Önceki Bölüm
RESMİ METİN

**III. Kapsamı

  1. Üyelerin hakları a. Eşitlik ilkesi**

Madde 68 - Dernek üyeleri eşit haklara sahiptirler. Dernek, üyeleri arasında dil, ırk, renk, cinsiyet, din ve mezhep, aile, zü mre v e sınıf farkı gözetemez; eşitliği bozan veya bazı üyelere bu 6 30/7/2003 tarihli ve 4963 sayılı Kanunun 32 nci m addesiyle, 64 üncü maddenin bu fıkrad a yer alan "gerçek kişi" ibaresinden sonra gelmek üzere "ile tüzel k işiler" ibaresi eklenmiş tir. 7 4/11/2004 tarihli ve 5253 sayılı Kanunun 38 inci maddesiyle b u fıkrada yer alan ”tüzükte başkaca bir düzenleme yoksa,” i baresi madde metninden çıkarılmıştır. 8 30/7/2003 tarihli ve 4963 sayılı Kanunun 33 üncü maddesiyle, bu f ıkrada yer alan "altı ay önc eden" ibaresi madde metninden çıkarılmıştır. sebeplerle ayrıcalık tanıyan uygulamalar yapamaz. Her üyenin, derneğin faaliyetlerine ve yöneti mine katılma hakkı vardır. Dernekten çıkan veya çıkarılan üye, dernek malvarlığında hak iddia edeme z.


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Sistematik

Türk Medeni Kanunu'nun Kişiler Hukuku kitabında "Tüzel Kişiler" başlıklı ikinci kısmın "Dernekler" bölümünde, "Kapsamı" üst başlığı ve "Üyelerin hakları" alt başlığı altında yer alan 68. madde, mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) 67. ve 68. maddelerinden esinlenilerek hukukumuza kazandırılmıştır. Hükmün amacı (ratio legis) bir kişi topluluğu olan derneğin demokratik işleyişini garanti altına almak, dernek içi ayrımcılık yasağını mutlak bir kural olarak tesis ederek her bir üyenin karar alma mekanizmalarına eşit katılımını sağlamaktır. Yasa koyucu, derneklerin özel hukuk tüzel kişisi olmalarından kaynaklanan iç özerkliklerinin, temel insan haklarını ihlal edecek boyuta ulaşmasını engellemek üzere bu kuralı emredici nitelikte kaleme almıştır.

Hükmün anayasal ve evrensel temellerine inildiğinde, TMK m. 68'in doğrudan Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle organik bir bağ içinde olduğu görülmektedir. Anayasa'nın 10. maddesinde düzenlenen "Kanun önünde eşitlik" ilkesinin ve Anayasa'nın 33. maddesindeki "Dernek kurma hürriyeti"nin özel hukuktaki yansıması olan bu madde, dernek içi ilişkilerde hiyerarşik veya imtiyazlı zümrelerin oluşmasını engeller. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 14. maddesinde yer alan "Ayrımcılık yasağı" kuralı ile AİHS m. 11'deki dernek özgürlüğü standartları ışığında şekillenen bu düzenleme, derneklerin sivil toplumda demokratik birer mikro-model olarak işlev görmesini hukuki bir zorunluluğa dönüştürmektedir.

2. Kavramlar

2.1 Üye eşitliği ilkesi: Derneğe hukuken geçerli biçimde kabul edilmiş olan tüm üyelerin, dernek içi haklardan yararlanma ve yükümlülüklere katlanma bakımından aynı statüye sahip olmasını ifade eden temel şahıs hukuku prensiptir. Bu ilke uyarınca dernek tüzel kişiliği, üyeleri arasında keyfi ayrımlar yapamaz ve bazı üyelere imtiyazlı statüler (örneğin daha fazla oy hakkı) sağlayamaz. Hukuk düzeni, derneklerin demokratik bir yapıya sahip olmasını bu pozitif ve negatif ayrım yasağı ile mutlak bir teminat altına almıştır.

2.2 Yasaklı ayrım sebepleri: Kanun koyucunun TMK m. 68'de tahdidi (sınırlı) olmamakla birlikte örnekleyici bir biçimde saydığı; dil, ırk, renk, cinsiyet, din ve mezhep, aile, zümre ve sınıf gibi eşitliği bozucu nitelikteki kriterlerdir. Dernek tüzüğüne veya yönetim kurulu kararlarına dayanılarak üyeler arasında bu kategorik başlıklar üzerinden bir farklılaştırma yaratılması, hukuka ve kamu düzenine kesin bir aykırılık teşkil eder. Bu liste, insan onuruna ve eşitliğine zarar verebilecek her türlü çağdışı gruplandırmanın sivil toplumda yasaklandığının açık göstergesidir.

2.3 Katılma hakkı: Her dernek üyesinin, derneğin varlık sebebini oluşturan olağan faaliyetlere iştirak edebilmesini ve derneğin yönetimine aktif olarak müdahil olabilmesini (seçme ve seçilme hakkını) sağlayan şahsi ve vazgeçilmez bir haktır. Bu hak sayesinde her üye, genel kurul toplantılarına katılma, gündem maddeleri üzerinde söz alma, dernek organlarına (yönetim ve denetim kurullarına) aday olma ve yönetim süreçlerini denetleme imkânına sahip olur.

2.4 Dernek malvarlığında hak iddia edememe: Dernekten kendi isteğiyle çıkan veya yetkili organ kararıyla ihraç edilen (çıkarılan) eski bir üyenin, dernekte bulunduğu süre boyunca ödediği aidatlardan, yaptığı bağışlardan veya derneğin mevcut net malvarlığından herhangi bir pay (iade) talep edememesidir. Bu kural, derneklerin "kişi topluluğu" olmalarına rağmen "kazanç paylaşma amacı gütmeme" prensibiyle kurulan ideal amaçlı yapılar olmasının ve mal-amaç bağının (tahsisin) kopmazlığının yasal bir sonucudur.

2.5 Pozitif ayrımcılık tartışması: TMK m. 68'de yer alan "eşitliği bozan veya bazı üyelere bu sebeplerle ayrıcalık tanıyan uygulamalar yapamaz" lafzının, günümüz insan hakları hukukunda dezavantajlı grupları desteklemek amacıyla uygulanan pozitif ayrımcılık (affirmative action) politikalarını kapsayıp kapsamadığı meselesidir. Salt metne bakıldığında her türlü ayrıcalık yasaklanmış gibi görünse de, modern sivil hukuk doktrininde Anayasa m. 10/2'de yer alan güvenceler uyarınca, örneğin kadınların veya engellilerin yönetime katılımını artırmak için getirilen orantılı kotaların "eşitliği bozucu" değil, "fiili eşitliği sağlayıcı" uygulamalar olarak kabul edilmesi gerektiği savunulmaktadır.

3. Sistematik İlişkiler

  • AY m. 10 (Herkesin dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşit olması).
  • AY m. 33 (Dernek kurma hürriyeti ve bu hürriyetin kullanımındaki anayasal güvenceler).
  • AİHS m. 11 (Toplanma ve örgütlenme özgürlüğü) ve AİHS m. 14 (Ayrımcılık yasağı).
  • TMK m. 56 (Derneklerin kazanç paylaşma amacı dışında kurulması ve hukuka/ahlaka aykırı amaç yasağı).
  • TMK m. 64-67 (Dernek üyeliğinin kazanılması, istifa yoluyla sona ermesi ve haklı sebeplerle çıkarılma süreçleri).
  • TMK m. 54 (Tüzel kişiliği sona eren derneğin malvarlığının üyelere dağıtılamayarak en yakın amaca özgülenmesi ilkesi).
  • 5253 sayılı Dernekler Kanunu m. 26 (Dernek faaliyetlerindeki yasaklar ve eşitlik ilkesinin idari boyutları).

4. Yargıtay İçtihadı

"scraper'dan karar yok, ileride güncelle"

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: Bir mühendislik ve mimarlık mezunları derneğinde, tüzüğe eklenen yeni bir madde ile "Dernek yönetim kuruluna sadece erkek üyeler aday olabilir ve kadın üyelerin genel kuruldaki oy hakları yarı yarıya hesaplanır" şeklinde bir düzenleme ihdas edilmiş, bunun üzerine bazı üyeler itiraz etmiştir. Hukuki Analiz: TMK m. 68 hükmü, derneklerin üyeleri arasında cinsiyet farkı gözetemeyeceğini ve eşitliği bozan uygulamalar yapamayacağını emredici bir kural olarak düzenlemiştir. Dernek tüzüğüne eklenen bu cinsiyetçi ve ayrımcı hüküm, yasanın mutlak emredici kurallarına ve Anayasa m. 10'da güvence altına alınan kanun önünde eşitlik ilkesine açıkça aykırıdır. Bu nedenle, söz konusu tüzük değişikliği veya genel kurul kararı TBK m. 27 uyarınca kesin hükümsüz (mutlak butlanla batıl) sayılmalıdır. Cinsiyete dayalı kısıtlamaya maruz kalan üyeler, TMK m. 83 kapsamında herhangi bir süre sınırına tabi olmaksızın veya hak düşürücü süreler içinde bu ayrımcı genel kurul kararının iptali ya da yokluğunun tespiti için asliye hukuk mahkemesinde dava açma hakkına sahiptir.

Olay 2: On yıldır aktif olarak üyesi olduğu doğa sporları derneğinden kendi isteğiyle (TMK m. 66) istifa eden bir kişi, geçmiş on yıl boyunca düzenli olarak ödediği aylık aidatların faiziyle iadesini ve derneğin mülkiyetinde bulunan spor tesisinin güncel piyasa değerinden kendi payına düşen kısmın tarafına ödenmesini talep ederek derneğe ihtarname çekmiştir. Hukuki Analiz: TMK m. 68'in son fıkrası "Dernekten çıkan veya çıkarılan üye, dernek malvarlığında hak iddia edemez" şeklinde kesin bir hüküm içermektedir. Dernekler, ticaret şirketlerinin aksine kazanç paylaşma amacı gütmeyen ideal amaçlı tüzel kişilerdir ve üyelerin derneğe yaptıkları aidat ödemeleri veya bağışlar, derneğin amacına tahsis edilmiş (özgülenmiş) sayılır. Bu nedenle, dernekten ayrılan bir üyenin geçmiş aidatlarını geri istemesi veya dernek aktifleri üzerinde ortaklık/mülkiyet benzeri bir pay iddia etmesi hukuken mümkün değildir. Derneğin bu ihtarnameye olumsuz yanıt vermesi hukuka tamamen uygun olup, eski üyenin açacağı muhtemel bir alacak davası mahkemece TMK m. 68 delaletiyle reddedilecektir.

6. Pratik Notlar

  • Eşitlik ilkesinin emredici niteliği: TMK m. 68'de düzenlenen üye eşitliği, dernek özerkliği kavramının sınırını oluşturur; dernek tüzüğü ile dahi üyeler arasında ırk, din veya cinsiyet temelli ayrıcalıklar öngörülemez.
  • Genel kurul kararlarının iptali: Eşitlik ilkesini ihlal eden organ kararlarına karşı üyeler, TMK m. 83 uyarınca süresi içinde (1 ve 3 aylık hak düşürücü süreler) mahkemeye başvurarak kararın iptalini talep edebilirler.
  • Pozitif ayrımcılığın kısıtlı kabulü: Kanun, mutlak eşitliği öngörse de, kadınların veya dezavantajlı grupların yönetime katılımını kolaylaştıran "geçici, orantılı ve haklı gerekçeli" pozitif kotaların ayrımcılık sayılmayacağı doktrinde giderek daha fazla kabul görmektedir.
  • KVKK ile uyumlu üye verisi işleme: Derneklerin üyelerinden topladığı din, mezhep, ırk veya sendika aidiyeti gibi özel nitelikli kişisel veriler, eşitlik ilkesinin gözetilmesi bağlamında açık rıza olmaksızın işlenemez ve 6698 sayılı Kanun kapsamında sıkı korumaya tabidir.
  • Çıkanın aidat alacağı vs malvarlığı talebi farkı: Dernekten çıkan üye malvarlığından pay (iade) talep edemez; tam aksine TMK m. 70 uyarınca, üyelikte bulunduğu döneme ait henüz ödemediği aidat borçlarını derneğe ödemek zorundadır.
  • Dernek defterlerinin şeffaflık aracı olarak işletilmesi: Üyelerin faaliyetlere ve yönetime eşit katılma hakkının tesisi için, hazirun cetvelleri, karar defterleri ve üye kayıt kütüklerinin şeffaf tutulması, ayrımcılık iddialarının ispatında en temel dayanak noktasıdır.

7. Eleştirel Değerlendirme

TMK m. 68'de kaleme alınan "eşitlik ilkesi", Dural/Öğüz ve Özsunay (Tüzel Kişiler) sistematiği çerçevesinde değerlendirildiğinde, yalnızca bir özel hukuk kuralı olmanın ötesine geçerek sivil toplumun insan hakları standartlarına uyumunu sağlayan temel bir dogmatik direktiftir. Anayasa'nın 10. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 14. maddesindeki ayrımcılık yasaklarının doğrudan dernek iç ilişkisine ithal edilmesiyle birlikte, birey sadece devlete karşı değil, üyesi olduğu sivil toplulukların iç iktidarlarına karşı da çok katmanlı (multi-layered) bir koruma kalkanına sahip olmuştur. Kanun koyucu, dernek otonomisinin (kendi kuralını koyma serbestisinin) bireyin vazgeçilmez onurunu zedeleyici bir "çoğunluk diktasına" dönüşmesini bu madde ile ustalıkla engellemiştir.

Bununla birlikte, Akıntürk/Ateş Karaman ve Akyol'un hakkın kullanılması perspektifinden yaklaşıldığında, maddedeki "eşitliği bozan veya bazı üyelere ayrıcalık tanıyan uygulamalar yapamaz" lafzının aşırı katı ve şekli yorumlanması çağdaş sosyolojik ihtiyaçlarla çatışmaktadır. Günümüz sivil toplum örgütlenmelerinde sıklıkla başvurulan "yönetim kurullarında %30 kadın kotası" veya "karar organlarında gençlik/engelli kontenjanı" gibi fiili eşitsizlikleri gidermeyi hedefleyen onarıcı mekanizmalar, TMK m. 68'in dar lafzı karşısında iptal riski taşımaktadır. Oysa modern hukukta eşitlik; herkesi mekanik bir biçimde aynı potada eritmek değil, yapısal dezavantajları ortadan kaldıracak pozitif ayrımcılık (affirmative action) araçlarına izin vermektir. Bu nedenle TMK m. 68'in, Anayasa m. 10'a 2010 yılında eklenen "Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılamaz" amir hükmü ışığında teleolojik (amaca uygun) bir yorumla esnetilmesi zaruridir.

Son olarak, dijital devrimin dernek işleyişinde yarattığı paradigma değişikliği, TMK m. 68'deki "yönetime ve faaliyetlere katılma hakkı"nın yeniden anlamlandırılmasını zorunlu kılmaktadır. Teknolojik altyapıya sahip olmayan, ileri yaştaki veya bedensel engelli üyelerin fiziksel olarak katılamadığı genel kurulların "eşitlik" ilkesine ne derece uygun olduğu tartışmalıdır. Pandemi sonrası yaygınlaşan hibrit toplantı modelleri, e-imza ile uzaktan oy kullanma sistemleri veya blokzincir tabanlı (smart contract) karar alma süreçlerinin dernekler hukukuna entegre edilmesi, TMK m. 68'in kâğıt üzerindeki eşitlik idealini "sahadaki gerçek ve sürtünmesiz bir katılıma" dönüştürecek en hayati de lege ferenda (olması gereken hukuk) adımı olarak sivil hukukumuzun gündemindedir.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.

Kullanılan kaynaklar:

  • Doktrin: Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt I — Temel Kavramlar ve Medeni Kanunun Başlangıç Hükümleri; Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt II — Kişiler Hukuku; Şener Akyol, Medeni Hukuk — Şahsın Hukuku; Bilge Öztan, Şahsın Hukuku Hakiki Şahıslar; Turgut Akıntürk / Derya Ateş Karaman, Türk Medeni Hukuku — Aile Hukuku; Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku.
  • Yargı kararları: Türk Medeni Kanunu m. 68'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
  • Tarihsel arka plan: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun madde gerekçesi.
  • Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Medeni Kanunu (Schweizerisches Zivilgesetzbuch — ZGB) Art. 67-68.

Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 68. madde metnine dayanır.

Görüş: TMK m. 68'in AY m. 10 ve AİHS m. 14 ile birlikte çoklu eşitlik koruması oluşturduğu; pozitif ayrımcılık önlemlerinin geçici, orantılı ve gerekçeli olmak koşuluyla TMK m. 68 ile uyumlu sayılabileceği; dijital katılım çağında uzaktan oy ve hibrit toplantılarda eşitliğin teknik altyapıyla güvence altına alınması gerektiği görüşü benimsenmiştir.

Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.