Son Madde
RESMİ METİN

2. İnceleme


Madde 60 - Kuruluş bildirimi ve belge lerin doğruluğu ile dernek tüzüğü, en büyük mülkî amir tarafından altmış gün içinde dosya üzerinden incelenir. Kuruluş bildiriminde, tüzükte ve kurucuların hukuk î durumlarında kanuna aykırılık veya noksanlık tes pit edildiği takdirde bunların giderilmesi ve ya ta mamlanması derhâl kuruculardan istenir. Bu istemin tebliğinden başlayarak otuz gün içinde belirtilen noksanlık tamamlanmaz ve kanuna aykırılık giderilmezse; en büyük mülkî amir, yetkili asliye hukuk mahkemesinde derneğin feshi konusunda dava açması iç in du rumu Cumhuriyet savcılığına bildirir. Cumhuriyet savcısı mahkemeden derneğin faaliyetinin durdurulmasına karar verilmesini de isteyebilir. Kuruluş bildirim inde, tüzükte ve belgelerde kanuna aykırılık veya noksanlık bulunmaz ya da bu aykırılık veya no ksanl ık belirli sürede giderilmiş bulunursa; keyfiyet derhâl derneğe yazıyla bildirilir ve dernek, dernekler kütüğüne kaydedilir.


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Sistematik

Türk Medeni Kanunu'nun Kişiler Hukuku kitabında, "Tüzel Kişiler" başlıklı ikinci kısmın "Dernekler" bölümünde yer alan 60. madde, derneklerin kuruluş aşamasındaki idari denetim mekanizmasını düzenlemektedir. İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) 60. maddesinin ilgili fıkraları ile 61. maddesinden esinlenerek hukukumuza kazandırılan bu hükmün ratio legis'i (amacı) Anayasa ile teminat altına alınan "önceden izin almaksızın dernek kurma" hürriyetinin usuli güvencesini oluşturmaktır. Tüzel kişiliğin bildirimle kazanılmasının ardından, idareye verilen sonradan (post-kuruluş) şekli denetim yetkisi sayesinde kamu düzeni korunurken, kuruculara tanınan yasal sürelerle eksiklikleri giderme imkânı verilerek örgütlenme özgürlüğü idari keyfiliğe karşı güvence altına alınmaktadır.

Tarihsel arka plan incelendiğinde, Türk dernek hukukunun uzun yıllar süren katı idari vesayet ve önceden izin (ruhsat) sisteminden evrilerek çağdaş bir yapıya kavuştuğu görülmektedir. 1909 tarihli Cemiyetler Kanunu (İttihat-i Anasır) ile başlayan serbesti arayışları, Cumhuriyetin farklı dönemlerinde güvenlik endişeleriyle yerini sıkı idari kontrollere bırakmış; 2003 yılında gerçekleştirilen köklü reformlarla birlikte idarenin dernekler üzerindeki vesayeti zayıflatılmıştır. Günümüzde TMK m. 60'ın ihdas ettiği sistem, derneğin kurulması için idari makamların onayını beklemeyi ortadan kaldırmış, sadece "sonradan şekli inceleme" ve "eksikliklerin tamamlanması" prensibini getirerek modern bir bildirim rejimini tesis etmiştir.

2. Kavramlar

2.1 Mülki amir incelemesi: Dernek kuruluş bildirimi, tüzüğü ve ekli belgelerinin yetkili mülki amir (vali veya kaymakamlık bünyesindeki sivil toplumla ilişkiler müdürlükleri) tarafından altmış gün içinde, sadece dosya üzerinden gerçekleştirilen idari denetimidir. Bu denetim, derneğin amacının yerindeliğini veya toplumsal faydasını sorgulayan esasa ilişkin bir izin mekanizması değil, evrakın ve tüzüğün yasalara salt şeklî uygunluğunun kontrol edilmesinden ibarettir. İdare, kanunun aradığı asgari koşulların sağlanıp sağlanmadığına bakar ve bu süreç tüzel kişiliğin doğumunu askıya almaz.

2.2 Noksanlık ve kanuna aykırılık: İnceleme sırasında, dernek tüzüğünün kanunun emredici hükümlerine aykırı olması, asgari kurucu sayısının yedi kişiden az olması veya kurucuların fiil ehliyetine sahip olmaması gibi hukuki sakatlıkların idarece tespit edilmesidir. Örneğin, tüzükte kanunun açıkça yasakladığı bir ibarenin bulunması veya zorunlu organların eksik gösterilmesi bir noksanlık sayılır. Bu durumların tespiti, derneğin derhal feshedileceği anlamına gelmez; kanun koyucu bu eksikliklerin düzeltilebilir nitelikte olduğunu varsayar.

2.3 30 günlük tamamlama süresi: Mülki idare amirinin, tespit ettiği noksanlık ve aykırılıkları kuruculara tebliğ etmesinden itibaren işlemeye başlayan, eksikliklerin giderilmesi veya kanuna aykırılığın düzeltilmesi için tanınan emredici yasal süredir. Bu süre hak düşürücü niteliktedir ve kuruculara idari yaptırımdan önce tanınan bir "düzeltme (cure) imkânı" sağlayarak dernek tüzel kişiliğini ayakta tutmayı hedefler.

2.4 Asliye Hukuk Mahkemesinde fesih davası: Kurucuların 30 günlük yasal süre içerisinde bildirilen eksiklikleri gidermemesi hâlinde, mülki idare amirinin durumu bildirmesi üzerine Cumhuriyet savcısı tarafından açılan yargısal sona erdirme davasıdır. İdarenin doğrudan derneği kapatma yetkisi bulunmadığından, tüzel kişiliğin sonlandırılması mutlaka yetkili asliye hukuk mahkemesinin vereceği bir fesih kararı ile (davaname üzerine) gerçekleştirilir.

2.5 Dernekler kütüğüne kayıt: Mülki amir tarafından yapılan inceleme sonucunda kanuna aykırılık bulunmadığının tespit edilmesi veya mevcut eksikliklerin 30 günlük sürede usulüne uygun şekilde giderilmesi üzerine, derneğin resmi devlet siciline (kütüğe) işlenmesidir. Türk dernekler hukukunda bu kayıt işlemi tüzel kişiliği "kuran" (ihdasi) bir nitelik taşımaz; tüzel kişilik bildirimin verildiği an doğmuş olduğundan, kütüğe kayıt sadece "açıklayıcı" (ihdari) ve idari takip amaçlı bir işlemdir.

2.6 Faaliyetin durdurulması: Cumhuriyet savcısının fesih davası açarken mahkemeden talep edebileceği, derneğin işlemlerini ve etkinliklerini dava sonuna kadar geçici olarak askıya alan ihtiyati tedbir niteliğindeki yargısal karardır. Bu karar, kanuna aykırılığı tespit edilen derneğin fesih yargılaması süresince hukuk düzenine daha fazla zarar vermesini önlemek amacıyla, durumun aciliyetine ve ağırlığına göre hâkim tarafından takdir edilir.

3. Sistematik İlişkiler

TMK m. 60 hükmü, Türk Medeni Kanunu'nun tüzel kişilere ilişkin diğer genel ve özel hükümleriyle sıkı bir sistematik bağ içindedir. Hüküm, TMK m. 56'daki derneğin tanımı, m. 57'deki önceden izin almaksızın kurulma serbestisi ve m. 59'daki tüzel kişiliğin bildirimin verildiği anda kazanılması kuralının doğrudan usuli tamamlayıcısıdır. Dernek, m. 59 uyarınca doğar; m. 60 uyarınca ise bu doğumun hukuka uygunluğu denetlenir ve aksi hâlde m. 87 ve devamındaki fesih ile sona erme kurumlarına zemin hazırlanır.

Öte yandan TMK m. 60, özel kanun niteliğindeki 5253 sayılı Dernekler Kanunu'nun (DK) kuruluş sürecini düzenleyen hükümleriyle birlikte uygulanır. DK m. 8, mülki amirin inceleme usulünü detaylandırırken, DK m. 30 ve 31'de yer alan dernek faaliyetlerine yönelik yasaklayıcı hükümler, TMK m. 60 kapsamında savcılığın açacağı fesih davalarının maddi dayanağını oluşturabilir. Fesih davaları idari bir işlem niteliği taşımadığından, bu uyuşmazlıklarda adli yargı kuralları devreye girer.

Yargılama hukuku bağlamında, TMK m. 60 kapsamında Cumhuriyet savcısının "faaliyetin durdurulmasını" talep etmesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 389'da düzenlenen ihtiyati tedbir kurumunun dernekler hukukuna uyarlanmış özel bir görünümüdür. İdare hukuku ve ceza hukuku ekseninde ise, mülki amirin 60 günlük inceleme süresini keyfi olarak uzatması veya derneği haksız yere faaliyeti engellemeye çalışması, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 257 (görevi kötüye kullanma) kapsamında memurun sorumluluğunu tetikleyebilecek bir idari kusur teşkil eder.

4. Yargıtay İçtihadı

"scraper'dan karar yok, ileride güncelle"

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: Bir grup gönüllü, kuruluş bildirimini ve tüzüğü valiliğe teslim etmiş ve dernek tüzel kişilik kazanmıştır. Valilik, evrak yoğunluğu nedeniyle TMK m. 60'ta öngörülen 60 günlük inceleme süresini geçirmiş, 90. günde tüzükte asgari üye sayısı ile ilgili kanuna açık aykırılıklar tespit etmiştir. İdare, 60 günlük sürenin geçtiğini fark etmesine rağmen kuruculara eksikliklerin giderilmesi için 30 günlük tebligatı göndermiş; kurucular sürenin geçmiş olduğu gerekçesiyle bu ihtarı dikkate almamıştır. Hukuki Analiz: TMK m. 60'ta idare için öngörülen "altmış gün içinde incelenir" kuralı, idarenin işlemlerini hızlandırmaya yönelik düzenleyici bir süredir ve bu sürenin geçmesiyle idarenin denetim yetkisi düşmez veya kanuna aykırı tüzük hukuka uygun hâle gelmez. İdarenin 90. günde gönderdiği eksiklik bildirimine karşı kurucuların TMK m. 60/2 uyarınca kendilerine tanınan 30 günlük yasal sürede noksanlıkları tamamlaması zorunludur. Sürenin dikkate alınmaması ve aykırılığın giderilmemesi durumunda, yetkili asliye hukuk mahkemesinde Cumhuriyet savcısı tarafından fesih davası açılması tamamen hukuka uygundur. İdarenin geç inceleme yapması sadece ilgili memurlar açısından bir disiplin sorunu yaratabilir, ancak tüzel kişiliğin kanuna aykırı faaliyet göstermesine meşruiyet kazandırmaz.

Olay 2: İnsan hakları temalı bir derneğin tüzüğünde, kamu makamlarınca "hukuka aykırı ve bölücü amaç" olarak nitelendirilen bazı faaliyet maddeleri tespit edilmiş ve mülki amirlikçe kuruculara bu ibarelerin tüzükten çıkarılması tebliğ edilmiştir. 30 günlük sürede kurucular bu değişikliği reddetmiş; bunun üzerine mülki amirin bildirimiyle Cumhuriyet savcısı, asliye hukuk mahkemesinde davaname düzenleyerek fesih davası açmış ve davanın başında faaliyetin derhâl durdurulmasını talep etmiştir. Hukuki Analiz: TMK m. 60/2 mekanizması, mülki amire derneği doğrudan feshetme yetkisi vermediğinden, sürecin mutlaka asliye hukuk mahkemesine (Cumhuriyet savcısı aracılığıyla) intikal ettirilmesi gerekmektedir. Savcının faaliyetin durdurulmasını istemesi, derneğin nihai fesih kararı kesinleşene kadar geçecek yargılama sürecinde yasadışı eylemlerine devam etmesini önlemek amacıyla kanunun özel olarak düzenlediği bir ihtiyati tedbirdir. Hâkim, bu talebi dosya üzerinden veya duruşmalı olarak inceleyip, derneğin faaliyetlerinin kamu düzeni için oluşturduğu tehlikenin ağırlığına göre orantılılık ilkesi çerçevesinde bir "faaliyetten geçici alıkoyma" kararı verebilir.

6. Pratik Notlar

  • TMK m. 60 uyarınca mülki amirin yapacağı inceleme esasa girmeyen, salt şeklî bir uygunluk denetimidir; dernek tüzüğünün yerindeliği veya kuruluşa "ihtiyaç" olup olmadığı tartışılamaz.
  • Süreç matematiksel bir silsileye tabidir: idare için 60 günlük inceleme süresi, kurucular için eksiklik gidermede 30 günlük tamamlama süresi bulunur.
  • Mülki idarenin eksiklik ihtarında bulunması bir idari işlemdir; ancak derneğin nihai olarak kapatılması kararı münhasıran yargısal bir karar olup, yetkili Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilir.
  • Kurucular 30 gün içinde eksikliği tamamlar veya aykırılığı giderirse, tüzel kişiliğin doğumu geçmişe etkili olarak değil, zaten bildirim anında kazanılmış olan statünün tescili ve "dernekler kütüğüne kaydedilmesi" şeklinde ihdari olarak sonuçlandırılır.
  • Cumhuriyet savcısının fesih davası sırasındaki faaliyet durdurma talebi, idari bir men kararı olmayıp, hâkim kararıyla uygulanan medeni usul hukukuna özgü bir tedbir kararıdır.
  • Cumhuriyet savcısının bu davayı açarken hazırladığı belge, ceza yargılamasındaki "iddianame" değil, hukuk yargılamasındaki "davaname" olarak adlandırılır ve bu süreçte DK m. 8 ile TMK m. 60 birbirini tamamlayıcı nitelikte birlikte uygulanır.

7. Eleştirel Değerlendirme

TMK m. 60'ın kaleme alınış biçimi ve 2003 reformlarıyla geçirilen değişim, Dural/Öğüz ile Özsunay'ın eserlerinde de vurgulandığı üzere, Türkiye'nin Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde sivil topluma tanıdığı demokratik alanın genişletilmesi adına tarihi bir kazanımdır. Önceden uygulanan ve idareye geniş takdir yetkisi sunan "izin (ruhsat)" sisteminin terk edilerek yerine "bildirim ve sonradan şeklî denetim" rejiminin inşa edilmesi, örgütlenme hürriyetinin anayasal güvencesini (AY m. 33) özel hukuk pratiğine başarıyla yansıtmıştır. Kanun koyucunun, eksikliklerin tespiti hâlinde derneğin doğrudan kapatılmasını değil, 30 günlük düzeltme (tamamlama) imkânı sunmasını öngörmesi, sivil inisiyatiflerin bürokratik hatalar yüzünden yok edilmesini engelleyen pozitif bir hukuki bariyerdir.

Ne var ki, Akyol'un sistematiği ve insan hakları hukuku perspektifinden konuya yaklaşıldığında, uygulamanın her zaman kanunun lafzı kadar özgürlükçü işlemediği görülmektedir. Uygulamada mülki amirliklerin, TMK m. 60 kapsamındaki tüzük inceleme yetkisini adeta bir "esasa ilişkin onay" veya "gizli izin" mekanizması gibi kullandıkları, hassas konularda (örneğin LGBT hakları veya azınlık kültürleriyle ilgili dernekleşmelerde) kelime bazlı "kanuna aykırılık" gerekçeleri üreterek dernekleri sürekli tüzük değiştirmeye veya fesih baskısına maruz bıraktıkları eleştirilmektedir. Nitekim AİHM'in Türkiye aleyhine verdiği bazı dernek davalarında, şekli inceleme sürecinin idari oyalama taktiğiyle birleştiğinde örgütlenme özgürlüğüne yönelik "orantısız bir müdahaleye" dönüştüğü tespitleri yer almaktadır.

De lege ferenda (olması gereken hukuk) bakımından, derneklerin kuruluşundaki bu idari denetim mekanizmasının tümüyle yürütmenin vesayetinden çıkarılarak, tıpkı ticaret şirketleri veya vakıflarda olduğu gibi bağımsız yargı organları eliyle yürütülen bir "Dernekler Sicil Memurluğu" modeline geçirilmesi gerektiği doktrinde tartışılmaktadır. AB çapında geliştirilen "European Association" tüzüğü tartışmaları paralelinde, Türkiye'de de TMK m. 60'ın mevcut "mülki amir" (yürütme) odaklı denetiminin, dijital çağın hızına uyumlu e-Devlet altyapılarıyla desteklenen şeffaf ve yargısal bir tescil-denetim sistemine dönüştürülmesi, modern sivil toplumun bürokratik vesayetten tam anlamıyla kurtulması için atılması gereken bir sonraki dogmatik adım olmalıdır.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.

Kullanılan kaynaklar:

  • Doktrin: Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt I — Temel Kavramlar ve Medeni Kanunun Başlangıç Hükümleri; Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt II — Kişiler Hukuku; Şener Akyol, Medeni Hukuk — Şahsın Hukuku; Bilge Öztan, Şahsın Hukuku Hakiki Şahıslar; Turgut Akıntürk / Derya Ateş Karaman, Türk Medeni Hukuku — Aile Hukuku; Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku.
  • Yargı kararları: Türk Medeni Kanunu m. 60'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
  • Tarihsel arka plan: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun madde gerekçesi.
  • Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Medeni Kanunu (Schweizerisches Zivilgesetzbuch — ZGB) Art. 60-61.

Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 60. madde metnine dayanır.

Görüş: Mülki amir incelemesinin şekli denetim niteliğinin AB uyum sürecinde korunmasına rağmen, pratikte esas incelemeye dönüştüğü durumlarda yargısal denetimin etkin işletilmesi şarttır; AİHM Türk dernek davaları içtihadı bu konuda önemli bir kılavuzdur.

Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.