurulması gerektiği görüşü benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.
1. Sistematik
Türk Medeni Kanunu'nun Kişiler Hukuku kitabında "Tüzel Kişiler" başlıklı ikinci kısmın "Dernekler" bölümünde, "Derneklerin faaliyetleri" üst başlığı altında "Uluslararası faaliyet" alt başlığıyla yer alan 91. madde, mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) 60-63. maddelerindeki dernek özgürlüğü prensiplerinin genişletilmiş bir yansıması olarak hukukumuza kazandırılmıştır. Hükmün amacı (ratio legis) Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde sivil toplumun küresel entegrasyonunu sağlamak ve derneklerin sınır ötesi faaliyetlerini güvence altına almaktır. Bilhassa 2003 yılında yürürlüğe giren 4778 sayılı Kanun ile yapılan temel reform neticesinde, derneklerin uluslararası alana açılması devletin sıkı vesayetinden kurtarılarak çağdaş bir yapıya kavuşturulmuştur.
Bu reformun sivil toplum hukuku açısından en büyük önemi, eski mevzuatta yer alan uluslararası faaliyetler için "Bakanlar Kurulu veya İçişleri Bakanlığı'ndan önceden izin alma" şartının bütünüyle kaldırılmış olmasıdır. Dernekler, tüzüklerinde yer alan amaçları gerçekleştirmek koşuluyla, devlet makamlarının takdir yetkisine veya ön iznine tabi olmaksızın küresel ağlara dâhil olabilme özgürlüğüne kavuşmuşlardır. Bu dogmatik eksen kayması, Türkiye'deki derneklerin içe kapanık yerel örgütlenmeler olmaktan çıkıp, evrensel sivil toplum hareketlerinin eşit ve aktif birer paydaşı hâline gelmesini sağlamıştır.
2. Kavramlar
Uluslararası faaliyet ve işbirliği: Derneklerin, salt kendi ulusal sınırları ve vatandaşları ile sınırlı kalmayarak, tüzüklerindeki amaçlar doğrultusunda yabancı ülkelerdeki dernekler, uluslararası sivil toplum kuruluşları veya yabancı kamu kurumlarıyla ortak projeler yürütmesi, küresel kampanyalar düzenlemesi ve mevzuat/bilgi paylaşımı gibi sınır ötesi ortak çalışmalarda bulunmasıdır.
Yurt dışında şube açma: Merkezi Türkiye'de bulunan ve Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre kurularak tüzel kişilik kazanmış olan bir derneğin, amaçlarını dış ülkelerde de fiilen gerçekleştirebilmek maksadıyla, bulunduğu yabancı ülkenin (ev sahibi devletin) iç hukuk kurallarına ve dernekler mevzuatına tabi olacak şekilde sınır ötesi fiziki şubeler kurabilmesi imkânıdır.
Yurt dışı kuruluşlara üyelik: Türk hukukuna tabi bir derneğin, sınır aşan sivil toplum dayanışmasının bir gereği olarak, merkezi yabancı bir ülkede bulunan uluslararası derneklere, çatı kuruluşlara veya evrensel nitelikteki sivil toplum federasyonlarına (örneğin Uluslararası Af Örgütü gibi) kurumsal düzeyde (tüzel kişi olarak) üye sıfatıyla katılabilmesidir.
Tüzük amacı sınırı: Kanun koyucunun, derneklere tanıdığı uluslararası faaliyet, şube açma ve yabancı kuruluşa üye olma özgürlüklerinin mutlak ve sınırsız olmadığını; tüm bu sınır ötesi işlemlerin münhasıran derneğin anayasası niteliğindeki tüzüğünde açıkça belirtilen "amacı gerçekleştirmek üzere" yapılabileceğini emreden yasal kapasite (ehliyet) kuralıdır.
Önceki izin sisteminden bildirim sistemine geçiş: 2003 yılında 4778 sayılı Kanun ile yapılan reform sayesinde, derneklerin uluslararası alanda boy göstermesinin idarenin sübjektif iznine (ruhsatına) tabi olmaktan çıkarılarak; yalnızca şeffaflık ve kayıtlılık adına işlem sonrası idareye bilgi vermeyi gerektiren (bildirim) özgürlükçü bir statüye evrilmesidir.
3. Sistematik İlişkiler
4. Yargıtay İçtihadı
"scraper'dan karar yok, ileride güncelle"
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Türkiye'de kurulan ve tüzüğünde amacı "çocuk hakları ihlallerini önlemek" olarak belirtilen bir dernek, merkezi Londra'da bulunan Uluslararası Çocuk Hakları Federasyonu'na üye olma ve ortak proje yürütme kararı almıştır. Hukuki Analiz: TMK m. 91 uyarınca dernekler, tüzüklerinde gösterilen amaçları gerçekleştirmek koşuluyla yurt dışında kurulmuş kuruluşlara serbestçe üye olarak katılabilirler. Somut olayda, derneğin katılmak istediği uluslararası federasyonun amacı ile derneğin tüzüğündeki "çocuk hakları ihlallerini önleme" amacı birebir örtüşmektedir. Bu durumda dernek genel kurulu veya yetkilendirilmişse yönetim kurulu, hiçbir idari makamdan ön izin almaksızın ilgili federasyona üye olabilir. Derneğin bu üyelik işlemini müteakiben yalnızca Dernekler mevzuatı uyarınca mülki idareye (İçişleri Bakanlığı birimlerine) bildirimde bulunması hukuki prosedürün tamamlanması için yeterli olacaktır.
Olay 2: Türkiye'deki bir yardımlaşma derneği, Avrupa'daki gurbetçilere daha hızlı ulaşmak maksadıyla Almanya'nın Köln şehrinde bir şube açmaya karar vermiş ve dernek yönetim kurulu bu doğrultuda yetki belgeleri düzenleyerek oradaki temsilcilerini görevlendirmiştir. Hukuki Analiz: TMK m. 91, Türk derneklerine kendi kuruluş amaçlarını gerçekleştirmek üzere doğrudan doğruya "yurt dışında şube açabilirler" yetkisini vererek tüzel kişiliğin sınır ötesi operasyon kapasitesini genişletmiştir. Ne var ki, Türk hukukunun tanıdığı bu şube açma yetkisi, ev sahibi devletin (Almanya'nın) egemenlik haklarını ve kamu düzenini bertaraf edemez. Açılacak şubenin kuruluş prosedürü, dernekler kütüğüne tescili, vergi mükellefiyeti ve denetimi Alman Medeni Kanunu (BGB) ve ilgili Alman dernekler mevzuatına tabi olacaktır. Şube, Türk derneğine yapısal olarak bağlı olmakla birlikte, faaliyetlerini Alman hukukunun emredici normları çerçevesinde yürütmek zorundadır.
6. Pratik Notlar
7. Eleştirel Değerlendirme
TMK m. 91'in 2003 reformuyla kazandığı özgürlükçü yapı, Dural/Öğüz ve Özsunay (Tüzel Kişiler) tarafından sivil toplumun küreselleşmesi adına atılmış devrim niteliğinde bir adım olarak değerlendirilmektedir. Önceki katı devletçi yaklaşımın terk edilerek, derneklerin Dışişleri veya İçişleri Bakanlıklarının iznine ihtiyaç duymadan dış dünyaya açılabilmesi, Türkiye'de sivil inisiyatiflerin insan hakları, çevre, eğitim gibi evrensel konularda dünya standartlarına entegre olmasını sağlamıştır. Bu serbesti, sivil toplumun içine hapsolduğu yerel sınırları yıkarak; projelerin, vizyonların ve kültürlerin uluslararası ölçekte paylaşılmasının önünü açan çok güçlü bir hukuki dogmatik zemin yaratmıştır.
Ancak Akyol'un hakkın kullanılması ve kanuna karşı hile prensipleri ışığında meseleye yaklaşıldığında; uluslararası faaliyet serbestisinin fiili (de facto) uygulamalarda ciddi engellerle karşılaştığı görülmektedir. TMK m. 91 kağıt üzerinde sınırsız bir işbirliği hakkı tanısa da, uluslararası projelerin can damarı olan "yabancı fon ve bağış" süreçleri, kara para aklamanın önlenmesi ve terörizmin finansmanı ile mücadele yasaları kisvesi altında son derece ağır bürokratik engellere ve denetimlere tabi tutulmaktadır. Yabancı ortaklardan gelecek en ufak bir proje desteğinin dahi ağır idari incelemelerden geçirilmesi, tüzükteki amaçlarla en ufak bir sapma iddiasında derneklerin faaliyetten alıkonulma riskiyle tehdit edilmesi, yasayla verilen uluslararası özgürlüğün alt mevzuat ve idari pratiklerle dolaylı yoldan geri alınması anlamına gelmektedir.
Son olarak, sınır aşan sivil toplum örgütlenmeleri bağlamında hukuki altyapının hâlen yirminci yüzyılın ulus-devlet sınırlarına hapsolduğu eleştirisi getirilmelidir. Avrupa Birliği nezdinde uzun süredir tartışılan ve çok uluslu sivil yapıların doğrudan Avrupa hukuku statüsünde kurulmasına imkân tanıyan "European Association (Avrupa Derneği)" gibi supranasyonel tüzel kişilik modelleri henüz hukuk sistemimizde tanımlanmamıştır. Türk derneklerinin uluslararası faaliyetleri, "Türk hukuku" ile "Yabancı hukuk" arasında sıkışmış ikili (düalist) bir ilişki olmaktan öteye geçememektedir. De lege ferenda (olması gereken hukuk) olarak, küresel sorunlara odaklanan derneklerin, her ülkenin kendi iç mevzuatıyla boğuşmak zorunda kalmadan, doğrudan "uluslararası bir sivil tüzel kişi" statüsü kazanabilecekleri evrensel nitelikte bağlama kurallarının sisteme entegre edilmesi günümüz sivil toplumunun en temel ihtiyaçlarındandır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 91. madde metnine dayanır.
Görüş: Yabancı fon kontrolü düzenlemelerinin 2003 reformuyla kazanılan uluslararası faaliyet serbestisini fiilen kısıtlama riski taşıdığı; AB European Association statüsü tartışmalarında Türkiye'nin uluslararası sivil topluma katkısının artırılması için bu dengenin dikkatle kurulması gerektiği görüşü benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.