1. Sistematik
Türk Medeni Kanunu'nun Kişiler Hukuku kitabında "Tüzel Kişiler" başlıklı ikinci
kısmın "Dernekler" bölümünde yer alan 70. madde, "Kapsamı" üst başlığı altında
"Üyelerin yükümlülükleri" alt başlığını taşımaktadır. Mehaz İsviçre Medeni
Kanunu'nun (ZGB) 71. maddesinin Fransızca ve Almanca metnine uygun olarak
dilimize kazandırılan bu hükmün ratio legis'i (amacı) derneğin bağımsız bir
tüzel kişilik olarak varlığını sürdürebilmesi ve amaçlarını
gerçekleştirebilmesi için muhtaç olduğu mali kaynağın, derneği oluşturan üyeler
tarafından düzenli olarak sağlanmasını güvence altına almaktır. Kanun
koyucu, ideal amaçlarla kurulan derneklerin dış finansman kaynaklarına bağımlı
kalmadan kendi öz kaynaklarıyla ayakta kalabilmesini, üyelerin "ödenti verme
borcu" üzerinden temellendirmiştir.
Hükmün sistematiği incelendiğinde, kanun koyucunun dernek özerkliği ile kanuni
tamamlayıcılık arasında hassas bir denge kurduğu görülmektedir. Maddenin ilk
cümlesi, ödenti borcunun miktar ve ifa zamanının öncelikle derneğin anayasası
niteliğindeki "tüzük" ile serbestçe düzenleneceğini öngörerek tüzüğe (kurucu
iradeye) kesin bir öncelik tanımıştır. Ancak tüzükte bu yönde bir
düzenleme bulunmaması ihtimaline binaen, TMK m. 68'deki eşitlik ilkesinin doğal
bir uzantısı olarak, üyelerin dernek amacının gerçekleşmesi için gereken
zorunlu giderlere "eşit olarak" katılacakları yedek (tamamlayıcı) bir kural
olarak sevk edilmiştir. Böylece, derneklerin mali açıdan tıkanması
engellenmiş ve üyelerin mali külfete katılımı yasal bir çerçeveye
oturtulmuştur.
2. Kavramlar
2.1 Ödenti (aidat) verme borcu: Dernek üyelerinin, tüzel kişiliğin ortak
amacını gerçekleştirebilmesi ve varlığını sürdürebilmesi için gereken mali
ihtiyaçlara belli periyotlarla (aylık, yıllık vb.) yapmaları gereken parasal
katkı yükümlülüğüdür. Bu borç, üyelik statüsüne sıkı sıkıya bağlı, kişisel
nitelik arz eden asli bir üyelik yükümlülüğüdür. Dernekler kâr amacı
gütmeyen kuruluşlar olduğundan, aidatlar dernek bütçesinin en temel ve sürekli
omurgasını oluşturur.
2.2 Tüzüğe öncelik: Dernek üyelerinden tahsil edilecek giriş aidatı ve
periyodik ödentilerin miktarının, artış oranlarının ve ödeme usullerinin
öncelikle dernek tüzüğünde veya tüzüğün açıkça yetki verdiği organın
kararlarında belirlenmesi ilkesidir. Tüzük, kurucular ve sonradan katılan
üyeler arasında "tüzüksel bir sözleşme" niteliği taşıdığından, üye derneğe
girmekle tüzükte yazılı olan veya tüzüğün atıf yaptığı usullerle belirlenen
mali yükümlülükleri peşinen kabul etmiş sayılır.
2.3 Tüzükte düzenleme yoksa eşit katılım: Dernek tüzüğünde ödenti (aidat)
alınacağına veya miktarının ne olacağına dair herhangi bir belirleme
bulunmadığı takdirde devreye giren kanuni tamamlayıcı kuraldır. TMK m. 70/2
uyarınca bu durumda üyeler, derneğin amacının gerçekleşmesi ve mevcut
borçlarının karşılanması için yapılması elzem olan harcamalara, aralarında
hiçbir ayrım yapılmaksızın (TMK m. 68 eşitlik ilkesi gereği) mutlak olarak eşit
paylarla katılmak zorundadırlar.
2.4 Çıkma/çıkarılma sonrası ödenti borcu: Üyenin kendi iradesiyle istifa
etmesi (TMK m. 66) veya yetkili organ kararıyla dernekten ihraç edilmesi (TMK
m. 67) hâlinde, üyeliğin sona erdiği ana kadar tahakkuk etmiş olan geçmiş aidat
borçlarının hukuken varlığını sürdürmesidir. Üyelik sıfatının kaybı, üyenin
geçmişe dönük mali yükümlülüklerini (birikmiş aidatlarını) ibra etmez; üye
yalnızca dernekten ayrıldığı tarihten sonraki dönemler için ödenti vermekten
kurtulur.
2.5 Onursal üyenin muafiyeti: Dernek tüzüğünde öngörülen usullerle, derneğe
veya topluma büyük hizmetleri dokunmuş kişilere tevcih edilen "onursal üyelik"
statüsünün, asıl üyelerden farklı olarak herhangi bir mali külfet (aidat borcu)
içermemesidir. TMK m. 70/3 uyarınca onursal üyeler, dernek yönetiminde oy
hakkına sahip olmadıkları (TMK m. 69/2) gibi, derneğin zaruri harcamalarına
veya tüzükte belirlenen aidatlara katılmak zorunda da tutulamazlar.
3. Sistematik İlişkiler
- TMK m. 56-58 (Derneğin tanımı, tüzüğün zorunlu içeriği ve gelir kaynaklarının
tüzükte gösterilmesi gerekliliği).
- TMK m. 68 (Üyelerin eşit haklara sahip olması ve eşitlik ilkesinin aidat
borcunun tamamlayıcı kuralına yansıması).
- TMK m. 69 (Onursal üyelerin oy hakkının bulunmaması ile aidat ödememe
muafiyetinin paralelliği).
- TMK m. 71 (Üyelerin derneğe sadakat ve düzene uyma şeklindeki "diğer" manevi
yükümlülükleri).
- TBK m. 113 vd. (Aidat borcunun ifası, muacceliyeti ve ödemede temerrüt
hâlinde TBK m. 120 uyarınca işleyecek temerrüt faizi kuralları).
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (Ödenmeyen aidat alacaklarının tahsili
amacıyla dernek tüzel kişiliğince ilamsız icra takibi yapılabilmesi).
4. Yargıtay İçtihadı
"scraper'dan karar yok, ileride güncelle"
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Bir çevre derneğinin tüzüğünde üyelerin yıllık aidat miktarının kesin
olarak "1.000 TL" olduğu yazılıdır. Ancak enflasyonist koşullar nedeniyle
dernek bütçesi açık vermeye başlamış ve Dernek Yönetim Kurulu, kendi aldığı bir
kararla aidatları "3.000 TL"ye çıkardığını üyelere tebliğ ederek icra takibi
başlatmıştır.
Hukuki Analiz: TMK m. 70 uyarınca üyelerin ödenti verme borcu bizzat
"tüzükle" düzenlenir. Tüzükte açıkça belirtilmiş olan maktu bir aidat
miktarının, tüzük değişikliği yapılmaksızın salt yönetim kurulu kararıyla
artırılması hukuken mümkün değildir. Derneğin en yetkili organı olan genel
kurul (TMK m. 73) toplanıp üçte iki çoğunlukla (TMK m. 81) tüzük değişikliği
yapmadığı sürece, yönetim kurulunun bu artırım kararı yetki aşımı (ultra vires)
niteliğinde olup geçersizdir. Dolayısıyla üyeler, yönetim kurulunun bu zammına
karşı başlatılan icra takibine TBK'nın genel hükümleri çerçevesinde itiraz
ederek takibi durdurabilirler. Yönetim kurulunun bu işlemi TMK'nın emredici
normlarına aykırılık teşkil etmektedir.
Olay 2: Sosyal bir derneğin üyesi, üst üste üç yıl boyunca birikmiş aidat
borçlarını ödememiştir. Dernek tüzüğünde bu durumla ilgili açık bir yaptırım
veya ihraç sebebi yazılı değildir. Dernek yönetim kurulu, biriken aidat
borçlarına karşılık üyenin dernek lokalinde hafta sonları ücretsiz olarak
garsonluk (gönüllü çalışma) yapmasını mecburi kılmış, aksi hâlde hakkında dava
açılacağını bildirmiştir.
Hukuki Analiz: Dernek üyeliğinden doğan mali yükümlülük, TMK m. 70 kapsamında
yalnızca "ödenti verme borcu" (parasal bir edim) olarak tanımlanmıştır. Dernekler, tüzüklerinde açık bir düzenleme ve üyenin rızası bulunmadıkça,
asıl borç olan parasal edimi tek taraflı olarak bir "hizmet edimine" (şahsi
emeğe dayalı çalışmaya) çeviremezler veya üyeyi zorla çalıştıramazlar. Üyenin
aidat borcunu ödemekte temerrüde düşmesi hâlinde derneğin yapması gereken
hukuki işlem, bu alacağı İcra ve İflas Kanunu ile TBK genel hükümleri
dairesinde icra takibi veya alacak davası yoluyla tahsil etmektir.
Tüzükte özel bir çıkarma sebebi düzenlenmemişse dahi, aidatların uzun süre
ısrarla ödenmemesi, TMK m. 67/3 uyarınca "haklı sebeple çıkarma" gerekçesi
yapılabilecektir; ancak kişiyi zorla çalıştırmak kişilik haklarına ve anayasal
angarya yasağına aykırıdır.
6. Pratik Notlar
- Aidat alacağının tahsili için dernek tüzel kişiliği, borcunu ödemeyen üye
aleyhine ilamsız icra takibi başlatabilir; üyenin itirazı hâlinde itirazın
iptali davası asliye hukuk mahkemelerinin görev alanına girer.
- Aidatların enflasyon karşısında erimesini önlemek için uygulamada dernek
tüzüklerine, "aidat miktarının her yıl yeniden değerleme oranında artırılacağı"
veya "aidat miktarını belirleme yetkisinin genel kurulda olduğu" şeklinde
dinamik kurallar konulmaktadır.
- Tüzükte ifa zamanı belirlenmiş bir aidat borcunun gününde ödenmemesi hâlinde,
ihtara gerek kalmaksızın TBK m. 120 uyarınca yasal temerrüt faizi işlemeye
başlar; zira ifa günü tüzük gereği belirli vadedir.
- Aidatın ödenmemesi doğrudan kendiliğinden üyeliği düşürmez (TMK m. 65
kapsamına girmez). Ancak tüzükte "altı ay aidat ödememek üyelikten çıkarılma
sebebidir" şeklinde bir hüküm varsa, disiplin süreci işletilerek üye ihraç
edilebilir.
- Çıkan veya çıkarılan üyenin aidat yükümlülüğü, üyenin istifa iradesinin
derneğe ulaştığı tarihe kadar olan dönem için kıstelyevm (gün bazlı oransal)
olarak hesaplanır ve geçmiş borçları dernek tarafından tahsil edilebilir.
- Dernek aidat alacakları, Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi uyarınca kural
olarak 10 yıllık genel zamanaşımı süresine tabidir; bu süre her bir aidatın
muaccel olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar.
7. Eleştirel Değerlendirme
TMK m. 70'te derneklerin mali kaynağının "üye ödentisi" (aidat) olarak kurala
bağlanması, Dural/Öğüz ve Akyol'un sivil toplum analizleri ekseninde
değerlendirildiğinde, derneklerin mali ve yönetsel bağımsızlığının en kritik
hukuki teminatıdır. Bir sivil toplum örgütünün, devlet sübvansiyonlarına,
holding sponsorluklarına veya belirli güç odaklarının şarta bağlı bağışlarına
bağımlı olmaksızın ayakta kalabilmesi, ancak üyelerinin kendi iradeleriyle
sağladığı düzenli aidat akışıyla mümkündür. Üye aidatı, salt bir borç ilişkisi
değil; dernek demokrasisine, amaç ortaklığına ve tüzel kişiliğin dış
müdahalelerden azade biçimde karar alabilmesine olanak tanıyan bir "sivil
katılım ve sahiplenme" enstrümanıdır. Aidatını ödeyen üye, derneğin
yönetiminden hesap sorma ve denetim mekanizmalarını işletme konusunda çok daha
güçlü bir moral ve hukuki meşruiyete sahip olur.
Bununla birlikte, Özsunay'ın tüzel kişiler ve eşitlik ilkesi (TMK m. 68)
eksenindeki dogmatik uyarıları dikkate alındığında; TMK m. 70'in derneklere
tanıdığı tüzükle aidat belirleme serbestisi, uygulamada sıklıkla bir "fiili
üyelik filtresi" veya "sınıfsal bariyer" olarak kötüye kullanılabilmektedir.
Bazı dernekler (özellikle prestijli kulüpler veya cemiyetler) fahiş
miktarlarda giriş ödentileri veya yıllık aidatlar belirleyerek, Anayasa m. 33
ve TMK m. 63 ile güvence altına alınan "dernek kurma ve üye olma" özgürlüğünü
alt gelir grupları için fiilen ulaşılamaz hâle getirmekte; eşitlik ilkesini
mali engellerle aşındırmaktadırlar. Keza, muhalif üyeleri dernekten
uzaklaştırmak amacıyla yönetim kurullarının salt çoğunluk gücüyle (genel
kurulda) aidatları fahiş şekilde artırması, hakkın kötüye kullanılması yasağı
(TMK m. 2) sınırlarına dayanan ve sivil toplumun dışlayıcı (exclusive) bir
karaktere bürünmesine yol açan ciddi bir risk barındırmaktadır.
Son olarak, 21. yüzyılın dinamikleri ve dijital ekonomi perspektifinden TMK m.
70'in uygulanabilirliği ele alındığında; yasanın kurguladığı geleneksel "makbuz
karşılığı aidat toplama" veya banka havalesiyle periyodik ödenti takip etme
anlayışının son derece hantal kaldığı ortadadır. Modern dernekçilikte,
"abonelik" tabanlı akıllı sözleşmeler (smart contracts) kredi kartından
düzenli ve otomatik mikro-aidat tahsilatı veya "kitle fonlaması" (crowdfunding)
benzeri esnek aidat modelleri hızla yaygınlaşmaktadır. Dernekler mevzuatının ve
TMK'nın ilgili yedek kurallarının, e-Devlet (DERBİS) üzerinden entegre
edilebilecek kripto cüzdan bağışları veya dijital periyodik üyelik aidatları
gibi yeni nesil finansal araçları hukuken tanımlayarak şeffaflaştırması, sivil
toplumun maddi bağımsızlığını sürdürmesi adına kaçınılmaz bir de lege ferenda
(olması gereken hukuk) adımıdır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
- Doktrin: Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt I — Temel Kavramlar ve Medeni Kanunun Başlangıç Hükümleri; Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt II — Kişiler Hukuku; Şener Akyol, Medeni Hukuk — Şahsın Hukuku; Bilge Öztan, Şahsın Hukuku Hakiki Şahıslar; Turgut Akıntürk / Derya Ateş Karaman, Türk Medeni Hukuku — Aile Hukuku; Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku.
- Yargı kararları: Türk Medeni Kanunu m. 70'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
- Tarihsel arka plan: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun madde gerekçesi.
- Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Medeni Kanunu (Schweizerisches Zivilgesetzbuch — ZGB) Art. 71.
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 70. madde metnine dayanır.
Görüş: Yüksek aidat uygulamalarıyla yaratılan fiili üyelik filtresinin TMK m. 68 eşitlik ilkesi karşısındaki sorunluluğu; modern derneklerde mikro-aidat ve otomatik tahsilat modellerinin dijital dönüşüm imkânı olarak değerlendirilmesi gerektiği görüşü benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.
1. Sistematik
Türk Medeni Kanunu'nun Kişiler Hukuku kitabında "Tüzel Kişiler" başlıklı ikinci kısmın "Dernekler" bölümünde yer alan 70. madde, "Kapsamı" üst başlığı altında "Üyelerin yükümlülükleri" alt başlığını taşımaktadır. Mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) 71. maddesinin Fransızca ve Almanca metnine uygun olarak dilimize kazandırılan bu hükmün ratio legis'i (amacı) derneğin bağımsız bir tüzel kişilik olarak varlığını sürdürebilmesi ve amaçlarını gerçekleştirebilmesi için muhtaç olduğu mali kaynağın, derneği oluşturan üyeler tarafından düzenli olarak sağlanmasını güvence altına almaktır. Kanun koyucu, ideal amaçlarla kurulan derneklerin dış finansman kaynaklarına bağımlı kalmadan kendi öz kaynaklarıyla ayakta kalabilmesini, üyelerin "ödenti verme borcu" üzerinden temellendirmiştir.
Hükmün sistematiği incelendiğinde, kanun koyucunun dernek özerkliği ile kanuni tamamlayıcılık arasında hassas bir denge kurduğu görülmektedir. Maddenin ilk cümlesi, ödenti borcunun miktar ve ifa zamanının öncelikle derneğin anayasası niteliğindeki "tüzük" ile serbestçe düzenleneceğini öngörerek tüzüğe (kurucu iradeye) kesin bir öncelik tanımıştır. Ancak tüzükte bu yönde bir düzenleme bulunmaması ihtimaline binaen, TMK m. 68'deki eşitlik ilkesinin doğal bir uzantısı olarak, üyelerin dernek amacının gerçekleşmesi için gereken zorunlu giderlere "eşit olarak" katılacakları yedek (tamamlayıcı) bir kural olarak sevk edilmiştir. Böylece, derneklerin mali açıdan tıkanması engellenmiş ve üyelerin mali külfete katılımı yasal bir çerçeveye oturtulmuştur.
2. Kavramlar
2.1 Ödenti (aidat) verme borcu: Dernek üyelerinin, tüzel kişiliğin ortak amacını gerçekleştirebilmesi ve varlığını sürdürebilmesi için gereken mali ihtiyaçlara belli periyotlarla (aylık, yıllık vb.) yapmaları gereken parasal katkı yükümlülüğüdür. Bu borç, üyelik statüsüne sıkı sıkıya bağlı, kişisel nitelik arz eden asli bir üyelik yükümlülüğüdür. Dernekler kâr amacı gütmeyen kuruluşlar olduğundan, aidatlar dernek bütçesinin en temel ve sürekli omurgasını oluşturur.
2.2 Tüzüğe öncelik: Dernek üyelerinden tahsil edilecek giriş aidatı ve periyodik ödentilerin miktarının, artış oranlarının ve ödeme usullerinin öncelikle dernek tüzüğünde veya tüzüğün açıkça yetki verdiği organın kararlarında belirlenmesi ilkesidir. Tüzük, kurucular ve sonradan katılan üyeler arasında "tüzüksel bir sözleşme" niteliği taşıdığından, üye derneğe girmekle tüzükte yazılı olan veya tüzüğün atıf yaptığı usullerle belirlenen mali yükümlülükleri peşinen kabul etmiş sayılır.
2.3 Tüzükte düzenleme yoksa eşit katılım: Dernek tüzüğünde ödenti (aidat) alınacağına veya miktarının ne olacağına dair herhangi bir belirleme bulunmadığı takdirde devreye giren kanuni tamamlayıcı kuraldır. TMK m. 70/2 uyarınca bu durumda üyeler, derneğin amacının gerçekleşmesi ve mevcut borçlarının karşılanması için yapılması elzem olan harcamalara, aralarında hiçbir ayrım yapılmaksızın (TMK m. 68 eşitlik ilkesi gereği) mutlak olarak eşit paylarla katılmak zorundadırlar.
2.4 Çıkma/çıkarılma sonrası ödenti borcu: Üyenin kendi iradesiyle istifa etmesi (TMK m. 66) veya yetkili organ kararıyla dernekten ihraç edilmesi (TMK m. 67) hâlinde, üyeliğin sona erdiği ana kadar tahakkuk etmiş olan geçmiş aidat borçlarının hukuken varlığını sürdürmesidir. Üyelik sıfatının kaybı, üyenin geçmişe dönük mali yükümlülüklerini (birikmiş aidatlarını) ibra etmez; üye yalnızca dernekten ayrıldığı tarihten sonraki dönemler için ödenti vermekten kurtulur.
2.5 Onursal üyenin muafiyeti: Dernek tüzüğünde öngörülen usullerle, derneğe veya topluma büyük hizmetleri dokunmuş kişilere tevcih edilen "onursal üyelik" statüsünün, asıl üyelerden farklı olarak herhangi bir mali külfet (aidat borcu) içermemesidir. TMK m. 70/3 uyarınca onursal üyeler, dernek yönetiminde oy hakkına sahip olmadıkları (TMK m. 69/2) gibi, derneğin zaruri harcamalarına veya tüzükte belirlenen aidatlara katılmak zorunda da tutulamazlar.
3. Sistematik İlişkiler
4. Yargıtay İçtihadı
"scraper'dan karar yok, ileride güncelle"
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Bir çevre derneğinin tüzüğünde üyelerin yıllık aidat miktarının kesin olarak "1.000 TL" olduğu yazılıdır. Ancak enflasyonist koşullar nedeniyle dernek bütçesi açık vermeye başlamış ve Dernek Yönetim Kurulu, kendi aldığı bir kararla aidatları "3.000 TL"ye çıkardığını üyelere tebliğ ederek icra takibi başlatmıştır. Hukuki Analiz: TMK m. 70 uyarınca üyelerin ödenti verme borcu bizzat "tüzükle" düzenlenir. Tüzükte açıkça belirtilmiş olan maktu bir aidat miktarının, tüzük değişikliği yapılmaksızın salt yönetim kurulu kararıyla artırılması hukuken mümkün değildir. Derneğin en yetkili organı olan genel kurul (TMK m. 73) toplanıp üçte iki çoğunlukla (TMK m. 81) tüzük değişikliği yapmadığı sürece, yönetim kurulunun bu artırım kararı yetki aşımı (ultra vires) niteliğinde olup geçersizdir. Dolayısıyla üyeler, yönetim kurulunun bu zammına karşı başlatılan icra takibine TBK'nın genel hükümleri çerçevesinde itiraz ederek takibi durdurabilirler. Yönetim kurulunun bu işlemi TMK'nın emredici normlarına aykırılık teşkil etmektedir.
Olay 2: Sosyal bir derneğin üyesi, üst üste üç yıl boyunca birikmiş aidat borçlarını ödememiştir. Dernek tüzüğünde bu durumla ilgili açık bir yaptırım veya ihraç sebebi yazılı değildir. Dernek yönetim kurulu, biriken aidat borçlarına karşılık üyenin dernek lokalinde hafta sonları ücretsiz olarak garsonluk (gönüllü çalışma) yapmasını mecburi kılmış, aksi hâlde hakkında dava açılacağını bildirmiştir. Hukuki Analiz: Dernek üyeliğinden doğan mali yükümlülük, TMK m. 70 kapsamında yalnızca "ödenti verme borcu" (parasal bir edim) olarak tanımlanmıştır. Dernekler, tüzüklerinde açık bir düzenleme ve üyenin rızası bulunmadıkça, asıl borç olan parasal edimi tek taraflı olarak bir "hizmet edimine" (şahsi emeğe dayalı çalışmaya) çeviremezler veya üyeyi zorla çalıştıramazlar. Üyenin aidat borcunu ödemekte temerrüde düşmesi hâlinde derneğin yapması gereken hukuki işlem, bu alacağı İcra ve İflas Kanunu ile TBK genel hükümleri dairesinde icra takibi veya alacak davası yoluyla tahsil etmektir. Tüzükte özel bir çıkarma sebebi düzenlenmemişse dahi, aidatların uzun süre ısrarla ödenmemesi, TMK m. 67/3 uyarınca "haklı sebeple çıkarma" gerekçesi yapılabilecektir; ancak kişiyi zorla çalıştırmak kişilik haklarına ve anayasal angarya yasağına aykırıdır.
6. Pratik Notlar
7. Eleştirel Değerlendirme
TMK m. 70'te derneklerin mali kaynağının "üye ödentisi" (aidat) olarak kurala bağlanması, Dural/Öğüz ve Akyol'un sivil toplum analizleri ekseninde değerlendirildiğinde, derneklerin mali ve yönetsel bağımsızlığının en kritik hukuki teminatıdır. Bir sivil toplum örgütünün, devlet sübvansiyonlarına, holding sponsorluklarına veya belirli güç odaklarının şarta bağlı bağışlarına bağımlı olmaksızın ayakta kalabilmesi, ancak üyelerinin kendi iradeleriyle sağladığı düzenli aidat akışıyla mümkündür. Üye aidatı, salt bir borç ilişkisi değil; dernek demokrasisine, amaç ortaklığına ve tüzel kişiliğin dış müdahalelerden azade biçimde karar alabilmesine olanak tanıyan bir "sivil katılım ve sahiplenme" enstrümanıdır. Aidatını ödeyen üye, derneğin yönetiminden hesap sorma ve denetim mekanizmalarını işletme konusunda çok daha güçlü bir moral ve hukuki meşruiyete sahip olur.
Bununla birlikte, Özsunay'ın tüzel kişiler ve eşitlik ilkesi (TMK m. 68) eksenindeki dogmatik uyarıları dikkate alındığında; TMK m. 70'in derneklere tanıdığı tüzükle aidat belirleme serbestisi, uygulamada sıklıkla bir "fiili üyelik filtresi" veya "sınıfsal bariyer" olarak kötüye kullanılabilmektedir. Bazı dernekler (özellikle prestijli kulüpler veya cemiyetler) fahiş miktarlarda giriş ödentileri veya yıllık aidatlar belirleyerek, Anayasa m. 33 ve TMK m. 63 ile güvence altına alınan "dernek kurma ve üye olma" özgürlüğünü alt gelir grupları için fiilen ulaşılamaz hâle getirmekte; eşitlik ilkesini mali engellerle aşındırmaktadırlar. Keza, muhalif üyeleri dernekten uzaklaştırmak amacıyla yönetim kurullarının salt çoğunluk gücüyle (genel kurulda) aidatları fahiş şekilde artırması, hakkın kötüye kullanılması yasağı (TMK m. 2) sınırlarına dayanan ve sivil toplumun dışlayıcı (exclusive) bir karaktere bürünmesine yol açan ciddi bir risk barındırmaktadır.
Son olarak, 21. yüzyılın dinamikleri ve dijital ekonomi perspektifinden TMK m. 70'in uygulanabilirliği ele alındığında; yasanın kurguladığı geleneksel "makbuz karşılığı aidat toplama" veya banka havalesiyle periyodik ödenti takip etme anlayışının son derece hantal kaldığı ortadadır. Modern dernekçilikte, "abonelik" tabanlı akıllı sözleşmeler (smart contracts) kredi kartından düzenli ve otomatik mikro-aidat tahsilatı veya "kitle fonlaması" (crowdfunding) benzeri esnek aidat modelleri hızla yaygınlaşmaktadır. Dernekler mevzuatının ve TMK'nın ilgili yedek kurallarının, e-Devlet (DERBİS) üzerinden entegre edilebilecek kripto cüzdan bağışları veya dijital periyodik üyelik aidatları gibi yeni nesil finansal araçları hukuken tanımlayarak şeffaflaştırması, sivil toplumun maddi bağımsızlığını sürdürmesi adına kaçınılmaz bir de lege ferenda (olması gereken hukuk) adımıdır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 70. madde metnine dayanır.
Görüş: Yüksek aidat uygulamalarıyla yaratılan fiili üyelik filtresinin TMK m. 68 eşitlik ilkesi karşısındaki sorunluluğu; modern derneklerde mikro-aidat ve otomatik tahsilat modellerinin dijital dönüşüm imkânı olarak değerlendirilmesi gerektiği görüşü benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.