RESMİ METİN

II. Dern ek kurma hakkı


Madde 57 - Herkes, önceden izin almaksızın dernek kurma hakkına sahiptir. Dernek kuru cularının fiil ehliyetine sahip olması gerekir. 4 3 0/7/2003 tarihli ve 4963 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle b u f ıkrada geçen “en az yedi gerçek kişi nin” ibaresi, “gerçek ve ya tüzel en az yedi kişinin” olarak d eğiştirilmiştir.


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Sistematik

Türk Medeni Kanunu'nun Kişiler Hukuku kitabında "Tüzel Kişiler" başlıklı ikinci kısmın "Dernekler" bölümünde yer alan 57. madde, mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) 60. maddesinin birinci fıkrasından alınmıştır. Hükmün ratio legis'i (amacı) Anayasa ile teminat altına alınan dernek kurma hürriyetinin temel bir hak olarak özel hukuk alanında da teyit edilmesi, örgütlenme özgürlüğünün önündeki idari vesayetin (izin sisteminin) kaldırılarak "serbest kuruluş (bildirim) sisteminin" mutlak kural olarak benimsenmesidir.

2. Kavramlar

2.1 Dernek kurma hakkı: Kişilerin ortak, sürekli ve kazanç paylaşma amacı gütmeyen bir hedef etrafında bir araya gelerek tüzel kişilik oluşturma serbestisidir. Bu hakkın negatif boyutu kimsenin dernek kurmaya veya üye olmaya zorlanamaması, pozitif boyutu ise devletin haksız müdahalesi olmadan dernek kurulabilmesidir. 2.2 Önceden izin almama ilkesi (Serbest kuruluş sistemi): Tüzel kişiliğin kazanılması hususunda iradenin ortaya konulmasıyla birlikte idarenin hiçbir müdahalesi ve ön incelemesi (izin) gerekmeksizin derneğin kurulabilmesidir. Hukukumuzda dernekler, kuruluş bildirimini ve tüzüğü mülki amire verdikleri anda tüzel kişilik kazanırlar. 2.3 Kurucuların fiil ehliyeti şartı: Dernek kurucularının hukuki işlem yapabilme yeteneğini tam olarak haiz olması zorunluluğudur. TMK m. 10 vd. uyarınca kurucuların ergin olması, ayırt etme gücüne sahip bulunması ve kısıtlı olmaması gerekir. 2.4 "Herkes" lafzı: Anayasal güvence doğrultusunda dernek kurma hakkının sadece Türk vatandaşlarına değil, kanuni şartları taşıyan yabancılara ve aynı zamanda "tüzel kişilere" de tanındığını ifade eder. 2.5 Bildirim/kuruluş süreci: Önceden izin alınmasa da devletin kamu düzenini korumak amacıyla kurduğu mekanizma gereği tüzük ve kuruluş evraklarının sonradan idarece (60 gün içinde) incelenmesini kapsayan süreçtir.

3. Sistematik İlişkiler

  • AY m. 33 (Önceden izin almaksızın dernek kurma hürriyeti ve sınırları).
  • AİHS m. 11 (Toplantı ve dernek kurma özgürlüğünün evrensel güvencesi).
  • TMK m. 56 (Derneğin tanımı, unsurları ve hukuka/ahlaka aykırı amaç yasağı).
  • TMK m. 59 (Tüzel kişiliğin bildirimle kazanılması anı).
  • TMK m. 10-16 (Fiil ehliyetinin şartları).
  • 5253 sayılı Dernekler Kanunu m. 3 (Dernek kurma hakkı ve çocuk dernekleri istisnası).

4. Yargıtay İçtihadı

"scraper'dan karar yok, ileride güncelle"

5. Pratik Örnek Olaylar

  • Olay 1: Bir grup vatandaş, bir çevre derneği kurmak üzere hazırladıkları tüzük ve kuruluş bildirimini bulundukları ilin valiliğine (İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğü'ne) sunmuştur. Valilik, "ilimizde yeterince çevre derneği var, yenisine izin vermiyoruz" diyerek evrakı reddedemez. TMK m. 57 ve AY m. 33 uyarınca "önceden izin almaksızın" kuralı geçerli olup, idarenin takdir yetkisi yoktur; belgeler mülki amirliğe teslim edildiği an dernek tüzel kişilik kazanır.
  • Olay 2: Lise öğrencisi olan 16 yaşındaki bir genç, arkadaşlarıyla genel bir kültür derneği kurmak istemektedir. TMK m. 57/2 gereğince kurucuların fiil ehliyetine (dolayısıyla erginliğe) sahip olması şarttır. Ergin olmayan bu kişinin kural olarak dernek kurması mümkün değildir. Ancak, 5253 sayılı Dernekler Kanunu m. 3'ün sağladığı özel istisna devreye sokularak; 15 yaşını bitirmiş ve ayırt etme gücüne sahip olduğu için, yasal temsilcisinin (velisinin) yazılı izni alınmak suretiyle sadece "çocuk dernekleri" statüsünde bir derneğin kurucusu olabilir.

6. Pratik Notlar

  • Kuruluş bildirim sistemi: Dernek, belgelerin mülki amirliğe tevdi ile kurulur. İdarenin sonradan yapacağı inceleme (TMK m. 60) kuruluşun geçerlilik şartı değil, sadece kanuna aykırılıkların sonradan tespitine yönelik bir denetimdir. Eksiklik halinde idare derneği kendisi kapatamaz, yetkili asliye hukuk mahkemesinde dava açılması için Cumhuriyet savcılığına bildirimde bulunur.
  • Yabancıların durumu: Yabancı gerçek kişilerin Türkiye'de dernek kurabilmesi veya kurulan bir derneğe asıl üye olabilmesi için Türkiye'de "yerleşme hakkına sahip olmaları" zorunludur (TMK m. 93).
  • Tüzel kişilerin kurucu olabilmesi: 2003 yılında 4963 sayılı Kanun'la yapılan değişiklik neticesinde, şirketler veya diğer dernekler/vakıflar gibi tüzel kişilerin de bir derneğin kurucusu olmasının önü açılmıştır.
  • Derneklerin kapatılması: Kurulması izne tabi olmayan dernekler, organlarının iradesi dışında idari bir işlemle feshedilemez, ancak mahkeme kararı ile kapatılabilirler.

7. Eleştirel Değerlendirme

TMK m. 57'nin benimsediği "serbest kuruluş sistemi", Dural/Öğüz ve Özsunay (Tüzel Kişiler) tarafından demokratik toplum düzeninin ve sivil örgütlenmenin en büyük güvencesi olarak değerlendirilmektedir. 2004 yılında yürürlüğe giren 5253 sayılı Dernekler Kanunu ve TMK değişiklikleriyle, devletin dernekler üzerindeki Anayasa m. 33 eksenli katı "ön denetim" ve idari vesayet yetkisi büyük ölçüde sınırlandırılarak AİHS m. 11 normlarıyla uyumlu bir yapıya kavuşulmuştur. Bununla birlikte, Akyol'un hakkın kullanılması ve AİHM içtihatları çerçevesinde değerlendirildiğinde; derneğin kuruluşunun izne tabi olmaması kuralına rağmen, idareye tanınan tüzük inceleme sürecindeki eksiklik bildirimlerinin (TMK m. 60) bazen fiili bir "gizli izin" veya "bürokratik oyalama" mekanizmasına dönüştüğü görülmektedir. Ayrıca, TMK m. 57/2'de aranan katı "fiil ehliyeti" şartı, BM Çocuk Hakları Sözleşmesi m. 15'te öngörülen çocukların toplanma ve örgütlenme özgürlüğü karşısında eleştirilmektedir. Her ne kadar Dernekler Kanunu çocuk derneklerine cevaz verse de, yasal temsilcinin izninin aranması ve katı bürokratik şartlar, küçüklerin anayasal dernek kurma hakkını (AY m. 33) fiiliyatta kullanılmaz hale getirmekte ve çağdaş "çocuk özerkliği" kavramıyla çelişmektedir. Uluslararası hukukta öngörülen temel haklar ile iç hukuktaki ehliyet rejiminin daha rasyonel ve teşvik edici bir dengeye oturtulması gerekliliği doktrinde vurgulanmaktadır.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.

Kullanılan kaynaklar:

  • Doktrin: Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt I — Temel Kavramlar ve Medeni Kanunun Başlangıç Hükümleri; Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt II — Kişiler Hukuku; Şener Akyol, Medeni Hukuk — Şahsın Hukuku; Bilge Öztan, Şahsın Hukuku Hakiki Şahıslar; Turgut Akıntürk / Derya Ateş Karaman, Türk Medeni Hukuku — Aile Hukuku; Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku.
  • Yargı kararları: Türk Medeni Kanunu m. 57'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
  • Tarihsel arka plan: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun madde gerekçesi.
  • Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Medeni Kanunu (Schweizerisches Zivilgesetzbuch — ZGB) Art. 60/1.

Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 57. madde metnine dayanır.

Görüş: 2003 reformuyla genişletilen dernek özgürlüğünün AB uyum çerçevesinde sürdürülmesi; AYM ve AİHM içtihatlarının uyumlaştırılması ile fiili izin sistemine dönüş eğilimlerine karşı bildirim sisteminin korunması zorunludur.

Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.