1. Sistematik
Türk Medeni Kanunu'nun Kişiler Hukuku kitabında, "Tüzel Kişiler" başlıklı
ikinci kısmın "Dernekler" bölümünde, "Üyelik" üst başlığının "Sona ermesi" alt
başlığında yer alan 65. madde, mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) 70.
maddesinin üçüncü fıkrasından alınmıştır. Hükmün ratio legis'i (amacı)
dernek üyeliğinin kazanılması anında varlığı aranan kanuni veya tüzük kaynaklı
objektif niteliklerin sonradan yitirilmesi hâlinde, başkaca bir ihraç kararına,
oylamaya veya uzun disiplin süreçlerine gerek kalmaksızın üyeliğin otomatik
olarak düşmesini sağlayarak derneğin amaç bütünlüğünü ve kurumsal yapısını
korumaktır.
Türk medeni hukukunda dernek üyeliğinin sona ermesi başlıca üç ana biçimde
gerçekleşmektedir. Bunlar; TMK m. 65 uyarınca üyeliğin objektif olgulara dayalı
olarak "kendiliğinden" sona ermesi, TMK m. 66 uyarınca üyenin tek taraflı irade
beyanıyla "çıkma" (istifa) yoluyla sona ermesi ve son olarak TMK m. 67 uyarınca
derneğin yetkili organının haklı nedene veya tüzüğe dayalı kararı neticesinde
"çıkarılma" (ihraç) yoluyla sona ermesidir.
2. Kavramlar
2.1 Kendiliğinden sona erme: Üyelik sıfatının, dernek organlarının (yönetim
veya genel kurul) herhangi bir fesih veya ihraç kararı almasına gerek
kalmaksızın, yasanın öngördüğü maddi şartların gerçekleşmesiyle ipso iure
(hukuk gereği) ortadan kalkmasıdır. Bu sona erme türünde üyenin veya derneğin
iradesinden ziyade, objektif olguların gerçekleşmesi önem taşır. Hukuk düzeni,
dernek ile üye arasındaki bağın sürdürülmesindeki temel dayanağın çöktüğünü
kabul ederek üyeliği doğrudan sonlandırır.
2.2 Kanunda aranılan nitelikler: TMK veya 5253 sayılı Dernekler Kanunu
uyarınca dernek üyesi olabilmek için başta var olması gereken ve kaybedilmesi
hâlinde üyeliği düşüren yasal asgari ehliyet ve statü şartlarıdır. Gerçek
kişinin ölümü (TMK m. 28) veya akıl hastalığı gibi nedenlerle fiil ehliyetini
kaybederek kısıtlanması (TMK m. 10 vd.) ile derneğe üye olan tüzel kişilerin
tasfiye edilerek tüzel kişiliklerinin sicilden terkin edilmesi bu niteliklerin
yasal kaybına tipik örneklerdir.
2.3 Tüzükte aranılan nitelikler: Derneklerin anayasası kabul edilen kuruluş
belgelerinde (tüzük) kendi amaç ve faaliyet alanları doğrultusunda üyelerinden
bekledikleri özel ve sübjektif katılım koşullarıdır. Belirli bir meslek grubuna
(örneğin mühendis) mensup olma, belli bir yaş aralığında bulunma veya spesifik
bir il sınırları içerisinde ikamet etme gibi şartlar tüzükle üyelik için
zorunlu kılınabilmektedir.
2.4 Niteliklerin sonradan kaybı: Üyeliğe giriş anında hukuka ve tüzüğe
uygun olarak var olan üyelik niteliklerinin, zaman içerisinde gerçekleşen fiilî
veya hukuki değişimler neticesinde yitirilmesidir. Örneğin, girişte fiil
ehliyetine sahip olan bir üyenin sonradan kısıtlanması veya belli bir ilde
oturma şartı varken başka bir şehre temelli taşınması TMK m. 65 kapsamında
değerlendirilir.
2.5 Üye kütüğünden çıkarılma: Kendiliğinden sona erme sebebinin
gerçekleşmesiyle birlikte hukuken biten üyeliğin, derneğin resmi üye kayıt
defterinden silinmesi işlemidir. Yönetim kurulunun bu defterden silme işlemi
üyeliği sona erdiren kurucu (yenilik doğuran) bir karar niteliği taşımaz;
yalnızca hâlihazırda kanun gereği kendiliğinden gerçekleşmiş olan sona erme
durumunu dış dünyaya karşı tespit ve tevsik eden açıklayıcı (ihdari) bir
işlemdir.
3. Sistematik İlişkiler
- TMK m. 63-64 (Üyeliğin gönüllülük esası ve kanuni kazanılma şartları).
- TMK m. 66 (Üyenin kendi iradesiyle çıkma/istifa hakkı).
- TMK m. 67 (Tüzükteki nedenlerle veya haklı sebeple çıkarılma/ihraç süreci).
- TMK m. 10-16 (Fiil ehliyetinin şartları, ayırt etme gücü ve kısıtlanma
hâlleri).
- TMK m. 28 (Kişiliğin ölümle sona ermesi kuralı).
- 5253 sayılı Dernekler Kanunu m. 3 (Dernek kurma ve üye olma hakkının sınır ve
istisnaları).
4. Yargıtay İçtihadı
"scraper'dan karar yok, ileride güncelle"
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Bir dernek üyesi geçirdiği ağır bir psikolojik rahatsızlık neticesinde
fiil ehliyetini kaybetmiş ve TMK m. 405 uyarınca mahkemece vesayet altına
alınarak kısıtlanmıştır.
Hukuki Analiz: TMK m. 64 uyarınca dernek üyeliğinin temel yasal şartlarından
biri tam fiil ehliyetine sahip olmak (ergin olmak, kısıtlı olmamak ve ayırt
etme gücünü haiz olmak) kuralıdır. Somut olayda fiil ehliyetinin kısıtlanma
kararı ile kaybedilmesi neticesinde, kanunda aranılan üyelik niteliği sonradan
yitirilmiş olur. Bu durumda TMK m. 65 gereğince üyelik hiçbir disiplin
soruşturmasına veya yönetim kurulu ihraç kararına lüzum kalmaksızın ipso iure
(kendiliğinden) sona erer. Yönetim kurulunun yapacağı tek yasal işlem,
mahkeme kısıtlama kararını gerekçe göstererek üyenin kaydını üye kütüğünden
düşmekten ibarettir ve bu işlem tamamen tespit edicidir.
Olay 2: Sadece İstanbul ilinde ikamet eden kişilerin üye olabileceği tüzüğünde
açıkça kurucu bir şart olarak belirtilen "İstanbul Gönüllüleri Derneği"nin
mevcut bir üyesi, iş sebebiyle ikametgâhını kalıcı olarak Ankara'ya taşımıştır.
Hukuki Analiz: Dernekler, kendi tüzüklerinde kanunun emredici hükümlerine
aykırı olmamak kaydıyla özel üyelik şartları (ikametgâh, meslek vb.) ihdas etme
özerkliğine sahiptirler. Somut olayda "İstanbul'da ikamet etmek" tüzükte aranan
ve korunan objektif bir niteliktir. Üyenin resmi yerleşim yerini Ankara'ya
taşımasıyla birlikte, tüzükte aranılan bu nitelik sonradan kaybedilmiş
olmaktadır. TMK m. 65 hükmü gereğince, üyenin üyeliği dernek organlarınca bir
çıkarılma (ihraç) prosedürü işletilmesine gerek kalmadan doğrudan ve
kendiliğinden düşer.
6. Pratik Notlar
- Sona ermenin kararı değil, tespiti olan idari işlem: TMK m. 65 uyarınca
üyelik kendiliğinden sona erse dahi, derneğin kayıtlarında bu durumun
belirtilmesi mecburi bir idari süreçtir. Yönetim kurulunun üye kaydını
defterden silme işlemi bir "ihraç/çıkarma" kararı olmayıp, tespitten ibaret bir
işlemdir.
- Üyenin itiraz hakkı (TMK m. 83 bağlantısı): Kendiliğinden sona erme
şartlarının maddi olarak oluşmadığını (örneğin kısıtlılık kararının istinafta
bozulduğunu veya ikametgâhı değiştirmediğini) savunan üye, üye kütüğünden
silinme işlemine karşı doğrudan mahkemede aidiyetinin (üyeliğinin) tespiti
davası açarak duruma itiraz edebilir.
- KVKK kapsamında veri silinmesi yükümlülüğü: Üyeliğin TMK m. 65 gereği
kendiliğinden sona ermesiyle birlikte, üye ile dernek arasındaki hukuki bağ
ortadan kalkar. Bu andan itibaren dernek, mevzuattaki saklama süreleri
dolduktan sonra eski üyenin kişisel verilerini 6698 sayılı KVKK uyarınca
silmek, yok etmek veya anonim hâle getirmek zorundadır.
- Tüzükte aranılan niteliklerin objektifliği zorunluluğu: Kendiliğinden sona
erme mekanizmasının (TMK m. 65) işletilebilmesi için tüzükteki şartın yoruma
yer bırakmayacak kadar açık olması gerekir. "Dernek etiğine uymama" gibi yoruma
dayalı sübjektif hâller "nitelik kaybı" sayılarak bu madde işletilemez; bu tür
durumlarda TMK m. 67 (çıkarılma) süreci uygulanmalıdır.
- Dernek mali yükümlülüklerinin sona ermesi kuralı: Kendiliğinden sona eren
üyelikte, üyenin aidat ödeme gibi derneğe karşı olan mali sorumlulukları,
niteliğin fiilen kaybedildiği an itibarıyla durur. Dernek yönetimi tespiti
geciktirse dahi, üyenin aidat borcu, ölümü veya fiil ehliyetini yitirdiği
tarihte kesilir.
7. Eleştirel Değerlendirme
TMK m. 65'te düzenlenen "kendiliğinden" sona erme mekanizması teorik olarak
pürüzsüz görünse de, Dural/Öğüz ve Akyol gibi yazarların sistematiği
çerçevesinde değerlendirildiğinde pratikte dogmatik boşluklar yaratmaktadır.
Yasa koyucu, niteliğin yitirilmesi anında üyeliğin otomatikman (ipso iure)
düşeceğini öngörmesine rağmen, günlük dernek işleyişinde bu kaybın dernek
yönetimince fark edilmesi, resmî belgelerle ispatlanması, kayıtlara geçirilmesi
ve genel kurul hazirun listesinden usulünce düşülmesi gibi bir dizi insan
müdahalesine ve idari işleme ihtiyaç duyulmaktadır. Sözde "kendiliğindenlik"
kurgusu, bilhassa üyenin tüzükteki meslek veya ikametgâh şartlarını
kaybettiğini dernekten gizlediği durumlarda fiilen işletilemez hâle gelmekte ve
nihayetinde yine yönetim kurulunun ihbari mahiyette de olsa bir karar almasına
(tespit kararı) mahkûm kalmaktadır.
Özsunay'ın tüzel kişiler hukuku analizleri bağlamında, tüzükte aranan
niteliklerin sonradan kaybedilmesi müessesesi, özellikle Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesi (AİHS) m. 14'te yer alan ayrımcılık yasağı ekseninde sıkı bir
yargısal denetime tabi tutulmalıdır. Derneklerin kendi tüzüklerine koydukları
"aranılan nitelikler" (örneğin medeni hâl, belirli bir inanç ya da cinsel
kimlik) başlangıçta "dernek özerkliği" kapsamında kabul edilse dahi, üyenin
sonradan inancını, yaşam tarzını veya medeni hâlini değiştirmesi durumunda TMK
m. 65'in dışlayıcı ve otomatik bir ihraç aracı olarak kullanılması insan
hakları standartlarıyla sürtüşmektedir. Objektif yasal ehliyet şartları
dışındaki sübjektif tüzük şartlarının salt değişimi nedeniyle üyeliğin anında
düşürülmesi kuralı, sivil toplumun çoğulcu ve dinamik yapısını zedeleyen
dogmatik bir kalkan hâline gelmemelidir.
Dijitalleşen modern dünyada dernek üyeliklerinin yapısında meydana gelen köklü
değişiklikler, TMK m. 65'te öngörülen "aranılan nitelikler" kavramını baştan
yorumlamayı zorunlu kılmaktadır. Geleneksel dernek kurgularında "aynı mahallede
yaşama" veya "aynı işyerinde çalışma" gibi katı coğrafi ve fiziki nitelikler
yaygınken, günümüzdeki uzaktan (remote) katılım ve çevrimiçi aktivizm
eğilimleri bu kalıpları anlamsızlaştırmaktadır. Bir üyenin fiziki ikametgâhını
değiştirmesinin veya tüzükte aranan şeklî bir coğrafi niteliği yitirmesinin,
dijital ağlar üzerinden derneğe sunmaya devam ettiği vizyoner katkıyı
engellemediği gözetildiğinde; TMK m. 65'in katı "kendiliğinden sona erme"
kuralı, Merkeziyetsiz Otonom Organizasyonlar (DAO) ve siber sivil toplum
örgütlenmeleri açısından acilen esnetilmeye ve teknolojik gerçekliğe
uyarlanmaya muhtaç, 20. yüzyılın statik bir kalıntısı olarak
değerlendirilebilir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
- Doktrin: Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt I — Temel Kavramlar ve Medeni Kanunun Başlangıç Hükümleri; Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt II — Kişiler Hukuku; Şener Akyol, Medeni Hukuk — Şahsın Hukuku; Bilge Öztan, Şahsın Hukuku Hakiki Şahıslar; Turgut Akıntürk / Derya Ateş Karaman, Türk Medeni Hukuku — Aile Hukuku; Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku.
- Yargı kararları: Türk Medeni Kanunu m. 65'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
- Tarihsel arka plan: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun madde gerekçesi.
- Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Medeni Kanunu (Schweizerisches Zivilgesetzbuch — ZGB) Art. 70/3.
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 65. madde metnine dayanır.
Görüş: Tüzüklerle konulan üyelik niteliklerinin ayrımcılık testine tabi tutulması; dijital ve uzaktan çalışma çağında coğrafi niteliklerin uyumlulaştırılması; yönetim kurulu tespitinin yargı denetimine açık tutulması gerektiği görüşü benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.
1. Sistematik
Türk Medeni Kanunu'nun Kişiler Hukuku kitabında, "Tüzel Kişiler" başlıklı ikinci kısmın "Dernekler" bölümünde, "Üyelik" üst başlığının "Sona ermesi" alt başlığında yer alan 65. madde, mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) 70. maddesinin üçüncü fıkrasından alınmıştır. Hükmün ratio legis'i (amacı) dernek üyeliğinin kazanılması anında varlığı aranan kanuni veya tüzük kaynaklı objektif niteliklerin sonradan yitirilmesi hâlinde, başkaca bir ihraç kararına, oylamaya veya uzun disiplin süreçlerine gerek kalmaksızın üyeliğin otomatik olarak düşmesini sağlayarak derneğin amaç bütünlüğünü ve kurumsal yapısını korumaktır.
Türk medeni hukukunda dernek üyeliğinin sona ermesi başlıca üç ana biçimde gerçekleşmektedir. Bunlar; TMK m. 65 uyarınca üyeliğin objektif olgulara dayalı olarak "kendiliğinden" sona ermesi, TMK m. 66 uyarınca üyenin tek taraflı irade beyanıyla "çıkma" (istifa) yoluyla sona ermesi ve son olarak TMK m. 67 uyarınca derneğin yetkili organının haklı nedene veya tüzüğe dayalı kararı neticesinde "çıkarılma" (ihraç) yoluyla sona ermesidir.
2. Kavramlar
2.1 Kendiliğinden sona erme: Üyelik sıfatının, dernek organlarının (yönetim veya genel kurul) herhangi bir fesih veya ihraç kararı almasına gerek kalmaksızın, yasanın öngördüğü maddi şartların gerçekleşmesiyle ipso iure (hukuk gereği) ortadan kalkmasıdır. Bu sona erme türünde üyenin veya derneğin iradesinden ziyade, objektif olguların gerçekleşmesi önem taşır. Hukuk düzeni, dernek ile üye arasındaki bağın sürdürülmesindeki temel dayanağın çöktüğünü kabul ederek üyeliği doğrudan sonlandırır.
2.2 Kanunda aranılan nitelikler: TMK veya 5253 sayılı Dernekler Kanunu uyarınca dernek üyesi olabilmek için başta var olması gereken ve kaybedilmesi hâlinde üyeliği düşüren yasal asgari ehliyet ve statü şartlarıdır. Gerçek kişinin ölümü (TMK m. 28) veya akıl hastalığı gibi nedenlerle fiil ehliyetini kaybederek kısıtlanması (TMK m. 10 vd.) ile derneğe üye olan tüzel kişilerin tasfiye edilerek tüzel kişiliklerinin sicilden terkin edilmesi bu niteliklerin yasal kaybına tipik örneklerdir.
2.3 Tüzükte aranılan nitelikler: Derneklerin anayasası kabul edilen kuruluş belgelerinde (tüzük) kendi amaç ve faaliyet alanları doğrultusunda üyelerinden bekledikleri özel ve sübjektif katılım koşullarıdır. Belirli bir meslek grubuna (örneğin mühendis) mensup olma, belli bir yaş aralığında bulunma veya spesifik bir il sınırları içerisinde ikamet etme gibi şartlar tüzükle üyelik için zorunlu kılınabilmektedir.
2.4 Niteliklerin sonradan kaybı: Üyeliğe giriş anında hukuka ve tüzüğe uygun olarak var olan üyelik niteliklerinin, zaman içerisinde gerçekleşen fiilî veya hukuki değişimler neticesinde yitirilmesidir. Örneğin, girişte fiil ehliyetine sahip olan bir üyenin sonradan kısıtlanması veya belli bir ilde oturma şartı varken başka bir şehre temelli taşınması TMK m. 65 kapsamında değerlendirilir.
2.5 Üye kütüğünden çıkarılma: Kendiliğinden sona erme sebebinin gerçekleşmesiyle birlikte hukuken biten üyeliğin, derneğin resmi üye kayıt defterinden silinmesi işlemidir. Yönetim kurulunun bu defterden silme işlemi üyeliği sona erdiren kurucu (yenilik doğuran) bir karar niteliği taşımaz; yalnızca hâlihazırda kanun gereği kendiliğinden gerçekleşmiş olan sona erme durumunu dış dünyaya karşı tespit ve tevsik eden açıklayıcı (ihdari) bir işlemdir.
3. Sistematik İlişkiler
4. Yargıtay İçtihadı
"scraper'dan karar yok, ileride güncelle"
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Bir dernek üyesi geçirdiği ağır bir psikolojik rahatsızlık neticesinde fiil ehliyetini kaybetmiş ve TMK m. 405 uyarınca mahkemece vesayet altına alınarak kısıtlanmıştır. Hukuki Analiz: TMK m. 64 uyarınca dernek üyeliğinin temel yasal şartlarından biri tam fiil ehliyetine sahip olmak (ergin olmak, kısıtlı olmamak ve ayırt etme gücünü haiz olmak) kuralıdır. Somut olayda fiil ehliyetinin kısıtlanma kararı ile kaybedilmesi neticesinde, kanunda aranılan üyelik niteliği sonradan yitirilmiş olur. Bu durumda TMK m. 65 gereğince üyelik hiçbir disiplin soruşturmasına veya yönetim kurulu ihraç kararına lüzum kalmaksızın ipso iure (kendiliğinden) sona erer. Yönetim kurulunun yapacağı tek yasal işlem, mahkeme kısıtlama kararını gerekçe göstererek üyenin kaydını üye kütüğünden düşmekten ibarettir ve bu işlem tamamen tespit edicidir.
Olay 2: Sadece İstanbul ilinde ikamet eden kişilerin üye olabileceği tüzüğünde açıkça kurucu bir şart olarak belirtilen "İstanbul Gönüllüleri Derneği"nin mevcut bir üyesi, iş sebebiyle ikametgâhını kalıcı olarak Ankara'ya taşımıştır. Hukuki Analiz: Dernekler, kendi tüzüklerinde kanunun emredici hükümlerine aykırı olmamak kaydıyla özel üyelik şartları (ikametgâh, meslek vb.) ihdas etme özerkliğine sahiptirler. Somut olayda "İstanbul'da ikamet etmek" tüzükte aranan ve korunan objektif bir niteliktir. Üyenin resmi yerleşim yerini Ankara'ya taşımasıyla birlikte, tüzükte aranılan bu nitelik sonradan kaybedilmiş olmaktadır. TMK m. 65 hükmü gereğince, üyenin üyeliği dernek organlarınca bir çıkarılma (ihraç) prosedürü işletilmesine gerek kalmadan doğrudan ve kendiliğinden düşer.
6. Pratik Notlar
7. Eleştirel Değerlendirme
TMK m. 65'te düzenlenen "kendiliğinden" sona erme mekanizması teorik olarak pürüzsüz görünse de, Dural/Öğüz ve Akyol gibi yazarların sistematiği çerçevesinde değerlendirildiğinde pratikte dogmatik boşluklar yaratmaktadır. Yasa koyucu, niteliğin yitirilmesi anında üyeliğin otomatikman (ipso iure) düşeceğini öngörmesine rağmen, günlük dernek işleyişinde bu kaybın dernek yönetimince fark edilmesi, resmî belgelerle ispatlanması, kayıtlara geçirilmesi ve genel kurul hazirun listesinden usulünce düşülmesi gibi bir dizi insan müdahalesine ve idari işleme ihtiyaç duyulmaktadır. Sözde "kendiliğindenlik" kurgusu, bilhassa üyenin tüzükteki meslek veya ikametgâh şartlarını kaybettiğini dernekten gizlediği durumlarda fiilen işletilemez hâle gelmekte ve nihayetinde yine yönetim kurulunun ihbari mahiyette de olsa bir karar almasına (tespit kararı) mahkûm kalmaktadır.
Özsunay'ın tüzel kişiler hukuku analizleri bağlamında, tüzükte aranan niteliklerin sonradan kaybedilmesi müessesesi, özellikle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) m. 14'te yer alan ayrımcılık yasağı ekseninde sıkı bir yargısal denetime tabi tutulmalıdır. Derneklerin kendi tüzüklerine koydukları "aranılan nitelikler" (örneğin medeni hâl, belirli bir inanç ya da cinsel kimlik) başlangıçta "dernek özerkliği" kapsamında kabul edilse dahi, üyenin sonradan inancını, yaşam tarzını veya medeni hâlini değiştirmesi durumunda TMK m. 65'in dışlayıcı ve otomatik bir ihraç aracı olarak kullanılması insan hakları standartlarıyla sürtüşmektedir. Objektif yasal ehliyet şartları dışındaki sübjektif tüzük şartlarının salt değişimi nedeniyle üyeliğin anında düşürülmesi kuralı, sivil toplumun çoğulcu ve dinamik yapısını zedeleyen dogmatik bir kalkan hâline gelmemelidir.
Dijitalleşen modern dünyada dernek üyeliklerinin yapısında meydana gelen köklü değişiklikler, TMK m. 65'te öngörülen "aranılan nitelikler" kavramını baştan yorumlamayı zorunlu kılmaktadır. Geleneksel dernek kurgularında "aynı mahallede yaşama" veya "aynı işyerinde çalışma" gibi katı coğrafi ve fiziki nitelikler yaygınken, günümüzdeki uzaktan (remote) katılım ve çevrimiçi aktivizm eğilimleri bu kalıpları anlamsızlaştırmaktadır. Bir üyenin fiziki ikametgâhını değiştirmesinin veya tüzükte aranan şeklî bir coğrafi niteliği yitirmesinin, dijital ağlar üzerinden derneğe sunmaya devam ettiği vizyoner katkıyı engellemediği gözetildiğinde; TMK m. 65'in katı "kendiliğinden sona erme" kuralı, Merkeziyetsiz Otonom Organizasyonlar (DAO) ve siber sivil toplum örgütlenmeleri açısından acilen esnetilmeye ve teknolojik gerçekliğe uyarlanmaya muhtaç, 20. yüzyılın statik bir kalıntısı olarak değerlendirilebilir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 65. madde metnine dayanır.
Görüş: Tüzüklerle konulan üyelik niteliklerinin ayrımcılık testine tabi tutulması; dijital ve uzaktan çalışma çağında coğrafi niteliklerin uyumlulaştırılması; yönetim kurulu tespitinin yargı denetimine açık tutulması gerektiği görüşü benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.