RESMİ METİN

B. Üyelik I. Kazanılması 1. Kural


Madde 63 - Hiç ki mse, bir derneğe üye olmaya ve hiçbir dernek de üye kabul etmeye zorlanamaz.


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Sistematik

Türk Medeni Kanunu'nun Kişiler Hukuku kitabında "Tüzel Kişiler" başlıklı ikinci kısmın "Dernekler" bölümünde, "Üyelik" alt başlığı altında yer alan 63. madde, mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) 65. maddesinden kısmen esinlenerek hukukumuza kazandırılmıştır. Hükmün ratio legis'i (amacı) sivil toplumun temel taşı olan derneklerin oluşumunda "gönüllülük ilkesini" mutlak bir kural olarak tesis etmektir. Bu ilke, bir yanda bireyin hiçbir topluluğa zorla dâhil edilemeyeceğini güvence altına alarak kişinin özgür iradesini korurken, diğer yanda derneğin kendi belirlediği amaçlar doğrultusunda kiminle çalışacağını seçme özgürlüğünü (kurumsal özerkliği) teminat altına almaktadır.

Anayasal temeller bağlamında incelendiğinde, TMK m. 63 doğrudan Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 33. maddesinde düzenlenen "Dernek kurma hürriyeti"nin özel hukuktaki görünümüdür. Anayasa'nın 33. maddesi, herkesin önceden izin almaksızın dernek kurma, bunlara üye olma ya da üyelikten çıkma hürriyetine sahip olduğunu açıkça ifade ederken, "hiç kimsenin bir derneğe üye olmaya ve dernekte üye kalmaya zorlanamayacağını" emredici bir anayasal kural olarak benimsemiştir. Bu durum, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) 11. madde kapsamındaki içtihatlarıyla, özellikle Young, James and Webster v. UK kararında formüle edilen ve örgütlenme özgürlüğünün sadece "üye olma" hakkını değil, "üye olmama" (negatif boyut) hakkını da içerdiği yönündeki evrensel insan hakları standardı ile tam bir uyum içindedir.

2. Kavramlar

2.1 Üyeliğin negatif boyutu: Hiç kimsenin kendi serbest iradesi ve açık onayı olmaksızın bir derneğe üye olmaya zorlanamaması ilkesidir. Bireyin özerkliğini merkeze alan bu boyut, kişinin belirli bir ideolojik, sosyal veya mesleki toplulukla anılmama, o topluluğun sorumluluklarını ve aidat yükümlülüklerini üstlenmeme özgürlüğünü ifade eder. Üyeliğin negatif boyutu, bireyi gerek devletin gerekse diğer özel hukuk süjelerinin baskılarına karşı koruyan bir kalkan işlevi görür.

2.2 Üyeliğin pozitif boyutu (derneğin özerkliği): Hiçbir derneğin, kendi iç dinamikleri ve tüzük kuralları çerçevesinde uygun görmediği bir kişiyi üye olarak kabul etmeye zorlanamamasıdır. Bu ilke, derneklerin birer "kişi topluluğu" olarak kendi varlık nedenlerini ve amaçlarını gerçekleştirebilmeleri için uyumlu ve aynı vizyonu paylaşan üyelerle çalışma haklarını güvence altına alır. Dernek yönetim kurulu, yasal prosedürler çerçevesinde önüne gelen bir üyelik başvurusunu gerekçe göstermeksizin dahi (tüzükte aksi bir zorunluluk yoksa) reddetme takdir yetkisine sahiptir.

2.3 Zorunlu üyelik istisnaları: Anayasa ve kanunlarla kurulan, belirli bir mesleğin icrası veya faaliyetin yürütülmesi için üyeliği mecburi tutulan kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları (Barolar, TMMOB vb.) ve belirli spor federasyonları gibi yapılardır. Bu tür oluşumlar klasik anlamda birer özel hukuk derneği olmadıklarından, TMK m. 63'te düzenlenen katı gönüllülük ilkesinin ve Anayasa m. 33'teki negatif dernek özgürlüğünün istisnasını teşkil ederler.

2.4 Üyelikten ayrılma (exit): Gönüllülük ilkesinin zorunlu bir sonucu olarak, kişinin üye olduğu bir dernekten dilediği zaman, TMK m. 66 hükmü uyarınca yazılı bildirimde bulunmak kaydıyla ayrılabilme hakkıdır. Derneğe girişin serbest olması kadar, çıkışın da serbest olması negatif dernek özgürlüğünün devamlılığını sağlar; hiçbir tüzük kuralı üyeyi ilanihaye dernekte kalmaya icbar edemez.

2.5 Kabul ret nedenlerinin sınırı: Derneğin yeni üyeleri kabul etmeme konusundaki özerkliğinin, Anayasal eşitlik ilkesi ve TMK m. 68'de yer alan ayrımcılık yasağı (dil, ırk, renk, cinsiyet, din ve mezhep farkı gözetememe) ile sınırlandırılmış olması durumudur. Dernek, üye kabul etmeye hukuken zorlanamasa da, bir adayı salt ırkı veya cinsiyeti nedeniyle reddetmesi durumunda hakkın kötüye kullanılması ve ayrımcılık yasağının ihlali gündeme gelir.

3. Sistematik İlişkiler

  • AY m. 33 (Dernek kurma hürriyetinin hem pozitif hem de zorla üye yapılamama şeklindeki negatif boyutu).
  • AİHS m. 11 (Toplanma ve örgütlenme özgürlüğü ile bunun evrensel standartları).
  • TMK m. 64 (Fiil ehliyetine sahip kişilerin derneklere üye olma hakkı ve başvuru usulü).
  • TMK m. 65 ve 66 (Üyeliğin kendiliğinden sona ermesi ve hiç kimsenin dernekte üye kalmaya zorlanamamasına ilişkin çıkma hakkı).
  • TMK m. 67 (Dernek tüzüğüne göre veya haklı sebeple üyelikten çıkarılma usulü).
  • 5253 sayılı Dernekler Kanunu m. 3 (Dernek kurma hakkı ve üyelik şartları).
  • 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu (Sendikalara üyeliğin ve üyelikten çekilmenin serbestliğine ilişkin lex specialis niteliğindeki kurallar).

4. Yargıtay İçtihadı

scraper'dan karar yok, ileride güncelle

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: Bir holding sahibi, tüm çalışanlarına şirket bünyesinde yeni kurulan "Çalışanlar Dayanışma Derneği"ne üye olmaları yönünde şirket içi bir genelge yayımlamış ve üye olmayanların performans primlerinden mahrum bırakılacağını ilan etmiştir. Hukuki Analiz: İşverenin bu tutumu ve genelgesi, TMK m. 63 uyarınca "hiç kimse bir derneğe üye olmaya zorlanamaz" şeklindeki emredici hükmün açık bir ihlalidir. Bu eylem, aynı zamanda Anayasa m. 33'te güvence altına alınan dernek özgürlüğünün negatif boyutuna yapılmış haksız bir saldırıdır. İşçilerin sırf bu baskı nedeniyle yaptıkları üyelik kayıtları, irade sakatlığı (ikrah) kuralları ve kesin hükümsüzlük bağlamında geçersiz kabul edilebilir. Ayrıca mağdur çalışanlar, bu hukuka aykırı zorlama nedeniyle uğradıkları zararların tazminini, TMK m. 24 ve TBK hükümleri çerçevesinde kişilik haklarına saldırı kapsamında işverenden talep edebilirler.

Olay 2: İklim aktivistlerinin kurduğu bir doğa koruma derneğine, bölgede termik santral işleten bir şirketin yönetim kurulu başkanı üyelik başvurusunda bulunmuştur. Dernek yönetim kurulu, bu kişinin ticari faaliyetlerinin derneğin varoluş amacıyla temelden çeliştiği gerekçesiyle üyelik başvurusunu reddetmiştir. Başvurucu, ayrımcılığa uğradığını belirterek üyeliğe zorla kaydedilmesi için mahkemeye başvurmuştur. Hukuki Analiz: TMK m. 63'ün pozitif boyutu ve dernek özerkliği gereği, hiçbir dernek, tüzüğüne veya hedeflerine uygun bulmadığı bir kişiyi üye kabul etmeye zorlanamaz. Dernek yönetim kurulunun bu ret kararı, TMK m. 68'de yasaklanan dil, ırk, din veya cinsiyet gibi temellere dayanan hukuka aykırı bir ayrımcılık (discrimination) niteliği taşımaz. Derneğin, amacına ve vizyonuna aykırı gördüğü bir kişiyi bünyesine dâhil etmemesi onun kurumsal anayasal hakkıdır ve mahkeme yoluyla "zorunlu üyelik" kararı verilemez. Davacının üyeliğe zorlama talepli davasının, derneğin özerklik ilkesi gereğince reddedilmesi gerekir.

6. Pratik Notlar

  • Gönüllülük ilkesinin AİHM içtihadındaki yeri son derece güçlüdür; mahkeme Young, James and Webster v. UK ve Sigurjónsson v. İzlanda kararlarında, bireylerin iradeleri dışında belirli örgütlere katılmaya mecbur bırakılmasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 11. maddesinin özüne dokunduğunu açıkça hükme bağlamıştır.
  • Hukukumuzda avukatlar için Baro, mühendisler için TMMOB gibi kuruluşlara üyelik zorunluluğu, bu yapıların "dernek" değil Anayasa m. 135 uyarınca kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları olmasından kaynaklanır ve TMK m. 63'ün istisnasını teşkil eder.
  • Sendikalara üyelik de gönüllülük esasına dayanmakla birlikte, 6356 sayılı Sendikalar Kanunu bu alanda işçi ve işveren sendikalarının yapısına uygun olarak TMK'ya göre lex specialis (özel kanun) niteliğinde daha katı koruma mekanizmaları öngörmektedir.
  • Bireyin bilgisi ve rızası dışında bir siyasi partiye veya derneğe e-Devlet üzerinden veya sahte evrakla üye kaydedilmesi, sadece dernekler mevzuatına aykırılık değil, aynı zamanda TCK kapsamında belgede sahtecilik ve kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi suçunu oluşturur.
  • Derneğin üye kabul etmeme hakkı mutlak görünse de, kabul kriterlerinin cinsiyetçi veya ırkçı bir motivasyona dayanması hâlinde, kişi üyeliğe zorlanamasa bile bu ayrımcı muamele nedeniyle maddi/manevi tazminat talebinde bulunma hakkına sahiptir.
  • Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) uyarınca, dernek üyeliği bilgisi "özel nitelikli kişisel veri" (felsefi inanç, siyasi düşünce, dernek/vakıf üyeliği) kategorisinde olduğundan, kişinin açık rızası olmadan işlenmesi ve üçüncü kişilerle paylaşılması ağır idari yaptırımlara tabidir.

7. Eleştirel Değerlendirme

TMK m. 63'te formüle edilen ve hem bireyi hem de tüzel kişiyi koruyan gönüllülük ilkesi, Dural/Öğüz (Cilt II) ve Özsunay (Tüzel Kişiler) eserlerinde vurgulandığı üzere, modern dernek özgürlüğü standardının sivil hukuktaki en net pozitifleşmesidir. Hukukumuzda Mülga 743 sayılı Medeni Kanun döneminden beri varlığını sürdüren bu kural, bilhassa Anayasa'nın 33. maddesi ve AİHM'in Young, James and Webster v. UK içtihadı ile harmanlandığında, sivil toplumun devlet veya sermaye gücü tarafından "zorunlu kitle örgütlerine" dönüştürülmesini engelleyen en büyük anayasal güvence olmuştur. Bireyin rızası dışındaki her türlü aidiyet dayatması, sadece dernekler hukuku anlamında bir şekil eksikliği değil, doğrudan doğruya insan onuruna ve kişilik hakkına yönelik bir tecavüz olarak değerlendirilmektedir.

Öte yandan Akıntürk/Ateş Karaman ve Akyol'un sistematiği bağlamında meseleye yaklaşıldığında, Türkiye'deki zorunlu üyelik rejimine tabi "kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları" (Barolar, tabipler odası, ticaret odaları vb.) uygulamasının, TMK m. 63'ün dayandığı felsefeyi ne ölçüde aşındırdığı derin bir tartışma konusudur. Kıta Avrupası'nın birçok ülkesinde meslek icrası ile meslek örgütüne üyelik zorunluluğu birbirinden ayrıştırılarak negatif dernek özgürlüğü daha geniş yorumlanırken, Türk hukukunda Anayasa m. 135 kalkanı ardına sığınan zorunlu oda üyelikleri ve buradan doğan aidat yükümlülükleri, sivil örgütlenme bilincinin zedelenmesine yol açabilmektedir. Bireyin sırf mesleğini icra edebilmek için ideolojik veya yönetimsel olarak benimsemediği bir yapıya üye olmak zorunda kalması, "hiç kimse üye olmaya zorlanamaz" ilkesinin kamusal alandaki dramatik bir ihlali olarak eleştirilmektedir.

Son olarak, dijital çağın getirdiği yeni sosyolojik oluşumlar TMK m. 63'ün dogmatik sınırlarını zorlamaktadır. Bugün milyonlarca kişinin bir araya geldiği dijital topluluklar, sosyal medya platformlarındaki "kapalı gruplar" veya Merkeziyetsiz Otonom Organizasyonlar (DAO'lar) klasik anlamda tüzüğü ve mülki amir bildirimi olmayan, ancak fiilen bir "dernek" gibi faaliyet gösteren yapılardır. Bu algoritmik platformların, "hiçbir dernek üye kabul etmeye zorlanamaz" kuralının arkasına sığınarak profilleme ve yapay zeka aracılığıyla ayrımcı üye kabul politikaları (örneğin sadece belirli bir gelir grubunu veya siyasi görüşü dijital ağa dâhil eden algoritmik filtrelemeler) uygulaması, modern sivil hukukun çözüm bulması gereken bir problemdir. Dijital toplulukların üye kabulündeki bu şeffaf olmayan "ret" pratikleri, dernek özerkliği ile eşitlik ilkesi (ayrımcılık yasağı) arasındaki ince çizginin 21. yüzyıl dinamikleriyle yeniden yorumlanmasını mecburi kılmaktadır.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.

Kullanılan kaynaklar:

  • Doktrin: Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt I — Temel Kavramlar ve Medeni Kanunun Başlangıç Hükümleri; Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt II — Kişiler Hukuku; Şener Akyol, Medeni Hukuk — Şahsın Hukuku; Bilge Öztan, Şahsın Hukuku Hakiki Şahıslar; Turgut Akıntürk / Derya Ateş Karaman, Türk Medeni Hukuku — Aile Hukuku; Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku.
  • Yargı kararları: Türk Medeni Kanunu m. 63'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
  • Tarihsel arka plan: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun madde gerekçesi.
  • Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Medeni Kanunu (Schweizerisches Zivilgesetzbuch — ZGB) Art. 65.

Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 63. madde metnine dayanır.

Görüş: Meslek odaları gibi zorunlu üyeliklerin AİHM içtihadı ışığında orantılı meşru istisnalar olarak korunması; sosyal medya platformlarının algoritmik üye filtreleme uygulamalarının dernek özgürlüğü perspektifinden yeniden değerlendirilmesi yerinde olur.

Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.