1. Sistematik
Türk Medeni Kanunu'nun Kişiler Hukuku kitabında "Tüzel Kişiler" başlıklı ikinci
kısmın "Dernekler" bölümünde, "Sona erme" üst başlığı altında "Kendiliğinden"
alt başlığıyla yer alan 87. madde, mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) 76.
maddesinden esinlenerek hukukumuza kazandırılmıştır. Hükmün amacı (ratio
legis) bir özel hukuk tüzel kişisi olan derneğin, varlığını sürdürebilmesi
için yasanın veya tüzüğün aradığı asgari hayatiyet unsurlarını (organlar, mali
güç, amaç, süre) kesin olarak yitirmesi durumunda, tüzel kişiliğin mahkeme
kararına dahi gerek kalmaksızın otomatik olarak hukuk sahnesinden çekilmesini
sağlamaktır. Yasa koyucu, işlevsizleşen sivil toplum yapılarının hukuki birer
gölge olarak varlıklarını sürdürmelerini engellemek amacıyla bu emredici
mekanizmayı kurmuştur.
Kendiliğinden sona erme (infisah) kurumunun TMK m. 87'de sayılan beş tipik
hâli, aslında tüzel kişinin fiili gerçeklik ile hukuki statüsü arasındaki bağın
tamamen koptuğu anları ifade eder. Mahkeme kararıyla fesih (TMK m. 89) veya
genel kurul kararıyla fesih (TMK m. 88) yollarında iradi veya yargısal kurucu
bir müdahale gerekirken; kendiliğinden sona erme hâllerinde, kanunda sayılan
objektif vakıalardan birinin gerçekleşmesiyle dernek tüzel kişiliği ipso iure
(kendiliğinden) sona ermekte ve doğrudan tasfiye aşamasına geçmektedir.
2. Kavramlar
2.1 Amacın gerçekleşmesi veya olanaksızlaşması: Derneğin kuruluş
felsefesini oluşturan gayenin fiilen başarıya ulaşması (örneğin bir köprünün
inşası için kurulan derneğin köprüyü tamamlaması) veya hukuki/fiili nedenlerle
bu amaca ulaşmanın artık mutlak surette imkânsız hâle gelmesidir.
2.2 Sürenin sona ermesi: Dernek kurucularının tüzükte derneğin faaliyet
süresini belirli bir zaman dilimi (örneğin 5 yıl) veya belirli bir tarihe kadar
sınırlamış olmaları durumunda, bu vadenin dolmasıyla tüzel kişiliğin otomatik
olarak son bulmasıdır.
2.3 İlk genel kurul ve zorunlu organlar: Derneğin mülki idare amirliğine
kuruluş bildirimi verip tüzel kişilik kazanmasını izleyen emredici altı aylık
(TMK m. 62) yasal süre içerisinde, kurucuların ilk olağan genel kurulu
toplayamaması ve tüzükte öngörülen yönetim/denetim gibi zorunlu organları
oluşturamaması hâlidir.
2.4 Borç ödemede acz: Derneğin malvarlığı aktiflerinin, muaccel borçlarını
karşılamaya yetmemesi ve alacaklıların başlattığı yasal takip yollarının (icra)
semeresiz kalması sonucunda ortaya çıkan, tüzel kişiliğin fiili iflas durumunu
ifade eden sürekli ödeme güçsüzlüğüdür.
2.5 Yönetim kurulunun oluşturulamaması: İstifalar, ölümler veya görevden
alınmalar (boşalmalar) neticesinde yönetim kurulu üye sayısının yasal veya
tüzüksel asgari sınırın altına düşmesi ve olağanüstü toplantılara rağmen bu
organın dernek tüzüğünün aradığı nitelik ve sayıda yeniden teşekkül
ettirilememesi durumudur.
2.6 İki üst üste toplantı yapılamaması: Derneğin tüzüğünde belirlenen veya
TMK m. 74 uyarınca en geç üç yılda bir yapılması emredilen olağan genel kurul
toplantısının, toplantı veya karar yeter sayısı (nisap) sağlanamaması ya da
yönetimin ihmali sebebiyle art arda iki dönem gerçekleştirilememesidir.
2.7 Sulh hâkiminden tespit: TMK m. 87'de sayılan objektif sona erme
vakıalarından birinin gerçekleşmesi üzerine, bu durumdan hukuki menfaati
etkilenen herhangi bir kişinin (ilgilinin) dernek merkezinin bulunduğu yer
sulh hukuk mahkemesine başvurarak sona erme durumunun resmen belgelenmesini
(tespitini) istemesidir.
3. Sistematik İlişkiler
- TMK m. 52-54 (Tüzel kişilerin sona ermesi, ehliyetin tasfiye amacıyla sınırlı
devamı ve malvarlığının özgülenmesine ilişkin genel kurallar).
- TMK m. 62 (Derneklerin tüzel kişilik kazanmasından itibaren ilk genel
kurullarını yapmak zorunda oldukları altı aylık süre şartı).
- TMK m. 74 (Olağan genel kurul toplantılarının tüzükte belirlenen sürede ve
her hâlükârda en geç üç yılda bir yapılması emri).
- TMK m. 84 (Yönetim kurulunun oluşumu, boşalmalar sebebiyle yarıdan aşağı
düşme ve çağrı usulleri).
- TMK m. 88 (Dernek genel kurulunun kendi hür iradesiyle aldığı fesih/dağılma
kararı).
- TMK m. 89 (Amacın kanuna veya ahlaka aykırı hâle gelmesi durumunda Cumhuriyet
savcısının istemiyle mahkemenin verdiği kapatma kararı).
- İİK m. 191 vd. (Borç ödemede acz durumunun tespitinde kıyasen yararlanılan
iflas ve aciz vesikası hükümleri).
4. Yargıtay İçtihadı
"scraper'dan karar yok, ileride güncelle"
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Bir köyü kalkındırma derneğinin üyelerinin tamamı yıllar içinde
büyükşehirlere göç etmiş ve dernek merkezinde kimse kalmamıştır. Bu sebeple
dernek üst üste iki olağan genel kurul toplantısını gerçekleştirememiş ve
dernekten alacaklı olan bir esnaf sulh hukuk mahkemesine başvurmuştur. TMK m.
87/5 bendi uyarınca olağan genel kurul toplantısının iki defa üst üste
yapılamaması derneğin kendiliğinden sona erme nedenidir. Alacaklı, alacağını
tahsil edebilmek amacıyla tasfiye sürecini başlatmakta hukuki yararı bulunan
bir "ilgili" sıfatıyla bu tespiti talep etmekte haklıdır. Sulh hâkimi yapacağı
incelemeyle derneğin infisah ettiğini tespit ederek malvarlığının tasfiyesi
aşamasına geçilmesini sağlayacaktır.
Olay 2: Bir üniversitede belirli bir uluslararası sempozyumun düzenlenmesi
amacıyla tüzüğünde "üç yıl süreyle kurulmuştur" ibaresi yer alan bir dernek
faaliyete geçirilmiştir. Sempozyum başarıyla tamamlanmış ve tüzükte öngörülen
üç yıllık süre de dolmuş olmasına rağmen, yöneticiler derneğin faaliyetlerine
devam etme kararı almıştır. TMK m. 87/1 hükmü gereğince, amacın gerçekleşmesi
veya sürenin sona ermesi hâllerinde tüzel kişilik hiçbir karara gerek
kalmaksızın kendiliğinden sona erer. Yöneticilerin fiili olarak faaliyetlere
devam etmesi, hukuken münfesih (sona ermiş) bir tüzel kişiliği canlandırmaya
yetmeyeceğinden, bu aşamadan sonra yapılan işlemler yetkisiz temsil veya
vekâletsiz iş görme kapsamında şahsi sorumluluk doğurur. İlgililerin veya
idarenin başvurusu üzerine alınacak mahkeme kararı, sadece bu fiili sona erme
durumunu geçmişe etkili olarak tespit edecektir.
6. Pratik Notlar
- "Kendiliğinden" sona erme (infisah) dernek tüzel kişiliğinin mahkeme
kararına veya organ kararına ihtiyaç duymaksızın yasa gereği (ipso iure)
ortadan kalkmasıdır. Hukuki sonuçlar, sona erme sebebinin gerçekleştiği an
itibariyle doğmaya başlar.
- Sulh hukuk mahkemesinden alınacak karar, bozucu yenilik doğuran (inşai) bir
fesih kararı değil, var olan hukuki durumu saptayan açıklayıcı (ihdari) bir
tespit kararıdır. Bu karar, derneğin sicilden terkin edilmesi ve tasfiye
sürecinin resmiyet kazanması için idari bir gerekliliktir.
- Borç ödemede aczin tespiti, derneğin salt muaccel borçlarının bulunması
anlamına gelmez. Yargıtay içtihatlarına göre aciz hâli, borçların ödenmesi için
yapılan icra takiplerinin semeresiz kalması ve ödeme yeteneksizliğinin
süreklilik arz etmesi durumunda kabul edilir.
- TMK m. 87'de geçen "ilgili" kavramı doktrinde ve uygulamada son derece geniş
yorumlanmaktadır. Dernek üyeleri, yöneticileri, dernek alacaklıları, mülki
idare amirliği ve Cumhuriyet savcısı bu kapsamda sulh hâkimine başvurma hakkına
ve aktif dava ehliyetine sahiptir.
- Kendiliğinden sona erme sebebinin gerçekleşmesiyle birlikte derneğin tam
ehliyeti sona erer ve tüzel kişilik sadece tasfiye amacıyla sınırlı olarak
varlığını sürdürür (TMK m. 52). Bu aşamadan sonra dernek organları yeni amaçsal
işlemler yapamaz, sadece tasfiyeye yönelik zorunlu işlemleri icra edebilirler.
7. Eleştirel Değerlendirme
TMK m. 87'de vücut bulan "kendiliğinden sona erme" (infisah) kurumu, Dural/Öğüz
tarafından teorik açıdan isabetli bulunmakla birlikte, pratik yansımaları
itibarıyla ciddi bir "hukuki güvenlik" sorunu olarak eleştirilmektedir. Tüzel
kişiliğin ölümünün hiçbir organ kararına dayanmadan yasa gereği otomatik olarak
gerçekleşmesi, dışarıdan bakan iyiniyetli üçüncü kişiler için derneğin hâlâ
yaşıyor mu yoksa münfesih mi olduğu konusunda derin bir belirsizlik
yaratmaktadır. Ticaret sicilinin sağladığı aleniyet sivil toplum alanında tam
anlamıyla kurulamadığından, örneğin üst üste iki genel kurulunu yapamayan bir
derneğin "kendiliğinden" sona erdiği gerçeği, bir sulh hâkimi kararıyla sicile
işlenip ilan edilene kadar dış dünyada bilinmezliğini korumakta; bu ara dönemde
yapılan işlemlerin akıbeti büyük hukuki ihtilaflara yol açmaktadır.
Özsunay'ın tüzel kişiler sistematiği bağlamında, TMK m. 87/3'te yer alan "borç
ödemede acze düşmüş olması" hükmünün iflas hukuku ile olan kesişimi dogmatik
bir karmaşa yaratmaktadır. Derneklerin ticari işletme işlettikleri takdirde
iflasa tabi olabilecekleri bilinmektedir. Ancak ticari işletmesi olmayan bir
derneğin borca batık hâle gelmesi durumunda doğrudan İİK hükümlerine göre iflas
mı edeceği, yoksa TMK m. 87 uyarınca kendiliğinden sona ererek TMK m. 53 gereği
"terekenin resmi tasfiyesi" usulüne göre mi tasfiye edileceği hususu kanunda
flu bırakılmıştır. İki ayrı tasfiye rejiminin iç içe geçmesi, alacaklıların hak
arama süreçlerini uzatmakta ve aciz kavramının sulh hâkimince saptanmasındaki
usuli zorlukları artırmaktadır.
Akyol'un hakkın kullanılması ve dürüstlük kuralı perspektifiyle meseleye
yaklaşıldığında, maddedeki altı aylık ilk genel kurul süresi ve iki defa üst
üste olağan genel kurul yapamama kuralları, sivil toplumdaki "zombi
(hareketsiz) dernekleri" temizlemek için mükemmel bir tasfiye mekanizmasıdır.
Sadece tabela olarak varlığını sürdüren, toplumsal hiçbir faaliyeti olmayan ve
üyeleri dağılmış derneklerin hukuk sisteminde fuzuli yer işgal etmesi bu
maddeyle engellenmiştir. Ancak uygulamada mülki idare amirliklerinin (Dernekler
Masası) bu hareketsiz dernekleri tespit edip sulh hâkimine bildirme konusunda
çoğu zaman yavaş davranması, yasanın arzuladığı bu temizlik işlevini
zayıflatmaktadır. İdarenin DERBİS (Dernekler Bilgi Sistemi) üzerinden bu tür
objektif sona erme sürelerini aşan dernekleri algoritmik olarak anında tespit
edip otomatik ihbar mekanizmalarını devreye sokması de lege ferenda (olması
gereken hukuk) bakımından şarttır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
- Doktrin: Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt I — Temel Kavramlar ve Medeni Kanunun Başlangıç Hükümleri; Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt II — Kişiler Hukuku; Şener Akyol, Medeni Hukuk — Şahsın Hukuku; Bilge Öztan, Şahsın Hukuku Hakiki Şahıslar; Turgut Akıntürk / Derya Ateş Karaman, Türk Medeni Hukuku — Aile Hukuku; Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku.
- Yargı kararları: Türk Medeni Kanunu m. 87'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
- Tarihsel arka plan: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun madde gerekçesi.
- Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Medeni Kanunu (Schweizerisches Zivilgesetzbuch — ZGB) Art. 76.
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 87. madde metnine dayanır.
Görüş: Hareketsiz (zombie) derneklerin temizlenmesi için TMK m. 87'nin kendiliğinden sona erme mekanizmasının aktif kullanılması; borç ödemede acz hâlinin dernekler kütüğüyle koordineli tespiti ve tasfiye sürecinin hızlandırılması yerinde olur.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.
1. Sistematik
Türk Medeni Kanunu'nun Kişiler Hukuku kitabında "Tüzel Kişiler" başlıklı ikinci kısmın "Dernekler" bölümünde, "Sona erme" üst başlığı altında "Kendiliğinden" alt başlığıyla yer alan 87. madde, mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) 76. maddesinden esinlenerek hukukumuza kazandırılmıştır. Hükmün amacı (ratio legis) bir özel hukuk tüzel kişisi olan derneğin, varlığını sürdürebilmesi için yasanın veya tüzüğün aradığı asgari hayatiyet unsurlarını (organlar, mali güç, amaç, süre) kesin olarak yitirmesi durumunda, tüzel kişiliğin mahkeme kararına dahi gerek kalmaksızın otomatik olarak hukuk sahnesinden çekilmesini sağlamaktır. Yasa koyucu, işlevsizleşen sivil toplum yapılarının hukuki birer gölge olarak varlıklarını sürdürmelerini engellemek amacıyla bu emredici mekanizmayı kurmuştur.
Kendiliğinden sona erme (infisah) kurumunun TMK m. 87'de sayılan beş tipik hâli, aslında tüzel kişinin fiili gerçeklik ile hukuki statüsü arasındaki bağın tamamen koptuğu anları ifade eder. Mahkeme kararıyla fesih (TMK m. 89) veya genel kurul kararıyla fesih (TMK m. 88) yollarında iradi veya yargısal kurucu bir müdahale gerekirken; kendiliğinden sona erme hâllerinde, kanunda sayılan objektif vakıalardan birinin gerçekleşmesiyle dernek tüzel kişiliği ipso iure (kendiliğinden) sona ermekte ve doğrudan tasfiye aşamasına geçmektedir.
2. Kavramlar
2.1 Amacın gerçekleşmesi veya olanaksızlaşması: Derneğin kuruluş felsefesini oluşturan gayenin fiilen başarıya ulaşması (örneğin bir köprünün inşası için kurulan derneğin köprüyü tamamlaması) veya hukuki/fiili nedenlerle bu amaca ulaşmanın artık mutlak surette imkânsız hâle gelmesidir.
2.2 Sürenin sona ermesi: Dernek kurucularının tüzükte derneğin faaliyet süresini belirli bir zaman dilimi (örneğin 5 yıl) veya belirli bir tarihe kadar sınırlamış olmaları durumunda, bu vadenin dolmasıyla tüzel kişiliğin otomatik olarak son bulmasıdır.
2.3 İlk genel kurul ve zorunlu organlar: Derneğin mülki idare amirliğine kuruluş bildirimi verip tüzel kişilik kazanmasını izleyen emredici altı aylık (TMK m. 62) yasal süre içerisinde, kurucuların ilk olağan genel kurulu toplayamaması ve tüzükte öngörülen yönetim/denetim gibi zorunlu organları oluşturamaması hâlidir.
2.4 Borç ödemede acz: Derneğin malvarlığı aktiflerinin, muaccel borçlarını karşılamaya yetmemesi ve alacaklıların başlattığı yasal takip yollarının (icra) semeresiz kalması sonucunda ortaya çıkan, tüzel kişiliğin fiili iflas durumunu ifade eden sürekli ödeme güçsüzlüğüdür.
2.5 Yönetim kurulunun oluşturulamaması: İstifalar, ölümler veya görevden alınmalar (boşalmalar) neticesinde yönetim kurulu üye sayısının yasal veya tüzüksel asgari sınırın altına düşmesi ve olağanüstü toplantılara rağmen bu organın dernek tüzüğünün aradığı nitelik ve sayıda yeniden teşekkül ettirilememesi durumudur.
2.6 İki üst üste toplantı yapılamaması: Derneğin tüzüğünde belirlenen veya TMK m. 74 uyarınca en geç üç yılda bir yapılması emredilen olağan genel kurul toplantısının, toplantı veya karar yeter sayısı (nisap) sağlanamaması ya da yönetimin ihmali sebebiyle art arda iki dönem gerçekleştirilememesidir.
2.7 Sulh hâkiminden tespit: TMK m. 87'de sayılan objektif sona erme vakıalarından birinin gerçekleşmesi üzerine, bu durumdan hukuki menfaati etkilenen herhangi bir kişinin (ilgilinin) dernek merkezinin bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesine başvurarak sona erme durumunun resmen belgelenmesini (tespitini) istemesidir.
3. Sistematik İlişkiler
4. Yargıtay İçtihadı
"scraper'dan karar yok, ileride güncelle"
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Bir köyü kalkındırma derneğinin üyelerinin tamamı yıllar içinde büyükşehirlere göç etmiş ve dernek merkezinde kimse kalmamıştır. Bu sebeple dernek üst üste iki olağan genel kurul toplantısını gerçekleştirememiş ve dernekten alacaklı olan bir esnaf sulh hukuk mahkemesine başvurmuştur. TMK m. 87/5 bendi uyarınca olağan genel kurul toplantısının iki defa üst üste yapılamaması derneğin kendiliğinden sona erme nedenidir. Alacaklı, alacağını tahsil edebilmek amacıyla tasfiye sürecini başlatmakta hukuki yararı bulunan bir "ilgili" sıfatıyla bu tespiti talep etmekte haklıdır. Sulh hâkimi yapacağı incelemeyle derneğin infisah ettiğini tespit ederek malvarlığının tasfiyesi aşamasına geçilmesini sağlayacaktır.
Olay 2: Bir üniversitede belirli bir uluslararası sempozyumun düzenlenmesi amacıyla tüzüğünde "üç yıl süreyle kurulmuştur" ibaresi yer alan bir dernek faaliyete geçirilmiştir. Sempozyum başarıyla tamamlanmış ve tüzükte öngörülen üç yıllık süre de dolmuş olmasına rağmen, yöneticiler derneğin faaliyetlerine devam etme kararı almıştır. TMK m. 87/1 hükmü gereğince, amacın gerçekleşmesi veya sürenin sona ermesi hâllerinde tüzel kişilik hiçbir karara gerek kalmaksızın kendiliğinden sona erer. Yöneticilerin fiili olarak faaliyetlere devam etmesi, hukuken münfesih (sona ermiş) bir tüzel kişiliği canlandırmaya yetmeyeceğinden, bu aşamadan sonra yapılan işlemler yetkisiz temsil veya vekâletsiz iş görme kapsamında şahsi sorumluluk doğurur. İlgililerin veya idarenin başvurusu üzerine alınacak mahkeme kararı, sadece bu fiili sona erme durumunu geçmişe etkili olarak tespit edecektir.
6. Pratik Notlar
7. Eleştirel Değerlendirme
TMK m. 87'de vücut bulan "kendiliğinden sona erme" (infisah) kurumu, Dural/Öğüz tarafından teorik açıdan isabetli bulunmakla birlikte, pratik yansımaları itibarıyla ciddi bir "hukuki güvenlik" sorunu olarak eleştirilmektedir. Tüzel kişiliğin ölümünün hiçbir organ kararına dayanmadan yasa gereği otomatik olarak gerçekleşmesi, dışarıdan bakan iyiniyetli üçüncü kişiler için derneğin hâlâ yaşıyor mu yoksa münfesih mi olduğu konusunda derin bir belirsizlik yaratmaktadır. Ticaret sicilinin sağladığı aleniyet sivil toplum alanında tam anlamıyla kurulamadığından, örneğin üst üste iki genel kurulunu yapamayan bir derneğin "kendiliğinden" sona erdiği gerçeği, bir sulh hâkimi kararıyla sicile işlenip ilan edilene kadar dış dünyada bilinmezliğini korumakta; bu ara dönemde yapılan işlemlerin akıbeti büyük hukuki ihtilaflara yol açmaktadır.
Özsunay'ın tüzel kişiler sistematiği bağlamında, TMK m. 87/3'te yer alan "borç ödemede acze düşmüş olması" hükmünün iflas hukuku ile olan kesişimi dogmatik bir karmaşa yaratmaktadır. Derneklerin ticari işletme işlettikleri takdirde iflasa tabi olabilecekleri bilinmektedir. Ancak ticari işletmesi olmayan bir derneğin borca batık hâle gelmesi durumunda doğrudan İİK hükümlerine göre iflas mı edeceği, yoksa TMK m. 87 uyarınca kendiliğinden sona ererek TMK m. 53 gereği "terekenin resmi tasfiyesi" usulüne göre mi tasfiye edileceği hususu kanunda flu bırakılmıştır. İki ayrı tasfiye rejiminin iç içe geçmesi, alacaklıların hak arama süreçlerini uzatmakta ve aciz kavramının sulh hâkimince saptanmasındaki usuli zorlukları artırmaktadır.
Akyol'un hakkın kullanılması ve dürüstlük kuralı perspektifiyle meseleye yaklaşıldığında, maddedeki altı aylık ilk genel kurul süresi ve iki defa üst üste olağan genel kurul yapamama kuralları, sivil toplumdaki "zombi (hareketsiz) dernekleri" temizlemek için mükemmel bir tasfiye mekanizmasıdır. Sadece tabela olarak varlığını sürdüren, toplumsal hiçbir faaliyeti olmayan ve üyeleri dağılmış derneklerin hukuk sisteminde fuzuli yer işgal etmesi bu maddeyle engellenmiştir. Ancak uygulamada mülki idare amirliklerinin (Dernekler Masası) bu hareketsiz dernekleri tespit edip sulh hâkimine bildirme konusunda çoğu zaman yavaş davranması, yasanın arzuladığı bu temizlik işlevini zayıflatmaktadır. İdarenin DERBİS (Dernekler Bilgi Sistemi) üzerinden bu tür objektif sona erme sürelerini aşan dernekleri algoritmik olarak anında tespit edip otomatik ihbar mekanizmalarını devreye sokması de lege ferenda (olması gereken hukuk) bakımından şarttır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 87. madde metnine dayanır.
Görüş: Hareketsiz (zombie) derneklerin temizlenmesi için TMK m. 87'nin kendiliğinden sona erme mekanizmasının aktif kullanılması; borç ödemede acz hâlinin dernekler kütüğüyle koordineli tespiti ve tasfiye sürecinin hızlandırılması yerinde olur.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.